KUSHİM
5 şiiri ve 8 yazısı kayıtlı Takip Et

Akılhane Notları (bir)



Ağır sözcükler beynime asılı kaldı, aklıma geldikçe tespih çeker gibi çekiyorum her canım sıkıldığında. İmamesinden tutup çeviriyorum bazen fırıldak gibi. Harfleri basit anlamı ağır geliyor bana.

Benim içimde olan kötülük benim kötülüğümdür, toplumun kötülüğü yani ortak olunan kötülük kolektif kötülük tarihsel kötülük…kimin kötülüğüdür. Bireysel kötülüklerin birikmesi ve birikmiş kötülüklerin tecrübelerinden söz ederdi Namık abi.

İşleyiciler uygulayıcılar biçimleyiciler kurgulayıcılar…hepinizin ağzına kocaman kocaman sıçayım, cart diye fort diye zart diye. Elimden bu geliyor elimden, elimden değil tabi ki anlayan anlar. Zart zurt… Eminim o yaptığım daha temizdir, eylemi kendilerine yaptıklarımdan.

Öznel kötülüklerin ya da iyiliklerin muhatabı olan Tanrı, kollektif kümülatif yani ortak ve gitgide birikerek oluşan kötülükleri görmezden gelemez. Günah şirketi haline dönüşüp fabrikasyon günah üretenler ne olacak, katılımcıları hisse payları oranında paylanacaklar öyle mi? Günah buluşları yapanlar, hem de ne buluşlar insanlığı ezelden ebede günah tohumları ekip biçtirenler…

Bunlar ne olacak Adem abi?

Zaman sıfır noktası insan günahla doğar mı? Zaman bir noktasından bin noktasına geldi üretilen günahlardaki payı büyük olan bir noktasındakiydi.
İlk üreten son üreten gibi sorumlu hatta daha sorumlu Cengiz abi. Her kötülükten bir pay yüklesek ilahi adalet adına, bunun ağırlığında insan; altına bin kere sıçar. Kemiğinin iliğine kadar yaksan cehennemin dibinde fokurdatsan ne çıkar.
Olan olmuş bir kere. Bir misalle anlatmak lazım Şaban abi.

Masal bu ya…kötülükler insanın kendi içine ve toplumun kendi içine nasıl gelir, izniniz varsa anlatayım, dedi ellezi olmayan Hıdır abi.

Kağnı gıcırtısı, öküz arabası, manda boku pötür pötür dökülesi…yırtık pırtık çul çaput, ört üstüne ört top mermisi düşman başına. Ateşler içinde eridi gitti çocuk, güz ayazı kar ayazı ölüm ayazı. Sen şimdi gel keyfim gel, yan gel Osman abi canın isterse istersen, su doku. Sarmadı, sar bir şeyler işte kafana göre takıl alan geniş.

Ah! Akıl bok olup sürsem boş beyinlere, bulaşır mı? Hey yavrum hey! Hey tatlı hayat sorunsuz hayat engelsiz hayat ne rahat. Bedensel konfor.
Ağam sen, paşam sen sen sen sen. Hey bilader! Bozma sen orta hallini, muhafaza et muhafazakar efendi, yumuşak sistem ya hani. Etliye sütlüye karışma, merak etme tüm yılanlar bin yaşıyor zaten.

En kral benim bu kolonide, en baş herifler böyle, dermiş Amazon karınca cumhuriyetinde ya da kısaca kolonezya da kral ne ki kraliçe dururken halt yemek düşer ona. Tek kraliçe onca ahaliye yeter mi? Kırk kocalı kraliçe için elden bir şey gelmez, racon böyle ne yapılabilir ki? Birini tut, kanatlı kraliçenin, diğerlerini hışşığını çıkar Cafer abi at dışarıya iki gün yaşamaz ölür.
Erkek dişi erkek dişi erkek dişi yumurtaların da şifresi yok ki, seçsek tek tek sek sek. Döküntüleri hurdaya ayırsak, gıdaya çevirsek koloni yurttaşları için cenin hali almadan yumurtalar boşa gitmesin.

Adaleti değiştirecek gücümüz yok Mevcut olan hali hazırdaki adalet bu, tıkır tıkır tıkır tıkır. Çok mu zoruna gitti femine Emine ablam. Kabul etsen de etmesen de olay bu, reailte. Gerçeklerden kaçılmıyor ki? Benim bir suçum yok billahi…Aslında suçum var “temiz kağıdı”m birkaç yıl ertelemeli, onu da beklersem… ya nasip. Şekil çirkin ya hani, çirkin adamları pek sevmiyorlar orta düzende.

