black_sky
83 şiiri ve 73 yazısı kayıtlı Takip Et

Büyük yolculuk



Büyük Yolculuk


Yürümek değil bu bendeki...
Ayaklarımın  peşinde virane olmak..

Anlamaya çalıştığım kadarım, anladığım kadar...kabul ettiğim belki de kabul edildiğim kadar...

O zaman haydi yok sayın beni artık ve silin dilinizden ismimi de savrulsun küllerim... olsun razıyım gerekirse cehennemin dibine insin varlığım. 

Yanmak sorun olmadı ki hiçbir zaman...
Sönememek asıl meseleydi aslında. 
Hatta iyiydi bir bakıma yanmak, kimse tenini korkudan elleyemezdi.

Tanrı sizi böyle korkak mı yarattı, sonradan tapındığınız şeyler çoğalınca mı korkaklaştınız...

Derlerdi anlamazdım " kaybedecek bir şeyi olmayandan kork" diye...

Peki neden kaybedecek şeyi olan daha çok korkuttu. 
Kaybetmemek için her şeyi yapar da ondan...dedi..

Önce heybe büyüdü...korktukça yetmedi heybeye sığdırmaya çalıştıklarımız. Sonra büyüyen heybeyi taşımak için ayaklar yetmedi. Ayakları taşıyacak tekerler icat edildi..

O da yetmedi...tekerler daha hızlı dönmeliydi.. Hatta dönerken tekerler, oturtulan kıç daha rahat etmeliydi..
Kıç önemliydi..hem de çok. 

Peki kafa dedi...
Kafa tehlikeli...
Çok fazla düşünürse,  sonra dile derse konuş ve konuştuğu istenmezse kafa yerinde durmaz dedi..
Düşer sepete ve o sepetin konforu düşünülmez..
Top gibi yuvarlarlar içinde.

Sus dedim sonunda sus...
Bunlar derin mesele...

Ayaklarım diyordum. Yürümüyorum ben ayaklarımın peşinde virane olmak benimkisi. 
Bu yol kimin yolu, sonu neresi...
Sordum söylemedi...

Anladığım kadar varım ben ama şu an giderek yok oluyorum belli ki.

(a) y...

Beğen

black_sky
Kayıt Tarihi:5 Ekim 2020 Pazartesi 21:33:14

BÜYÜK YOLCULUK YAZISI'NA YORUM YAP
"Büyük Yolculuk" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
neneh.
6 Ekim 2020 Salı 16:43:50
Muhteşem!..İşte böyle pusulasını şaşırtıyorlar insanın..Yollar güzelliklere çıksın daima..Saygıyla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 6 Ekim 2020 Salı 16:52:26
Çok teşekkür ederim kiymetli yorumlar için
Saygılar ve selamlar
Sahir Neva
6 Ekim 2020 Salı 01:04:08
Yine, yeniden bir zamanlar yöneldiğimiz yerden bir şeyler hatırlattı bu yazı bana

Bence zamanı gelmiştir, rahmetli :( Oruç Aruoba üstada kulak verelim, tam yeridir bakınız ne demiş,

Yenilenmeğe yönelmiş her yaşam biçimi,
ağır bir küf kokusunu da yanında, birlikte
getirir: Ama unutmamalı ki, küf, aslında,
yepyeni yaşam birimlerinden oluşur
-çürüyenin üstünde serpilen
taptaze canlılardan…

Yaşam bir yoldur temelde, doğru; ama, hep,
belirli yolların yürünmesi sonucu ulaşılan
yerlerde, durağanlaşmağa çalışan,
yerleşmeğe çalışan bir yol…

Yola çıkan kişi,
daha önce konakladığı yerlerin izini taşır
-yeni konaklayacağı yerlere dek,
ve, tabiî, yolda attığı adımlar boyunca…

Yolunu kendin yürüyebilmek için,
yönünü kendin koymak zorundasın.

Yönsüz yol yoktur – yol, ancak,
bir yön ve bir yürümeden oluşur:
Yeni bir yol, yeni bir yön demektir.

