Erlik Aldacı
3 şiiri ve 27 yazısı kayıtlı Takip Et

Cennet avcısı "bir porsiyon günah"




Bir porsiyon baklava daha alır mıydınız?” Ya da bir fincan kahve…

Hayır, deme şansınız yok. Karar almıştınız… öyle yaşamak istiyordunuz, normal olanları küçümseyerek size normal gelmiyor hale getirmiştiniz, uçlarda yaşamanın en yüksek keyfine, zevkine ulaşmak istiyordunuz, farklı olmak başkasının göremediğini “görmek ve yaşamak” olarak kabul ediyordunuz.
Öyleyse; artık en aykırı biçimde yaşamak istediğiniz “haz”larınız buna izin vermiyor. Sonuna kadar gitmek istiyorsunuz… çünkü “bu düşüncenizle” diğerlerinden ayrılacak insandan farklı bir şey olacaksınız, diye “bir şey” fısıldıyor mu size… Düşünce olarak;

Alt ya da üst. Artı ya da ekside olsun yeriniz fark etmez.
Ama efendim bunun içinde yağ, şeker ya da zihin tetikleyiciler var, yoğunlaştırıcılar var…geçici bir süre için kendinizden başka bir şey olacaksınız.

Öyle mi…

İnsan neden eğitim alır alışılagelmişle sorarsak neden “okul okur”… meslek edinmeyle özgürlüğünü satar ve gönüllü çabasına düşer.

Hı…anladım. Beş duyunun içinde sürüklendiği zaman ve mekandan oluşan; önündeki yaşam denilen süreyi, bedensel tatmin de yüksek şeylerin doldurması için mi... “haz alma seviyesi” Gerisi laga luga.
İnsanın “hayvani yönü” demiş ya Tanrı… Bitkisel yönünün beslediği. Geriye mi “işte insan” dediğimiz kalıntı…

Biliyor musunuz… çok zor oluyor benim için alta inip bağırmak. Bayağılaşma ya da vulgarizede boğuluyorum.
Bu Gün yine çirkinle konuştum. “Ulan sen metafiziksin sahip çıksana bana ”diye bağırdı yine bana. Kızıyor, kükrüyor,tıslıyor…varlığım emanet edilmiş sana.

Ben inanıyorum ona.

Peki ya insan neden inanır?...Yok olmama ihtimalinin olumlanmış paniği midir. Sonsuzluk özlemi midir ve özlemde yine neye dönüşeceksek onu dünya kafasıyla yorumlamak arzusunun ağır basması mıdır ya da bunun korkusu mudur? “Yok olmak” düşüncesi çok mu acı… Korkmayın yok olmayacaksınız, en azından bunun garantisini verebilirim. “ Gevşemek ve Büzüşmek” ileriki zamanda başka konuda…

Milyar yıl içinde topu topu On bin yıl, benim hesap… Kitabı Mukaddes, Kuran ve diğer kutsal metinlerden edindiğim kadarıyla otuz küsur bin yıl… Aman canım gelecekteki din serüvenini de göze alırsak ve az keseyi de bol tutarsak yüz bin yıla yuvarlayalım olsun bitsin.

Birkaç on milyar yıllık yaşam içine içinde yüz bin yılın lafı mı olur… Ve şimdiye kadar yaklaşık elli milyar insan gelmiş geçmiş ve yaşıyor yeryüzünde. Bu hızla giderse toplam yarım trilyonu bulmadan “stop”layacak dünya. Ama madde insanda değerlidirle zamam zaman tırpanlayacaklar insanlığı. Ah Einstein neden beş çocuktan sora geldin ki dünyaya…bunu bir çözsünler bak neler yapacaklar neler… beyaz ve ötesi farketmez. Konuya dönelim;

Fanatik ve cahililerin gözüyle, din süzgecinden geçirirsek yaklaşık bir milyarı bulmaz “cennet”e gireceklerin sayısı… Huri Nuri, ırmaklar akan “cennet gibi” yerde hadi hayal et ama biraz erkeksi olsun ve şarap kesmez bizi bir yandan da helalinden dumanlanalım enfiye usulü.

Tanrı’ya bak be…kendine “onçakmez” yani oyun, oyuncak ve eğlencesine meze varlıklar mı yaratmış… Durun be cahiller atlamayın hemen sekiz ayette geçer, az bi laf dinlemesini öğrenin.
Be hey cahil beni taşlamadan önce bi sözümü bitireyim. Sonra dolarla taş mı toplarsın, kılıç mı çekersin bilmem.
Hani diyor ya Kuran’da “Sizi evrelerden evrelere geçiriyoruz.” İnanın benim Kuran bilgim, sizlerden çok çok fazla…Amentüyle, otuz ikisiyle, elli ikisiyle şartıyla şurtuyla uğraşmadım ama uğraşanların içinden geldim.
Benim bir gün tuttuğum orucu siz ömür boyu tutmadınız, tutamazsınız inanın. Onu Allah mı bilir…
İyi de… ben de sizi çok iyi biliyorum. İşte bunun için söylüyorum “az ötede durun.”

