mirim
316 şiiri ve 161 yazısı kayıtlı Takip Et

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 26.3.2020 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Geçen gün Ordu’dan İstanbul’a geliyorum, Gerede’den otobana girdiğimde şok oldum. Çünkü Gerede’den otobana geçiş yaptığımız kaynak yoldan ana otobana geçiş için neredeyse bir km gidilir ve ancak fırsat bulup anayola geçiş yapılırdı. Oysa ne önümde ne arkamda ne de Ankara istikametinden İstanbul’a giden yol üzerinde bir tane araba vardı. Yani yol tamamen benimdi. Yaklaşık 20-25 dakika yapayalnız yolculuk yaptım. Daha sonra İstanbul’dan Ankara istikametine giden tek tük araba görünmeye başladı. Bu 20-25 dakikalık süreçte aklıma Walking Dead isimli meşhur dizi geldi. Adeta bir korku filmi sahnesini andıran yolda uzun süre araba görmeden devam etmek resmen psikolojimi etkiledi. İlk gördüğüm arabayı da akraba gibi hissettim.

Daha sonra uyku bastırdığı için ismi Berceste olan bir mola yerinde mola verdim ama arabadan hiç inmedim. Vardığımda yaklaşık 10-15 civarında araba vardı ve muhtemelen onlar da istirahat amacıya durmuştu. Aradan ne kadar geçti bilmiyorum; uyumuşum. Uyandığımda korku filmi ara verdiği yerden devam ediyordu. Çünkü sağıma soluma baktığımda Berceste’nin normalde iğne atsan yere düşmeyecek kadar kalabalık olan, park etmek için yer bulmakta güçlük çektiğiniz bahçesinde sadece ben vardım ! Herhalde uykudayım ve kabus görüyorum diye düşündüm. O arada güvenlik görevlisini gördüm ve camı aralayıp seslendim. Sanırım benim yemek sorduğumu düşünmüş olacak ki, beyefendi servis açmıyoruz, sadece paket yapıyoruz dedi. Ben de onu sormadığımı, uyumadan önce 10-15 araba olduğunu ama uyandığımda benim dışımda hiç araba olmama nedeninin girişi kapatmak olup olmadığını merak ettiğimi söyledim. Bana hayır, kapatmadık ama gelen giden yok diye cevap verdi. Daha sonra yoluma devam ettim ve Adapazarı civarına geldiğimde yolda araba sayısı artmaya başladı.

Asıl konu şu; artık korku filmi senaryoları yavaş yavaş gerçekleşmeye başladı. Google’da "Virüs" filmi diye tarama yapıldığında 134 bin sonuç bulundu şeklinde cevap alıyorsunuz. Bu filmlerin hepsi tahmin ve hayal gücü üzerine insanlar tarafından yazılan senaryolardan doğmuş. Ama inananlar için Allah’ın, inanmayanlar için doğanın ya da bir takım karanlık güçlerin yazdığı senaryonun filminde hepimiz rol aldık. Herkes payına düşen rolü doğaçlama olarak oynuyor. Senaryo belli ama replikler ve hareket şekli bize kalmış. Her filmde olduğu gibi insanlığı kurtarmaya çalışan insanlarla, kıyamet gününde bile hala parazit yapan, maddi çıkar peşinde koşan kötü kalpli, çıkarcı gruplar bu filmde de var.

Bir gazetede okuduğum bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Özetle:
"Almanların 8 yıllık corona virüsü raporu ortaya çıktı!
... Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Alman Meclisi’ne tam 8 yıl önce sunulan Robert Koch Enstitüsü ve çok sayıda bilim kurulunun hazırladığı rapora ulaştı. Raporda "Mutasyona uğramış, yeni SARS-CoronaVirüs, Güneydoğu Asya’daki bir hayvan pazarından çıkacak. Tüm dünyayı saracak. Ülke olarak hazırlıklı olmalıyız. Üç yıl sürecek. İki kez mutasyona uğrayacak. Aşısı üç yılda ancak bulunacak. Bir kez hastalanan, iyileşmiş olsa bile mutasyona uğramış yeni virüsten yine etkilenebilecek" ifadeleri yer aldı."

Daha önce de izlediğim bir videoda benzer iddialar yer alıyordu. O videoda da 2003 yılında SARS virüsüyle Corona virüsünün karışımı olan bir virüsün laboratuvar ortamında sentezlenerek insanlığın başına bela olması için hazırlandığı yönünde iddialar ve belgeler vardı.

En tehlikeli silah konvansiyonel mi, nükleer mi, kimyasal mı diye tartışılırken biyolojik silahlar çok fazla dikkate alınmadı. Sonuç ortada...

