Serhat BİNGÖL
32 şiiri ve 142 yazısı kayıtlı Takip Et

Günümüzde müslümanlar yanlız ayasofya’ya değil, sofiya’ya da sahip olmalıdır.



GÜNÜMÜZDE MÜSLÜMANLAR YANLIZ AYASOFYA’YA DEĞİL, SOFİYA’YA DA SAHİP OLMALIDIR.

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 1.8.2020 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Son günlerin popüler tartışma konusu Ayasofya’nın müzeden camiye çevrilerek Müslümanların ibadetine açılması oldu.
Konunun tartışma boyutuna taşınması ise siyasi otoritenin ve bürokratların açılış öncesi ve açılış esnasında yaptığı siyasi içerikli açıklamaları oldu. Birde cami açılışını şova dönüştürmeleri ve aklı başında her Müslümanın tepkisini çekecek şekilde şarlatanlık boyutuna taşımaları bardağı taşıran son damla oldu.

Özellikle de Diyanet işleri başkanının açılış günü Cuma hutbesinde Fatih Sultan Mehmet’in bedduası diye bilinen(!) ‘’ Her kim Ayasofya’yı Müslümanların ibadetine kaptır veya yeniden kiliseye dönüştürürse (amacı dışında kullanırsa) ALLAH’IN, meleklerin, peygamberlerin ve tüm Müslümanların laneti üzerine olsun’’ sözüne ita fen Ayasofya’yı bin dokuz yüz otuz beş yılında müzeye dönüştürülme talimatı veren Mustafa Kemal Atatürk’ü kast ederek bu laneti gündeme getirmiştir. Gerçi diyanet işleri başkanı bir gazeteye verdiği röportajda –Ben Atatürk’ü ve Ayasofya’yı kast etmedim tüm vakıf mallarının amacı dışında kullanılmasını kast ettim dese de tartışmaların fitilini ateşleyen bu söz gündeme bomba gibi düşmüştür.

Geçmişten günümüze bazı radikal İslami çevrelerin yıldızı Atatürk ile hiç barışmamıştır. Bunun birçok nedeni vardır. Hilafeti kaldırması, hanedan üyelerini sürgüne göndermesi payitahtın siyasi işlevini sonlandırması vs gibi siyasi uygulamalarıdır, ama bilinen en temel nedenin Atatürk’ün bazı İslam alimlerini astırması olmuştur. İdam edilen insanların haklarını savunan radikal kesimlerin iddiasına göre, asılanlar gerçek İslam alimleridir. Atatürkçü çevrelere göre ise asılan insanların tamamı sahte alim gerçekte din tüccarıdır. Karşılıklı olarak yapılan suçlamalar ve tanımlamalar İslami kesimler ile Atatürkçü çevreler arasında sür gitsin bir tartışma konusu haline gelmiştir.

Radikal İslami çevrelere göre! Atatürk, İslam ve Müslüman düşmanı bir insandır(!) Atatürk’ün monarşiyi sonlandırması hanedan mensuplarını sürgüne göndermesi ve hilafeti kaldırması radikal kesimlerin Atatürk’e olan öfkelerini siyasi bir boyuta taşımıştır. Radikal İslami kesimlere göre Atatürk, üniformasını giydiği ekmeğini yeyip, suyunu içtiği devletine ihanet etmiş işbirlikçi biridir. Hatta resmen mason localarından emir ve destek alan bir İngiliz ajanı olmakla suçlanmıştır.

Görünen o ki, Atatürkçü çevrelerle radikal İslami çevrelerin kavgası hiç bitmeyecektir. Bu kavganın bir kazananı ve galibi olacak mı? Orasını zaman gösterecek ama bilinen bir başka gerçek var ki, bu iki kesimin fiilen çatışmasını isteyen bunun için siyasi ortamı kızıştıran muhafazakar kesimlerin sinir uçlarına dokunacak marjinal açıklamalar yapan ve sonrada dönüp gerçek Atatürkçüleri öfkelendirecek kışkırtıcı açıklamalar yapan olası çatışma için avucunu ovuşturan çok tehlikeli gizli ve gizemli bir kesim de vardır. Bu kesimler Türk tarihi boyunca hep olmuştur.

Radikal İslami kesimler şunu çok iyi bilmelidir ki, eğer bu gün Ayasofya cami olmuş ve Müslümanların ibadetine açılmışsa bu Atatürk’ün bin dokuz yüz otuz beş yılında Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi için verdiği talimat sayesinde olmuştur.

