Gülüm Çamlısoy
2086 şiiri ve 1612 yazısı kayıtlı Takip Et

Şehrin düş yakası...



ŞEHRİN DÜŞ YAKASI...



Mavi bir düşün yardakçısıydı ihanet hani makberin çağrısına sirayet eden devasa kanatlarında yok oluşun, bağışıklık sistemi çöken aşkın da en yakın tanığı.

Sözcüklerdi üç yanlışın tek bir doğruyu götürdüğü ve de şık şıklar hani elasında düşlerin, kor acıların tetiklediği sorulara namzet yakarışın da dik alası.

Kıyamet öncesi giyindiğimiz her kıyafetti, tutuşan yüreklerin kâbusu iken çaresizlik ve elem belki de düş yakasında şehrin, bir şiirdi aşkı tetikleyen tıpkı zamansız açan bir gonca gibi yüreğin pervasızlığı.

Ve nöbetteydi şair karanlığın hicvine tanık metruk bir düş adeta ve işte kımıltılarına şahit oldu gecenin kulakları tırmalayan sessizliğin ne çok da yeis saklı fıtratında gizemli şairin.

Bir geçişti madem gece.

İştiyakta aşkın devasa rahmeti.

Şehir kundaklandı ve şair de: yanan güneşin tetikleyicisi her imge sağalttı da göğün karanlık fonunda bir badire daha atlatmak adına ne zoruna sözcüklerin yalarken yüzünü mısra mısra ve kekremsi yalnızlık varsa yoksa muhatabı yüce Yaradan ve sırdaşı dualarda izini süren kelam ve selam ve aciz faninin noksan mizacı.

Bir muhabbetti elbet soytarı gözyaşı ve tutuklu dilinde turuncuya çalan o yalnızlık kimi zaman siyahın matemi ile örtüşen çılgın mihrap, kayıtsızlığın dibine vurup sırdaşı nice şüheda yaşanmışlık.

Bir lanetti giyinen beşerin solundaki cepken.

Bir sureydi elbet huzura mizansen.

Kükreyen her namede ayyuka çıkan o fısıltı elbet kulaktan kulağa yayılan iç sesi görgüsüz mizacın.

Kayrasında iniltilere maruz kaldı evren belki de dillenmeyen maruzat sadece ve sadece Allah katında mubah görkemli çaresizlik yana yakıla resmini çizen sefil fırça bazense şairin elinde kalemi duvarları boyayan her rengi ve duyguyu şiire döken bir eksen.

Dokunuşu kusursuz matemin.

Aşkın kudretine yenik düşen her na’şı usulca yüreğine çekip sarıp sarmalayan bir anne sıcaklığında göğsündeki sevgiyle ve aç bırakmadığı evladı niyazlarından da eksik etmediği muteber dilekler bir goncanın çaresizliğinde uluyan gök kubbe ve sarmalında hidayetin içine dönük bir hüzzam şarkı misali, nakaratında künyesini aşk diye sezen aslında genelinde ömrün aşkla büyüyen ve yürüyen bir serenat bir de öykündüğü kıblede açmadan solan kıyamet çiçekleri nezdinde yalnız ve bakir gölgelerin, surlara serilmiş binlerce imge.

Bir nidadan kopan hece gibi.

Bir heceden uzaklaşan imleç ve soruların bağdaşık hükmünde tek bir katreden dahi soyutlayamadığı benliği ne de olsa yaşadığı ve yasadığı uzağında kalamadığı bir zümre bazen kopan kıyamette aşk iken alıcısı yüreğin ve özlem iken yayılan dalga dalga tıpkı aşkın alnına koyduğu o busede saklı firarı imkânsızlığın bir de beyitlere serili her hecede kopan fırtına.

Ta ki lades diyene kadar şair.

Ta ki özündekini sunarken altın bir rahlede.

Makamı mı belirsizliğin yoksa metruk bir bina mı kimsesizliğin sayacında birbirini kovalayan her rakam özdeşleşirken güneşin sağanağa nispet yapan ateşine de fevri bir selam ve bağdaş kurduğu yeryüzünde fermanı her hâlükârda asılı kalan yürekten de coşan bir kıvanç gibi ve coşkunun sönmeyen ferinde bir matem gibi hükmünü süren bilinmezliğin fecrine yenik düşen.

Düş yakasında şehrin…

Düşmez iken düş yakasından aşkın ve özlemin.

Düzenbaz kehanetlerde aslında yaftalanan mevsim gibi belki de yardığı çukura gizlenmek adına şairin öznesi iken aşk ve şehrin öznesi iken düş minvalinde, girift heceler aslında terk edilmişliğin ve yalnızlığın hikâyesini yazarken gün ve gece.

Kor aspirin belki de bir seferde acıları sonlandıran.

O kor ateş asla da buzların dahi söndüremediği.

Şimdi bir aşkla eşikten atlayalım aslında bir eşi olmayan aşk gibi kutsal bir duygunun fermanını dile getirelim.

Ve şiar edindiğimiz hüznü geride bırakalım ki şair de özüne dönsün ve aşkın titrek sesinde doludizgin sevmeye devam etsin ve kendince sevip yaşarken yasını da gizli tutsun bir mucize dilerken Rabbinden geceye de nispet etsin şiirler ve umut yüklü tekne.

Şehrin düş yakasında yaşayan her bilinmez ve çaresizlik sadece sonlansın bir düşe pervane iken aşkın solmayan yüzünde de gülücükler sonlanmasın.

Hazan makamı olsa da aşk.

Bedeli belki de düşler kadar sıra dışı ve gerçek.

Sonlanmamaya dair şairin hikâyesi de sarıp sarmalasın evreni.


Beğen

Gülüm Çamlısoy
Kayıt Tarihi:10 Şubat 2020 Pazartesi 16:22:51

ŞEHRİN DÜŞ YAKASI... YAZISI'NA YORUM YAP
"ŞEHRİN DÜŞ YAKASI..." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.