Güneş patlayacak, uzaylılar istila edecek, göktaşı çarpacak ve dünyanın sonu gelecek şeklinde üretilen senaryolar artık geri plana itildi. Çünkü bundan sonrası için hiçbir garantimiz yok. Eğer komplo teorileri gerçekse, muhtemelen bu virüsü üretenlerin elinde aşısı da var. Ama bu virüsün mutasyona uğrayarak eldeki aşıları boşa çıkartma itimali hesap edilmediyse vay halimize. Ki muhtemelen her virüsün yaptığı gibi mutasyona da uğrayacak. Yani gerekçesi ne olursa olsun dünya artık hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak.

Ya bizim için ? Yani Türkiye için ?

Biz sanırım bir müddet direneceğiz.
Direneceğiz ama neye ?
Bu virüsün laboratuvar ortamında üretilip insanlığın başına bela edildiğini söyleyenler diğer yandan da bunun Allah’ın bir gazabı olduğunu söylüyor. Sanki yalnız gayrimüslimler için gönderilmiş bir belaymış gibi paylaşımlar yapıyor. Kabe’de uçan ebabil kuşlarında keramet arayanlar, sırf bu virüs yüzünden Kabe’nin ziyarete ve ibadete kapatıldığı gerçeğini görmezden geliyor. Eğer onların tezi doğru ise, bu küçük kıyametin başımıza musallat olmasında son yirmi yılımızın rolü olma ihtimalini neden gözden kaçırıyorlar ? Cennete götüren terlik ve yanmaz kefen tüccarı Cübbeli Ahmet gibi şarlatanlarla aynı çizgiyi paylaşan güruh, ilmin, bilimin ve mantığın ürettiği gerçekleri yok saydığı sürece bizler gayrimüslimlerin üreteceği aşıları dört gözle beklemeye devam edeceğiz. Yani çarenin bilimde olduğu gerçeğine uzun müddet direneceğiz.

Evet, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Tokalaşmak, sarılmak, öpmek, eğlenmek, düğün dernekte halay çekmek, bar, pavyon gibi virüs barınmasına en müsait yerlerde macera aramak tarih olacak. Hayatımıza öyle yer edecek ki, gelenek ve görenekler mazide kalacak. Herkes birbirine potansiyel hasta muamelesi yapacak.

Bu pandeminin ilan edildiği sürecin başında Amerika’da en çok satın alınan şey nedir biliyor musunuz ? Silah ve cephane. Özellikle Amerika ve Almanya gibi ülkelerde bizde olduğu gibi kilo ya da çuvalla alma kültürü olmadığından halk marketlere hücum etmiş ve en başta tuvalet kağıdı, kağıt havlu, bebek bezi, kadın pedi gibi şeyler stoklanınca market rafları boşalmış, bu da aç kalma, bulamama endişesiyle gelecekte yağma olaylarının evlere kadar sirayet etme korkusu insanları silahlanmaya yöneltmiştir. Bundan sonra Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa gibi ülkelerde de bizim gibi kilo ve çuval kültürü gelişeceği kesindir.

Peki ya bizde durum ne ?

Yukarıda dediğim gibi bizim evlerimizde zaten stok mevcut. Hemen hemen herkesin evinde uzun süre yetecek kadar erzak var. Peki o erzaklar bitmeye, eksilmeye başladığında neler olacak ? Malumunuz üzere virüs sadece insan sağlığını değil, dünya ekonomisini de alt üst etti. Büyük ölçüde ithalata dayalı bir ekonomik sistemin hakim olduğu ülkemizde ya acilen üretim ekonomisine geçilecek ya da gelecekte olması muhtemel olaylar göze alınacak. Ve en kötü senaryo da özellikle Kuzey Amerika’da hakim olan yağma kültürüne ayak uydurma ihtimali... Ki bunun küçük örneklerini ve provasını maske ve eldiven gibi virüsten koruyan maddelerde yaşadık.

Sonuç olarak; ne ülkemiz ne de diğer ülkeler için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Beğen

mirim
Kayıt Tarihi:25 Mart 2020 Çarşamba 00:52:03

HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK YAZISI'NA YORUM YAP
"HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Nuray Çakmak
2 Nisan 2020 Perşembe 00:21:08
Nefis yazı.
Evet hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Sizin de dediğiniz gibi.
Yeni dünya düzeni, cehenneme hoş geldik. Acı ama gerçek bu.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 2 Nisan 2020 Perşembe 01:18:23
Her geçen gün karamsarlığım artıyor.
Mecbur hissetmesem haber bile izlemeyeceğim. Çünkü artık psikolojimi bozuyor.
Sadece bu illet değil, bir de bu cahil millet...
Evet cehenneme hoş geldik. Herkes kendini büyük kaosa hazırlasın bence.
Söylenecek çok şey var çok...