Sonsuzluk içinde bu devrin saf, arı, kirletilemez “din devri” olduğunu biliyorum, ama siz bilmezsiniz. Oraya buraya çekmeyin. Kirlenen ancak insanlar olur.

İnanın… din üzerinden egemenlik kurmaya çalışanlar, size söylüyorum “ cehennemliksiniz.”
Ruhani otorite ve maddi iktidarlarınızla ancak maddeyi elinde tutan şeytana hizmet edersiniz, ediyorsunuz da.
Benim din anlayışım nasıldır biliyor musunuz… hakkım olandan bir lokma fazlasını yersem bedenimde taşıdığım, kendime yüklediğim gühahlar olarak görürüm, bedenime yapıştırılmış halka beyan edilen günah yaftası gibi. Hakkımdan az olan verilirse, çalınırsa susmam “ Lan sen şeytan mısın?”derim.

İşte söylüyorum “Lan siz şeytan mısınız milletin rızkını çalıp, sonra yal verip şükret” diyorsunuz. Hem de Tanrı adına yazıklar olsun. Biliyor musunuz kaçınki kez söyledim.

“Şeytan; Tanrı’nın kötü bir taklitçisidir.”

Modernizm; janjanlı insanlık hastalığı…

Bir günde seksen fincan Türk kahvesi komaya sokuyormuş, beyin başka bir şeye dönüşüyormuş. Bunu en iyi Balzac bilir, günde elli fincana yakın Türk kahvesi içermiş kendisi. Bir tepsi dolusu yağlı yemekte cabası, adam bildiğiniz ciddi şişko… pardon morbit obez bu yüzden belini kalın urganla bağlıyormuş düşmesin dediği giysisi her neyse, her fırsatta karısını aldatırmış üstelik hayda birde üstüne üstlük kumar delisi. Allah var… adamın ağzı iyi laf yapıyormuş. Böyle mi yaşamalı…ya da bizden biri Nazım. Altı kez evlenmiş üstelik hanımını arkadaşının hanımıyla aldatmış ve hatta mecnun olup çöllere düştüğü Piraye’yle evliyken dayı kızı Münevver’den Memed’i peydahlamış. Allah var… iyi laf yapıyormuş ağzı.

Saksağan mı? He bilirim hem de pekiyi bilirim, bizim oralarda eti yenmez kuş olarak nam salmıştır kendisi.
Zehirliyor değil mi…kuş beyinli değil o anarşi üretir kuş aleminde, benim dediğim fikirler düşünceler.
Hayret edilecek bir durum yok ortada, biliyorsunuz “su” da zehirler insanı.
Gereğinden fazla… Öyleyse.

Aşırıya kaçmayın…fantastik sanrılarda kendinize yeni gerçeklikler üretmeyin. Beş duyu ayarınızı, algınızın en net olacağı duruma ayarlayın.

Her şey ekonomik mi…trink. Her şey gördüklerimizle, beynimizde oluşan görünüşlerden öteye gidememek.
İşte “sorununuz” bu…

İnsan her yerde ve her zamanda aynı mıdır. Eğilimleriniz buna “evet” diyecektir. Eğilimler ve alışkanlıklar… ne kötü.
Hani ekonomik, dedik ya. Sahiplendiğiniz bakış açısı ve zihin açıcınız bu; ve siz bunun ürünüsünüz, sonucusunuz. İnsanı dışsal bir betimlemeyle, birbirine yaklaştıran da bu olmalı. Bu betimlemeden nasıl bir “ahlaki değer” doğar, merak içimdeyim mi zannediyorsunuz. Ne merakı… içinde yaşıyorum.

En “iyisi” morali yüksek bir makineden başka bir şey değil. Törensel yaşam; normal olarak gördüğünüzde “yol yordama uygun” olarak yaşamak ve törensel bir ahlakın içinde erdemli olmak mı.
Nedense bana uymuyor…

Bir dilim baklava kalmış tabağınızda, ilave etmemi ister misiniz, insan bey ya da bayan?
Boş ver dışa açılan pencerem kapat artık, bak hiçbir esinti yok, içe dönelim…

“ Neden gülüyorsun anlamadım, dostun Kılıç’ı kadavra havuzuna attılar, derisini bile soydular, diyorum.
“ Gözyaşı suya kavuştu, su yoluna kavuştu, yol denize kavuştu, deniz gök ile birleşti ve dostum Kılıç’ın ruhu kurtuldu. Kılıç başardı buna gülümsüyorum…”

“Söylediklerinden hiçbir şey anlamıyorum. Kılıç Nirvana’ya mı ulaştı?”
Uzun uzun gözlerine bak, dedi Özlem hemşireye.

“ Hemşire Özlem, üzerimdeki şu kabloları söker misin, ne çok yapıştırmışlar üzerime, “yayılma ve daralma” bütün mesele bu… ama vaktim yok, benim gitmem gerek. Merkezdeki amacımıza giden bütün yolları tıkamışlardı, Kılıç’la beraber bilmedikleri yeni bir yol açtık, bunu başardık yine kaybedenlerden oldular. Sokakta karşılaştığımızda sessizliğin sesini kullanarak kararlaştırmıştık bunu.”

