sami biberoğulları
519 şiiri ve 1455 yazısı kayıtlı Takip Et

Sultan vahdettin'in sadrazamı bile biliyordu türk milleti adına söz söyleme yetkisinin tbmm ye ait olduğunu da sen bilmiyorsun a şaşkın.



SULTAN VAHDETTİN'İN SADRAZAMI BİLE BİLİYORDU TÜRK MİLLETİ ADINA SÖZ SÖYLEME YETKİSİNİN TBMM YE AİT OLDUĞUNU DA SEN BİLMİYORSUN A ŞAŞKIN.

Evet şaşkın vatandaş !

Aslında sana şaşkından çok daha ağır sıfatlarla hitap etmem gerekiyor ama malum site kuralları...

Madem ki ’’Sultan Vahdettin- Sultan Mahvettin’’ demişsin, madem ki Türk Milleti adına manifesto yayınlamışsın o halde öğren bazı şeyleri de ondan sonra yaz.

Edebiyat sitelerinde yazılar yazdığına göre mutlaka bilirsin Orhan Veli’nin şu şiirini:

Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!

Bu şiiri bildiğine göre en azından ’’Londra Konferansı ’’ Diye bir şeyi de duymuş olman gerekir.

Şimdi biraz tarih dersi...Çok ihtiyacın var çünkü.

İşin doğrusu 1840 Yılından beri Osmanlı Devletini daha sonra Türkiye Cumhuriyetini ilgilendiren pek çok Londra Konferansları yapılmıştı. Orhan Veli’nin bahsettiği Londra Konferansı işte bunlardan 11 Eylül 1945 Tarihli konferanstı.

Bu konferansa ABD, Sovyet Rusya,İngiltere, Fransa, Çin katılmıştı. Konu II. Dünya Savaşı sonrasında dünyaya yeniden şekil vermekti tabii ki.

Bizi ilgilendiren tarafı neydi peki?

Bizi ilgilendiren tarafı İtalya ile aramızdaki 12 Adalar meselesiydi.

Konferansta konseyin dört üyesi 12 Adanın Yunanistan’a verilmesini talep ettiler.

Orhan Veli 12 Adalar bir daha geri dönmemek üzere Yunanistan’a verilirken ülke insanındaki bu umursamazlığı dile getirmek için yazdı bu şiiri.

Ancak Türk tarihi açısından çok önemli bir başka Londra Konferansı daha vardı. İşte o Londra Konferansının tarihi de 21 Şubat- 12 Mart 1921 idi.

Yani Türk ordusu I. İnönü zaferini kazanmış, bu zaferin kazanılması üzerine İtilaf Devletleri telaşa kapılmış ve Türkleri yapılacak bir barışın esaslarını görüşmek üzere Londra’da bir konferansa davet etmişti.

Etmesine etmişti ama kendisince uyanıklık yapıyordu. Çünkü Konferansa hem Osmanlı Hükumetini hem de TBMM den temsilci katılmasını isteyerek Türk tarafı arasında ikilik çıkarmak, böylece avantaj sağlamak istiyordu.

TBMM Başkanı Mustafa Kemal Atatürk, öncelikle konferansa doğrudan çağrılmadıkları takdirde temsilci göndermeyeceğini belirtti. İtilaf Devletleri ( Öncelikle İngiltere ) ’’ Tamam, dediğiniz gibi olsun ’’ Demek zorunda kaldı.

Londra konferansına Osmanlı hükumeti adına Sadrazam Tevfik Paşa’nın başında olduğu bir heyet, TBMM adına ise Bekir Sami Bey’in başkanlık ettiği bir heyet gönderildi.

Konferansın ilk gününde Türk tarafı adına ilk söz Osmanlı sadrazamı Tevfik Paşa’ya verildi.

Tevfik Paşa kürsüye geldi ve aynen şunları söyledi:

’’ TÜRK MİLLETİ ADINA SÖZ SÖYLEME YETKİSİ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNE AİTTİR. Ben sözü Türk Milletinin gerçek temsilcisi Türkiye Büyük Millet Meclisine bırakıyorum.’’