Anladınız siz onu...

Çok teşekkür ederim.
Fatma Oral
29 Mart 2020 Pazar 10:15:44
Kalemine sağlık üstadım.

Bu gün yarın virüsün mutasyonundan doğacak sonuçları hayal dahi edemiyorum.

İşte sana insan eli ile kıyamet senaryosu.

Saygılarımla.

Cevap Yaz
Serhat BİNGÖL
26 Mart 2020 Perşembe 23:25:37
Çok haklısın Ahmet hocam, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. İnsanların dini inanışlarından, dünya görüşlerine, değer yargılarından kültürel değerlerine kadar vesaire birçok duygu ve düşüncelerinde önemli değişimler olacaktır.

Ha! Bir de her şart ve koşulda değişmeyenler de olacaktır tabi. Örneğin: Ülkemizde ya da dünyada yaşanan trajik sorunları fırsata çevirmeye çalışan malum kesimler varlıklarını aynen sürdüreceklerdir. Mesela eldiven maske, kolonya gibi gerçekte üç kuruşluk değeri olan şeyleri fırsattan istifade astronomik fiyatlarla satanlardan tutunda, ateist düşünce yapısına haklılık kazandırma çabasıyla korona virüsün ALLAH'IN yaptırım gücünden daha etkili olduğunu dolayısıyla buradan hareketle yaratıcı gücün olmadığını iddia eden gerzeklere kadar birçok gariplikler ve garip fırsatçılıklar sanırım her zaman olacaktır.

Umarım ve dilerim bazı değişimler akıl ve mantık boyutunda ele alınır ve bilimi, ilimi öne alan bir anlayış ülkemize ve dünya’ya hakim olur.

Güne gelen bu anlamlı yazını ve kalemini gönülden kutlarım.

En içten saygı ve sevgilerimle.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 26 Mart 2020 Perşembe 23:38:04
Hoş geldin Serhat...
Bir konuda hemfikiriz.
Küçük kıyametten bile nemalanma derdinde olan şerefsizler yüzünden daha önce sarsılan inancım ve sevgim şimdi yerle yeksan oldu.

Müslüman Türk milletine ucuz hesaplar yapmak yaraşır mı ya ?
Bu nasıl bir fırsatçılıktır ? Bu nasıl utanmazlıktır ?
Yurt dışında, yani gavur (!) ülkelerinde tanıdıkların varsa sor, bir kuruş koymuşlar mı malın üstüne ?

Yok ya bu millet için artık tırnağımı kesmem ben. Alayına yazıklar olsun.

Ben sadece bunun üzerinden cevaplayacağım.
Teşekkür ederim.
Serhat BİNGÖL 27 Mart 2020 Cuma 00:29:48
Benim tanıdığım Ahmet Abim, inançları, sevgisi ve vicdanı çok güçlü bir insandır.

Hocam, hiç şüphen olmasın dünyanın her yerinde kötü niyetli insanlar var. Belki sosyolojik yapımız ve ekonomik koşullarımızdan dolayı fırsatçı insanlar bizim ülkemizde biraz fazla ama dediğim gibi dünyanın her yerinde kötü niyetli insanlar vardır. kaldı ki bizdeki iyi insanlar onlardan fazla. Dolayısıyla naçizane düşüncem o fırsatçı kötü niyetli insanlara bakarak duygu ve düşüncelerimizin olumsuz yönde etkilenmesine izin vermemeliyiz.



mirim Yazının sahibi
26 Mart 2020 Perşembe 22:02:54
............


mirim tarafından 3/26/2020 11:47:04 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Serap IRKÖRÜCÜ
26 Mart 2020 Perşembe 21:05:46
Başlık, yaşananların sonunu çok güzel anlatmış...

Bence de iyisiyle kötüsüyle hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...
Küresel boyutta yaşanan bu son durumun adını koymak bile kolay değil. Ömrü billah börtü böcek yiyen bir kültürün durup dururken tek bir virüs kapıp bunu tüm düyaya yaymaları bana hiç inandırıcı gelmiyor.

Büyük bir sosyal deneyin denekleri olduğumuz düşünmek de içimi acıtıyor doğrusu ama ne yazık ki yaşananlar daha çok buna işaret ediyor. İplere bağlanmış kukla gibi hissediyorum kendimi.

Dünya nüfusunun gittikçe yaşlanması, insanlığın yaş ortalamasınn uzaması, dünyadaki besin kaynaklarının gittikçe yetersiz kalacağının hesabının yapılması... gibi nedenlerle yıllardır böyle bir sosyal deneyin düşünüldüğü, önceki 'corona' çeşitleriyle kontrollü yayılmayı yapıp yapamayacaklarını denendiği ve az da olsa çoklu ölümlerle nüfüsü azalttığı varsayımları çok da uzak gelmiyor bana.