“ Kaldırım çocuklarının olduğu yerde mi?”

“ Evet, parlak metal cisimler atıyorlardı, onlar varlığı simgeliyordu. Varlık günahkarların eline geçerse yola savrulur ve yoldan geçenler sapıtırlar, birbirlerine düşerler bir parça metal için, gerçeğin kendi zihinlerindeki yansımasına aldanırlar. İşte Kılıç bunu bildiği için, o gece onlara gülüp geçti ve bana göz edip gülümseyerek.”
“Ya peşindeki Ehrimen?”

“ Yanımdan geçerken kulağıma fısıldamıştı şeytan karanlıkta bir kenara çökmüş Tanrı’ya dua ettiğini söyledi.”
“Şeytan dua mı ediyormuş?”

“Evet… Tanrı’ya yalvarıyormuş “o kadar çok günah işledim ki senden “gerçek olmamanı” diliyorum.” Ve sonra bir rahatlama geliyormuş ona.

“Öyle ki yaydığıma kendim de inanmaya başladım ama beni geçen kulların var.”

Frekans karıştı, algılarımızda netlik yok, odaklanmakta zorlanıyoruz sıradan normal olana. Belki de böyle kalmalıyız.
Kendimize yaptığımız şeylerle bile ne kadar karışık bir normal hale geliyoruz. Bizim dışımızdakilerin bize yapabileceklerini düşünmek bile istemiyorum…

Çok karışık oldu, anlaşılmıyorsun…biliyorum. Hedef kitlem yok ki bu yüzden kaygım da yok, anlayan anlasın.
“Dostum.”
Hı…
“Dostum!...”
Hı!.. Ne var!
“Uyuyorsun.”
Hayır, uyumuyorum. İçim geçmiş.

İki arkadaş otobüsten henüz inmişlerdi, yeni değiştirilmiş pembe renkli kaldırımlarda hızlanmaya başladıklarında ayakkabılarının tınısı yüksekçe çıkmaya başlamıştı ki...arkalarından yetişen birinin sesiyle irkildiler.
Kendileriyle gittikleri “yol”da biraz yürüyüp yürüyemeceğini soruyordu.
“Tabii” dediler şaşkınlıkla. Düşünme zamanları bile olmamıştı bir anda ikisinin de ağızlarından çıkıvermişti. Öyle ya karşılarındaki kravatlı, takım elbiseli, yeni tıraşlı, hatta hafifçe de hoş bir güven kokusu yayan losyon hissedilir gibiydi. Ne zararı olabilirdi ki birlikte birkaç adım atıvermenin. Sadece şu siyah gözlükleri biraz ürkütücüydü, bir şeyleri saklamaya mı çalışıyordu.

“Sizi dedi. Uzun boylusuna dönerek. Birkaç ay önce bu meydanda yapılan yürüyüşte görmüştüm. Ben de katılmıştım da,” dedi.
“ Yok, dedi bu mümkün değil ben ilk defa geliyorum bu şehre.” Evet, dedi bu şehre gelenler zaten hep ilk defa geliyorlar, ikincisi yok.
Arkadaşının kendisine kuşkuyla baktığını hissetti. Nasıl olur diye düşündü en yakınımda olan, onca yılın tanışıklığının getirdiği dostluk, bir yabancının sözüyle kuşku uyandırıcı hale gelir mi, diye düşündü. “zayıflık”

Tanrı’dan şüphe eden.... her şeyden şüphe eder.


Beğen

Erlik Aldacı
Kayıt Tarihi:27 Temmuz 2020 Pazartesi 10:39:42

CENNET AVCıSı "BIR PORSIYON GÜNAH" YAZISI'NA YORUM YAP
"Cennet Avcısı "bir porsiyon günah"" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Bir Dünyevî
27 Temmuz 2020 Pazartesi 19:01:03
sonradan üretildi tüm şartlar, yaşamayı ve yaşatmayı unuttular. zaman kavramı çok basit aslında lakin ben 16-25 arasında kaldım, 30 a çıkamadım, önemli değil aslında.

sonradan çıktı tiranlar, yanlışları kutsalladılar, kutsalanı şartladılar, bu döngü hiç bitmemiş dinde.

çok kahraman yarattılar, haddinden fazla.. çok geç öğreniyor insan.. o yüzden sitemim zamana..

herkes, kendi rızkından fazlasını verene küfür edemez, o noktaya gelmek kolay değil ki, sizin adınıza berhudarım mümkünse, tanıştığıma berhudarım ve tanışacağıma da eminim..

ağzım laf yapardı, lakin armut ve ağaç meselesi.. sonradan sonraya sustum mecburen.. mecbur değilsin diyemezsin, bilmiyorum.

evet saksağanı gördüm yazıda.. saksağan sesi de nefesi de hali de hareketi de zehirli.. zehiri atmak zaman alır bünyeden..

kırık yıllık arkadaşlıklar bizim neslin çoğuna uygun değil, hele bana gitmedi, mümkün olması da zor.. yabancı idi bir zamanlar rumuzum, yabancı. yabancılığı bilirim, yabancının kuyruğu çok olur dedim.

