pomborya
147 şiiri ve 163 yazısı kayıtlı Takip Et

Keşke seninle aynı şehirde yaşasaydık!



KEŞKE SENİNLE AYNI ŞEHİRDE YAŞASAYDIK!

Bu tür yazılara nasıl başlanılır, nasıl yazılır çok iyi bilmiyorum ama elimden geleni yapamaya çalışacağım.
Kendisine hocam dediğim, yıllar sonra şahsen de tanıma fırsatı bulduğum bir kadın.. Yıllarca yazıştık, konuştuk ve de dertleştik, ben derdimi açtım o beni dinledi. Daha sonra bir şeyler oldu ve birbirimizi kaybettik, daha doğrusu kendisi beni silmiş engellemişti, ama yine kendisinin yoğun çabasıyla şu aralar yine yazışmaya başladık arada kesilmeler olmuş
olsa da..…
Tanışmamız antoloji sitesinde başlamıştı ve daha sonra gittiği her yere beni de taşıdı arkadaş olarak kabul etti. Benimle çok yakından ilgilendi ve bunları yaparken de benim hiç dikkatimi çekemedi.
Bu kadın kim, beni neden hep yanında taşıyor? Bunu neden? ,yapıyorsun diye sormadım çünkü, farkında bile değildim kadının. Bütün bunları daha sonra kendisinden duyduğum için biliyorum.
Asıl tanışmamız ‘’facebook’’ üzerinden oldu ve daha çok konuştuk, daha çok yakınlaştık birbirimize ama yine sanaldan. Bu şekilde yazışmalarımız aralıksız beş yıl sürdü. Beş yılın sonunda, artık yeter bu kadar sanal yüz yüze görüşelim, dedi. Ama ben bunu kabul etmedim çünkü künyesine bakıyorum kadın psikolok,2 üniversite bitirmiş, var olan şirketlerden birisinde hala hazır yönetici olarak çalışıyor. Ülkemizde ayak basmadık yer bırakmadığı gibi, devletin verdiği görevle de dünyayı gezen, paraya para demeyen bir kadın benimle neden tanışmak istesin ki.
Ben ise sıradan, eşimi yeni kaybetmiş iki küçük çocuğumla ayakta ve de hayatta kalma mücadelesi veren bir kişiydim. İşim yok, mesleğim yok, paramsa hiç yoktu ki meteliğe kurşun atıyordum. Evim ise fikirtepe’nin kenarında kalmış sıradan gecekondu gibi bir evdi ve üstelik o da kiraydı. Ben bu kadına, tamam, gel seninle tanışalım deyip onu böyle bir eve nasıl davet edebilirdim ki..
Bu işte bir tuhaflık vardı ama ne?. Ben yalan söylemiyordum kendimi biliyorum, iyi de o bana neden yalan söylüyor, ya da niye söylesin, dimi. Yazışmalarımızın tamamı kayıt altındadır ve bir kitap olacak kadar da çok, hala daha saklıyorum belki ilerde değerlendiririm düşüncesiyle.
Kadın en sonunda beni ikna etti ve onu evime çağırdım. İlk buluşmamız Kadıköy sahilinde rıhtımda oldu. O bana, kolların uzun mu çünkü karşında şişko birisi olacak ve beni sarman için kollarının uzun olması gerekiyor, diye yazmıştı ve daha sonrada telefonla arayarak bu şekilde yer tespiti yapmıştık onunla.
Kadıköy iskelesinin önünde kısa boylu şişko birisini bekliyorken bir de baktım ki karşıdan yüzünde kocaman bir gülüşü olan bir kadın kollarını açmış bana doğru koşarak geliyor. Şaşkınlıklar içerisinde ona bakıyordum çünkü karşımdaki kadın o değildi. Tamam yüzünü resimlerden tanıyordum ama, boyu kilosu ne alaka, hiçte söylediği gibi birisi değildi ama resimlerde gördüğümden daha yaşlı duruyordu, yaşını saklamıştı benden.
Hemen önümüzde duran kafelerden birine geçip oturduk, ben hala daha şaşkındım, o ise şen şakrak bir deyip beş gülüyordu. Çaylarımızı içtik, ikinci çayımızı istedik ama o çaylar bir türlü gelmeyince bizde kalkıp gittik karnımızı doyuracak bir yer aramaya başladık kendimize. Benim bildiğim iyi bir yer vardı ama o kadar aramamıza rağmen o yeri bulamayınca rast gele bir kebapçıya girdik, garsonun gösterdiği bir masada oturup siparişini verdiğimiz İskender kebaplarımızı beklerken…,aa, biz çay bahçesinde içtiğimiz çayların ücretini ödemedik…Her ikimizde bir birimize bakıp kahkaha atıyorduk, hak etti, neden istediğimiz halde çaylarımız gelmedi, deyip gülme işini başa sarıyorduk, ne eyleniyorduk ama…
