4
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1097
Okunma

Varsayalım ki başın yayladayız,
Sen, o dağların yayla güzeli...
Rüzgâr aşkına kapılmış esiyor,
Kanat vuruyor çamlar, selamlıyor bizi.
Çifte Pınar’da, Çamrak’ta,
Sen şen şakrak, sen neşeli...
Kır çiçekleri topluyorsun eteklerinde,
Bahar serilmiş ayaklarına;
Yeniden doğuyor ölü yanın.
Tatlı bir tebessümle:
"Hadi yürü" diyorsun bana,
"Bahar gelmez biz el ele tutuşmadan..."
Sonra yürüyoruz...
Aylardan nisan, gök masmavi.
Yağmur döküyor bulutlar bereket niyetine,
Ulu bir çam altına sığınıyoruz.
Islak öpüşlü dudaklarımızdan,
Kahkahalar saçılıyor meydanlara.
Kalmıyor dargınlık, bitiyor sancı...
Alacakaranlıkta bir tahtırevalli,
Gıldırgaçta sallanıyoruz çocuk gibi.
Gün yüzünü seninle açarken,
Sabahın köründe uyanıp körebe oynuyoruz;
Zamanın sustuğu o yerdeyiz...
Sırt sırta vermişiz seninle,
Yemiş veren bir ağaç gibi dimdik ayaktayız.
İblis ölüm uykusuna dalmış,
Biz Akpınar’da ateş yakmışız...
Türkümüzü söylüyoruz dağlara karşı;
Sen "kahve" diyorsun, ben "çay" diyorum.
Başlıyoruz uzun uzun sohbete;
Senin çocukluğundan, benim çocukluğuma...
Sonra dönüyoruz bu günlere;
Tanrı affetmiş bizi, anlıyoruz.
Hemen sokuluyorum sol yanına,
Ve öylece huzurla...
Uykuya dalıyorum.
Salim Erben
8.0
50% (1)
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.