Bir Dünyevî
400 şiiri ve 343 yazısı kayıtlı Takip Et

Haleti zihni ruhuyetim



Dostlarıma....



Değerli dostum din alimi diye bir şey yok... Kuran ve hadis üzerinden geçinmek var..

İmam ı Rabbani yani nakşibendiyye ;"keramet" üzerinden yürür,
Mevlana ve Şems "hikmet" üzerinden
Yunus; hem "hikmet" hem de "keramet" üzerinden yürür.

imam mı rabbaininin mektubatını epey irdeledim, mesnevi nin tdk basımının ilk 4 cildini okudum, evimde 3-4 çeşit meal var, elmalının tefsiri ki, bir konuyu araştırırırken baktım efsane ve destanlara atıfta bulunuyor tefsirlerden soğudum...

yani insanlar kendini haklı çıkarmak için tarihin derin söylentilerine baş vuruyor..

Coğrafyamızda iki türlü islamiyet vardır. Biri suriye ve mısır üzerinden gelen Sünnilik, diğeri de emevi zulmünden kaçanların orta asyada ve sair coğrafyada yaktıkları alevilik.

Ülkemizde alevi kültürü, cami olan bölgelerimizde de kendini hissettirir, lakin tek fark üzerine minare geçirilmiştir.

İlk müslümanlar ibadetlerini, daha cami ekolü oluşmadan önce kiliselerde yaparmış. Araştırabilirsin.

şahsen bir çok tarikatin cemaatin sohbetlerine gittim, bir ara karşımıza sakal getirdiler, sürü psikoloji ile kalkıldı hürmet gösterildi. içimden diyorum ya hu ben sakal öpmem, cam içindeydi, çevreme bakıyorum , sürü psikolojisine katıldık sonuçta..

çünkü kuranda; iki cihanı senin yüzü suyu hürmetine yarattım diye bir ifade vardır, o da hürmet göstermemi salık veriyordu.. zihinsel devinimi düşünün yani..

nakşilerde dokuz beyaz taş zikrine de katıldım..

zikir güzeldir, tesbihatlar da güzeldir psikolojik olarak insanı rahatlatır..

en büyük hata ezanın arapçalaştırılması ve arapça ibadette diretmede yapılmış, yaşayarak irdeleyerek bu sonuca vardım..

alevi gelenekte erkek kadın arasında iman camı varsa ateş barut tutuşmaz patlamaz, sünni düşünce de ise haremlik ve selamlık kesin ayrışmıştır. osmanlı da kırılma 1453 ve mısır seferi sonrası Yavuzdan sonra değişmiştir. kanuni; adından da anlaşılacağı üzere kanun üstünlüğü ki o zamanda şeriat ekolü kabul edilmiştir.

1923 te ise bir kırılma daha yaşadık.. şimdi üzerinden 100 yıl geçti... Ya ülke olarak çağı yakalarız ya da gerisinde kalırız..

şu an ülkemiz sosyolojik olarak, bir çıkmazda, yeni çağ ile eski çağ düşünceleri arasında kalmış.

kurana irdeledim reddettim bunda turan dursun’un eserleri de faydalı oldu, kendisi komünist müftü olarak adlandırılmış zamanında..ÖLDÜRÜLMÜŞ..bu barbarlık değil mi??

cemil meriçler necip fazıllar da bahsettiğimiz ekollerin son dönemdeki fikir örücüleri, ideologları olarak karşımıza çıkıyor..

atatürk’de tanrı yerine koyulmuş ilk zamanlarda...

benim dini reddetmem 3-4 yılımı aldı.. Kolay değildir inanç meseleleri..

ben bunu iki şiirimde işledim : yalnızlık fırtınaları 1 ve 2’de... inceleyiniz her mısrasını yaşanılan çileye şahit olacağınıza eminim.

kim ne derse desin bu çağın dine ihtiyacı yok diyorum...nfk ların cemil meriçlerin bu çağda yeri yok yani..

o kadar çok alıntı yapıyoruz ki ondan bundan bu bize sanki güç veriyor gibi..Hiç gerek yok.

anlatılır hikayedendir; bir ateist ile bir müslüman davalık olmuş, allah var mı yok mu,

hikayeyi zihnimin derinliklerinden tam çıkarıp aktaramayacağım af buyurun;

atesit demiş ki ; allah varsa ne yapıyor,
müslüman demiş ki, elindeki tuğla parçasıyla vurmuş ateistin kafasına, işte bunu yapıyor gibisinden (mahkeme salonunda tuğlanın ne işi var bu da ayrı bir sorgulama)

deistlik ise; relax... Tanrıyı reddedebilirsem ateist olurum lakin reddedemiyor zihnim..

