Bayram Kaya
2 şiiri ve 84 yazısı kayıtlı Takip Et

Anlamak gerek v



Köleci düzen hile, yalan, aldatma, yanılsama ve yanılsatma üzerine kurulu oluşla köleci düzen çatışmaları baş gelinmez bir süreç oluyordu. Köleci sistem şimdi de çatışmalı türden olup biten mal kavgalı niza süreçli sosyal anlayış içinde, olup bitene kolektif dönemdeki gibi töre diyor, nizaları meşru kılıyordu.

Kolektif geçmişin, özgecil bir kolektif hafızası vardı. Köleci sistem içinde El manaya göre ürettirip, paylaştıran, kardeş kişileri birbiri ile çatıştıran nizalı süreçti. Kıyas olan bir değer yargısıydı.

Kolektif hafıza köleci sürece değer yargısı oluyordu. Kolektif hafıza köleci sürecin, adı konmamış adres merkeziydi. Kolektif hafıza köleci sisteme karşı bir ülkü bir ütopya ortaya konmasına iham oluyordu.

Köleci hafıza kolektif bilinç hafızalı merkezle kıyaslanıyordu. Bu kıyası yapılan skalaya göre köleci sistemin kişileri, köleci töreye; töre bozuldu diyordu.

Bozulan törelerden birisi de klan aileydi. Klan aile bağı çözülmüştü. O zamanki adı biyoloji tanımlı aile olmasa da köleci tip aile; hem totem-ilah soy biyolojiyi gözeten (kişi aile soyunu gözeten) aileydi. Hem de ittifakı totem meslekli mal sahipli bir aile mirasını ortaya koymuştu.

Özgecil klan aileye karşı, bencil ve birbirinin gözünü oyan şimdiki sözüm ona çekirdeğinde mal kavgası zehri olan çekirdek bir aile kurulmuştu. Temel ihtiyaçları sağlamanın kolektif sorumluluklarının tümü bu aile üzerinde atılı olacaktı.

Köleci sistem, köleci sistemin çarklarını çevirecek çalışmaları da; sistemin geri beslenim yapacağı enerji sağlamasını da; yani sistemin kendisine harcayacağı enerjinin karşılama işini de köleci sistem geniş aile üzerine yıkmıştı.

Köleci sistem kendi sömürü selameti için sistem içinde kendi yağı ile kavrulacak kadar varlığın içinde olacak bir özel sahipli ana baba ihyasını ortaya koydu. Sonra, ayna görüntüsü; kolektif özü olan söylem ve birikimleri belirten töre lafzını; köleci sistem içinde köleci mana ile kullandı.

Kolektif töre lafzının içindeki özgecil içerik, köleci söylemle boşaltılmıştı. Töre lafzı içindeki kolektif anlam tümden El manalı anlayışlarla bezenmişti. Örneğin kolektif töredeki ortaklık; köleci töreye göre şirk sayılmıştı.

Ortakları olan, birbirinde sorunlu ve birbirinden sorumlu olup birbirine göre olan sistem, üreten kolektif sistem inşasının kuralıydı. Ortakları olmayı şirk sayan töre söylem de üretmeyen mal sahipli El iradesi olan El mana anlayışının inşa kuralıydı.

Kolektif töredeki çalışamayan ama kolektif ten pay alan çocuk, yaşlı, sakat vs.ye ait kolektif koruyuculu kolektif sorumluluk velayeti, köleci sistemde kişi ailesi üzerine yıkılmıştı.

Çalışamayan aile kişilerinin velayetini üzerine alan kişi aileler, kolektif gücün; kolektif alan içine yansıttığı koruyucu, himaye edici, gözetici sorumlulukları; aile kendi üzerine almıştı. Aileler hiç bir zaman kolektif güç kadar olamazlardı.
Hele de maldan mülkten yoksun aileler üzerlerine aldıkları kolektif sorumluluğu yerine getiremeyeceklerdi. Zaten böyle olmaları, muhtaç durumla ele yalvarır olmaları isteniyordu.

Her olay ve olgusal durumlar kendi boşluk devinmeli üssü olan yansımaların özgün eylemleriyle vardılar. Yeni durumun özgün ve üssü olan durum davranışları içinde aileler ortaya çıkmıştı.

Kolektif sürecin yaşlılara, çocuklara, hasta ve güçsüzlere kol kanat geren kolektif gücün koruyuculuk sorumluluğu, köleci töre anlayışlı mantık içinde ailelere tevdi edilmişti.

