sami biberoğulları
519 şiiri ve 1455 yazısı kayıtlı Takip Et

Bizdeki bazı zümre kurban kesimine niçin karşıdır?





Ülkemizde aşağı yukarı her sene biri Noel ve Yılbaşında, diğeri Kurban bayramında olmak üzere iki tartışma yaşanır.

Her ne kadar Noel ile Yılbaşı tamamen farklı şeyler olsa da ülkemizde oldukça büyük bir kesim her ikisini de aynı zannederek başlar artık ’’ Noelde hindi kesmek günahtır ’’ Diye fetva vermeye. Buna karşılık belirli bir kesim de kurban kesmeye karşı çıkar ve onlar da ’’Kurban kesmek cinayettir. Hayvanları katlederek yapılan bir ibadeti kabul etmiyorum’’ Diye gösteriler vs. yaparlar hemen Kurban bayramları öncesinde.

Kurban kesenlerin, kurbana karşı olanlara karşı en çok kullandıkları söz ise artık klişeleşmiş bir sözdür: ’’ Siz yoksa yediğiniz o etlerin ağaçlarda yetiştirildiğini mi sanıyorsunuz?’’

İşte Müslüman kesimin yanıldığı nokta budur. Kurban kesimine karşı olanlar et yemeye ya da hayvan kesimine karşı değillerdir ki. ( Bir iki vejeteryan hariç ki onlar da öyle fazla değillerdir zaten.) Yani Kurban kesimine karşı olanların hayvan kesimine karşı olmaları diye bir şey söz konusu bile değildir. Karşı olunan şey Allah için kurban kesmektir.

Peki Allah için kurban kesmeye niçin karşıdırlar?

İşte zurnanın zort dediği yer de burasıdır.

Türkiye’deki pek çoğu yabancı patentli hamburgercilerde, pizacılarda, ya da doğrudan doğruya bizim kebapçılarımızda etleri löp löp mideye indiren bu vatandaşlar iş Kurban Bayramına, yani Allah rızası için kurban kesimine gelince neden bu kadar karşıdırlar?

Hemen belirteyim: Pek çoğumuzun zannettiği gibi deist ya da ateist oldukları için değil kesinlikle... Tam tersine bu insanlarda da bir Tanrı inancı olduğu gibi dinsiz değillerdir. Bir dinleri vardır ve dinleri onlara Tanrı için,onun rızası için hayvan kesmenin yasak ( Müslamanlarca ifadesine göre haram) olduğunu söylemektedir.

Evet bu insanların inancına göre hayvan kesmek, kesilen hayvanı yemek günah filan değildir. Günah olan ’’Allah rızası için ’’ Hayvan kesmektir. Çünkü Allah ( Tanrı ) önceleri izin verdiği ve teşvik ettiği, hatta hoşlandığı bu ibadeti daha sonra kaldırmıştır.

Kafanız karıştı sanırım ama karışmasın. Hrıstiyanlıktan bahsediyorum. Hrıstiyanlardan bahsediyorum.

Hrıstiyan inancına göre insanoğlu ilk kurbanını Hz. Adem ve Havva’nın çocuklarıyla verdi.

Hz. Adem’in çocuklarından Kabil, yetiştirdiği toprağın ürünlerinden, Habil ise yetiştirdiği hayvanlardan Tanrıya bir sunumda bulundu. Allah, güzel, kusursuz ve Habil’le özdeşleşmiş olan kurbanı kabul etti ama Kabil’inkini kabul etmedi.[Sonrası konumuz dışı olduğundan Habil- Kabil olayına girmiyorum. ( İslam inancına göre de bu olayın anlatımı üç aşağı beş yukarı aynıdır.)]

Yine Hrıstiyan inancına göre Hz. Nuh da Tufandan sonra Tanrı için bir sunak yaptı ve orada bütün temiz ve kusursuz sayılan hayvanlardan Tanrıya kurban sundu. Sunulan kurbanların kokusu Tanrıyı çok memnun etti.

Şimdi gelelim Hz. İbrahim ve Kurban olayına...

