Enûma Eliš
4 şiiri ve 1 yazısı kayıtlı Takip Et

Üç kere hapşırdım



Üç Kere Hapşırdım

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 12.1.2020 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Ard arda üç kere hapşırdım. Üç kere "Elhamdülillah". Bir kere de hapşırmak ile hapşırmamak arası tıkandı nefesim. Yarım kalan bir "elhamdülillah" genzimde öylece duruyor. İyi yaşamalı mıyım, birileri de iyi görmeli mi, bilmiyorum.

Yatağımda doğrulup bir müddet yatağımın kenarında öylesine oturdum. Kalkmakla oturmak arası kararsız kaldım. İki elim yanda amaçsızca sallanırken omuzlarımı düşünüyorum, omuzlarım kollarımı yeterince yukarıda tutması gerekirken gereksiz bir güç sarf ediyor gibi bıkkın hissettiriyor şu an. Saçlarımın yüzümü güldüren o gıdıklanma hissinin verdiği sinir bozucu durumundan kurtulmak maksadıyla, başımı sağa sola salladım. Ellerimi kullanmak istemedim. Saçlarımı küçük bir el hareketi ile yüzümden uzaklaştırabilir ve bu gıdıklanma hissine bir son verebilirdim. Ellerim omuzlarımdan itibaren o an bana yüktü.

Yüzüme yapışan birkaç saç telini de son kafa sallaması ile uzaklaştıramayacağımı anlayınca alnımdan yüzüme düşen saç teline üflemeye başladım. Dudağımın bu anlamsız şekillere giren halinin hiç çekici, komik ya da güzel tarafı olmadığından emindim. Üç defa üfledim...üç hapşırıktan yüzüme yapışan üç saç teline.

Kendimden iki büklüm, yolları, kollarından aşağıya sarkan bir dağ gibiyim. Birden, dağın etekleri ayaklarıma inen bir köye kavuşsa diye aklımdan geçirdim. Dağın zirvesinden bakan bir tepegözüm olsa kim bilir neler görürdüm. Ayak parmaklarımın her birinden bir nehir aksaydı meselâ; kıyısında kurulu on köye ulaşsa dağ suyum. Nehrin bir hikâyesi olsa, anlatılsa bir süre sonra. Bu nehir, Danaos Kızları’nın dibi delik kazana doldurdukları sulardan taşan bir nehir olsa ve rengi lapislazuli...Nehrin üzerine ahşap bir asma köprü yapılsa tek bir çivinin dahi ağacını incitmediği kündekâri bir üslûpla. Köprünün tam ortasında ve ille de ortasında durup, sırtına vuran güneşi alarak arkasına, onlarca poz çektirse köyün âşıkları.

Kızın adı olmasa. Oğlanın adı olmasa. Adsız iki aşığın çivisiz ahşap asma bir köprüde birbirine çivilenmiş adları olsa; bakışlarına yazılsa el yazması, sedefli bir kaç kakma harfle.

Kızın, mor bir yazması olsa; asaletin o efsûnlu rengine boyanmış. Mor rengin üzerinde sarı sarı çiçekli… Çiçekleri üzerinde uçuşan yeşil kuşlar olsa, kanatlarındaki yeşilden, her kanat çırpınışta ağaçlar dökülse bir bir toprağa, düştüğü yerde hemen kök salan. Toprağın sımsıkı sahiplendiği ağaçlarda, yetişse kırmızı yeşil bir elma. Oğlan, kızın mor yazmasından kopardığı, kırmızı yeşil elmayı yanakları aşktan al al olmuş kıza uzatsa... İlk günahını işlese Âdem oracıkta.

Kız, su şırıltısını andıran sesiyle nehrin hikâyesini anlatmaya başlasa:

"Adını bütün soyuna vermekle nam salmış Argos Kralı Danaos’un birbirinden güzel elli kızı vardır. Danaos’un, Mısır Kralı olan kardeşi Aigyptos’un ise elli oğlu. Danaos ilk Libya kralıdır ve elli kızını daha anne karnında iken kavga ettiği ve sebepsizce kin duymaya başladığı ikiz kardeşinin oğullarına vermek istemez. Zaten babaları da bu sebepsiz kinleri yüzünden birbirlerine zarar vermesinler diye ikizler doğar doğmaz onları birbirinden ayırır. Ülkesinin doğusundaki Mısır topraklarını Aigyptos’a, batısındaki Libya topraklarını ise Danaos’a vererek kardeşlerin bir daha görüşmelerini yasaklar. Kardeşlerden Mısır kralı, yıllar süren bu sebepsiz kine artık bir son vermek ister ve Danaos’un elli kızını kendi elli oğluna ister. Danaos ise hâlâ kinine esirdir ve bu talebin bir tuzak olduğunu düşünür.

