HİDAYET DOĞAN
790 şiiri ve 193 yazısı kayıtlı Takip Et

Korona virüs belasının üstesinden de geleceğiz inşaallah paniğe gerek yok..



Korona virüs belasının üstesinden de geleceğiz inşaallah paniğe gerek yok..

Dünya 2020 yılına girerken Korona virüs kabusuyla gözlerini açtı.Çin’de başlayan tüm dünyayı tehdit eden gözle görülmeyen bir virüs tüm dünyayı esir aldı.

’’Çin’de koronavirüsü ile mücadele etmeye çalışıyor. Virüsün ortaya çıktığı Vuhan kentindeki Huanan Deniz Ürünleri Pazarı’nda satılan ürünler ile virüs arasında bir bağlantı olabileceği düşünülüyor.

Korona virüsünün nedeni Çin halkının beslenme kültürü mü yoksa bu hastalık labaratuvar ortamında mı üretildi bilinmiyor.

Her ne kadar Korona virüsün yarasa çorbasından insanlara geçtiği iddiaları konuşulsa da Çin’liler ilk kez yarasa çorbası içmiyor.

Hastalığın çıktığı pazarda yarasa, yılan, koala, yavru kurt, timsah, tilki, tavuskuşu gibi hayvanların etlerinin satılması Türkiye kamuoyunda sanki hastalık bu etlerden dolayı ortaya çıkmış gibi bir algı oluştursa da virüsün nereden neş’et ettiğine dair herhangi bir delil yok!

Ortada herhangi bir delilin olmayışı da beraberinde çeşitli şüphelerin gündeme gelmesine neden oluyor.Şüphelerden biri bu virüsün laboratuvar ortamında oluşturulduğu düşüncesi…

İlk şüpheli olarak akıllara ABD ve Küreselciler geliyor.SARS, H1N1 ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi bir çok hastalığın biyolojik savaş kapsamında laboratuvarlarda üretildiği gerçeği dikkate alınırsa Korona virüsün üretilmiş olabilme ihtimali daha anlaşılır oluyor.

Keza Corona virüs ile SARS ve MERS virüslerinin belirtileri o kadar benzeşiyor ki!
Küreselcilerin insanlık nüfusunu azaltmak hep iddia edilegelmiştir. Nüfus azaltma yöntemlerinin bir kısmı (algı operasyonları) denendi kısmı bir başarı elde edildi.

İkinci aşamada eşcinsellik propagandası ile insanlık hedef alındı ve bu alanda da nispeten yol alındı.Üçüncü yöntemin biyolojik silahlar olduğu hep iddia edilegelmişti.

Terör Uzmanı ve Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ bu virüsün Amerika bağlantılı bir biyolojik savaş olduğunu düşündüğünü söylüyor.

Güvenlik ve Strateji Uzmanı Erhan Çalışkan da yaklaşık aynı şeyleri düşünüyor.Çalışkan; “Çin, ABD’nin tahtını sallayan ülke. Bu nedenle ABD, Çin’de aniden ortaya çıkan bu virüsten sorumlu olabilir. ABD’nin, Çin’i durdurmak için sadece ekonomik değil biyolojik savaşı da kullandığını düşünüyorum. Çünkü bu virüs normal bir virüs olamaz" diyor.

Bu konu ile ilgili sadece güvenlik uzmanları konuşmuyor. Evrimcilerin de bu virüs ile ilgili söyledikleri var.Evrimcilere göre bu virüs Hayvanlar Aleminde yaygın olarak görülüyor ve türler arası etkileşim yaşadıktan sonra insana bulaştı.

Virüsün ana kaynağı olarak çok-bantlı bungarus ("Bungarus multicinctus") olarak bilinen, fotoğrafta gördüğünüz türü gösteriyorlar.Fakat bunu söyledikten sonra klasik ifadelerini de kullanıyorlar.

Ancak hastalığın kaynağı olabilecek diğer adaylar arasında yarasalar ve rakunlar da bulunuyor; dolayısıyla şu anda kesin kaynağı söylemek mümkün değil. Hatta hayvan kaynaklı olmama ihtimali de bulunuyor.’’alıntı

***
Gelelim şu Küreselciler meselesine.Geçtiğimiz günlerde bir tv.de bu konuyu anlatan bir proğramı baştan sona izledim.Pazar günleri.... tv de Mehmet Ali Önel’in konuşmacı olarak katıldığı Ortak akıl proğramında geçen tüm gerçekleri sizlerle paylaşmak isterim.

Dünyadaki sermayenin %80 ini yaklaşık 20-25 aile kullanıyorlar.Geri kalan yüzde yirmiyi tüm dünya insanları ülkeler devletler..Bunlardan en ön sırada olanları inceleyelim:

Rockefeller Ailesi: 3 trilyon dolar nakit paralarının olduğu söylenen aile Dünya ile alakalı tüm komplo teorilerinde isimleri geçiyor. Petrol devleri. 2. Dünya Savaşı’nda iki tarafa da yardım ettiler. Dünyayı yönettiği söylenen aileler için en meşhuru.

Rothschild Ailesi: Rockefeller isminden sonra en çok bu sülalenin adı zikredilir. Köklü bir aile Dünyanın herhangi bir yerinde savaş varsa kesin bunlar başlatmıştır şeklinde bir inanış yaygın.