iMAMI RABBANİ zamanında bir ülkede ki o bölge çok dinlidir, SULTAN düşünmüş ki bu dindarlar devamlı sorun çıkarıyor, bunların ele başlarını toplayayım da bir konuşayım, ortak bir din inanç birşeyler düşüneyim, yani laikliğin 10 yy versiyonunu düşünmek gibi.. Herkes kendi tarafına yontmuş, Rabbani de son din islamdır ben de bundan ödün vermem gibi.. atmışlar kodese belli bir süre hep kendine yontan dindarları..

dinler böyle...yani devamlı çatışırlar birbirlerini öldürürler...biri ineğe tapar, biri inepği kurbanlık eder..

hindistanda, müslümanlara iftarda saldırıyor hindular; yemeğinizde inek eti var gibisinden...

insanlık nerde, akıl nerde, mantık nerde, birlikte yaşama gayesi nerde..

demem o ki; dinler ve dini köklerden beslenen ideologlar çağımıza sadece çatışma getirir.

dinler ve gerçekse peygamberler (artık şüpheliyim ) yapacağını yaptı tarihte..

şimdi ise modern ve akli toplumlar yönetimler ve milletler çağı..

yapay zeka denilince insanlar, düşünürler, ideologlar fazla üzerinde durmuyor ama??

herhangi bir bir robota hangi kutsal kitabı yüklsersek, dowland edersek ederim, savaş çıkartır.. ne için???

bir bilinmezlik ve ölüm sonrası için??

aslında o kadar çok konu var ki, lakin siz anlayışla karşılasanız bile kuşak anlayışı olarak, yaşı biraz ileride olanlar ağızlarında salkım saçak küfürlerle karşılık verirler..

özet olarak: iyi insanların iyilikten başka bir ideolojiye,dine ihtiyacı yoktur.. kapitalizmin veya komünizm bile bu çağa hafif geliyor..
başka bir şey bulmak lazım..

hiç bir din veya eskiden kalma ideoloji, insanların açlıktan zulümden ölmesine ilaç bulamadı daha...

ve inanın gerçeği anlamaya da ömrümüz yetmeyecek.. 70 yıl yaşasak 25-30 yılı uykuda geçiyor..

ne yapılabilinir inanın kafam durdu..

iyi isek ne mutlu size, güzel isek ne mutlu her birimize...

sağlık ve huzurla efendim
en sevdiğinize emanet olun.

Beğen

Bir Dünyevî
Kayıt Tarihi:19 Mayıs 2020 Salı 17:15:45

HALETI ZIHNI RUHUYETIM YAZISI'NA YORUM YAP
"Haleti Zihni Ruhuyetim" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
İDRİS ÇETİN
20 Mayıs 2020 Çarşamba 14:07:51
yazınızı okudum
leküm dinüküm veliyedin
Kuran'ı kerim sizin gibi düşünenler için
senin dinin sana benim kide banadır buyurur
herkes bir şeye tapıyor
kimisi Allah'a
kimisi akla makama mevkiye şahsa
ama mutlaka tapıyor
ben de ilahitçıyım
yazınızı okudum çok yüzeysellik gördüm

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî Yazının sahibi 20 Mayıs 2020 Çarşamba 17:25:58
"....Sonuçta dinle tartışmaktan onunla yüzleşip buluşmaya kadar değişken tabiatlı pek çok arayış içinde ilâhiyat biliminin, yeniden ihya edilmesi kaçınılmazdır. Gündelik hayatın ürettiği sorunlar, aşkınlığın sunumuna ilişkin seküler kısıtlamalar yeni ilâhiyatçı tipolojisinin ortaya çıkmasını zorunlu kılmaktadır. Bu durum hayatın ağırlığını fark eden herkes için entelektüel bir talep haline gelmektedir."

http://www.necdetsubasi.com/index.php/makale/65-ilahiyat-nedir

bir ilahiyatçı bir dine bağlı kalabilir mi? bir dine bağlı kalıyorsa görevini neyse? onu liyakatli bir şekilde yapıyor diyebilir miyiz?
yıllardır insanlarımız kuran üzerinden kutuplaştırıldı.

bana kalırsa da ilahiyat fakülteleri ya bir veya ikiye indirilmeli ya da kapatılmalı hocam. gelecekte ilahiyatçılığın yeri olmayacak diye düşünüyorum..

saygılarımla..
asude_vuslat
20 Mayıs 2020 Çarşamba 11:08:16
İnsanların kendilerini sorgulaması çok güzel bir olgu

ben seviyorum bu tür yazıları

Rabbim hepimize yar ve yardımcı olsun

Karpuzu yoklar gibi tık tık vuruyormuşsunuz ya (yorumlarda okudum)hani

kafa boş değil yazılardan zaten anlaşılıyor

Kalbimize tık tık yapsak nasıl bir ses çıkar acaba

????

