n.asım
53 şiiri ve 12 yazısı kayıtlı Takip Et

Ayışığı sonatı (moonlight sonata),



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 14.5.2020 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Rivayete göre;
Kötü ve mutsuz geçirdiği çocukluk dönemi, yalnızlığı, sağlık problemleri -özellikle sağır oluşu- Beethoven’i hayata küstürmüştür.
İntihara karar verir ve hatta vasiyetini bile hazırlar.
Ancak görme engelli küçük bir kız, Beethoven’e yaşama bakışını tamamen değiştirecektir.
Gözleri görmeyen genç kızın ay ışığını hiç görememiş ve göremeyecek olması Beethoven’i fazlasıyla derinden etkiler. Ve yaşama yeniden bağlanmasına en büyük sebep olur.

Bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte Viyana sokaklarında dolaşmaya çıkmıştır.
Tam o esnada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. Apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve Beethoven’i büyüleyen ses oradan gelmektedir.
Arkadaşına, çalan kişinin muhteşem çaldığını ve onu görmesi gerektiğini söyler.
Birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar.
Kapıyı açan kadın, Beethoven’i hemen tanır ve şok olur.
Beethoven, piyano sesine geldiğini, çalan kişiyi çok merak ettiğini ve muhakkak görmek istediğini söyler.
Kadın, piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan mutlu olacağını belirterek Beethoven ve arkadaşını içeri alır. Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer.
Annesi kıza, Beethoven’in geldiğini söyler ve küçük kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar, fakat kız görme engellidir.

Bunu gören Beethoven ise, “Lütfen benden bir şey isteyin.” der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek.
Kızın cevabı şu olur; “Ben hiç ay ışığı görmedim, bana ay ışığını anlatır mısınız?”
Bu durumdan etkilenen Beethoven, bunun üzerine piyanonun başına geçer ve Ayışığı Sonatı’nı (Moonlight Sonata), doğaçlama olarak besteler.

“Bu hikâye tamamen rivayettir. Gerçek olup olmadığı kesin olarak bilinmemektedir.”
Ama, Ayışığı Sonatı (Moonlight Sonata), mükemmeldir.

Kulaklar, ruhun gözleridir, müzik huzurun, notaya bürünmüş halidir.
İbni Sina’ya göre: ses tonu değişiklikleri insan ruh hallerini belirtir.
Müzik, kişileri sadece ruhsal olarak güçlü kılmaz, aynı zamanda akıl ve vücut sağlığının tedavisinde kullanılan en etkili sağaltım metotlarından biridir.
Müzik, aslı Yunanca olan bir kelimedir ve dünyanın her yerinde aynı anlamı taşımaktadır. Türkçede musiki kelimesi de kullanılmaktadır.
Mitolojiye göre Zeus’un kızları sayılan dokuz peri kızına ‘Mousa’ (Müz) adı verilirmiş.
Eski yunanlılar bu peri kızlarının tüm dünya güzelliklerini ve ahengini düzenlemekle görevli olduklarına inanırlarmış. O yüzden bugün hemen hemen her dilde kullanılagelmiş olan ‘müzik’ veya ‘musiki’ kelimesinin bu ‘müz’ kökünden geldiği kabul edilmektedir.
Uzun uzun, anlatmaya gerek yok, yani Ayışığı Sonatı, ruha şifa dinlenmelidir.

,,,
olur ya, Ayışığı sonatı (moonlight sonata), hikayesini, bilmeyenler için, alıntı ve bilgi derlemesi olan, bir paylaşımdı,
yine de, kırmızı kurdele ile, değerlendiren kişilere teşekkür, kıymetli okuyuculara, hürmet ederim,,
güzel, yazılar vardı bugün, o yazı sahiplerinden de, özür dilerim,,

Ludwig van Beethoven’e saygı,,
n.asım

,,,
ve günün yazısı, aşağıda ki yazı olmalıydı,,,
yazar’ın izniyle, ahde vefası için, bizim dünya güzeli, çocuklarımızdan birinin, hikayesini, sayfama almak, isterim,,
onlar ki, ne temizdir, mekanları cennettir, uğurlar olsun, güzel çocuk, Mersedes Kadir,,,

“gökkuşağı renklerinden birini daha yitirdik”