Morgan Ailesi:Bankacılık sektörünü kontrol ettiği söylenen aile.Ailenin kurucusu John Pierpont Morgan İç Savaş sırasında silah satıcılığıyla ticarete atıldı. Şu an ABD politikasında söz sahibi ailelerden biri olarak görülüyor.

Baruch Ailesi:Diğer üç aileye göre fakir ancak daha etkili bir aile olduğu söylenir. Atom bombasının ortaya çıkışından soğuk Savaş’a kadar her olayda parmakları var.

Windsor Hanedanlığı:Bildiğiniz İngiltere Kraliyet Ailesi. Aslında gayet naif ve mütevazı insanlar gibi duruyorlar. Ancak, gizli işler çevirdiklerine dair pek çok komplo teorisi de mevcut.

Murdoch Ailesi:Temelleri Avustralya’da atılmış bir medya devi aile Fox’un sahipleri. Gerçi, birçok varlığı Disney’e sattılar. Belki de artık dünyayı yönetmekten bıkmışlardır.

Oppenheimer Ailesi:Afrika’nın altınını, elmasını sömüren aile Elmas gibi aslında nadir olmayan bir madenin bir şekilde değerli olmasını sağlayan aile

Hampton ve Goldman Aileleri:ABD menşeli, birbirine çok yakın iki aile Ancak, Rus derin devletiyle de ilişkileri olduğu söyleniyor. Haklarındaki dedikodular yoğun olsa da gerçekte kim oldukları net değil. İsimleri çok geçiyor ancak cisimleri yok. Belki de bu aileler içinde en tehlikeli olanları.

’’Bu Küresel sermeye dediğimiz aileler artık Yeni Dünya Düzenine Tek bir Dünya Devletine geçmek istiyorlar.Ulus devletleri yok edip yerlerine kendilerinin idare ettikleri yeni bir nizam kurmak istiyorlar.

Korona virüs denilen son salgından şimdiye kadar 20-30 bin insan öldü.Bundan önce dünyanın yaşadığı salgınlara baktığımızda bu sayı devede kulak sayılır.Durun daha işin başındayız ne kadar insan ölecek bunu şimdiden kimse kestiremiyor.

Ama yakın geçmişte Afganistan’da Irak’ta Suriye’de Yemen’de açlıktan milyonlarca insan bombalar altında öldüler evinden yurdundan edilip yollara düştüler.Bu kimsenin umurunda değil..

Korona virüs salgınında herkes eşit buna yakalanacak gibi bir görüntü dünyaya verilmek bir korku havası yaılmak isteniyor.Prens Charles, Sağlık bakanları, İngiltere Başbakanı virüse yakalandı iddiaları ortalıkta televizyon ve internet sitelerinde devamlı yayılıyor.

Küreselciler Yeni Dünya Düzeni dediğimiz bu nizamı kurarken eşitlik özgürlük temelinde kurmak İstiyorlar.Ama aslında bu modern bir kölelik.İnsanlar bu 20-25 ailenin küresel şirketlerine köle yapılmak isteniyor.

Küresel güçler ipi elinde tutuyorlar.Bil Gatesin şirketleri,The Ekonomist dergisi bu küresel sermayenin önde gelen şirketleri.Küresel çapta bütün dünyadaki yayınlar bunla tarafından çıkartılıyor.

Hafızanızı bir yoklayın.Aralık ayında The Ekonomist’in her yıl çıkardığı takvim kapağında 2020’ ye ilişkin tahminler subliminal mesajlarla okuyuculara verilmişti.Bir virüsün dünyayı yakıp kavuracağı o günlerden belliydi.Adamlar dünyaya hakimler artık hiç bir şeyi gizleme ihtiyacını duymuyorlar.

Çin’de Vuhan şehrinde çıktı ilk olarak bu korona virüs.Çin komunist bir devlet.Yolda birden düşerek can veriyordu insanlar.Bu senaryonun bir ayağıydı.İlk zamanlar eyvah Çin gitti dediler.Aslında bilmeden bizi tuzağa düşürdüler.

Bu yapılan aslında biyolojik bir savştır.%2-3 öldürme oranı olan bir virüs nasıl dünyayı ele geçirecekti.Bir korku aşıladılar tüm dünya halklarına.İngilizler bile bu virüse yenildi.Çindeki ölümler yürekleri ağıza getirdi.

Çin derken şunu iyi düşünmek lazım.İnsan iş gücünün ucuz olduğu,nufusu 1.5 milyardan fazla dünyanın en büyük devleti.Küresel güçler son kırk yıldan beri fabrikalarını Çin’e taşıdılar.Çin’deki sermaye işte bu 20-25 küreselci ailenin şirketlerine aittir.

Küresel şirketleri idare eden bu aileler üretim merkezi olarak Çin’i kullanmaktaydılar.Ama bu da doyuma ulaştı.ABD’ye AB’ ye rakip olan dünyada her geçen yıl hızla büyüyen Çin’i durdurmak istediler.

Bil Gates,2015 yılında konuşma yaptığı bir Konferansta:Atom bombasından korkmayın,virüsten korkun diyor.Birileri Küreselciler Tapınakcılar haşa Tanrıcılık oynuyorlar.Ulus devletlerin şimdiye kadar yaptığı tüm yatırımlar çöküşe uğruyor.Artık Yeni Dünya Düzenine kendinizi alıştırın diyor.Tabi kendileri buna çoktan hazırlar.