Yürünmemiş yol, yol değildir.

Açılmış yollarda yürümek neye yarar ki?

Yönü zaten belli olan yol, yol bile değildir:
Yol, yönsüzlüktür. (Bir arabaya takılmış
bir pusula, hiç durmaz, dönüp durur…)

Yolun yönü, yol açılırken belirlenir
-açıldıktan sonra da, artık,
zaten bellidir: belirli bir yola girmek,
belirlenmiş (bir) yön(ler)de yürümektir.

Sahici yürüme,
yol açmadır.

Yolu yol yapan, yola çıkma edimidir.
(Gerçek yollar da öyle açılmaz mı zaten:
Dinamit ekipleri, ekskavatörler, greyderler
-bir gürültü, bir patırtı: sonra,
dümdüz asfalt üzerinde kayıp giden lastikler…)

Açılmış, hazır yollarda
yumuşak yumuşak dönüp duran tekerlekler
ne anlarlar ki, yol asıl nedir – ya da, salt,
yol nedir…?

Yolu gerçekten bilen,
yolun gerçekten ne olduğunu bilen,
yolda dönüp duran tekerlek değildir:
kazmadır, kürektir, dinamittir
-tekerlekler terlemezler…

Yolu,
yürüyen bilmez;
açan bilir.

İnsanın özgürsüzlüğünün temeli,
kendisinden önce zaten açılmış, belirlenmiş
yollarda yürümek ‘zorunda’ kalarak,
yönlendirilmektir
-özgürlük de, yol açabilmektir.

Bağımlılık ‘zorlanma’ysa, bu,
bir yolu yürümeğe zorlanmaktır
-belli, belirli, açılmış, açık bir yolu…

Özgürlük yürümekse,
açılmamış, belirsiz yollarda
yürümektir.”

Oruç Aruoba
-Yürüme-

14 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî 6 Ekim 2020 Salı 02:04:54
güzel şiirmiş ...paylaşımına sağlık nesildaşım..eksik olma:)lakin uçan arabalar çıkıcak piyasaya gökte dinamit patlamaz ki.. bu şiirleri çağa uydurmalı veya teknololiye bence?
Sahir Neva 6 Ekim 2020 Salı 02:21:40
Oruç Aruoba şairdir daha ötesinde ise o bir filozof, feylesof bir bilim insanıydı...

Bilimin ışığında olmak ve teknolojiye yabancı kalmamak doğru bir bakış açısı kabul !

Ama şiirin ve ya herhangi bir güzel sanatın çağa tutunması teknolojiye paralel olmasını gerektirmez düşüncesindeyim.

Misal, William Shakespeare 1600 de yazdıkları hangi Aşk'a, hangi ihanete yabancı geliyor ?

İkinci bir misal, Salvador Dali sence çağının insanı mıydı ?

Dali'nin hayal dünyası, bugün için bile çok uzak bir yüzyıldan seslenir gibi...

Sanat açlıklarımızdan doğar bir de kapatamadığımız açıklardan...

İnsanın neyi yaptığı ve başardığı ile ilgilenmez sanat o nedenle; insanın neyi, nerde insani bir şeye dönüştürdüğü ile ilgilenir sanat naçizane fikrim böyledir benim.

O yüzden kaldırımlar sırdaşı olur şairlerin o yüzden bir ağaç gibi hür ve özgür ve bir orman gibi kardeşçe betimler gözlemlerini...




Bir Dünyevî 6 Ekim 2020 Salı 02:42:16
bu yüzyıl gibisi yok nesildaşım. bütün tariflerin değişeceği çağın başlangıcındayız. hisler, duygular, fikirler ... hep yeniden tanımlanacak... bana abartıyorsun diyor musunuz içinizden bilmem:)

teknoloji buna sebep elbette, çünkü teknoloji çok görüş-görmek, çok bilgi (doğru veya yanlış), araç olmaktan çıktı amaç da değil teknoloji elbette.. ne olduğunu çözemedim ben..