Çünkü Yunanlılar işkal altında olan İstanbul’daki Ayasofya’yı işkal süresince ve sonrasındaki süreçte de yani genç Cumhuriyet döneminde de süren siyasi bir baskıyla Vatikan gibi Ortodoks Hristiyanların siyasi bir merkezi haline getirme niyeti ve çabası içerisindeydiler.Üstelik bu konudaki ısrarlı tavırlarını kararlılıkla sürdürüyorlardı. Dünyada ki diğer Ortodoks Hristiyanları Türkiye’ye baskı yapması için açıkça örgütlemeye çalışıyorlardı. Her konuda olduğu gibi bu konuda da keskin zekasını ve uzak görüşlülüğünü kullanan Mustafa Kemal Atatürk erken davranıp Ayasofya’yı müzeye çevirerek, başta Yunanlılar olmak üzere tüm Ortodoks Hristiyanları ters köşeye yatırmış ve bu sinsi uğraşlarını boşa çıkarmıştır. Böylece genç Türkiye Cumhuriyeti devletini Yunanlıların Ortodoks Hristiyanların desteğini almaya çalıştığı dünya kamuoyunun siyasi baskısından kurtarmıştır. Günümüzde Ayasofya’nın cami statüsüne alınıp Müslümanların ibadetine açılmasının ve Yunanistan’ın bayraklarını yarıya indirip ulusal yas ilan etmesinin gerisinde Atatürk döneminden gelen bu hezimet yatar. Sırf bu nedenle bile tüm İslam toplumları ve Müslüman Türk milleti Atatürk’e minnet borçludur.
Eğer, Mustafa Kemal Atatürk iddia edildiği gibi İslam ve Müslüman düşmanı olsaydı. Ayasofya’nın da İtalya’daki Vatikan gibi ayrı bir statüsü olan İstanbullun sur içi bölgesini kaplayan Ortodoksların siyasi bir merkezi haline gelmesini sağlar veya en azından siyasi baskılara direnip engel olmazdı. O zaman da Atatürk’e iftira atan o zavallı radikal kesimler değil Ayasofya’da namaz kılmak yanına bile yaklaşamaz onlarca kilometre uzağında durmak zorunda kalırlardı.

Evet, Ayasofya da Müslümanların ibadet ediyor olması İslamın üstünlüğünü sembolize etmesi açısından ‘’Nicelik’’ olarak çok önemlidir. Ancak bu ne yazık ki günümüzde Müslümanların ‘’Nitelik’’ olarak da üstün olduğu anlamına gelmez.

Geçmişte okuduğum bir makalede (Türkiye hariç) diğer tüm Müslüman ülkelerin ürettiği ürün potansiyeli, sahip oldukları teknolojik altyapıları ve sanayi kalkınmışlık seviyeleri bir Almaya etmediğinden söz ediliyordu. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devreye girinceye kadar o zaman denge biraz değişiyor. Hal böyleyken Ayasofya da gözyaşlarıyla namaz kılan insanlar, gözyaşlarını biraz da Müslümanların dünya üzerindeki zavallı haline akıt malıdırlar.

Müslümanlar geçmişte bilimde ve ilimde, matematikte fende, teorik bilimin mucidi ve fikir babası olmasına rağmen, günümüzde ilimden ve bilimden maalesef uzak kalmışlardır veya bir şekilde uzak kalmaları sağlanmıştır.
Yani başka bir ifadeyle Müslümanlar medeniyeti ve teorik bilgileri öğrettiği Hristiyanların gerisinde kalmışlardır. Doğal olarak teknolojik düzeyde de dünyanın çok gerisinden gelmekteler. İnsanı üzen bu geri kalmışlığın tek nedeni Müslümanları İslamın aydınlıkçı öğretilerinden uzaklaştıran, İslam dinini bilimden ve ilimden uzak ilkel bir şekilde yaşamalarını söyleyen bu konularda vaaz veren sahte din alimleri olmuştur.

Dolayısıyla Ayasofya’nın cami olarak kullanılması ve böylesine görkemli bir yapıya sahip olmak geçmişten günümüze
İslamın ve Müslümanların bir üstünlüğü olarak kabul edilir. Ancak çağımızda Müslümanlar için asıl üstünlük sanayi teknolojisini yönetebilmek güçlü ekonomiye sahip olup dünyanın en gelişmiş yapay zekası sayılan robot Sofiya’yı üretebilecek teknolojik alt yapıyı oluşturmaktan geçer.

Bunun içinde Ayasofya camine sahip olmak kadar günümüz itibariyle bilişim teknolojisinin geldiği son nokta sayılan robot sofiya’yı üretecek teknolojik güce ve bu gücü yönetecek akıllı Müslümanlara sahip olmak gerekir.

Serhat BİNGÖL.31.07.2020


Beğen

Serhat BİNGÖL
Kayıt Tarihi:31 Temmuz 2020 Cuma 01:02:51

GÜNÜMÜZDE MÜSLÜMANLAR YANLIZ AYASOFYA’YA DEĞİL, SOFİYA’YA DA SAHİP OLMALIDIR. YAZISI'NA YORUM YAP
"GÜNÜMÜZDE MÜSLÜMANLAR YANLIZ AYASOFYA’YA DEĞİL, SOFİYA’YA DA SAHİP OLMALIDIR." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
himmet aygüt
4 Ağustos 2020 Salı 18:32:18

vay benim canım ! ülkem dedim,
vay benim ! insanım.
o insan ki evlatlarını katletmesiyle meşhurluğuyla tarihe de geçen.
sonra ben insanım dedim,
onlar ata, ced, her ne zıkkımsa oğlumun yanağına sıcak bir buse kondurup,
saçının her teline kurban olurum deyip bağrıma sardım.
dua ve beddua ha ! amannnn...
güneş olup mazlum, fakir yanında ışığa ışık katanı düşündüm sonra,
cık dedim, cık, ADAM gerçekten insanmış herkese " insan " gözüyle baktığından.

eyvallah.

