Mehmet İmran Sevinç
14 şiiri ve 12 yazısı kayıtlı Takip Et

Yasaklıyım ey ''askıda namus'' yazısı



Bakire : Temiz, pak kız (onlara kadın demek ayıptır)
Bekaret: Dişi cinsinin bacakları arasında fizyolojik açıdan gelişmekte iken dişi çocuğa özbakımını yeterince yapabilecek hale gelene kadar, bakteri enfeksiyonlarına karşı savunmasız kalmaması için bir iç organ olan rahmin (uterus) korunması amacı ile (yaratıcı tarafından tasarlanmış da diyebilirsiniz) evrimin süzgecinden geçerek dizayn olmuş ince bir zar parçasıdır diyeceğimi sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz o bir KADININ en önemli ziynetidir. Kocasından başka kimse o kapıyı açamaz.
Namus: Bekaretin kanının son damlasına kadar, o bir iki damla kanı akıtmamak üzerine verilen savaş
Namuslu: Evlenmeden önce ne gösteren ne de elleten KADIN ( gösterip ellettikleriniz bir cemaati temsil ediyorsa bunda bir beis yoktur.)
Namussuz: Hem gösteren hem elleten KADIN. ( Madem gösterip elletecektin, neden millete duyurdun.)
Kir: Namus lekesi
Kirlenmek: Bekaretini kaybetmek
Temizlik: Kirlenen namusun bakterilerden arındırılması ( Bekaretine sahip çıkamayıp tecavüz, ensest, aşk vs yolu ile o bekareti kaybeden suçlu kadına uygulanması gereken işlem)
Temizlikçi : Bekaretini kaybetmiş olan ailesindeki dişi kimseyi ortadan kaldırmak sureti ile aile namusunu ak pak, tertemiz, pırıl pırıl, eskisinden daha namuslu hale getiren yüce varlık, erkek kişi.
Fermuar: Tüm bunlar olup biterken ailedeki namusunu kaybetmiş kadını doğuran kadının ağzına giydirdiği temsili obje.
Ataerkil: Ata ve erk kelimelerinin verdiği güçle bize sahip çıkan süpergüç.
Hegemonya: Süpergücün bir toplumsal bir toksoid argümanla beslenmesi sonucu süperötesi süpergüce dönüşmesi

Kelimelerin açık anlamlarına bakacak olursa bacaklarımızın arasındaki yükümlülük Dünyanın tüm kirlenmişliklerinin veya kirlenme ihtimali olacak olanların tümünden daha elzemdir. Asla aklımıza gelmemesi gereken şeyler var. Namus kavramının bir mülkiyet ideolojisinin bir cinsin diğer cins üzerinde uyguladığı eşitsiz, tutarsız ve haksız baskının toplumsal rollere giydirilmesi için içinin cinsel gerekçelerle doldurulmuş vahim otorite aracı olduğunu hiç aklımıza getirmemeliyiz.

Yalan, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, insan öldürmek, çocuklara yapılan her türlü işkence ve zulüm, iktidarların veyahut bir şekilde güç sahiplerinin diğerlerine uyguladıkları haksız ve insanlık dışı uygulamaların, açlığın, sefaletin, hayvanlara uygulanan tüm işkence ve kıyımın, doğanın katledilmesinin, kapitalizmin ve onun güç odaklarının elinde tuttukları yaratılmış finansal kabusun falan ‘’iffet’’ kadar önemi hiç olmadı. Afrika da bir su kuyusuna sahip olmanın ne demek olduğunu hiç bilemediğimiz için midir nedir suyun iffet kadar önemi yok. Dünyanın susuzluğa doğru hızla koşuyor olmasını, pandeminin yaşamsal olumsuz döngülerini, eğitimsiz kalacak koca bir neslin Dünya için ne demek olduğunu falan düşünmeyin, siz kadınlar bacaklarınızın arasını asla ve asla aralamamakla görevlisiniz.

