n.asım
48 şiiri ve 12 yazısı kayıtlı Takip Et

Ayakkabı...



Bu, bana ait olmayan, bir öykünün öncesinde;
Bana ait, iç sesimdir, dış sesim çoktandır kapalı zira,
Engellilere aittir, yazıyordu, üst geçitin asansöründe, engelli bir çocuk, en geride, beklemede,

Peki neydi engel, hani sevgi neydi diye, sorarlar ya hep, al yazmalı bağla, Peki, neydi özürlü olmak,
Engelli miydi, özürlü mü? Çok tartışıldı, çok tezler, öne sürüldü,
İç sesim dedim, dış sesimi kapattığımda, iç sesimin aklı, daha başında aslında,
Sordum ona haliyle, dedim nedir Ahmet ciğerim;
Bakma sen, insanlara sıfat bulanlara, entel dantel, antin kuntin laf cambazlarına,
Onlar, özürlü değil oğlum, siz özürlüsünüz, özür dileyin hepiniz onlardan lan,
Onlar engelli değil, siz engelliyorsunuz onları oğlum, engellemeyin, az insan olun lan, kuş olun hatta kuş dedi,

Kuşlara benzetir iç sesim insanları, her insanı, mutlaka bir kuşa,
Kimi kartal, koca kanatlar, kimi atmaca, şahin, karga, kuzgun, saksağan, güvercin, papağan, kumru, hepsi işte oyuncu, hepsi insanlar gibi,
Evet, engelli ya da özürlü değil, onlar sadece farklı, hangimiz farklı değiliz ki Abi?
Sen kartalsın, karga, kuzgun, atmaca, akbaba, papağan, onlarda güvercin işte, daha çok ihtimam göstermemiz gereken serçe, yusufçuk, kumru, hepsi bu,,,

Bu öyküyü, mutlaka okuyanlar olmuştur, arşivimin de kıymetlileri arasındadır,
Ama ben, örnek olsun diye,
Zira burası, her farklılığı, bir arada bulunduran, her renkten öğrencinin ve öğretmenin, hepsinin, birbirinden, bir şeyler öğrendiği, dev bir Akademi,bir kuş cenneti,,:)

Zira bu öykü, nasıl insan olunur, bir çocuk yani güvercin, serçe, nasıl incitmeden sevilir, nasıl yardım edilir ama çarşaf çarşaf ortaya serilmez, gizlenir, kısaca , nasıl adam olunur, insan olunur’un en güzel en sade anlatılarından, biridir,
Öykünün güzelliğine, dokunmadan, olduğu gibi alacağım, zira girişte sözümü söyledim, iç sesimle muhabbetimi de ettim,,:)

İyi, okumalar efendim, hürmet ederim,,

Ayakkabı,,,

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı; ama küçük bir dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle.
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti.
Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan dışarı fırlayıp:
- Küçük!. diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!.

Çocuk, ona dönerek:
- Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama benim bir bacağım doğuştan eksik.

- Bence önemli değil!. diye atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da vicdanı. Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu.

Adam ise konuşmayı sürdürdü:
- Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.

Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
- Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?

- Çok basit!. dedi, adam. Eğer vicdan yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil.

Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrini işaret ederek:

- Baktığın ayakkabı, sana yakışır!. dedi. Denemek ister misin?

Çocuk, başını yanlara sallayıp:
- Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün değil ki!.

- İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!. dedi adam. Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder.

Çocuk biraz düşünüp:
- Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki?

- Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım. Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
- Üstelik de öğrencisin değil mi? diye sordu.

- İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır.

- Tamam işte!. dedi adam. 5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!.
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girdi. İçerideki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek.

- Benim satış işlemim bitti!. dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.
Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?
- Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan haberin yok herhalde. Bir antika ne kadar eski ise o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder.
Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:

- Bana göre 20 lira yeterli.. dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!..

Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
- Babam haklıymış!. dedi. ‘.Bu dünyada, iyi insanlar varken, ne umudunu kaybedeceksin, ne de üzüleceksin,,,
...

Ve, son kez iç sesim;
iyi insanlar, her şeye rağmen var ve var olmaya da, devam edecekler,
19 Mayıs’ı düşün, Mustafa Kemal Atatürk’ü yarın, nefes alıyorsan, umut hep vardır ve var olacaktır,,,

...

Beğen

n.asım
Kayıt Tarihi:18 Mayıs 2020 Pazartesi 18:45:09

AYAKKABı... YAZISI'NA YORUM YAP
"ayakkabı..." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Erkan Cem Arslan
19 Mayıs 2020 Salı 05:50:54
Evet bu hikayeyi daha önce de okudum. Ve kendi iç sesimle de sohbet ettim şimdiki gibi. Sizin gibi...