Cevap Yaz
Mehmet İmran Sevinç
4 Ağustos 2020 Salı 16:53:43
Bayan Filiz Şahin
Yazınızı derin bir teessürle okudum...
Sizin linkini attığınız Murat Bardakçı beyefendiyi iyice dinleyiniz...
Öyle taassubi düşünceleriniz var ki Siz ve Sizin gibilerle yazışmak başlı başına bir dert zaten...
Evet çok sığ görüşlüsünüz...Bu cümlemle nezaket maskesi altında terbiyesizlik ettiğimi düşünmeniz de zatı alinizin bu kelimeye mütenasip olduğunuzu teyid etmektedir...
Sığlığınızı yeniden vurguluyorum, sığsınız sığğğ...
Göndermiş olduğunuz ((( https://youtube.com/watch?v=xVWANp37CTgn ))) bu elektronik adresten Murat Bardakçı beyefendinin söylediklerini baştan sona dikkatlice bir kaç kere izleyin...
Oğlunuzun tarihçi olması beni hiç ilgilendirmiyor...
Deliller zaten belli Murat Bardakçı beyefendi açıklıyor...
Ayasofya zaten cami diyor elektronik linkin 3,36 zaman diliminde...
Konuyu fetöcüluğa kadar getirdiğinize göre siyasi görüşümü de ifade edeyim...
Lise yıllarımda ÜLKÜCÜ sempatizanı idim...Rahmetli Alparslan Türkeş'in dokuz ışık kitabı hala durur evimde hem de aldığım gün ismimi ve imzamı attığım haliyle...Daha sonraları İslami bilgimi artırınca Üniversite yıllarında Milli Görüş çizgisine geçtim...Kocaeli İlinde Refah Partisinde görev aldım...Siyasi görüşleri ne olursa olsun karakterli insanlarla dostluğum her zaman üst seviyede oldu...Ne acıdır ki solcu arkadaşlar da, sağcı arkadaşlar da aynı Sizin gibi hep huninin dar kısmından bakıp konulara yüzeysel baktılar...
Şu yazınız :(((
Ayasofyadan önce sofiya'ya (bilgi) sahip olurlarsa ve bunu önemserlerse sabah yatağından her erken kalkan hadis uyduramaz vakfiye uyduramaz uydursa da aklı başında bilgi sahibi hiç kimseyi kandıramaz.
Bu yazınızla kimi kast ettiğinizi de açıklar mısınız...
Ben yazayım...
Bu hitabınızla Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof. Dr. Ali Erbaş beyefendiyi aşağılama gayretkeşleğiniz ne edeple ne de adapla bağdaşmamaktadır...
Size cevap yazmam bile aslında züldür ya kendime...
Bulaştık bir kere...
Yazdığınız tüm çirkin ifadeleri misliyle Size iade ediyorum...
Benim tüm bilgilerim ''hakkında'' kısmında mevcut...
İsim ve soy ismimden tutun da telefon numarama kadar...
Sizler gibi saklı maklı değilim...
Sözümü de edep ve adap çerçevesinde değil Siz, feriştahı da olsa esirgemem...
Ayasofya, müzeden camiye çevrildi...
Hayırlı uğurlu olsun...
Sizin gibi düşünenler de ''çatlasın, patlasın''
Noktaaaaa...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Filiz Şahin. 4 Ağustos 2020 Salı 17:04:19
'Edepli edebinden susar edepsiz de ben susturdum sanır' ne güzel bir sözdür ve ben sustum siz devam edin...
Mehmet İmran Sevinç 4 Ağustos 2020 Salı 19:56:13
Aynaya bir baksanız diyorum Filiz Hanım...
Bir ''noktaaaaa...'' yetmemiş...
Noktaaaaa...
Noktaaaaa...
Noktaaaaa...
Filiz Şahin.
3 Ağustos 2020 Pazartesi 17:26:58
Öncelikle tebrik ederim sayın Bingöl
sadece bir detayı eklemek için geldin

"Fatih Sultan Mehmet'in vakfiyesinde Ali Erbaş'ın bahsettiği bir beddua yoktur. Tarihçiler de bunun uydurma olduğunu söylüyor."
şuraya da Murat Bardakçı yönetimindeki Tarihin Arka Odası programının elektronik adresini yapıştırayım

https://youtube.com/watch?v=xVWANp37CTg



çok haklısınız
Müslümanlar
Ayasofyadan önce sofiya'ya (bilgi) sahip olurlarsa ve bunu önemserlerse sabah yatağından her erken kalkan hadis uyduramaz vakfiye uyduramaz uydursa da aklı başında bilgi sahibi hiç kimseyi kandıramaz.
Vakfiye sergileniyor zahmete erinmeyen buyursun okusun.

Esen Kalın




Filiz Şahin. tarafından 8/3/2020 5:01:37 PM zamanında düzenlenmiştir.