Biyolojik farklılıklarımızın bir otorite aracı olarak kullanılması asla söz konusu değildir. Kadın, evlenene dek babasının evlendikten sonra kocasının ve ailesinin hükmü altında yaşamak zorundadır. Bedensel, zihinsel gücü ve doğurganlığının tasarrufu ataerkil düzene aittir. Kadın, özel mülktür. Aksinin iddia eden recm ile cezalandırın. Zina, Dünyada ki en büyük kötülüktür. Maazallah evlilik dışı sevişmeler yüzünden yüce yaratıcı tarafından Pompei akibetine uğratılırız. Gazabından kaçacak delik bulamayız. Delik denilince aklınıza gelecekleri tövbe istiğfar ile kovunuz. Bunlar Müslümanlara (erkeklere fazdır) Olmadı sahibi olduğunuz kadınları döver, tecavüz eder, işkence edersiniz, daha olmadı öldürün gitsin. Bunun bir ‘’namus cinayeti’’ olduğunu da zaten tüm basında çarşaf çarşaf okuyacağız. Bunun bir algı yönetimi olduğunu asla düşünmeyeceğiz.

Kadın, günahın ve suçun ana merkezidir. Saçının bir teli ile bile cinsel açlık işlevselliğini ortaya çıkarabilecek şeytansı, tehlikeli bir varlıktır. Memeleri, dudakları, bacak arasında sakladığı sahte cennet ile cehennemin davetçisidir. Zinhar bu şeytani varlığın günahkar davetine dönüp bakmayın. Yolda kendi halinde yürüyen, otobüste veya dolmuşta bedenini teşhir edecek şeyler giyinmiş halde sakin sakin oturan o iblis kadınları gördüğünüz yerde hakaret edin, tokat atın, tekmeleyin. Beden-akıl diktamonisinde hissesine beden düşmüş olan kadının kirlenmeyi çağrıştıran varlığını baskı altına alın. Dindar erkekler, o kadınları baskı ve zulümle tanınmayacak şekilde örtün, evlere hapsedin.

Beden bir kadına aitse çoğulcu bir paylaşımdan bahsedilir. Sosyolojik açıdan cinselliği, kirliliği, namus argümanlarının tümünü yüklediğimiz kadın bedeni kamu malıdır. Sahip olan er kişi kadın bedeni üzerinde her türlü tasarrufa sahiptir. Malına sahip çık diyen dinlerin, ahlak ve toplum normlarının en gözde günah keçisi olan kadın bedeni tehlikelerin en büyüyüğüdür. O bedenleri gerektiğinde ortadan kaldırmak hakkınız vardır erkekler.

Rasyonel akılla çözülemeyecek bir meseledir kadın bedeni. Aklın üstünlüğü kavramını, Marksizmin bahsettiği ayrıştırıp akıldan değil ruhani ve tensel varlığa indirgenen bedenlerinin sömürüsünden bahsetmeyi falan da boş verin. Aklı öne çıkartan Aydınlanma Felsefe doktirinlerini okumanın veya anlamanın kime ne faydası var. Ekolojik çöküşün, nesli tükenen türlerinin, endüstri canavarının doğa üzerindeki hükümranlığını da görmezden gelin. Mesele büyük, çok daha büyük. Mesele kadın ve onun vajinası. Kadınlar, kimlerle yatabilir, kimlerle yatamaz meselesinden daha önemli bir Dünya sorunu olabilir mi? Yemek, içmek, uyumak, işemek kadar fizyolojik bir eylem olarak üreme içgüdüsü sonucu gelişen cinsel birleşme arzusu doğanın asla sorunu olmamıştır. Namus cinayeti işleyen bir kaplan veya karısınının karnını dişleri ile parçalayan bir ayıya rastlanmamıştır. Bu insan olmanın üstünlüğüdür. Sosyal bir varlık olarak insan, aklı elbette ki öteleyip bedenler üzerinden ahlak kuralları geliştirecekti. Bedensel gücü erkeğe göre daha az olan, ‘’belki de kurtlarla koşarken her şey çok daha farklı idi.’’ Kadın hayatın kıyısına itilen, taraf olmayı çoktan hak etmişti. Şimdi insan cinsinin dişisi olmanın cezasını yüzyıllar boyunca çekmek zorundayız. Keskin ve batıcı istismar noktalarının iki ana unsurundan biri olan kadın diğer unsur olan çocuklarında doğurucu olması sıfatı ile bu istismara da dolaylı yoldan yol açtığı için suçludur!

