Parlain m
174 şiiri ve 77 yazısı kayıtlı Takip Et

Ahtapot (Yerli net flisk)



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 31.5.2022 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Dağıldım, aslına bakılırsa bütün de değildim, bir ara aklımdan ölmüş bir yazara aşık olursam pek çok manada rahat edeceğim dahil olmak üzere tuhaf düşünceler geçiyordu, üstelik balkonda kahvaltı yaparken karşı apartmandaki tüm dairelerin yeme adabımla ilgili dedikodu yaptıkları, lokmamı daha ağzıma atmadan düşereceğimi ya da dudağımın kenarında kalan bir yiyecek lekesini benden önce fark edeceklerine dair beni pek rahatsız eden düşünceler ortalarda görünmüyordu. Hiç utanmadan, çekinmeden gün boyunca sildiğim balkon camlarına beş kez baktım, lekelere odaklanmadığım göz önüne alınırsa bu sahiden çok garipti. Üstelik rahat etmiş bir görünümüm olmamasına rağmen lekeler konusu kapanmıştı. Yine de bir ara verdiğim son düzlükte iyimserliğe çabalayan göz altlarım çökmüş, saçlarımın beyazlarıysa rahatlıklarıyla ben dahil olmak üzere çevremdeki saç dibi fark etme uzmanlarının dikkatini çekmemiş gibiydi.

Ertesi sabah erkenden yürüyüşe çıktım. Ertesi dediysem alışkanlıktandı. Sanki ertelenmiş hareketlerin öznelerine koşulsuz müsamaha gösteren geçmiş zaman, çekim eki almaya gerek yok dercesine beni herhangi bir zamana ait olmaktan çıkarmıştı ve ben de usulca nerede, nasıl ve ne zaman sorularının lügatımdan çıkarmış olmasının ferahlığını yaşıyordum.

Örneğin üç gün sonra akşam saatlerinde beni arayacak olan Sennur teyzem, bakkal çıkışı karşılaştığı, on yıl önce bir cumartesi günü vefat eden Gürsel eniştemin kahvehaneden arkadaşı Cemil’in, oltasının ucu daha Haliç’e değmeden göğün rengini birkaç saniyeliğine mor rengine çeviren uçan cismin bir uzay gemisi olduğuna dair nasıl tüm kahvehane tayfasını ve onu nasıl iknaya çabaladığını uzun uzun anlatacaktı.

Ev telefonumu iki ay önce şirketin müşteri hizmetlerini arayarak kapattırdığımdan olsa gerek teyzem iki gün önce beni iş telefonumdan arayıp, belediye musikisi konserinde karşılastığı eski komşusu Meral’in yeğeni olan Cemil’in ilkokul arkadaşım olduğunu açıklayıp, telefon numaramı istediğini ve temiz yüzlü delikanlıya numaramı vermekte bir sakınca görmediğini söyledikten sonra, kızım eniştenin selamı var, demiş ve telefonu kapatmıştı. Benden dağılmış olanların rehaveti, Cemil isminin yarattığı boşluğa hızla çekilmiş ve mekanik bir rüzgar metali yalamış dil gibi rahatsızlıkla kıvrılarak geldiği ağza dönmüştü Üç gün sonrası için endişenmeye başlamıştım. Dördüncü günse nerede ve nasıla tam olarak ihtiyacım olduğu noktada zamana karşı duran yine zaman kaynaklı kayıtsızlığıma söylenircesine suskundu. Eve gidince telefonun kapatıldığından iyice emin olmalıydım. Telefonu kaldırdığım dolabın kilidini bulursam ve sıkı sıkı kilitlersem ve iki gün önce iş yerime gitmezsem, Cemil’in uzaylı iddiası ya da ilkokul arkadaşım olduğu duymamış ve çoktan ölmüş Gürsel eniştemin selamını almamış olacaktım.

Ertesi gün parkta yürürken, beş altı yaşlarında bir çocuk ağlayarak bir yandan kocaman açtığı ağzını titreterek yanımdan hızla geçti ve onu park lambasının altında bekleyen endişeli anne kucağına doğru koştu. Onlardan uzaklaşırken,

"Sana uzaklaşma demedim mi?"diyen kadının sesi işitildi.