Yemeğin üzerine içtiğimiz kahveden sonra hesabı ödeyerek kebapçıdan çıktık ve artık eve gitme zamanı gelmişti çünkü kadın ta Ankara’dan gelmiş, yorgundu…
Bir taksi çevirdik, bizim mahalleye girdiğimizde kadının yüz rengi değişmişti ve bakışlarındaki o canlılık yerini endişeye bırakmıştı. Hele de binaya girip eve girerken, o ürpertisi hep gözlerimin önündedir. O zaman anladım ki kadın benim söylediklerime inanmamıştı, yoksa bu kadarını mı beklemiyordu acaba? Bilemiyorum artık.
Kadın gelecek diye bir sürü yemek pişirmiştim, şeker hastası olan arkadaşlardan bilgi alarak, ne yer, ne içer bu hastalar diyerek.
O gece ikimizde uyumadık ve aynı odada kaldık çünkü tek başına bir odada kalmaktan korktu. Hava sıcaktı mecburen camları açmak zorundaydık… Evim 2. Katta olmasına rağmen yine de sokağa yakındı evin camları, irkildi haklı olaraktan.
Hemen dönerim diye gelmişti ama tam 3 gün kaldı bende. Evde, sadece kahve dışında tek bir lokma yemek yemedi, yiyemedi diyelim. Hep gezdik, yemeğimizi dışarda yedik eve de yatmak için geldik o kadar. Yemek ve de uzun yol paralarını o ödedi, küçük yol paralarını ben verdim.
Üçüncü günün sonunda Ankara’ya geri döndü ve bizim yazışmalarımız hız kesmeden devam etti, bu kez ben daha kendine güvenen daha nettim ama bence onun benden bir şeyleri sakladığından emindim ve ben bunu davranışlarından hissedebiliyordum…
Aradan bir yıl geçti bir sabah beni telefonla arıyor, ben İstanbul’a geliyorum beni karşılar mısın? Bu kez neden geldiğini hiç anlamamıştım taaki o geceye kadar.
Yine aynı şekilde karşıladım onu, bu kez bahçeye çay içmek için girmedik başka yere girdik., bu kez hem ben, hem de o çok rahattık, evin tuvaletini kullanmamak için bu kez yanında bez getirmişti. Belki haklıydı ama neyse oralara girmeyeceğim şimdilik.
Ertesi gün bana bir resim gösterdi, bu kişiyi tanıyor musun? Diye sordu.
Evet, tanıyorum da ne oldu?
-Nerden tanıyorsun? Bu kişiyle herhangi bir yakınlığın var mı peki?
Şiir dinletilerinden tanıyorum onu, başkada bir yakınlığım yoktur bu kişiyle. Iyi de neden? ne oldu? Sen bu kişiyi nerden tanıyorsun peki?
-Bu kişiyi ara ve onu yemeğe çağır- deyince şaşkınlıktan olduğum yerde kala kaldım.
Nasıl ya, ben bunu yapamam, onu asla yemeğe çağıramam, dedim.
O kişinin bende bir zaafı olduğunu biliyordum çünkü uzun zamandan beri beni ikna etmek için uğraşıyordu ama bunu başaramadığı gibi onunla arkadaşlığımı da silmiştim. Şimdi ben onu yeniden nasıl arayabilirdim, bu ona umut vermek anlamına gelmiyor muydu?
Tabi ki bütün bunlardan kadının haberi yoktu ama neden? Kadın neden bu kişiyle yemeye çıkmak istiyordu ve neden aramızda bir şey var, şüphesini taşıyordu acaba? Demek ki o da bir şeylerden şüpheleniyordu ama ne? Ya bide adam evliydi üstelik.Sözde,eşinin hastalığı yüzünden eşiyle 15 yıldır sadece aynı evi paylaşıyorlarmış o da SSK içinmiş. bahanesi buydu adamın, yersen.. Oldukça zengin, emekli öğretmen, Şair, yazar ve önemli bir mevki sahibiydi bu kişi.. Bir şiir dinletisinde ilk tanıştığımızda kendisinin CHP’ MV olduğunu söylemişti.MV değildi ama olduğu mevkiye yine de seçimle geliniyordu, her neyse artık. Benim çok da umurumdaydı ya..
