Konsantre Karanlık Madde
44 şiiri ve 67 yazısı kayıtlı Takip Et

Malkuth



Müsamaha dolu bir günde, çalan şarkı, nakaratında ekolu biçimde;

’’Alive
Alive
Alive
Alive
Alive
Alive’’

şeklinde tekrar ediyor, okunuşu itibarıyla ’’lay; lay’’ gibi algılamak da mümkündü bu sözleri. Bugün cumaydı ve bir an önce akşam olmalıydı. Ne ütüldük ama geçen cuma o Yaşlı Kurt’a...

***
Brodway’in perdesini açtım. Evet evet Renault Brodway’in. 98 modellerinin ’’dolu’’ olanlarında perde de oluyor. Ester, soluk soluğa kalmıştı. Benden daha yorgun düşmüş gibi görünüyordu. Daha terliydi. Köpeklerimiz, az önce bıraktığımız çitlerin arkasında oyamaya devam ediyordu, ben arabanın perdesini ayırıp bakınca, benimki dikildi bana doğru, bir göz attıktan sonra ’’işine bak’’ dercesine döndü önüne ve küçük köpeğin ağzındaki oyuncağı alıp kaçmaya başladı. Ester’in o beni bir hoş eden kokusu sarmıştı Renonun içini. Ester’in nemiyle karışınca iyice çekici bir hal alıyordu bu koku!

Brodway, birlikte iş yaptığımız arkadaşın babasına aitti. Kullanılmadığı için, iş bitene kadar geçici hizmetimizde idi. Ester ile ise köpeğimle ormanda yürürken tanıştık. Kendisi, küçük köpeğini tasmasız bırakmış, diğer köpekleri besliyordu. Benden 7-8 yaş küçüktü. Saçlarının bir kaç parçası mordu. Köpeği, ben ve köpeğimin yanına koşunca, bir an köpeğine bir şey olacak sanıp, bize doğru hızlıca koşmaya başladı, ’’kızım bir şey yapmaz, merak etmeyin’’ dediğimde sakinleşti. Elini uzatarak, ’’o halde ben Ester’’ diyerek yaklaştı yanımıza...

Arkadaşımla en baştan anlaştığımız ve en delinmez kuralımız ’’eve manita getirmek yok’’ olduğu için ve Ester de ailesi ile yaşadığı için, hemen her gün buluşuyor, atlıyor eski arabamıza ve buraya geliyorduk. Köpeklerimize kimsenin yaklaşmayacağı, köpeklerimizin de çitlerinden aşamadığı bir bahçe var ve kimse de gelmez buraya. Tarot desteleri ile kafayı bozmuş gibi görünüyor, o zamanlar hiç de bilmediğim terimlerle bir şeyler anlatıyordu. Anlamadığımı ve inanmadığımı sezerek, ’’inanacaksın’’ diyordu, ’’göreceksin...’’

Soluk soluğa yattığı yerden, yüzüme dokunarak ’’uzun bir süre görüşemeyeceğiz, ben arbanın bagajına sana dersler bıraktım, vakti geldiğinde sırasıyla gideceksin. Gerektiği kadar gittikten sonra da bulacağım seni, şu an sadece bir kaza eseri buluştuk, vakti değildi’’ dedi. Ben ise içimden benden açık sözlülükle kurtulabilirsin diye geçirirken, ’’evinde yaptıklarını da biliyorum, vakti gelmediği sürece hiç uyumadan çalışsan da faydasız’’ dedi, ’’geldiği gibi geri gider...’’

Ester hiç alışılageldik bir janra ait değildi. Başka kadınlarda olmayan bir şey vardı O’nda, yüzüme söylediği son sözleri ’’40’ından sonra evlenenin tadı olmaz’’ ve çok dikkatli biçimde yakın mesafeden gözlerime bakarak ekledi, ’’Krallar Tanrıdandır, sen kendi Krallığına yaklaşmadan önce buluşacağız, şarkıları takip etmeye devam et, doğru yoldasın...’’

