Bayram KAYA 1
392 şiiri ve 1184 yazısı kayıtlı Takip Et

Anlamak gerek 63



63
Spritüal akım Platon sembolizmiyle anılacaktı. Spritüaline Platon’un bulduğu bir düşünce değildi ama spritüaliler olan tüm düşünce Platonla bilinecekti. Platon’un idealar öğretisine göre bu dünya simülasyonlardan ve illüzyonlardan ibaretti. Dünya gölgeler alemiydi. İmmanuel Kant bu spritüali neyi "biz rüyanın rüyasını görmekteyiz" diye belirtecekti. Rüyamı değiştiremiyorum diyecekti.

Kısacası dinler El anlayışlı temel üzerinde ve bu temeli de destekleyen ne idüğü belirsiz ruhçu öğretiler üzerinde de şekillenecekti.

Dinler içinde temel referans korunacaktı. Temel referans göre mülk El’di. El mülkü dilediğine verir, dilediğine de vermezdi. Bu savlama karşısında dinlerin koruduğu ikinci temel öz şuydu. Kendisine mülk verilen emir sahiplerinin elinin altında bulundurduklarıydı.

Emir sahibinin elinin altında bulunanlar; mal, mülk, para ve köleydi. Köle de mal mülktü. Bunu nereden anlıyoruz? Elinin altında bulunan (köle) ile elinin altında bulunduran (efendi) bir olur mu? Diyordu. Efendi ile kölenin eşit olmadığını söylüyordu. Dinler köleliği değişmeden saklanması gereken bir yasa, bir kural olarak saklıyordu.

Bu nedenle dinlerin temeli köleci özdü. Efendi köle çelişkisini onaylayan ve sadaka söylemiyle efendi köle çelişkisini insan bilinç altına yerleştiren illüzyondu. Dinlerin ikinci bir illüzyonu ruhçu öğretiyle ve ruhçu felsefeyle de iyice sarılıp sarmalanan biçimlenmeleriyle spekülatif düşünce olmasıydı.

Dinler, spekülatif düşünce tartışması nedeni ile her türlü dış ve iç etkiye açık olan bir öğretiye de dönüşecekti. Dinlerin kendi üzerinde yaptırdığı yapay tartışmalar vardı. Bu boş tartışmalar dinlerin herkesçe bilinmeyen ajanda görevleriydi. Bu gaye ile dinler, kendisinin muhafaza ve müdafaa ettiği asıl öz olan köleci özü bize unuttururlardı. Dinler üretmeyen boş söz tartışmalarıydı.

Yine kolektif yapılı en başa dönelim. Köleci sistem yavru bakımı gibi en iyi ana olma gibi dünyanın en iyi babası olma gibi, evladı kendimiz için sigorta görme gibi kolektif yapı uhdesinde olması gereken bu sorunsallar; aslında kolektif yapının, kolektif ortama sunduğu kolektif yükümlerdi. Köleci sistemin kolektif yükü kişilerin üzerine yüklediği o köleci başlangıç içine dönersek aynı eksende şunları da belirtebiliriz.

Doğadaki temel üreme içinde bakımı yapılan yavrunun kendi kendisine olacak düşünmesi içinde ben uf demeden ebeveyni sırtımda taşımalı-yım; demesi yoktu. Kişiler böyle bir düşünmenin minneti içinde değildi.

Bunun gibi totem alan içinde de tıpkı doğadaki gibi doğal yol ile do-ğumlar oluyordu. Zorunlu kolektif birim zamanlı iş bölüşmesinden ötürü yavru doğuranın, doğurtanın bakım aitliği değildi. Doğuran doğurduğu çocuğa baksa bile doğuran başka yavrulara da bakacaktı. Sonuçta yavru o yapı sorumluluğuna; bakım, gözetim ve beslenme, aitliği olu-yordu.

Yapı içinde yavruyu doğuran o yavruyu emzirdiği gibi herhangi bir do-ğum yapan kişi de o yavruyu emziriyordu. Şimdiki şartlarla, şimdiki sosyal edimle olan insani duygularınızla geçmişe bakmayın, geçmişi kıyaslamayın lütfen. Bu durumda geçmişin anlaşılması zor olur. Yani kolektif başlangıcın içinde bakım, gözetim, emzirme, eğitim; ailenin, ki-şinin değil toplumundu.