mağarada yaşayabilir misin üstad? ben mağarada sayılırım. zihnim çok soğuk yedi, öksürmesi ile ateşi çok çıktı.. kaldırımlarda keyfe keder yattım, mecburiyetten değil, o yüzden jeton çok geç düştü.. keyfe keder kaç gece sabahladım 5-10 belki.. temizdim ben kirlenmemek için hep kaçtım.. kaçmasaydım kirlenirdi ruhum..

ya tanrı yok ya da şeytan, biri varsa diğerinin olması yalan, şeytan cahilleri hiç gütmek için desem. oysa tersini öğretirler, şeytanın insanla işi olmaz.

oruç mu, evet o da yanlış öğretildi, ezan gibi.

benim yanlışlarımı nasıl düzeltirsin bilmem üstadım. bizden çekirge olur mu, emin misin?
benden olmaz sanırım:)

belki yeniden gelirim bu yazıya.. yorumum da zihnim de zaman sarmalında kafi gelmedi.. nesildaşım dün demişti bazı ifadelerin altını kalın kalemle çizmeli diye, evet aynısı burada daha çok..

kötü bir espri ile bitireyim; sadri alışık mı diyordum altını çizelim diye:))yine mi yanıldım bilemiyorum..

sağlık hürmet ve huzur dileklerimle.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 27 Temmuz 2020 Pazartesi 19:22:18
Dostum,
Herşeyi sıfırlayalim, kimi suclayacağız insan olduğumuz için, tüm külfeti yükleyen kim diyeceğiz. Bunalıma girmemiz için aklımız bize oyun oynuyor, dıştan ne kadar bizi etkileyen done alabilir ki...yanılmamizi ve bizi kendine köle etmek isteyen analitik akıl dır. Ve onun istediği kadar yaşamak mı zorundayız.
Bunca evrendeki terane basit ve sıradan mı hele ki kendini de tetikleyen bir oldu bitti diyebilir miyiz yaşam.
Öyle ya da böyle sıfıra git eminim bir güç bir zekâ bir tasarımcı bir yaratıcı göreceksin...
İçindeki evrende de var bu. Yeterki inancı asimile eden insani kendine kul yapan hurafe üreticilerine ofkelenipte gerçek olanı da görme öyle.
Anlıyorum biraz zamana ihtiyacın var, korkular üreten pasif eylem dahi olmayan abuk subuk işlerin sana yüklediği.
Başını uzat annene bir okşasın...keşke benim böyle bir şansım olsaydı.
Huzurla....boşver hadi bir türkü şöyle duyacağım gürlükte.
Bir Dünyevî 27 Temmuz 2020 Pazartesi 21:33:54
bin defa siyaha bürünsem bile
renkleri yazmayı unutmam üstad
lakin gelir gider belki bilirsin
yollarda gezmeyi unutmam üstad

sayılarım çizgilerim izlerim
sözlerim, durmadan göğü gözlerim
rüzgarın dilini ben de özlerim
hasreti üzmeyi unutmam üstad

çekerim göklerin bitmez nazını
kabul etmem kaderimden azını
kaynatırım her yaramda tuzunu
tadını sezmeyi unutmam üstad

dünyeviyim dere boyu bağ üstü
bakarım ovaya bin çağ üstü
asma erik elma ayva dağ üstü
deryada yüzmeyi unutmam üstad


***
çayı demledik mısırları haşladık.. lakin sinek kımıl hava sıcak bun..:))
buyrun efendim.nesildaşlar sizler de
Erlik Aldacı Yazının sahibi 27 Temmuz 2020 Pazartesi 21:49:38
Ne güzel şiir bana ise ki öyle zannediyorum, sevindim. Çay tamam lâkin mısır hibritse kalsın, yemem ama gelirken kendi mısirimdan getiririm...
Şaka bir yana güzel insanların bir araya gelip söylediklerini dinlemek bile güzel olmalı eminim.
Selamlar.
himmet aygüt
27 Temmuz 2020 Pazartesi 17:57:48

bunca haksızlığa göz yuman bir tanrı olamaz
ve varsa da eğer bilsin ki şeytan dediği ondan daha masum...

eyvallah.

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 27 Temmuz 2020 Pazartesi 18:15:54
Teşekkür ederim düşüncenizi paylaştığınız için...
Hüznümün Hüznü 27 Temmuz 2020 Pazartesi 21:25:45
:))
Düzenleme:27.7.2020 21:47:49
himmet aygüt 27 Temmuz 2020 Pazartesi 21:28:32