Her insanın iyi ve kötü tarafları var mutlaka. Bu noktada iyi tarafını kullanmayı bilmek ayrı bir meziyet sanırım. Bu hikaye bizim memleketin hikayesi mi başka ülkelerden bize ulaşmış bir hikaye ml bilmiyorum ama bizim kültürümüzde çok var böylesi davranışlar. Ama ne yazık ki her geçen gün azalıyor.

Annem geldi aklıma. Sanırım sekiz dokuz yaşlarım. Yani sene 1978 ya da 79 evin önünde top oynuyoruz arkadaşlarla... Bir amca girdi sokağa. Yaşlı, yorgun. Annem seslendi " amca kime baktın?" Diye. Amca da "kızım karnım aç bir dilim ekmek varsa verir misin?" Dedi. Annem: " Bekle getireyim" dedi. Bir süre sonra elinde tepsiyle geldi. Tavada yumurta pişirmiş, zeytin, peynir koymuş. Bir bardakta çay... Bir odunun önüme oturttu amcayı... Tepsiyi koydu kucağına gitti. Ben annemin peşinden baktım kaldım. Anlam veremedim o zamanlar.... Annemin benzer davranışlarını çok gördüm sonra. Hatta biz Sakarya Karasuluyuz. Bir yaz köylerin birinden bir genç denizde boğulmuş, köyden onlarca insan onu aramaya gelmişti de annem bizim evin sahiline denk gelen onlarca kişiye yemek yedirmişti. Sanki bizim ev cenaze eviydi ve ize taziyeye gelen insanlara ikram yapıyorduk. Çok ilginç ve değişik duygular tattım o zaman. Annemi daha çok sevdim. Ve öyle yemek degil tabi, babam durmadan karpuz peynir alıp geliyordu. Ev dediğim de bizim oralarda eskiden yazlık olarak kullanılan baraka dediğimiz ahşap yapılar. Tek maaşlı öğretmen evi neticede... Ben de durmadan servis yapıyordum ablamla... O zaman insanların yüzündeki şükran duygusunu görünce iyiliğin çok değerli bir şey olduğunu öğrenmiştim işte...

Neyse konu nereye uzandı... Kusura bakmayın...

Diyeceğim o k;i vicdan, insanın içindeki tanrı kapısı. Görmek, duymak ve herşeyden önce onunla hesaplaşmak gerek...

Yazınızın benim için ikinci güzel yanı finali... Bugün bu sayfaya üye biri yazdığı bir şiir üzerinden Atatürk'e dil uzattı. Ben de kendisine (daha önce de benzer bir şiir yazmış ve tartışmış ve bu kişi beni engellemişti) kendi şiir sayfamdan cevap yazdım. Daha sonra da onun ve benim yazdıklarım silindi. Ki yönetime de ben bilgi verdim. Onlar da ikimizin yazdıklarını da sildi. Ve asıl ilginç olan o kişiyi takip eden ve benim defterden tanıdığım abi diye hitap ettiğim kişilerin tepki göstermek yerine o şiiri beğenmiş olmasıydı. Ki milli değerleri yüksek bildiğim insanlar... Bu beni daha da üzdü....

Neyse böyle bir olaydan sonra sizin yazınızın finali içime su serpti.

Aslında bugün, tıpkı Atamızın kendi doğum günü kabul ettiği gibi, ülkemizin hatta hepimizin de doğum günü...

Çok teşekkür ediyorum size ve kaleminize...

Bayağı yazmışım. Amma içimi dönüşüm fark etmeden:)))




Erkan Cem Arslan tarafından 5/19/2020 6:05:25 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 19 Mayıs 2020 Salı 22:24:11
yorumunuz,bugün ara ara,kaç kez okudum,bilmiyorum,,her okuduğumda,nefessiz, duayla kalakaldım, güzel adamlar var, hamd olsun,anamıza rahmet, size, sağlıklı,uzun ömürler, dilerim efendim, hayırlı kandiller, huzurlu bir gün ve bayramlar,hürmetlerimle,,
asude_vuslat
18 Mayıs 2020 Pazartesi 23:37:43
Zira bu öykü, nasıl insan olunur, bir çocuk yani güvercin, serçe, nasıl incitmeden sevilir, nasıl yardım edilir ama çarşaf çarşaf ortaya serilmez, gizlenir, kısaca , nasıl adam olunur, insan olunur’un en güzel en sade anlatılarından, biridir,

Öykü zaten çok değerli,

ama iç sesiniz de öyle...

teşekkürler.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 19 Mayıs 2020 Salı 00:22:27
sizinde öyle,,okuyorum sizi hep,iz bırakmasamda,,içsesiniz,dışsesiniz,muazzam,,
teşekkürlerimle efendim,,hürmetlerimle,,
mirim
18 Mayıs 2020 Pazartesi 23:09:07
Asımcım:
Biz seninle "heri" ile tanıştık; (çaktırma)
Çok iddialı bir söz olsa da, ben birine ısındıysam onun yüreği güzeldir.