Bu sefer sanırım silahı yanlış tuttular, çünkü projeleri kontrolden çıkarak geri tepti ve kendilerini de vurdu!...

Bu yaşananlardan ( arta kalan ) insanlık akıllı çıkarımlar yapabilirse, düşünce düzeyimizde bir sıçrama olabilir belki. Çünkü artık, 'inanmak' duygusu yitirilecektir büyük ihtimalle. Bir kötü tarafı bunun, herkes birbirinden her anlamda kuşku duyacak, belki de 'güven' yitirilecektir.

Bu durum, 'planlanandan' uzun sürerse, korkarım ülkelerin bile stokları yetmeyecek, işte insanlığın en zor durumu o günler olacak...

Umarım bu senaryo gerçekleşmez, ve hepimiz gereken dersleri alarak 'az hasarla' atlatırız bu günleri...

Üzerine yazılacak çok şey var bu konuda ama... 'sussam gönül razı değil, söylesem faydası yok' misali... bu kadar.

Güne gelen yazınızı kutlarım Ahmet Bey.

Saygılarımla.



Serap IRKÖRÜCÜ tarafından 3/26/2020 9:15:02 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 26 Mart 2020 Perşembe 21:51:28
Değerli öğretmenim;
Bu konuda o kadar çok spekülasyon var ki, saymaya kalksak ne sayfa ne de zamanımız yeter. Hepsini de ayrı ayrı incelediğimizde hepsinin temelinde mantığa uygun gerçeklik payına rastlamak mümkün.

Ben bu virüsün laboratuvar ürünü olduğuna inananlardan yanayım. Bunun için yeterince belge ve gerekçe var. Sizin de dediğiniz gibi muhtemelen kontrolden çıkma ihtimalini göz ardı ettiler. İzlanda'da yapılan bir araştırmada daha şimdiden 40 ayrı mutasyonu tespit edilmiş. Yazımda da belirttiğim gibi eğer gerçekten mutasyon yönünü iyi hesap etmeden aşısını da ürettilerse yandık !

Bir musibet bin nasihate bedeldir diye bir söz var; bilirsiniz. Umarım bu musibet bizim akla, mantığa ve bilime yönelip bu konuda sıçrama yapmamıza vesile olur. Yoksa Cübbeli ve koca iktidarın desteğini alarak cahil ferasetini öven profesörler gibi adamlara kalırsak yandık ki yandık. Eğer şimdiye kadar harcanan, betona gömülen ve popülist yatırımlarla heba edilen kaynaklar bilime yöneltilseydi her açıdan on misli daha iyi durumda olduğumuz gibi, muhtemel felaket senaryolarından korkmamıza gerekte kalmazdı.

Ne dersek diyelim; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Saygılar Serap hanım.
snyilmaz
26 Mart 2020 Perşembe 15:48:46
yazınızı ilgiyle okudum...
farklı bakış açıları elbette olacak.
asırlardır salgın hastalık var...binler,hatta milyonlar gitmiş.
son yuzyıl bu anlamda dikkate değerdir.
ben insan aklının bilimin mantığın bu süreçten de büyük kazanımlar elde ederek çıkacağına inananlardanım...
Çevre temizliği,devlete duyulan gereksinim,bir için herkes, herkes için birin yeniden değerlendirileceği bir yen, zihniyet haritası oluşacak.
Sadece II. dünya Savaşında ölenlerin sayısı 70 milyonon üsütündedir çok sayıda kaynağa göre
sağlıcakla kalınız



1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 26 Mart 2020 Perşembe 21:38:49
"ben insan aklının bilimin mantığın bu süreçten de büyük kazanımlar elde ederek çıkacağına inananlardanım...
Çevre temizliği,devlete duyulan gereksinim,bir için herkes, herkes için birin yeniden değerlendirileceği bir yen, zihniyet haritası oluşacak."

Bunu ben de umuyorum.
Ama daha büyük felaketlerin kapımızı çalma ihtimali de çok zayıf değil.
Teşekkürler. Sağlıcakla...
Ahmet Zeytinci
26 Mart 2020 Perşembe 14:42:03
Bütün dünya milletleri özetle insanoğlunun kendine gelmesi kolay olmayacak sanırım...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 26 Mart 2020 Perşembe 21:36:07
Atom boyutunda bir virüs silindir gibi ezdi geçti demek isterdim ama henüz geçmedi, ezmeye devam ediyor. İnsan oğlunun haddini bilmesi için bir fırsat...
gelincik
26 Mart 2020 Perşembe 01:38:27
Gerçeklerle yüzleşmek.
Değeri bilinmemiş yeni ve kötü günlerimizin üstüne kurulan Dünya.