Mercedes adını söyleyince herkesin aklına ilk önce dünyaca tanınan Almanya’nın ünlü araba markası gelir. Ancak bu Malatyalılar için öyle değildir. Malatya’da yaşayanlar için bu adın iki anlamı vardır.
Birinci araba markası olarak akla geldiği gibi ikinci olarak da Kadir akla gelir.
Kadir dediğim kişi 7’den 70’e her insanın tanıdığı Mercedes Kadir’den başkası değildir.
Malatyalılar için Mercedes Kadir’in adı yer yer araba markası olan Mercedes’in önüne dahi geçmektedir. Bunu bir abartı olarak söylediğimi sanmayın.
İnternette arama motorlarına Mercedes Kadir diye yazıp arayın. Çıkan sonuçları okuduğunuzda abartmadığımı sizlerde göreceksiniz…
Bu Mercedes markasından daha çok tanınan Mercedes Kadir kim diye merak edenlere anlatım.
Kimliğinde gerçek adı Fatih Kaydı olan ancak herkesin namı değer “Mercedes Kadir” adıyla tanıdığı kişidir.
Mercedes Kadir, Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Tecde Mahallesinde fakir bir ailenin çocuğu olarak 1984 yılında dünyaya gelir. Beşi erkek üçü kız toplam sekiz kardeşin altı tanesi Kadir’de dâhil olmak üzere engellidirler. Kadir küçük yaşta iken babalarını kaybederler. Aile olarak geçimlerini başta mahalle muhtarı olmak üzere komşuları ve duyarlı insanların verdiği desteklerle sürdürüyorlardı.
Mercedes Kadir’in ismi, sabahtan akşam geç saatlere kadar 3 metre uzunluğunda 10-15 santim çapındaki kalınlıkta olan sopanın önünde Mercedes arması takılı olmasından gelmektedir.
Yağmur yağmış, kar yağmış, bunaltıcı sıcak olmuş, dondurucu soğuk olmuş onun için hiç sorun olmaz. Arabasıyla Tecde’de bulunan evinden çıkarak şehir merkezine kadar geze geze gelir. Hangi saatte hangi sokakta nerede ortaya çıkacağı belli olmaz. Onun tüm dünyası üzerine binerek tüm şehri gezdiği bu sopa onun gözünde Mercedes’ten farklı değildir.
Mercedes olarak gördüğü sopasının üzerinde görseniz mutluluktan kanat takmış uçacak sanırdınız. Altında son model Mercedes arabası olan insanların bu kadar mutlu olduğunu göreceğinizi hiç sanmıyorum.
Çünkü gerçek mutluluk ne parayla ne pulla alınıp satılacak bir şey değildir. Gerçek mutluluk bir hayalin peşinde bir ömür boyu inanarak gitmek ve onu kabullendirmektir. Gerçek Mercedes arabasına binenlerin mutluluğu ile Kadir’in mutluluğu arasındaki fark işte budur.
Sopasında Mercedes arması dışında dikiz aynası, aynanın altında araba süsleri, oto teybi, küçük bir akü ve bazen de ışıkdak takılıdır.
Bu halde dolanmasını halk yadırgamaz, onu bu haliyle kabullenmiş ve bağrına basmıştır.
Mercedes Kadir’i ne vakit görseniz ağzında düşürmediği sigarası olurdu. Bir sigaradan bir iki fırt içtikten sonra atmadan yenisini yakardı.
Ceketinin cebinde ise bira şişeleri bulunurdu. Yolda bindiği aracını sürerken bir taraftan sigarasını diğer taraftan ise birasını içerek giderdi. İnsanların sigara, alkol alıştırarak zarar verdiği Kadir’in ise hiçbir insana en ufak bir zararı olmamıştır.
Bir insana iyilik yaptığımızı sanırken, bilerek ya da bilmeyerek onu sigara, alkol gibi zararlı kötü alışkanlıklara alıştırarak kötülük yaptığımızın farkında olmuyoruz. İşte Kadir’e yapılan buydu. Ona iyilik yapıldığını sanıyorken aslında kötülük yapılıyordu.
Bilinçsizce ve düşüncesizce alıştırılan sigara ve alkol nedeniyle KOAH hastalığına yakalandığından ciğerleri iflas etmişti. En son Ocak 2020’de hastaneye kaldırılmış ve yine bir süre yoğun bakımda tedavi görmüştü.