Bil Gates’in şirketleri dünyada aşı işinde bir numaradır.Afrika’da özellikle Kenya’da 250 milyon çocuğa aşı yaptıklarını sitelerinde yayınlıyorlar.Çad’ın bir köyünde bu aşılardan 50 çocuk öldü.Sürü görünen gerçeğe inanır.’’alıntı

***

’’Güney Kore yapımı bir filmde yıllar önce bu korona virüs bir bir işlenmiş.Almanya’da 8 yıl önce Alman Parlementosuna Robert Koç isimli birinin başkanlığında bir heyet bu korona virüsle ilgili bir rapor sunmuş.Sars virüsünün mutosyona uğratılmış bir hali olacak bu yeni tip korona virüs deniyor.

Dünyada bu virüse karşı bağışıklık hızla insanlarda çökecek ve hızla ülkeler arasında yayılacak deniyor.Etkisi Hiv ve Sars virüsünden daha çok yıkıcı olacak deniyor..

AB projesi çökmüş durumda.En son İngiltere bu AB topluluğundan ayrıldı.Bu açık bir şekilde ortaya çıktı.Bu raporda dünyada tahminen ne kadar insanın öleceğinide söylüyorlar.Bu raporu kendi insanlarını korumak için hazırlık yapmak için sundular.Almanya yıllar önceden bilerek bu virüse hazırlık yaptığı için İtalya İspanya ve İngiltere’ye göre daha az zayiatla mücadeleyi götürüyor şimdilik.

Türkiye’de ise Cumhurbaşkanı tarafından bir yıl önce korona virüse yönelik hazırlık tedbirlerinin alınması ile ilgili tüm kamu kuruluşlarına uyarı genelgesinin iletildiği medyada yazıldı çizildi.Eski tip her yıl ortaya çıkan korona virüsle ilgisi olması muhtemeldir.

İtalya İspanya Avrupa’da Almanya’ya ve İngiltere’ye göre Avrupa’nın varoşları gibidir.Daha günlük yaşarlar gün bulup gün yiyen bizim Romanlar gibidirler.Dünyada nufus azaltma projesi yaşanıyor şu anda.Özellikle yaşlı nufusun bundan etkileneceği bellidir.

İtalya’da 10 bin İspanyada 5 bin,Almanya’da 433 İngiltere’de 1020 ölüm olayı var.Türkiye’de şu anda 108 Almanya’da ölüm sayısı vaka sayısına göre bince 3 ler seviyesinde..

Bu sonuçlara bakılınca Almanyanın bu korona virüse hazırlık yaptığı ortadadır.Önlem alınmaz ise ülkelerin sağlık sistemlerinin tümden çökeceği raporlarda vurgulanmıştır.

AB Küreselci güçlerin ön proje devletiydi.Yürümedi İngiltere Breksitle bu topluluktan ayrılınca AB çöküşe geçti.
Türkiye’ye baktığımızda hazırlıksız yakalandık.Alınan tedbirler iyi güzel ama bir ay önceden alınsa bu kadar hızla yayılmazdı.Dış dünyaya kapıların kapatılması ve Umrecilere önlem alınmasıyla korona virüs bu kadar çok yayılmadan virüs kapana kıstırılabilirdi.’’alıntı

***

’’Dünyada yep yeni dünya kurulacak.Bundan sonra hiç bir şey dünyada eskisi gibi olmayacak diyor Cumhurbaşkanımız bir Ulusa Sesleniş Konuşmasında..

Tıpkı 11 Eylül ABD ’deki saldırı sonrası da buna benzer bir konuşma yapmışlardı.Dünyada Gelişmiş 20 ülke liderlerinin salında bildikleri bir vaka mı yaşanıyor diye zihinlere bir soru takılmıyor değil..Bu Yeni Dünya Düzeninde bu küresel korona virüs krizinden daha da güçlenerek yerimizi alacağız demeyi de ihmal etmediler.

15 Temmuz’da Türkiye’de bir askeri Darbe teşebbüsü yaşandı bu darbenin başarısı olmasıyla Küreselcilerin Tapınakçıların siyonist yahudilerin Asya ve Ortadoğu’da gerçekleştirmek istedikleri projeler bir bir çöktü.Eğer başarılı olsaydı bu korona virüs biyolojik silahına gerek kalmayacaktı.

ABD ’de Trump’un projelerine baktığımız zaman bu Küreselcilere karşı olduğu aşikardır.Ben Küreselcilerin tersiyim diyor.Trump’un icraatleri oyunu bozdu.Trump bu Küreselci şirket sahibi ailelere sermayeleriniz Çin’den ABD’ ye taşıyın dedi ama çoğu onu dinlemediler.

Küreselciler Türkiyede darbede başarısız olup ABD’ de Trump’un karşı icraatleriyle ABD’ yi kaybedince bu korona virüs kartını ileri sürdüler.Önce virüs dünyada bir korku kaygı ortaya çıkacak korku kaosu getirecek,Açlık ilaç sıkıntısı gıdasızlık ekonomik sıkıntılar baş gösterecek ölümler artacak..Halklar ülkelerde sokaklara dökülecek yağma isyan hareketleri baş gösterecek.

Ortada Devletler kalmayacak.Bu oyun tuttu.Halklar evlere kapandı AB ülkelerinde fabrikalar stop etti şalterler indirildi.Türkiye’de adım adım alınan tedbirlerle halkımız eve kapandırıldı.

