Mehmet Burhan AKIN
4 şiiri ve 36 yazısı kayıtlı Takip Et

Bardağın boş ve dolu yanı



“ASIL DEPREM İÇİMİZDE” başlıklı yazımızda;

“………. Hani bardağın dolu ve boş yanları vardır… Tabi ki bardağın dolu tarafına bakmadan önce, bardağın nasıl dolduğuna bakmak gerekir… Bardağın diğer yarısı neden boş bırakılmış ya da kalmış, nedenlerini araştırmak gerekmez mi?"

Yazımıza yapılan yorumda Değerli Öğretmenimiz Serap Hanım;

“ Elbette gerekir hem de çok!.. Böyle bir soruyu yazınıza dahil ettiğinize göre sorunuza cevaben bir iki cümle etmenizi de beklerim Değerli Öğretmenim...

Siz yolu açın ki... bizler de bu konudaki fikirlerimizi, düşüncelerimizi, tecrübelerimizi, gözlemlerimizi paylaşalım. Bardak ’neden yarım’ adını koymaya çalışalım!..”

Hay hay, değerli öğretmenimizin isteğini bir emir olarak bilir ve hatalarımızla sevaplarımızla kısa olsa da bir kaç kelam etmek ev ödevi olarak biliriz, eksiklerimizi tamamlayacağınızı umarım.

Bardağın dolu tarafı deriz; boş yanından habersiz gibi konuşurken, işlerimizi rayına oturtmaya çalışırken, “boşu” her defasında boş olarak görürüz, yoksa görmemezlikten mi geliyoruz!..

Açıklamalara geçmeden önce; söz konusu bardağın dolu tarafı ya da boş tarafı için hepimizin bildiği şeyleri kısaca sıralamak isterim.

Olaylara olumsuz tarafından bakmak, olumsuz tarafını incelemek... Görmek istediğimiz şekilde olumlu ya da olumsuzu görebiliriz, ama bazen göz yanılabilir, sadece bir yanı görür. Güzel bakan gözler güzel görür deriz. Belki de bardağın tamamen dolu olduğunu fark etmeyebiliriz ya da boş olduğunu… Ayrıca bakmak ile görmek arasında çok belirleyici bir fark vardır. Neşeli olduğumuz zamanlarda gördüklerimizi, nedense sinirli anlarımızda yanlış görebiliriz. Ruhsal duruma göre ya da işimize geldiği gibi davranmak da farklılıklar doğurabilir, kişisel gelişimleri unutmamak gerekir.

Olayları her yönüyle incelemek, olumluyu olumsuzdan ayırmak, doğru bakmak ve doğru görmek elimizde olan şeylerdir. Bu nedenle toplum olarak her zaman bardağın boş tarafını yargılamak ne derce doğru olabilir? Ama bir bakıma doğru uygulandığında bardağa boş tarafından bakmak bile bize bardağın dolu yanını hatırlatır.

Hayallerimiz vardır peşinden koşarken gerçekleşmeyen, planlarımız vardır uygulamadan yıkılıp giden, bazen umutlarımız suya düşerken ruhumuzda gedikler açılır, enkazın altında kalırız. İşte o an bardağın boş tarafına bakarken bardağı kırmadan yeniden doldurabilmek önemli. Başarabilene ne mutlu…

“Bardağın dolu tarafına bakmadan önce, bardağın nasıl dolduğuna bakmak gerekir…” demiştik ya, şimdi karınca kadarınca bir açıklık getirelim gücümüz yeterince.

Ülkemizde yaşayan her insan genellikle kendince doğru bildiği bir ideoloji taşır, bir inanca sahip olur ya da bir siyaset yanlısı olması kaçınılmazdır. Burada da olumsuzluklar bırakmaz insanın peşini, olumlu tarafına bakılmadığı sürece de bardak dolmaz, bir yanı hep boş kalır, ama dolan taraf sağlam olmalı, dökülmemelidir. Sağlam olmalı dolan taraf için diyorum… Çalışırken, konuşurken, iş ve işlem yaparak kazanırken vicdan çürük olmamalı, eşitlik ilkelerine dayanan adalet dağıtılmalı, çalmadan çırpmadan insanlar yararına yatırımlar yapılmalı ve eğitim!…

Günü kurtaran eğitim programları değil, yüz yılı hedef alan eğitim sistemleri uygulanmalı. Güzel ahlak süslemeli mangal sıcaklığında yürekleri, sevgi pınarından dolmalı bardak, yarısı hiç mi hiç boş kalmamalı, aksine yarısı dolan bardak dökülmeye ve kırılmaya mahkumdur.

