1
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
299
Okunma
Kaliteli Yalnızlık Üzerine
Yalnızlık çoğu zaman kötülenir; sanki insanın kendine kalması bir eksiklik, bir boşluk, bir cezaymış gibi…
Oysa sessizliğin içinde saklı, gözden kaçan bir armağan vardır: kaliteli yalnızlık. Bu, bir köşeye itilmişlik değil; kendi içinin genişliğinde, kendi sesini duymanın inceliğidir.
Kalabalıkların gürültüsünde insan kolayca kendinden uzaklaşır. Yüzler, sözler, telaşlar arasında bir sis yükselir; kendi sorularımızı bile duyamaz hale geliriz. Oysa yalnızlık, bu sisin dağılmasıdır. İnsan tek başına kaldığında, içinden yükselen soruları işitir: Ben kimim? Ne istiyorum? Nereye gidiyorum? İşte o anlarda kendini sorgulamaya başlar.
Kaliteli yalnızlık, kendini dinleme cesaretidir. Kendi sesine kulak verdiğinde, içinde biriken suskunlukları fark edersin. Bastırdığın duygular, ertelediğin düşünceler, görmezden geldiğin arzular yavaş yavaş görünür hale gelir. Yalnızlık bir ayna olur; o aynada eksiklerini de görürsün, güzelliklerini de.
Bu yüzden yalnızlık kötü değildir. Aksine, insanı kendisine yaklaştırır. Kendi gölgelerini tanıyan, kendi ışığını da daha iyi anlar. Çünkü yalnızlığın içinden geçen kişi, başkalarıyla daha sahici bağlar kurar; artık bir eksiklikten değil, bir bütünlükten paylaşır kendini.
Kaliteli yalnızlık, kendini anlamanın kıymetli duraklarından biridir. Gürültünün değil, sessizliğin içinden büyüyen bir bilgelik vardır. Ve insan, o sessiz anlarda şunu öğrenir: Yalnızlık bir yokluk değil, derin bir varoluş biçimidir.
VSD
5.0
100% (1)