Şamil Gökcen Gri
1 şiiri ve 26 yazısı kayıtlı Takip Et

Tolstoy'un buz mavisi stop



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 10.10.2019 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Herhangi bir zaman diliminde Tolstoy’un ’İnsan ne ile yaşar?’ isimli eserini inceleme fırsatı bulmuştum. Hikayeyi okumayanlar için, ana teması ’semavi güçler’ üzerine işlenmiştir. Bu perde üzerinde, iyi ve kötünün tasviri yapılmıştır. Öylesine derin betimlemeler vardır ki, Ghotham’daki yüksek binalarda bulunan heykel melekler canlanıyor bir anda zihnimizde. Sanki özgürlük heykeli dizleri üzerine çöküp, başını iki elinin arasına alıp ağlıyor. Hikayenin sonunu okuduktan sonra, en başa dönüp başlığa bakmaktan kendini alı koyamıyor insan. ’İnsan ne ile yaşar?’

Zannedersem Tolstoy’un mesajı gayet açık: ’iyilik eden iyilik bulur.’

İnsanların, birbirlerinin hayatları üzerindeki etkilerine değinilen bazı bölümleri okurken, aklıma şu soru geldi: ’doğru insan kimdir?’ Yıllar önce bir söyleşide konuşmacıya yöneltilen bu soruya kendisi şöyle cevap vermişti: ’sen ne kadar doğrusun?’ Tek kelimeyle muhteşem bir karşılık. Narsistliğin iplerinde serçeler gibi yan yana dizilmiş ’sıradan insanlar’ ömürlerinin büyük bir kısmını bu soruya cevap arayarak heba edebilirler farkında olmadan. Dert sahibi, farkındalık sanrıları çekenler içinse durum çok farklı. Hayata dair ne varsa kendilerinden pay biçen, karşılaştıkları her durumun sonuçlarına mihenk taşı olarak kendini vuran, özetle kendilerini bahanelerin ardına saklamadan ne ’olduklarının’ sorumluluğunu kabul edenler için bir kısır döngü, ’ben ne kadar doğruyum?’ Evrende kendisine bir rol verilen bizler, en azından var olmanın tadını almışken, buna şükretmek yerine, her fırsatta isyan ateşine odun atıyoruz. Ya hiç olmasaydın?
Hiçliğin de ötesinde bir kıvılcım parladı gözlerimde, adı yaşam. Nasıl geçirirsen geçir zamanı, ister bir dikişte bitirdiğin su gibi, ister dikiş tutmayan yerinden bir gömleği yırtar gibi. Sana kalmış. Ünsüz düşünürün de dediği gibi : ’bu hayata kimsenin isteklerini karşılamak için gelmedin. Aynı şekilde onlarda senin isteklerini karşılamak için gelmedi.’ Öncelikle bunu iyice bellediğin zaman, işte tam olarak o zaman özgürsün. Ne açlık, ne yalnızlık ne de cinsellik ruhunu bağlayamaz, yabani bir at gibi, semer vurulmadan yaşar ölürsün.

Bu demek değil ki, kural tanımaz ol. Aksine, toplumun kalıplarıyla öyle ustaca raks et ki, kalabalıkların arasında kaybol. Ardında delil bırakma. Sevme kimseyi, değmeyecekse. Yeme hiçbir yemeği, ağzının tadını bozacaksa. Selam verme ahbap dediğine, almayacaksa. Asla konuşma, karşıdaki anlamayacaksa. Uyuma, rüyaların kabuslara gebe kalacaksa. Aklına getirme onu, hatırlamıyorsa seni. Evlenme, boşanacaksan. Çocuk yapma, topluma faydalı bir insan yetiştiremeyeceksen. Tek kuruş para harcama, muhtaç olana vermeyeceksen. Sahilde oturma işgal etme o alanı, ufka dalıp var oluşunu sorgulamayacaksan. Okuma, anladığını faaliyete geçirmeyeceksen. Savunma hiçbir şeyi, haksızsan. Susma, bir anlamı kalmadıktan sonra bağıracaksan. Öpme o dudakları, elini bir ömür tutmayacaksan. Herkes böyle diye sende öyleymiş gibi yapmak zorunda değilsin. Sen sıradan olmaktan korkma. Zira çoğu farklılık adına, içine ediyor herşeyin. Çok dinleniyor diye bir şarkıyı ezberleme, sana gerçekten çağrışımlar yapan melodileri dola diline. Kalabalık diye haftasonu aynı yerlere gitme, çık sıradan bir tepenin başına, aç kollarını ve kocaman göz bebekleriyle bak gökyüzüne. Derin bir nefes al, sanki bir daha veremeyecekmiş gibi. Sevdiğin insanı getir yanı başına. Bir yerlerde var olması yetsin sana. İnan böylesi daha güzel. Mesela şu an, yazının sonuna gelmeden, yak bir sigara, aç en sevdiğin şarkıyı, varsa çayını ya da kahveni tazele. Yaslan arkana. Hiçbir şeyin mühim olmadığını, esas meselenin ’iyi bir insan’ olmak olduğunu yinele kendine. Bırak başkaları çok para kazansın, yakışıklı, güzel insanlarla çarşafa dolasınlar günahları, biri daha sarhoş olsun, alsın bir başkası o çok önemli ihaleyi, peşinden koştuğu yüz versin çaresiz aşığa, sen sadece yaslan. Ve de böyle yaşlan. Televizyonlarda çıkmasın yüzün, kitap kapaklarında yazmasın biyografin, duvarlarda asılı olmasın diploman, yeni aldığın arabayı paylaşma sosyal medyada, boşver. Sen sıradan kalmayı becerebilenlerden ol. Gözlerinin içi donuk olsun, verme sırrını fazla, dışarıdan dikkatleri cezbetmesin güzelliğin ya da yakışıklı olman. Kendine yakışanı giy. İki ayakkabı yetsin mesela bir kışı geçirmene. Bütün Avrupa’yı gezemesende, yavaştan etraftaki şehirleri gezmeye çalış.