Hayatı yerel ve ulusal birçok televizyon ve gazetelerde gündeme getirilmiş, Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Kent Müzesinde balmumundan heykeli yapılarak konulmuş ve sosyal medyada adına fan sayfaları dahi açılmıştı.
Sanayide onu tanımayan onun arabası için ilgilenmeyen bir tane dahi tamirci ustasını bulamazdınız. Kimi tamirci onun arabasına dikiz aynası takar, kimi teyp takar, kimisi de armasını takar. Mercedes Kadir, sanayide hangi tamirciye uğrayıp arabamda arıza var dese, hepside onu ciddiye alarak dinler ve arızayı tamir etmeye çalışırlar.
Malatya’da yayın yapan Malatya Tv’de Malatya Gazeteciler Derneği Başkanı Orhan Çetin’in hazırlayıp sunduğu ve Trafikten Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı, Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürü, Bölge Trafik Şube Müdürü ile Belediye Kent Trafik Müdürünün katıldığı “İşin Doğrusu” adlı programda ilin trafik sorunu ele alınır.
Program içerisinde vatandaşlardan gelen sorulara da yer verilmektedir. Orhan Çetin, Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürüne ilginç bir soru olduğunu belirterek soruyu okur. “Trafik müdürü ehliyetsiz ve ruhsatsız araç kullanan birine bilerek göz yumuyor?” şeklindeki soru karşısında çok şaşıran trafik müdürü, “Göz yummuşuz! Mümkün değil!?” der.
Müdürün şaşkınlığını yine Orhan Çetin, göz yumulan kişinin Mercedes Kadir’in adı olduğunu açıklayınca giderir. Müdür, “Yarın bize gelsin ona özel ehliyet ve ruhsat verelim.” der. Daha sonra Kadir’e fahri olarak ehliyet ve ruhsat hazırlanarak verilir. Plakası 44 MK 444 şeklinde hazırlanarak ruhsata yazılmıştır. Ehliyette ise ad-soyadı bölümüne Mercedes Kadir, sınıf bölümüne A’dan Z’ye, kullandığı cihazlar bölümüne de 3 metre sopa, ayna, CD eklenerek verilmiştir.
Kadir, sürdüğü arabasıyla trafik ışıklarında durur, diğer araç sürücüleri onu gördüğünde yol verir, bir yerde duracağı zaman arabasını park ederdi. Yanlış yere park ettiğinde ya da çok hızlı gittiğinde ise trafik polisleri Kadir’i durdurup ceza yazar ve günü geldiğinde ise arabasını muayeneye gönderirlerdi.
Mercedes Kadir hakkında okurken güldüğümüz ancak gülerken dahi düşündüren yaşanmış birçok gerçek ilginç olay olmuştur. Dilden dile dolaşan bu yüzümüzde tebessüm ettiren olaylardan bir kaçı şöyledir:
Mercedes Kadir bir gün kullandığı sırık arabası arızalandı diye sanayiye gider. Tamirci ustası arızasını söyler ve üç gün sonra gelip alabileceğini söyler. Üç gün sonra Mercedes Kadir tamirciye uğrar. Usta daha işinin bitmediğini yarın gelmesini söyler. Mercedes Kadir bu şekilde iki hafta boyunca gider gelir. Bir gün yine gider sanayiye ama usta işinin daha bitmediğini söyler. Mercedes Kadir sinirlenerek, “Yeter artık yap şu arabayı iki haftadır eve yürüyerek gidip geliyorum.” der.
Kadir gibi durumda olanlara birçok insan deli derler. Oysa hep merak etmişimdir, asıl deli mi akıllı yoksa akıllı mı deli? Bunun cevabı belki de dernekte yılarca omuz omuza mücadele ettiğimiz arkadaşım İbrahim’in şahit olduğu olayda bulunmaktadır. İbrahim’in sanayide bulunduğu bir gün Kadir’de oraya gider. Orada bulunan Baki Usta “Kadir gel senin arabanla İbrahim’in arabasını değişelim?” der. Kadir’in cevabı çok manidardır. “Niye ben sakat mıyım ki?” der. Akülü sandalyeyi yürüme engelli olan insanların kullanmasını bilecek kadar da akıllıdır.