Allah yardımcımız olsun.

Sevgiler ,selamlar


Cevap Yaz
gelincik
26 Mart 2020 Perşembe 01:38:24
Gerçeklerle yüzleşmek.
Değeri bilinmemiş yeni ve kötü günlerimizin üstüne kurulan Dünya.

Allah yardımcımız olsun.

Sevgiler ,selamlar


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 26 Mart 2020 Perşembe 21:34:34
Yüzleşmek ya da gerçeklerin bir virüs vesilesiyle yüzümüze çarpması...
Adına ne dersek diyelim devrim boyutunda bir değişim yaşanacak.
Ders alırsak zayıfta olsa pozitif yönde bir değişim hayalimdir.
Teşekkür ederim.
Bedri Tokul
26 Mart 2020 Perşembe 00:28:31
Tabii olması gereken de buydu.
Daha çok kişi okusun. Okusun da bilgilensin.
Tebrikler AHMET'im.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 26 Mart 2020 Perşembe 21:30:59
Eyvallah can abim.
Anlayan yüreğin varolsun.
BOZOK KIZI
26 Mart 2020 Perşembe 00:10:23
Tebrikler Ahmet bey düşüncelerine tercüman olmuşsunuz geç kalmadan tekrar kendi kendimize yeten bir ülke olmalıyız çok geri gittik çok,
ders almıyoruz hiç bir şeyden bilime yatırım yapılmıyor biyolojik savaşlar başladı gelişmiş ve varlıklı ülkelerin halkları ayakta ve hayatta kalırken bizim gibi ülkeler baktıkça batacak.yüreğiniz kaleminiz susmasın.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 26 Mart 2020 Perşembe 21:30:14
Aliye kardeşim öyle ki, her açıdan gelişmiş ülkelerin en az 50 yıl gerisindeyiz. Ve maalesef bu farkı kapatacak hiçbir girişimimiz ve çabamız yok.

Bu bir komplo olabilir ya da olmayabilir. Ama kesin olduğunu bildiğim ve bildiğimiz bir biyolojik savaşın zaten pençesindeyiz. O da GDO lu ürünler. Ülkemizde artık yerli tohumla mahsül üretmek yasak. Yerli tohum ektiğinizde ceza alıyorsunuz. Mesela geçen gün yerli tohum ekmek isteyen öğrencilerin tarım alanına bir rektör traktörle girmek istedi. Düşünebiliyor musunuz kendi elimizle kendi ipimizi çekiyoruz. İsrail laboratuvarlarında genetiğine şekil verilmiş tohumları kendi devletimiz dayatıyor. Yani biz bu savaşı taa baştan gönüllü kaybetmişiz.

Saygılar ve teşekkürler.
BOZOK KIZI 27 Mart 2020 Cuma 11:24:43
Yerli tohumunuzu istemeyenlerin kanının bozuk olduğu kesin ülkemi siyonist ajanlar yönetiyor bu kesin ve bunlar ne yazık ki en başımızdalar hainlerin elinden can çekişen ülkem ve türk soyunu bitirmeye yemin etmişler bunlar.
levent taner
25 Mart 2020 Çarşamba 12:46:49
Gerçekten yaşamın ritmi size ancak gerilim filmlerinde görülebilecek tek araba/tek insan modelini yaşatmış

"Bu virüsün laboratuvar ortamında üretilip insanlığın başına bela edildiğini söyleyenler diğer yandan da bunun Allah’ın bir gazabı olduğunu söylüyor."

Bazı insanlar oradan oraya zıplar dururlar hocam, trambolinde hissi verirler insana

Dediğiniz gibi bu işin Müslümanı gayrı Müslimi yok, çok boyutlu muhasebe yapmazsak eğer, t cetvelinin aradığı denge sağlanmaz

Hani derim ki, birincil anlamıyla muhasebenin öyle bir sistematiği vardır, dışarıdan dengelemek için rakamsal müdahaleyi kaldırmaz, kendi kuralları ve doğal ritminde işler, firmanın değişkenleri, argümanları neyse onları kabul eder, "koyma suyla değirmen dönmez" deyim yerindeyse

Başlıkta ve içerikte vurguladığınız üzere sürecin travmatik sonuçları olacaktır kuşkusuz

Resmi ağızlardan tamam artık her şey yolunda açıklaması yapılsa dahi, en azından bir zaman kaygılı bir halet-i ruhiye hüküm sürecektir

Önümüzdeki yılların sosyolojik kavramlarından biri de kuşku toplumu olacaktır muhtemelen

Paranoyak bir hal almamasını dilerim

Vak'aların genel olarak iyileşmeyi getirmesi, seyrek ölümler de temennim elbette

Yüreğinize, emeğinize, kaleminize, kelamınıza bereket kıymetli hocam

Saygı ve selamlarımla...




