black_sky
83 şiiri ve 73 yazısı kayıtlı Takip Et

Üç doğru bir yanlışı götürür mü...




Sonsuzluktan birkaç gün çalsak, bir fark yaratır mıydı...Gözlerimi kapatsam, uzatabilir miydim anları mı... 

Değişir miydi içine hapsolduğum kısır döngü...

Çocuksu hayallere kapılabilirim yetişkin aklımda. Sıkı sıkı düğümler atıp zamana,anı yakalamaya çalışabilirim tutsak kalma pahasına. 

Asla gidemediğim yerler hayal edebilirim ,asla tanımadığım biriyle sabaha kadar konuşabilirim. 

Ne değişir söylesene onca yıkılmışlık arasında...dememeli aslında.

Vazgeçtiğim  kadar savaşmışlığım var benim.

Üç doğrum bir yanlışımı götürmedi ama hiçbir zaman. 

Bazen inan ki bazen yanlış da bir zafer olabiliyor hayatta.

Üç bardak birinde bir yanlış, dönüp dururken, yanlış yazan doğruyu bulursan kazanırsın sonuçta.

Aynı hataları bu sefer becerebilirim diyerek denemek de bir meziyet....mi acaba...

Her gidişim başka bir yere dönüşümdür...

Her vedam başka birine merhaba değişimdir.

Kolay vazgeçebilecek biri değilim sadece arıyorum...

ve 

kıymetli birinin dediği gibi "En değerli şeyim zamanım"  ve daha fazla kaybetmek istemiyorum.

Kaybedemiyecek kadar az, tüm bunları anlayacak kadar da bol zaman var...mı acaba...


Beğen

black_sky
Kayıt Tarihi:9 Mart 2020 Pazartesi 12:41:15

ÜÇ DOĞRU BIR YANLıŞı GÖTÜRÜR MÜ... YAZISI'NA YORUM YAP
"Üç doğru bir yanlışı götürür mü..." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Sahir Neva
26 Haziran 2020 Cuma 03:09:57
"Kişi, kendi birliğini ancak çatışmalar içinde bulabilen varlıktır.
Yaşam kişinin kendi alanıdır, ama yaşam- zindandır çoğunlukla; bazen bile değil.

Kişi hep başkalarının varlık bedelini öder. Kendi bedeli hiç yoktur zaten kişinin; ödediği hep başkalarının bedelleridir.

Kişi ‘Zaman dışı’ dır hep - Bu yüzden kendine zaman bulmak, çalmak zorundadır.

Kişi erteleyendir. Değerlendirmelerini; dolayısıyla ulaşacağı sonuçları; dolayısıyla vereceği kararları, dolayısıyla bulunacağı eylemleri, ve dolayısıyla, ne olacağını hep erteleyen.

Kişi hep, kendi yaptıklarıyla, olmayı istediği ‘kişi’ ile ‘kendisi’ arasında setler çeker.

Kişi ‘istem’ ile ‘olma’ arasında gidip gelen bir olumsuzluktur: Hep istemediğini olan; olduğunu hiç istemeyen - istemediğini hep olan; istediğini hiç olmayan - hep olduğu, hiç istemediği olan.

Kişi, susuyorsa, ya çok az şey biliyordur, ya da çok fazla.

Kişi, anımsadığıdır.

Kişi, kendini bir türlü bulamayıp, boyuna dünyayı ve nesneleri kurcalayandır.

Kişinin, kendi üzerine soruları arttıkça, yanıtları azalır. ( Zaten tersi doğru değil mi: Kendi üzerine bütün yanıtları” bilen” kişi, kendini hiç sorgulamamış kişi değil mi ? Yani insanların çoğunluğu.)

Ölümdeki hiçlik, kişinin en öz varlığıdır.

Kişi, kendi dibine hiç ulaşamayandır - Boyuna suya dalan ama nefesi yetmeyerek, dibe ulaşamadan hep yeniden, yüzeye çıkmak zorunda kalan.

“Kişi,çıkar” yolu olmayandır: kişinin yolları”çıkmaz sokak”lardır.

Kişiyi kişi yapan, kendisine”sahip olması” yada, sanki yoğun bir çabalama sonucu, kendisini “bulması”
değildir. - kendini aramasıdır; bu arama edimini de sürekli kılabilmesidir.

Kişi ancak kendi kendini atlatarak var olabilir; kendini tam ve sürekli bir bilinç içinde tutmaya çalışan kişi,
ölümün kapısına dayanır...intiharın.
215-Bir insan”cinsi”nin özelliklerini yinelediği sürece kişi değildir - ancak yinelenemeyecek, yepyeni bir yanıyla ortalama ”genellik”ten ayrıldığı yerlerde kişi olabilir.