Park bahar ayının cümbüşüne kapılmıştı. Birkaç ağaç kışı atlatamamış olacak ki yeşile değmemiş çıplak gövdeleri bir an önce toprağın derinliklerine sokulmak istiyor gibiydi. Son sıkımını sonsuza endesklemiş el kremim ya da neden bazı insanları çekici ya da itici bulduğum ya da aynısının benim için de geçerli olduğu hakkında birkaç fikir aklıma gelecekti ki cep telefonumun sesiyle irkildim, arayan numara gizliydi, bir kez daha çalmasını bekleyip açtım.

Arayanın telaşı daha ilk sözüne başlamadan uzayıp giden ve inişli çıkışlı hatta pürüzlü bir hal alan "ı"sesiyle kendini belli etmişti.

Ben de heyacanlanmıştım, teyzeciğim iyi mi siniz?, diyebildim. Arayanın teyzem olduğunu anlamam, belki hissi kalbel vuku ya da köpüklü kahvesinden ilk yudumu almadan önce çıkardığı sese defalarca tanık olmamla ilgili olabilirdi. Sonunda teyzem söze başladı,

Kızım, yavrum, ben şu an bir köprüdeyim, yanımda bir bey var, oltasını topladıktan sonra muhakkak seninle görüşmesi gerekiyormuş, şu an başka bir şey söyleyemem, seni tekrar arayacağım,

Lirik tarza katılmıyorum dedi konuşmacı, gördüğüm en itici adam olabilirdi. Ağzı bir yay gibi geriliyor, sonra eciş bücüş bir hal alıp bir toparlanacak mı acaba sorusunu akla getiriyordu, böyle olunca o gergin ağızdan çıkan her kelime yüzünde bir kalıntı bırakarak yere düşüyordu. Şiiri parçalara ayırmaktan bahsediyordu, şiirin de atom altı parçacıkları varmış, belki kelimelerin yükü elektronlarından gelirmiş. Manzaraya dayanamayıp televizyonu hızla kapadım, Dördüncü gün bugün dedi içimdeki ses, o sıra kapı çaldı,

Sennur Teyzem elinde bir bavul yanında tanımadığım bir adamla birlikte karşımdaydı.

Buyrun içeriye, diyebildim.

İkisi de koltuğa oturdu. Adamın yaşı hakkında bir fikir edinemedim, otuz da olabilirdi elli de, yalnız gözünü bana dikmiş olması çok rahatsız ediciydi. Basbayağı balık kokuyordu.

Teyzem hemen söze başladı, kızım öncelikle bir köpüklü kahveni içeriz dedi.

Tabi teyzeciğimm dedim, derhal.

Mutfakta üç fincan dolusu köpüklü kahve tepside beni bekliyordu. Şaşırmam gerek dedi bir ses, gözlerimi hafifçe açtım, kalbim beş atım artarak yardımcı oldu.

Kahveler elimde salona döndüm, balık kokusu çok rahatsız ediciydi, adam, elinde kablosu çaresizce sallanan ev telefonumu
bir tornavida ile sökmeye koyulmuştu. Ne yapıyorsunuz diyecektim ki, teyzem konuştu,

Kızım, Cemil senin ilkokul arkadaşın ya da eniştenin arkadaşı değil, ben de teyzen değilim, zaten ikinizi de tanımıyorum. Şimdi bu ev telefonu bir takım karmaşaya sebep olmuş görünüyor. Az sonra iş yerindeki telefonu da halledeceğiz. Bu bavulda ne var diye sorarsan, biz gittikten sonra bakman yerinde olacak.

Bir hafta önce bugün dedi ses, salonun ortasında bir bavulla baş başaydım.

Beyaz bavulun şifresi ilkolkul numaram olmalıydı, hemen açıldı. İçinde kutu kutu saç boyası beni bekliyordu. Kutuların üzerinde aynı kadının resmi olunca biraz ürkütücü geldi.

Balkona çıktım, pencereler açıktı. Camdaki bir lekeyi kocaman açılmış bir ağza benzettim. Sanki bir ahtapot konuşuyordu.