Cumhuriyet kurulduğundan beri sayamadığımız kadar badireler atlatan ülkemizin bir yanı, yarısı dolu bardak misali diğer yanı sürekli boş bırakılmıştır. Buna kader mi diyeceğiz yoksa kasıt mı var bilemem…

Bildiğim ve çok üzüldüğüm, hem eksik hem de yanlış gördüğüm yetişme tarzımız olmuştur. Bir kere okuma alışkanlığı tam olarak oturmadı, bilinçsizce yapılan tarım kökten yok edildi, inancımızı çıkarımız için kullanır olduk. İnsan haklarına aykırı olan ne varsa sergilemekten kaçınmadık. Ve her şeyden önemlisi, "helal emek, alın teri " gibi kavramları unutarak iş ahlakından uzaklaşan bir toplum yarattık.

Daha fazla uzatmaya gerek yok sanırım, bu saydıklarımızla bardakları doldurmaya çalıştık yıllarca ve adına;

“BARDAĞIN DOLU TARAFI” dedik. Boş yanına hiç dokunmadan, dolan tarafın sağlamlığını varın siz düşününüz, daha dün depremde yıkılan “ RIZA BEY “ apartmanı misali…

07 KASIM2020
Mehmet AKIN


Beğen

Mehmet Burhan AKIN
Kayıt Tarihi:7 Kasım 2020 Cumartesi 07:04:27

BARDAĞIN BOŞ VE DOLU YANI YAZISI'NA YORUM YAP
"BARDAĞIN BOŞ VE DOLU YANI" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Hüznümün Hüznü
21 Kasım 2020 Cumartesi 23:25:17
Bizler yine bazı eksikler olsa da hep bardağın dolu tarafını görmeye çalıştık.Bize verilen,öğretilen buydu.
Şimdi 2000 yılından sonra doğan nesil için ne bardak ,ne doluluğu önemli.
Sanki bana öyle geliyor ki artık kimse bardak kullanmıyor.

Bir yılda hayatımız nasıl değişti, psikolojisi bozulmayan insan yok,gelecek kaygısı.Yaşlıları öldürmek, çocukları robotlaştırmak isteyen bir sistem var.
Sadece hep dört ayak üstüne düşen , kişiler memnun hayatından.
Aslında boş kalan bardağı doldurab iliriz ,etrafımızda bulunan Z kuşağına sahip çıkarak.
Sizin gibi kıymetli eğitimcilere ihtiyacı var bu ülkenin.
Sağlıklı günler dilerim, saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mehmet Burhan AKIN Yazının sahibi 22 Kasım 2020 Pazar 00:34:07

Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.

Yolumu biraz daha aydınlattınız.

Saygılarımla Efendim.
Serap IRKÖRÜCÜ
21 Kasım 2020 Cumartesi 22:36:36
Burada hiç kimseyi hakkında tahminde bulunacak kadar tanımıyorum Mehmet Bey, tabii sizi de...

Cevabımda yazılarınızdan alıntı yapmamın nedeni de bu. Bu beni ( değerlerini savunduğum, bugünkü mesleğimizi elde etmemizin en büyük nedeni cumhuriyetimiz adına ) üzen cümleler de size ait.

Bu değerleri savunmak için devletimin bana yaptığı yatırımı hakkıyla ödemek için rotasyon görevlerime ben başvurdum!... Çok kişi memleketinden çıkmadan emekli olurken ben kendi doğrum adına bildiğimi yaptım. Anlattıklarım hamasi nutuk değildir, yaşadıklarımdır.

O nedenle alıntı yaptığın paragrafınızdaki son cümleyi vurgulayarak bir daha yazıyorum:" Buna kader mi diyeceğiz yoksa kasıt mı var bilemem…"...
Bir eğitimciden okumak gerçekten çok acı!.."

KASIT NE DEMEK?!?! Kimin kastı var?... Neyin adına bu kasıt?... Aslında söylemek istediğiniz başka bir şey mi var?...

Ben sizden daha çok şaşkınım!...
İlk yazınızdaki benzeri gönderimleri yanlış anlamış olabilirim diye sormuştum. NE YAZIK Kİ YANLIŞ ANLAMAMIŞIM!...

Keşke ben yanılsaydım da sizden tüm samimiyetimle özür dileseydim!. :(((

Bir tek cümleye duygusal takılıp kalmışsınız, bardağın boş kalan tarafına 'kim ne kadar katkı sağlamış'a değinmemişsiniz... Yazının özü buydu... Ben de onu bekliyorum sizden...

Böyle bir yazıdan sonra bence açıklamanız gerekenler var, çünkü üzgün olan sadece siz değilsiniz!.. Üstelik:

"Sırça köşkte oturuyorsanız, kimsenin camına taş atmamalısınız!..." Herkesin üzerine titrediği değerleri var...

Saygılarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mehmet Burhan AKIN Yazının sahibi 22 Kasım 2020 Pazar 00:31:53

Öğretmenim,

Yorumunuza sadece saygı duydum...
himmet aygüt
21 Kasım 2020 Cumartesi 19:11:17

Cumhuriyetin yaklaşık 100 yıllık hikayesi bizim tarafımızdan yazılmış sayılsa da,
karanlığın hikayesi nice yüzyıllar hocam.
zorluğu bilip, gururunu yaşadığımız nice eğitim emekçisiyle aynı düşlerde
buluşmak yine de büyük başarı diye düşünüyorum gelinen bu günlerde, özellikle.
"yetişme tarzı " yada yetiştirilme tarzı hedeflenen dünyaya dair bir olgu olmalı, ki
yanlış - doğru her cümlesine " memleket" denilen'le başlayanlardan sonrakileri görünce
ve bir nesili kaybettiğimiz bence bu kadar kesinken, bu yılın 29 Ekim ve 10 Kasım'larından sonra yine de umut var dedim sevgili usta, umut var Ata'nın ışığıyla yarın yollarında...
velhasılı bardağın dolu yanına sonsuz bir imanla elbet.

eyvallah.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mehmet Burhan AKIN Yazının sahibi 21 Kasım 2020 Cumartesi 20:50:20

Sağol üstadım, söz konusu memleket olunca duygu ve düşüncelerimiz yarının ışıklı yollarında sonsuz bir imanla elbet...

Saygılarımla....
Serap IRKÖRÜCÜ
21 Kasım 2020 Cumartesi 17:37:31

"Cumhuriyet kurulduğundan beri sayamadığımız kadar badireler atlatan ülkemizin bir yanı, yarısı dolu bardak misali diğer yanı sürekli boş bırakılmıştır. Buna kader mi diyeceğiz yoksa kasıt mı var bilemem…"

Bir önceki yazınızda da bu minvalde bir göndermeniz olduğu için konuyu açmanızı istemiştim sizden, iyi ki istemişim.

Sizler bir eğitimci olarak, "...diğer yanı sürekli boş bırakılmıştır." dediğiniz yörenin insanı olarak çok gerçekçi ve benden daha çok gözleme sahip olmalısınız aslında.

1993'te rotasyon bölgesindeyken Mili Eğitim İlçe Müdürlüğünce daha ben gitmeden iki öğretmenin yerini değiştirmişler. Erkek olan öğretmeni köye, beni ilçeye vermişler. İmzalamaya gittiğimde bana gelen tayin emrindeki yerle tutmuyordu, itiraz edince, ‘bu bürokratik bir gelenektir, bu yörelerde mecbur olmadıkça köylere sadece erkek öğretmen gönderiyoruz.’ dediler. Bir hafta sonra o delikanlı öldürüldü. Bütün basının devlet tekelinde olduğu o yıllarda yazılmadı, söylenmedi bile bu konu… En çok öğretmenler öldürüldü ‘bazı bölgelerde’… Eğitmekten başka hiçbir amacı olmayan, ailelerinin gözü gibi baktığı, kim bilir ne zorluklarla okuttuğu gencecik emekçiler öldürüldü.

Bunu en iyi sizin gözlemiş - duymuş - yaşamış olmanız gerekir. O yörelerin bilinçlenmesini istemeyenler öldürdü onları.

Kaldığım evin halasının bir oğlu koruculuk yaparak devletten maaş alırken diğer oğlu dağda teröristlik yapıyordu. İstanbul’dan kaçırıp getirdiği gelin de annesiyle kalıyordu, korucu abisi ve ailesi de… Eşini görmeye geldiği gece korucu abi bütün şartları ayarlıyordu.

Devletten aldığı maaşla terörist bakmak!... Güvenin altına bomba koymak!...
Biraz aynaya bakmayı öğrenmeli insanlar, yokluktaki paylarını sorgulamalı!... Suçlamak kolay!...
Bu ikiyüzlülük ve hainlik, korkarım hâlâ sürüyor.

Yüksek gerilim hatlarına atılan bakır tel sarmalarını görünce ‘ne bunlar’ demiştim. Azı dişlerini gösterecek kadar gülmüşler ve ‘döğletten alantrik aliyrık’ demişlerdi. Bugün hâlâ faturamdaki ‘kayıp kaçak bedelini gördükçe içim acır!..

Demem o ki Öğretmenim…

Başarılı olanın her zaman bir nedeni vardır, başarısız olanın da her zaman bir mazeret,.
Ama bu mazeret bir süre sonra marifete haline getirmeye çalışılırsa… böyle bakış açıları eğitimcilerden bile gelebiliyor demek ki!..

İşte bu çok üzücü!..

