Erlik Aldacı
3 şiiri ve 30 yazısı kayıtlı Takip Et

Şeytan aldı götürdü " insan"



Şeytan Aldı Götürdü

Şeytan Aldı Götürdü. “insan”

Hata yapılmıştı hem de geri dönülemez bir hata idi bu. İçinden çıkılamayan bir sorun haline gelmişti insan. Tanrı, insanın aklını geri alabilmek için epey uğraştı…olmadı. Geleceği, Tanrı kadar olmasa da görebilen hali hazırdaki tüm varlıklar “insan” delinen yaratığın gelecekte oluşturabileceği tehlikelerden huzursuz oluyorlardı. Bu yaratıktan kurtulunmalıydı. Öyle bir yere terk edilmeliydi ki “gerçek” için hiç bir zaman tehlike oluşturmasın, gerçeğe ulaşamasın.

Evren yaratıldı, geçici yasalarla yalancı yasalarla donatıldı. O kadar çok çeşit bırakıldı ki yanına bunu çözmesi uzunca bir zaman alabilirdi. Evrenin kendisi, zamanın kendisi, insanın kendisi insan için büyük oyalamacalarla gizliydi.
İnsan her tekamül edişinde yeni gizlerle karşılaşıyordu. Aslında bu gizler; “gerçek” olanın üstten alta ters şekilde bir düşüşün sembolize edilmesinden başka bir şey değildi. Uzaktan debdebe içinde kıvranan insanı izleyen Tanrı, bir yol göstermek için evrene mesaj attı. Gerçek olanda yaşayan tüm varlıklar şaşkındı, korkuyla karışık.

Tanrı neden böyle yapmıştı. İnsana neden bir yol, bir el uzatmıştı…

Ve şeytan devreye girdi…İnsan zaten bunu çözecek, dedi. Böyle bir şeye gerek yoktu, dedi. Bu küçümseyici ve omuz silkici tavır, kozmik devrin son dönemlerinde “modernizm”le kendini buluyordu. Bu şeytanın kendi zekasına dayandırdığı, insana yol gösterici bir tezahürüydü, düşünceye inişiydi.

Fakat kozmik devrin “altın kova çağı”nın başlangıcında olan insanlar şeytanı bile anlayış dışı, anlam dışı, gerçek dışı ilan ettiler. Modernler arasına gizlenen sıradan inançlara sahip olan inanan, yani Tanrı’nın evrene mesaj olarak attığını inanca dönüştüren, basit insan oluşunu saklayan. Böylelikle modern görünümünden sıyrılmak istemeyen, çıkarınca tüm çıplaklığıyla ortada kalmanın cezasını yaşamak istemeyen insanların var olabileceği fikri modernizmi ciddi şekilde düşündürüyordu.

Şeytan, düzeninde gedikler olsun istemiyordu.

Yoksa tüm bu olup biten, gerçekte şeytanın planının bir parçası mıydı? Şeytanın etkin olduğunu kabul etmek bile modern insanı rahatsız mı eder? Sonuçta bir Tanrı karşıtlığı olsa bile bir meta fiziki varlıktan bahsetmek, kabul etmek modern düşünceyi yıkar, dümdüz eder. Zaten darlaştırılmış, sıkıştırılmış düşüncelerini bir de böyle soru alanı açarak, daha çok çaresizliklerine yol açabilir. Çaresizlik; nihayetinde nefret doğurur… İşte bu pratik pozitivizmin ta kendisidir.
He…vallaha aynen öyle.

Öyleyse bu şeytanın planının bir parçası olamaz diyebilir miyiz? Ha…anladım.
Yoksa…Bizi alıp götürmek için, bize öyle mi dedirtmek istiyor. Ha…anladım.

“Lan sen yine de bir karar ver adamım, şüphe içinde bırakma.”
Ne büyük şüphe…olsun. Şek ve şüpheler insanı uyanık tutar.
Güncel yaşamınızda, Tanrı’nın evrene attığı mesajı nerede tutuyorsunuz?... İnancınıza “ortada sıçan” oynatmayın ya da top çevirmeyin, oyalamayın düşüncelerinizi. Kendi zihin alanınızda günü kurtarmak dolaysıyla yaşamı kurtarmak için. Yapmayın…hiç olmazsa kendinize.

“Samimi olun…”

Konfor, rahat, tüketim, kirlilik, yok etme, çeşitlilik, çılgınlık ama “yüksek haz”. Vazgeçemem. Bilimin güçlü bir liman dalgası gibi kontrolsüz biçimde varlığın üzerine gelmesi, sadece bir yüz yıllık sürede bile dünyayı yaşanılabilir bir yer olmaktan çok uzaklara taşımıştır. Önümüzdeki bir yüz yıl ise S. Hawking’in dediği gibi “insan yeni bir dünya bulamaz ise bu onun sonu” demektir, saptamasında da saklıdır.