sevgili bahtı siyah,
sizin de bahtınızın aydınlanması dileğimle:)
Erlik Aldacı Yazının sahibi 27 Temmuz 2020 Pazartesi 21:36:57
Bahtı siyah lütfen sayfamda tartışma uretmeyin...insanlar düşüncelerini soyleyebilmeli. Bu beni rahatsız etmez aksine memnun eder farklı düşünceyi de bilmek adına.
black_sky
27 Temmuz 2020 Pazartesi 15:46:25
Yurdun çeşitli yerlerinden yükselen ıslık sesinin adresi belli...
Nesildaşım okumadan nasıl durdun ben bildirim görünce direkt yazıya odaklandım. Yorum için yine gelirim demiştim...aizi görünce önden bir selam vereyim dedim...
Başlangıç noktasını bıraktım artık...yola takildim ben...yolun durumu, yoldaki durumum...bitisi de merak etmiyorum...dusuncesi bana bir şey katmıyor şu an...yürüdüğüm sürece gördüğüm manzaralar, yolda yaptıklarım,yolun içimde bıraktıkları...
Cennet varsa dahi olsa ne isime yarayacak diye düşünüyorum bu aralar...su an algıladığım gerceklikte ya da gerçek sandığım vakitte olanlar neler...ozumde gördüğüm ne...kendi kendime kalınca kendime verdiğim cevaplar ne....
Her şeyin fazlası zarar ya...iyi olan şeylerin bile öyle...dengede olan her şey başka şeylerin de dengesine yardımcı oluyor...
Tanrı bana lazım...onun için şüphe kısmına dalmadım..ama üzerinde çok düşünmek de beni kilitliyor bir yerde...dedim zamana bırak zamanı gelince düşünürüz;)))
Sorunlar sırayla, sırasıyla,,,,şu ana odaklan ve adım adım yürü yolda...asil ogreneceklerim yolda...
Kestirmesi, çakallığı yok bu işin...adam gibi yürü...

Çok gevezelendim ama yine geleceğim...
Yazıya kocaman bir ıslık ve yazan değerli kaleme saygılar sunmaya geldim.
Tabii ki değerli dostlara da selamlar ve sevgiler..

5 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 27 Temmuz 2020 Pazartesi 16:30:37
Kişi, insanların gözüne güzel gelecek,diye onların istediği elbiseyi giymemeli elbette. Bunu ancak gerçeği gorebilenler yapabilir, gerçeği görsünler diye.
Black, muhteşem düşüncene teşekkür ederim. Az daha diyeceklerim var biraz sonra.
Erlik Aldacı Yazının sahibi 27 Temmuz 2020 Pazartesi 21:33:34
Söylediğin gibi... çok fazla düşünmeye gerek yok, bu zamanı yavaslatmıyor ama insanı yavaşlatıyor. Fazla koyu düşünmek bazen çok şeyler alıp götürüyor. Bir dönem hafıza kaybına uğramıştım psişiklerle uğraşırken. Kendimi yitirdigimi anladığım anda dönüş yaptım ama gitti gidenler...

Herşeyde denge, yaşamı daha mutlu kılıyor, aceleci olmak bir işe yaramıyor ki. Öyle ya da böyle zamanı, mekanı ve tükettiklerimizi verene her kim ise sukretmek, teşekkür etmek insani bir ozellik olmalı...

Tekrar teşekkür ediyorum, sevindim bir kez daha.
black_sky 27 Temmuz 2020 Pazartesi 21:58:08
Her şey bir arayışla başladı...huzuru aradı insan, rahatı, zenginliği, kaynağı aradı durdu...bu arayış olmasaydı zaten ne ilerlerdi ne de kendinden bu derece geçerdi..her ilerleme bile kendi yıkımıyla geldi..cok fazla sorgulama beraberinde bir o kadar acı getirdi..aydinlanma asla karanlığı gormeden olamadı..
Hep kaybettiğinin peşinde koştu sonra insan...sonsuza kadar elinde olan ve emin olduğum şeyin kıymeti ne olabilirdi ki...huzuru gitti huzur aradı, sağlığı gitti sağlığı aradı, rahatı bozuldu parayı arzuladı...
Tanrıyı hırpalamak...koca bir yalan...insan kendini hırpalar..kendi caresizligidir, kendi çıkmazıdır asıl kızdığı ve omca kavga aslında tanrıya yansıttığı kendi gölgesidir yine...
Çıkmaza düşüp cevap alamaz aslında kişi yönlendirir...gordugu şeyleri, aldığı nefesi, o an yüzüne vuran ufacık bir rüzgar yonlendirir...istersen mesaj olur ilahi tarafından...istersen tesadüfün ta kendisi...
Denge gidince insandan aslında anlar en önemli şey içsel dengedir...çünkü o gitti mi duygularla ne yapacağını bilemez kişi...icinde hem iyi hem kötü vardır.. denge gidince ayağına taş gelse evrene savaş açar...agactan çıkarır öfkesini...sevmeyi unutur bir kedicigin karnını, çiçekleri koklamak acı verir...
Bir ara ben de çokça uğraşırken tüm dengemi yitirdim ama kendimden geriye kalan enkazın altında yine kendim kaldığımı görünce şimdi azaltmaya çalışıyorum boşa uğraşları...dune bile geri dönemiyoruz ki koca bir ömrün pişmanlığı tanrıyı bile aşar...
Tanrıyı hırpalamak yalan insan kendini hırpalar...tutunmak gerek bir şeye insanı iyi yapacak bir şeylere...
Buralarda olmak gibi..yazilari defalarca okumak gibi..
Çokça teşekkürler düşünecek ve öğrenecek bir şeyler verdiğiniz için bana...daha ne olsun..
Sağlıcakla.
Bir Dünyevî 27 Temmuz 2020 Pazartesi 22:31:54
nesildaşım, üstad; altın damarı gibi, getir ışıldağı, ben kazma, dostum da kürek.. veya kim kazma kürek ışıldak seçin birini ...el arabası da lazım olur, dostum bir de kamyon getir..