1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 25 Mart 2020 Çarşamba 20:10:59
Toplu paranoyak ruh haline büründük bile...
Ve bundan sonra da bu ruh halinden sıyrılmamız çok zor. Bunu atlatsak bile yenilerinin türeyeceği fikri aklımızın bir köşesinde hep konaklayacak.

Umarım filmin sonu mutlu biter. Yoksa kurunun yanında yanan yaşlara yazık olacak.
Ben teşekkür ederim...
Hüznümün Hüznü
25 Mart 2020 Çarşamba 11:40:49
Ellerinize sağlık,çok güzel yazmışsınız.Aslinda bu gün yaşadıklarımız belkide bir senaryo nun yaşama dönüşmesi.Adamin biri bir gün bir roman yazmaya başlamış ve romanın bitiminden sonra olaylar kitabın dışında yaşanmaya başlamıştır.Bu dizi halindede gösterildi,süper naturel,aynı şekilde insanlar yazara kitabın sonun da değişiklik yapması için baskı yapsalar da olaylar halen yasanmakta ve devam etmektedir.Yazdigimız hayali dediğimiz herşey gerçek olabiliyor.
Ya insanlık adına bir ikaz ,ya da muamma devam edecek.29 Nisan'da göktaşı bizi iskalarsa yeni bir dönem başlar insanlık için.yok çarparsa ateş topu halinde yok oluruz,bunun filmleri de yapılmış.Her şekilde bizim durumumuz değişmiyor,ölüm yok olmak değil,misafirlik bitince esas mekana göç başlıyor.o halde yeni evimiz için hazırlık yapalım.saygilarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 25 Mart 2020 Çarşamba 20:06:53
Adnan hocamın dediği gibi henüz stoklarımız var, esas mekana göçmek için çok acele etmeyelim :)

Bakarsınız senaryo yazarı o kudret sahibi baskılarımızın değil ama dualarımızın yüzü suyu hürmetine senaryonun sonunu iyi bağlar ve hatta çok daha büyük güzelliklere vesile olur. Hayal ve temenni işte... :)

Teşekkürler.
yeğinadnan
25 Mart 2020 Çarşamba 10:42:48
Öncelikle ellerinize sağlık. Gerek teşbihler gerekse konuyu ele alış biçiminiz bu yapay hayatın başımıza nasıl bela edildiğini ve bu günü maalesef büyük bir kalabalığın düne ektiğini ve müştereken biçtiğimiz mahsülun bize ait olmadığını ve sevimsizliğini çok güzel izah etmiş.

Dün azraile rastladım. Nereye gidiyorsun diye sordum.
Dedi ki. Ya filancaların canını almaya gelmiştimde baktım ki bayağı erzak staoklamışlar yazık erzak ziyan olmasın diye canlarını almadım stok yapmamış birilerini arıyorum ki elim boş dönmeyeyim.:)

Fert fert bir nefes sonrasına çıkmaya senedimiz yok diyen bizlerin düştüğü hal ortada.
Kuvveti esas alanlara en kuvvetsizi bela kılan Rabbime hamdü senalar olsun. Senaryosunu kim yada kimler yazdı bilmiyorum ama şunu biliyorum. Adalet kimseden yardım almaz tecelli ederken. Bizi maymunlaştırdıktan sonra da halinden memnun eden bu gafletin çocuklarımıza sirayet etmeden bitmesini Rabbimden niyaz ediyorm.

İlk defa memlekette hastalık ve ölüm varmış gibi bir tutum sergileyen Medya organları ve Kendi akılları yokmuş gibi duyduklarına tabi olanları Allah aradıklarına kavuştursun.
Uyuşturucu salgını son çeyrek asırdır bu virüsten daha hızlı yayılıp günde 20 kişinin sokak ortasında can vermesine sebep olduğunda KÖR olanların Şimdi Gör diye bağırdığı şeyde moronlaştırdığı bizi Biz olma şerefine taşıyacak aklı Meccanen bize bağışlasın Rabbim zira biz ne hakkediyorsak yaşadığımız odur.
Kılawye ye bişey oldu duramıyor hele ellerimi bir çekeyim belki durur.
Hasleten teşekkür ederim.

yeğinadnan tarafından 3/25/2020 11:09:40 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 25 Mart 2020 Çarşamba 20:03:20
Hoş geldin Adnan hocam.
"Dün azraile rastladım. Nereye gidiyorsun diye sordum.
Dedi ki. Ya filancaların canını almaya gelmiştimde baktım ki bayağı erzak staoklamışlar yazık erzak ziyan olmasın diye canlarını almadım stok yapmamış birilerini arıyorum ki elim boş dönmeyeyim.:)" Evet, güzel bir ironi. Elbette Azrail ne erzağa ne stoğa bakacak. Sırası geleni alıp götürecek. Ama yaşama arzusu ve dürtüsü gibi insan ruhuna hükmeden o güçlü duygu insanları tedbirli olmaya itiyor. Malumunuz kıyamet senaryoları insanları sadece erzak stoklamaya değil, çok daha özel tedbirler almaya da itiyor. Mesela sığınaklar. Ne gerek var diyordum ama sanırım gerek varmış.