Unutma ki her kitap basılmadan önce bir defterdi. Sende gerçek potansiyeline ulaşana kadar, ’ben oldum ya da ben öldüm’ deme. Ki bu süreç ölene kadar tamamlanamaz. Ne zaman olduğunu bilmediğimiz o ölüm gününün öncesinde ki akşam bile bildiğimiz büyük bir doğrunun koca bir yalan olduğunu öğrenebiliriz, değil mi? Karamsarlıktan uzak olmayı yeğle. Asosyal ol demiyorum ama çokta sosyallik bünyeye ters. Bazen ruhsal bir inziva, en güçlü depresanlardan daha etkin. Zor olsun bazı şeyler. Zor alış bir şeye, ki zor vazgeçesin. Mesela benim için fark etmez dediğin o ince detaylar, fark etsin artık. İnsanın özü o ayrıntılarda gizli. Elbet bir gün senin bu yönünü fark eden biri çıkar karşına. Sende ancak bu şekilde anlarsın, doğru kişi olup olmadığını. Daha doğrusu, en az senin kadar kusurlu biri olup olmadığını.

Semboller vardır birde. Bilinç altında farkında olmadan bize bir çok şeyi anımsatan imgeler. Bir eşya, bir koku, bir renk vesaire. Taşla ezilmiş bir gazoz kapağı seni alıp çocukluğuna götürürken, onun saçında gördüğün küçük bir tokanın aynısı, seni senden alır uzun bir süre de getirmez geri. Tolstoy, içimizdeki bu imgeleri dışarı çıkaracak kadar zorluyor betimlemelerini. İyide yapıyor.

Melankolik notalar duygusal hazzın tepesine çıkarırken, ince bir parfüm kokusu sizi daha da derin uçurumlara sürükleyebilir, tabi geçmişe doğru. Bunun gibi daha nice misaller, başlığın adının içinde ’buz mavisi’ ve ’stop’ geçmekte olduğu gibi. Bu iki müptelası olduğum kavram, beni, benim bile bilmediğim diyarlara götürür. Bi düşün bakalım, seninkiler ne acep?

Ayrıntılarda buluşmak dileğiyle.

Beğen

Şamil Gökcen Gri
Kayıt Tarihi:9 Ekim 2019 Çarşamba 01:18:24

TOLSTOY'UN BUZ MAVISI STOP YAZISI'NA YORUM YAP
"Tolstoy'un Buz Mavisi Stop" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Oya gedik
10 Ekim 2019 Perşembe 16:18:51
Tolstoy’un mesajları biz insanlara hep yararı olmuştur!

Elbet bir gün senin bu yönünü fark eden biri çıkar karşına.
ne güzel deyimler.