dolduralım kasayım, bölüşürüz, altın fiyatları da uçmuşken:)

iyi ki varsınız demiş miydim..
eksik olmayın..

black_sky 27 Temmuz 2020 Pazartesi 22:35:48
Keisnlikle öyle nesildaşım...gun içinde birden fazla uğradım sayfaya...her okuduğumda başka bir tat...ustad ki ne üstad....
Iyi ki varsınız...buna şükrediyorum işte
Bir Dünyevî
27 Temmuz 2020 Pazartesi 14:29:07
Bildirimlere baktım üstaddan bir yazı, tıkladım hemen, son cümleye bir bakayım dedim, farenin tekerleğini yuvarladım, son cümleye geldim hemen:

Gözüme şimşek gibi çarptı, zihnimi tarumar etti..

"Tanrıdan şüphe eden.... her şeyden şüphe eder"

şimdi yazıyı okusam mı okumasam mı tereddüt halinde yazıyorum..

elbette sindire sindire okuyacağım.. belki bugün belki akşam belki yarın...

kurşun yemiş kadar oldu zihnim..

*

şimdi lay lay lom biraz sörf yapmalıyım internette.

Yks ler mi üniversite sınavları mı açıklanmış.. yiğenleri kontrol etmeliyim.. derece sayılır mı bilmem 3200 lerde sıralama yapmış.. kaç kişi girdi sınava.. aldığı puanı beğenmedim lakin sesi çok neşeliydi, sistem o kadar değişti ki...

gençlerin dilini anlayamıyorum,

ben mi, havalar sıcak, bunaltıyor..

*



"Tanrı dan şüphe ediyorum.." yine de.. belki de bilgisayarlar sistemleri üzerinden Tanrıyı analitik olarak düşünürüm yine bir tuşla açılır kainat, içindeki tüm varlıklar komut oluyor bilgisayar dilinde, Tanrı bunların hepsini nasıl kontrol ediyor, Tanrının işletim sistemi windovs gibi olmalı.. ve tanrının enerjisi bitmiş olmalı diğer bir boyutla düşünürsem...

*

yazıyı sonra okuyacağım abim..

yazı içeriğinde taramalı tüfek veya el bombası veya güdümlü füze mayın tarlası yoktur umarım..:)

saygı sağlık ve huzur ile..

14 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 27 Temmuz 2020 Pazartesi 14:38:13
O son cümle sentezciydi.... Analitik olsa şöyle son bulurdu.
İnsan dedi ki " Ey Tanrı! Sen benim inandığım kadarsın."

Geleceğim her ikimizi de. Unuturum sanmayın.
Islık alttan duyuldu mu...
Konsantre Karanlık Madde 27 Temmuz 2020 Pazartesi 14:47:03
Ah Canım Kardeşim,

Yani Tanrının işletim sistemi windows, Şeytanınki ios, öyle mi cidden? Bir Dostun olarak şunu söyleyeyim sana, kainat Ankara ve Bolu'dan mı ibaret Dost? Madem teknolojik benzetmeler yapıyoruz, Ankara, Bolu, hatta bu gezegen sadece ve sadece PGP yöntemi ile kriptolanmış, kargacıklar, burgacıklar... ''Publice key'' hepimize verildi, ''secret key'' ise bu alemde milyarda bir insana ancak verilmiştir, gelip geçenler arasında.

Bak şimdi, aşağıya bir yazı kriptolayacağım, böyle bak bakalım ne anlayacaksın, bir de varsa bir PGP'de çözerek oku, bakalım ne göreceksin. Public key koymuyorum,
secret key: dünyev1

Hadi göster bakalım ''Y''liğini ve kır bu kripto mesajı, ne yazıyor buraya da kopyala sana zahmet. Tek bir cümle var burada.