5 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mehmet İmran Sevinç 4 Ağustos 2020 Salı 00:27:05
Siz de çoooook haklısınız Filiz Şahin hanımefendi...
Bir Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri ki...Vakfettiği yerlerin çalışanlarından ve tüm masraflarından bahsedecek ve de bunlarla ilgili konular için ''o bedduayı'' yazacak ama bu vakıf binasının hele de ''Ayasofya camisinin'' cami dışında başka gayelerle kullanılmasına hiç kelam etmeyecekti öyle mi sanıyorsunuz acaba...O kadar sığ görüşlüsünüz ki :((((( bu konuda ellerinize su dökmek bile mümkün değil...
Murat Bardakçı beyefendi öyle bir beddua yok demiyor...Ama kıvırtıyor...O bedduanın caminin müzeye çevrilmesi ile ilgili olmadığını, çalışanları ve tamir masraflarını ifade ettiğini söylüyor...
Ama arada şu cümleyi de farkında olmadan söylüyor ya da ağzından kaçırıyor..
Ayasofya'nın cami dışında bir amaçla kullanılabileceğini tahmin etmiyor diyor Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri...
İsteyen istediği gibi, işine geldiği gibi algılayabilir, istediği kısmını alabilir...
Gelelim sophia konusuna...Sophia konusunu siz ve sizin gibi düşünenler önemsesinler Ayasofya camisi konusundan önce...
''sabah erkenden kalkan'' hitabınızla da yazdıklarınızı teessürle okuduğumu ve de teessüf ettiğimi ifade etmek zorundayım...Bu hitabınızla Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof. Dr. Ali Erbaş beyefendiyi aşağılama gayretkeşleğiniz ne edeple ne de adapla bağdaşmamaktadır...
Misli ile zatı alinize iade ediyorum...
Gelelim Murat Bardakçı beyefendinin kitaplarına...Hele de ''Şah Baba'' kitabını okumadıysanız hiç değilse giriş kısmını okuyunuz...
Kendiniz düşünenleri ''çok akıllı'', kendiniz gibi düşünmeyenleri de ''çok aptal'' zannetmeyiniz...
Hiç değilse ''hakkında'' kısmınız bu kadar gizemli olmasaydı...
Yine de hayatı gönlünüzce okuyunuz, gönlünüzce görünüz...Yoksa ölürsünüz ölürsünüz...
Serhat BİNGÖL Yazının sahibi 4 Ağustos 2020 Salı 01:35:28
Kıymetli Filiz hanım bildiğim kadarıyla Fatih Sultan Mehmet hanın yazılı böyle bir bedduası yoktur. Eğer varsa sanırım Mehmet bey bizleri bilgilendirir. Kaldı ki var bile olsa bu Mustafa Kemal Atatürk'ün vatanımız olan bu devleti kurmak için gösterdiği insan üstü çabanın büyüklüğüne gölge düşürmez. Ama illede Ayasofya'nın Müzeye çevrilmesi dert edilip sorgulanacaksa onu dert etmeden önce, içinde Ayasofyanın da olduğu İstanbullun işgalinin nedenlerinin sorgulaması gerekir.

Yorumunuza ilginize teşekkür ederim.

Bayramınızı en içten duygularımla kutlar sevgi ve saygılarımı sunarım.
Düzenleme:4.8.2020 01:46:10
Filiz Şahin. 4 Ağustos 2020 Salı 09:42:34
. aynı yorumdan 2 taneydi birini sildim
Düzenleme:4.8.2020 09:56:07
Filiz Şahin. 4 Ağustos 2020 Salı 09:43:06
Bay Mehmet İmran Sevinç terbiyesizlik nezaket maskenizin ardından çıkıverdi ancak o sığ kelimesini size iade ederim.
BENİM OĞLUM TARİHÇİ kendinize gelin haddi aşacaksanız sükut etmenizde fayda görüyorum ya da siz devam edin sizin ayağınızı taştan esirgeyecek değiim.meydan sizin buyurun. Ben kimseyi aşağılamam aşağışık olan zaten kendini ifşa eder. Bir fetöcü için ise parmağımı kıpırdatmam.Delil sunamayanın varlığı da şaibelidir.(NOKTA)
Düzenleme:4.8.2020 09:53:29
Filiz Şahin. 4 Ağustos 2020 Salı 09:48:33
Serhat Bey yorumumda da yazmıştım öyle bir beddua yok. Bunun dışında bir ekleme fikir savunması amacında değilim.Atatürk hiç bir şeyi ince eleyip sık dokumadan yapmamış.Anlayan anlar anlamayana Allah yardım etsin. İyi günler
Mehmet İmran Sevinç
3 Ağustos 2020 Pazartesi 16:48:17
Serhat BİNGÖL beyefendi...
Öncelikle selamlarımı sunarak sıhhat ve afiyetler dilerim...
Yazımı silebilir, beni engelleyebilirsiniz de...
Tabii ki tasarruf hakkı zatı alinizin...
Saygı da duyarım tüm tercihlerinize...
Başlık yazınızdan başlayalım...
Sophia...Hong Kong merkezli Hanson Robotics tarafından geliştirilen insanımsı robotun müslümanların sahip olması gerektiğini neden ''Ayasofya'' ile ilintiliyorsunuz ki...Ayasofya'yı müzeden camiye çeviren müslümanlar ''Sophia'ya'' sahip olsalar her şey düzelecek mi ki ''Ayasofya'' ile birlikte dillendiriyorsunuz...
Aslında pek önemli de değil ya...
Özellikle de Diyanet işleri başkanının açılış günü Cuma hutbesinde Fatih Sultan Mehmet’in bedduası diye bilinen(!)
Fatih Sultan Mehmet’in bedduası diye bilinen(!)
Fatih Sultan Mehmet’in bedduası diye bilinen(!)
Fatih Sultan Mehmet’in bedduası diye bilinen(!)
Vurgu yapmak için alt alta aynı cümleyi yazdım...
Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin vasiyetinin (Siz bedddddd-dua diye addedin) sonuna neden (!) işareti koydunuz ki...
Çok mu üzüldünüz...
Çok mu acı çektiniz...
Çok mu hayret ettiniz..
Çok mu nefret ettiniz...
Kiiiii (!) ünlem işaretini koydunuz...
Kim olursa olsun bu vasiyete aykırı hareket edenin bu ''BEDDUA'' dan muaf tutulması söz konusu değildir, olamaz da...
Diğer yazdıklarınızla ilgili bir şey de yazmayacağım...
İsterdim ki ''hakkınızda'' kısmında biraz açıklayıcı bilgileriniz olsaydı..
Huninin DAR kısmından baktığınızı söyleyebilirim...
Edebiyatınızın da yetersiz olduğunu yazabilirim...Her ne kadar yazınız anlam olarak iyi görünse de...
Her halükârda gönül dünyanıza mütenasip bir ömür diliyorum...

