Konsantre Karanlık Madde
44 şiiri ve 67 yazısı kayıtlı Takip Et

Herkes gire...



Sonsuz hayatlar boyunca yaşıyorsun aslında. Ölmüyor, geçiyorsun. Geçtiğinin farkında olmak. Geçitlerin farkında olmak... Süzüldüğünün farkında olmak. Yine saat 1’i geçecek ve ben ’var mıyım yok muyum?’ Algılardan algı beğen, algıyla algı ol. Rahman ve rahim mi, elektron ve proton mu, karanlık ve aydınlık mı, varmıyım, yok muyum? Sen bi’ gelsene, ayrıntıda çok zula bir yer biliyorum. Bunları orada değerlendiririz.

Hepsinin kesişim noktasını tartışmalıyız. Saf tanıklığı. O rengarenk fraktallerin içinde gezinmekten yorulduğunda sert bir gerçeklik parçalar ya tüm görüntüyü. Bedenini bıraktığın bir evin olduğunu unutursun bir an. Egoda ölüm, bilinçte doğum. Kutsal fışkırmanın titreşimleri makrokozmikse, biz de bir köşede mikrozuşabiliriz. Ayrıntıdaki sotamda, aylarca, Tantrik... Tantrik seks beden üstü bir tecrübedir ve asıl herkesle paylaşılmaması gereken odur. Eterik kazadan doğanlar, maddi kazadan doğanlar kadar sevimli de olmaz. Sonra saplanan nota yağmurunda açmak da var soluğu. Peki ya varsa fatalitede ’Bozkırkurdulanmak?’ Gözleyenin işini yapan ve yaptığının daha farkında iki gözleneniz biz de nihayetinde.

Terli bir yaz gecesi. Yanımda yatan kadının adını hatırlamıyorum ama Rotweiller’inin adı Paşa. O yarı-baygın gecelerden elbette. Ağzım çöl, su almayı da unutmuşum. Kadın çoktan uyumuş bile, Paşa tetikte. Çoktan kabullenmiş beni, bize bir şey olmasın diye tetikte. Kadın radyoyu açık bırakmış. Ben tam baygınlık ve yarı-baygınlık arasında git, gel, gel, git; dalga gibi. Türkçe bir şarkı çalıyor ’zormuş unutmak bu geçmez yarayı.’ Geçmeyeceğini sandığım yara geliyor o yarı-baygın ’ben’in düşüne. ’Eeeh’ diyor kalkıyorum. Paşa benimle hareketleniyor. Odalardan birisi yeşil, yemyeşil. Bir noktadan sonra o kadar yeşil de uykuya fayda etmiyor. 10 üzeri 20 ve 10 üzeri 24’le titreşir parçacıklar, geçer yaralar da yani, 10 üzeri 20 ve 10 üzeri 24’le lineer biçimde titreşmeye bakar bir süre. Ama farklı hormon sistemlerinin farklı psikolojisi var tabi her ruh halinin de farklı soluğu. Suluyorum parçacıklarımı, dindiriyorum ozmotik basıncı. Tam 10 yıl titreşmişim o zamandan bu zamana. Şu an yine susadım ama o ’geçmez yara’dan eser kalmamış şöyle bir bakınca.

Egoda öldüğüm ve bilinçte doğduğum saatler artık nizami. Gece 1 gibi bi’ yok oluyorum mesela, bir de öğleden sonra 3 civarlarında. Gece yok olurken dışarıda olmaya, gündüz yok olurken evde olmaya özen gösteriyorum. Sen öğleden sonra da gelebilirsin ayrıntıdaki zulama, gece 1 civarlarında da... Belleğin ne olduğunu bile bile sana ’seni hiç unutmayacağım’ diyemem ama istediğin saatte gel sen ayrıntıdaki zulama. Korkak alıştırma elini, uzat zula içindeki zulama. Benim olan şey ’sen’in, ’ben’in ne olduğunu bilenindir de aynı zamanda.

***

Allegori ve simgelerle bezenmiş o yerde buluşmuştuk yine. Günün önemi benim de içinde olduğum üç kişinin derece almasıydı bizim için. İşte mistisizm ve ezoterizmin ayrıldığı o ince sınırdayım. Vakit gece ama saat çoktan durmuş bile. İlkeler arası bir gezinti, bireyselden kuramsala doğru. Vaftiz herkese yapılır, bu başka...