-----BEGIN PGP MESSAGE-----

hQEMA1zgVtKTZ96aAQf+OqiQZ9jm+KFybSX8hFCnj8tXmo5nrIHbvMfHtDfS9o1u
k++OQJXY92POXj0c0Ruyc3IqG5RaF19aPZnzYzOO9zgerUfUJrWZYzJ4o+MZcQ4e
TEu3oy0AUV7eu2Y/yWziql6fhQratPDXfI1C34Uxd07ZFWaXJ/h4mKA9S5IZVcQ4
Zf/Kf6tz0nTgN8MEJXHKYmGc0xTvXHH3kedhgKUjD//2CCd3SBKc9TFoU2fObUyE
wZK3j4QBMqo/5vw3MfUybwJ+lE7J1l/M+VMLOcCAhx+qvm2YOCX3nMY8+kKF4RlU
MCgfCD8PSXCmdqL3EpOL/0xIYvGnkHURpP+lmX1JgtLA+wGpyDFPX12QPkL12kN0
gq0fbOtvB6gmTgYaLxJxEq8N8/XoAIlYB5Ju1LawDTbM3w21JmaGwc6+7i+C/aFT
3mCuKFClr0O3JH9BY5sXZNXOnbs/DtMMcw190MvT6XEQaHTZbz/ZK6m3tQ2VeyqT
Z3GF6u8mUuZalpfOXiJxkOHpM26glZCKSBTpjxT6UXSDtJzH0Oo4IIfr8y6BKNSY
61qZvoAqyD0jVbwj6BFuG/jlhLOsQ67ox49t7MiCp4qS1YMcIe908sa5UgJIxtgL
d++lygirroKBhwS8gphmn5BiiZ0O08jHlELmCvtbI7I8tepOTMLlBrywEB9DzTWM
aiuf4wJ0nuIJQbQF8psFlwr3N8A+a6VJYyS/i8wI0oZV6eDLX9hMfeWtV1505Lkn
PP7eOma1c6OqXnMnEed8Szic+1TPZGK9E3h8WpxhP8NeR2wjlycp5CKfw8l448mw
I5klKWNCCXMP2ZXMjmPvnszk3pTy5UjXF6lgnjbzN/BT0bqIk2ocw3+SnkPiG4rV
lQbPS41vMul423ZzvVOziTUt9Uq9UFu5066fRcQIqCjycy4JGBFwOdUkhYLs
=veQ8
-----END PGP MESSAGE-----
Bir Dünyevî 27 Temmuz 2020 Pazartesi 15:38:24
7utsZyUCqXlDyDienVx2VdcOF9zfr1JQz8J2MSQYjM2vrF5NutYHNqmqLy5tnrLt

k+YvavijsE4TpCwjJkF1W2//9K8SrEer8+Eh4M49SPPe4ftxOruV6fncblyGTqqjDc

NLpMRzsPLazYM66SfOwcEXny3KX5nkcoaHkoj+DFywc4CbC/MvXBf+C08GjpP

kGkt6mVkAvSi6VCay/HrTLAnY7KBVitmmKvqzExs/Dqajy1aYkUXIFJdgNlQuQ5y

o2VttYowx0lm2LKi8IsYTjfOVapFKsyVqi6slpqAaYQ8=

***
Düzenleme:27.7.2020 15:39:27
Bir Dünyevî 27 Temmuz 2020 Pazartesi 15:41:02
merhaba dostum
yorma beni,
aslında yorulmak da güzeldir hem bana iş olmuş olur da elimde tek bilgisayarım var, yani müsait değilim.
çözerim çözmesine amma uğraştırma beni..
saygılarımla :)

bu yazıyordu ilk mesajımda:))
black_sky 27 Temmuz 2020 Pazartesi 15:48:21
Ben merak etmiştim;))) turkce çeviri için teşekkür edecektim;))
Konsantre Karanlık Madde 27 Temmuz 2020 Pazartesi 15:53:54
Hadi yormayayım seni Dünyevi. Gerçi yorulacak bir şey yok, edebiyatdefterine girmekten daha kolay PGP programın varsa şifre olduktan sonra da Black merak etmiş.

''Tanrı, sizin mantığınıza sığmak zorunda değildir...''

Yazıyordu Black. (:
Bir Dünyevî 27 Temmuz 2020 Pazartesi 16:13:37
QQAlxZ/xseCxKK1aaREYZNj7fl7aj5NTTrG0Vg6ATm+ZEAbJEI7KGANN80kELFFlawzQl3PgHH58Goja66n04Q==

bu mesajı black için çözer misin?? :)
üstad bizi kovalayacak valla.
Konsantre Karanlık Madde 27 Temmuz 2020 Pazartesi 16:25:35
''Bunun S/MIME veya OpenPGP imzalı/şifreli olup olmadığı belirlenemedi, şifrelenmemiş veya imzalanmamış olabilir mi?''

PGP kriptosu olduğuna emin misin Dostum?
Bir Dünyevî 27 Temmuz 2020 Pazartesi 16:30:47
program yok, uygulama buldum;

yazdım kutuya:

black, söyle dosta, tanrı işe yaramaz bir şey.

şifrele dedim:

QQAlxZ/xseCxKK1aaREYZNj7fl7aj5NTTrG0Vg6ATm+ZEAbJEI7KGANN80kELFFlawzQl3PgHH58Goja66n04Q==

bu çıkmıştı.
black_sky 27 Temmuz 2020 Pazartesi 16:57:29
;)))çeviriler için teşekkürler...yoksa ben uğraşsam da öyle bakar dururdum artık.. elimde bir telefon var onunla ne yaparsam artık..
Erlik Aldacı Yazının sahibi 27 Temmuz 2020 Pazartesi 18:19:28
Ben bir şey anlamadım...dumanla haberleşsem olur mu. :)
Konsantre Karanlık Madde 27 Temmuz 2020 Pazartesi 18:20:47
Şans verdi, soluk verdi, sadakatin tanımını yapan 2 tane 4 ayaklı evlat verdi, dost verdi, ölçtü biçti, öyle bir anne baba verdi ki, başka türlüsü olmazdı. İlim verdi, fen verdi, zaman verdi...

Vesvese aldı, kibri aldı, egoyu dönüştürdü, çok şey gösterdi, çok fraktal gösterdi, belki de toplumun %99'undan çok fraktal gösterdi.