Varlığa egemen olma, sömürme, başka yaşamlara yeteri kadar izin vermeme düşüncesindeki insanın elindeki bu silah yani bilim dengesiz, kontrolsüz kullanılmaktan yaracılığından dolayı hiçbir zaman kaçınılmamaktadır.

Farkında olmayan alt insan gurupları bilimin fantastik atmosferine sürüklenirken kendi psikolojilerinin dahi bilimin istediği şekilde değiştiğinden bile habersizdirler. Bilimin basit aletler veya basit düşünce olarak ortaya koyduklarıyla anlamayı ve oynamayı kendilerine belirginlik, farklılık, bir şey bilme, üstün özellik kazandırdığını düşünenler “entelektüel şizofrenleşme”ye giden bir yaşam yaşadıklarını bile anlayamazlar. “bunalımdaki doyumsuz insan”

Gerçek bilim doğanın kendisinde saklıdır, bunu kendi döngüsü için zaten kullanmaktadır. İnsanın kaotik yanı olan akıl doğaya bir tür işkence yapar. Dolaysıyla Tanrı’ya…

Bu durum bilimin yan yansımalarında yani sanat edebiyat, sosyoloji, felsefe vs. alanlarda bir hayli fazla görülür. Hatta bu durum öyle bir hal alır ki Tanrı adına hareket şeytan misali insanlık adına hareket eden entelektüel şizofrenler türer, türemiştir de.

Günlük yaşamın kolaylığı, konforu aldatıcıdır, başka bir yere çekim oluşturur, insanı çeker. Bu başka bir yer “kötülük”tür.

Günlük yaşam başka, inanç başka…Yine mi böyle dediniz. Şeytan aldı götürdü. Hadi satamadan geri alın, satarsa pek fena. Demedi demeyin…

Ne var canım bunda bak çağın bilgisiyle az aydınlandık, bizimki hoş görülü bir mantık. Öyle ki insanların birbirlerini mülkiyetine almalarına dahi renkli etiketler bulduk.

Her alanda her zaman inançsal ciddiyete gerek var mı? İhtiyatlı yaklaşımla, yaşamın hezeyanından yararlanarak yaşamakta ne kötülük olabilir. İnançla, yaşam arasına kalın duvarlar çekmiyoruz ki?

Ha…anladım. Böylelikle insan kendine terk edildi.

Siz de mi böyle düşünüyorsunuz?...

Gerekirse devam eder…

Beğen

Erlik Aldacı
Kayıt Tarihi:27 Kasım 2020 Cuma 20:47:08

ŞEYTAN ALDı GÖTÜRDÜ " INSAN" YAZISI'NA YORUM YAP
"Şeytan Aldı Götürdü " insan"" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
himmet aygüt
28 Kasım 2020 Cumartesi 22:25:16

okudum, okudum , okudum...
ve sonra vaz geçtim demeye çalıştıklarımı demelerden,
" her şeye kadir olan" bir şeytanla görünüşte baş edemezken,
yaşadığım coğrafyada ben bunca çakalla nasıl baş ederdim ki?

evet, imanı hala " insan " olana inananlardanım.

eyvallah.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 28 Kasım 2020 Cumartesi 22:51:23
İnsan olmaya uğraşmak, insan kalabilmek ne zor hale gelmiş bu zaman diliminde. Sözde ilerleme ve aydınlanmanın ahiri ya zaman.

Seni bilmem şair...ben bunca ablukaya rağmen mülkiyete alınmaya direnenlerdenim.

Eyvallah.
Noumena
28 Kasım 2020 Cumartesi 21:57:18
İnsanları inançlarına göre ayırmıyorum. İnancın bir insanı kötü veya iyi yapacağına inanmıyorum. Bu konuda çokça bir şeyler yazmıştım. Olay her insanın içinde bulunan kötü ikizini kontrol edebilmesidir. Bunu başarmak için de bilim, kültür, tarih gibi konuları ucundan da olsa bilebilmek gerekir, öğrenebilmek gerekir. Yıllar önce satanistlerin bir web sitesine üye olmuştum, klasik formla üye alıyorlardı. Orada biraz takıldığımda bu insanların iyi bir birikimi olduğunu görmüştüm. Yani inanmakla inanmamak sadece dışarıdan bir önyargı basitliğinde.

Yazınız çok öğreticiydi. Devamı gelmeli. Saygılarımla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 28 Kasım 2020 Cumartesi 22:17:03
Sorun inançta değil gibi, inancı kendisinde bir hak gibi görüp insanların birbirlerini mülkiyeti altına almaya çalışmalarında. Aslında evlilik de böyle değil midir. Bir şnancın tahakkümü...tür ya da türevi farketmez.

Bilim, kullanılabilir eşyalar üretme ve organizmayı tamir etme özelliğinden başka ne verebilmiştir insana. Üstelik bunu sahibi olan emperyalizme hizmet ederek ve yeni yeni sorunlar üreterek. Günlük yaşamımızdaki konforun bedeli çok çeşitli ve ağırdır.