Sorgulamak dedik ya... Alın size malzeme (:


Zindanda iki hece.Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam,boynunda yafta...

Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mi?..Belki ..Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...

Git ve gel... Yüz adım...Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna ,ne tırnak!

Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl almazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.

Düşün mü,konuş mu, sus mu ,unut mu?
Buradan insan mı çıkar,tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı,asıldı
Kaydını düştüler,mühür basıldı.
Geçti gitti,birkaç günlük fasıldı

Ondan kalan,boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler,bugün"maruzat"!
Çatık kaş...Hükumet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?

Anlamaz;yazısız,pulsuz,dilekçem...
Anlamaz!ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi,bir yırtıcı zil
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekun içinde yazıl ve çizil!

Insanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik,mintanlarla et.

Somurtuş gibi bıçak,nara gibi tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat

Beni kimsecikler okşamaz madem
Öp beni alnımdan,sen öp seccadem!

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim,senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan

Karıştır çayını zaman erisin
Kopuk kopuk,duman duman erisin!

Peykeler,duvara mihli peykeler
Duvarda,başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara,bas bas gölgeler...

Duvar,katil duvar yolumu biçtin
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin

Sukut...Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyada nazar
Yerinde mi acep,ölü ve mezar?

Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
Güneşe göç varda ,kalan biz miyiz?

Ses demir,su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden,kader bu,emir...

Garip pencerecik,küçük daracık;
Dünyaya kapalı,Allah'a açık

Dua,dua eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla,hep yoncalanmış

Bir soluk,bir tütsü,bir uçan buğu
İplik ki incecik,örer boşluğu

Ana rahmi zahir ,şu bizim koğuş
Karanlığında nur,yeniden doğuş....
Sesler duymaktayım;Davran ve boğuş!

Sen bir devsin,yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa,dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im,sevinin ,başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin,eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın elbet bizim,elbet bizimdir!
Gün doğmuş ,gün batmış ,ebed bizimdir

Necip Fazıl Kısakürek


2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî Yazının sahibi 20 Mayıs 2020 Çarşamba 11:55:18
Değerli hocam, ne yaptığınızı anlamakta zorlanıyorum. Ben diyorum artık yeni çağın başlangıcı siz diyorsunuz zindandan mehmede mektup..Ben diyorum böyle giderse dijital köle ve kullaştırılacağız, siz diyorsunuz; ben çocukluğumda veya gençliğimde bunları okudum kafam sadece onların dediği şekilde çalışır, onlara bende oldum, sen de bana uymak zorundasın..

Değerli hocam anlaşamıyoruz, anlaşamıyoruz...bir önceki yazılarımın birinde değindim..

"Çizgi filmlerle büyüyen nesiller ile çizgi filmsiz büyüyen nesiller arasında o kadar çok bakış açısı farkı var ki.."

eğer benim zihnime faydası olacaksınız buyurun yazılarıma...

değilse lütfen artık 2000 öncesinin edebiyatını bana yapmayın..ekonomik grafiklerde destek ve direnç noktaları vardır, bunu zaman çizelgesine uygulayamayız ancak, devrin- çağın fikriyatına veya düşüncesine uygulayabiliriz.. her 0 ve 5 rakamı bir öncekinin DİRENÇİ, bir sonrakinin DESTEĞİDİR..

branşınız nedir bilmiyorum, lakin bu 0 ve 5 le anlatmaya çalıştığım destek ve dirençi milat-500-1000-1500-2000 yılları olarak düşünün... elbette bu sayıların sapmaları ve yayılım bölgeleri de vardır.. 1453 istanbulun fethidir ve 1500 dirençini güçlü bir şekildeckırmış ve kendini 1750 lere kadar dünyanın bir çok bölgesine kendine özel olarak da çığır açmıştır.. 1750 lerde oyalanan grafik çizgilerimiz 2000 i kırmak için iki büyük dünya savaşı yasanmaşına sebep olmuştur.. çünkü 1900-2000 arası destek ve direnç münakaşasının gel gitlerinin en hararetli olduğu bölgedir.. temel desteğinden (1500 ler) epey uzay, lakin dirençine (2000) yakındır.. siz diyorsunuz ki; dön borusu çaldı mı arkadakiler sıranın başına geçer, ben diyorum ki o fikirler 900-1100 arasında kaldı...