Bas gaza bas kesmedi…

Goteranga ülkesinin evrim geçirmiş devrimci kopinin pigmemsi piçi, Andaval Nuri’nin çirkin zulası. Dikkat et o asfalt yüzün, yolların sümüksü yapışkısı olmasın, dedi Feridun abi.
Selamı var, son ihtar son uyarı… seni potininin bağcığıyla kendinden lastikli donuna asar zibidi şero, hoptirik Niyazi, cıptırık Zekai. Yürü git lan!..

“İndiler gökten melekler
Saf saf.”

Koloninin en üstünde çevreyi gözetleyen kralı bir sıkıntı basmış ki sorma Hamit abi. Gün sabaha gebe…Çevreden hışırtılar duyulmuş sağlı sollu, arkalı önlü gözcülük yapan bekçilerin borazanları “savunma pozisyonu al” düttürüsüne başlamış. Kral pek sevinmiş, sistem çok iyi çalışıyor, refleks çok iyi çalışıyor ya. Yaban arısı vızıltısı, çiyan sürünüşü, kobra zehiri püskürtmesi kus kus boşuna. Kral kendine bir güven aşılamış bu durumdan, püskürtme gayet rahat püskürtüldü ya Rıfat abi.

Ne ebabili Hıdır abi…”akıl disiplin görev” başarıda olan hepsi bu.

Ahkam kesme godoş mert ol çık yamacıma, şırınganın girdiği kaba yerinin en çukur yerden şişlerler, şişede durduğu gibi durmuyor ki, şişeye oturturlar seni, kan sıçarsın geleceğine geçmişine, keserler bi tarafını falçatayla çizik çizik jilet jilet çentik atıp jüt sıvısı alırlar anladın mı, baş yalamıktan dönme kadrolu hela fırçası. Bomboş tın tın tırı vırısın sen.
Sıvıyı fazla kaçırdı etek altı çocukları Fadıl abi. Cim cim de cim cim.

Anlamayan anlasın…
Her şey vatan için! Her şey vatan için! Her şey vatan için.
Ayaz yanığı dumansız olur Tendürek Dağları’nda, yakıtı soğuk ısırmalı soluk benizli Anadolu çocuğu.

Son düdük doksan dakkadan çok evvel çaldı durum şikeli…gözleri kapandı.
Hadi gel de küfretme Abdurrahman abi. Aklım sıkışıyor, duygularım oynaşıyor, beynimin maske giymiş nöronları birbiri ile dans ediyor. Zart Zart’ın on birinci gavur marşı gibi.
Küfür ya da sövgü, sövgü daha yerli yerinde bir sözcük bizden biri gibi. Ama kendini bizden biri hissetmeyen elbette yabancı.

Bak burası çok önemli Hulusi, dedi Bahattin abi. Noktası noktasında…

Gözleri ufuk çizgisinde beliren atlıyı seçebiliyordu. Üzerinde üniforma olduğu şapkasından kolayca tahmin edilebiliyordu. Aha dedi kurtarıcımız geldi. Koloni toplumundan sevinç nidaları yükseliyordu. Kral canı daha sıkkındı ama bunu koloni toplumuna söyleyemezdi.

Şu gelen atlı mıdır diye sormak için etrafına bakıca ne sadrazam gördü ne vezir gördü ne başvekil kralın yardımcısı neydi işte o da yok etrafında, yapayalnız kara kara düşünüp durur.
Ne olacak bu ahalinin hali?

Atlı yaklaştıkça biçim ve maske değiştiriyordu. Bu değişimi gören koloni toplumu umdukları müjdenin muştulacağı hezeyanıyla çoştukca çoştu Eyüp abi, sevinçten kendilerinden geçiyorlardı.

Gaz mı çıktı petrol mü bor mu boraks mı? Gazdır o gaz bağırsak gazı Hilmi abi. Az havasını al iyi gelir belki.

Onlar kendinden geçtikçe kralı derin ağır kasvetli bunaltılı düşünceleri boncuk boncuk dökülüyordu. Düşünce dökülmesi yaşıyordu kral kurdeşen gibi, beyni fosur fosur olmuştu. Zihninin girdabından ne küfürler sallıyordu döne döne.