Kaleminiz hiç bitmesin tebrikler...
Saygılarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Şamil Gökcen Gri 10 Ekim 2019 Perşembe 16:47:58
Elbet bir gün bizi biz yapan detaylar birikip kanat olacak bizlere. O zaman uçabileceğiz. Yorum yapacak kadar dikkatinize layık bulduğunuz için teşekkür ediyorum.
muslumbayram
10 Ekim 2019 Perşembe 09:33:36
Güzel bir yazı
tebrikler

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Şamil Gökcen Gri 10 Ekim 2019 Perşembe 16:49:49
Canı gönülden teşekkür ediyorum Efendim. Yorumunuzu azim duvarıma bir yıldız gibi kondurdum.
Belma
10 Ekim 2019 Perşembe 02:27:41
Tolstoy’un mesajı gayet açık: ’iyilik eden iyilik bulur.’
aynen devasal tespitleri yazınızda tekrar okuduk,Teşekkürler..
tebrik ediyorum güne düşen , yazınızı ve sizi... selamlarımla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Şamil Gökcen Gri 10 Ekim 2019 Perşembe 04:32:24
Aldım selamınızı. Bizi, bize anlattık. O yüzden güne düştük zannedersem. Hep birlikte gönüllere de düşmek dileğiyle.. Sağlıcakla.
Bir Dünyevî
10 Ekim 2019 Perşembe 01:10:23
İyilik gelişim kitabı gibi gelmişti ilk hikayeyi okuyunca, diğer beş hikaye bekliyor daha okunmayı..

İlk hikayede dine atıf yapıyordu, bir nevi "hikmet" i anlatmıştı. Gökten düşen meleğin çıplak kalması, kilise duvarına sığınması, orada geçen ilk hikayedeki fakir kahramanın önce umursamayışı sonra dönüp hava soğuk olsa da üzerindeki ceketi ona vermesi, alıp evine götürmesi vb. vb.. İslam kültüründe anlatılan hikayelere çok benzerdi.

Kitabın ilk girişinde tanrı ve sevgi üzerine yazılmış yuhannadaki sözlerin bir benzerine Kuran'da var mıdır diye bakmış ancak bulamamıştım.

Hasan ali yücel çevirisiyle iş bankası yayınlarından basılmış bir kitap elimdeki.


Yazınıza dönecek olursam, hani sormuşsunuz ya;

"Ya hiç olmasaydın?"

Keşke diyorum.Benim gibi düşünen insanların çok olduğunu düşünerek, belki azınlığınızdır bir araştırması var mı ülkemizde?

Keşke hiç olmasaydık..

Toplumun veya çoğunluk kültürünün baskısı karşısında raks et.. mealinde demişsiniz ya, rakkas değiliz ki her kılığa girebilelim.. ? hangi kültürde doğmuşsa insan o kültürün rengi üzerinde, ruhunda bir nevi yasa gibi kalıyor.

öğretim sistemimiz hala ortaçağ kokuyor çünkü..üzerimize sinmiş bir şekilde..

bahsettiğiniz tarz kitapların ortaokuldan itibaren ( veya yeni sistem ikinci +4 ün başında) okutulması gerekiyor gençlere, çok geç yaşlarda (lise sonrası) bu tür kitaplarla zihnimizi geliştirmeye çalışmak bir nevi kemikleşmiş alışkanlıklarımızın kırılması yanında hayata dair bir çok şeyi de kırmaya başlıyor.

kış yaklaşırken çok güzel bir tavsiye son dönem ekonomik sıkışıklıkta..
" İki ayakkabı yetsin mesela bir kışı geçirmene"

geçen seneki ayakkabın eskimediyse mesela yenisini alma, arkadaşım almış diye değil mi ya??

özetle: insanlar, çevre, iş-okul, sanal vb arkadaşlarım ne der diye düşünme, kendin ol. ne din baskısı ne devlet ne de din aile ve kültürün baskısı karşısında eğilme yiğidim, der gibiydi yazınız..

güzeldi her şeye rağmen..

isyana ramak kala düşünme dostum,
sen de bir isyan çığır diyesim geldi niyese..

saygılarımla
iyi geceler..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Şamil Gökcen Gri 10 Ekim 2019 Perşembe 02:14:02
Anarşist bir özlem bizlerdeki: 'keşke hiç olmasaydık.' Kalben aldım mesajınızı. Eyvallah.
poeme_şiir
10 Ekim 2019 Perşembe 00:23:28
Romanı okurken ilk başlarda sıkılmıştım ama devam ettikçe elimden bırakamamıştım. Bana göre bir işi yapanın ustalığıdır etrafındakileri çekim alanına alan. Tolstoy'un her romanı yaşama dair tüm bilgi dağarcıklaryla donanımlı ve okuyanlar terapi gibi rahatlıyor.
Sizin yazınızda da aynı terapi vardı ve okudukça evet evet çok doğru dedirtiyor.
Kaoslarla dolu gündemde böylesi bir yazı iyi geldi doğrusu. Kutlarım efendim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Şamil Gökcen Gri 10 Ekim 2019 Perşembe 02:10:27
Bizim gibiler birbirinden ilham almalı, kaosa kurban gitmemek için. Yorumunuzu kazıdım yazınsal lügatıma. Teşekkür ederim efendim.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.