şuan yaklaşık 1850 ile 2000 arası çıkarımlarını yaşıyoruz her konuda.. çağ nerede döndü bilmem, ancak döndüğü, kırıldığı bir şeylerin benim için çok belli.

şu an inan kendi kuyruğunu kovalayan tilkiden kediden farkı yok insanlığın...
üstat demişti: yırtınıyor çağ tanrıyı görmek için... gibi bir ifade kullanmıştı.. evet belki de öyle...

kimi zaman zihnimde olan ama ifade edemediklerimi okuyunca işte bu dediğim çok oluyor benim..

şimdiye kadar insan kaldık, lakin artık yarı tanrı-yarı insan çağındayız.. buna göre tanımlamalar gerek her konuda..
black_sky Yazının sahibi 6 Ekim 2020 Salı 07:43:19
Evet daha önce yine dokunmuştuk...
Ben bu yürümek ve yol şeylerine takıldım anlaşılan...takıldım da öyle lambur lumbur yazılmaz ki diyorduk ;)))
Lâkin insan yuvarlanırken de ne yapar ki;))

Şaka bir yana nesildaşım güzel paylaşım için çokça teşekkür ederim.

Eksik olma dilerim.
Sağlıcakla
Düzenleme:6.10.2020 11:23:28
Sahir Neva 6 Ekim 2020 Salı 18:43:24

Bir Dünyevi nesildaşım,
Çağın gereksinimleri, insanlığın evrimi, gelişimi ve yönelimi konusunda " Tanrıların Arabaları - Erich von Däniken" kitabını henüz okumamışsa nesildaşım şiddetle tavsiye ederim. Okumuşsa hatırlamalı derim. Tek düze ve sürekli gelişen ve her defasında daha iyiye giden bir model ile en başından yüksek donanımlı bir kültürün birikimin hafızasını yitirmesi sonrası en ilkel şartlarda yeniden başladığı yöne döndüren iki farklı kurguyu bana göre çok keyifli ve kısmen de çok güçlü önermeler kanıtlar ile ele alıyordu; tadı 20 yıl sonrasında zihnin dolambaçlı renkli damağında takılı kalmıştır....

Tanımlama hususunda ise ancak hududuna varabildiğimiz, sınırlarını keşfedebildiğimiz ve amprik bulgularla da görünen yüzüne vakıf olabildiklerimize ancak bir tanım koyabiliriz ... Bilinmezi ve değişimi bilme isteği, güzel bir heyecan olsa da tanımlamak için yeterli olamayacaktır maalesef.

Black_sky ( Ayris ) Nesildaşım,

Ben yuvarlanırken yüzümü kapatıyorum, kapanan ellerimin içindede gözlerimi kapatıyorum ; ha bir de sol elimin ayasını oksipital kemiğe yaslarken, sağ elimde bir limonlu tuzlu bir bardağı gözlerimi kapatarak.... :) :) :)

Sevgiler,
black_sky Yazının sahibi 6 Ekim 2020 Salı 19:13:32
Nesildaşım senin düşme eylemin bile bir yetenek durumunu gösteriyor...ben artık direkt gözlerim açık allah ne verdiyse moduyla yuvarlaniyorum...korkunun gözlerine bakmak ayrı bir keyif hâline geldi.;))) bu konuda özlü bir sözüm bile var...en fazla bayılırım olmadı ölürüz;))
Bir Dünyevî 6 Ekim 2020 Salı 19:20:45
izlediydim sanırım.. belgeseli yok muydu onun..
en edepli adaplı şekilde atmalı kendimizi nesildaşımın dediği gibi, gözleri, onun üstüne elleri kapamaya ne gerek... at kendini gitsin.. :)

neva nesildaşım; ayris i sen tuttun anlaşılan, ben de siyahbaray veya karakeçiY'de kaldım.
Sahir Neva 6 Ekim 2020 Salı 19:30:41
kara keçiy ne ya :D bunu yeni gördüm ne ara konusuldu bu :)