Onun için kimi deli dedi, kimi veli! Ama o ne deliydi ne de veli. Her toplumda bulunan ve deli mi yoksa veli mi olduğuna karar verilemeyen insanlardan biriydi. Hepimiz gibi bir insandı. Aramızda tek fark vardı, onun içi de dışı da birdi.
Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” sözünün yaşayan bir örneğiydi o! Peki, bizler öyle miydik? Ne içimiz bir bizim, ne de dışımız! İçimizde binbir fesatlık kol gezerken, tilkiler dönüp dolaşırken yüzümüze taktığımız sahte maskelerle gülücükler savurmaktayız.
Ülkemizin doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine kadar her mahallesinde, sokağında, ilçesinde, köyünde ve en ücra köşesinde Kadir gibi sevilen, sahiplenilerek korunan saf, temiz ve hiç kötülük nedir bilmeyen zararsız kendi halinde insanlar geçmişte yaşadıkları gibi günümüzde de yaşamaya devam etmişlerdir.
Bunların her birinin kendine has olan tutumları, davranışları, yaptıkları ve konuşmalarıyla insanların gönlünde müstesna bir yer edinirler.
Bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin ölçülmesinin yoluyla ilgili birçok bilimsel açıklamalar mutlaka vardır. Ancak bana göre bir ülkenin gelişmişlik düzeyi mimari dokusunu koruyorlar mı, sokaklarını temiz tutuyorlar mı, kaldırımlarının yüksekliğini evrensel standartlarda yapıyorlar mı, yaşlısına, engellisine, çocuklarına, kimsesiz insanlarına ve garip mazlumlarına zarar vermeden koruyup kollayarak, sevgi ve saygıda kusur etmeyerek sahiplenmeleriyle ve sokak hayvanlarına gereken ilgiyi gösteriyorlar mı diye açıklarım. Belki bu dediklerimden birçoğu yapılıyor ya da yapılmıyor olabilir, ancak Mercedes Kadir açısından bakınca onun sevildiğini, sayıldığını ve sahiplenildiğini söyleyebilirim.
Ancak bununla beraber şu gerçeğin altını da çizerek belirtmek istiyorum. Onu ne kadar çok sevmiş, saymış ve sahiplenmişsek de, bir o kadar da erken yaşta vefat ederek aramızdan ayrılmasına da katkı vermiş olduk. Bunu yapanları, buna katkı verenleri uzaklarda aramayalım. Onu sigaraya, alkole alıştıran, her zaman sigara alıp veren, alkol içiren kimlerse işte onlardır.
Zararlı ve kötü alışkanlıklar edinmesine sebep olan ben, sen, o ve diğerleridir. Bu tür şeylere alışmasına neden olurken ona iyilik yapmadık, tam aksine kötülüğün en alasını yaptık.
İşte bu Mercedes Kadir’imiz, 18 Nisan günü KOAH hastalığından dolayı vefat ederek hakkın rahmetine kavuştu. Vefat haberinin duyulmasıyla devletin en üst yetkililerinden Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Kasapoğlu başta olmak üzere değişik partilerden birçok milletvekili, merkezi ve yerel bürokratlar, siyasetçiler, idareciler, sivil toplum yöneticileri, gazeteciler vb gibi kişiler taziye mesajları paylaştılar.
Sözün özü olarak, ünlü yazarımız Yaşar Kemal’in “O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler.” dediği gibi Kadir’de bu dünyadan bir hayalle bindiği Mercedes sopasıyla aramızdan sessizce çekip gitti. Onun aramızdan ayrılışıyla Malatya caddeleri, sokakları ve kaldırımları sessiz ve renksiz kaldı artık. Gökkuşağı’nın renkleri gibi bir şehri renklendiren insanları, değerleri vardır! Mercedes Kadir’de Malatya’nın renklerinden bir tanesiydi. Malatya şimdi gökkuşağı renklerinden birini daha yitirdi! Daha önce vefat eden abisi Neco gibi, Davulcu Kazım gibi! Mekânı, mekânları cennet olsun…
“Bir garip ölmüş diyeler, üç günden sonra duyalar, Soğuk su ile yuyalar, Şöyle garip bencileyin.” diyen ünlü halk şairimiz Yunus Emre, bu sözleri sanki Kadir için, Kadir gibi olanlar için söylenmiş gibidir.