Korona virüsten sonra bir çok ülkede kaos çıkacağı ekonomilerin bundan etkileneceği insanların işten çıkarılacağı ön görülüyor.Bir virüs dünyayı satın aldı adeta,bir çok ülkede ordu halkın sokağa çıkmaması için sokakları tutmakta.Olası muhtemel bir kaos yağma ve halkını iç savaştan korumak için sokağa indiler.’’alıntı

***

’’D.S.Ö.. Dünya Sağlık Örgütüne güvenmemek gerekir.DSÖ bu salgın ilk çıktığında insandan insana bu virüs geçmiyor demişti.DSÖ nün en büyük bağışcısı 10 milyar dolarla Bil Gates’tir.Japonya ABD’ li bir çok şirkette DSÖ ’ye bağışta bulunurlar.DSÖ Küreselcilerin bir faaliyet koludur.

DSÖ salgın çıktıktan tam üç ay sonra mart ayı başında Pandemi ilan etti.Aslında ilk yapması gereken Çin’e bir heyet yollayıp olan biteni gözlemleyip dünyayı bu küresel salgına karşı uyarmaktı ama geç kaldı.

Çin bu üç ay içerisinde tüm dünyaya sayıları milyonla ifade edilen rakamlarda turist yolladı.Virüs tüm dünyaya kısa zamanda yayıldı.Çin’den bu süreçte 30 bin turist geldi bizim ülkemize..

Küresel örgütlerin sözlerine asla bakmayacaksınız.Sağlık Bakanlığımız bu korona virüs belası Çin’de ilk çıktığı andan bil itibar önlem alsaydı Türkiye’de bu vaka sayısı olmayabilirdi.

DSÖ dünyada insanlığa bu tuzağı kuranlardan sadece birisidir.Çin Devleti bu virüsü ilk anda dünyadan saklamayıp kapılarını tüm dünyaya kapatsaydı DSÖ yü ülkeye davet etseydi,bu virüs dalgası bu kadar büyüyemezdi.

Çin’de 23 milyon telefon hattının bu üç aylık süreçte iptal edildiği kapatıldığı söyleniyor.Bu vaka sayıları da gerçeği tam manasıyla göstermiyor olabilir.Şimdilik Çin Devletinin verdiği verileri doğru kabul etmek durumundayız.

Doğu Türkistan’lı Uygur kardeşlerimizin 3 milyonu Komunist Çin’in hapishanelerinde sözde eğitim alıyorlarmış.Dünyayı da buna inandırıyor.ABD Başkanı Trump bu bir Çin virüsüdür diyor.

Doğru Çin’den çıkmış ama kimden nasıl üretildiği labaratuarda mı yoksa doğal yollarla yarasa veya benzeri karınca yiyen bir sürüngenden mi çıktığı belli olmayan sonunda tüm dünyayı tehdit eden ekonomileri altüst eden insanları işsiz bırakan bir virüs her virüs salgınında olduğu gibi.

Geliyorum diyen önceden medyada tanıtılan filmleri videoları belki de ilacı ve aşısı çok önceden hazırlanılan biraz daha anlam kazanması Küreselcilerin daha çok insanı ölüme sürükleyerek dünyayı Yeni Dünya Düzenine-Dijital Dünyaya geçirmek istedikleri yeni proje..

Küresel anlamda bir biyolojik savaş dedim tüm Ulus Devletler şimdiden ekonomik ve Sağlık anlamında tehdit altında..İnşallah tüm dünya ülkeleri bu Küresel güçlere karşı birleşecek savaş açacak ve kaybedecekler.

Onların bir planı varsa Rabbimizin de bir planı var ve Allahın cc. planı her zaman galip gelmiştir.Allah cc. tuzak plan oyun kuranların en yücesidir diyorum.

Bu Küreselci çete en nihaye iflas edecektir.Komplo teorisi el an gerçeğe dönüşmüş durumda..Ama insanlık uyanıyor tüm dünyada.’’alıntı

***

DSÖ korona virüs salgınında üç yıldan önce aşı beklemeyin diyor.O kadar süre geçmeden aşı bulunacaktır.Tüm dünyada Bilim insanları çalışmaya başladılar aşı ilaç kısa zamanda test edilip çıkarılacaktır.

Bir bir buçuk yıla kalmadan korna virüsün aşısı ilacı serumu üretilecektir.Ama bu süreçte dünya insanlarını tehdit eden başka bir bela daha vardır o da açlık kıtlık ve ekonomik durgunluğun getirdiği küresel kriz olacaktır.

İnsanlar herşeye dayanır ama açlığa gıda maddelerinin yokluğuna katlanamazlar.Nefsin terbiyesi için Rabbimizin biz kullara oruç ibadetini farz kılması bu nedenledir.

Tarım Bakanlığımız bu konuda önlemleri almalıdır.Şu anda hububatta hasat mevsimine biraz uzak ama sebzelerin ekim bakım aylarındayız.Kırsal bölgelerimizde insanlarımız hızla bu konuda desteklenip her yıldan daha fazla üretime başlanılmalıdır.

’’İtalya’da Devlet televizyonu RAİ 5 yıl önce bugün olanları tüm çıplaklığıyla işliyor.Çin Devleti 3 ayda bu virüsü yendi görünüyor.Bu konuda bir kurgu yapılmış.Dünyaya şu mesajı vermek istiyorlar.Çin bakın bu korona virüsü yendi Çin dünyayı kurtarıcı ülke olacak.Çin şu anda tüm dünyaya korona virüs tanı kiti satıyor.Ülkemize de ilk oradan geldi ilk gelenlerin biraz hata verdiği son geleceklerin biraz daha az hata verdiği yazıldı çizildi.