Kişi, bir insanın kendine dönüp dineldiği yerlerde oluşur - o yerlerin toplamıdır.

Kişi, yoktur; yada varlığı yokluğudur.

Her düşünme, kendi yalnızlığının içinden çıkarak gizlice, sonradan gelen yada sonrasından giden düşünme içinde konuşur.

“Roma” kadar engin, derin, karmaşık; yüksek, geniş,dolambaçlı olmakla, herhalde.

Özgürlük budur belki de – sürekli bir yersizlik; sürüp giden bir yol.

Kişi, yaşamı boyu, bir yerde takılıp kalıp, yolda olduğunu sanabiliyor; yada, ters taraftan, sürekli yürüdüğü halde bir yerde durduğunu....

Önemli olan, bir yerde bulunmak değil, bulunduğu yerin bilincinde olmaktır; aynı şekilde, yolda olmak değil, yürüdüğü yolun bilincinde olmak.

Yer de, yön de, yol da, bilinçtir.

Kendi yönünü bulmanın tek yolu, başkalarının yüklerini yüklenerek başkalarının yollarını yürümektir.

Bir yaşam, bir yönün bir yol olup olamayacağının deneme sürecidir."

Yürüme - Oruç ARUOBA – Metis ---------- > > > sanki yazınız bu kitabın mektubu olmuş Rahmetli Oruç ARUOBA br kitapla yıllar öncesinden cevaplamış gibi, sevgiler...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 26 Haziran 2020 Cuma 03:32:30
Böyle değerli kitabın kıyısında bile durabilmek mutluluk verici...her şeyken bir hiç olabilmek de sanırım mesele...kendi özünden çıkıp başka bir özü yüklenebilmekte.
Eksik olmayın yorumunuz yazıya anlam yükledi.
Eksik olmayın.
Sağlıcakla
Sahir Neva 26 Haziran 2020 Cuma 03:42:55
"Önemli olan, bir yerde bulunmak değil, bulunduğu yerin bilincinde olmaktır; aynı şekilde, yolda olmak değil, yürüdüğü yolun bilincinde olmak." Yine kaldığımız yerden sevgiyle hürmetle ...
Aygün Deniz
10 Mart 2020 Salı 17:33:23
Güzeldi,anlamlarla dolu yazı. Saygılar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 10 Mart 2020 Salı 19:33:01
Saygilar benden.
Teşekkür ederim. Yorumunuzla değer kattınız
KeLeBeK EtKiSii
10 Mart 2020 Salı 16:45:38
Zaman nankör bir kavramdır
bazen sonsuzluk kadar uzun bazen ise an kadar kısa

doğru da nesnelliğini zaman içinde yitir di beynimde ucu açık sorular
doğrular kime göre ve neye göre
hani doğru tek ti
tek olmayan bir doğrunun yanlıştan kendini soyutlaması imkansız gibi geliyor belliğime

peki öyleyse neden üç yanlış bir doğru mu götürsün ki tabiki götüremez götürmemeli de
bazen yanlış diye adlettiğimiz şeylerde bizim doğrularımız değil mi

yine aynı sorular yanlış kime ve neye göre

cevap bulması gereken o kadar çok soru var ki zaman da işte tamda dediğin yerde başlıyor

yüreğine sağlık harika yazı idi

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 10 Mart 2020 Salı 19:36:42
Öncelikle teşekkür ederim.
Senin dediğin gibi bende kime göre ve neye gore sorularını sıklıkla soruyorum. Değişken ve akışkan olabiliyor algı dediğimiz şey.
Sanırım bazen tek bir doğru tüm yanlışlara bazen de tek bir yanlış tüm doğruları götürebiliyor...
Zaman belki de nankör değildir nankör davranana karşılığını veriyordur...
Bende her cevabı soruya döndürdüm;)))
Eksik olma...
Sevgiler çokça

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Ethem_Namık
10 Mart 2020 Salı 16:37:05
İnsanların insaf ve merhametine terk edilmiş canlılardan daha fazla sitem hakkı bulunan kim ya da ne olabilir ki...
Doyurmak, korumak en yaşamsal gereksinimlerini en tehlikeli canlıya yani insana bağlamak, ne derece doğru. İhtiras, nefret, bencillik dolu..

İsyan değil, sitem değil anlamak için soruyorum Tanrı'ya, iradesiz canlıyı rahat ettirmek senin için bu kadar zor mu...