Erkeğin yegane görevi dürüstlüktür, namus kadından sorulur. Ailenizdeki tüm kadın bedenlerini korumak ve kollamak zorundasınız erkekler. Koruma ve kollama görevi sizlere otomatik olarak istismar ve kullanıp hakkı getiriyor ise de sizin asıl derdiniz elbette ki bu değildir. Beden ve kadın sorunsalı erkeğin baskı politikaları ile çözülemeyecek bir şey değildir. İnsan, düşünmesi vasfı ile diğer canlı türlerinden daha farklı bir konuma gelmişse de hayatımızı düzenleyen kalıplaşmış töresel veya dinsel saptamalı kurallar bütününde maddesel ögelere yer vermemiz mantık dahilindedir. Düşünsel yeteneğimizi bir kenara bırakacak olursak (ki kadının zaten akla ihtiyacı yoktur) beden imgesi üzerinden yaşam standartımızı belirlemeliyiz. Zaten Ademi de kandıran Havvanın bedeni değil miydi? Konu bundan ibarettir.

Siz insanlar çok zeki varlıklarsınız. Kapitalizmin ve geç kapitalizmin insanları yönetmek için ihtiyacı olan cinsel, renksel, dinsel ögelerin yarattığı farklılıkların onun işe yaradığını düşünüyor olsa idiniz bunu hemen fark ederdiniz. Erkeklerin görevidir düşünmek!

TAŞ ve TEN! Bedenlerin yüzyıllardır sunuluşunun tarihsel resmi geçididir.

Ben bu yazıyı yazarken Dünya üzerinde kadın cinayetine kurban edilmiş Kadınlar adına sesleniyorum insanlığa :

Bir kez daha lanet olsun askıda ki namusunuza.

Deniz...

Den(iz) Hanımefendinin yasaklısı ’’Mehmet İmran Sevinç’’

Edebi dili üst seviyede olan Den(iz) Hanımefendi...
Aslında gönül dünyası da umman gibi derin sevgilerle dolu olan Den(iz) Hanımefendi...
Yazdıklarınıza kısmı katıldığım yönler olmakla beraber yine çok dar bir perspektiften bakıp yazmışsınız...
Aslında Sizin yazılarınıza yorum yapmak istemiyorum...
Zira bir şiirinize yorum yapan bir Beyefendi (???????) imiş yorumuna yaptığım yorumlarım dolayısıyla beni engellemiştiniz...
Size kırgın olduğumu ifade edeyim...
Emre Yılmaz Beyefendinin ’’genç iş adamına tavsiyeler’’ adlı kitabında yazdığı gibi...
Erkeğin OROSPUSUNA zampara, kadının zamparasına da orospu derler...

İki bacak arası meselesi ise...

Ne anlattığınız ve yazdığınız gibi ne de yazılıp, çizilip anlatıldığı gibi...
Dipsiz bir kuyu...Alayının canı CEHENNEME...
Engelleyip de yeniden okuyamadığım bir şiirinizin yorumlar kısmında,
’’Hz. Aişe (R.A.)’’ yazınız...
Hatırlarsınız ya...
Çok farklı bir gönül dünyanız var ama...
Güzel bir ömrünüz olmasını dilerken, kalan ömrünüzün gül gibi güzel orkide gibi zarifane geçmesini dilerim Rab’bimden...

Dip not:Ben dünya görüşü olarak Sizinle tamamen zıt kutuptayım...Benim ANAYASA’m ’’kuran, sünnet, icma ve kıyas üzeri kurulu bir sistem olup, amelde Hanefi mezhebini, itikatta ise Maturudi mezhebine bağlı birisiyim...
Ben bu yazılarımı hem bir müslüman hem de bir insan olarak yazdım..

Beğen

Mehmet İmran Sevinç
Kayıt Tarihi:17 Eylül 2020 Perşembe 15:15:26

YASAKLIYIM EY ''ASKIDA NAMUS'' YAZISI YAZISI'NA YORUM YAP
"YASAKLIYIM EY ''ASKIDA NAMUS'' YAZISI" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Gülüm Çamlısoy
29 Eylül 2020 Salı 20:38:45
Konumuz nedir sahi?

Bir düş'üşün hikayesi.

İnsanlığın, iyiliğin ve sevginin yerlerde süründüğü.

Tuttuğum taraf mı?

Sadece art niyetsiz ve ön yargısız bir hayat ve edebiyata dair güzellikler...

Kimsenin kimseyi kırmadığı ve sırtını dönmediği.

Huzur ve de.

Bir hayal olduğunu bilmek belki de edebiyatın hatırına katlandığımız sıkıntılar.