Ali Haydar Koyun
Yazar/Engelli Aktivist

Yazar’a saygı,,,

Beğen

n.asım
Kayıt Tarihi:13 Mayıs 2020 Çarşamba 14:57:24

AYıŞıĞı SONATı (MOONLIGHT SONATA), YAZISI'NA YORUM YAP
"Ayışığı Sonatı (Moonlight Sonata)," başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
(AYSIZ)
14 Mayıs 2020 Perşembe 21:25:09
Evet okunmalı.

Rabbim mekanlarını cennet eylesin birer birer giden ve gitmeye devam eden iyi insanların. ..



Eyvallah.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 14 Mayıs 2020 Perşembe 21:27:29
amin, ecmâin, gözlerinize sağlık,efendim,hürmetle,,
Eyvallah,,
üçrenk (Italia)
14 Mayıs 2020 Perşembe 21:08:07
Keyifle okudum.. Teşekkürler..
Sevgiler..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 14 Mayıs 2020 Perşembe 21:09:30
sabrınız için,teşekkür ederim,efendim,,hürmetle,,

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Aşkar...
14 Mayıs 2020 Perşembe 17:37:54
Merhaba Şair

burada bâzı şiirler yazılar güne değil göğe asılmalı göğe
çok bilindik ay ışığı hikayesi bin kez karşılaşsam bin kez okurum

Mersedes Kadir
Malatya'nın tebessüm eden yüzüydü evet en güzel rengiydi gökkuşağında Malatya'nın
hikayelerini tebessüm ile dinlerdim Malatyalı arkadaşlarımdan
ya da okuyunca bir yerde bir dostumla karşılaşmış gibi sevinirdim
Ali Haydar bey o kadar içli ve edebi kaleme almış ki
bunun içinde çok teşekkürler çünkü;
Ali Bey'in yazısını okuyamasaydım çok üzülürdüm çok güzeldi
berhudar olun siz ikiniz de var olun
saygı ve esenlik dileklerimle her iki yazara da
sağlıcakla

Aşkar...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 14 Mayıs 2020 Perşembe 17:53:35
eyvallah Abi'm,,hürmet ederim,,,
alihaydarkoyun 29 Mayıs 2020 Cuma 12:09:57
Aşkar bey, yazıma gösterdiğiniz ilgiden ve bu güzel düşüncelerinizden dolayı çok teşekkür ediyor, sevgiyle ve dostça selamlıyorum...
ersinbaşeğmez
14 Mayıs 2020 Perşembe 15:02:32
Yazı, anlatılanlar ve anlatan. Hepsi birbirini tamamlamış. Yazı iyi ki gün’e gelmiş.

Tebriklerimle

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 14 Mayıs 2020 Perşembe 15:09:45
teşekkür ederim,hürmetler efendim,,
Borges K.D
14 Mayıs 2020 Perşembe 13:45:28
iki hikaye de muhteşem
ayrıca diğer yazıyı da yazınıza eklemeniz "günün yazısı" olarak o yazıyı görmeniz takdire şayan
tebrik ediyorum efendim
sevgilerimle kalın

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 14 Mayıs 2020 Perşembe 15:10:16
teşekkür ederim,hürmetler efendim,,
Bir Dünyevî
14 Mayıs 2020 Perşembe 13:42:53
her güne düşen şiir ve yazı sahibine , yazı ve şiir altına kendi seçecekleri birer yazı ve şiiri şiiri ekleme şansı verilmeli veya seçme butonu eklenmeli... güzel bir uygulama olur bence..

yazının biri güç ve umut verirken okuyana diğeri vefa ve kadişinazlık örneği sergiliyor..
harikaydı hem bethoven, diğeri üzücüydü..

ay ışığı senfonisini burada duydum, dinleyeceğim.

(yazıya ilk baktığımda farenin tekerini aşağı kaydırdım, bu kadar uzun yazıyı okuyamam diye okumadan çıkmıştım.. meğer iki yazı varmış)

eğer her yazınız ay ışığı senfonisi gibi umut verecekse ustam, sizi takibe alsam iyi olacak:))ilaç gibi gelir ruhuma..

