3
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
945
Okunma

Kümesköy’de her sabah güneş doğar doğmaz, tavuklar folluktan birer birer çıkardı. Gıdaklamalar arasında yumurtalar toplanır, kümeste iş bölümü başlardı.
Lale adındaki tavuk da sıradan günlerden birinde folluktan gülümseyerek çıktı. Taze yumurtasını güzelce samanın üstüne bıraktı ve Şapkalı Horoz’a teslim etti.
Şapkalı Horoz, kümeste yumurtaları pazara götüren güvenilir ve zarif bir horozdu. Şapka giyerdi ama herkes saygı duyardı. Şapkası sadece bir kumaş parçası değil, onur nişanıydı.
Her günkü gibi Lale’nin yumurtası da sepete kondu, Horoz pazara yollandı.
Lale o gün içinden geçirdi:
“Acaba pazarda neler oluyor? Yumurtam satılınca nereye gidiyor? Parasıyla ne alınıyor?”
Ertesi sabah Şapkalı Horoz hastalanınca, Lale gönüllü oldu:
“Bugün yumurtamı ben pazara götüreyim.”
Sepeti kaptı, sarı yumurtasını içine koydu ve ilk defa kümesten dışarı çıktı.
Pazar gürültülüydü. Serçeler limon satıyor, kazlar bağırıyordu:
“1 yumurtaya 3 kereviz! Kış gelmeden alın!”
Lale, sepeti usulca tezgâha koydu. Bir müşteri yaklaştı:
Bu yumurta… çok parlak. Sen neyle besleniyorsun?
“Ben…” dedi Lale utanarak, “yulafla.”
Yumurta üç mısır parası etti!
Lale şoktaydı. “Demek bir yumurtam bu kadar ediyorsa…”
İlk defa pazardan kendine tokalı bir tarak aldı.
Ertesi gün yine yumurtladı. Yumurtasını bu kez pazara götürmek için kendisi gönüllü oldu.
Satınca bu kez tırnak uzatma cilası aldı.
Üçüncü gün: Tüy maşası.
Dördüncü gün: Kümes parfümü.
Haftaya kalmadan Lale artık “Sosyete Tavuk” olmuştu.
Tüyleri kabartılmış, gagası parlatılmış, konuşurken göz deviriyordu:
“Yumurtam sadece sarı değil, inci ışıltısındadır!”
Diğer tavuklar onun yaldızlı folluk minderlerini, ışıltılı su kabını görünce kıskanıyor ama aynı zamanda uzak duruyordu.
Sosyete Tavuk sofrada çatal bıçakla bir lokma alır, uzun tırnağını gagasına götürüp nazla silerdi.
“Hmm… doyumsuz…”
Diğer tavuklar utanıp sofradan kalkardı.
Bir gün TavukBank’tan bir görevli geldi:
“Alışveriş kartımızla bugün harcayın, yarın yumurtlayın!”
Sosyete Tavuk hiç düşünmeden aldı.
O gün üç yumurta değerinde tüy tokası, ertesi gün beş yumurta değerinde tül kanat aldı.
Ama her gün sadece bir yumurta yumurtlayabiliyordu.
Borçlar kabardıkça kabardı.
Bir sabah kümese iki baykuş ve bir kartal geldi.
Kümesin etrafı sarıldı.
Baykuş bağırdı:
“TavukBank adına geldik! Borç 27 yumurta! Faiziyle 39!”
Tavuklar panik içinde sağa sola kaçıştı.
Sepetler toplandı, süslemeler söküldü.
Son olarak biri bağırdı:
“Şapkalı Horoz’un şapkası da listede!”
“Satılacak mallar arasında!”
Kümes sessizleşti.
Şapkalı Horoz şapkasını tutarak öne çıktı:
“Ama bu… bu sadece kumaş değil. Bu, benim onurum!”
Baykuş gülümsedi:
“Yarın sabah açık artırmayla satılacak!”
Ertesi gün pazaryerinde kalabalık toplandı.
Şapkalı Horoz’un püsküllü, zarif şapkası ipe asılmıştı.
“Başlangıç: 3 yumurta!”
“5 yumurta!”
“7 yumurta ve bir civciv battaniyesi!” diye bağırıldı.
Tam o anda komşu kümesten zarif bir tavuk öne çıktı:
“10 yumurta! Onu almak istiyorum!”
Kalabalık homurdandı.
Bu gizemli tavuk kimdi? Horozun eski bir sevdiği mi?
O sırada bir kenarda civcivler annelerine sokulmuş izliyordu.
Biri fısıldadı:
“Anne, Şapka nedir?”
“Bir horozun kalbini sakladığı kumaştır.” dedi annesi.
Tam ihalenin çekiç sesi inecekken, Sosyete Tavuk kalabalığı yararak sahneye çıktı.
Makyajsızdı.
Yumurtasını elinde tutuyordu.
“Bunu ben yaptım. Her şey benim açgözlülüğümle başladı. Yumurtamın kıymetini bilmeyi unuttum, soframızı boşalttım, borca battım… Şimdi de bir horozun onuru satılıyor.”
İkinci yumurtasını da çıkardı:
“Bu da yarınki emeğim. Lütfen… bu yeterli olsun.”
Şapkalı Horoz sessizce baktı.
Gözlüklerini çıkardı. (Gerçekten yoktu ama dramatikti.)
“Lale… sen geri dönmüşsün.”
Kümes icradan kurtuldu.
Süs eşyaları değil, gerçek yem geldi.
Sosyete Tavuk yeniden Lale oldu. Ama bu kez daha bilgeydi.
Artık yumurtasını satarken yanında hep bir civciv götürüyordu.
“Bir yumurtayı üçe böl:
Biri sofraya, biri yarına, biri de ihtiyacı olana.”
5.0
100% (14)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.