Kızlarını, kardeşinin oğullarına vermek istemediğinden, Athena’nın öğüdüyle elli kürekli bir gemi yaptırıp Libya’dan kaçar ve Argos’a sığınır. Tıpkı babaları gibi Danaos’un kızları da bu evliliği istemez.

Bir kehânete göre Danaos’un ölümü, damadının elinden olacaktır. Kehânet yerini bulmasın diye bir plan yapar. Kızlarına kehanetten bahseder ve elli kızına elli hançer verir. Evliliğe razı gelmiş gibi görünerek düğün gecesi kocalarını bu hançerlerle öldürmelerini buyurur. Kızlar babalarının isteğini yerine getirir ve düğün gecesi uykularında olan kocalarını hançer ile öldürürler. Yalnız içlerinden biri duyduğu sevgi yüzünden bunu yapamaz. Canı kurtulan damat, ölen kardeşlerinin intikamını almak ister ve kendisinin ölümü için verilen hançer ile Danaos’u öldürür.

Tanrılar, kocasını esirgeyip öldürmeyen kız hariç bu zalim kızları yer altı dünyasının en karanlık zindanlarına atarlar ve cezaları dibi delik bir kazana testilerle su doldurmak için uğraşmaları işkencesidir.. Böylelikle sebepsiz bir kinin cezasını sonsuzluğa dek sürecek amaçsız bir uğraş ile çekerler."

Kızın hikâyesi bitince, ahşap asma köprü rüzgârdan hafifçe sallansa. Ahşabın gıcırtısıyla irkilse ikisi de.

Oğlan nehre doğru baksa; sonsuzluğun akan suyuyla yıkasa gözlerini. Bu akış “sonsuza dek sürecek”, dese…

Kenarında oturup kala kaldığım yatağımdan doğrulmaya korkuyorum bu esna...Ya, ben ayağa kalktığımda birden kollarımdan aşağı uzanan dağ devrilirse, tepesinden kopup yuvarlanan taşlar çivisiz ahşap asma köprünün üzerine düşerse, koparsa ipleri, köprü birdenbire tam da ortasından ille de ortasından ikiye ayrılırsa, ya bir tarafa kızı, diğer tarafa oğlanı savurursa... Mor yazması üzerinde çiçeklenen sarılarından başlarsa dökülmeye renkler. Yeşil kanatlı kuş, uçmaya yalpalanırsa, konacağı ağacın dalları kırılmaya başlarsa bir bir… Kırılan her daldaki düşen her yaprak başlarsa çığlık atmaya, her çığlığın sesi nehrin suyunda boğulursa sonsuza...

…of Allah’ım! Bunu tahayyül etmek dahi istemiyorum. Ayaklarımı şimdi hiç kıpırdatamıyorum. En ufak bir adımımla dağın yıkılmasını istemiyorum.

Bir süre daha yatağımın kenarında oturmaya karar verdim. Genzimde yarım kalan hapşırma hissiyle.
.
.
.

( Not: Yazı içerisinde geçen, Danaos Mitosu, Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü’nden esinlenerek yazılmıştır.)


Beğen

Enûma Eliš
Kayıt Tarihi:11 Ocak 2020 Cumartesi 12:10:11

ÜÇ KERE HAPŞıRDıM YAZISI'NA YORUM YAP
"Üç Kere Hapşırdım" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Beşeri Aşkların Şairi
15 Şubat 2020 Cumartesi 01:17:58
Tebrik ederim zevkle okudum begendim

Cevap Yaz
Hüşyâr_mest
12 Şubat 2020 Çarşamba 13:48:30

Mitoloji üzerine ve özellikle Türk mitolojisi hakkında
sağlam kaynaklara ihtiyacım var.. Rica etsem tavsiyede
bulunur musunuz..

Hüşyâr_mest tarafından 2/14/2020 12:14:53 AM zamanında düzenlenmiştir.

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Enûma Eliš 14 Şubat 2020 Cuma 00:27:56
-Türk Mitolojisi dendi mi akla gelen en iyi kaynak " Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL'in, TÜRK MİTOLOJİSİ" adlı iki ciltlik kitabı. Oldukça kapsamlı ve güzel bir eser.

-Yunan Mitolojisi ilginizi çekerse "Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü" olabilir.

-Yunan ve Roma Mitolojisi " Colette Estın, Helene Laporte" bu kitap çok kapsamlı değildir.