Aslında bu salgından ölen insan sayısı, bir günde açlıktan ölen çocuk sayısını bile yakalayamadı ama yeterince korkutmaya yetti. Çünkü aç kalmayacağı hissiyle açlıktan ölen çocuklara karşı empati geliştiremeyenler zengin fakir, ten rengi ayırt etmeyen bu hastalığın karşısında aczlerinin farkına vardı.

Katkınız için çok teşekkürler...
Hicran Aydın Akçakaya
25 Mart 2020 Çarşamba 10:26:44
Bu kadar çok şey düşünüp hiç bir şey düşünemiyormuş gibi karmakarışık duyguların kıskacındayım. Distopik bir filmin en korkunç sahnesinin tam ortasına hapsolmuş hissini ben de yaşıyorum bugünlerde. Maneviyatımıza sığınmak ve dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
Çok haklısınız hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.
Saygılar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 25 Mart 2020 Çarşamba 19:55:52
Bu lanet filmi tv de ya da sinemada izlemekle bu filmde rol almak ne kadar farklıymış değil mi ?

Gerçek olma ihtimali zayıf bir senaryonun gerçekleştiği bu filmde kendimi baş rol oyuncusu gibi hissediyorum. Ki bu filmde herkes baş rolde.

Berbat bir his...
Umarım biter.
Allah yardımcımız olsun...
Gözbağı
25 Mart 2020 Çarşamba 07:54:44
Allah var bu virüs zengin fakir ayırmadı ikisine de eşit muamelede bulundu .
içerisinde ders alınacak ne çok şey var. İnsanın nasıl bir vahşi hayvan olduğunu, zararının yine kendi ırkına verdiğini , aç gözlülüğün doğurduğu elem verici sonucu oturup kendi ekranından izliyor.


Belki eskisi gibi olmayacak ama eskiden insan ne idi ise işte yine o ..... olmaya devam edecek. Çünkü mayası bozuk bir kere .Ne doğa bıraktı ne merhamet ne insanlık bıraktı güzel olan ne varsa kendisinin yarattığı canavarın elinde yenik düştü her şeye.

BAKARSINIZ Bİ SÜRPRİZ OLUR İÇİMİZDEN BAŞA GELEN VE DÜNYANIN İPLERİNİ KENDİ ELLERİNDE TUTAN GÜÇLER BİRLİĞİ İNSANLIK ADINA İNSAN OLMA ÇIĞRINA İMZA ATAR GELECEĞİ ŞAŞIRTIR

saygılar MİRİM.

Gözbağı tarafından 3/25/2020 8:01:38 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 25 Mart 2020 Çarşamba 19:49:54
"BAKARSINIZ Bİ SÜRPRİZ OLUR İÇİMİZDEN BAŞA GELEN VE DÜNYANIN İPLERİNİ KENDİ ELLERİNDE TUTAN GÜÇLER BİRLİĞİ İNSANLIK ADINA İNSAN OLMA ÇIĞRINA İMZA ATAR GELECEĞİ ŞAŞIRTIR"

Keşke şaşırtsa. Sizin de dediğiniz gibi insanoğlunun hırsı hiç dinmeyecek. Kudret ve para hırsı gibi insanoğlunu yoldan çıkartan duygular genlerinden cımbızla ayıklanmadığı sürece, bunu atlatsak da yeni felaketlerle tanışacağız. Sonuçta hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Teşekkür ederim.
Bedri Tokul
25 Mart 2020 Çarşamba 01:38:31
Bu konuyla ilgili bu sitede bir çok yazı okudum.
Bir çoğu dileklerden öte gitmiyordu.
Bu ne gerçekçi bir yazı böyle.
Eğip bükmeden,gerçekleri olduğu gibi aktarmışsın.
Bilgine, yüreğine, kalemine sağlık AHMET'im.

Evet o filimde benim rolüm de 65 yaş üstü olduğum için
ev hapsi rolünü oynamak.

Tahmin ediyorum yolda uyuduğun yeri.
Seninle orada çay içmiştik.
Evet kalabalık bir tesisti.
Vay beee...

Elimizden bir şeyin gelmemiş olmanın verdiği
çaresizlikle maalesef ben de aynısını yapacağım,
ALLAH SONUMUZU HAYRETSİN.