ışık ve sayıların çağındayız..

anladığınızı varsayıyorum...

Niyetinizi biliyorum bir şekilde inanç bakımından size hak da verebilirim.. lakin artık sevdirmek ve düşündürmekden, karpuza tık tık vurmaktan ziyade ....

saygılarımla değerli hocam..
en sevdiğinize emanet olun..
asude_vuslat 20 Mayıs 2020 Çarşamba 13:52:32
anladığınızı varsayıyorum...

Niyetinizi biliyorum bir şekilde inanç bakımından size hak da verebilirim.. lakin artık sevdirmek ve düşündürmekden, karpuza tık tık vurmaktan ziyade ....

saygılarımla değerli hocam..
en sevdiğinize emanet olun..

): ciddi manada çok üzüldüm incelemek araştırmak yorumlamak sorgulamak

bunları çok güzel yansıtmanız ilgimi çekiyor

arada denk geliyor okuyorum

kimi zaman da yorum bırakmak istiyorum

niyetim sizi rahatsız etmek değil

ben sizi anlıyorum ve özür diliyorum

demek ki bilmeden de olsa bir kusur işledim

yazdıklarını okumadığım sayfalarına uğramadığım kişilerden değilsiniz

yazdığım yorumu beğenmemiş ve hatta rahatsız edici bulmanıza rağmen saygı çerçevesinden çıkmayıp hakaret gibi beni çok üzecek eylemlere yönelmediğiniz için minnatarım.

demek ki saygıdeğer bir insan olmanız hakkında duyduğum hislerimde yanılmamışım

yazılarınızı okumaya devam edecek ama yorum bırakmıyacağım

niyetim sizi kızdırmak veya üzmek değil

ama böyle anlayıp rahatsız oluyorsanız

saygı duyarım

yapacak bir şey yok

ya da var

yorum yapmadan sayfanızdan gitmek

çok içten dilediğim özürümü kabul ederseniz çok huzurlu

kalacağım...

black_sky
19 Mayıs 2020 Salı 22:46:46
Nesildaşım,
Yine kafa yakacak bir konuyu irdelemişsin;)) Benim de yandı azcık devreler ama olsun seviyorum bu durumu en azindan kafanın ici boş değil halen diye düşündürüyor beni. Düşündürmesi bile düşünmeme yol açıyor.

Dinler tarihine baktığımızda hep bir ihtiyaçtan doğdukları rivayet edilir ya....her zaman insanın kendinden daha büyük bir güçe inanma ihtiyacı olmuştur denir. Hep daha güçlüyü aramış aslında zaman içerisinde. Gün gelip birer birer dinler oluştuğunda ise bir yayılma süreci de yaşamışlar. Hatta bazıları oldukça kanlı olduğunu söylesek pek de yanlış söylememiş oluruz. Bu durum dinler içinde şeytan ve melek dengesi gibi yaşamsal süreçte de iyilik ve kötülük dengesiyle var olmuş. Aslinda garip; saf bir iyilik yakalanamaz melek varsa seytan da olmak zorunda...bu denge boyle sağlanıyor. Doğada her şey zittiyla var olur lafına iyi bir örnek oluyor kısacası. O zaman iyilik kadar kötülüğün de aynı kaynaktan çıktığını söylemek yanlış olmaz. Hikaye malum; lucifer...

Ama dediğin gibi gün geçtikçe dengeler değişiyor. Sığınma ihtiyacı sanırım ekonomik kaygıları olan insanlarda daha çok oluyor belki de. Teknoloji gelişmeler artdıkça insanlar evrenin sınırlarını zorladıkça içimizde olan boşluğun varlık sebebi de evriliyor. Inanç ve sığınmak yerine başka başka şeyler alıyor sanki. Dedigin gibi acaba dinler tüm bu ızdırapları bitirmek için mi gelmişti??? Yoksa bu da başka bir güç sevdasının sonucu muydu?
Daha eski zamanlarda din görevlisi olarak adlandırılan kişilerin farklı toplumlarda yaptıkları ortadayken...salem yargılamaları gibi, türklerin islamiyete geçme süreci mesela, Vatikan mesela...toplu tarikat intiharları...hatta tarikat vs gibi toplulukların yapısal özellikleri....bunların dinin içermesini istediği akıl durumuyla anlamlarını çözmek kendi adıma imkansız sanırım.