Evet şaşkın vatandaş !

İşte o gün bu gündür Türk Milleti adına söz söyleme, beyanatta bulunma yetkisi sadece ve sadece Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir. Ama ne yazık sen hep aşağıladığın Osmanlının ve vatan haini İlan ettiğin Vahdettin’in sadrazamının tüm dünyaya haykırdığı bu gerçeği bilmiyorsun. Bilmediğin gibi öğrenmek için bir zahmete de katlanmıyorsun.

Evet, Türk Milleti adına söz söyleme yetkisi sadece ve sadece Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir. Bir de mahkeme kararlarının başında ’’ YÜCE TÜRK MİLLETİ ADINA ’’ İfadesi bulunur. Yani Türk Milleti adına bir karar verme yetkisine sahip ikinci organ da mahkemelerdir.

Sen tek başına ne TBMM sin ne de mahkeme...Bu yetkiyi kullanamazsın. Türk Milleti sana Türk Milleti adına manifesto yayınlama yetkisini vermemiş çünkü.

Sadece TBMM ve mahkemelere ait olan bu yetkiyi gelişigüzel kullanmak suçtur.

Burada tabii ki site yönetimine de bir çift söz söylemek gerekiyor:

Böyle bir suça göz yummak, görmezlikten gelmek de işlenen suça iştirak etme anlamına gelir ki o da suçtur.

Yazdığın bir yazının devamlı ana sayfada görünmesini sağlamak için sık sık kendi yazına yorumlar yazmak ise acizliktir.

RESİM:

Londra Konferansı günlerinde Sadrazam Tevfik Paşa ( Sağdaki ) [ Görüldüğü gibi Osmanlı, son zamanlarında Şapka Devrimini çoktan yapmıştır. Tek eksiği bu konuda bir yasa çıkartıp yürürlüğe koymamış olmasıdır. ]


Beğen

sami biberoğulları
Kayıt Tarihi:18 Eylül 2019 Çarşamba 14:10:40

SULTAN VAHDETTİN'İN SADRAZAMI BİLE BİLİYORDU TÜRK MİLLETİ ADINA SÖZ SÖYLEME YETKİSİNİN TBMM YE AİT OLDUĞUNU DA SEN BİLMİYORSUN A ŞAŞKIN. YAZISI'NA YORUM YAP
"SULTAN VAHDETTİN'İN SADRAZAMI BİLE BİLİYORDU TÜRK MİLLETİ ADINA SÖZ SÖYLEME YETKİSİNİN TBMM YE AİT OLDUĞUNU DA SEN BİLMİYORSUN A ŞAŞKIN." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
k.doğanay
19 Eylül 2019 Perşembe 19:25:52
Maalesef böyle işte.
Bilen de bilmeyende konuşuyor.
Bir tek yetkililer susuyor.
Eline sağlık Tarihçi Kardeşim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları 19 Eylül 2019 Perşembe 19:56:14
Çok teşekkürler değerli kardeşim, sevgili meslektaşım.

Selam ve sevgilerimle.
Taylan KOÇ
19 Eylül 2019 Perşembe 16:33:39
Kesinlikle bilmiyordur bunu Sami bey!!!
Sizin gibi aklı başında insanlar zaten son referandumda Türk milleti adına söz söyleme yetkisinin TBMM de olduğunu bildiği için TBMM yi devre dışı bırakıp etkisizleştiren kanunları tek adamın dudak kıpırtısına ve onun işine geldiği gibi keyfine göre çıkartmasına engel olup demokrasilerin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığı ilkesinin sağlam kalması sorgusuz ve denetimsiz ucube bir sisteme geçilmesine mani olmak için Hayır demişti zaten
Kesin o cahil cühela takımı "Evet" demiştir ülkeyi batmanın eşiğine getiren bu ucube sisteme coşkula

O cahiller bilmez bunu!
Kesin yoktur haberi..