Selam ve saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mehmet İmran Sevinç Yazının sahibi 3 Ekim 2020 Cumartesi 21:19:06
Gülüm Çamlısoy Hanımefendi
Sıhhat ve afiyetler dilerim öncelikle.
Den(iz) Hanımefendinin yasaklısı olmam hasebiyle bu yazısını alıp paylaşarak alt kısmına bazı ilave yazılar yazdım.
Siz, benim yukarıdaki alıntılı ve ilaveli yazımı okuyup yorum kısmına yazdınız.

Ancak bu yazının öncesinde Sayın İsmail Karaosmanoğlu'nun bir yazısı vardı.
İslam düşünürü erkeklerin önünde kadın engeli ile ilgili bir yazı.
Ki İsmail Bey ile geçmişten gelen uzun yıllara dayalı yakın arkadaşlık ve dostluğumuz var.
Yazdığı yazıya ben de yorum yaptım.
Ben de o yazısını ciddi bir şekilde tenkit ettim.
Başta annesi, kız kardeşi, hanımı ve kızı gibi yakınlarına hem haksızlık hem de saygısızlık yapmış.
Aslında geçmişte yaşayan birçok cennetlik annelerimize saygısızlık yapmış o yazısıyla.
Den(iz) Hanımefendinin de bir yorumu olmuştu İsmail Bey'in o yazısına.
Ama öyle bir yazı ki. :(((((((((((((((
Okumuş olsanız o yazıyı Den(iz) Hanım nasıl böyle bir yorum yazısı yazar diye hayretler içinde kalırdınız.
Ben o yorum yazısını da eklemiştim yukarıdaki yazıma.
Site silmiş o kısımdaki Den(iz) Hanımın ve benim cevaben yazılarımı.
Bir kadın, bir Hanımefendi hele de Den(iz) Hanımefendi nasıl öyle bir yazı yazar inanın hayretler içerisindeyim hala.
Şu sitede her yönüyle çok değerli addedebileceğim birkaç bir Hanımefendiden biri olan Doktor Den(iz) Hanımefendi nasıl öyle bir cümleler yazar inanın bilemiyorum Gülüm Çamlısoy Hanımefendi.
Bana sorsalar en ağzı bozuk bir Hanımefendi kim deseler bu sitede net bir ifadeyle
Den(iz) Hanımefendi derim.
Hem de gönlüm hüzünlere bürünerek.
Zira, ilk yazım olan:

Özel bir hanımefendiye ithaf...
Kurban olduğum Allah’ım...
Hanımefendi kullarına güzellikler bahşedersin de...
Bazı Hanımefendi kullarına da öyle bir ruh ve gönül dünyası da bahşetmişsin ki bedeni güzelliklerinin yanında...
Hele de o tatlı dillilikleri var ya...
Özelin de özeli sanki...
Dilerim ki ’’özelimin güzeli, güzelimin de özeli’’ olsun bu özel Hanımefendi kulun...
Olsa olsa dünya cennetim olur herhalde bu özel ve güzel Hanımefendi kulun...:)))

Bu yazıma yaptığı şu yoruma bakar mısınız Gülüm Çamlısoy Hanımefendi.

Den(iz)
17 Nisan 2020 Cuma 21:07:42
Buradan hayran kitleme sesleniyorum:

Biriniz de kalkıp böyle anlamlı ve duygulu bir yazı yazdınız mı? YOK!

Terbiyesizler, duygusuzlar, kalbimi kırdınız, un ufak ettiniz. Dağılın şimdi.

Hıh!


Yüreğinize sağlık, elinize kolunuza bereket, Allah sizin gibi kalemleri başımızdan eksik etmesin sayın yazar.

Sevgilerimle...

Bir bu yoruma bakıyorum bir de İsmail Bey'in yazısına yaptığı ağıza alınmayacak galiz küfürleri yazan Hanımefendi Den(iz) Hanımefendiye.
Hafsalam almıyor inanın.
Worde kopyalamamakla çok büyük hata etmişim.
Sevgi ve selamlarımla Gülüm Çamlısoy Hanımefenedi.
Düzenleme:4.10.2020 07:16:10
himmet aygüt
17 Eylül 2020 Perşembe 19:13:08

dürtü...
fizyolojik bir ihtiyacın neden olduğu rahatsızlık , gerginlik durumudur. fizyolojik bir ihtiyacın psikolojik sonucudur.

neden?

eyvallah.