***

Orta boylu, zayıf, yalnız yaşayan kumarbaz, göründü kapıdan biz ufak tefek paralarla kılıç atışırken. Her gün akşam saatlerinde gelir, sabaha kadar oynar, sabahsa oyundan çıkınca köpeğiyle vakit geçirirdi. Biz de sabahları çok karşılaşırdık köpek gezdirme saatlerinin benzemesi sebebiyle. Huysuz bir adamdı ama güzel poker oynardı. Texas ya da Türk usulü fark etmez. Mendebur ve hissiz suratında bir mimik yakalamak neredeyse imkansızdı. Az konuşurdu. Eskiden gayrı meşru koşturmuş. Köpeğiyle yaşar, eşinden ve çocuklarından uzun süre önce ayrılmış. O bir müdavim, her gün bu geceleri kumarhaneye dönen boktan kahveye geliyor, sabaha kadar oynuyor ben ise burada olduğum süreçte uğramadığım cuma gecesi çok azdır; haftada tek bir gün takılıyorum o da cuma. İkimiz de birbirimizin köpek düşkünlüğünü bilirdik. Cuma günleri rakip olsak da sabahları karşılaştığımızda birbirimizin köpeklerini severdik. Ufaktan da hal hatır sorardık. Geçen hafta neredeyse donuma kadar aldı. Üstümde daha çok para olsa, onu da bırakacak kadar da hırslandırdı beni bu Yaşlı Kurt.

Açık olan ama kimsenin zerre kadar umursamadığı televizyonda verilen haberde, ’yerli ve milli araç’’ için 5 bin dolar civarında bir ön ödeme şartı olacağı anlatılıyordu. Yaşlı Kurt ise ’’Selamın Aleyküm’’ dedikten sonra, tepemizde bitmiş, kılıç oyunumuzu izliyordu. ’’Poker?’’ ikinci kısa ve net cümlesi olmuştu. Ben ve kılıç atılan bir masadan bir adam oynayacağımızı belirttik. Kuruldu düzenek. Masa ve ganyotçu hazırdı. Ganyotçu kartları kararken bu kez de televizyondaki haberler, evsiz bir kişinin soğuktan donarak öldüğünü söylüyordu. Bir lot 50TL olurdu oyunlarımızda. Bu kez sormamıştı bile ganyotçu. Herkes çıkardı ve 50TL’sini attı masaya. Ortada 150TL duruyordu. Texas usulü olduğu için iki kart geldi elime. Aralarındaki tek bağlantı, kupa olmalarıydı. Birisi papaz, diğeri 3’tü... Üç tane kağıtta yere açıldı. Kupa 10, sinek kız ve maça 7’li. Bu el kente gider diye içimden düşünürken, diğer iki oyuncu 50’şer TL daha attılar masaya. Karar bende idi, ya pas ya da 50TL koyacaktım ortaya. 50TL’yi attım, elim hiç iddialı olmamasına rağmen. O esnada televizyonda sözde bir uzman, Libya teskeresini değerlendiriyordu. Ganyotçu bir kart daha açtı; kupa vale. Yaşlı Kurt 50TL daha attı ortaya sessizce, diğer şişko, taksici adam ise 100TL attı. Ben 100 TL’yi koydum. Yaşlı Kurt 50 TL daha... Son kart ise kupanın ası oldu ve Ganyotçu Yaşlı Kurt’a ’’konuş’’ dedi. Bir yüz TL daha attı Kurt, taksici gördü, ben ise 150 TL atınca, herkes 50 TL daha koydu ve kartları açtık. Yaşlı Kurt’un kenti, Taksicinin kentinden daha büyüktü ama benim renk ikisinden de büyüktü.

Bir sonraki elde, elimde hiçbir şey olmamasına rağmen blöf yaparak, yerdeki parayı toplmadan önce kartları kapalı biçimde ganyotçüye attım. Bir sonraki el pas dedi Yaşlı Kurt, ben taksicinin rengini, full as ile harcadım. Bir kaç kez pas diyişim dışında, girdiğim eli kazanıyordum. Taksici ’’bugün kağıtlar bizi s*ktirmeye geliyor, benden bu kadar’’ dedi ve bir iki el bizi izleyip, çıktı gitti. O giderken televizyondan, çarpıtılmış enflasyon oranı hakkında konuşan iki adamın sesini işittim.