Bildiğim bir hikayeyi senden okumak daha bir anlamlı geldi bana.
Hani vardır ya, aynı fıkrayı iki ağızdan dinlersin, birine çatlarcasına gülerken, diğerine gülmek gelmez içinden. Öyle bir tezahür...

Sanırım işin sırrı bizi hikayeye hazırlama mısralarında ve sana ısınmamızda gizli.
Özel insanlara bahşedilmiş bir özellik bu.

Bu hikayeyi kaç defa ve kaç kişiden okudum bilmem. Ama ilk defa okuyormuş gibi okudum ve duygulandım.

Bir de en sona bir kaynak yapmışsın ya !
Adamsın...
Bayramını kutluyorum Asımcım...
Gençlik ve spor kısmı her ne kadar beni ilgilendirmese de :)

Saygılar...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 19 Mayıs 2020 Salı 00:28:29
bizim heri Abi,,:)aramızda,,ilk üye,olduğumda,adam olanlar sınıfına,aldığım üyeydi,ama tahmin ediyordum,,:)
onu, kuşlardan, şahine benzetirdim, sen selçuklu kartalı,,,
ben,genç,bugün otuz beş,,:)spor mecbur, meslek icabı, sayokan, ama yabgu olamadım,daha,,:)çok teşekkürlerim, hürmetlerimle,,
yarın güneş,,Samsun'dan doğacak,,,
Serkan BOL
18 Mayıs 2020 Pazartesi 22:59:27
Sanırım hayatın en önemli yanı vicdan. Vicdan olmayınca her yanımız eksik oluyor. İyi ki iyi insanları var dedirten sımsıcak bir öyküydü.

Yüreğinize sağlık.

Saygılarımla....

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 19 Mayıs 2020 Salı 00:17:34
zaman ve vicdandan,sorulacağız,,umarım, kıymetini biliriz,,sımsıcak yorum, ve içtenliğinize,teşekkürler,hürmetle,,
üçrenk (Italia)
18 Mayıs 2020 Pazartesi 22:47:50
İçimizi ısıttınız yine sımsıcak bir öyküyle..

Sevgiler, selamlar
size ve tüm iyi insanlara..


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 19 Mayıs 2020 Salı 00:15:51
sizede,selamlar, iyilik ve güzellikle,,teşekkürler,hürmetle,,
Kıyısız/ım
18 Mayıs 2020 Pazartesi 20:56:53
Şu dünya hala dönebiliyorsa iyi insanların yüzü suyu hürmetinedir...
Ve onlar dilerim hiç eksilmesinler..

Bir insana tebessüm olabilmek, umut olabilmek gibi daha güzel ne olabilir ki!

Kaleminiz gibi yüreğiniz de güzel..
Saygılar..


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 19 Mayıs 2020 Salı 00:14:55
sizinde öyle,,umut adına,,varlığınıza teşekkürler, hürmetle,,
Bir Eflatun Ölüm
18 Mayıs 2020 Pazartesi 19:02:01
Hep söylüyorum; yazdıklarımız, parmak izlerimiz gibi. Güzel insanların parmak izlerini okumak, içimizdeki umudu canlı tutuyor hayata dair.
Dünyevi’ye katılıyorum; hiç eli boş çıkmadım bu sayfadan.

Teşekkürler paylaşım için...

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî 18 Mayıs 2020 Pazartesi 19:07:37
iyiliğin sınırı yok...nasıl yapılacağı da sınırsız diyebiliriz sanki.
n.asım Yazının sahibi 19 Mayıs 2020 Salı 00:13:19
an itibariyle,doğum günüm,,hediyesi olsun,bu yorum,,:)teşekkürler,hürmetle,,,
Bir Eflatun Ölüm 19 Mayıs 2020 Salı 00:17:19
Doğum gününüz demek?
Mutlu, sağlıklı, huzur ve upuzun bir ömür dilerim.
Aslında bugün, milletçe doğum günümüz. Hepimize kutlu olsun!
n.asım Yazının sahibi 19 Mayıs 2020 Salı 00:34:39
kutlu olsun, evet, bir daha gelse Samsun'dan,iyi olacakta,,:)
gelmesede,izi izimizdir,yolunda duruyoruz,çelik gibi,,teşekkürle,efendim,sizinde,,
Bir Dünyevî
18 Mayıs 2020 Pazartesi 18:53:00
bu linkte boş yazı çıkmıyor arkadaş..
Teşekkür ederim..
Hürmet ve sevgilerimle..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 19 Mayıs 2020 Salı 00:12:19
iyi bir,yazar, eli boş,çıkmıyorsa,tamamdır,içsesim,dışa ulaşmıştır,,:)teşekkürler ve hürmetle,,
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.