-"Muazzez İlmiye Çığ" kitaplarını severim. Mezopotamya Sümer mitolojisini kapsar. Onun kitaplarından "Gılgameş" çok iyidir.

Şuan aklıma gelenler bunlar. Selam ve saygılar, ve..
Enûma Eliš 14 Şubat 2020 Cuma 00:39:41
İlginizi çekerse şayet -sizin türküleri ne çok sevdiğinizi bildiğimden- türkülere yönelik bir kitap da tavsiye edebilirim.

Prof. Dr. F. Gülay Mirzaoğlu, "HALK TÜRKÜLERİ, Konu-İcra-Yapı-Anlam-İşlev."
Hüşyâr_mest 14 Şubat 2020 Cuma 12:07:53

- Bahaeddin ÖGEL'i duydum..

- Azra Erhat'ı ise uzunca bi zaman önce okuduğum"İlyada" ve "Odysseia" dan az çok biliyorum..ki mitoloji deyince de zaten ilk aklıma bu eserler gelir..

- Muazzez İlmiye Çığ'a son günlerde sık sık rastlıyorum..bi türlü elim gitmiyordu..demek vakti varmış..

- Prof. Dr. F. Gülay Mirzaoğlu, "HALK TÜRKÜLERİ, Konu-İcra-Yapı-Anlam-İşlev." ilk defa sizden öğrendim.

Hepsini de listeme ekledim..çok teşekkür ederim. Mübarek Cuma'nın hayrıyla..

Selam saygı..ve,

Enûma Eliš 14 Şubat 2020 Cuma 12:21:47
Ne demek, rica ederim.
Mübarek Cuma'm hayrıyla. Saygım, selâmım..ve,
Hüşyâr_mest
12 Şubat 2020 Çarşamba 13:46:53
Sabrınız için minnettarım,

Hüşyâr_mest tarafından 2/13/2020 11:14:02 PM zamanında düzenlenmiştir.

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Enûma Eliš 12 Şubat 2020 Çarşamba 21:18:33
Selâm,
Hüşyâr_mest 12 Şubat 2020 Çarşamba 21:27:00

Selâm..
Enûma Eliš 13 Şubat 2020 Perşembe 23:34:26

..ben bi nehri seyrediyorum suskunca,

-ya benim minnettar olduklarım-
Hüşyâr_mest 14 Şubat 2020 Cuma 00:24:03

, kendini seyreden bir nehri izliyoruz ..

- çağlıyor nehir, çoğalıyor sevincimiz.. -

Lütfiye_Çanacık
12 Ocak 2020 Pazar 13:18:13
Selamün Aleyküm, hapşırmak bir nimettir ve sıhhatli olmanın alâmetidir.Allah, rahmet ve afiyet versin inşa'Allah. Üçlemedeki ilk hapşırık derinlerdeki rahatsız edici şeyleri koparmaya yarıyor, ikincisi onları burnumuza getiriyor, üçüncüsü ise bütün bu rahatsızlık verici, kaşındırıcı şeyleri dışarı atıyor.

Hapşıran bir Müslümanın "elhamdülillah" demesi, orada bulunanların da hapşıran kişiye, "yerhamükellah / Allah sana rahmet etsin." diyerek mukabelede bulunması, hapşıran kişinin de tekrar, "yehdîkümullah / Allah (c.c.) bize ve size hidayet etsin." demesi, Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimizin sünnet-i seniyyesidir.

"Kızın, mor bir yazması olsa; asaletin o efsûnlu rengine boyanmış. Mor rengin üzerinde sarı sarı çiçekli… Çiçekleri üzerinde uçuşan yeşil kuşlar olsa, kanatlarındaki yeşilden, her kanat çırpınışta ağaçlar dökülse bir bir toprağa, düştüğü yerde hemen kök salan. Toprağın sımsıkı sahiplendiği ağaçlarda, yetişse kırmızı yeşil bir elma. Oğlan, kızın mor yazmasından kopardığı, kırmızı yeşil elmayı yanakları aşktan al al olmuş kıza uzatsa... İlk günahını işlese Âdem oracıkta". Bu anlatımınızla görselle buluşunca sahnenin tadına doyulmuyor. Güne düşen kalemi kutlarım. Selam ve dua ile...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Enûma Eliš 12 Ocak 2020 Pazar 13:47:15


Yazının esas itibari ile çıkış noktasına temas etmenize ve anlatmak istediğim “üçlemeye” vurgu yapmanıza sevindim.

