TİLHABEŞLİ FİLOZOF
294 şiiri ve 131 yazısı kayıtlı Takip Et

Gelecek tasavvurunda eski dilin yeri!



23 Şubat 2021 Salı
Yeni dünyanın anlam kaymasına neden olan, anlamsız kızgın gergin ve sadece saldırı amaçlı kullanılan ayrıştırıcı dillerin kullanılmasıdır. Yeni bir dünya ikame etmeyi düşünenlerin bilinçaltı saldırganlık güdülerine göre ayrıştırıcı bir dil kullanarak mesaj aktarım isteğinde bulunmaları, aslında onların sürekli değer dejenerasyona uğramasına neden olur.

Yeni dünyanın yeni bir dile ihtiyacı var, yeni dünyayı köhnemiş ve tarih sahnesinden silinmesi gereken feodal fanatizmin diline göre şekillenmesine katkıda bulunmak, aslında insanların eski dünyalarından kurtularak yeni dünyaya kucak açamadıklarını da gösterir. Eski dünyalarından kopamamış olanların gelecek tasavvurları, kendi avuçlarında patlayacak bir bomba olduğunu idrak ederek hareket etmelerinde fayda vardır.
Toplumsal yaşam haritası üzerinde bir yer işgal edenlerin tamamı, dünyanın tüm ağları ile kurdukları iletişim kanallarından, iğnenin deliğinden Hindistan’ı izlerken, onlara mesaj aktarımında kullanılacak feodal bir dil sahibinin yaşadığı, zihinsel körlüğün ve geçmişe dönük çok ciddi bir ket vurmanın habercisidir. Yeni dünyada kullanılacak Dil, paylaşımcı, adil, sorgulayan ama ötelemeyen birleştiren ama ayrıştırmayan, farklılıkları değerli bulan tek tipliğe yol vermeyen, düşünsel yoğunluğu alkışlayan, üretici değerleri anlamlı bulan, yeteneklerin gelişimine katkı sunan, liyakati ve ehliyeti hayatın odağına koyan ideolojik yaklaşımlarla toplumsal yaşamı savurmayan hiçbir dini inancı topluma dayatmayan, kendi bir değer sahibi olsa da nötr davranabilen bir dil olmak zorundadır. Bir toplumun Yönetim kademesinde yer alanlar, böyle bir dil kullandıkları zaman, toplumu oluşturan her ferdin kendine güveni olur ve toplumuyla aidiyet kurar, toplumun bir parçası olduğundan onun için toplumsal yaşam bireysel hazların doyumundan daha öncelikli hale gelir. Yöneticiler için de kendisi değil toplumun mutluluğu esas olur. Böylesi bir yaşama istediğimiz ideal hayatı tanımlamıyor olsa da İngiltere’den örnek verebiliriz. İngiltere’de her çocuk Kraliçe’nin evladı gibidir. Yani kendisini ona ait hisseder bu durum onlarda bir özgüven patlaması yaratır. Dolayısıyla onların yaşamlarında geleceğe dönük bir endişeyi pek göremezsiniz çünkü onlar toplumlarını ve yöneticilerini kendilerinden sorumlu ve böyle hukuki bir görevleri olduğuna inanırlar. Onun için bireysel yaşamlarında çok endişe ve kaygı taşımazlar bu durum onları daha rahat ve endişelerden uzak kaygısız bir hayatın kollarına bırakır. Yönetenler de halkı için olduğunu bilir ve aşırı uçlar varsa onların rehabilitasyonu için kullanılan dil hariç daima kuşatıcı ve yapıcı bir dil kullanırlar bu anlayış onların gelecek tasavvurlarıyla da doğrudan ilişkilidir.
Bu örnekleri de dikkate aldığımız zaman kurulacak yeni dünyanın yeni dili ile gelecek yaşam arasındaki korelasyon pozitif bir korelasyondur. Yani Değişkenlerin değişim yönleri hep aynı olmalıdır. Gelecekte yaşamak istiyorsanız geleceğin diline ihtiyacınız vardır. Geçmişten kopamayan ve geçmişini daima kendisine referans bir dil olarak görüp onların bağımlığından kurtulamayanlar asla gelecek tasavvuruna sahip olamazlar. Kullandığınız dil geçmişten çok öğe barındırıyorsa (yani artışı geçmişe dönük ise) o zaman geleceğe ait vereceğiniz mesajlar daima azalır ve sizin geleceği kuşatma imkânınız olamaz. (+ ve-) Yani bir tarafa olan eğiliminiz artarken diğer tarafa olan eğiliminiz de azalma gösterecektir. Dolayısıyla negatif bir korelasyon bulunur bu yaşamlarda. Oysa