Ben ayris ismini evvelden beri severim bir şiirde de geçer,

"Rüya budur ya:
Karanlık bir dehlizdim
Oldum birden bir deniz, bendeniz.
Ve sen bende bir hayalsin ayriz
Avuçlamak isterim, tutamaz eller
Kayar gider bu akis
Ne çare bu diller bu dilenmeler?"
11.03.2009 , İzmir
Bir Dünyevî 6 Ekim 2020 Salı 19:33:08
yetişemiyom bu gün, bir şeyler ekle de senin sayfanda toplanalım ya hu neva nesildaşım..?? karakeçiY'i ben tutmaya başladım:))) lakin bu keçiyi de göklerle nasıl bağlarım düşünüyom işte..
Sahir Neva 6 Ekim 2020 Salı 19:34:02
Belgeselle olmaz , ikincil kaynak güven vermez. Aslından kitabından okumalı nesildaşım
Bir Dünyevî 6 Ekim 2020 Salı 19:44:49
https://fatimekerimli.files.wordpress.com/2016/09/aldous_huxley_-_cesur_yeni_dunya_-tr.pdf

155 sayfa... bir kitap..

https://www.dizibox.pw/brave-new-world-1-sezon-9-bolum-sezon-finali-izle/

toplam 9 saat diyelim... her 15sayfa başına 1 saat gibi de diyebiliriz..

okumamı, izlememi.. 400 sayfayı sürükleyici oldu mu 4 saatte okuyabiliriz sanırımi lakin 155 sayfayı 9 saatte izlemek zaman kaybımı yoksa daha mı iyi olur..

ben belgesel veya filmciyim yani..

bunun tek tersliği, zihin hatırlayamıyor, görüntü depolandıkça sanki hatırlama örseleniyor diğer bir boyutuyla da görüntü daha akılda kalıcı.. pat durumu..

okumak mu görmek mi; bence görmek..
Sahir Neva 6 Ekim 2020 Salı 19:46:55
Yazasım yok benim, iş yorgunluğu yetiyor belki ben de ekimi kapatırım belli olmaz belki de hafta sonuna ...

Keçiyi göklere bağlamakta neden zorlanıyorsun :)

Ben nesildaşım da keçi fıtratı göremedim zahir... İnatla ve hırsla örülü bir duygu dünyası yok bana göre ya da tanıyabildiğim kadarıyla. Onunçün bence o olmaz ona daha afili birşey lazım...

Game Of Trones dan bişeyler olabilir :)

Targaryen Hanesi ''Fire and Blood - Ateş ve Kan

Baratheon Hanesi "Ours is The Fury'' - Öfke Bizimkidir

Greyjoy Hanesi - ''We Do Not Sow " - Biz Ekmeyiz

Lannister Hanesi ''Hear Me Roar'' - Kükreyişimi dinle

ve tabi ki

Stark Hanesi ''Winter is Coming'' - Kış yaklaşıyor
Düzenleme:6.10.2020 19:48:41
black_sky Yazının sahibi 6 Ekim 2020 Salı 23:39:27
Lâkin ben son yorumu şimdi gördüm yok artık dedim...istemsiz son şiire ekledigim şarkıya dikkat;))) hayta diyecektim ki müziği tanıyan çıkacak mi ki ben sonradan şey ettim...bu arada Got halen izlemedim tamamını neyi bekliyorsam ;)))
Sahir Neva 6 Ekim 2020 Salı 23:43:35
hiç daha neyi bekliyorsan artık :) ama onunda kesintisiz bastan sona izleme zevki var bir an önce başlamalı ve yavas yavas bitirmeli nesildaşım :)
Bir Dünyevî
5 Ekim 2020 Pazartesi 22:52:11
copy paste:)) zamanı...

1. Duruluk
Paragrafta gereksiz ifadelere yer vermemektir.

2. Açıklık
Söylenmek istenenin rahatlıkla anlaşılabilmesi, açık bir anlatıma sahip olunmasıdır.

3. Özgünlük
Yazarın, şairin kendine özgü, farklı ve orjinal bir üsluba sahip olmasıdır.