Sonra şunu düşünüyorum; bir inanç ya da bir ekonomik sistem onu uygulayanlar kadar değil midir sonuçta...yani kağıt üzerinde zaten her şey mükemmele yakındır peki uygulanırken aldığı durum sonunda olması gerekenin yerini aldığı zaman, asıl olanın ne önemi kalır....bu da başka soru.

Yapay zeka demişsin ya nesildaşım hani bir din yapay zekaya yüklense savaş çıkarır. Olasılık çok bence de...her inanç sistemi daha çok inanan istiyorken yapay zeka sonuçta kendi gibi dusunmeyeni kendi gibi düşünmesini sağlamaya çalışacaktır...eee artık sonuç ne olur ben kestiremedim pek ama iyi olmaz gibi geldi bana.

Yazılacak öyle çok şey var ki artık bilemedim ne tarafından tutsam. Fazla uzun oldu sanırım arada yazın yanlışı olmuşsa şimdiden affola.

Sayende beyin çalıştı biraz eksik olma dilerim nesildaşım.
Kalemine sağlık.
Huzur ve sağlıcakla


black_sky tarafından 5/19/2020 10:57:19 PM zamanında düzenlenmiştir.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî Yazının sahibi 19 Mayıs 2020 Salı 23:35:25
"..kafanın ici boş değil .." demişsin ya; aklıma direk karpuz alınırken hani tık tık diye kontrol edilir ya o durum geldi:) kafamı tıklattım :)))

insanlık tarihi adem havva'dan çoğaldığımıza inanırsan; 16000 yıl ile 25000 yıl arasına tarihleniyor. hadi biz ortasını alalım.. 20000 yıl diyelim.. kuranda 24-25 peygamberden bahsedilir, söylencede 124000 bin peygamberden..
20000/24 desek 850 yıla bir peygamber düşüyor..
20000/124000 desek 16 yıla bir peygamber düşüyor..

hz ibrahim mö 1000 li yıllara tarihleniyor en fazla.

Hz ibrahimden sonra 30 peygamberin veya peygamber olup olmadığı konusunda şüpheye düşülen insan sayısı çıkıyor karşımıza..

https://sorularlaislamiyet.com/peygamberlerin-soy-agaci-ve-gelis-sirasi-hakkinda-bilgi-verir-misiniz-0
hz ibrahim 7. sırada.

37 peygamber veya peygamberliğe yakın insandan bahsediliyor..

yani son 3000 yılda (3 bin) yılda 30 peygamber desek, her 100 yılda bir peygamber ediyor..

ve son 1500 yılda birden kesiliyor bu??? akıl alır gibi değil... son 1500 yılda olanları da az çok biliyoruz tarihten??? ve tarihi de iktidar güç sahiplerinin yazdığını düşünürsek inanmak için ekstra bir zorlama yani "İNANÇ" olması gerekiyor.

bu da çocukluktan yaklaşık 12 yaşımıza kadar çevrenin etkisi ile şekilleniyor.. üstenç baskılanan eğitimle ve devamlı tekrar edile edile dini kurumlar eliyle sağlamlaştırılmaya çalıştırılıyor..

Tüm bunları sorgulamak için de en az 30-40 yaş arasında olmak icap ediyor..

devamlı okuyan araştıran sorgulayan biri değilsen de kültürel inançlara ve baskılara ister istemez yeniliyorsun..

ve dini dini anlatıyı kutsal denilen kitapları da zihinlere yerleştirmek içinde bin türlü hikaye, felsefe, akıl oyunu dini kurumlar eliyle halka yayılıyor..

avrupa hristiyanlık temelinde bunu çok zorluklarla aştı.. kilise baskısından kurtulmaları hiç kolay olmadı..

biz bunu başarmak için cumhuriyete kadar sustuk veya susturulduk ...

bilinen bir söylencedir matbaa hsritiyanlık anlatısı çürüttü, internet de islamiyet anlatısını çürütecek..

benim gördüğüm bu...


ki şin içine diğer uygarlıklar da girince bu coğrafyada SÜMERLER mesela..

bir de dünya genelindeki insanların yapmasının şuanki teknolojiyle bile şüpheye düşüren yapılar ????

kafamı tekrar tıklatıyorum:)) zihnin ne olduğunu daha çözemedik??

ne diyebilirim, ??? insanız sonuçta... her konuda aciziz daha..