Neden? Kolektif birim zamanlı iş bölüşümü içinde emen bir yavruya, sütten kesilene dek kişisi zamanı değil, kolektif zamanı ayırıyordunuz. Bu durumda sadece yavruya doğuranların bakması önemdi. Kısacası ava giden de kolektif zamanla gidiyordu. Savunma yapan da savunma için kişisi zamanla değil, kolektif zamanla savunma içine giriyordu vs.

Sözgelimi, üç yavruyu sütten keseceğiniz zamana kadar üç kişi emzir-sin. Bu üş kişi kolektif birim zaman içindeki bağıtla, üç yavrunun bes-lemesini yapmış olsun. Süt kesimi sonrası yavrulara bir veya iki kişi bakacak olsun. Üç bakıcıdan biri veya ikisi, kolektif birim zaman neden-le av yapma, savunma yapma gibi nedenle yeniden iş bölüşümü içine katılacaktır.

İki süt bakıcısı süt verme işinin kesilmesinden sonra savunma yapma, gözcülük yapma, ot, kök toplama, besin arama, güvenli yer aramaya daha çok vakit ayırtma gibi durumlarla sürece diğer yönlerden kolektif bir etki yapacaktır.

İş bölüşmesi nedeniyle oluşan kolektif birim zamanlı süreç içinde, ko-lektif yapının himayesini gören her bir bireyler gibi yavrular da toplu-mun uhdesindeydi. Yavrular toplumun umuruydu. Yavru bakımı kolektif süreç nedenli, kolektif etki nedeniyle çocuklar o toplum sal yapıya YÜ-KÜMDÜ.

Kolektif etki ortaya koymanın en temel en basit biçimi; iki kişiyle iş bö-lüşmesi yapmaktır. Yani eş sadakati varsa doğuran doğurtan ortaklığı çok basit sıradan bir kolektif etki ortaya kor. Bu da hiç yoktan ve tekil durum ile olan süreç içinde olmaktan çok çok iyidir.

Avcı toplayıcı yapılardaki kolektiflik ya da toplum sal oluş içinde üreten ilişki yoktu. Bu nedenle avcı toplayıcı yapıdaki zorunlu oluş, kolektif etki nedenleydi. Oysa üreten ilişki kolektif etkiyi çok çok katlamakla kolektif etkiyi vaz geçilemez denli katmerli yapmıştı. Üreten ilişki kolektif etki için bir katsayı orantısıydı.

Avcı toplayıcı dönemin sonuna kadar olan sürecin içinde henüz üretim ilişkisi ortada yoktu. Bu nedenle avcı toplayıcı totem yapı, üreten kolek-tiflik veya toplumsallık değildi. Sadece örgütlü iş bölüşümü içinde ol-manın sağlatmasını yapan kolektifi bir yapı içinde organizeni olan bir avcı toplayıcı yapıydılar.

Kolektif birim zamanı ve kolektif artık zamanı veren organize yapılara toplum denirse de toplum tanımı, asıl anlamını üreten ilişki içinde alır. Totem yapılar üreten kolektif birim zamanı ortaya koymakla toplum sal ve topluma bağlı sosyal sürecin birinci aşamasını ortaya çıkarmışlardı.

Yani avcı toplayıcı olan kolektif yapı, üreten ilişkiler nedenle birden bı-çakla keser gibi olmasa da avcı toplayıcı totemi bir sosyal yapı olmak-tan çıkıp; toplumsal bir sosyal yapı olma hüviyeti içine girmişti. Her iki yapı zamanın bağdaştırıcısı kolektif birim zamanlı kolektif etkiydi.

Beğen

Bayram KAYA 1
Kayıt Tarihi:11 Ocak 2020 Cumartesi 19:46:09

ANLAMAK GEREK 63 YAZISI'NA YORUM YAP
"Anlamak Gerek 63" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.