saygı ve huzurla efendim..
eksik olmayın..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 14 Mayıs 2020 Perşembe 15:12:43
siz, beni takip edin,efendim,,:)benim,öykülerim kısadır,ama sonunda,mutlak hep iyiler, kazanır, söz verebilirim,,:)teşekkür ve hürmet ederim,,
muslumbayram
14 Mayıs 2020 Perşembe 11:47:08
Harika bir öykü
Gerçek yaşamdan duygusal anlar
Teşekkür ederim böylesi bir yazıyı bizimle paylaştığınız için
Saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 14 Mayıs 2020 Perşembe 15:10:37
teşekkür ederim,hürmetler efendim,,
Hicran Aydın Akçakaya
14 Mayıs 2020 Perşembe 11:03:20
Sizin gibi insanlar oldukça insanların insanlara olan inancı asla sarsılmayacaktır.
Hem sizin yazınızdan hem de sayfanıza aldığınız yazıdan fazlasıyla etkilendim.
Sayfa tepeden tırnağa güzel insan imzası taşıyor.
Ne diyeyim var olun, sağ olun, sağlıkla kalın, güzel kalın.
Saygılar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 14 Mayıs 2020 Perşembe 15:09:09
bir fransız sormuştu bana, siz bu kadar dert, iç dış düşman, nasıl hala,bu kadar güçlüsünüz, nasıl daha,güçlü,ayakta kalıyorsunuz, dedim, biz birbirimize inanırız, biz birbirimizede, benzeriz,,şiir okurken burada, sizi okuyunca derim, bu ülkenin,geleceği daha aydınlık, analar var, ışık,,aşkarı okurken, derim, yedi düvel, yine birleşse gelse, kaç yazar, mirimi, afet ablayı okurken,işte adamlar var, erkeği kadını, topraktan, hürmet ederim,efendim,,
YediYıldız
14 Mayıs 2020 Perşembe 05:43:16
Ayışığı Sonatı’nı dinlerken hep sonsuzluğa, sonsuz bir aşk’a adanmışlık hissederim.Belki de sağırlığının başlamış olduğu dönemde acı sını anlatmıştır diye de düşündüğüm olmuştur belli bölümlerinde.Ama sonlarına doğru aşk a teslimiyet o kadar bariz gelir bana ki,şimdi okuyunca sizi böyle bir hikayesi olması ihtimalini hiç aklıma getirmediğimi farkettim.Çok teşekkürler...

Tebrikler hem güne düşen yazınız hem de okunmasını desteklediğiniz yazıyı sayfanıza koyma nezaketinde bulunarak, insan olmanın ayrıcalığında , insanca paylaşımlar yapabileceğimiz bir ortamda var olduğumuzu hatırlattığınız için.

Saygılar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 14 Mayıs 2020 Perşembe 15:18:01
çok, teşekkür ederim,efendim,,güne değer olan, Ali Haydar beyin, yazısıydı,,değerlerimizden, birini anmıştı,çokta güzel, anlatmıştı,,hürmetle,,
TUANAY
14 Mayıs 2020 Perşembe 04:32:48
Yazınız muazzam güzellikte
Yüreğinize sağlık
Tebrik ederim ayrıca
günün yazısı seçmişler
Devamı gelir inşaallah
Saygılar ve hürmetler 🍀😊

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 14 Mayıs 2020 Perşembe 15:14:50
teşekkür ederim, kıymetli sanatçı,şairim,hürmetler,efendim,,
-Sude Nur Haylazca-
13 Mayıs 2020 Çarşamba 17:02:31


Ahenk, ritim, ruhu saran büyüleyici sözsüz, notlarla evrendeki her oluşu resmetmek.. Hissettirmek. Cenininken ilk tanıştığımız ses, tanışıklığımız... Avusturya sokaklarında dolaşırken aklıma gelenler...

Kızılderilerin yaptığı müzik de müthiş etkili..

Sanatın evrenselliği, sanatın dili, dini, ırkı yok..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 13 Mayıs 2020 Çarşamba 18:10:55
her şeyin, bir dili, vardır, efendim, katılmıyorum,,
bu eski, popülist bir söylem,ama, mevlanacıyım, bu konuda, elif şafağın arsızca, içini boşalttığı, Mevlevilik değilde,
aynı dili değil, aynı duyguları, paylaşanlar, anlaşır felsefesinde,
ve, Avusturya, ah viyana, dostlara, derim, viyana, opera binasını görmeden, cafe centralde, bir latte içmeden, ölmeyin, almazlar cennete,,:)
hürmet ederim, efendim,,
Elif Gülce
13 Mayıs 2020 Çarşamba 16:00:48
Müzik için derler ki,
Ruhlar aleminde Rabbimizin
_"ELESTU BI RABBIKUM"
Nidasinin insan ruhuna işlemesi ve sürgün geldiğimiz bu yerde O Sesi ararken müzik icad olunmuş.
Bu da bir rivayet fakat iyi ki sanat var iyi ki müzik var...
Yoksa sonsuzluğu nerede tadacaktık
Emeğinize sağlık

Elif Gülce tarafından 5/13/2020 4:43:49 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


n.asım Yazının sahibi 13 Mayıs 2020 Çarşamba 18:09:30
“bezm-i elest'te alınan misak”,,,Elestü bi Rabbiküm " bu sese âşık olunmuştur
evet,, Kâlu Belâ,,diyelim,,hürmet ederim, efendim,,
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.