4. Sadelik
Sanat yapıtında yabancı sözcüklere yer vermeyerek rahat anlaşılır bir dil kullanmaktır.

5. Akıcılık
Okunan metinde telaffuzu kolay sözlerin kullanılmasıdır.

6. Derinlik
Sanat eserinin, derinlerinde gizli anlamlar bulundurmasıdır.

7. Yalınlık
Paragrafta anlaşılması zor, süslü anlatıma yer vermemektir.

8. Yoğunluk
Paragraftan yoğun anlamlar çıkarabilmektir.

9. Doğallık
Yapıtı günlük konuşma dilinin rahatlığıyla oluşturmaktır.

10. Çekicilik
Bir sanat metninin ilgi uyandırıcı bir üsluba sahip olmasıdır.

11. Sıradanlık
Sanatçının kalıpların ve alışılmışın dışına çıkamamasıdır.

12. Evrensellik
Sanat yapıtının veya sanatçının dünyanın her yerindeki insanlara seslenebilmesidir.

13. Güncellik
Bir sanat yapıtının aktüel meseleleri ele almasıdır.

14. Kapalılık
Paragraftaki anlamın ilk okuyuşta sezilememesidir.

15. Nesnellik
Metnin bilimsel verilere dayanması ve tarafsızlığını ortaya koymasıdır.

16. Kalıcılık
Yapıtın ya da yazarın sadece günümüz insanına değil her çağa hitap edebilmesidir.

17. Bütünlük
Metni oluşturan cümlelerin anlam ve yapıca bir bütün meydan getirmesidir.

18. Öznellik
Sanat eserinde tartışma ve yoruma açık, kişisel düşüncelere ağırlık vermektir.

19. Ulusallık
Sanat yapıtında belli bir milletin kültürel özeliklerini öne çıkarmaktır.

20. Canlılık
Parçadaki olayların okuyucuda merak uyandırması ve okuyucuyu bunaltmamasıdır.

21. Özlülük
Parçada az sözle çok şey anlatabilmektir.

22. İçtenlik

Yazarın okuyucuya samimi duygular taşıdığını hissettirebilmesidir.

23. Etkileyicilik
Metni okuyanda iz bırakabilmek, okuyucunun düşünce yapısına etki edebilmektir.

24. Sürükleyicilik
Okurda merak uyandırıp onun ilgi ve heyecanını her an canlı tutmaktır.

15 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:53:14
Ooo liste uzun;)
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:53:18
Ooo liste uzun;)
Bir Dünyevî 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:57:36
burası çok uzun... yüzde 80 i atılmalı bence.. analitik oldu burası sanırım di mi üstad?
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:58:44
Bazı maddeler birbirinin tekrarı gibi olmuş..
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 23:00:19
Üstat dört öğe dedi...
Bir Dünyevî 5 Ekim 2020 Pazartesi 23:04:43
6. Derinlik
13. Güncellik
15. Nesnellik
16. Kalıcılık
19. Ulusallık
22. İçtenlik
Bir Dünyevî 5 Ekim 2020 Pazartesi 23:05:45
karıştırmış olabilir mi:)) saat kaç oldu:))
Bir Dünyevî 5 Ekim 2020 Pazartesi 23:07:29
bunlar üslup özellikleriydi yazmanın değil.. bizim için yazma?? ne denir bilemiyorum???
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 23:08:11
Ulusalcılık kalıcılık durumuna taş koymaz mi ;))
Eser daha evrensel olmamalı mıdır...
Tabii ki tercih durumu olursa olur lakin olmasa da olur gibi geldi bana:)
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 23:09:07
Bizim içi yazma;)) bayır aşağıya yuvarlanmaya döndü sanki nesildaşım;))
Düzenleme:5.10.2020 23:09:26
Bir Dünyevî 5 Ekim 2020 Pazartesi 23:10:31
yaşadığı kültürün çok üstüne çıkamaz insan.. çıktığında zaten linç edilir nerede olursa olsun.. ulusallık da biraz yaşadığın çevre ve eğitimle alakalı değil mi??