Ana Karakterler:
Konuşan, yazan, Teyze, Cemil, Ahtapot

Beğen

Parlain m
Kayıt Tarihi:30 Mayıs 2022 Pazartesi 10:49:31

AHTAPOT (YERLI NET FLISK) YAZISI'NA YORUM YAP
"Ahtapot (Yerli net flisk)" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
zanzibar
11 Haziran 2022 Cumartesi 06:55:38
.

zanzibar tarafından 8.9.2022 14:01:18 zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain m Yazının sahibi 11 Haziran 2022 Cumartesi 20:23:10
Çok tuhaf şeyler oluyor, burada daha çok yazmasını ve yazdığını silmemesini istediğim yazar, bunları yazıyor. Ankara'da hava çok garip bu aralar.

Teşekkür ederim, sabrım ve zamanım yok, emekli olunca ölmezsem yazarım.
İbrahim Kurt
31 Mayıs 2022 Salı 12:06:42
Mükemmel bir çalışma okudum kutluyorum

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain m Yazının sahibi 31 Mayıs 2022 Salı 14:22:18
Çok sağ olun, nezaket göstermişsiniz.
HERFE
31 Mayıs 2022 Salı 11:42:33
Güne düşen yazınızı kutluyorum...
Netflix dendiğine göre devamı gelecek mi?

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain m Yazının sahibi 31 Mayıs 2022 Salı 14:21:06
Okuyucunun nabzını tutuyorum, bavuldan para çıksa devamı merak edilebilirdi. Yine de neden olmasın?

Teşekkür ederim.
Enûma Eliš
30 Mayıs 2022 Pazartesi 23:56:02
Ahtapotların istiridye gibi deniz kabuklularını yedikten sonra, kabukları içine gizlendiklerini izlemiştim. Camdaki lekeyi ahtapot ağzına benzetince, ben de açılır kapanırlılığı ile camı bir kabukluya benzettim. Muhtemeldir, ahtapot o lekeyi yemiştir :)

Güzeldi yazınız. Paylaşım için teşekkür ederiz.

Saygı ve selamlar.



1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain m Yazının sahibi 31 Mayıs 2022 Salı 14:13:39
Ahtapotlar gizemli hayranlardır diye söze başlamayacağım, kabuklu beslenmesi hakkında bilgim yoktu, sahiden ilginçmiş, teşekkür ederim.

Boşluklar bu kadar çoksa eğer birinin onları yemesi gerekiyordur, camdaki lekeler de tıpkı antik şehirler gibi yaşanmışlığın izleridir, kim bilir?

Her daim saygı ve selamlarımla
Jüli d
30 Mayıs 2022 Pazartesi 18:03:05


Sanki sen ünlü bir yazarsın; sıkıldın kendi hayatından Parlain m'yi giyindin. Ama yazmadan da olmuyor. Burada öylesine takılıyorsun.

Ertesi günlerin birinde üç ay sonra bugün sürpriz.

Yeni kitap okurlarıyla buluşuyor.

Köprüye çok yakınım. Balık kokusu buraya kadar geldi. Çok kişi var Cemil hangisi acaba diye içimden geçirirken Unkapanı'na doğru hem trafik hem kargaşanın içine daldım. Halbuki daha kestirme daha sakin Küçük pazar'dan geçmeyi planlıyordum .


İnsanı sayfaya kilitleyen tarzında sen özgünsün .


Sevgiler

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain m Yazının sahibi 30 Mayıs 2022 Pazartesi 21:50:13
Merhaba Jüli d,

Bu kadar ani biçimde açığa çıkacağımı düşünmemiştim, madem ünlü bir yazar olduğum ortaya kondu kendi biyografimi yazmakta bir mahsur görmüyorum.