6 cevap yazılmış Cevap Yaz


goody 3 Ağustos 2020 Pazartesi 18:03:24
Şaka olmalısınız...
Filiz Şahin. 3 Ağustos 2020 Pazartesi 20:01:06
siz o vakfiyeyi okudunuz mu da olmayanı var gibi kabul ettiniz
Mehmet İmran Sevinç 4 Ağustos 2020 Salı 00:40:23
Sayın goody...
''Şaka olmalısınız'' yazınız vesilesiyle...
Evet şakayımdır şaka...
Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri gibi şakayım şaka...
İstanbul'un fethi gibi...
Ayasofya camisi gibi...
Ve de sizin gibi...
Şakayım şaka...
Sekiz köşeli ayna gibi, sırrını hiç kimsenin göremeyip manasını herkesin bildiği gibi... Şakayım şaka...
Esen kalmanız dileklerimle..
Mehmet İmran Sevinç 4 Ağustos 2020 Salı 00:40:39
Sayın goody...
''Şaka olmalısınız'' yazınız vesilesiyle...
Evet şakayımdır şaka...
Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri gibi şakayım şaka...
İstanbul'un fethi gibi...
Ayasofya camisi gibi...
Ve de sizin gibi...
Şakayım şaka...
Sekiz köşeli ayna gibi, sırrını hiç kimsenin göremeyip manasını herkesin bildiği gibi... Şakayım şaka...
Esen kalmanız dileklerimle..
Serhat BİNGÖL Yazının sahibi 4 Ağustos 2020 Salı 00:44:04
Değerli kalem dostum Mehmet bey saygı sınırları içerisinde kalmak kaydıyla herkes özgür düşüncesini söyleme ve kendini ifade etme hakkına sahiptir. Bu bağlamda nazik yorumunuzu silmek gibi bir durum söz konusu olamaz.

-Orijinal adıyla Sophia, Türkçe ses vurgusuna göre! Sofiaya, içinde olduğumuz zaman dilimi içerisinde, insanlığın bilişim teknolojisinde ulaştığı seviyeyi gösteren en gelişmiş robot olduğu için, o örneği verdim. Ayasofya ve sofiya isimlerinin ses vurgusunun ve kelime benzerliğinin ima yollu hoş bir benzetme olduğunu düşündüğüm için tercih ettim. sizde çok güzel belirtmişsiniz zaten.''Sophia...Hong Kong merkezli Hanson Robotics tarafından geliştirilen insanımsı robot'' diye cümleyi kurarken bir Müslüman ülkenin adını kullanamamış ya da Müslüman bir bilim adamının ismini verememiş olmanız da benim anlatmak istediğime güzel bir örnek teşkil etmiş.....

Bilginiz üzre, ünlem işareti; sevinme, kızma, korku, mutluluk, şaşkınlık gibi aşırı heyecan bildiren ifadelerin sonuna konur. Ayrıca; çağrı, emir, hitap ve ''belirsizlik'' bildiren cümlelerde de ünlem işareti kullanılır. Bu arada ünlem işareti parantez içerisine alınmışsa o cümlede geçen öznenin belirsizliğini ifade eder.

Bu kısa dil bilgisi kuralını hatırlattıktan sonra asıl sorunuzun cevabına geçelim.

Çok mu üzüldünüz...
Çok mu acı çektiniz...
Çok mu hayret ettiniz..
Çok mu nefret ettiniz... şeklinde test sorusu gibi sıraladığınız sorularınızın cevabı! Hiç birisidir.

Bildiğim kadarıyla Fatih Sultan Mehmet hanın böyle bir beddua sının olduğuna dair yazılı bir kaynak yoktur. Eğer varsa beni bilgilendirirseniz memnun olurum.

Değerli Dostum. Büyük Selçuklu Türk devletinin kurucusu Tuğrul beyden Anadoluyu Türklere açan Alpaslan'a Osmanlı Türk devletini kuran Osman Gaziden İstanbullu alan Fatih Sultan Mehmet'e ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e kadar ismini saydığım sayamadığım bu toprakları yurt edinmemiz için canını ortaya koymuş, gelmiş geçmiş ne kadar devlet adamımız varsa hepsi mübarektir ve hepside sevgiyi ve saygıyı koşulsuz hak ederler.

