ccelayir
71 şiiri ve 287 yazısı kayıtlı Takip Et

Badem ağacı




Refik kırk hanelik köyde yaşayan, otuz koyunla geçimini yapan bekar ve kendi halinde bir gençti. Babası on yıl önce, doksan yaşında vefat etmişti. Annesi ise iki yıl önce ansızın bu dünyadan ayrılmış, Refik köy yerinde tek başına kalmıştı. İki ablası vardı; ikisi de yirmili yaşlarda evlenmiş, kendi düzenlerini kurmuşlardı. Dik başlı ve fakir olduğu için köylülerle arası iyi değildi. Koyunlarını otlatmak dışında yaptığı pek bir şey yoktu. Babasından kendisine miras kalan on dönümlük tarlayı dikenler, yabani otlar sarmıştı. Dikdörtgen tarlanın köşesinde yarım asırlık kocaman bir badem ağacı vardı. Refik her yıl eylül ayında yaşlı badem ağacını ziyarete gider, tarlanın hemen üstündeki asfalt yoldan geçen köylülerin elinden kurtulan bademleri toplar, bütün kış boyunca tüketirdi.
Yine bir sonbahar günü ağaçtaki bademleri toplamak için tarlaya gitti, ama ağacın kurumaya başladığını, üstünde toplanacak bir şeyin olmadığını görüp evine döndü. Birkaç gün sonra koyun sürüsü tarlanın yakınında otlanmaya gidince Refik bir kez daha badem ağacının dibine gitti, yaprakları erkenden dökülmüş dallara hayıflanarak baktı. ‘’Artık ne köylüler ağaçtan faydalanacak, ne de ben faydalanacağım. Her şeyin, her menfaatin bir sonu vardır,’’ diye düşündü, son kez dallarda gözlerini gezdirdi. Ansızın dalların en tepesinde birkaç avuç bademin olduğunu gördü, mutlulukla ağaca tırmandı, bademleri tek tek toplayıp siyah şalvarının ceplerine doldurdu. Sonra ağaçtan aşağı atladı, koyunlarının peşinden koştu. Sonbahar güneşi parlak ve masmavi gökte ışıldıyor, saka kuşları meşe toplulukları arasında yükselip alçalıyorlardı. Refik top gibi yuvarlak olan kocaman bir taşın gölgesine oturdu, bademleri kibarca kırıp atıştırmaya başladı. Bademiçiyle karnını doymuş, şalvarının ceplerinde bir şey kalmamıştı. Dilini damağında gezdirdi, çıkınından su dolu plastik şişeyi çıkarıp ağzına dikti, suyu lakır lakır içti. Tütün sararken ceplerinde badem kalmış mı diye son kez kontrol etti, bir tane buldu. Son bademe taşı vurup kıracağı sırada durdu, düşündü. Uzun bir bocalamadan sonra, son badem çekirdeğini herhangi bir yere ekmeye karar verdi. İyi ama nereye? Tarlanın hemen üstünden geçen asfalt yolun dibindeki ham toprağa ekecekti –yoldan geçenler çekinmeden ağaçtan badem toplayabilsin diye. Koyun sürüsü kendiliğinden yolun üstüne çıkınca Refik yolun altında verimli bir toprak parçası aramaya koyundu. Yarım saat boyunca yolun bir o tarafına, bir bu tarafına gidip geldi. Sonunda verimli, nemli ve yumuşak bir toprak yığını buldu. Üç parmak derinliğinde bir çukur açtı, badem çekirdeğini içine attı. Kendi kendine, ‘’Nasibi varsa kargalar toprağı eşip çıkarmaz, yeşerir, kuruyan şu ağaç gibi boy atar, binlerce insan meyvesini yer. Buranın toprağı oranın toprağından daha iyi, belki yüzlerce yıl yaşar,’’ dedi. Badem çekirdeğini ektiği yeri taşla belli ederek çıplak ve sarı tepeye tırmanan koyun sürüsünün ardından koştu.