Atlı, koloninin kapısına dayanmıştı. Hoş…kapı diye bir şey yoktu koloni çok katlı kümülüsvari çerçöpten hafif yapı oluşturan bir yığından oluşuyordu. Üzerindeki gözeneklerde gözetleyiciler vardı, kendi aralarında koku ile iletişim kurdukları bir ağ sistemine sahiplerdi.
Kral, kırmızı uyarı kokusunu çoktan salmıştı birkaç kez. Gözcüler mazgal kapaklarını isteksizce kapatırken savunma sistemlerini devreye sokmuşlardı ama buna da bir anlam verememişlerdi. Koloni toplumunun çılgınca eğlenişlerine kapıldılar onalrda krallarına sitemkar duygular içinde.
Kral, öyle böyle değil bilge bir kişi idi. Atlıya baktı. Ramazan abi, bu nasıl bir duruma gidiyor?

Söyle ulan sen kimsin, dedi kral?

Önce şu “ulan” lafını bi geri al, vitesi boşa at hele. Bana biat et, bana itaat et ki kan dökülmesin sayın kral. Biraz bilgi vereyim sana, sen akıllı bir adama benziyorsun. En son Uganda ülkesindeydim, İdi Amin buzdolabında insan etleri saklardı bu onun geldiği son noktaydı. Ruanda ülkesinde olup biteni duymuşsundur işte ben oradaydım. Ortadoğu’nun çöllerinde esen rüzgarlarda ben vardım. Bizim için “Bir damla petrol bir damla kandan üstündür” diyen bendim. Bankadan çektiğin krediyi de ben verdim. Ektiğin afili tahılın tohumunu da ben verdim. Gdo sunu aldığım…

Hıh! Şimdi sıçtın mı taşa başa, aldım mı ağzından niyeti bozuk lafı, ağzına sıçtığım. Kim olduğunu anlatacağım koloni toplumuna, ben krallarıyım bana inanırlar bana bay atlı bay kimsen kim bay bay diyorum sana.

Zıvadan çıkartma insani kral çocuğu, artin çocuğu karpuzcu çocuğu…Arkana bak efendi. Hiç de öyle sana inanacak bir halleri var mı? Bak kendin gör. Senin için bu kadarcık oyalanma bile benim için sıkıcı ve değersiz. Görünmeyen ordularımı çoktan içeri saldım, virüs gibi yayılmaya başladı bile. Oh ho…Buradaki işim bitti, koloni toplumu tutsak alınmaya başladı bile. Görmüyor musun anlamıyor musun andaval kahraman. Boş boş konuşma…

Kral, tepede tepe takla kalakaldı, arkasına doğru dönüp mazisine baktı. Sonra önüne dönüp geleceğe baktı. Durduğu yer ve zaman, yaşadığı andı. Kolonize ülkesindeki halkı keyfe, zevke pek dalmıştı. Atlı doğru mu söylüyordu acaba, diye düşündü. Bir karar vermesi gerekiyordu. Mazisini yeterli görüp her şeyden ama her şeyden vazgeçecekti, kendinden bile. Ya da geleceğe sadece kendini taşıyacaktı, halkı olmadan tek başına içindeki sürgünü yaşayacaktı.

Karar vermek ne zordu çünkü karar vermek için yanında olması gerekenler atlının gelişi ile birlikte kendinden uzaklaşıyordu. Ağız tadıyla, ağız dolusu bir sövgü düşündü ama bilinçaltındaki sahip olduğu küfürleri bile kendisini terk ediyordu.
Manasızlık, anlamsızlık bu his egemenlik kurmak istiyordu, içinde.

Bunları bana Davut abi anlatmıştı gerçeği sorarsanız, niye anlattı onu pek bilmiyorum. Sonrasına Bünyamin abi devam edecekmiş, izini peşini bırakma kulak ver sağır olma, kör olma diye de tembihlemişti.

Bünyamin abi ikinci bölümde gelecek, anlatacak size ikinci ağızdan, bana müsaade az işim var.

Beğen

KUSHİM
Kayıt Tarihi:20 Ocak 2023 Cuma 00:18:16

AKıLHANE NOTLARı (BIR) YAZISI'NA YORUM YAP
"Akılhane Notları (bir)" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
İBRAHİM YILMAZ
24 Ocak 2023 Salı 23:40:35
İzanınai engin algı gücüne sonsuz saygımla usta. döktürmüşsün vallaha.
Anlatım gücünün yanında şapka çıkarıp saygı duruşuna geçiyorum.
Selam ve saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


KUSHİM Yazının sahibi 25 Ocak 2023 Çarşamba 10:38:10
Yorumunuzla anlam yükselmesine yol açtınız bende. Ayrıca nezaketiniz saygı duymaya değer bir davranış sayın dost kalem.
Sağ olun var olun efendim...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.