saf şiir
384 şiiri ve 143 yazısı kayıtlı Takip Et

Kara elmas'ı hatırlayanınız var mı



Kara Elmas'ı Hatırlayanınız Var Mı

Sene yetmişli yıllardı… Apartmanda kaloriferli evde oturmak, ev telefonu sahibi olmak, 56 model şavrole(orjinal adı Chevrolet) model araba ile sükse yapmak, İspanyol paça pantolon giymek, saçları hiç kestirmeden, yıkamadan yaşamak-hippi gibi ve dahası yaşamın tablosuna sığan olmazsa olmazlardı.

Ankara’nın gecekondu diye tabir edilen semtlerinden birinde, bir apartmanın bodrum katında, iki oda bir salonu olan evde oturuyorduk. Hatta küçük birde balkonu vardı, yerden iki metre kadar yukarıda idi. Evin çıkış kapısının sol tarafında bir kömürlüğümüz vardı. O yıllarda apartmanlarda her dairenin bir kömürlüğü olurdu, kapısı derme çatma tahta kapıdan, anahtarı kalın bir demir parçasıyla kapanan basit bir mekanizmaya sahipti. Eğer kömürlüğün lambası olmasa bir mezarlığa girmiş hissi verirdi, kapkaranlıktı.  

Aslında hem apartman hemde kaloriferli bir dairede oturmak, o zamanlarda şöhretlenen orta direğin zenginliğiydi.

İnsanların bir gecede inşa ettikleri evlere gecekondu derlerdi. Tapusu olmayan, devlet arazisi üzerine yapılırdı. Topraktan yapılmış duvarları, tahta ile kapatılmış çatısı, badana kokusu duvarları, evde dolaşan lağım fareleri, sıçanları, geceleri rahat vermeyen tahta kuruları… Her olumsuzluğa rağmen evdi işte, buna da şükredilirdi…

Kış geldi mi, şehri saran karbon monoksit gazlı dumandan göz gözü görmezdi. Soğuk dondururken, bu gazda nefes aldırmazdı… Bacalar temizlenir, evlere sobalar kurulurdu. Ardiye denen yerlere gidilir odun, kömür alınırdı. Parası olan yarım-bir ton, olmayan elli-yüz  kilo odun alırdı. Bir pikapla odun eve gelir ve aile fertleri tarafından kömürlüğe taşınırdı. Kömürlükte yer kalsın diye özenle dizilir, adeta sanat eseri gibi yer planlanırdı. O zaman kömür-kara elmas, belediyeden satın alınırdı. Belediye peşin parasını alarak, kömürün geleceği günü  fatura ederek verir ve o gün de eve gelirdi. En ucuzu tozlu linyitti. fakirin kömürüydü. yandığı zaman geceleri korkuyla yatılırdı, “Ya zehirlerse…”  en iyi kömür ve pahalı olanı taş kömürüydü. Onu da almak kolay değildi. Dedim ya Orta direğin kömürüydü.

Rahmetli annem sabah erken kalkar, salonun ortasındaki sobayı yakar, kömür tava geldiğinde bizi uyandırırdı. Sobanın altına inen yanmış kömür parçaları üzerine sucuklar konur ve ekmek arası çayla doyumsuz yerdik. Sobanın üstüne bayatlamış ekmekler maşanın üzerine dizilir, marka ismi “Alemdar Yağ” denilen tereyağ sürülürdü üzerine süzme bal ile… Kahvaltıdan sonra biz çocuklar okula, babamsa işe giderdi. Akşamları sobanın üstüne patates, kestane konur ve kebabını zevkle yerdik. Paramız varsa et alır o sobanın yanmış ateşinde kebap da yapardık. Kara elmas yanar, evin içinde saltanatını sürer, dışında ise, zehir saçardı. İnsanın iki yüzlülüğüne benzeyen içi başka dışı başka performans sergilerdi.