Bu tevdi edişle yeni bir erdem değeri söylenecekti. Bu söyleme göre, “ana babanın hakkı ödenmezdi”. Oysa inşacı süreçte hak ana baba ilişkisiyle ortaya konmuyordu. Üreten kolektif ilişkiyle ortaya konuyordu. İşte bu illüzyonun kendisiydi. Hakkı üreten ilişkiler için de değil de ana baba biyolojisi içinde aramaya aklınızı takınca ne bulacağınızı da bilmiyordunuz.

Tüm köleci çarpıklıklar bu tür anlamlar üzerine ihale edilerek, kolektif anlamlarından tecrit edilecekti. Bu çarpıklıklar bir ahlak, bir töre sorunu olarak görülüp; sorun ahlak üzerinde giderilmeye çalışılacaktı. Anaya babaya bakmayan kişi ahlaksızdı! Bu tür sorumluluğun kolektif sorumluluk olduğunu bilmedikçe bu kısır döngü böyle çalışıyordu.

Kötülükler niye vardı? Düz mantığa ve köleci mantığa göre, anaya babaya saygısızlıktan vardı? Ana babaya saygısızlık gibi köleci anlayışlı töreye itaatsizlikten vardı? İyi de şimdiki ana babaya saygısızlık, neden vardı?

Hâlbuki üreten sistem inşa edilirken, inşayı oluşan kişi bir grup üyesi olmanın, bir grup eğilimiyle olmanın; groteski algı içinde düşüncelerle olmanın, ihtiyaçlarıyla güdülü olmanın dışında ne şimdiki gibi aile vardı, ne töre vardı. Ne töreye itaatsizlik vardı!

Kolektif anlatımlı törenin içi aile gibi köleci tutumlu türlü yaklaşımlarla dolduruldu. Töre üreten inşanın bileşeni ve bileşimin harcı değildiler. Aksine bu tür söylemler, inşa içinde, inşanın üssü durumlu devinme pozisyonlarına göre beliriyordular.

İnşacı sistem içinde unutulmaması gereken şey; ihtiyaçların karşılanması bir kes üreten ilişkiler içinde sağlanır olmakla ortaya çıkmıştı. Üreten ilişki iştirak edilen yapıydı. İştirak etme veya ortak olma süreci çalışamayanın klan aiti (komün aiti) olmak sureti ile katılımıydı.

Fiili eylemli olanların da çalışmak sureti ile üreten sürece katılım yapmaları sürecin inşa yasası ve geri bağlanım ilişkisiydi. Kısaca üreten ilişki her durumda kolektif alanın öznesiyle ortaklaşan kolektif bir ilişkiydi. İşte vaz geçilmez olan bunlardı.

Yani iştirak eden, yardımlaşan, iş bölüşümü yapan, birbirinden sorunlu ve birbirinden sorumlu olan; ortaklaşan paydaşla oluşlar, üreten kolektif ilişkilerin vaz geçilmezleriydiler.

Köleci sistemler de kolektif esasa göre ürettirirler. Ancak köleci sistem içinde üretim araçları ve üretim nesneleri özelleştirilmiş bir mal sahipliğidir. Herkesin değil, seçilmiş kimi insanların mal mülk sahibi olmasını öngörür. Mal sahibi olamayanlarda, sahiplere itaat edecekti. Töre buydu. Yol buydu. İnşa buydu.

Tüm çetrefilli işler kiminin yiyip kiminin baktığı, özelleştirme enfeksiyonundan ortaya çıkıyordu. Üretim nesneleri üzerinde iyeliği olanlar kolektif güce göre donanmış tutum ile üreten güce kolektif üretim yaptırıp; keyfi paylaştırmanın da irade sahibi oluyordular.

Durum buysa özel mülk sahipliği içinde olanlar, üretim yapmanın bileşenleri olan kolektif sorumluluktan, kolektif yardımlaşmadan, kolektif dayanışmadan vs. vaz mı geçiyorlardı? Kesinlikle hayır. Bu durumda inşanın ve kendi sömürü sistemlerinin temeline dinamit koymuş olurlardı. Kendi sömürücü mantığınızla enfekte ettiğiniz ortamı, imha edersiniz.

Oysa köleci süreç içinde kolektif süreci ve üreten bileşimli yaptırımları hem enfekte edecektiniz, hem de enfekte ettiğiniz süreci yaşatacaktınız. Veya kendinizin de yaşayabilmesi için enfekte ettiğiniz süreci en az durumla yaşatmayı öğrenecektiniz.

Bu bilinç üssü durumlu bir sömürü ve biyolojik yaşam ilkesidir. Faydalı bakterilerin yapabildiği de buydu. Bir faydalı bakteri kolektif dayanışmayla sizin vücudunuzda yararlanıyordu. Size de bu yararlandırma karşılığında K vitamini üretiyordu. Veya sindirim enzimi üretiyordu. Veya bağışıklık enzimi üretiyordu vs.