Dostum, bir resim bin anlama senin için bir fotoğraf bırakacağım şimdi. Evde baktığım bir bitkinin açan çiçeği. Dostum, ben Tanrıyı anneden, babadan ya da atadan, hacıdan, hocadan öğrenmedim. Bitkilerden, kedilerden, köpeklerden, kuşlardan, kurbağalardan dinledim, öğrendim. Öğrendim ve sonrasında anlamaya çalıştım, çalışıyorum da daha...
Bir Dünyevî 27 Temmuz 2020 Pazartesi 18:36:36
sorma, iki gün oldu anamı üzdüm biraz, aslında üzmek de sayılmaz da, bir laf etmiş bulundum işte.
garibiz biz dostum.. çokların şahı olsak da garibiz dostum..

hayvanları dışarıda sevdim hep, kapı önünde.. evde kuş beslemeyi bile kaldıramadı ruhum.. hem de kafeste.. lakin epey tavşan beslemiştim.. 1-2yıl..

benimki mağaraya kapanmışın hali kolay değil ki.. şehir şamanı olmak kolay değil.. beceremiyorum, bu yüzden dumanla haberleşiyoruz ne yapalım..

mecburen böcek öldürsem ben ölüyorum işte.. örümcekleri sevmiyorum olmaması gereken yerlerde çok çıktı karşıma zehirlendim epey müddet..

ne dim daha..

tatile benzer bir yerdeyim yoldan geldim yorgun değilim.. lakin yarın denizdeyim mecburen.. lakin zihnim hep aynı..

üstada da dedim, mahcubum dosta.. 2020 yarıyı geçti..

kurban bayramı varımış, bana cehennem... nasıl anlatayım, bir tarfta ata ana bir tarafta bir valizlik delilik... şimdilik bağlıyım koparamayacağım zincirlerle..

çok korkuyorum, çok fazla, haddinden fazla..

saygılar hürmetler.
Konsantre Karanlık Madde 27 Temmuz 2020 Pazartesi 19:19:21
Tadını çıkar Kardeşim. Mutlu oldum. Bak yaren verdi sana da, daimi etsin. Benim payıma da bu düşmedi mesela. Yare doyurdu ama şükür ki. Eh, salak da olmayınca anladım ben de yalın olmak ne kadar da eşsiz aslında. Yalınlaşıyorum da git gide, sadeleşiyorum. Yeni insanlara kapıları kapattım, bir kaç dost dışında alayını da def ettim. Onlarla da vakti gelmedikçe oturmuyorum bile. Gömülüyüm kitaplara aslında. Deniz, kum, güneş üçlüsü de geçmiş benden iyiden iyiye. Eziyet oluyor bana artık, nasıl böyle oldu bilmiyorum ama kendimi son limitlerime kadar kullandım ben sanırım, hiç esirgemedim.

Geçenlerde oturdum ve düşündüm, ''ne kaldı ulan Fırat, tüketmediğin,'' cevap zor olmadı aslında. Boşlukları da artırdım hani, fazla boşlukla dolmak iyi değildir, bilirsin. Gözümün içine içine bakan sürat motorları geldi aklıma. 17 yaşımda bir kaza sonrası tövbe etmiştim. Bozulan tövbe böyle olsun dedim, yarın randevum var; bilinen bir markanın ileri sürüş teknikleri kursu hakkında bilgi almak üzere. Eylül'de başlarım muhtemelen, mailde öyle söylendi.

Dün Lacivert'e yazmıştım, ilk bisikletimin markası ''pampas''tı, son bisikletimin markası da Ducati olsun istiyorum, kısmetse, verirse. Belki de ölümüm böyle olacak, olsun. Kalmasın içimde. Peygamber de değiliz nihayetinde, onca yılın alışkanlığı ile salgı istiyor vücut...
Konsantre Karanlık Madde
27 Temmuz 2020 Pazartesi 14:13:39
Bazı iğneleri ben batırmışçasına zevk aldım okurken. İçimde pıtırcık bir kelebek kanatlanırmışçasına hem de...

Şeytan diyorum, Şeytan; bu kadar mı düştü, hadi ılımlıcıları anladık. Sokaktaki selam vermeyeceğim ite kopuğa kadar mı düştü bu Şeytan? Kıyamet mi çok yaklaştı yoksa Şeytan mı kaliteyi düşürdü ya da varyasyonu artırdı, hı Abi?

Ah bir bilseler, zaten ölmüyoruz, sadece süzülüyoruz, geçiyoruz. Bir bilseler, yaşlanan sadece aynadaki suret, sanrıdan ötesi olmayan. Yine de kanarlar mıydı? Kanmak isteyeni ne ile materyalize ettiğinin pek de bir önemi yok; kanarlardı elbet.

Keşke bir baksalar, Emmy ödülleri esnasında Eminem'in kulağına Lady Gaga denen garabetin bir şeyler fısıldadığı 'an'a. Bakmak yetmez, görseler; Eminem'i de çok severlerdi bir zamanlar. Yine de kanarlar mıydı Abi?

Din satan, şeytan satar...

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.