Çocukluk yıllarında, Kara Elmas’tan nasıl kurtuluruz diye hayal ederdim. Çünkü kömür eve gelse, hamal gibi kömürlüğe bende taşırdım. Kömürlükten sobada yanmak üzere elimde kova her gün eve taşımak rutin işim olurdu. Sonra ise yanmış kovanın küllerini çöplüğe taşımam ve o soğukta temizliğini yapmam gerekirdi… Kara elmas bu yüzden çok zahmetliydi…

Yıllar sonra hayallerim gerçek oldu. Şimdi evim bir sitede bulunuyor ve ortak ısınma sistemi ile ısınmasını zahmetsizce sağlıyorum. Evde mangal yapmak mümkün değil artık, sucuğu ocakta yağla pişiriyorum. Ne bayat ekmeği doğal ateşte ısıtıyorum ne de o Alemdar Yağ var. Evim sıcacık ama çöl sıcaklığı gibi sadece yakıyor işte…

O fakirliğin içinde kara elmas ile yaşamak ne güzelmiş demek geliyor içimden, maalesef. O günleri özlüyorum desem yeridir… Ha birde o gecekondular şimdi villa oldular… Evlerde kara elmas değilde hanımların parmaklarını saran elmaslar var artık. Işıldıyor onun gibi ama odayı ısıtmıyor, cepleri yakıyor. 

Saffet Kuramaz

Beğen

saf şiir
Kayıt Tarihi:5 Kasım 2019 Salı 01:00:50

KARA ELMAS'ı HATıRLAYANıNıZ VAR Mı YAZISI'NA YORUM YAP
"Kara Elmas'ı Hatırlayanınız Var Mı" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Ahmet Zeytinci
5 Kasım 2019 Salı 16:40:22
Çok zor yıllardı o yetmişli yıllar biz de ilkokulu bitirene kadar sobalı bir ev de oturduk, sonra kaloriferli bir eve taşındık biraz rahatladık, daha doğrusu annem rahatladı soba yakma derdinden kurtulunca. Şehir de Ankara'da müthiş bir hava kirliliğin olduğunu biliyorum o yıllarda... Yine de sıkıntılı bile olsa güzeldi o yıllar dostluk komşuluk vardı, insanlık daha fazlaydı şimdikinden. Kutlarım güzel yazını...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


saf şiir 5 Kasım 2019 Salı 17:07:05
Evet güzeldi yine de o yıllar... en azından medya yoktu. Kişiler birbirine gelip gidiyor, kitap okunuyor, güven duygusu aranmıyordu. Değerli yorumun için Allah razı olsun. Selam ve dua ile.

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Şefik BAL
5 Kasım 2019 Salı 08:23:45
Allah razı olsun muhterem üstadım...
Sayenizde eski günleri tekrar yaşadım... o linyitin kokusu geldi burnuma...
Sobanın sıcaklığını, taşıdığımız kömürlerin ağırlığını hissettim...
Çocukluk gençlik günlerim gözümün önünden geldi geçti...
Hepsi geride kaldı...
Şimdiki bu rahatlığı yaşamış olan bizler o şartlara geri dönsek yapabilir miyiz?
Sanmıyorum...
Yaş kemale erdi, kömürü kim taşıyacak, sobayı kim yakacak...
Kendi suyunu gidip almaktan aciz üşengeç nesil, kömür mü taşıyacak...
Sanmıyorum... başta onları ikna edemeyiz...
Biz yaşamışlığın verdiği hazla ve hayallerle, hayata, Rabbimin verdiği müsaade kadar yaşamaya devam edeceğiz...
Güzel bir yazı okudum üstadım, yüreğinize kaleminize kuvvet...
Selam ve dua ile...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


saf şiir 5 Kasım 2019 Salı 09:28:07
Aynı hisleri hissetmek ve yaşamak ne güzel... Değerli yorumun için Allah razı olsun. Çok yapıcı, duygusal ve etkileyici bir yorumdu. Selam ve dua ile.
Şefik BAL 5 Kasım 2019 Salı 11:25:35
Aleykümselam... Allah sizden de razı olsun üstadım... Hürmetlermle...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.