Bu simbiyöz ilişkiyi veya karşılıklı yararlanma ilişkisini şöyle de söyleyebiliriz. Ortak ve konakçı yararlanmanın ortaya koyduğu zararlı aksaklar, uzun süren git gel dalgalanmaları sonucunda hem konakçının hem konaklayanın yararına bir denge içine oturan evrimleşme geçirmenin üssü durumlu belirmeleri içinde ortaya konmuştu.

Ama virüsler gibi, mikroplar gibi organizmalar kendisine ortam yaptıkları vücutları sömürürken o vücutları yaşatmayı henüz beceremedikleri için virüsler sömürdükleri kaynakların ölümüne neden olmaktadırlar.

Virüslerin sömürme kaynakları ölünce, virüslerin kendileri de yok olmaktadırlar. Bunu istemeseler de bu böyledir. Virüs sömürdüğü yaşam bulduğu kaynağa karşı kolektif sorumluluğunu yerine getiremiyordu. Bu nedenle periyodik salgın veya pandemiler oluşuyordu.

Bu uyum süreçleri nedenle köleci sistem de kolektif inşanın vaz geçilmezlerinden hiç vaz geçmeyecekti. Sadece kamufle edecekti. Köleci sistem abrakadabra yapıp yok ettiği kolektif bileşenleri başka türlü sözlerle sahaya sürecekti.

Köleci sistem kolektif sorumluluğu, yardımlaşmayı, dayanışmayı, ortaklı iştiraki paylaşımları; komşuluk, aile, dostluk, insanlık, arkadaşlık, vatandaşlık, sadaka verme, hayır yapma, merhamet etme, alçak gönüllü olma, cömertlik gibi uydurma sözlerle köleci ahlak ve erdem denen birçok kavramların üzerine ihale edilecektiler.

Yani kolektif inşa içinde kolektif bir üreten ilişki ortaya koyan yardımlaşma, dayanışma, birbirinden sorumlu olma gibi bileşim veren inşa unsurlarını köleci sistem; kendine göre parçalı kıldığı, parçalı süreç ilişkileri içine atacaktı.

Kafalar karışacak. Kafalar ambalaj olacak. Sersem bir duruma düşen kafa; bu tarz kafa putu düşünce çıkmazlarından yorulacaktı. Bitik düşen kişi düşünmesi kendisine hap gibi sunulan hazır ve sanal reçete olan inanca, inanmaya teslim olmakla işin önünü sonunu köleci akışa bırakacaktı.

“İşin önünü de sonunu da El bilir” diyecekti. İşin önü de sonu da El, deyip; bitik düştüğü düşünce açmazlarından kurtulacaktı. Geçici hoşlanmalı ve görece sükûnet ile dinginliğe erecekti. Bir rahatsızlık duyma durumunda da iman gücü nedenle rahatsızlığına da ceza görme diyecekti. Ve cezanın nedenini de El yasalarına karşı (köleci yasalara karşı) işlenen kusurlara atfedecekti. Kafa putları böylesine bir kısır döngü körlüktü. Kişi imanı kadar dingin, dinginsizliği kadar da imanlıydı.

Kolektif sorumluluk paylaşırken; köleci irade paylaştırmayı özelleştirme yapacak esasın anlayıştı değer yargısına dönüşmüştü. Kolektif sorumluluk parçalı durumlarla ana baba üzerine yıkılmıştı. Veya kolektif sorumluluk köleci söylemli eylem olgular içine bindiriş edilmişti.

Köleci sistem içinde aile uhdesine, sadaka verme uhdesine, merhamet uhdesine vs. yıkılan kolektif sorumluluklar; kolektif sisteme göre köleci sistemin anomalisiydiler.
Köleci sistem de bu anomaliyi biliyordu. Bu anomaliler köleci dil içinde yumuşatıldı.

Bu tür gayretler ile köleci anomaliler köleci söylemlerle köleci anlayışları meşrulaştılar. Köleci anormallikleri normal kılan söylemler ile dile getirmeye başlandılar.
Böylece köleci sistem köleci anomaliyi meşrulaşma gayreti içinde girmekle ürettikleri dil içinde “töre bozuldu, uşaklar ana babayı tanımaz oldu”. “Uşaklara söz geçmez oldu” gibi öğüt cümleler demeye başladılar.

Bu sistem anomalisi içinde kişiler kendi klanını, kendi atasını, kendi totem eşini, kendi ittifakı olduğu özgecil ilah kardeşlerini öldürüyordular. Tecavüz edip tasallut olarak darp gasp yapıyordular.

Beğen

Bayram Kaya
Kayıt Tarihi:31 Ağustos 2020 Pazartesi 11:11:09

ANLAMAK GEREK V YAZISI'NA YORUM YAP
"Anlamak Gerek V" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.