Çin yalancı dış dünyaya eskiden kapalı komunist bir Devletiydi şimdilerde katı kuralcı insanları silahla disiplinle idare eden bir Devlet oldukça zalim gaddar.

Çin Devleti aslında tüm dünyayı kandırıyor.Çinden gelen kitlere ilaçlara serumlara karşı ihtiyatlı olmak durumundayız.Bu hastalık bir biyolojik silah olunca çıkacak aşı da ilaçta bir proje dahilinde olacaktır.

Küreselciler artan dünya nufusunu azaltmak için Nufus Planlaması aşı çalışmaları yapmışlardır.Kolanın Amerikada zenci kadınları kısırlaştırmak için yapıdığı söylenmiştir.İngilizler ABD ’de yerli Kızılderelileri kızamık virüsü bulaştırılmış battaniyelerle topluca kırıp geçirmişlerdir.

Bu virüsün özellikle 65 yaş üstü dünya insanları kronik hastalık sahipleri için ölümcül olduğunu dikkate aldığımızda Küreselcilerin bu yaşlı dünyayı genç nufusla değiştirmek Yeni Dünya Düzenine geçiş yaptıkları ortadadır.

Çin’den gelen ilaca serumlara güvenmemeliyiz.Zehri hastalığı verenin panzehiri de vermeyeceği gerçeği kulak ardı edilmemelidir.Aşıyı ilk önce Küreselciler mi yoksa Ulus Devletler mi ortaya çıkarıp dünyaya pazarlayacak ona dikkat kesilmek lazım.’’alıntı

Şimdiden Ulus Devletler ekonomik büyüklüklerinin büyük kısmını korona virüsle mücadeleye ayırmak zorunda kalmışlardır.Kapanan şalterleri indirilen işyerleri ödenmeyen vergiler, açlık, kıtlık,olmazsa olmaz sağlık harcamaları bir de aşı ilaç tanı kitlerine harcanan paralar milyar dolarlar, bunlar kimin kasasına girmekte ona bakmak lazım.

***

Yeni Dünya Düzeni-Dijital dünya-Sanal Dünya şimdiden ülkemizde buna geçmiş durumda.Temassız kartlar, homeofisler,online eğitim,internet bankacılığı, dijital bitcoin vb.paralar ardından robot işçiler gelecek.Amaçlanan tam da budur.Dünyada tek bir devlet olacak tek para olacak insanların tamamı kontrol edilecek. Şu anda zaten ona doğru gidiliyor.

ABD AB ülkeleri bunlara hazırlık yapıyorlar.Kağıt para altın ortadan kaldırılacak,onun yerine dijital paralar geçecek diyorlar.Başarabilirler de başaramayabilirler de..

’’Küresel güç sahipleri 15 Temmuz’da Türkiyeyi kaybetti yanında bulamadı darbe başarılı olmadı.Dolayısıyla Asya ve Ortadoğu’da isteklerine erişemedi.Bu korona virüs dünyada en fazla %2-3 oranında ölümcül normal diğer grip salgınlarıda buna yakın öldürüyor.

Tüm dünyada CNN internationel benzeri kanallar canlı olarak bu korona virüsle ilgili istatistikleri veriyor tüm dünyaya bir korku salıyorlar.Halbuki bunu korkuyu iyi yönetmek gerekiyor.

Bu bir psikolojik savaştır.Bunu halk yenecek yeter artı diyerek halkımız tedbirlerini alıp bu korkuya son verip direnmelidir.Paniğe asla yer yoktur.

Sonunda Küreselci çeteler değil Ulus Devletler bu savaşı kazanacaklardır.Yeni bir Dünya Düzeni kurulmak insanlara çip takıp kontrol altına almak istendiği bir dünyaya gidiliyor.

Birkaç yıl önce bir filmde insanlara çip takılmıştı insanlar denetlenmekteydiler.Bilim kurgu türü bu film bugün gerçekleşme yolunda .Bengaldeş’te bir kısım deney insanı üzerinde denemelere başlanıldığını duydum.

İnsanların akıllarını fikirlerini duygularını ele geçiremediyseniz onları yönetemezsiniz.Çin’de yüz tarama sistemi var her alanda sizi bununla havaalanında metroda sokakta devamlı izliyorlar.Tıpkı mobese kameraları gibi ama daha çok kontrol ve sıkı takibat var.

Devletin haberi oluyor her konuda sokakta dolaşan çalışan işçinin her hareketi izleniyor.Alınan her bilet yazcıdan çıkan her belge bugün izleniyor.Çipli kartlar,dijital banka kartları biometrik fotoğraflar Yüz el tanıma araçları bunun başlangıcı..

Bu sisteme uyanlar muteber insan buna direnen karşı olanlar terörist ilan edilecek yakında dünyada..Hele bu sağlığı tehdit eden bir ölümcül virüse biyolojik silahtan korunmak için olursa şimdiden ülkemizde insanlar toplum sağlığını tehlikede gördükleri zaman bunu yapana karşı direnç oluşturmadılar mı?İstenen arzu edilen proje bu.’’..alıntı.

***
Koronavirüse ilişkin aşama ve gelinen süreç :

1. Bu salgın bilimsel , sosyal , iklimsel digital planlı bir deneydir.
2. Aralık 2015 de Paris’de imzalanan Birleşmiş Milletler iklim Değişikliği çerçeve Sözleşmesi gereğince 2020 yılından başlamak üzere 2030 yılına kadar DÜNYANIN SOĞUTULMASI kararlaştırılmıştır.