Sabaha kadar oynadık Yaşlı Kurt ile... Bir kez blöfümü yemedi ve bir iki el de kazandı, kalan tüm eller lehime sonuçlanmış, geçen haftanın acısını çıkarmıştım. Yaşlı Kurt bende para kalmadı diyene kadar oynadık. En son ikimiz de o kahveden çıkarken, televizyonda The Economist dergisinin 2020 takvimini analiz ediyorlardı...

***

Kahvehane eve yakındı. Yürüyerek gelmiştim, yürüyerek de dönecektim. Yaşlı Kurtun tam tersi yöne doğru yürüdüm. İç cebimden Ester’in yolladığı tılsımı çıkarttım, bir süre baktım yuvarlak gümüşe. Sonra da tekrar iç cebime koyup, yoluma devam ettim. Eve geldiğimde köpeklerim, ilgisiz kaldıklarından dolayı beni cezalandırmışlardı. Kocaman 2 tane bok duruyordu onları bıraktığım odada. ’’Bu ne böyle?’’ diyince, dişi olan ’’röv vöv vöğüv vöğ röv röv’’ dedi. ’’Tamam lan uzatma, tasma nerede?’’ diyince, deli olup tasmasını getirdi. Aldım ikisini ve çıktık dışarı.

Bir saat önce kumar oynadığımız kahvenin, sabah elemanları gelmiş, mekanı ilerleyen saatlerde gelecek emekliler için kahvehaneye çevirmekle meşgullerdi. Kahve solumuzda kalıp da 200 metre kadar yürüyünce Yaşlı Kurt ve küçük, cooker cinsi köpeğini gördüm. Kurt da bizi gördü ve köpeklerimi sevmek üzere bize doğru yürüdü. O tasmasız gezdiriyordu kendi köpeğini. Yine uzun paltosu, kumaş pantolonu ve içinde çizgili gömleğiyle. Bu adama ütü yapmayı hiç yakıştıramıyordum, O ise ütüsüz gezmeyi kendine yakıştıramıyordu. Her zaman ütülü üst baş ile gezerdi. Köpeğini gezdirirken bile. Köpekler için yanıma su alıp almadığımı sordu, cebimdeki pet şişeye vurarak yanıtladım. ’’Tılsımla masaya oturmak da hiledir Aslanım,’’ dedi. Ben dikkatlice bakınca da ’’tılsımları bildiğimden değil, kumarı bildiğimden’’ deme gereği hissetti, ’’hem böyle şeylere ulaşabiliyorsan, böyle boktan yerlerde harcama onları da kendini de’’ diye de ekledi...

***

Ester’i 4 yıla yakın bir zamandır görmüyordum. Arabanın bagajına koyduğu ritler ve ritüeller, ben ödevlerimi yapmaya başlayınca anlam kazanmıştı. Kalkışmanın olduğu yıl bu gerçek ödevlerimi yerine getirmeye başladım. Ester’den sonra insanlar ve sanat eserleri hep birbirini linkliyordu. Hepsi de bir öğretiyi. Ben 3.boyutu aşmanın ufak bir yolunu o zamanlar da biliyordum ama bununla ne yapacağımı bilmiyordum. İtiraf etmeliyim ki Ester ve arabanın bagajına bıraktıkları olmasa, ben komünlerde yaşayan o sefil ’’Turkish Buddhist’’lerden olacaktım ve her şeyi bir noktaya kadar kavradıktan sonra yine azgın nihilist olduğumu sanacaktım... O zamanlar, Ester’in ağzından çıktığında anlamadığım tüm kelimeler, bir bir karşıma çıkmıştı; anlamlarıyla birlikte. Bu beni daraltıp, bunaltan yeryüzünden, derin sulara ve uçsuz göklere bir davet vardı. Ben davete icabet edene kadar da her şey ters gitmeye and içmişti. İcabet yetmeyecekti bir şeylerin düzelmesi içinse, adanmışlıktı istenen...

Crowley’nin Goetia kitabını deli gibi merak ediyordum. Hem hamlamış İngilizceme katkısı olacak hem de Türkçe çevirisi olmayan bu kaynaktan istifade edecektim. Biraz arandım internette ve kitap sadece yurtdışında satılıyordu. Ülkemizde de satılmış ama tükenmiş ve bir daha da gelmemiş. Amazondan kitap sipariş edeceğim bir zamana kaldı.