Aman sizde boş verin
Bugün mutlu bir gün
Evet her ne kadar Tank palet fabrikasına 50 milyon yatırım yapacak paramız yok diye satılıyor olsa da
( Açıklanmayan son kararnameyle Katarlılara çoktan geçtiği söyleniyor)

Henüz belli değil ama olsun itibardan ödün vermedik 80 milyona yeni 6 adet makam arabası aldık itibarımız arttı
Sevinin sevinçli bir gün
O cahilleri de takmayın yazık sizin gibi okumuş düşünen insana .....

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları 19 Eylül 2019 Perşembe 20:03:01
Sakarya savaşı öncesinde TBMM de milletvekili sıfatıyla bulunuyor olsaydınız acaba yine meclise ait olan yasama ve yürütme yetkisinin ve hatta yargının bir tek kişinin elinde toplanmasına '' bu bir tek adam yönetimidir. Bunun padişahlıktan bir farkı yoktur'' Diye karşı çıkar mıydınız? Bunu cidden çok merak ediyorum

muslumbayram
19 Eylül 2019 Perşembe 14:45:57
şu anda da öylemi hocam yani yine meclise mi aittir

yazdıklarını tarih derslerinden bilirim
ancak TBMM si hala etkin ve yet kin midir bak orası karışık;))
saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları 19 Eylül 2019 Perşembe 20:06:52
Yani şimdi herkes kendi kafasına göre manifesto yayınlayabilir mi demek istiyorsun sevgili Müslüm?

Bu durumda yarın bir gün de bir başkası ''Türk Milleti Adına Şeriat İstiyorum '' Derse ona karşı aynı sessizliğini sürdürebilecek misin? Demokratik bir hak olarak görüp.
BayBuhar
19 Eylül 2019 Perşembe 14:13:17

Yorumsuz Yorum


VAHDETTİNİN SON DÜĞÜN

Son padişah Vahdettin 4.Temmuz.1918 de 58 yaşında tahta çıktı. 1.Dünya savaşı devam.ediyordu Osmanlı orduları birçok cephede savaşırken halk perişan haldeydi. Bu zor şartlarda tahta çıkan Vahdettin tahta çıkmasından sadece 16 gün sonra 20.Temmuz.1918 de 4.eşi (17 yaşındaki) Nevvare hanıma Dolmabahçe sarayında bir düğün yaptı düğüne yabancı elçileri bile çağırmıştı..

Vahdettin'den önceki padişah V.Reşadın haremindeki 36 cariyeden çoğu saraydan ayrılmış fakat 12 cariye sarayda kalmıştı..Bu cariyelerden Nevzad Hanım güzelliği ile padişahın dikkatini çekiyordu. Vahdettin padişahlığının 3.yılında 5.kez evlemeye karar verdi Güzel cariye Nevzad Hanımla düğün 1.Eylül.1921 de Yıldız sarayında yapıldı..

Vahdettin 61 Nevzad hanım sadece 18 yaşındaydı..Bu sırada M.Kemal, vatansever komutanlar ve Türk milleti Sakarya Meydan Muharebesinde İngiliz ve Yunan ordularına karşı mücadele ediyordu..

Osmanlı orduları savaşı kaybederken vatansever Kuvvay-ı Milliler İngiliz ve Yunan ordusuna karşı M.Kemal liderliğinde zafere ulaştılar.

17.kasım.1922 de ingilizlere sığınan Vahdettin bir ingiliz gemisiyle hazineden 50.000 altın alarak Maltaya ordan da San Remoya kaçtı. San Remoda 50 odalı bir villada İngilizlerin himayesinde yaşam sürdü ve orda da öldü.

Vahdettinin ülkesinden kaçarken ingiliz kumandana "karılarım sizlere emanet onlara sıhhatle bakınız" sözü pekçok tarihi kaynakta yer alır.

Eşlerinden sadece Nevzad Hanım 1924 senesinde SanRemoya gidebilmiştir.