3. Trump, Obama tarafından imzalanan bu Sözleşmenin ABD’ye karşı bir ekonomik savaş olduğunu söylemiştir.
4. Dünya Meteroloji Örgütü 6 şubat 2019 da yaptığı açıklama ile 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarının son 170 yılın en sıcak yılları olduğunu ve yükselme eğrisinin devam ettiğini belirtmiştir.

5. Bu gelişmelerle Dünya Sağlık Örgütü tüm dünyaya bir salgına hazırlanılması talimatı vermiştir.Türkiye de 13/04/2019 da yayınlanan pandemi genelgesi ile hazırlıklar başlamış ve Ağustos Eylül 2019 aylarında illerin tamamı hazır hale getirilmiş Ulusal Pandemi Planı yayınlanmıştır.

6. Salgın Pandemi Bill Gates ve John Hopkins Üniversitesi tarafından Newyork da 18 Ekim 2019 tarihinde 3.5 saat süren bir simülasyon ile tüm dünyaya ilan edilmiştir.

7. Halen ABD deki tüm veriler dünyaya John Hopkins üniversitesi tarafından servis edilmektedir.
8. Salgın pandemi süresinin Dünya için 6 ay olduğu açıklanmıştır. ilk vaka 17 Kasım 2019 da Çin’de başlamış olup 6 aylık süre 17 Mayıs 2020 de dolmaktadır. Yani bu salgın Dünyada Mayıs sonu itibariyle tamamen bitecektir.

9. Ulusal düzeyde yani Türkiye için ise salgının süresinin 6 hafta olduğu Ulusal Plan da açıkça belirtilmiştir. Türkiye de ilk vaka 19 Şubat 2020 de Rize de tespit edilmiştir. Buna göre 12 hafta 13 mayıs 2020 de dolmaktadır.

10. Salgınların başından ve sonundan 3-4 haftasının KULUÇKA ve SÖNME olarak kabul edebiliriz. Buna göre Türkiye’de 20 Nisan civarında ölümler bitecektir. Dünya da ise 30 nisan son diyebiliriz.

11. Rahat olun kendinizi koruyun. Bu salgına sebep olan koronavirüs bulaşıcı virüslerin en yumuşak kalpli en insaflı üyelerinden biridir bu planlı deney için özel olarak seçilmiştir.

12. Bu planlı deneyle insanlar evde tutularak, fabrikalar ve küçük her yer kapatılarak, ulaşım durdurularak hayat bilinçli olarak yavaşlatılmıştır.

13. Salgın sırasında uzaydaki 22000 uydu, bilim adamları ve milyonlarca kamera ve bilgisayarlar ile her türlü bilgi derlenmektedir. Sıcaklık düşüşü , iklim değişikliği , okyanuslar denizler ve göllerdeki yaşam balık artışı , hayvan davranışları, kutuplar, kirlilik düzeyi vs herşey kayıt altına alınıyor insanlığın geleceği için..

14. Salgın sırasında insanlar Çin’de Rusya’da ve ABD’de başka digital sistemlerle takip edilmekte ve yeni digital uygulamalar test edilmektedir.

15. Salgın sırasında kapitalistler özellikle Amerikan Merkez Bankası FED öncülüğünde bol miktarda para basarak Dünya varlıklarını borsalar üzerinden yağmalamaktadırlar. Salgın bittiğinde birçok zenginlik el değiştirmiş olacak.

16. Koronavirüse rağmen Çinde hayat kısmen yavaşlamasına rağmen Ocak 2020 ayı son 170 yılın en sıcak ocak ayı olarak kayıtlara geçmiş olup salgından sonra Dünyada üretim yeniden planlanacak büyük ihtimalle termik santraller yasaklanacak ve Paris iklim anlaşması sayesinde dünyanın ısınması sona erdirilecek ve soğuma başlayacaktır.

17. Salgın sırasında denenen digital faşizan uygulamalar kalıcı hale gelecek BÜYÜK GÖZALTI daha da kapsamlı hale gelecek nefes alışımız dahi izlenecek her türlü kaçamak imkansız hale gelecektir.

SONUÇ : Bu salgın pandemi planlı bir deneydir. Karantinaya ve hayata devam. 20 Nisan dan itibaren kısmi özgürlük başlıyor. (Yazı alıntıdır. Asuman Şentürk Kuyu)

***

Sene 1918, İspanyol Virüsü Dünyayı Kasıp Kavuruyor, 18 Ay İçerisinde ABD’de 675.000 KİŞİ,,Fransa’da 400.000 KİŞİ,
İngiltere’de 250.000 kişi ölüyor.

Dağılma dönemine girmiş, elinde günümüzdeki Türkiye toprakları kalmış şanlı Osmanlı İmparatorluğunda ise ölüm sayısı sadece 10.000.

Hayatını bu virüse adamış ABD’li bilim adamı Alan Turing virüsten yaklaşık 10 yıl sonra Türkiye’yi ziyaret ediyor.
Şimdi bu ziyaretini onun ağzından "Enigma" adlı kitabından dinleyelim.

"Yıllarca kendi milletimden insanları öldüren bu virüsün nasıl olur da savaşta ve yıkılmanın eşiğinde olan bir imparatorluğa hiç etki etmediğini aklım almıyordu.

