çetin altungüneş
519 şiiri ve 1234 yazısı kayıtlı Takip Et

Cumhuriyetin divası



CUMHURİYETİN DİVASI

Müzeyyen, 1918’de kundakta, ninni değil, şarkı dinleyerek başladı Türk Musikisine ! Annesinin güzel sesi, onun da genlerine işlemişti.6 yaşındayken eşin dostun en severek dinlediği Türk Müziği sanatçısı oluvermişti. Bir gün bir yakınlarının düğününde dans edip, şarkı söyleyen Müzeyyen, ertesi sabah uyandığında konuşamıyordu. Tam 10 yıl konuşmadı Müzeyyen. Konuşamıyor ama şarkı söyleyebiliyordu:

’’Bugün Müzeyyen Senar olabilmemi belki de kekemeliğime borçluyum. Yeniden konuşabilmem için neler yapmadık ki. Ağzıma taş koyup şarkı söylüyordum. Belki bu, sesimin daha da gelişmesini sağlamıştır. Kekemeliğim yüzünden bir çekingenliğim de vardı. Okulda derslerim çok da iyi değildi. Ama müzikte çok iyiydim. Bir gün müdürün odasına çağrıldım. Müzik öğretmenimizin dikkatini çekmiştim. Beni Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne yazdırdilar.’’

Yıl 1931.Cumhuriyet henüz çok genç. Cumhuriyetin modern genç kadın sanatçılar yetiştirme amacı Müzeyyen Senar’ın yaşamında ete kemiğe bürünüyor. Müzeyyen Senar işte o yeni kuşak kadın sanatçılar arasındaki yerini almaya hazırdır. Müzeyyen o tarihte henüz 13 yaşında. Ama Türk Müziğine hiç de yabancı değil.

’’Bir gün Emin Ongan Bey seni istiyor dediler. Necati Tokyay ile biraradaydılar. Emin Bey,’’Müzeyyen kızım, bizce buradaki eğitimini tamamladın. Bunun üzerine biz gittik, görüştük ve seni Şark Musikisi Cemiyeti’ne yazdırdık. Bundan böyle oraya gideceksin.’’Hocalarımıza karşı çıkmak haddimize mi düşmüş ! Elbette gidecektim...’’

Sesinin güzelliği ’’Allah vergisi’’ olsa da, bunun yetmediğini kısa sürede öğrenir Müzeyyen. Makamı iyi bilmek, notaları öğrenmek gerekiyordur. Ama o öyle şanslıdır ki, Cumhuriyet bunları öğretecek hocalar vermiştir O’na.

’’İlk gittiğim gün, tabii ki artık epeyce eğitimliydim. Çok şeyler öğrenmiştim. Repertuarımda oldukça genişlemişti. Başlangıçta nota okumam konusunda fikir birliğine varan hocalar, bunun üzerinde çok durdular. Daha sonra usul dersleri verdiler ve makamların özelliklerini tekrarlattılar. Özellikle bana hocalık yapan Hayriye Örs hanım ve Kemal Niyazi Beyin yetişmemde çok büyük emekleri geçti.’’

Müzeyyen’e neredeyse Cemiyet yetişmemektedir. Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin ardından, şimdi de Şark Musiki Cemiyeti’ndeki hocaları artık Cemiyet’e gelmesine gerek olmadığına karar verirler. Derslere Hayriye Hanım’ın evinde devam ederler. Kısa bir süre sonra, Hayriye Hanım ve Kemal Niyazi Bey, bestekarlara da danıştıktan sonra, Müzeyyen için daha ileri bir adım atılmasına karar verir. Şimdi Müzeyyen’in önünde açılan kapı, İstanbul Poatanesi’nin üzerindeki Radyoevi’nin kapısıdır...

Radyoevi’nin kapısından içeri atılan adım, sonraki pek çok kapıyı da açacaktır. O henüz farkında değildir ama sesi yurt çapında duyulmuştur.1933 yılında hayalleri için bile büyük olan Belvü Gazinosu’ndan davet alır. Gazinonun sahibi İbrahim Dervişzade,’’gazinomda şarkı söylemeniz için iş teklif ediyorum’’ der:

’’O dönemde gazino programlarında usul farklıymış. Bunu ben pek bilmiyordum. Sazla birlikte bütün sanatçılar sahneye çıkarmış. Fasıl bitince her sanatçı en az iki şarkı söylermiş, solo olarak. Fakat ben nasıl bir duyguyla bilmiyorum, ancak tek başıma çıkarsam sahneye teklifi kabul edebileceğimi söyleyiverdim. Fasıl biter ve fasıla katılan sanatçılar solo programlarını yaptıktan sonra, ben, saz heyetiyle birlikte tek başıma sahneye çıkar ve şarkılarımı söylerim, dedim’’ İbrahim Dervişzade, biraz şaşırarak bunu kabul eder. Ve böylece Türk Müziği’nde solistlik müessesesi başlar.