Edebiyatımın iyi olduğunu iddia etmem gibi bir durum hiçbir zaman söz konusu olmadı.
huninin dar kısmından bakma alışkanlığım yoktur. Ama yinede sizce öyle bakıyorsam şu kadarını söyleyebilirim ki, huniyi kafasına geçirmiş Türkün Atalarını bir biriyle yarıştıran insanlardan olmaktansa huninin dar kısmından bakmayı tercih ederim.

Yorumunuza ve ilginize çok teşekkür eder Bayramınızı gönülden kutlarım.

saygı ve sevgilerimle
Düzenleme:4.8.2020 01:02:05
Mehmet İmran Sevinç 4 Ağustos 2020 Salı 02:34:08
Serhat Bingöl beyefendi...
Nazikliliğiniz yanında zarifliliğinizle, naifliliğinizle dönüşünüze ve de yorumumu silmeme lutfunuza canı gönülden teşekkür ederim...
Öncelikle sophia ya da sofiya ya takılıp yazmadım sitemimi...
Açık ve net olarak yazayım...
Sofiya teknolojisini Ayasofya'nın camiye çevrilmesini isteyenlerden, istemenizi takdir ederken ben de istiyorum aynı kişilerden aynı toplumdan bu teknolojiyi...
İyi de bu sofiya teknolojosini neden Ayasofya'nın camiye dönüşmesini istemeyen, müze olarak kalmasını isteyenlerden İSTEMİYORSUNUZ ki, İSTEMEDİNİZ ki..
Bana göre işin can alıcı noktası burası işte...
Diğer yazdıklarınızla hiç ilgilenmiyorum bile...
Aslında yan yana olabilsek sohbet babında konuşabileceğimiz çok konu var da burada yazıyla oldukça güç ve zor...
Gelelim o bedduaya...
Filiz Şahin Hanımefendinin yaptığı yoruma verdiğim cevapta yazmıştım..
Yine de Filiz Şahin Hanımefendinin verdiği Murat Bardakçı beyefendinin de https://youtube.com/watch?v=xVWANp37CTg elektronik adreste anlattığı TV programından dinleyebilirsiniz...
Şunu da bilmenizi isterim....Ben Sizin gibi Atatürkçü değilim...Sizin tarif ettiğiniz bazıları gibi koyu Atatürk düşmanı da değilim...Türk milletine mensup Laz kökenli müslüman birisiyim...Ecdadımın İslam dini için, milleti için,vatanı için, bayrağı için verdikleri mücadelelerden dolayı onur ve gurur duyarım...Hayat düsturum da aynı yol üzeredir...Ama müslümanlığım her daim en öndedir...
Şu tarihi ne zaman tarafsız yazarsak o zaman hepimiz rahat edeceğiz düşüncesindeyim...Solcusu kendi düşüncesine göre, sağcısı kendi düşüncesine göre yazarsa içinden çıkılmaz bir hal alır bu tarih...
Mesela şimdi desem ki...
Çoğu insanın hele de yazar çizer kesimin ''vatan haini ilan ettikleri son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin'' için Osmanlı Paşası Mustafa Kemal Paşa ''tanıdığım en dürüst insandı'' dediğini yazsam....
Ne dersiniz acaba...
Tarih böyle tezatlarla dolu...
Ben atalarımı yarıştırma seviyesizliğini yapacak kadar seviyesiz birisi hiç değilim...
Ama bazı konulara, mümkünse her konuya huninin dar kısmından bakmayıp enlemsel ve boylamsal olarak çok değişik ve çok geniş noktalardan ve perspektiflerden bakmak gerektiği düşüncesindeyim...
Ben de kurban bayramınızı candan kutlar, sıhhat ve afiyetler dilerim...
Erkan Cem Arslan
2 Ağustos 2020 Pazar 00:16:02
Sayın Serhat bey, çok teşekkür ediyorum.

Tarafsız, akılcı, akılda kalıcı ve bir o kadar da gerçekçi yazınız ile kimsenin muhalefet edemeyeceği çok yönlü anlatımıyla harika bir yazı sunmuşsunuz.


Her şeyden önce konuyu Atamızın bakış açısıyla ele almış olmanız bir çok art niyetli kişiyi susturmuştur. Ki yorumlardan da anlaşılacağı üzere Ayasofya'nın açılış şovuna şiirleriyle eşlik edenlerden hiç yorum gelmemiş yazınıza...


Tekrar teşekkür ederim.

Saygılarımla, esenlikler ve hayırlı bayramlar dilerim...