gelecek tasavvuru olanlar geçmişteki olumsuzluklarından ders çıkararak, bunları geleceğe aktarmaması gerekir, o zaman Gelecek Yeni yaşam tasavvurunuzun gerçekleşmesi için kullanacağınız dil de o oranda yenileniyor ya da olumsuzlukları atarak geliyorsa bu durumda sizin yaşamınızda olumlu bir transfer göze çarpar. Olumlu geçiş sağlayanların hayatı geleceğe bir iz bırakma hakkına sahiptir. Ama olumsuzluklar ile olumluluklar arasında bir ayrım yapma becerisi olmayanlar daima ideolojik körlük ve feodal yaşamın fanatik dayatmalarıyla ben dedim oldu ya da olacak şeklinde bir yaşama, insanları zorla sokmaya çalıştıklarından ancak nefes darlığının giderek arttığı bir yaşamı gelecek kuşaklarına armağan ederler.
Sosyolojik tahlil yapma becerisi olmayan akademik apoletlilerin girdikleri kafeste aman farklı ötüş olmasın, tüm ötüşler birbirine benzesin yoksa farklı ötüşler beni tanımlayan apoletlerimin gecikmesine ya da bir işe yaramamasına neden olabilir endişesiyle ortaya koyacakları bilimsel çalışmaların adı ancak olsa olsa skolastik anlayışın bilim kiliselerinin engizisyon mahkemelerinin vereceği kararlar için bir bilirkişi raporu olur. Onun da sebebi, yargıcın sonucu ağır olacak ya da içinden çıkamayacağı kararın sorumluluğunu kendi dışındakilere yükleyerek yükün ağırlığını hafifletmesine neden olur. Başka bir marifetleri olacağını sanmıyorum.
Sosyolojik tahlil, özgürlüğünü kazanmış, hakikati ifade etmek için kuracağı önermelerin yargısının ucunun nerelere dokunacağının hesabını yapmadan, doğrudan yargı ile gerçeklik arasında bir bağlantıyı dikkate alarak ileri sürdüğü önermelerini temellendirme becerisi olan hakikate ışık olmak için canhıraş bir tavırla mücadele edenlerin tahlili olmalıdır. Bunları dikkate almayan yöneticiler hangi ortam toplum ve iklimde olurlarsa olsunlar, bulundukları topluma asla huzur iklimi getiremezler ve yeni dünyaya da geçişi sağlayamazlar.
Aslında anlatılacak çok mesele olmasına rağmen konuyu burada keserek şu uyarımı ve hatırlatmamı yaparak satırlarıma noktayı koymak istiyorum. Rabbi Musa’ya dedi ki;” Firavuna git o azdı, ona yumuşak söyle de ki arınmak istemez misin…” “Biz her elçiyi kendi kavminin dilinden gönderdik…” Toplumları iyi anlamanın yolu onların dilini kültürünü yani harsını ekinini beklentilerini arzularını kaçamaklarını iyi bilmekten geçer. Bunların yaşamlarına yönelik ortaya koyacağınız bir çözüm ve sorunları hafifletecek bir dil ve projeniz yoksa, umut tacirliği ile insanların acılarını hafifletemezsiniz; acılar içinde kıvranan bir canlı, kendi acısını unutarak senin anlaşılmayan dilde çaldığın Çat’ça kavalını hiç dinlemez, ayrıca İsveç Senfonisine zaten alışkın değiller. Onlar, kendi dillerini anlayan ve dertlerini dert edinen yönetim erkiyle ancak geleceğe yolculuk yapmayı isterler.
Gelecek tasavvuru ve yeni dünya ikliminden bahsedenlere naçizane hatırlatmam eskimiş figürleri farklı modacıda giydirerek yeni manken diye vitrine koyduğumuzda müşteriyi cezbetmiyor ve albeni oluşturmuyor; hani ya belki bazıları uykusuz kalıyor olabilirler, ben de, rahat uyku çekmek isteyenlere diyorum ki, gelecek dili inşa edelim ve merhamet kanatları ile şefkat tohumlarını her yere ekelim; çünkü burası dünya, yapacağımız iş çok, önemli hatta ahiretten daha önemli, ama ahirette daha değerli, oradaki hayatımızın değerli olması için buraya da önem verelim dedim ….!!!
Erol Kekeç/22.02.2021/23.42

Beğen

TİLHABEŞLİ FİLOZOF
Kayıt Tarihi:23 Şubat 2021 Salı 00:19:13

GELECEK TASAVVURUNDA ESKİ DİLİN YERİ! YAZISI'NA YORUM YAP
"GELECEK TASAVVURUNDA ESKİ DİLİN YERİ!" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.