’’Bestekarlar bana gelirdi, ben onlara gitmezdim. Onlar bana gelir ve güfteyi seçerlerdi. Yine bir gün Selahattin Pınar’la çalışıyor ve onun yeni bir bestesini geçiyorduk. Kapı çalındı. Selahattin Pınar içeri giren beyefendiyi karşılarken;’’Bak kızım sana bestekar Sadettin Kaynak Beyi tanıştırayım’’ dedi. Bana iltifat etti ve ’’Küçük hanım, eserlerimizi terennüm ederken, duygularımızı bize yeniden yaşatıyor’’ dedi.

Müzeyyen Senar, Sadettin Kaynak’ın bu ifadesini şöyle bağlıyor:

’’Çünkü ben şarkı söylemiyorum, güfteyi anlatıyorum. Şarkı söylüyor herkes. Bir şey anlamıyor sunuz. Bir keklik geziyor dağlarda. Annesini kaybediyor ve ben bunu söylerken ağlıyorum. Bu sözle bunu demek istiyorum işte. Ben güfteyi anlatmak istiyorum insanlara. Onlar da ağlıyor bunu dinlerken, Buna bir başka örnek de Selahattin Pınar’la yaşadığımızdır. Babası yeni ölmüştü. Ona bir beste yapmıştı.

Gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım
Gittin artık seni ben nerde bulup yalvarayım
Şimdi ben tıpkı şifasız kanayan bir yarayım
Gittin artık seni ben nerde bulup yalvarayım

Şarkıyı önce o çalıp söyledi ve ben notadan takip ettim. Sonra mısra mısra birlikte tekrar ettik. Özellikle meyanı bir çok kereler okuduk. Yüzüme baktı ve’’haydi bakalım, şimdi sen okuyacaksın’’ dedi. Hüzzama giriş taksimini yaptı ve ben okumaya başladım. Ama içimden geldiği gibi okudum. Birden durdurdu beni. ’’Şunu bir daha okur musun’’ dediğinde benim gözlerimden yaşlar akıyordu.

Müzeyyen Senar 18 yaşında evli ve çocuklu bir kadındır. İlk evliliğini yapmıştır. Bir gün Atatürk tarafından çağrıldığı haberi gelir, Eşi ile birlikte Atatürk onu bekliyordur:

’’Uzun bir masanın etrafında devrin bütün tanınmış kişileri yer almıştı. Atatürk ortada oturuyordu. Yaverle birlikte tam karşısına geldiğimde, beni yanına oturttu. Yüzüme dönüp baktığında,’’Aaa ! Bu saçların hali ne?’’ deyip yavere işaret etti. Kulağına bir şeyler fısıldadı. Yaver, ’’lütfen beni takip ediniz Müzeyyen Hanım’’ dedi. Bizi bir banyoya götürdü. Bir berber geldi ve benim saçlarımı, modern bir şekilde kesti. Atatürk beni kendi kafasındaki modern Türk kadını tipine uygun hale getirmek istemişti. Beni ilk gördüğünde Bursa’dan gelmiş bir köylü kızıydım.
Sonra yeniden huzura çıktık. Şarkı defterimi aldı ve istediği şarkıların yanına birer çarpı işareti koydu. Sabaha kadar müzik yaptık. Atatürk ilk bakışta sert görünümlüydü. Bakışları insanı korkuturdu. Ama tanıdıkça, onunla vakit geçirdikçe çok keyifli bir adam halini alırdı.’

Gerçek bir sanatçıyı anlatmaya çalıştım sizlere. Cumhuriyetin divasını. Onu 8 Şubat 2015 yılında kaybettik. Öldüğünde 96 yaşındaydı. Işık içinde yatsın !..

Beğen

çetin altungüneş
Kayıt Tarihi:1 Aralık 2020 Salı 21:55:27

CUMHURİYETİN DİVASI YAZISI'NA YORUM YAP
"CUMHURİYETİN DİVASI" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.