Canım gardaşım benim.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 25 Mart 2020 Çarşamba 01:47:29
Evet abi o tesiste mola verip çay içmiştik. Hatırlar mısın o kalabalığı ?
O kalabalıktan eser yoktu.

Abi ben güncel üzerine yazı ya da şiir yazmayı hiç sevmem. Corona başlıklı yazı ya da şiir gördüğümde artık bulantı hissetmeye başladım. Ben daha bu pandeminin dünyanın geleceğine vermesi muhtemel yönle ilgilendim. Gerçekten bir kabusu yaşıyoruz. İşin bilincinde olanlar korkuyu iliklerine kadar hissedebiliyor.

Sadece 65 yaş üstü değil herke önlem almalı ve karantinaya uymalı. Hatta gerekirse sokağa çıkma yasağı uygulanmalı. Ancak şu da var ki bu dünya ülkeleriyle senkronize bir şekilde yapılmazsa bunun da çok faydası olmayacaktır.

Abi dediğin gibi şu anda dua etmekten başka çaremiz yok.
Allah sonumuzu hayır etsin inşallah.
Bir Dünyevî
25 Mart 2020 Çarşamba 01:19:13
yeni bir çağ dönüşümü yaşanıyor, bizlere yer yok abi.. yaşayabileceğimiz kadar yaşayacağız o da şansa olacak..

doç dr yavuz dizdar'ın bir konuşması var 9 dakikalık falan youtubede ihtimal izlemişsindir diye düşünüyorum.. gençlerin bu ekonomik düzen değişimine ve yeni çağa ne kadar ayak uydurup uyduramayacağı asıl önemli olan..

zaten , algı üzerinden ihtiyarlar gözden çıkarıldı gibi bir şey var haberlerde, sosyal medyalarda vb..

sonumuz ?? meçhul..

dışarıdan eve gelenlerin yarım saat dezenfektasyonu sürüyor. her gün makine çalışıyor.. buna ne kolanya yeter ne makine deterjanları..

yeni ekonomik düzen için önce yıkım olması şart, umarım bu corona virüs olmaz bunun nedeni..

kalemine sağlık
iyi geceler..

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 25 Mart 2020 Çarşamba 01:23:49
Evet, yeni bir dünya düzeni kuruluyor.
Abdullah ÇİFTÇİ'nin videosunu izlemeni tavsiye ederim.
Halen dünya servetinin %85 ini elinde tutan bir kitlenin dünyaya yeniden şekil verdiğine dair bir açıklaması var. Gayet mantıklı ve tutarlı. Ve dediğin gibi yeni dünyada bize yer yok.
Bir Dünyevî 25 Mart 2020 Çarşamba 02:18:08
abi ahmet çiftçi bey benim kafada lakin çıkarım yok?? son yıllarda devamlı dijitale, dinsizliğe, kriptoparaya dairbir çok paragraf yazdım.. lakin ne yapılacağı belli değil...

çözüm yok, tespitler aynı.. her sosyoloğun az çok yapabileceği çıkarımlar videoları...

insanları; yaşasam ne, yaşamasam ne psikolojisine soktular... gittikçe de artacak bu... toplu intiharlar olacak yavaş yavaş..

10 yıllar önce bazı ustalarımız "kalk gidelim köyümüze" diye çağrıda bulunurlardı birbirlerine.. giden gitti, keyfini çıkarıyordur..

lakin bizler şehirlere tutsak kaldık.. bir zaman sonra fıttıracağız:)

insanı, bireyi; her türlü devlet gücünden, dini güçten, siyasi güçten, yargıdan , özel şirketlerden vbkoruyabilirsek yani bireysel özgürlükler sağlayabilirsek belki umut olabilir ancak o da pek mümkün olacağa benzemiyor..

daha dijital kimlik çıkarmadım:)) çıkarmayacağım ama devlet mecburen zorluyacak değil mi?? eski kimlikleri geçersiz kılacak.. değiştirmezsen toplumdan sosyal yaşamdan dışlanmış olacaksın..

zaten bebeklere doğumda cip takılacağını geçen yıllarda yazdık...

gidiş belli.. buna ne mantık ne irade dayanır.. çok farklı bir dünya çıkacak karşımıza da, bari köye dönebilip keyfimizi sürsek doğada...imkan kalmadı pek...

saygı ve huzurla.
* Harfsizdi *
25 Mart 2020 Çarşamba 01:08:45
Maalesef ki öyle...
Psikolojimizden belli

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 25 Mart 2020 Çarşamba 01:11:09
Adını tam koyamadığım, tam tarif edemeyeceğim garip bir duygu yaşıyorum. Ben kendimden biliyorum... Ki muhtemelen çok kişi de öyle.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.