Albatros Piyal
1 şiiri ve 49 yazısı kayıtlı Takip Et

Sait faik'ten yansımalar



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 12.11.2019 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Kızıla çalan bir temaşa var gökyüzünde. Kaldırımdaki çatlakların arasından, yere dökülen susam tanelerine hücum ediyor karıncalar. Şimşekleri andıran sesiyle, bir bir kapanıyor esnafın kepenkleri. Gri parke taşları, üzerinden geçen faytonlara homurdanıyor, takır tukur. Göz altları şişkin, birazda yorgun olmanın asabiyetiyle, kaşları çatık, elleri poşetli eve dönüyor insanlar. Çoğunun dahil olmak istemediği ama herkesi içine alan akşam telaşesi, bacalardan çıkan kömür dumanı gibi sarmış bütün şehri. Karbonmonoksit soluyan ciğerler, uzatmak istemiyor bu şipşak maratonu. Biran önce kendini eve atıp, bütün gün iki eli yakasında olan kravatı, yatağın üzerine fırlatıyor memur tayfası. Topraktaki irili ufaklı kireç taşları, gözle görülmez olana kadar karanlığa kalan toprak işçileri, söndü sönecek sigarası ağzında, ayaklarını yıkıyor çamurlardan.
Tabaktaki bezelyeleri çatalıyla ordan oraya sürükleyen anne, dalmış gitmiş; gurbette üniversite okuyan evladı acaba ne yiyor diye düşünürken.
Sofranın ruhuyetinden bi haber olan baba, bıyıklarından akan salatanın suyunu elinin tersiyle silerken, bir yandan da haberleri izleyip, kendi kendine söyleniyor.
Çay demlenirken, bulaşıkları yıkayan evin genç kızı, aceleyle parmaklarından akan köpükleri siliyor eteğine. Gizli saklı konuştuğu çocuğa cevap yazmak için.
Duştan çıkar çıkmaz bir sigara yakıyor delikanlı. Elleri hala ıslak olsa da telefona bakıyor, mesaj gelmiş mi diye. Bu, seni seviyorum demenin başka bir hali olsa gerek.
Evden çıkıp, arabayla varıncaya kadar misafirliğe, dolu dizgin tartışan genç çift, kapı açılınca hiçbir şey olmamış gibi ’hoş bulduk’ diyorlar gülümseyerek. Yavaş yavaş öğreniyorlar evliliğin siyasetini. Bırak dördüncüyü, ikinci kişi bile gelmemişken okey oynamaya, erkenden kahveye varmış bir adam. ’Evde gram huzur kalmadı’ diye söyleniyor ılık çayını içerken. Kadın ise dayayıp elini çenesine, pencereden yola bakıyor. Bir zamanlar, aşık olup evlendiği adamı arıyor gözleri.

Sonra ansızın başıboş bir dalga vuruyor sahile. Kuma yazılmış ne kadar heveskar yazı varsa yutuyor tek seferde.
...bu ancak bir rüya olabilirdi zaten.
Sadeliğin, yakışıklı ihtiyarı Sait Faik ile, gecenin az ilerisinde karşılaştık limanda. Hep kıskanmışımdır beyaz fransız şapkasını. Marsilya’dan ya da Paris’ten dönerken, amcasıyla bir tren garından aldığını hayal ederdim.
Her zaman ki keskin bakışlarıyla, çoğumuza göre zifiri karanlıktan ibaret uzaklara dalmıştı. Ah Sait! Nedir bizdeki bu haller? Hava serin olmasına serindi ama hissediyordum boğazımızın yandığını. Ne çay, ne de bir yetmişlik kafi değildi bu ateşi almaya.
Koca şehrin, az evvelki kıyamete gebe halinden eser yoktu. Çığlık çığlığa uçan kırlangıçlar bile yummuştu çoktan gözlerini. Bir biz kalmıştık, bir de kayaların üzerindeki ağır aksak yengeçler.

Tam kırk sekiz yaşındaydı Sait. Hiç evlenmemişti. Ama yalnız olduğunu iddia edenlere de kızıyordu çekinmeden. O, kendine has üslubuyla, ’hürüm arkadaş’ diyordu. Atilla İlhan’ın tasviriyle: ’...boş boş geziyor. Böyle olması lazım değil mi yahu! Boşluk olacak ki doldursun adam!’
İlhan’a değinmeden geçemiyorum. Zira, ancak bu kadar esaslı anlatılabilirdi, bir sanatkarın yaşam felsefesi. Bence, her yazarın ve şairin kendine ait’ yazınsal bir dünyası’ var. Nev-i şahsına münhasır ütopyaları. Hayatın ve harflerin ete kemiğe büründüğü bu diyarda, kalemşörler istediği kadar istediği şekilde vakit geçirir. Herkes, mürekkebine bulaşan tecrübeleri zerk eder kağıda. Kimi acıdan, kimi aşktan, kimi de ulviyetten alır gücünü.

