Erlik Aldacı
3 şiiri ve 27 yazısı kayıtlı Takip Et

Tengi terezi olmalı insan



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 12.9.2020 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.


İnanmak zordur… Düzen zordur.

Mevcut donanımlarımızla, inanmak için düşünme yeteneğimizin yetersiz olduğunu kabul etmektense, “aklı dağıtmışlar da; herkes kendi aklını beğenmiş” bencilliğiyle varoluşa o şekilde bakarız… bu bir esir alınmanın, teslim alınmanın sonucudur. Öğrendiğimiz sınırlı şeyler, bizi her yönüyle ele geçirmiş demektir.

Aksi düşünülemez…

İşte büyük yanılgı budur, insan bütünü beş parçadır ve bu beş parçalı bakışın yanılgısını yaşar. Onun içindir ki analitik düşünce insana hoş gelir, kolay gelir, bedensel konforunu gıdıklar, rahata çabuk alışır insan. Hatta “ben”liğini dahi yüceltir… Zorluğu sevmeyen insana konforlu tüketim öyle güzel, öyle keyifli gelir ki, başka bir şeye inanma ihtiyacı dahi hissetmez.

Farkında değiller, aslında bu bir sözde ilerleme ve aydınlanma adına “beyaz köle” oluş durumudur.
Hak, hukuk, adalet, insan hakları, yasalar, ahlak kuralları, toplum kuralları nereden çıktı, kim oluşturdu. Halk yararına mı… gerçekten böyle olduğuna mı inanıyorsunuz. İlk okul seviyesinde bile öğretilenler sistemin işine yaramaz ise öğretilir mi hiç…anlamıyor musunuz?

Size de bilimi öğretecekler, öyle mi…Gerçekten bu kadar saf olamazsınız ama tüketimlerinizle bağımlı hale gelmişsiniz. Beyaz köle toplumu oluşturulmuş…

Önce gerçekten keyif alırız bizi tutsak alan bu tüketimlerimizden, çünkü “bilimle destek”letiriz tüm bakışımızı, kendimizi bir şey olmuş sanırız. Entelektüel kibre bile kapılırız, küçümseriz aşağıdakileri az yükseğe çıkmış isek.

“ Lan ne çok beyinsiz varmış etrafımızda,” deriz yüksekten bakarız. “Onlar”ı demeyi terk eder “şunlar” zamirini kullanırız, ne kadar cahillermiş, deriz. Halkı oluşturan tüm öğeler, basittir. Bir anlam ifade etmez, egemenlerin nazarında.

Sosyalitesi bir maddedir, kaynaktır. İki binli yıllardan itibaren virütik bir çağa girilmesi de bunun başka bir biçimde ifadesidir.

Nesne hatta hayvan yerine koyarız… İnsanın, kendini zaman zaman değersiz hissetmesi bundandır.
He…oysa bu kurgulanmış bir şeydir midir, diye hiç düşünmeyiz. Aklımızla alay edilir. “Rönesans kurgusu”

Metafiziki bilgiden bahsediyoruz…anlayın artık çok geç olmadan dönüşmeden, değişmeden. Karanlık desem ne canlanır kafanızda o canlanan şeyin daha ötesi var desem misal koyu karanlık, kopkoyu karanlık desem, beyniniz sınıflayacak mı bunları. İşte metafizik, sezgisel akıl, saf akıl, manas böyle bir şeydir.

Hıh!…O da neymiş la…

Ney!... öylemi diyon. Bir şey daha deyim sana “sessizlik; seslerin tezahür etmemiş halidir.” Tüm olağanlıkların ötesinde ilkesel bir yolun adıdır tezahür.

I… ıhh mı? O zaman boş ver gitsin. Senin hoşlandığına geleyim biraz da.

Bahale…biri anlattıydı.

Odaya girdiğinde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu fark etti, yatağın içinde donup kalmış olan karısına doğru baktı. Okumakta olduğu elindeki kitap tutmakta güçlük çeken sağ elinden kaymış, tedirginliği yaşamanın refleksiyle diğer elinin içinde yorganın ucu kıvrımlaşmış, buruşmuş. Bakışları sabit bir yere dikilmişti, anlamsızca tedirginlik dolu.

“İyi misin? Sorusunu birkaç kez yinelemesine rağmen hiçbir tepki alamadı. Odaya göz gezdiridğinde pencerenin açık olduğunu farketi, acaba birisi mi girmeye çalıştı, diye düşündü.

Olayın bu şekilde olması, öykü konumuza çok basit kalır…az kompleks ve fantastik hale getirelim de uysun yazı konseptine.

“Mehmet, dedi. Şurayı tam şurayı okur musun?” Kitabı okumaya başlayan Mehmet’in yüz ifadesi aniden değişmeye başladı. Aynı tedirginliğe kapılmanın etkisini üzerinden atmaya çalışarak, hemen kitabın basım tarihine baktı, sonra yazarın kısa yaşam öyküsünün verildiği sayfayı okudu hızlıca.