Aradan 3 hafta civarı geçmişti. Kitap listeme göz attım. Tekrar Crowley’nin Goetia’sını aramaya koyuldum. Bilmem kaçıncı google arama sayfasında buldum kitabı. Tuhaf, kıyıda köşede kalmış, safran mürekkepleri, tütsüler, yüzükler, tılsımlar satan bir sitede son bir tane var. Hiç vakit kaybetmeden, sipariş ettim. Kitabın bana an an gelişini hissettim desem abartmış olmam. Kargocu geldiğinde ise cama doğru gittim ve adamın panelvan arkasında bana vereceği gönderiyi aradığını gördüm. Adam kargoyu verdiğinde ise insani biçimde açacak sabrım olmadığını bildiğimden, paramparça ettim kitabın sarıldığı tüm poşetleri. Kitabın arasında bir şey vardı. 66.sayfa. Gümüş, kolyeyi andıran, işlemeli bir tılsım. Siteyi açtım, fiyatına baktım, 200 küsür TL’ye satılan gümüşten bir tılsım. Jüpiter ile alakalı bir tılsımmış. Fişe baktım. Telefon numarasına, altında da Kübra A. yazıyordu. Telefon numarasını çevirdim. Durumu izah ettim. Sadece kitap istediğimi ama bana tılsım da geldiğini belirttim. ’’Ben Ester,,,’’ dediğinde gözüm bana yıllar önce verdiği, kitaplıkta duran kağıtlara ilişti, ’’sen bana Ester demeye devam et’’ dedi. ’’Tekrar karşılaşacağımızı söylemiştim’’, ama kimim ben? Tamam, bunların ’’hepsi bir’’ de ben kimim? ’’Şimdi o kitabı çevireceksin ve basılacak, çabuk bitir işini. Asıl serüvenimiz o zaman başlayacak Yüce Kral...’’ Güncel mail adresimi alıyor, bir de yüzümü görmek istiyormuş. Akşama görüntülü arama için sözleşiyoruz. Telefonu kapatıyorum, kitabı açıyorum, 66.sayfa. Ester’in o beni benden alan kokusu bu sayfaya sinmiş. Hemen hatırlıyorum o kokuyu, unutmam aradan 50 yıl da geçmiş olsa. Diğer sayfalarda eser yok bu kokudan...

Bugün ki mailinin başlığı ’’Seni öldürebilecek güçte bir düğün ya da nikah salonu yok’’ idi... Kızayım mı, şaşırayım mı, tebessüm mü edeyim bilmiyorum, facebookumda da 5 yılı aşkın bir zamandır ekli imiş. Gerçek adı ve soyadı ile.

Kus artık Ester, ben kimim?

***

Sadece iyi olmak zorunda olan bir varlıktan Tanrı olabilir mi? En fazla bizim Keter’imiz, Tanrı’nın Malkuth’u olabilir. Kötü demek de küstahlığın dik alası olur! Sadece Tanrı’ya değil, herhangi bir şeye ’’kötü’’ demen yeterli. Yeryüzünde bir toz tanesi ya da milyonda bir küçüklüğümüzde bir mahlukat yoktur ki Tanrı’ya bağlı olmasın. Bunun farkında olan virüsler var, farkında olmayan virüsler var. Malkuth Krallık demektir. Keter taç, Malkuth ise krallık. Bildiğimiz dünya işte, nesini anlatayım, evren içinde mikrokozmos, sana bana makrokozmos. Ama köklerinin bağlı olduğu yerleri, o bağları anlatmaya çalışsam da beceremem. Kelimeyi zaten aşar da aklı da aşar...

***

’’Father, I’m better than butterfly
You can have soul
What you need isn’t me
You can die
No matter
I’m better, Father, than butterfly
You can’t die
Should wanna feel like a child
You don’t know if I’m alive
Alive
Alive
Alive
Alive
Alive
Alive
So what you lit grows in me
You can buy rather
And, Father, I’m better than lullaby
I should drive
Should wanna feel like a child
Don’t even know if I’m alive
Alive
Alive
Alive
Alive
Alive
Alive’’

diye bastırıyor şarkının tümünde. Kumara gideceğim gün de, Ester’in Kübra olduğunu öğrendiğim gün de, bu son küreyi yazarken de çalan şarkı...