Vahdettinin 4. ve 5.evlilikleri hem Osmanlının son dönemini hem de Atatürkün Kurtuluş Savaşı mücadelesini iyi değerlendirmek açışından son derece önemli tarihi ve sosyal örnek olaylardır.

Kaynak:Açba, Leyla: Harem Hatıraları, İstanbul 2004 xx Aredba, Rumeysa: Sultan Vahdettin'in San Remo Günleri,İstanbul 2009 xx Öztuna, Yılmaz: Devletler ve Hanedanlar, Ankara 1989
xx Ünüvar, Safiye: Saray Hatıralarım, İstanbul 1966

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları 19 Eylül 2019 Perşembe 20:08:17
Sultan Vahdettin'in son evliliğinin bu yazının konusu ile ne ilgisi olduğunu anlayamadım.

İrfan Yıldırım Çevik
19 Eylül 2019 Perşembe 13:44:59
O sırada Adana' da bulunan Atatürk' ün, Sultan Vahdettin' in İtalya' nın Sanremo şehrinde 16 Mayıs 1926' da öldüğünü haber alınca söylediği sözler şu oldu; "Çok dürüst bir insandı, öyle olmasaydı devletin hazinelerini alır gider bize karşı büyük bir ordu kurardı..."

Sultan Vahdettin ile ilgili çok güzel bir kitap olan, yazar Murat Bardakçı' nın tarihi belgelerle ortaya koyduğu, Sultan Vahdettin' in vatan haini olmadığını, Şahbaba isimli eseriyle güzel bir iş çıkardığını, bilgisi olmayanlara tavsiye ederim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları 19 Eylül 2019 Perşembe 20:10:12
Murat Bardakçıyı okumaz bunlar değerli kardeşim. Ezberlerinin bozulmasına tahammül edemedikleri için okumazlar.

Selam ve sevgilerimle.
Mücella Pakdemir
19 Eylül 2019 Perşembe 13:30:04
Bu yazınızı okumuş mudur acaba?

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları 19 Eylül 2019 Perşembe 20:13:25
Sadece o değil, onun yandaşları, yoldaşlar olan İp siz Sapsızlar da okudular kesinlikle. Bundan eminim...

Okumasına okudular ama terbiyesizlikleri sebebiyle çoğunu engellediğim için yorum yazamazlar.

Not: Bu yazının muhatabı olan kişiyi engellemedim. O beni engellemiş. O yüzden ayrı bir yazı yazdım.
Ahmet Zeytinci
19 Eylül 2019 Perşembe 13:11:46
Çok var öyle kişiliği gelişmemiş kendi yazısına durmadan yorum yazan tipler... Bayan erkek dolu...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları 19 Eylül 2019 Perşembe 20:14:41
Yazısını asalı üç günden fazla oluyor. Hâla kendi yazısına yorum yazıyor ))))))))))

Selam ve sevgilerimle.

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Demircioğlu
18 Eylül 2019 Çarşamba 21:15:06
Hocam arkadaş komünist/maoist/ateist çizgide bir parti kuracak herhalde. Erkenden propagandaya başlamış. Bunu anladım ben yazdıklarından ve yazdıklarına yaptığı yorumlardan. Boşuna uğraşıyor aslında. Gidip TKP liderliğine oynasa daha kârlı olur. Çaycılıktan girer, ordan yürür, bir de bakmışsın genel başkan. Biz de yapacağı komünistlikleri çekirdek eşliğinde izleriz. Güzel olur yani.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları 19 Eylül 2019 Perşembe 00:43:19
Değerli arkadaşım.

Kim, hangi çizgide, hangi görüşte bir siyasi parti kurar, bu kurduğu siyasi parti ne kadar başarılı olur ya da tepetaklak gider benim hiç umrumda değil. Asıl mesele iki tane 1- Kişi haddini bilmeli mutlaka 2- Madem burası bir edebiyat sitesidir, bu tür yazılara nasıl izin veriliyor?

Selam ve saygılar.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.