Sağlıcakla kalın.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serhat BİNGÖL Yazının sahibi 2 Ağustos 2020 Pazar 02:11:22
Değerli kalem dostum Erkan Bey, öncelikle şunu belirtmek isterim. Evet, yazıyı kaleme alırken anlatmak istediklerimin açık ve anlaşılır olmasına özen gösterdim ama emin olun tarafsız olmak gibi özel bir gayretim olmadı. Fakat yinede yazdıklarımdan okuyucuda tarafsızlık gibi bir algı oluşturmuşsa demek ki anlatmak istediklerimi yeterince açık anlatamamışım.
Naçizane ben bu konularda tarafsız değilim. Benim tarafım bellidir o da Mustafa Kemal Atatürktür. Aynı şekilde karşı olduğum tarafta bellidir biri Atatürk' düşmanı radikal kesimler ve tabi ki, diğeri de Atatürk istismarcıları dır. Daha geniş ifade etmem gerekirse Atatürk'ün kurduğu demokratik Cumhuriyet rejiminin her türlü nimetlerinden faydalanıp sonrada Atatürk'ü İslam ve Müslüman düşman bir diktatör olarak göstererek atasına saygısızlık edenler. ikincisi de içlerindeki sapık ve sapkın İslam ve Müslüman düşmanlığına, Türkün kültürel değerlerine tarihine ve tarihi şahsiyetlerine Atatürkçülük üzerinden saldıran marjinal kesimlerdir.

Atatürk'ün siyasi icraatları sonuçları itibariyle demokratik düzeyde tartışılabilir bu açıdan kişisel olarak hiç bir kompleksim yoktur. Sonuçta bu tür tartışmalardan Mustafa Kemal Atatürk'ün galip çıkacağı kesindir. Ancak konun uzmanlarınca tartışılmayan konular tabu gibi görülünce doğal olarak Atatürk karşıtlarının yalan yanlış, abuk subuk söylemleri tarihi gerçeklermiş gibi sunuluyor olması kabul etmek gerekir ki bir biçimiyle taraftar bulabiliyor. Bu konuyu hafife alamayız çünkü bu gidişatın sonu geriye dönüşü olmayan totaliter rejimlere kadar gider.

Özetle Cumhuriyet sevdalıları her açıdan çok dikkatli olmak zorundadırlar

Yorumunuza ve ilginize çok teşekkür ederim.

Bayramınızı en içten duygularımla kutlar sevgi ve saygılarımı sunarım.
Düzenleme:2.8.2020 02:15:26
Feride Temel
1 Ağustos 2020 Cumartesi 13:12:58
👏👏👏sözün bittiğ yer kutlarım

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serhat BİNGÖL Yazının sahibi 1 Ağustos 2020 Cumartesi 19:52:45
Çok teşekkür ederim kıymetli kalem dostum Feride hanım sağ olun.

Bayramınızı en içten duygularımla kutlar sevgi ve saygılarımı sunarım.
Özer YILMAZ1
1 Ağustos 2020 Cumartesi 00:44:26
Tebrik ediyorum Serhat Bey, yazınıza benzer yazılar yazmıştım. Üretmek özgürlüktür, diyorum ve Ayasofya'nın Cami olarak kalması Sofyalarla olacaktır. Kaleminize sağlık.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serhat BİNGÖL Yazının sahibi 1 Ağustos 2020 Cumartesi 19:49:53
Değerli kalem dostum Özer YILAMAZ Ayasofya'nın cami olarak kalması İslam alemi için çok önemlidir. Ancak onun kadar önemli olanı şeyde Ayasofya'nın cami olarak kalmasının Müslümanların bilime, ilime ve teknolojiye de sahip olmasına bağlı olmasıdır. Yoksa çocuğun elinden oyuncağını alır gibi bir gün gelir alıverirler Ayasofya'yı.....

Yorumunuza ve ilginize çok teşekkür ederim.

Bayramınızı en içten duygularımla kutlar sevgi ve saygılarımı sunarım.
Yekta Attila
31 Temmuz 2020 Cuma 23:25:27
Değerli kardeşim, vizyon sahibi liderlerin en başta gelen özelliği çağını ve toplumunun dinamiklerini gerçekçi olarak analiz etmeleri, sonra da buna uygun politikayı kararlılıkla uygulamalarıdır...
Türk milleti rasyonalist (akılcı) ve pragmatisttir (yararcı)...
Yani, başka bir deyişle realisttir (gerçekçi)...
Yani, Türk ekmeğine bakar; bu özelliği onu Çanakkale'de ve Kurtuluş Savaşı cephelerinde topladı...
Yani, yurdunun işgal edilmesinin sonunun ekmeğinden olmak olacağını anlayabiliyordu...
Elbette, ekmekten kasıt sadece somun değil...'İstiklali tam' bir memlekettir; bunu da anlıyor ve bunun için koşuyordu cepheye...
İşte, değerli kardeşim, Atatürk'ün o zamanki analizinin sonucu buydu: Türk önce ekmeğine ve/veya istiklaline bakar; bunun tek yolu da 'ilim ve fen'dir...
Gelelim bugüne... Ayasofya'nın cami olması, Türk'ün bugün ekmek ve/veya istiklal mücadelesinde geldiği yerin bilincinde olması, kendisinden beklenen meşru hamleleri korkmadan yapabileceğini bir kez daha göstermesidir...
Sofiya ise, inan ki Türk'ün aklından bir an bile çıkmıyor...:))

İyi bayramlar dilerim, değerli kardeşim...
Selam, sevgi ve saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serhat BİNGÖL Yazının sahibi 1 Ağustos 2020 Cumartesi 19:33:21
Değerli Yekta hocam. Asıl sorunda bu zaten, Türk'ün Sofi yayı aklından çıkaramamasında....:)) Oysa bu Robot Sofiya, duj yapamaz ve yuz dolarla çalışmaz. onu çalıştırmak için bilişim teknolojisine sahip olmak gerekir. Sonuçta Sofi yanın da hafıza kartı ve harddisk yani duyguları var ha bu arada elektrik çarpma riski de var tabi çok zorlamamak lazım....:)))

