yusuf eryiğit
93 şiiri ve 86 yazısı kayıtlı Takip Et

YARADILIŞIN KODU





Uçsuz bucaksız bir plaka üzerinde kuyular vardı ve bu kuyulardan sular fışkırıyordu.
Fışkıran sular buhar olup belli bir yüksekliğe çıktığında Güneş yaratıldı.
Yukarı çıkan buhar kalın bir buz tabakası oluşturmuştu bu tabaka Güneşin sıcaklığıyla karşılaşınca terlemeye başladı.
Burada iki şey olacaktı eğer kütle yer çekimi dışına çıkarsa boşlukta buz tabakası olarak devam edecekti fakat böyle olmadı,alt tabaka kütleyi kendine doğru çekince kütle alt tabakaya yapıştı.
Yapışan alan sulara boğuldu ve uzun yıllar su kendi içinde girdaplara girince dev dalgalar oluştu.
Zamanla bu girdabın oluşturduğu kum tanelerinden bir ada oluşunca dalgalar diğer kum tanelerinide adaya doğru itti.
Dalgalar vurdukça ada çöle dönüştü sert kısımlar taşa dönüşüp yüksek kayalık dağları oluşturdu.
Fakat hiç bir canlı yokken suda bir canlı oluştu ve bu canlı hem kendini yedi hemde başka canlılar üretti derken balinalar oluştu.Balinalar bir şeyler yaptı ve oradan başka canlılar türedi.
Her türeyen canlı bir başkasını yedi ve çeşitli türler ortaya çıktı.
Çok sonraları suda ve karada yaşayan dev dinozorlar oluştu ve daha sonra kara genişledikçe bunlar toprak alana çekildi.
Sonra insan türü ortaya çıktı derken çember döndü ve buraya kadar geldik.

Ve yaratıcı insana dediki yoruldunuz artık çocuklar dinlenme zamanı geldi.
Koskocaman evrende sadece üç kata odaklandı,bunlardan biri kendi soyuyla yaşayacağı gezegen bir diğeri yaradılanların yaşayacağı gezegen üçüncüsü ise dünya yaratılalı beri yaşanmış dönemlerin gömüldüğü alanlar.
Bu gömülü yerler bir nevi tarihte yaşanmış olupta gömülüp sonra açıldığında kapıdan girer gibi girilip yaşanan yerlerdi.
Bu yerler var olan her gücün arşivinde film gibi arşivlenmiş yerlerdi.
Soruyorlar,kaç gömülmüş yerin var?
Cevap veriyor yüz adet gömüm var.
İşte bu gömü yerler zamanda yolculuk yapılan yerlerdi.
İstediğin yerden istediğin zamana bir akış.
Demekki evrende iki güç oluştu biri evrenin kendi öz soyu ve bunlar yaradılanların ulaşamayacağı yerde yaşıyorlar,
İkinciside yaradılanların yaşadıkları yer burada ise ilk yaradılan dışında olupta insanoğlunun pozitif veya negatif olarak değerlendirdiği tüm güçlerin bir arada yaşadığı yer.
Bir üçüncüsüde herkesin kendine göre arşivlediği gömü yerler.
Yaradılanlar kendi içlerinde çeşitli güçler oluşturdular dünyalık olarak negatif olarak algılananlarda kendi içlerinde güçler oluşturdular.
İster negatif ister pozitif olsunlar bunlar bir denge oluşturdular evrende fakat kontroldan çıkıpta kendi başına hareket eden olmadı çünkü bunlar akıllı yaratıklardı ve ne yaptıklarını biliyorlardı.
İnsana gelince,insan denen yapı bir görüntüden ibaret içine kim girerse o hareket ettiriyor fakat hareket eden kütle bir program çerçevesinde dönüşümdedir.
Yani iki yönlü gidip gelen bir çizgi diyelim bu çizgiler etkileşim içindeler fakat insan gözü bunlardan birini göremiyor fakat etkiyi anında hissediyor.
Bir anlamda insanın gölgesi gibi fakat karanlığa odaklanmış gibi gözle görülmüyor.
Son örnek olarak şunu verebilirim,şimdi ben bu yazıyı yazdım fakat insanların anlamaması gerekiyor,burada yaradılan güç devreye giriyor ve anlayacak olanların bilincini kapatıyor,okuyanlar yazdıklarımı şaka olarak algılıyor.
Yada harika bir kitap yazdım ve film olup gişe rekorları kıracak,yaradılan buna müsade etmiyor çünkü okuyup sinemaya gidecek olanlar bunların parçacıklarından oluşuyor çünkü dünya bunların hizmetinde ve bir yere kadar bunlar hükmediyorlar.
Bir başka anlamda yapılacak filmden yada okunacak kitaptan pay istiyorlar paylaşırsan bırakın ünlenmeyi Nobel bile alırsın yok eğer paylaşıma girmezsen zıkkımın kökünü ikram ediyorlar.
Korkacak bir şeyin olmadığı bir yerde demekki her şey bir denge üzeri dönüp duruyor.
Tabi her şeyin bir sonu olduğu gibi kurgulanan oyununda bir sonu vardır.
Bir devre kodlanan oyunların zamanının bittiği yerde zaman durur,insan durur,doğa durur.
Bir dinlenme periyordu sonucu yeni bir planlamaya geçilir ve orada yeni bir start verilir.
Fakat cep telefonunu kullanacak aşamaya ulaşan beyinlerin eline kara saban vermekte evrenin şanına yakışmaz.
Bu adamı uçan arabalara kodlama zamanıdır artık ve oradan yeni bir dönem başlatılır.
Bu çark ezele döner dönenlerin yaşamadıkları,görmedikleri hiç bir şey kalmaz her şeyi yaşarlar.,
İnsanın gölgesi her şeyin bilincindedir fakat görülen kısmı olanları anlamakta zorlanır çünkü görüntüde bir denge üzeri yürür ve ancak anlaması gerekenleri anlar,fazla yükleme yapıldığında ortadan çatlar.
Madem olacaklar olacaksa,madem bu çark dönüyorsa korkacak bir şey varmı?
Yok diyelim ve geçelim.
Buraya kadar yazdıklarımda kafadan bir kurgulama olsun ve ne kadarı doğru ne kadarı yanlış okuyanlara birakalım çünkü herkesin iç dünyasında olanlar farklı yapılardan oluşuyor.