Hata üstüne hata değil midir yaşamak. Bizim için hata ve Tanrı öfkesi için...öyle mi düzenlenmiş evren.

Nimeti bol olan ve bununla övünen...

Otuz mantar koymuş önüme misal... ama bir kaçının içi zehir dolu... Hadi gel de ye,der gibi meydan okuma değilse açlıkla alay etmek midir bu...
Peh!.. Adem bile ne kadar şanslıymış, bul karayı al parayı yokmuş.

Yiyeceklerin arasına zehir ya da günah saklanır mı hiç?

Biz hayvana Tanrı bize oyun içinde oyun mu?
Ya da bütün doğrular tek yanlışa kurban gider.
Eh! İster istemez düşünüyorsun işte...
Selamla sevgiyle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 10 Mart 2020 Salı 19:32:05
Ister sitemez derinliklere düşürüyor insanı yazdıkların Ethem abi. Ama güzel derinliklere, düşünmeye sorgulamaya itiyor...çoğu zaman unuttuğumuz düşünme ve sorgulama eylemine.
Tüm doğrular bir yanlışa kurban gider hem de öyle bir gider ki yanında başka başka canlıları bile sürükler...
Bazen soru sormak bile isyan gibi geliyor çoğu kişiye, o zaman diyorum kendi kendim, madem tanrı bana bu aklı neden verdi.. eğer sormayacaksam , düşünmeyeceksem...Ne ise yarar beyin denen organ.
Sormalı insan bolca sormalı.
Çok teşekkür ederim, kiymetli yorumlarini okumak çok büyük keyif benim için... Bu keyif tamamen beynimi kullanmama sebebiyet verdiğin içindir.
Sevgimle beraber selamlarımı yollarım.
ilhanaşıcı
10 Mart 2020 Salı 08:07:23
zaman pusu kurmuş arsız canavardır...sen hele canavar avcısımısın hayal avcısı mı ona karar ver

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 10 Mart 2020 Salı 08:26:47
Ikiside acayip cekici geldi. Seçemedim.
Ikisi olsam olmaz mıydı...
Eksik olmayın yorumunuz için teşekkür ederm.
Saygılar ve selamlar olsun.
Ama cidden bu ikisi arasında seçim yapamadım..özelliklerini bilsem daha iyi olurdu
Gencay Akpınar
10 Mart 2020 Salı 06:19:28
Ben kendi kabuğuma çekilmekte buldum çareyi diyebilirim. Sosyal hayatta arkadaş sayım 1, dost ve sevgili sayım her daim 0 'dır. Mümkün olduğunca insanlardan uzak ve mütevazi yaşıyorum. Yani, zamanımı ve hayatımı kendime bağışladım. Hayatın dayattığı mecburiyetler dışında, hiçbir hedefim olmaksızın kendimden başka, kendimi okumaya, düşünmeye,hissetmeye,anlamaya ve yazmaya verdim. Başkalarının doğruları veya yanlışlarını hiç umursamadım. Kendime bir kişilik bir evren ve o bir kişinin içinde varolan sonsuz kişilikler kattım. Bu sayede , daha fazla bir huzursuzluk yerine , sıkıntılı da olsa bir huzura kavuştum. Peki neden ? Çünkü zamanında zamanımı hep gereksiz şeylere harcadığımı gördüm, yanlış ve gereksiz insanlarla çok vakit geçirdim, bana hiçbir şey katmayan kişiler, işler, aktiviteler ile hayatımı çarçur ettiğimi anladım ve bütün tartışmalardan , gereksiz hayallerden , nice tahtlardan feragat ettim. Sonsuzluktan bir kaç gün çalmayı istemekten vazgeçip, elimde ki bir kaç günün değerini bilmeyi öğrendim. Vedalardanda , merhabalardan da uzağım artık ve dünyayı okumakla keyif içerisinde meşgulüm.

Yani black_sky, özetle derim ki; Her maddenin, her ânın değerini ve aynı ölçüde değersizliğini bilerek yaşamak, en büyük klavuzumuzdur belki de, delirmeden yaşayabilmek ve ölebilmek için.