Bardak var mı var!...
‘Doldurmak için sen ne yaptın?’ diye de sorarsanız bunu savunanlara iyi olur Değerli Öğretmenim, gelecek cevapları da bizimle paylaşırsanız daha iyi olur.

Saygılarımla….






1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mehmet Burhan AKIN Yazının sahibi 21 Kasım 2020 Cumartesi 21:11:33

Değerli öğretmenim,

"Başarılı olanın her zaman bir nedeni vardır, başarısız olanın da her zaman bir mazeret,.
Ama bu mazeret bir süre sonra marifete haline getirmeye çalışılırsa… böyle bakış açıları eğitimcilerden bile gelebiliyor demek ki!..
İşte bu çok üzücü!.."

Konuyu bu açıdan hiç düşünmemiştim. Başarılı olduk mu, olmadık mı onu halk ve Allah bilir, en güzel değerlendirmeler onlar yaparlar. Asıl beni üzen;

".... böyle bakış açıları eğitimcilerden bile gelebiliyor demek ki!..

İşte bu çok üzücü!.."

Aklımın köşesinden bile geçmeyen yukarıda ki cümle için gerçekten üzüldüm. Bütün Ömrünü öğrencilerine, ülkesine adamış bir eğitimci olarak, Serap Öğretmenimizden hakkımda böyle bir yorum yapacağını asla beklemiyordum. Üzüntümün dışında hiçbir açıklamada bulunmayacağım. Sadece şunu bilmenizi isterim, tahmin ettiğiniz düşüncelere asla sahip olmadım.

Saygılarımla Efendim...
Cemile Ülkü
20 Kasım 2020 Cuma 23:38:56
Hocam bu bardağın dibi bile dolmadı.Dolmaz da.Bardağın dibi delik.
Bardağın hammaddesi bozuk.İmalatçı firmalar üçkağıtçı.Siz ne derseniz deyin artık.
Ben üniversitede okurken bahçenin her yerinde sigara izmaritlerinin ve çay bardaklarının olduğunu hayretle seyrederdim.Fakülte öğrencisine çöp atmamayı öğretemeyen bir mekanizma,bize okumayı mı öğretecekti.
Deveye neren eğri diye sormuşlar,nerem doğru ki demiş.
Ne yazık ki bizimkiler eğriliğin farkına bile varamadılar henüz.Doğruyu aramaya ne hacet...
Saygılarımla...


Cemile Ülkü tarafından 20.11.2020 23:39:06 zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mehmet Burhan AKIN Yazının sahibi 20 Kasım 2020 Cuma 23:58:42
Değerli Öğretmenim,

"....... Fakülte öğrencisine çöp atmamayı öğretemeyen bir mekanizma, bize okumayı mı öğretecekti."

Tek cümle ile söz konusu bardağın kalan kısmı doldurulmuştur. Bu güzel ülkenin Cemile öğretmenlerin varlığına ihtiyacı vardır.

Saygılarımla...

asude_vuslat
7 Kasım 2020 Cumartesi 12:28:13
tebrikler çok iyi hazırlanmış dolu dolu bir yazı

yazının dolu tarafı boş tarafından daha fazla

bardağa gelince boş veya dolu

kalp kırmak gibi düşünüyorum
kırılan bardak yapıştırılsa da aynı olmaz değil mi illa ki sızar su göz yaşı gibi



1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mehmet Burhan AKIN Yazının sahibi 7 Kasım 2020 Cumartesi 16:16:18
Teşekkür ederim efendim.

Tabi ki kalp kırmakta söz konusu işlemin bir parçasından ibarettir ve kırılan bardak olumsuz bir iz bırakır, hayatımızın eksik kalan yanları gibi.

Sayrılarımla...


Mehmet Burhan AKIN Yazının sahibi
7 Kasım 2020 Cumartesi 11:23:36


Mehmet Burhan AKIN tarafından 11/7/2020 11:40:35 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


muslumbayram 7 Kasım 2020 Cumartesi 11:28:09
Erdem olursa buyruğa ne hacet Hocam
Estağfurullah;))
Nice saygılarımla
muslumbayram
7 Kasım 2020 Cumartesi 10:59:52
Hocam önemli olan bardağın dolu tarafını görmekse eğer
Boş tarafını da doldurma çabası ve erdemini sergilemektir

Nice saygılarımla

Müslüm BAYRAM

muslumbayram tarafından 11/7/2020 11:14:56 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mehmet Burhan AKIN Yazının sahibi 7 Kasım 2020 Cumartesi 11:25:44
Evet efendim, anlatmak istediğimiz, buyurduğunuz gibi "Boş tarafını da doldurma çabası ve erdemini sergilemektir."

Saygılarımla...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.