yusuf eryiğit
93 şiiri ve 83 yazısı kayıtlı Takip Et

SEZGİ VE İLERİ BOYUT




Yöreye bir kere kar yağmaya başladı mı, aylarca sürerdi.
Karda yiyecek bir şey bulamayan yaban hayvanları köye iner, ne bulurlarsa kapıp kaçarlardı.
Böylesi dönemlerde özellikle kurtlar sorun yaratırlardı.
Bunlar sürü halinde gelir buldukları köpekleri alıp giderlerdi.
Kış geldiğinde bütün mal ve davarlar içeri tıkılıp dışarı bırakılmazdı.
Bundan dolayıda köyün tek sürüsüne bakan kangalda köyde kalırdı.
Her yıl kurtların sürü halinde gelip köye saldırması, sonrasında sokak köpeklerini toplaması kangalın ağrına gitti.
Bundan dolayı yaklaşmakta olan kışa bu kez hazırlıklı girilmeliydi.
Tüm sokak köpeklerini toplayıp onlara bir açıklamada bulundu, anlaşılacağından pekte emin değildi ama yinede kangal olarak görevini yapmalıydı.
Bütün sokak köpeklerini toplayıp bakın arkadaşlar her kış aynı sorun yaşanıyor.
Ne zamanki bir kurt sürüsü köye inse hepiniz kapılara çıkıp havlıyorsunuz.
Havlamanız ise bir işe yaramıyor.
Tam tersi böyle yapmakla yerinizi açıklamış oluyorsunuz.
Onlarda gelip kolayca buluyorlar.
Sonuçta olan hepimize oluyor, cezayı geriye kalanlar yiyor.
Bu kış bunun dışına çıkıp başka bir taktik uygulayacağız.
Kurtlar geldiğinde herkes saklanacak ve kendini korumaya alacak.
Aslında kangalın anlatmak istediği daha başkaydı.
Kurtlar köye yaklaştığında tüm kapı köpekleri ayni anda havlardı.
Zaten birisi başladımı artık durdurmak mümkün değildi, ta ki yorulana kadar.
Bu arada kangalda sesini duyurmak, kurtlara bende buradayım demek istercesine birkaç kez havlardı.
Fakat diğerlerinin çıkardığı sesin yankısından kurtlar bunun sesini fark edemezlerdi.
Bu arada kangalın sesi arada kaynayıp giderdi.
Bunu fark edemeyen kurtlarsa azgın bir şekilde saldırıya geçerlerdi.
Aradan zaman geçti ve kar yine ortalığı kapladı.
Öyle ki birkaç metreye ulaştı.
Bir zaman sonra aç kalan kurtlar bir gece köyü kuşatmaya aldılar.
Bütün köpekler durumun aciliyetini fark edip, sessiz bir bekleyişe geçtiler.
Herkes kanagalın ne yapacağını bekliyordu.
Kurtlar köpeklerin yerlerini tespit etmek için olmadık numaralara baş vurdular ama nafile, kimse sesini çıkarmıyordu.
Bu sefer başardık dedi kangal fakat lafı ağzında kaldı.
Ne olduysa köpeklerin birisi birden bire havlamaya başladı.
Bu aynen karanlığa kurşun sıkmış gibi oldu.
Bunu duyan diğerleri de zincir gibi çözüldü ve hepsi birden havlamaya başladı.
Bu durum kangalın fena halde canını sıktı ama yapacak bir şeyi yoktu.
Kurtlar sokaklara dağıldığında kangalda kendini emniyete almıştı.
Daha sonra birtakım çığırtılar gelmeye başladı.
Kangal bu durumdan huylandı ve bir şeyler yapma gereği hissetti.
Ulan ben şimdi kendimi kurtarırsam yine bir işe yaramaz.
Yaşadığımı görünce bu şerefsizler beni mutlaka asar, derdimi anlatamam ki.
En iyisi başımın çaresine bakmalıyım deyip en azından kurtlardan birisinin mutlaka geçmesi gereken dar bir sokağın başını tuttu.
Ortalık yatışmış, kelleler toplanmış, kurtlar köyden çekiliyordu ki, topal bir kurt kangalın sokağa girdi.
Oradan geçip hızla köyü terk edecekti.
Tam kangalın önünden geçiyordu ki, kangal bunu gırtlağından yakaladı.
Topal kurt çırpındı ama kâr etmedi çünkü can pazarına düşmüştü.
Ya kangal, yada topal yaşayacaktı.
Bu dünya ikisine birden yâr olmazdı, birisine haram olmuştu.
Sonunda topal çırpınmayı bırakıp teslim oldu.
Kangal topalın öldüğünü fark edince gırtlağı bırakıp derin bir nefes alandan sonra şükürler olsun rabbime deyip başını yere koydu.
Topalın hikayesi ise bir başkaydı.
Bu topal bir tapınakta hizmet veren bir keşişti.
Gece gündüz dizleri üzerinde dua ederek tam seksen yıl yaşamıştı.
Bu seksen yılda sürekli dizlerini kullandığı için, bacaklarda kireçlenme yapmıştı.
Açılır diye bunu kurt bedenine sokup dünyaya göndermişlerdi.
Aslında epey de açılmıştı, neredeyse tümden iyi olacaktı ki kangala denk geldi.
Çok gururlu bir kesişti, yatar kalkar Tanrıya dua ederdi.
Kesinlikle basit bir ölüm istemez, mutlaka ayakta yahut ta bir çatışmada ölmek isterdi.
Tanrı yapılan duayı duymuş olmalı ki bunu kangala musallat etti.
Kangalda bunu anlamayınca zamanı orada tükenmiş oldu.
Köylüler sabah kalktıklarında sokaklara saçılmış köpeklerinin kelleleriyle karsılaştılar.
Ulan bu hadiseler oluyor kimsenin haberi yok deyip kangalı aramaya başladılar.
Eğer yaşıyorsa, hemen asacaklardı.
Baktılar bir sokakta yatıyor, aha burada deyip yanına geldiklerinde gördüler ki bir kurt yıkmış.
Sahibi gelip kangalı okşadı ve o anda öylesine gururlandı ki, tüm köyü satın almış gibi oldu.
Besleyince böyle bir köpek besleyin der gibi diğerlerine baktı.
Halbuki kangal beslemek çok zordu, o her zaman yal yemek zorundaydı, aksi halde kurtlara karşı koyamıyordu.
Diğerlerinde bu güç yoktu, onların köpekleri ekmek ve yemek artıklarıyla idare edebiliyordu.
Ve sahibi kangalın alnına bir yıldız takip eve getirdi.
Topal kurdun derisini de yüzerek oturduğu odanın baş köşesine astı
Bir kışı daha yırttık dedi kangal.



Beğen

yusuf eryiğit
Kayıt Tarihi:7 Ocak 2022 Cuma 23:57:28

SEZGİ VE İLERİ BOYUT YAZISI'NA YORUM YAP
"SEZGİ VE İLERİ BOYUT" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.