zaten bizim sıkıntımız ülkece ... neyse konu dağılacak:))
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 23:13:02
Dağılacak belli ki..;)) lakin tuhaf tarafı ulusalcılık bile kişilerin durduğu yere gire ve algısına göre...bize göre biz şöyle milletiz ama bakıyorsun biz böyle milletiz diyen bir başka grup da var...cogunluk neyse ona uymak zorunda bırakılıyor...daha derin mevzulara girmeyelim madem;))
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 23:14:36
Sohbete doyum olmaz malum yarın mesai beni bekler;((
O bakımdan katkınız için efendim çokça teşekkürler ederim.
Üstat iyi geceler dilerim..hep gülün dilerim.
Nesildaşım eksik olma aksi olma hep ol dilerim.
Saygı ve hürmetler ve iyi geceler
Bir Dünyevî 5 Ekim 2020 Pazartesi 23:16:12
üstadınüslup özellikleri nedir nesildaşım bari burdan gidelim:))

Bir Dünyevî 5 Ekim 2020 Pazartesi 23:17:14
iyi geceler, kolaylı gelsin y gönüllüce nesildaşım:))
Erlik Aldacı
5 Ekim 2020 Pazartesi 22:33:31
Anlamsızlık düşüncesi doğuran, bir durumla karşılaşılmış, olmalı diye düşünüyorum sayın yazar.
Ayaklar baş, başlar ayak olduğunda yaşanır genelde bu durum. Yani nicelik niteliğe hükmettiğinde gözlenir bu. Göz bakar, beyin durur...

6 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:37:32
Hoş geldiniz üstat..
Biz de nesildaşımla yazıyı bıraktık sohbete geçtik...
Ben nedenlerimi unuttum nesildaşım bu işi ancak üstat çözer dedi ki bencede.

Durum aslında böyle oldu desem yalan olmaz gözüm gördü ama aklım almadı..
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:38:53
Bizden yazar olmaz lakin ancak karalar olasıdır..;))
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:40:06
Bu arada varlığınız her zaman değerli..
Eksik olmayın dilerim..
Saygı ve hürmetler
Erlik Aldacı 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:43:01
Yok çok da iyi yazar olur lakin, kendimizi zorluyoruz yazmak için. Yazı tekniği kayboluyor, uslüp dağılıyor, betimleme zayıflıyor.
Cevher kesinlikle var...en büyük yanlışlarından bir tanesi kendimizi hafife almaktır.
Erlik Aldacı 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:44:59
Yazmanın dört öğesi planlanır önemli olan uslüptür.
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:52:11
Benim biraz aceleci tarafım var maalesef..bekletmeyi ya da üzerinde çalışmayı beceremiyorum.. biraz ilk elden durumu oluyor
Bir Dünyevî
5 Ekim 2020 Pazartesi 21:58:27
bir sonraki yazının resminde kafa kaldırılsın yüzünü görelim, ihtimal gözleri de olmayacaktır..ya yüzü komple yoksa?

7 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:04:54
Mantıklı;))
Varlığı başka bir sekle bürünecek en sonunda...evrenin bir parçası olur nesildaşım...
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:05:52
Hayır ben bu yazıyı ne düşünerek yazdim orası da meçhul;)))
Aslında fazla şey düşünüp ele avuca gelmeyen bir şey yazdim sanırsam;))
Bir Dünyevî 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:18:12
üstad açıklar belki neden yazdın bu yazıyı.. ben yorum yapmim... :)) kimine göre denilir ki; artık bunlar yaşamıyor gerçeği, kimi der ki; kapatın hastaneye, kimi der ki; ne anlatmaya çalışıyor bu...