Anlatmak istediği diğer pek çok şey ile birlikte...
Hayat biraz böyle; geliyor, uğruyor, sevdiriyor, kaçıyor...su gibi iken her şey ne ziyan etmeli ne kire ne de kine boğmalı.

Saygı ve selamlar.
Enûma Eliš Yazının sahibi
12 Ocak 2020 Pazar 12:38:57








Enûma Eliš tarafından 2/13/2020 1:13:06 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Hüşyâr_mest
11 Ocak 2020 Cumartesi 20:38:42

Seçkin yazınız, mitolojiye uzaklığı olanı yargılamadan onu adabıyla bi kenara çekip, yazarının özgün üslûbu ve bir sanatçı birikmişliğiyle ne güzel okudu kendini.. İçeriğinde yer alan konulara benim gibi mesafeli okuyucuları bile yaklaştırabiliyor ve dikkatini, merakını çokça çekebiliyorsa asıl ilgili olanların keyfini.. beğenisini tahmin etmek hiç de zor değil.

Tekrar etmiş olacağım belki lâkin-i güzel kendini okuyan bir yazı bu.. Sizi hiç zorlamadan, bilginiz olmasa dahi duyurmak istediğini sıkmadan, yormadan söyleyiveriyor. Okurunu ağırlamak hususunda yetkinliği belli yazının hapşıran anlatıcısı için vazifemizi de unutmadan "Yerhamüke Allah" diyerek yerine getirelim.

Yazının bilgi verdiği ve üzerinde durduğu konuların ötesinde kendini çokça hissettiren önemli, öz, fıtri bir duygu var ki ona değinmeden geçemeyiz...

Yazıda geçen sebepsiz kini bitirmek isteyen kralın kırkdokuz oğlunun ölümünden sanki iyi niyetin, merhametin eninde sonunda cezalandırılacağı gibi anlam çıkarılmamalı.. Sebepsiz kini bitiren neydi.. ellide bir ihtimalle de olsa desteklenen o iyiliği görmezden gelemeyiz...

Teşekkür, selâm ve saygıyla..,



Hüşyâr_mest tarafından 2/13/2020 10:50:14 PM zamanında düzenlenmiştir.

5 cevap yazılmış Cevap Yaz


Enûma Eliš 12 Ocak 2020 Pazar 12:39:57
Bazen hayatınıza bi renk girer, bütün dünyanıza nüfus eder. Bu renk lapislazulidir, yeşildir, mordur...ne renk olduğu esasen o kadar önemli değil. Zira renk, nesnede değildir, yansıtan ışıktadır. Bu bağlamda şunu demek yerinde olur; mânâ ya da anlam dediğimiz nesne üzerinde değildir, bizim algımızda ve aklımız ve kalbimizle yorumlayışımızda gizlidir.

Yazının mitolojik kısmını ise kısa tutmak ile tutmamak arasında kaldım. Okuyucuyu bu anlamda sıkmış bile olabilirim. Çok sevdiğim bir mitos olduğu için bütünü ile anlatmak istedim.

...ve tabi yazmaya başlayınca kalem kendi kararını veriyor.

Teşekkür ederim, tüm selamlara ve dileklere.

Yazıdan Selamlar,
Hüşyâr_mest 12 Ocak 2020 Pazar 14:26:02
"Bunu tezâhür etmek dahi istemiyorum.".. buradaki tezâhür kelimesinin bilmediğim bi anlamı ya da kullanımı olabilir mi.. öğrenirsem sevinirim,

Güne gelen yazıya tebriklerimi de bırakarak..
Enûma Eliš 12 Ocak 2020 Pazar 16:44:50


Cümlenin orijinali “ ..böyle bir tezahürü tahayyül etmek dahi istemiyorum”idi. Ben cümleyi değiştirince farketmeden böyle de yanlış eklemişim işte. Yine dikkatinizden kaçmadığına sevindim.

Çok teşekkür ederim :)
Enûma Eliš 12 Ocak 2020 Pazar 16:45:09


Cümlenin orijinali “ ..böyle bir tezahürü tahayyül etmek dahi istemiyorum”idi. Ben cümleyi değiştirince farketmeden böyle de yanlış eklemişim işte. Yine dikkatinizden kaçmadığına sevindim.

Çok teşekkür ederim :)
Hüşyâr_mest 12 Ocak 2020 Pazar 21:23:41
Dedim dil bilgisi açısından yeni bi şey öğreniriz belki..heyecanlandım da
Meğer yazı dikkatlice okunuyor mu diye akıllı bi kelime konmuş :)

Biz teşekkür ederiz..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.