5 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mehmet İmran Sevinç Yazının sahibi 17 Eylül 2020 Perşembe 23:23:08
himmet aygüt beyefendi...
:)))
Eyvallah'ınıza...
:)))
Bizden de eyvallah...
Hüzünlü bir gençlik yıllarınız olmuş...
:(((
Sıhhat, afiyet ve huzurlu bir ömür dileklerimle...
himmet aygüt 17 Eylül 2020 Perşembe 23:38:46
yok,
mutluluk dolu yıllardı aslınca,
yine yanlış anlamışsınız.
komşumuz, sokağımız ve hacı amcamız bile bir di,
ki baksanız görürdünüz size gelene dek o hacı amcaya gazoz almak için
beş lira verip, gazozumuzu ve dahi on lira para üstü aldığımızı...
kurt, çakal, yada domuz,
şekilleniyor insan kafasında elbet yazı yada yorumunuza baktıkça.

saygıyla yine eyvallah.
Mehmet İmran Sevinç Yazının sahibi 25 Eylül 2020 Cuma 23:05:35
himmet aygüt beyefendi...
Hocamız da diyebiliriz değil mi...Tabii ki cami hocası değil mektep hocası yani öğretmenimiz...Çocukluk yıllarınızdan bahs etmemiştim...Bir yazınızda konusunu ettiğiniz 12 eylül 1980 sonrası yaşadıklarınızla alakalı idi...Yine de yanlış anlamışsam düzeltebilirim...Zira beşer olmamız hasebiyle hatadan beri değiliz ki...İnsan et ve kemikten müteşekkil olmakla beraber aslında "ruh, gönül ve bedenden" ibarettir...Bu üçlü bazen tek başına, bazen ikili bazen de üçlü hareket ederler...Kurt, kuzu örneklemeniz gayet doğal...Güzel örnekler de var...Kuzu, kumru, bülbül vs vs gibi..Sevgiyle, saygıyla, selamlarımla ve de eyvallahımla...
himmet aygüt 25 Eylül 2020 Cuma 23:10:14
sabah şerifler hayrola !
Mehmet İmran Sevinç Yazının sahibi 27 Eylül 2020 Pazar 14:17:20
himmet aygüt beyefendi
Bilmukabeleyle efendim.
Den(iz)
17 Eylül 2020 Perşembe 18:04:03
Arkadaşlar uyarınca gördüm yazınızı...

Sayın yazar,

Öncelikle yazımı iznim olmadan paylaşmış olmanızdan hoşlanmadım. Bir daha uyarmak istemem sizi. Bana ait bir yazıyı paylaşmış olmasanız yazmazdım buraya, engellediğim bir üyenin sayfasına yorum bırakmak adetim değildir.

Bir kitap tavsiyesi:

Yaşlı Adam ve Deniz


İyi akşamlar...


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mehmet İmran Sevinç Yazının sahibi 17 Eylül 2020 Perşembe 22:48:41
Den(iz) Hanımefendi....
Enteresan bir ruh yapınız var...
Gönül yapınızdan bahsetmiyorum...Çünkü mükemmel ötesi harika bir gönül dünyanız var...
Çok zikzaklı bir ruh yapınız var...Çift ruhlusunuz diyeceğim ama kifayetsiz kalacak biliyorum...
Ernest Hemingway'ın ''yaşlı adam ve deniz'' kitabını tavsiye ediyorsunuz bana...
Bir tıp doktoru babanın ve müzik öğretmeni annenin...Oğulları Ernest Hemigway...
Bir de ''yaşlı balıkçı ve deniz'' kitabıyla ''ATEİST'' olan Hemingway'in Tanrı'yı keşfettiği yani HRİSTİYAN'lığı kabul ettiğinden dem vuruluyor...
Bir yorumunuzda geçen ''Hz. Aişe (R.A)'' cümleniz Sizinde müslüman olduğunuz ve Hz. Aişe (Radyallahu Anha) annemize hem sevginiz hem de saygınız olduğu anlaşılıyor...
Benim Size naçizane tavsiyem ''Hz. Aişe (Radyallahu Anha) ve diğer annelerimizi örnek alıp yaşamınızı devam ettirmenizdir...
Kitap tavsiyesi olarak Emre Yılmaz-Genç iş adamına tavsiyeler'' kitabını salık veririm Size...
Bir de İsmet Topaloğlu Beyefendinin ''diksiyon ve melodik konuşma'' videolarını tavsiye ederim...
Size en çok ''İstanbul Hanımefendiliği'' yakışır...
Oğlunuz Efe ile Size ve Valide Sultanınıza hayırlı bir ömür dileklerimle...
Düzenleme:17.9.2020 23:19:26
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.