Ve üstelik tüm bunları bilimsel kibirle, halkı küçük görerek yapar. İlginç bir yan ise halkın içinden bilimsel kırıntıya sahip olanlar, kullanabilenler bir parçası oldukları halde halkın büyük bir bölümüne tepeden bakarlar. Bu bir bilime yakın olma fantazisinin snobist sonucu, etkisidir.

Satanizm ise sapma ve yıkılmanın sonuçlarından herhangi bir tanesidir.

Katkı ve yorum için teşekkürler... saygıyla.
black_sky
28 Kasım 2020 Cumartesi 00:28:23
Ustat gerekirse kısmına gerekir diye kot düşmek istedim...
Insanın molekülünde sorun var sanki. Merak, düşünce, sorgulama, keşif, eskiye küsme, yeniyi yerme, rahat, konfor, daha çok isteme...daha çok...daha çok...
Ya da bu durumda mi böyle kodlandı. Söyle ki insan bir şekilde arızalıdır önermesi zihne yerleşince kişi kendini zaten arizali kalbul ederek olasi durumlara baştan kılıf uydurmuş olacaktı...oh mis durumu...
Işler rayından ne zaman cıktı.. çokça başından sanırım ve daha sonra o işleri rayına sokmak yerine yeni raylar yapmak ve onları da pazarlamak daha karlı geldi sanırım.
Insanlığın her gelişimi sanki acı üzerine kurulu...kitlesel acılar hem de..
Ben karıştı biraz sanırım bu yüzden gerekli olur devamı.
Saygı ve hürmetle her daim..

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 28 Kasım 2020 Cumartesi 09:50:08
"Tanrı öldü" demek de bir varlığın kabuludür, kabulsüz bir varlık ölür mü hiç... Sıfır dan itibaren eskimeye, korozyona uğrayan organizma kendini ve var oluşu sorgulamak zorundadır, anlamak için.

Henüz yaşamın başında olan saf ve savunmasız varlıklar, yaşamda en olumsuz en acı olaylara maruz kalsa, ona bir şey vaat etmek hiç bir şeyi telafi etmez. Telafisiz yaşamda mağdurluk, vaatlerle kabul edilebilecek bir şey değildir. O zaman biz vaatler bütününe giden bir varlık değiliz. İnsanı, kendi ürettikleriyle biçimlendirme, insanın insana en büyük kötülüklerinden biridir.

Tanrısal ve insansal kötülük neden var sorusu geliyor insanın aklına. İkinci soru ise istediğiniz biçim almayan bir ürün neden üretilir ki?

O zaman şunu düşünmemiz gerekir, üretilmiş olmak üretenden bağımsız, zorunluluk taşır. Biçim alması için obje zorlanır, bir yola sokulur.
Özgürlük ve zorunluluk insanın çözmesi gereken öncelikli sorusudur Tanrı'dan önce.

Ve sonra diğer sorular... Güzel olan güzel insanlarla güzel konuşma, işte o zaman insan bir parça anlam buluyor tıpkı yorum-konuşmanda olduğu gibi...

Var eden her neyse seni korusun. Saygıyla....

Erlik Aldacı Yazının sahibi 28 Kasım 2020 Cumartesi 10:04:30
Ve ciddiyetim, en yüksek seviyeye çıkıyor seninle konuşmalarımda....
black_sky 28 Kasım 2020 Cumartesi 10:52:49
Evet tanrıyı öldürmek için önce varlığını kabul etmek gerekir...ya da tanrıyı öldürmeye çalışan kişi tanrıya sığınanlardan intikam alma niyetinde olabilir. Bu durum da neden buna ihtiyaç duyar diye düşünürsek...yine ya insanlardır derdi ya da yine tanrıyla. Her anlamda bir varlık durumu olasıdır...

Tanrının bizi ve evreni yarattigi noktasında. Tıpkı bir anne ve babanın çocuk sahibi oma süreci gibi desek. Bir birey olur ve kendi yaraticilarindan ayrı başka bir bireye dönüşür. Ama bu bireyin duygusal altyapısını da yaratıcıları belirler.her ne kadar başka bir şeye zorlansa da üreticinin etkisini , becerisini taşımaz mi üzerinde.

Ve en büyük sorunumuz belki de telafisi olmayan durumu hayatin kendisi olarak görmektir...olayin genelini hayatin tümünü bir daha asla olmayacak bir durum görmek olayı çok daha başka taraflara çekmiştir belki de...sonuçta öleceğiz nasılsa durumuna kapılırsa kişi o zaman nasıl bir şekil alır zihni..

Üstat her yazın her yorumun ve her cevabin benim için çok kiymetli.
Ne mutlu bana sesin hep yüksek yüksek gelir bana..
Eksik olma dilerim
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.