Beğen

Konsantre Karanlık Madde
Kayıt Tarihi:19 Ocak 2020 Pazar 05:00:22

MALKUTH YAZISI'NA YORUM YAP
"MALKUTH" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
black_sky
19 Ocak 2020 Pazar 17:23:41
Öyle akıcı bir anlatımınız var ki...okumaya başlayınca insan başka bir evrene dalıyor...anlattığınız o evrene..
Bir ara sanki odamda Ester' in kokusunu duydum...

Yazıların sonunda da hep yeni bir şeyler öğrenmek çok çok güzel..

Tebrik ederim cani gönülden.
Saygılar ve selamlar olsun

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Konsantre Karanlık Madde 20 Ocak 2020 Pazartesi 14:39:28
Umarım ki takdirlerinize layık olma durumum daimi olur.
Ester'in kokusu, piyanonun üst tuşları ve alt tuşlarıyla aynı anda çalınan notalar gibi. Çok güzel bir solo.

Saygılar benden.
Bir Dünyevî
19 Ocak 2020 Pazar 15:04:00
sanki son yazılarında veya hep mi böyleydi, bir romanın içinde gibiyim..farkındalık her an her yerde ve hep o işte..ve sanırım bu terimler kitalaşacak sonunda... başarılarını alkışlayorum
nice güzellikler eksilmesin yanından ve çevrenden..
ne iyi ki çıktın karşıma, belki kaybolacağımız güne kadar:)
sevgilerimle daim huzurla..

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Konsantre Karanlık Madde 20 Ocak 2020 Pazartesi 14:37:27
Teşekkürler güzel Kardeşim.
En içten teşekkürler!
Umarım bir gün kesişir yollarımız.
Ummakla da olmaz aslında, Abim ve senin ortanızda bulunuyorum konum olarak. Bir gün ortada buluşmak ümidiyle.
Sevgi ve selamlar.
Bir Dünyevî 20 Ocak 2020 Pazartesi 16:43:40
bilemiyorum biz de küçükler büyükleri ziyaret eder:) benim düldül 2004 model, geçerken seni alabilir de, tutanak çok benim... lakin 2020 bitmeden bu buluşmayı gerçekleştirmeliyiz diye ben de çok istiyorum..
hürmetlerimle..

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Ethem_Namık
19 Ocak 2020 Pazar 14:59:53
Susamışlık had safhadadır. İftar açma lezzetinde...sonra unutturur gider cekilenleri şişkinlige yol alır.
İlk yudum tadında son yuduma aynı tadı katmak hissettirmek büyük marifettir.

Sahi dostum, her seferinde sen bunu nasıl yapıyorsun?...

Konu felsefe üstü, anlamak için o yoldan yürümüş olmak gerek. Ve yaşamın içinden sıradanlıktan renk katan sevgi dolu canlilarla kontakt kurmak,empati kurmak. Siradanlığın dışına bir kumarbaz edasıyla heyecanıyla çıkabilmek. Dış dünya etkisini her an hissetmek...(tv olayı).

Sonunda temanın özüne öyle bir saplamayla dalmak ki, akıl eksilten.
Hepsini birarada tutabilmek yazının bütününde....nedir biri bana söylesin.

Söyleyemez çünkü o bile ustalık ister.
Sevgiyle selamlıyorum.

Kardeş olayına çok sevindim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Konsantre Karanlık Madde 20 Ocak 2020 Pazartesi 14:35:04
Lezzetler ve o hepimizden daha belirsiz doyum noktaları...
Kumarın, şunun, bunun hormonlarımız üzerindeki etkileri ve aslında bunlara hiç doyulamayacak olmak.

Bu yollar ve yürüyenleri. Yürüyenlerin seçmek zorunda olduğu taraflar. Gölgesi de peşinden gidecek çünkü kanun böyle. Abi, sen de bilirsin ki bu yollarda taraf olmak ne takım tutmaya ne bir partiyi desteklemeye ne de yemek seçmeye benzemiyor.

''İnsan olmak isteyen insanlarla oturur kalkar''cümlesi ne güzel anlatıyor inzivanın gerekliliğini.

Seviliyorsun...
https://youtube.com/watch?v=OcGHLJxxRTI

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.