çevirmen bulun efendim.. koptu gidiyor bir insanlık, çok geri mi kaldı denmeli devletler... kendi nesillerini, uğruna o kadar çok uğraşverdikleri nesilleri kayboluyor mu denilecek..

aslında biz kayıp nesiller için çok erkeniz.. lakin çarşambanın gelişi salıdan bellidir hesabı, tüm yazılıp çizilenler..

bir çıta kırılıyor.. ne çıtası kim bilebilir ki??

roma zamanında veya bizansta analtılır, saraylılar en leziz yemekleri yer, sonra kusarmış yeniden yiyebilmek için..

aynı o hesap... kralların zihin dünyasını yaşayıp, maraba olanlardan korkun diyeceğim dünya için.. fil dişi kulelerin kapısından içeri giremeyip fil dişi kulelerden hayatı seyredenlerin önünü açın diyeceğim..
lakin kim anlar ki...

resetleme ve güncelleme mecburen yapılmak zorunda.. :)) yoksa ne bileyim ben nesildaşım... işte sen yazmışsın:))
kalemine sağlık.pardon kılavyene şekerli içecek dökülmesin.. su geçirmezse bilmem tabii..
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:34:28
Yahu inca şey yazdim sayfa yenilendi yanlışlıkla gitti..
O dediğin konuyu ben de okumuştum...hatta tüycübaşı gibi tuhaf bir ismi vardı...tamamen atıyor olabilirim de.;)) ziyafetten kalkmamak için mantığa bak hele...

Nesildaşım her devir kendi teknolojisiyle kendinini öldürüyor lakin eskiden olan yine var sadece durum kolaylaşıyor...
Sanki bir dönem insanlık adına verilen tüm mücadele geriye sarmaya başladı yine...gag diyeni olduruveriyorlar...carwiz insanlar kendi canına kıyıyor...

Dizi izliyordum orada lobotomi yapıyor doktor hastaya.. yeni bir tedavi ooo süper şeklinde.. kaç kişiyi telef ediyorlar...eee bu da böyle gelişiyor...ama giden onca bin kişi gittiğiyle kaliyor
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:34:51
Bu arada ben her şeyi telefondan yazıyorum;))
Bir Dünyevî 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:42:30
işlemcin ve ekranının büyüklüğü kadar şiir ve yazı yazınız lütfen:))kaç inç ekran?
black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 22:51:28
Ne desem nesildaşım minnak bisi;)))
himmet aygüt
5 Ekim 2020 Pazartesi 21:46:35
hımm...

her ne içiyorsanız ve nasıl yaparsanız bilmem ama,
kayboluyorsunuz tıpkı benim gibi.
" benim gibi" kaybolmaya ait jargon, dilerim siz daha genç ve umutlusunuzdur yarınlara dair. ya da büyümüşsünüzdür. gerçeği değil anladığımca, sadece o anki ruhumuza ya da sizin deyiminizle " mod"a uygun, yada bana ne ya! işte her neyse o'nu anlatmalarda.
işin harbi denilenlerini severiz biz, iş, aş, siyaset ve sevişmelerine dek ve din hariç,
yazan ve yazılanları olarak ve yazanlara üstelik,
işimiz zor ve kendime yakın bulduğumdandı bu yorum, yine. az sonraki onca karşılıklı emoji boşa da gitmesin diye elbet..
deli cafer, ismail ya da tayfur , vapuru onlar vurdu, ben vurmadım...

eyvallah.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 5 Ekim 2020 Pazartesi 21:52:14
Bunların hepsi kahveden oluyor;)) kahve fazla gelince şekil bu görüldüğü üzere...
Bir dakka sonrasına kafa yorunca kahve bile kurtarmıyor maalesef.
Şimdi bütün suçu dünyaya ve insanlığa atacağım ama çokça düşünmek çokça hırpalanmaya götürüyor insanı...
'ne edersek bir süre sonra kendi kendimize ediyoruz sanki..
Ya da artık bu duruma inanmak başkalarıyla uğraşmaktan daha iyi geliyor;))
Çok kahve hep bundan oluyor bunlar..
Saygı ve selamlarimla
himmet aygüt 5 Ekim 2020 Pazartesi 23:24:48
:))
bakıyım dediğim oluyor olmasına da yorumlara,
off! diyorum ilk satırda...
çok mu ne gevezesiniz biz yoldaş dediğimize yol gösterirken hem de naçizane,
sizin ipim, sapım ne geyiklerinize bakmaktansa:)))

dikkat !
sıkılıyoruz!!!
pandemiye dönüşme sürecinizden:))
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.