Sonbahar bitmiş kış bastırmış, her yer beyaza bürünmüştü. Refik yarım asırlık badem ağacının dallarını odun sobasına her atışından aklına ektiği badem çekirdeği geliyor, babasıyla geçirdiği günler gözlerinin önünden geçiyordu. Zamanın bu derece hızlı akması, mevsimlerin birbirini takip etmesi şaşılacak şeydi.
Artık kış bitmiş bahar gelmişti; Refik Nisan ayının 15’inde, ektiği badem çekirdeği filiz vermiş mi diye kontrol etmeye gitti. Fazla zorlanmadan badem filizini buldu, mutlulukla iç çekti. Hemen etrafta çalı topladı, koyun ve keçiler filize zarar vermesin diye etrafını dikkatle çevirdi. Yaz mevsiminde ansızın rahatsızlandı, koyunlarını otlatmaya götüremediği için sattı. Sonbaharda pılını pırtını topladı, köyden ayrılıp şehre gitti. Kendini biraz toparlayınca iş aramaya koyuldu, iyi bir iş bulamayınca maden ocağında çalışmaya başladı. Çetin bir kıştan sonra bol yağmurlu bir bahar geldi, Refik yerin dibine maden çıkarmak için iniyor, yeryüzüne yüzü karaya bulanmış olarak çıkıyordu. Mayıs ayının ilk haftasında birkaç günlük izin alarak köyüne gitti; köye duyduğu özlemi giderdi, dağda taşta gezdi. Şehre tekrar döneceği günün sabahında yolun kenarına ektiği bademi ziyaret etti. Fidanın etrafını çapaladı, yeni çalılar etrafına dizdi.
Diğer yıl aynı tarihte badem fidesinin bakımı için köye gene gitti. Bu, böyle birkaç yıl sürdü. Refik’in bir arkadaşı neden özellikle her bahar izin alıp birkaç günlüğüne köyüne gittiğini sordu. Refik bütün yılın yorgunluğunu gidermek, mavi göğe bakmak ve koyun sürüsü otlatırken ektiği bir bademin bakımını yapmak için gittiğini söylediğinde arkadaşı bir süre düşündükten sonra, ‘’Ağacın ne zaman meyve vermeye başlayacak?’’ diye sordu. Refik gülümsedi, ‘’Hiç bilmiyorum, belki seneye meyve verir. Ben babamın oğluysam o fide yakında meyve vermeye başlar… Umarım verir. Babam henüz bir delikanlı iken tarlasının köşesine bir badem çekirdeği ekmiş, o badem dört yıl önce kurudu, ben de o ağacın son meyvesini köy yolunun kenarına ektim,’’ dedi. Arkadaşı elini Refik’in beline koyarak, ‘’büyük adamsın,’’ diyerek gülümseyiverdi. Dudağını ısırdı ve ekledi: ‘’Belki bir ara seninle beraber ektiğin badem ağacını görmeye gideriz, olmaz mı?’’ Refik olur anlamında başını salladı, cebinden tabakasını çıkarıp bir sigara sardı. Fakat hiçbir zaman badem ağacını ziyaret etmeye beraber köye gitmediler, Refik tek başına gitmeye devam etti.
Refik otuz yaşını geçince ince düşünceli, narin ve keyifli bir genç kızla evlendi. Bu sefer eşi ile beraber genç badem ağacını ziyarete gitti. Refik ilk ziyaretlerinde eşine, ‘’Seninle evlenmiş olmam bademe de yaradı herhalde, baksana bu yıl ilk kez meyve vermiş,’’ dedi. Eşi gülümseyerek, ‘’Sonbahar da meyveyi toplamak için gelmek lazım,’’ diye karşılık verdi. Refik sevinerek çevredeki çıplak tepeleri süzdü, temiz havayı ciğerlerine çekti, ‘’Yoldan geçen yolcular bize bir şey bırakırsa geliriz,’’ dedi ve ayak bileği kalınlığındaki badem ağacına sırtını vererek köye doğru yürümeye başladı.

Beğen

ccelayir
Kayıt Tarihi:17 Ekim 2019 Perşembe 19:25:45

BADEM AĞACı YAZISI'NA YORUM YAP
"Badem Ağacı" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.