Türkiye ziyaretimde farkettim ki Türkler dünyanın en temiz insanları idi. Biz tuvaletimizi sokaklara yaparken, taharet musluğu onlar için hayatın vazgeçilmez bir parçasıydı, biz duş almak nedir bilmezken onların hamamları vardı, biz tuvalet nedir bilmezken onlar yemekten önce ve sonra, tuvaletten önce ve sonra ellerini yıkıyorlardı."

"Ancak tüm bunların virüse karşı bu kadar etkili olamayacağını çünkü virüsün çok kolay bir şekilde insandan insana temasla geçebileceğini düşünüyordum.

Evet Türk’ler temiz insanlardı ancak bunun başka bir nedeni olmalıydı, ardından Ayasofya Camiisindeki banyo benzeri bir ortama gittiğimde ellerini ve ayaklarını, yüzünü, kollarını yıkayan bir adam gördüm. Ona bu neyin nesidir diye sordum?"

"Verdiği yanıt beni beynimden vurulmuşa çevirdi, bu abdesttir ve biz günde 5 kere bu ibadeti yerine getiririz, namazın şartıdır dedi."

"İşte anlamıştım, biz virüsten kırılırken bu milletin dimdik ayakta kalma nedeni günde 5 kere aldıkları abdest idi."

Alan Turing bu hakikate vakıf olduktan sonra Müslüman olmuş ve dönemin sömürgeci İngiltere’sinde idam edilmiştir.

Dostlar sormak isterim, bize ne oldu? Savaştayken karşısında dimdik durabildiğimiz, Corona musibetinden 10 kat daha öldürücü ve zararlı bir virüse meydan okuyan dedelerin torunları iken nasıl olur da aradan sadece 100 yıl geçmesine rağmen bu müsibete karşı savunmasız kaldık.

Çuvaldızı kendimize batırıp belki de bu müsibetin bize Hz. Allah tarafından bir yavuz hatırlatma olduğunu düşünürsek, namazlarımıza geri dönersek, aynı 100 yıl önce olduğu gibi galip geliriz.

Mevlam bu yazıyı kaleme alandan razı olsun.Bizi asıl öldüren gayri müslüme benzeme virüsüdür. Hepimiz oturup düşünmemiz lazım. Evdeyiz vaktimiz çok.Mevlam hastalarımıza acil şifalar nasib eylesin inşaallah.

***

1950’li yıllarda bir İngiliz şilebi Portekiz’den aldığı Madura şaraplarını İskoçya’ya götürür.Demir attığı limanda yükünü boşalttıktan sonra, şilepte çalışan denizcilerden biri unutulan şarap kolisi kaldı mı diye denetlemek üzere soğuk hava deposuna girer.

Onun içerde olduğunu fark etmeyen başka bir denizci ise, kapıyı dışardan kapatır. Soğuk hava deposunda mahsur kalan denizci, var gücüyle bağırır, çelik duvarları yumruklar, ama kimseye duyuramaz sesini.Çakısıyla içerden açmaya çalışır kapıyı, mümkün değildir. Boş şilep, yeni yükünü almak üzere Portekiz’e doğru yola çıkar.

Mahsur denizci, depoda açlıktan ölmeyecek kadar yiyecek bulur. Ama deponun dondurucu soğuğuna fazla dayanamayacağının bilincindedir.Kapıyı açamayan çakısıyla, çelik duvarlara kendisini bekleyen ölüm sürecini yazmaya, daha doğrusu kazımaya başlar.

Günbegün, adeta bilimsel bir titizlikle soğuğun vücuduna önce uyuşturucu sonra yavaş yavaş öldürücü etkilerini, el ve ayaklarının nasıl duyarsızlaştığını, donan burnunu ve buz gibi havanın dayanılmaz yakıcılığını anlatır.

Şilep Lizbon’a demir attığında, soğuk hava deposunun kapısını açan kaptan, zavallı denizcinin cesediyle karşılaşır. Duvarlara kazıdığı acılı sonunu okur ve.. kendisi de hayretten dona kalır.

Çünkü soğuk hava deposunun derecesi 19’dur. İskoçya’ya götürdükleri Madura şarapları 18 derecede taşınmayı gerektirmiş, şilep yükünü boşalttıktan sonra soğutma sistemi zaten kapatılmış olup, kendi haline bırakılan deponun sıcaklığı bir derece de yükselmiştir.

Yani biçare denizci donarak ölmemiş, donduğunu sandığı (ya da donacağına inandığı) için ölmüştür.
(Kaynak: Bernard Werber, ‘İzafi ve Mutlak Bilgi Ansiklopedisi’)

.......................................

Paniğin bağışıklık sistemini % 50 zayıflatan bir etkisi vardır.
Ve zihnimiz bize inanılmaz oyunlar oynayabilir.

Korku çoğu zaman iyidir, sizi hayatta tutar. Lakin panik her zaman kötü sonuçlar verir.

İnsanın boş kaldığı, amaçsız hissettiği anlar ise zihnine en kolay yenildiği anlardır.

Sürekli sıkıldığınızı düşünmek, haberleri takip ederek olası felaket senaryolarına kafa yormak, sosyal medyadaki komplo teorileri ve asılsız haberler ile paranoyaya hemen atlamak yerine zihninizi oyalacak işler ile meşgul olmayı deneyin.(Duygu Eren)

***
Nûh Aleyhisselâm Zamanında yaşlı bir kadın vardı.Nûh Aleyhisselâm’a Olan Sevgisini ve İmanını belirtebilmek İçin her Gün Yanına Gelir,Bir Tek İneğinin Verdiği Sütü, Ona Hediye Getirirdi. Bu Sütü Bâzen Yoğurt Ettiği de Olurdu.