ömrümüzün 75 yıldan hesaplarsak en az 3 de 1 uyuyarak geçiyor buna 25 yıl ,
geriye 3 de 2 si kalıyor... 50 yıl..
50 yıl ilk 25 yılında da okuyabilenler okuyor, düşünmek için okumak, yazmak, araştırmak kalıyor ki dünyadaki sınıfsal ayrımı da yaparsak kaç kişi zihniyle, mantığıyla, ilimle zerreden şemşe düşünerek geçirebilir...

insanların ortalama yüzde 90 ı karın doyurmak için çalışmak zorunda... bedeni yorgunluk zihni arka plana itiyor..

yüzde 10 uda insanları yönetmekle meşgul..

geriye 25 yıl kalıyor , bu 25 yılda hadi gerçeği bul bulabilirsen???

ya yüzde 90 'nın hışmına uğrarsın ya da yüzde 10 'nun tekerine çomak sokarsın???

her halükarda yalnızsın... yat aşağıya otur çekil kanara hışdama... yoksa;

yoksa dindarların yapacağı zulmün haddi hesabı yok ilahlar ve peygamberin yolunda gidiyoruz diyerek??

Tanrı varsa korusun bizgilleri...

saygı ve huzurla..
black_sky 19 Mayıs 2020 Salı 23:57:52
Valla nesildaşım senin kafanın kaynamış hali böyle hesap yapabiliyorsa...bir şey diyemezdim ben yarısında parmak hesabına geçerdim.
Haklı noktalara değinmişsin..bu matematiği benim kafa da almadı almazsa.
Ve yine dedigin gibi bu gidişatla asıl zulüm o kendini inancın koruyucusu gösteren kişilerden gelecektir. Artık o zaman neler daha görürüz kim bilir.
Tüm bunları kısacık zamanda nasıl çözeriz o da ayrı zulüm....
Anladığım hayat zulumler arasında sıkışan bir şey...
Seviyorum yazılarını nesildaşım, boş konuşmama huyunu özellikle.
Eksik olma dilerim.
muslumbayram
19 Mayıs 2020 Salı 18:33:33
Sorgulayıcı düşünce iyidir
Zihni açar
Oysa tam itaat bireyi kul köle yapar
Bu ise toplumu kendiliğinden ortaçağ karanlığına gömer

Biz millet olarak çok şanslıyız aslında
Yüzyıl savaşlarını yaşayan Avrupa da milyonlarca insan öldü ve sonunda demokrasi dediler
Bizim ise önümüze altın tepside sunuldu Atatürk sayesinde
Gelinen nokta... Türkiye de hala birey özgürlüğü düşünce özgürlüğü basın yayın özgürlüğü kısıtlamalarla dolu
Bir türlü tam demokrasiye geçemedik
Düşünen ve düşüncelerini açıklamaktan korkan bir toplum ilerleyemez
Bu mealde sizleri tebrik ediyorum
Her ne kadar yazınızın tamamına katılmasamda
Destekliyorum
Nice saygılarımla

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî Yazının sahibi 19 Mayıs 2020 Salı 18:53:03
2013 de yazdığım bir şiir abi..

"Aklın fikrin hep hürriyet
İlim irfan huyun senin"

saygılarımla, katkıların için teşekkürler.

Cumhuriyet
Cumhuriyet cumhuriyet
Hiç bitmesin toyun senin
Harmandalı zeybek horon
Sevdiğim her oyun senin

Temelinde nice şehit
Gazilerim sana şahit
Aklın fikrin hep hürriyet
İlim irfan huyun senin

Atam çekmiş hep çileni
Çiçek etmiş her dalını
Bülbül sever al gülünü
Tertemizdir suyun senin

Okulun var öğrencin var
Ellerinde güvercin var
Kekliğin var bıldırcın var
Kanatlanmış tayın senin

Okuyorum hece hece
Yazıyorum gündüz gece
*Nurefşan’dan son bilmece
Özgürlüktür mayan senin"
muslumbayram 19 Mayıs 2020 Salı 18:57:19
Şairliğin 2003 te daha mı güzel miş ne🤣🤣🤣👏🏼👍
Bir Dünyevî Yazının sahibi 19 Mayıs 2020 Salı 19:06:12
ihtiyarlıyoruz ya ondandır::))bu arada 2013...2003 de; vay be yıllar su gibi ..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.