Üç kişi karanlıkların olduğu küçük bir odadaydık. Düşünce odası. Aklımdan geçen şey, nerede olduğum. Dünyanın hangi noktası ya da ’burası neresi’ biçiminde değil, ’nereden geliyoruz nereye gidiyoruz,’ biçiminde. Çoklu zeka kuramını ispatlar gibi ’varoluşsal zeka’mın sınırları içerisinde yüksek, hayli yüksek titreşimler, frekanslar; hiç bilmediğim bir şeye duyulan özlem. ’Yitirilmiş cennet;’ yitik bilgelik. Bir el omuzlarıma dokunup, beni dar, dapdar kapıdan içeri alıyor; kadın doğum uzmanı gibi. Gözlerimiz başından beri bağlı. Rahim gibi bir kapı. Gözlerim kapalı, kapı dar ama fraktale benzediğini çok iyi biliyorum. Bir tür doğum, ölüm ibadeti ya da yükseliş, alçalış. Önce isimlerimiz okunuyor. Tam ortada benim adım. Zaman burada şehit düştü. Bir ’ben’ ise yine eğitim zayiatı, hissediyorum. Göğüste bir kılıç, verilen sözler, edilen yeminler. Yine bir el omuzlarımda, talimatla beni bir kürsü önüne getiriyor. Bu kez üç kişi aynı anda sözler veriyor.

Çekiç üç kez vuruyor ve gözlerimiz açılıyor. Renk ışık, ışık renk. Hissettiklerimi tarif etmem imkansız. Sanki şey gibi... Durduğum yerde siyah beyaz damalı taşlar. İşte yeniden doğmuşum, bir yetişkin olarak. Damalı taşlar ise boyut kapılarının fiktif imgesi.

***

Alacağın olsun kadın, terecine tere satmaya çalışıyorlar gönderdiğin yerlerde. Hesaplaşırız nasılsa, ayrıntıdaki zulamda...

66 nefes...
33 nefe...
11 nef...
1 ne...

*

Ve
şimdi
de
0 noktası...

Beğen

Konsantre Karanlık Madde
Kayıt Tarihi:22 Ocak 2020 Çarşamba 18:12:23

HERKES GIRE... YAZISI'NA YORUM YAP
"Herkes Gire..." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Bir Dünyevî
22 Ocak 2020 Çarşamba 23:10:19
öyle güzel ihtimal yav ney.. ilham , ilham ? verdiki başlık..

lakin topa tutulurum.. yazamam.. en kolayına kaçıyorum, sahi toplum hiç bir zaman mı hazır olacak.. off dedikleri off.. lanet gelmesin yine de..

forumda gördüm başlığı, sonraya buraya düştü...

niye tek seferde okuyacağım yazılar yazmıyorsunuz??:)) anlamak öte dursun , yine biliyorum tekrar okuyacağım ..

esenlikler huzurlar diliyorum..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Konsantre Karanlık Madde 22 Ocak 2020 Çarşamba 23:35:03
Şeref duyarım eğer vesile olursam.
Yaz sen yaz, ben seni korurum. Yabana atma, iki de komut bilen kuçu var, hani şu milletin çok korktuklarından. Koruruz seni biz Dost. Yaz sen. (:

Teşekkür ederim Nesildaşım.
Güzel akşamlar diliyorum ben de ve bahar yakın.
Umarım bizim de son baharımız yakındır, kavrulduk.
black_sky
22 Ocak 2020 Çarşamba 21:42:02
Geçitlerden başka başka geçitlere geçmemek elde değil. Sindire sindire tekrar tekrar okudum.
Sanırım koyu bir kahve daha alıp bir kere daha okunulası...algılardan algı beğenirken ben.
Tebrikler
Saygılar ve selamlar olsun

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Konsantre Karanlık Madde 22 Ocak 2020 Çarşamba 23:04:47
Hoş geldiniz.
Kahvemi pişirip, yazınızda alacağım ben de soluğu.
Çok teşekkür ederim.
Saygılar benden.
Leon
22 Ocak 2020 Çarşamba 19:25:36
Ben başlığı olumsuzluk ekiyle bitirdim. Ama televizyonu kapatıp Ceyhun Yılmaz sesiyle okudum, baktım girebiliyorum yazıya. Işte bu be dedim. :)
Ne diyecegini bilmeyenler kulübünden çok selamlar.

S. Özgür Erdinç tarafından 1/22/2020 7:30:07 PM zamanında düzenlenmiştir.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Konsantre Karanlık Madde 22 Ocak 2020 Çarşamba 23:02:31
Estağfurullah Özgür Bey'ciğim (:
Siz herkes misiniz ki?
Gerek ufak tefek sohbetlerimiz, gerek yazdığınız şiirler.
Menzili kuvvetli bir bilinç tarafından hemen seçilirsiniz, yoksa başlık olumsuzluk eki ile bitiyor.

Çok teşekkür ederim Özgür, eksik olma.
Matrix 4'ü konuşacağız, aklımdasın.
Güzel akşamların olsun.
Leon 23 Ocak 2020 Perşembe 20:25:43
Ah o günü halatla çekeriz. Ama Hugo Weaving oynayamayacakmış, biz insanları virüs gören başka biri lazım şimdi. :))
Benden de güzel akşamlar abime.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.