Yazarlık kariyerime 2016 yılında çaylak statüsünde ülkemizin en büyük sözlüğünde başladım, o zamanlar bir kadın susuyorsa ne yapılmalı gibi çok mühim konularda açıklamalar yapıyordum, şiir okuru bile sayılmazken bir anda belki bir salgının kurbanı olarak şiir yazan yüz binlerce kişinin arasında buldum, elbette şiirin pek kanıksanmadığı bir ortamda yazdığımı fark etmek uzun sürmedi, çok ani biçimde gökten başıma nur topu gibi cahillik düşmesi sonucu olarak Türkiye'nin en varlıklı dergisine birkaç şiirimi gönderdim, ilginçtir şiirim değil ama ismim yaklaşık elli isim arasında dergide basıldı, yeterince genç olmadiğıma yormuştum o zaman bu durumu, bir süre sonra iyi yazamadığımı anladım. Tesadüfen keşfettiğim edebiyat defterinde yer yer pek memnun yer yer yok artık diyerek devam ettiğim sanat hayatımla ilgili gelişmeleri siz değerli sanatçı dostlarım takip ediyorsunuz. Bunca yıl sonra postmodern şiirlerin yüzünü güldüren bir e dergiyi geçenlerde fark etmem sonucu olarak uslanmaz bu gönül diye diye bir şiirimi gönderdim. Sanıyorum katatoni etkisine giren dergi sahibi şiiriniz sahiden çile gibi deme zahmetine bile girmedi. Ben de edebiyat defterindeki kariyerime ve kendime bir daha bunu yapmayacağıma dair sözler verdim. Yaşadığım bu saçma sürecin etkisi son öykümde yankı buldu.

Teşekkür ederim Jüli d, iyi ki varsın sen. Sevgiler.
Düzenleme:30.5.2022 21:58:36
Jüli d 30 Mayıs 2022 Pazartesi 23:49:23
Dergileri geç. Hepsi para derdinde. Ya da sen beni yayımla ben de senin yazdığını yayımlarım. Diyerek al gülüm ver gülüm, alışverişindeler. Her dergide aynı isimler.

E dergileri bilemiyorum yayın ilkeleri nedir hatta var mıdır?
Dergiye abone ol hemen yayımlarlar. Deniyor. Ne kadar doğrudur bilemem.

Bence öykülerin kurgun ve ters köşelerin harika keşke kitaplaşsa...

Şimdilik bizle idare et kalabalık okurlara kadar.





Düzenleme:30.5.2022 23:51:26
Jüli d 31 Mayıs 2022 Salı 00:09:34


Hakkettiği yerde görmek güzel.

Parlain m Yazının sahibi 31 Mayıs 2022 Salı 14:11:49
Rica ederim Jüli d. Ben müteşekkirim her şey için.
Gule
30 Mayıs 2022 Pazartesi 12:09:20
evet sanki netflix'ten gizemli heyecanlı, sonunu tam kestiremediğim süprizlerle dolu bir film seyrettim...adam bavulla gelince görücü ve temelli geldi sandım:)

hala kafamda olaylar örgüsüne dair soru işaretleri var ama bu şekilde kalmasını ve kendimce tahminler yürütmek istiyorum...

yine uzun cümlelerle, hiç soluklanmadan ters köşe yatırdığın söz dizimlerine hayran kaldım...ilk dikkatimi çeken bölüm:

"Ertesi sabah erkenden yürüyüşe çıktım. Ertesi dediysem alışkanlıktandı. Sanki ertelenmiş hareketlerin öznelerine koşulsuz müsamaha gösteren geçmiş zaman, çekim eki almaya gerek yok dercesine beni herhangi bir zamana ait olmaktan çıkarmıştı ve ben de usulca nerede, nasıl ve ne zaman sorularının lügatımdan çıkarmış olmasının ferahlığını yaşıyordum."

parça parça kırpmak istemiyorum buna benzer çok denk geldim...

seni okumak güzel Parlain...sevgiyle...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain m Yazının sahibi 30 Mayıs 2022 Pazartesi 21:44:21
Karışık aklı sadeleştirmenin bir yolu da yazmak, kendime okuyucu kurbanlar mı seçiyorum derken hoşuna gitmesine sevindim Gule. Her zamanki gibi acele ettim, gerçi üzerinde değişiklik yapsam ne fayda, bir işe yaramayacak. Profesyoneller ve bu işten para kazananlar düşünsün bunu, mesleğim değil, doktorculuk oynuyorum.

Bavulu dediğin gibi düşününce komik geldi iyice, al sana koca der gibi, bavulun içinden de tutku marka erkek çamasırları, pijama, çorap birkaç paket sigara çıksin, balik kokusu da yıkayınca çıkar. Dur ben de güleyim internet gülüşünden hahahahaha. Ve ha.

Sevgilerimle.
Gule 30 Mayıs 2022 Pazartesi 22:22:28
hahahaha...o bölüme gelince güldüm ama:))
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.