hazan07
34 şiiri ve 40 yazısı kayıtlı Takip Et

Meyveli ağaç taşlanır



MEYVELİ AĞAÇ TAŞLANIR

MEYVELİ AĞAÇ TAŞLANIR
„Meyve veren ağaç taşlanır.“ Neden taşlıyanlar savunulur? Özüne hoşgörüyü ekmedin isen insanım deme; fazilet bunun neresinde? Büyüklenme pullarınla, ardından senin yolunda yürüyen çıraklara (Aşağılık duygularınızla bakmayın.) birde ben büyüğüm derkende, kendi ardına sığınaraktan (Çıraklardan kendine hoşgörünü bekleme.) Sen büyüklüğünü göstermeden „faziletyoksunu isen?“ o zamanda çıraklardan saygınızı beklemeyin. Karşılıklıdır insan ilişkilerinde verdiğiniz kadar, aldığınız kadar saygıyı beklersiniz-sayılırsınız, bu bir döngüdür iletişim aracıdır aslında saygı ve hoşgörü buda özveriden geçer insanın tamamen ruhsal durumuyla ilişkilidir iletişimin sentezinde kuracağı o en ince köprü bağı. Nasıl bir temeliniz olursa o köprüde öylede dayanıklı olur- iletişimin köprüleri ve temeli sağlamatılan ilişkilerde olduğu gibi buda böyledir. İletişiminizi nasıl harmanladığınıza ve nasıl bir diyologlar içerisinde sentezlediğinize bağlıdır saygı alış verişidir …aslında insana giden yoldur köprü iletişmdir bu da konuşarak, hosgörülerimizle dayanışma yaparız barışçıl yoldan o köprülerin üzerinden yürürüz savaşmadan „aslında neyi bölüşemedik?“ bir kuru nefes, iki lokma ekmek için yalan dünyanın düzeninde barışı erteledik- hep zorbalığı ön planada gördük, bencil davrandık insan ve insan´ı biz öldürdük (.) ben olgusuna egolara yenildi insaoğulları… O nedenle; büyük İnsan olmaz, erdemli İnsan -faziletli İnsan olur…özedönmektir, öz meselesidir İnsanın felsefifazileti. Onun dünya ilişkilerindeki tüm kapsamını kendi içinde barındırır. „Büyükler kendi faziletli tutum ve davranış şekillerini küçüklere göstermezler ise?“ küçüklerden de faziletli davranış biçimine hep gebe kalırlar. Özündeki „İnsan!“ aynı hamurdan şekillendik. Sonradan, dünyanın gidişatinegöre beş duygularımızla işlenerek şekilendik. Tabiki, her insan kendi dünyası kadar penceresinden bakar. Kendi penceresinden baktığı kadardır „gönül gözüyle - evrenini tamamlar.“ Nasılki iklimlerden renkleniriz, coğrafyalarda da – iklimlere görede şekilenerek yaşarız. Bulunduğumuz coğrafyalarda renkleniriz, deri, göz, saç, iklimlerin rengi gibidir insanın hamuruda - doğasına ve tabiyatınagöre de renkleniriz. İnsanlarda, bitkiler gibi iklimlerden alırlar yaşama gücünü ve ait oldukları iklimlerin içerisinde çiçekler gibi açarlar rengarenk olaraktan. „Doğalarımızda iklimleregöre şekileniriz ve forma gireriz- İnsanın evrenini tamamlamasıyla birlikteliğidir kendi yörüngesinde. İnsanlar kendi pencerelerinden baktıkları kadar, dünya denilen evreninin tanımında yerini alır. Dünya denilen o pencereyi, kendi özlerinden şekillendirler ve o evrenin doğasını algıladıkları kadardırlar. Huy ve tabiyetleridir , insanların görüş üçgenleri ve birbirlerinin aynı olmamlarıda işte budur!“ , herkesin kendi penceresidir dünyaalgısı ve görüşü ama onu küçümsiyemezsiniz usta çırak ilişkilerinde de - onada yol verilmelidir çünkü sizlerde zamanında o köprülerden azimle ve sabırla yürüdünüz - doğuştan mesleklerimiz olmadı, sonradan öğretiler ve kazanımlarımızdır şekillenmelerimizde…“ kimi atlamadan tepede olur, kimide kendi azmi ilen imekliyerek karınca örneğindeki gibi bir çığ tanesinden kendini göleder veya deryaeder bunun önüne set geremezsiniz- sen dur ben büyüğüm senin yerine ben konuşuyum – konaklayım denilmez ve onada konuşma hakkı verilmeli… kişi kendini hür iradesiyle konuşarak ifade etmeli onun düşüncelerine baskı ve zorbalıkla balta vurulmamalı