İnsanın karanlıkta yürüyen hali her şeyin bilincindedir ve ana mekanizmada alınan kararlara uygun hareket eder ve bunu görünür haline yansıtır,
Devrim yapılacaksa görüntü ona göre hareket eder ve alır eline bayrağı meydanlara çıkar yok eğer uykuya yatacaksa uykuya yatırılır.
Görüntüde hareket eden bizlerin oyundan bağımsız her şeyi yapacağımız tam anlamıyla bir yanılgıdır yani görüntü kendi başına karar veremez.
İllaki bir oyun içinde olmalı ve bu oyun film gibi yayına girmeli.
Yayında olmayan bir oyun hareket ettiremez yani görüntüde olanlar her şeyi konuşup tartışırlar aksi olursa yaşam zorlaşır çünkü insan konuşmadan duramayan bir yaradılışa sahiptir.
Onun için açarsın bir yayın içindede binlerce tv,kanalı vardır elinede bir kumanda verdinmi sorunu çözdün demektir.
Artık düşünmesine yada bir şeye kafa yormasına gerek kalmamıştır gölgesi zaten yorgundur.
Demem şuki bedensel yapıya girdiğinde oyundaki rolün kadar hareket edersin gerisi gölgedeki yürüyenin yansımalarıdır.
Her hayal ettiğimiz yada fantezilerimiz gerçektir fakat hangi zaman diliminde ve nerede bunu yaşarken bilmek olanaksızdır.
Rüyalarsa gömü dönemlerindeki çeşitli sahnelerin yaşayan bedenlere yansımasıdır.
Yanir rüya yaşanmış olayların filme girmiş halleridir.
Daha sonra bu filmler bize yansıtılınca kendimizi firavunlar döneminde görürüz.
Rüyalar olmadan insanlar yaşayamaz onun için rüya görürüz yani bir zorunluluğun neticesi.

Beğen

yusuf eryiğit
Kayıt Tarihi:13 Ağustos 2022 Cumartesi 21:21:46

YARADILIŞIN KODU YAZISI'NA YORUM YAP
"YARADILIŞIN KODU" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.