Kadın Duymuştu, Yakında Büyük Bir Tufan Olacak, Aylarca Sürecek, Bu Tufanda Ancak Hazreti Nûh’a İnanıp Gemisine Binenler Kurtulabilecekti.Kadın Her Gelişinde:“Ey Peygamber!” Derdi, “Biliyorsun, Sana İnanıyorum, Seni Seviyorum. Ne Olur, Tufan Olacağı Zaman Bana da Haber Ver. Beni de Al Gemine, Buralarda Ölmeyeyim...”

Nûh Aleyhisselâm Söz Verdi Alacağına Dâir. Tufan Günü Gelip Çattı, Nûh Aleyhisselâm’ın Gemisi Hareket Etti. Peygamber, Yolun Orta Yerinde Hatırladı ve Çok Üzüldü; Kadını Çağırmayı Unutmuşlardı.

Ortalığı Sular Bastı, Yer Yerinden Oynadı Ancak Nûh Aleyhisselâm’ın Çevresindekiler Kurtuldular. Tufan Altı Ay Sürmüştü. Gemi Nihâyet Karaya Kavuştu.

O Sabah O Kadın Yine Geldi Süt Çömleği ile! Peygamber Kadını Canlı Görünce Şaşırdı. Kadın, Getirdiğini Nûh Aleyhisselâm’a Sundu ve Sonra:“Ey Peygamber!” Dedi, “Unutmuyorsun Değil mi?

Tufan Çıkınca Bana Haber Vereceksin. Dün Sabah Hatırlatmıştım Yâ, Bir Kere Daha Hatırlatayım, Senin İşlerin Çoktur, Unutursun?”Nûh Aleyhisselâm Şaşkın-Şaşkın Bakıyordu:“Dün mü?!” Diyebildi, “Hani Altı Ay Önce...”

Dedi ve Sonra Caydı Sözünden, “Peki...” Diyerek Kapattı İşi. Kadın Gidince:“Yâ Rabb!” Dedi, “Bu Nedir? Burada Kalanların Hepsi Helâk Oldular da, Bu Kadın Niçin Kurtuldu? Niçin Bilmedi Altı Ayın Geçtiğini?”

Cebrâil Aleyhisselâm Geldi ve Şöyle Bir Açıklama Getirdi:“Ey Nûh! O Sana İnananlardandı. Biz İnananları Severiz, Sen Onu Unutmuştun Ama Biz Unutmadık. Koruduk Onu!”

Ertesi Sabah Geldiği Zaman Nûh Aleyhisselâm Kadına:“Bak” Dedi, “Sen Bilmiyorsun, Farkında Değilsin. Tufan Oldu, Bitti. Hem de Altı Ay Sürdü!” “Nasıl Olur, Yâ Ben?”

“Ben Seni Unutmuştum. Allah Unutmamış, Korumuş. Peki, Sen Bu Altı Ayda Her Şey Sulara Battığı Zamanda, Tufana Ait Hiçbir Belirti Görmedin mi?”

Kadın Hatırlamaya Çalıştı, Sonra da:“Ha... Bak!” Dedi, “Bir Gün İneğimin Şöyle Tırnaklarına Biraz Çamur Bulaşmıştı Ama Hepsi Bu Kadar ve Bir Gün...”

Evet, İnanan Bu Kadın İçin Altı Aylık Tufan Yalnız Bir Gün Gibi Geçmiş ve Onun Kılına Bile Dokunmamıştı!!!

Yani?Şunu ne demek istiyoruz.

Bir virüs’tür aldı başını gidiyor. Her gün gözümüzün önünden rakamlar gelip-geçiyor. Şu kadar vak’a var, şu kadar şüpheli kantina’ya alındı, şu kadar kişi hayatını kaybetti.Evvela Hastalarımıza şifa, ölenlerimize rahmet diliyoruz.

Biz her türlü tedbirimizi alarak Allah’a tevekkül ettikten sonra “altı ay süren tufandan hiç haberi olmayan kadın misali” bu milletin evladı bu felaketi, en az zararla geçiştirecektir inşallah…

Yetkililer, uzmanlar ne diyorsa harfiyyen uygulayalım, Allah’a olan imanımızı ve tevekkülümüzü yitirmeyelim. Gerisi kolay inşallah…

Bu kadar dünyadaki mazlumun duasını alan, Düşkünlerin elinden tutan, Ağlayanların gözyaşını silen, asil bir milletin evladlarını Allah cc. İnşaallah koruyacaktır.

Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.
Rabbim bütün insanlığı, islam dünyasını, ve Tarihi şanla, şerefle dolu olan bu milleti korusun.İnşaallah...

02.04.2020//KIRIKKALE
HİDAYET DOĞAN

Beğen

HİDAYET DOĞAN
Kayıt Tarihi:2 Nisan 2020 Perşembe 11:46:22

KORONA VIRÜS BELASıNıN ÜSTESINDEN DE GELECEĞIZ INŞAALLAH PANIĞE GEREK YOK.. YAZISI'NA YORUM YAP
"Korona virüs belasının üstesinden de geleceğiz inşaallah paniğe gerek yok.." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.