Anlamlı yazınız için, teşekkür ediyorum.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 10 Mart 2020 Salı 08:06:30
Kabuk, güzel ve keyifli bir bölge. Tamamen sosyal varlıklar olduğumuza inanmıyorum...gayet de solo bir yaşam olası...illaki konuşmak, gülüşmek, vs. ihtiyaç duyuyulursa gerek miktar insana kendinizi mahruz bırakarak bu ihtiyaç giderilir. Bu da bir tercihdir ve bencede olasıdır.
Tüm sonsuszluklari çalsak bile elimizdekini sürekli degersizlestirerek bir yere varamayız.. sonuç yine çöp edilmiş bir hayat olur kuşkusuz. Dediginiz gibi önce eldekini değerli hale getirmek daha mantıklı...
Eksik olmayın yorumlarınızla değer kattınız.
Saygılarımı ve selamlarımı yolluyorum.
Bir Dünyevî
9 Mart 2020 Pazartesi 21:05:02
bahar geldi de kocakarı soğukları geliyormuş haftaya benden duymuş olmayın..:))
eskilerin iklimle, doğayla iç içe bir yaşamı vardı..bizim için ise doğa genelde depremler..

betonun ne doğası olabilir ki..

piyangoda vurmuyor nesildaş..
şiir vuruyor yazı vuruyor lakin piyango vurmuyor:)

"Asla gidemediğim yerler hayal edebilirim ,asla tanımadığım biriyle sabaha kadar konuşabilirim. "

bu yazının özü bu cümle midir bilemiyorum. bence öyle..

tatile gerek yok diyorum lakin laf anlatamıyorum??

ne istiyorsun.. ?? bu yaz izmir alaçatı yapalım??

ne gerek var, 2 saat ben sana bir film açayın alaçatı coğrafyasına benzer, yedi yıldızlı otelde çekilmiş.. al sana tatil..

kamp yapalım mı?? ne gerek var..

kamp belgeseli izleyelim..

arasıra seni boğasım geliyor..
hay hay.. bir çatışma vurdu kırdı filmi açayım..

dalga mı geçiyorsun benimde...

hadi parka koşuya gidelim...

ne gerek var.. gel yeni bir film buldum. onu ilzeyelim...

yeterrrr yeterrr çıldırtma beni...

parka koşuya mı gdiyorduk, tamam hemen hazırlandım:))
termos çayı da alayım mı ??
olay bu..

çıldırmaya az kaldı doktorum nerde, diye bir şarkı vardı..

saygı ve huzurla..

nice baharlara..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 10 Mart 2020 Salı 07:58:11
Nesildaşım hangi cümle sana yakın geldiyse o yazının özüdür...önemli olan sendeki bulduğu yankısı...
O kocakarı soğuğu erken geldi sanırım;)) yağmur, puslu bir hava...ama sevdim havayı...güneşli havalardan daha gerçekçi gelir bana gri bulutlu havalar...

Ama bahar gelsin belki bu sefer bir başka gelir.
Eksik olma nesildaşım.
Huzur ve selamlarımı gönderiyorum
muslumbayram
9 Mart 2020 Pazartesi 13:02:11
Bazen yapılan yanlışlar, yaptığın doğrular üzerinde doğru üretebilir
yeter ki tahammül etme kabiliyetimiz olsun

güzel bir yazı
tebrikler değerli kalem
nice sevgiler ve saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 9 Mart 2020 Pazartesi 14:01:56
Kesinlikle sabır şart. Kendimi sabırsız olarak nitelerdim bir zamanlar...Şimdi gülüyorum kendime bile.
Çok teşekkür ederim kiymetli yorumlar için
Saygılar ve selamlar benden
Bir Eflatun Ölüm
9 Mart 2020 Pazartesi 12:51:35
Tam "evet evet, aynen" derken, tereddüte düşürüyorsun insanı, "mi acaba"larla:) gerçi, hayat tam da böyle bir şey aslında...

Üç doğrunun bir yanlışı götürdüğünü hiç görmedim. Ama, kelle götüren tek yanlışlar gördüm. Burada da aynı cümleyi kurabilirim sanırım; hayat, tam da böyle bir şey aslında!

Bahar geldi dedim ya, azıcık umut ve ışık gördüm sanki yazında:)
Bizi böyle düşündürmek için bol bol vaktimizi alabilirsin Prensesim:)

Sevgilerimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


black_sky Yazının sahibi 9 Mart 2020 Pazartesi 14:00:46
Laf aramızda sevgili Eflatun söz dinliyorum. Sevdiğim kalemlerden önerileri görmezden gelmiyorum. Bahar geldi demistin bende dedim geldi yahu. Az biraz derinlere sakladığım baharlarımı çıkarayım dışarıya. Tabii yine muzurluktan vazgeçemedim;)))
Hayat, tam da böyle...bencede.
En değerli şeyini benimle paylaştığın için sonsuz teşekkürler ve sevgiler.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.