“Ama bu nasıl olur, hem baskı çok eski hem de yazar çoktan ölmüş, daha biz dünyaya gelmeden.” Bu sözler üzerine sakinleşmesini beklediği karısının giderek artan korkuları paniğe dönüştü, elleri titremeye başladı, içindeki duygular yerini panik atak nöbetine dönüşecek yüksek endişeye terk ediyordu.
“ Sakin ol aşkım bunun bir açıklaması olmalı. Böyle bir şeyin olması mümkün değil.”

Hah!..bu daha iyi oldu, yazacaklarımızın temasına daha uygun. Merak seviyesi arttı sanırım, birazdan bir ters köşe yaparız okuyucuyu. “ Lan na’dar güzel yazmış,”dedirtiriz.

Neyse konuya dönelim.

Malamat olduk, melamet olduk… kendilerini kültürlü zanneden kesim tarafından kınama ve ayıba uğradık. Metafiziki bilgi de var dediğimiz için… biz altı artı dedik, onlar beşte diretiyorlar.

Biz dönüşecek dedik, Onlar değişecek diyorlar…

Orta sınıfın en büyük yanılgılarından biri değil midir ecüş büçüş eğitmelerle, kendini kültürlü zannetmek? Yüzeysel ve yanılgısal parıltılı zihinlerinde görünür olan “halk için” ne yapmışlar aşağılamaktan başka, entelektüel kibirle akıl vermekten başka, aklının üstünlüğüne inanıp yaşamalar üzerinde söz söylemeyi hak görmekten başka. Uzaklaşmaktan başka…

Aslında bir şey söyleyeyim mi… He, kendi “hiç”liklerini bastırmak için böyle hareket ederler. Sonra da suçu diğerlerine atarlar.

Hele…

Tanrı yetkisini kendinde görüp, hareket edenler mi? Onlara söyleyecek tek bir sözümüz bile kalmadı, boşa harcayacak tek “an”ımız, tek bir nefesimiz, tek bir sabır gösterecek direncimiz kalmadığı gibi.

Onlar; yaratıkların en aşağısındadırlar… öfkemiz çok büyük. Onlar mahlukat-ı rezildir, mahlukat-ı iğrençtir, mahlukat-ı garibedir, mahlukatı günahtır hemde gühah-ı ekberdir. Onların şeyhleri, şıhları ve dahi akıl vericileri saydığımız kötülüklerin başıdır.

Onlar; şeytan neslindendir… İnsanlığın üzerine “kötülükler siydirme”ğe çalışanlar bunlardır.

Biz Melamiyiz, bildiğimiz gibi davranırız, el oba ne der, bilmeyiz. O bu şu ya da başka inançlarda hep biz varız, gerçeğiz. Duayız, yönelişiz, Şaman’ız biz.

Anlayışız biz, iyiliğiz biz, temayülüz biz, kötülük bilmeyiz, inancız… görünmeyeniz biz.

“Deli bunlar…”
“Kimden bahsediyorsun Mehmet?”
“Kitabı yazanlardan.”
“Kim…anlamadım, yoksa kimler diye mi sormalıyım?”

Bu bölüm burada bitti…

Beğen

Erlik Aldacı
Kayıt Tarihi:11 Eylül 2020 Cuma 15:29:25

TENGI TEREZI OLMALı İNSAN YAZISI'NA YORUM YAP
"Tengi Terezi Olmalı İnsan" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
black_sky
12 Eylül 2020 Cumartesi 13:50:50
Değerini durduğu yer belirlemiyor tabii ki yazıların lakin yakıştı güne.
Benim bir daha okumam için bahane olmuyor sevdiğim kalemlerin güne gelmesi..lakin yorum yazmaya bahane ettim hu sefer;))
Tebriklerimle üstad.
Saygı ve selamlar olsun

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 12 Eylül 2020 Cumartesi 15:52:00
Çok incesin, tıpkı ruhun gibi... selamlar.

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
n.asım
12 Eylül 2020 Cumartesi 12:48:53
şamanlar,güzel adamlar,,:)melamileri, egede çalışırken tanımıştım,birlokma,bir hırka,bana uyar aslında,,malamat olduk derdi,bir arkadaşım,yükle çok yürüyünce,onu düşündüm,,
hep yazın siz,okuması ayrıcalık,hep hürmetle güzel Abim,,,

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 12 Eylül 2020 Cumartesi 15:50:59
Ankara'da çokça söyleşirdik okey masasında. Şimdi inzivadayım, kalabalık sevmiyorum, şehir sevmiyorum, doğa yetiyor kendimi bulmada.

Güzel adam, güzel abim gönüldesin.
Bedri Tokul
12 Eylül 2020 Cumartesi 00:23:35
Ehhh...Hepimizin bildiği bir şeyleri demişsin .
Ama çok yüksekten konuşmuşsun be üstat. Akıl verir gibi.
Fikrine katılmama rağmen,üslubun biraz ukalaca olmuş.
Senden başkası hep cahil gibi...
Şivayi...Şivayi...