Hocam sanırım aslı sorun ülke ve dünya Müslümanların akıllarını kullanma becerisini ve yeteneğini geri plana atması oluyor. Görünen o ki,Mustafa Kemal Atatürk'te Müslüman Türk milletinin aklını ve yeteneklerini kullanmasını isteyip, buna engel olan kişi ve yapıları da etkisiz hale getirmek istemiş yada getirmiş! iyi mi yapmış?!'' Türkiye dışındaki Müslüman ülkelerin halini görünce insanın aklına merhum Alpaslan Türkeş'in şu sözü geliyor. ''Olayları bu güne göre değil o günün şartlarına göre değerlendirmek gerekir.''

Yorumunuza ve ilginize çok teşekkür ederim.

Bayramınızı en içten duygularımla kutlar sevgi ve saygılarımı sunarım.
Düzenleme:2.8.2020 00:44:06
black_sky
31 Temmuz 2020 Cuma 18:00:58
Serhat Bey bu güzel yazınız için tebrik ederim.
Bu vesileyle iyi bayramlar dilerim.
Sağlıcakla kalın.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serhat BİNGÖL Yazının sahibi 1 Ağustos 2020 Cumartesi 18:56:55
Kıymetli kalem dostum yorumunuza ve ilginize çok teşekkür ederim.

Bayramınızı en içten duygularımla kutlar sevgi ve saygılarımı sunarım.
Bir Dünyevî
31 Temmuz 2020 Cuma 15:31:58
serhat bey , sonu müthişti yazının, zihnim hemen yazısına başlamıştı yazıyı okuyunca..

robot sofiya , imdi robot sofiyayı hikayeleştirmeye geldi..diğer konu mu, ilgilenmiyorum.

bu vesile bayramınızı kutlarım.
sağlık huzur ve saygı dileklerime


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serhat BİNGÖL Yazının sahibi 1 Ağustos 2020 Cumartesi 18:53:42
Değerli kalem dostum Ekrem bey, sizin kaleminizden robot Sofiya'nın hikayeleştirilmesi oldukça güzel olur.

Yorumunuza ve ilginize çok teşekkür ederim.

Bayramınızı en içten duygularımla kutlar sevgi ve saygılarımı sunarım.
levent taner
31 Temmuz 2020 Cuma 15:08:24
Teşekkür Ederim Serhat Bey

İşte benim kıymetli hocam dedim kim bilir kaçıncı kez

Bin göle bedel bir göl dedim bir kez daha

Serhat boyları emin ellerde demeye yüz tuttum ki, yüzüm tutmadı açıkçası

İçimden bir ses, yeter loo bu kadar hamaset dedi

Kutlarım hocam içtenlikle

Nice yazılara dilerim

Kurban Bayramınızı tebrik eder; sağlıklı, huzurlu, bereketli bir ömür dilerim size ve ailenize

Saygı ve selamlarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serhat BİNGÖL Yazının sahibi 1 Ağustos 2020 Cumartesi 18:47:14
Değerli Levent hocam güzel sözleriniz için sağ olun.

Yorumunuza ve ilginize çok teşekkür ederim.

Bayramınızı en içten duygularımla kutlar sevgi ve saygılarımı sunarım.
Adnan Bilgiç
31 Temmuz 2020 Cuma 10:44:07
Oldukça bilgilendirici
Akılda soru işaretlerine mahal bırakmayan
Üslup ile anlatım gücü dahi olsun gayet makul olan
Geçmişin ve günümüzün yapı taşlarını barındıran fevkalade bir çalışma olmuş.

Değerli Serhat Bingöl
Bu çalışmanızdan ötürü sizi kutluyor
Keyifle geçireceğiniz bir bayram diliyorum size.

Daima huzurla kalın lütfen

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serhat BİNGÖL Yazının sahibi 1 Ağustos 2020 Cumartesi 18:41:27
Değerli kalem dostum Adnan bey, elimden geldiğince dini ve milli meseleleri akılda soru işareti bırakmayacak şekilde yazmaya çalıştım ancak yinede sanırım tarihimizle ilgili akılarda cevabı aranan daha bir çok soru var.

yorumunuza ve ilginize çok teşekkür ederim.

Bayramınızı en içten duygularımla kutlar sevgi ve saygılarımı sunarım.
Adnan Bilgiç 1 Ağustos 2020 Cumartesi 21:18:31
Mutlaka vardır elbet.
Ve zamanla inanıyorum ki
Yine bu güzel üslup ile yazıp
Yorum ve beğenimize sunacaksınız.
Bizler de bu emeğe karşılık vereceğiz, kattığımız yorumlar ile.

Tekrardan teşekkür ederim.

Daima huzur gölgeniz ve yol arkadaşınız olsun
Adnan Bilgiç 1 Ağustos 2020 Cumartesi 21:22:05
Ve ayrıca;
Günün seçkisi
Seçilmesi sebebi ile
Tekrardan kutluyorum sizi.

Huzurla, sevinçle kalın lütfen
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.