Onca ısrardan sonra o kişiyi aramak zorunda kaldım ve yemek teklifimi hiç düşünmeden kabul etti. Tamam, benim misafirim olun dedi.
Senin burada olduğundan haberi var mı? Sanki biliyormuş gibi geldi bana, dedim ama kadın hiç cevap vermedi…, Sadece benimle o kişi arasında bir şey olup olmadığını merak ediyordu o kadar
Öğleden sonra Kadıköy’de barlar sokağında bir mekâna girdik. O mekana daha öncesinden de gitmiştim yine bir şiir dinletisi vardı ve beni de çağırmışlardı. Mekânı işleten kişi bir Av.tı ve o Av ta o gece sevgilisi olan bir hemşireyle birlikte oradaydı karısını evde bırakarak.. O gece o mekânda toplanan hemen herkes, yazar, şair ve de aydın kesimiydi. Ben hariç, ben kız arkadaşımla gitmiştim o toplantıya ve hemen herkes sevgilisiyle oradaydı, mide bulandırıcı bir durumdu açıkçası.
Mekâna girdiğimizde mekân boştu ama garsonlar baş tacı eder gibi karşıladılar bizi ve salonun tenha bir yerinde geçip oturduk üçümüz. Ben ve misafirim olan kadın bir tarafa, o kişi masanın karşı tarafına oturdu. Yemek geldi, arkasından da ardı arkası kesilmeyen rakı şişeleri geldi peşin sıra. Ben, bir bira aldım, onca ısrara rağmen ikinci birayı içiremediler bana. İşte o gece orada o kişi misafirim olan kadının karşısında bana olan aşkını ilan etti.
Ben buzdan bir heykel gibi masanın öteki ucuna çekildim sanki onlarla hiç bir alakam yokmuş gibi davranıyordum;çünkü böyle bir şey beklemiyordum, kadında beklemiyordu. Daha sonraları öğrendim ki kadın adamı okadar bunaltmışki adam bu şekilde kadından yakasını sıyırmak isteyince olanlar da oldu zaten....Kadın arkadaşıma.- Ben hayatımda bir kere âşık oldum o da beni görmezden geliyor. Bunca seneden beri bir kere olsun onu ne yemeğe, nede herhangi bir yere götüremedim, hep ters davranıyor bana ama ben asla vaz geçmeyeceğim, hayatım sona erinceye kadar da başka kadın olmayacak hayatımda, deyiverdi kadına.
Kadın o andan itibaren çöktü ve adeta yıkılmış bir şekilde kadehlerin biri geliyor, ötekisi gidiyordu. Ne benimle nede o kişiyle konuşmuyordu artık.
Gece ikide vardık eve. Eve varır varmaz da kendisine bir kahve pişirdim, ayılmaz diye düşündüm ama sarhoş olmamıştı ki, ama o kişiyi küfelik etmişti…
İşte o gece aramıza giren kara kedi çok uzun zaman çıkmadı. Kadın bir gün sonra yeniden Ankara’ya döndü ama beni de, o kişiyide her yerden engelleyip silmişti., telefonuna da ulaşılamıyordu artık. Onca yıl bal ve tereyağı olan ikimiz, hiç yoktan yere ayrılmıştık. Neden. Sevdiği erkek onu değil de beni tercih ettiği için, ama benim bundan haberi yoktu ki.Hem benim o kişiyle hiç bir alakam olmaıştı,hem olması da imkansızdı zaten.,ama ben bunu kadına anlatamadım bir türlü.... Kadınla iki yıl görüşmedik, sonra yine kendisi aradı, benim profilimden akrabalarıma mesaj atarak onu eklememi istedi benden. Ekledim ve şimdi yeniden yazışmaya başladık. Kadının çok hasta olduğu belli, âmâ hastalığı ne bilmiyorum anlatmıyor. Evine, defalarca davet etmişti beni ama o zamanlar gidemedim, gidemezdim ama şimdi çağırsa giderim. Şimdi onu da yapmıyor, evine davet etmiyor beni sadece, --keşke seninle aynı şehirde yaşasaydık, diye mesaj attı bana dün gece…05,08,2020,14,17,Çarşamba: Gündüz Yavuz..

Beğen

pomborya
Kayıt Tarihi:6 Ağustos 2020 Perşembe 10:55:02

KEŞKE SENİNLE AYNI ŞEHİRDE YAŞASAYDIK! YAZISI'NA YORUM YAP
"KEŞKE SENİNLE AYNI ŞEHİRDE YAŞASAYDIK!" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.