3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 12 Eylül 2020 Cumartesi 08:38:03
Yanlış yargı, yanlış yorum.
Sağlıcakla...
Bedri Tokul 12 Eylül 2020 Cumartesi 19:53:48
Bak şimdi !
Yorumun yanlış ya da doğru olduğuna yazının yazarı karar karar veremez.
Yorum; yorum yazanın kendi görüşüdür.
Hele biraz palazlan, olgunlaş,
"Ben en iyi yazarım" sevdasından vaz geç.
Güne gelmiş olmak da seni seni şımartmasın.
Beni merak ediyorsan girer sayfama görürsün.
Hadi bakalım...Takibimdesin.
Erlik Aldacı Yazının sahibi 22 Eylül 2020 Salı 19:44:57
Bedri bey, biz olgunluğu gençlere öğretiyoruz yanlış yerde yanlış sözler ediyorsunuz, bilmeden. Biz kitap yazan değil kitap yazdırdığımız yerden geliyoruz. Onca yazar yetiştirdim ben...lütfen.
Sağlıcakla.
Bir Dünyevî
11 Eylül 2020 Cuma 17:25:10
havalar zaten bol kepçe cehennem, sen de giydir üstadım çıksın ateşimiz...

ilk bölüm kaban gibiydi..
ikinci bölüm kabanın üstüne bir kaban daha

kaban olur mu, kalpak-kalpak, kafamın ateşini çıkarıyor, sonunda tutuşmazsa iyi..

sonra

"Biz Melamiyiz, bildiğimiz gibi davranırız, el oba ne der, bilmeyiz. O bu şu ya da başka inançlarda hep biz varız, gerçeğiz. Duayız, yönelişiz, Şaman’ız biz.

Anlayışız biz, iyiliğiz biz, temayülüz biz, kötülük bilmeyiz, inancız… görünmeyeniz biz."

arada bir de serin serin esince rahatlıyoruz..

kalemine sağlık üstad..
eksik olmayın..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 11 Eylül 2020 Cuma 17:32:24
Bura kırk derece dışarı çıkmak cesaret ister, kapının kolu öyle ısınmış ki nerdeyse elimi yakacak. Pazardan itibaren düşecek gibi...valla öte tarafta hadi cehenneme derlerse " Valla ben dünyada sıramı savdım, derim. Arkamdan gelen Dünyevi'ye bakın siz”derim. :)))

Ama kıyamam kefilim, derim.
black_sky
11 Eylül 2020 Cuma 17:12:38
Üstad ne denir...bir yere kadar sağlam gelen aklım bir yerden sonra uçtu gitti yine.

Aklıma Matrix filmi geldi...sanki bana mavi mi kırmızı hap mi diye sordun...uyumaya devam mi gerçek sandığın rüyada yoksa rüya diye anlatılan gerçekliğe uyanmayı mi tercih edersin....
Tabii ki uyanmak benim tercihim...

Başka bir şey daha geldi aklıma...hayatını gerçek sanan bir avuç insan...en son bölümde bir yazar gelir kitap verir esas oğlana bir bakar ki yaşadığı her şey yaşadığını sandığı her şey çok önceden orada yazılmış...aslinda yaşamamış onun hayatı yazılmış...filmlerden örnekle gittim ama....affola..
Devamı derken buldum kendimi...
Yine geleceğim kesin...
Saygı ve selamlarimla

black_sky tarafından 9/11/2020 6:16:03 PM zamanında düzenlenmiştir.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 11 Eylül 2020 Cuma 17:21:44
Kitap onları yazmış ama nasıl, yan odada Kosova’dan beri birlikte oldukları yaşlı amca Petriçelli amca kısaca Petro diyorlar, varmış. Güleser'i yurttan alıp büyüten, savaşta öksüz yetim kaldıydı. O da oradan seslenecek, yatalak ya. Kitabın yüz sekizinci sayfasında mısınız?diye. Biraz karışıcak ortalık.
black_sky 11 Eylül 2020 Cuma 18:12:33
Ne çok kelime hatası yapmışım yahu affola;((
Ortalık biraz daha değil bayaaa karışacak belli...asil mesele nasıl yazdığı ya..
Nesildaşıma katılıyorum kalpak üstüne kalpak oldu ter attik biraz;)) olsun dedim ter atmak ıyidir ruhani detox niyetine.

Savaş....dilim kitlenir, zalimliği karşısında. Bazı yaralar hiç iyileşmez ya..

Güleser hanıma Saygı ve hürmetler.
Sağlıcakla.
Erlik Aldacı Yazının sahibi 11 Eylül 2020 Cuma 18:16:14
Onunda selamı var getirip, gönderen sağolsun, diyor.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.