ve o kişiyi kendinize benzmiyor diyerek sosyal olgudan dışara iterek kendi varlığınızın sefa sürme derdi için sosyal olgularının içerisindeki kişisel olaraktan onun sahiplendikleri yerini enkaz edemezsiniz. O nedenle bana benzemiyor diyerek düşüncelerinden dolayı insana kıyım edemezsiniz. İnsanlar birbirinin kopyesi değildir algılarımız hep ayrıdır sonradan eğitilerek öğretilerimizle bu hayatın içerisinden yerini alırız karınca misali- karıncada nokta kadar ama kendi doğasında durmadan çalışıp, üretip- tabiyatın içerisinde yerini almış ve doğaya direncini göstermiştir hayata tutunmak adına, neden insanlar nokta kadar karıncanın büyüklüğünü görüyoruzda… insanın neden ilerlemesine mani oluyoruz? „Birşeyler eksildi çünkü insalarda savaşmadan barışmayı bilmiyoruz, nedeni altnda yatan her insanda olduğu gibi sevgiszliktir hayatı bir enkaz gibi düşünen insan oğlunun icati ve kendi algılarınagöre hep yönlendirilmesini isteyen bir anlayış ve diğerinin yaşama alanlarını kapatmak ona müsade etmemek kendi evreninde onun sahiplendiklerinden alıkoymak … kocaman bir dünyada?“ bir insanı kendi evreninde dar etmek; sanki sığmadık insan olarak onca karaparçası denilen dünyaya da „KENDİNLE YÜZLEŞMELİSİN EY İNSAN!“ geldiğimiz gibide - yok olacağı, yolcuyuz yine toprağa… verdiğimiz yaşamak adına ise mücadelelerimiz de sonuçsa.... hüsranla biten sanki bir muharebe alanındayız kendi evrenlerimizdeki iklimlerimizin coğrafyalarında bir olmayı pir olmayı unuttuk... ve kendilerimizi savaşın göbeğinde birbirimize kıyım ederek bulduk bu nasıl insanlık?“ mademki insanız- hep birlikte bir bütünüz o zaman herkes kendindeki eksikliğini keşfetsin ve kendini yargılasın; işte bu sevgisizliğin zeminini biz insanoğulları hazırladık, muharbelere açık bir pencere evrenlerimizde zulum ve çığlık sesleri tabiki… akılbalik insanlığı olanlarımızıda çığırından çıkartıyordu onca yersiz- bunca yersiz çığlıklara zeminleri hazırlıyanlardan!“ eyy insan hamurumuz hep aynıdır; neden yeriniz ve yereriz- onca savaşın onca kavgan niye? Bu dünyada her birey kendi sınavını verrerek evrenini tamamlar - artık sevabıda günahıda onun yaradanınabağlıdır çünkü insanı özenerek vermiş yaradanı onu afedicidir çünkü onu veren yaradanı neden verdiklerini cezalandırsın ki yeterki insan olalım- insanı sevelim savaşmadan barışıcıl olaraktan, hep birlikte bu dünyanın düzeninde yaşamayı öğrenelim (.) yaradanı - sunarken hepimizi görevlendirmiştir her insan kendi başarısının sınavını verecektir; vereceği sınavının sonuçlarında onu yaradanına - keşkem ölümü bilseydik bu kadar kötülük olmazdı!“ ölümü hatırlamadığımız içinde sevgiyi- barış erteledik, savaşmayı öğrendik (.) insanı sevmesini bilemedik, bizdik insanı kendi dünyasında dar edip yok eden…kulyerini bilmeli, - onu „YARADANININ!“ arasına girmeyin ey İnsanoğlu… Ey insan adam ol?“ nedemek, adamlığın neresindesiniz siz?“ Kime gece bekçiliği yapılıyor?“ adam gibi insanınmı yanlışı, yoksa adam gibi olamıyan duygularımızı çalan emek hırsızınımı savunucususunuz?“okuyun- değerlendirin kendinizi, kimin yanında durduğunuzun hakkını verin olurmu emek çalınmaz!“ ne kadar pulu varsa onun sökülmesini… eğerki halende insanım diyen, adamım diyen yaradanımın insan olarak yarattığı bir kulu varsa nokta dedim…
„Böyle bir dünyanın düzenini bozanlardan nasıl bir adaleti bekleriz- hele ki bir Kalem …se?
7.Eylül.2019

Beğen

hazan07
Kayıt Tarihi:7 Eylül 2019 Cumartesi 17:01:21

MEYVELİ AĞAÇ TAŞLANIR YAZISI'NA YORUM YAP
"MEYVELİ AĞAÇ TAŞLANIR" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.