Sait Faik ise öncüsü olduğu ekolün gücünü, ’’ sıradanlıktan’’ almış. Kalabalığın görünmeyen, basit yüzlerinden bahsetmiş bizlere. Ve bunu ağır sanatlardan uzakta, sade bir dille yapmış. Herhangi bir fabrika işçisinin sabah kahvaltısını derin betimlemelerle dinleyebiliriz ondan. Sonra ters köşe... Büyük elçinin kızının, aşktan mahrum evliliğini ve gerçek hayata atılışını anlatır. Kasabadan bir balıkçıya tutulmuştur kadın. Her tebaadan insanı bir araya getirip, asıl meselenin ’saf hisler’ ve ’yaşanmamış hazların ivmeli heyecanına sahip olmak’ olduğunu söyler. Zaten kendi hayatı da yazdıkları gibiydi. Sade ve içten.

Çoğumuzun hayatında, ölmediği ama yaşamadığı da bir zaman dilimi olmuştur. Ya da olacaktır. Herkesin ve herşeyin zaruri, fakat kendimizin, Sait’in tabiriyle: ’lüzumsuz’ geldiği bu vakitlerde, fıtrat gereği, tutunacak bir dal ararız. Varlığımızın idamesi için illa ki başkalarına ya da bir şeylere ihtiyacımız var mı cidden? Yalnızlık korkusu bizi, kendimiz olmaktan uzaklaştırmadı mı her seferinde? Bırakın! Dibine kadar yaşayalım bu hissi. O, ’hiçliğin’ dolup taştığı günlerde, eriyelim akrep ile yelkovan arasında. Kendi kendine yetebilmeyi öğretsin hayat. İzin verelim, ’’ sıradanlık’’ dolsun zihnimizin odalarına. Belki o zaman Sait Faik’ in sırrına vakıf olabiliriz. Sıradan ve samimi.

Beğen

Albatros Piyal
Kayıt Tarihi:11 Kasım 2019 Pazartesi 02:26:55

SAIT FAIK'TEN YANSıMALAR YAZISI'NA YORUM YAP
"Sait Faik'ten Yansımalar" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Aygün Deniz
12 Kasım 2019 Salı 13:05:41
Güzel bir yazıydı.Tebrik ederim.Saygılar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Albatros Piyal 12 Kasım 2019 Salı 22:29:20
Teşekkür ederim.

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
ayşe1
12 Kasım 2019 Salı 12:23:15
Sait Faik, İlk öykülerini, doğduğu yer olan Adapazarı'nda geçen çocukluk yıllarına dönük olarak kaleme almıştır. 1933'de İstanbul'a gelmesiyle gençlik yıllarında yaşanmış sıradan olayları, sade ve yalın bir dille sonraki öykülerine yansıtmıştır. Toplumun acı çeken her kesimden dertli insanlarına yönelmesi; yaşanan adaletsiz, işsizlik, kimsesizlik, .. gibi çok çeşitli toplumsal yaralara eğilmesi, onu özgün kılar. Ayrıca içinde yaşama sevinci olan bir doğa tutkunu oluşu, doğa betimlemeleriyle hayranlık uyandırır. Tüm eserlerini okumaya çalıştım. Son yıllarını geçirdiği Burgaz adasında yazdığı öykülerden çok etkilenmişimdir. 1954 yılında 48 yaşında sirozdan vefat etmeseydi daha nice eserler verecekti. Ruhu şad olsun.

Yazınızı severek paylaştım.
Selam ve saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Albatros Piyal 12 Kasım 2019 Salı 22:33:58
Nacizene yorumum, hakiki edebiyat aşıkları, bir yazardan bir şairden kendine has yansımaları görünce dayanamıyor, bütün hayatını bütün halinde hıfz ediyor. Hem de bunu isteyerek, severek yapıyor. 48 yaşına dair yaptığım vurguyu dahi dikkate alacak kadar Sait Faik'le haşır neşir olmuş olmanız, beni fazlasıyla müteessir etti. İlgimiz alakamız hiç eksilmesin. Bi mukabele, saygı ve sevgiler.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.