Müslüman inancına göre Hz. İbrahim, evladı İsmail’i Allah’a kurban olarak sunmak ister. Daha doğrusu böyle bir zorunluluğu vardır çünkü Allah’a söz vermiştir kendisine bir erkek evlat verirse onu kurban edeceğine dair. Ancak tam İsmail’i boğazlayacağı anda Allah ona bir koç göndermiş ve ’’ Bunu kurban et’’ Demiştir. Bundan sonra da artık Allah için kurban kesmek tüm inananlar için bir vecibe olmuştur. Yani hali vakti yerinde olan, kurban kesmekle mükelleftir.

Hrıstiyan inancında ise bu olay Müslümanların inancına oldukça benzer ama farklar da vardır: Her şeyden önce Hz. İbrahim’in Tanrıya sunmak istediği oğlu İsmail değil İshak’tır. İkinci temel fark, Hz. İbrahim, oğlu İshak’ı kurban olarak adamamış, tam tersine Tanrı istemiştir ondan İshak’ı kurban etmesini. Bunun sebebi de Hz. İbrahim’in imanını sınamaktır. Hz. İbrahim’in, oğlu İshak’ı boğazlamak üzere olduğunu yani imanlı olduğunu görünce de ona ’’ Çocuğu bırak’’ Diye emretmiş ve boynuzları çalılara takılmış bir koçu işaret ederek ’’ Onu kes !’’ Demiştir.

Velhasılıkelam Hz. İbrahim ve ona gönderilen koç bundan böyle inananlar Allah rızası için kurban kessinler diye değildir. Ya ne içindir? Sadece Hz. İbrahim’in imanını sınamak içindir. Başka bir anlamı yoktur.

Daha sonra gelen peygamberler de zaman zaman Tanrı’ya kurbanlar kesiyorlar ve O’nu mutlu ediyorlardı.

Bu kurbanların en önemli özelliği tamamen kusursuz olmalarıydı. Çünkü neticede Tanrıya adanıyorlardı. Öte taraftan Tanrı insanlardan kendisi için fedakarlıkta bulunmalarını istiyordu ki bir hayvanın kesilmesi az fedakarlık değildi. Çok önemli bir şart da hayvanın mutlaka kesilmesi gerekliliği idi. Yani kurban canlı vaziyette Tanrıya sunulamıyordu çünkü günahları ancak kan temizleyebiliyordu. Kanın akıtılması şarttı.

Şimdi buraya kadar ’’ Yahu o zaman bunların kurbana, kurban bayramında hayvan kesilmesine karşı olmamaları gerekmez mi?’’ Diye düşünüyor olabilirsiniz ama daha bitmedi.

Evet, Hz. İsa yeryüzüne gelene ve Hrıstiyan inancına göre çarmıha gerilip öldürülene kadar durum böyleydi ama bir husus daha vardı: Hz. İsa’ya kadar kanı akıtılan her hayvan ancak günahların geçici bir süre için üzerini örtüyordu ama günahların kefareti değildi.

Nasıl yani? Dediğinizi duyar gibiyim...Tevrat, Zebur ve İncil’e göre ( Hrıstiyanlara göre Eski Ahit ve Yeni Ahit’e göre ) Anlatmaya devam edeyim:

Evet Hz. İsa’ya kadar kesilen kurbanlar günahların kefareti değildi. Yani günahları ebediyyen silmiyordu. Gerçi Hz. İsa’ya kadar kurban kesmiş olanları Tanrı affetmişti ama bu geçici bir aftı. Hz İsa’nın kanı çarmıha döküldükten sonra insanlar ebedi kurtuluşa ereceklerdi.

Tanrı, yarattığı dünyayı o kadar sevmişti ki bu dünyaya günahkar olarak gelen, daha doğrusu her biri doğdukları andan itibaren günahkar olan her insanı ebedi kurtuluşa ulaştırmak için doğrudan doğruya kendisi bir kurban sundu insanoğluna.

Evet, inanılan şey aynen bu: Tanrı, insanların günahlarını tamamen kapatmak için çok büyük bir fedakarlık yaparak oğlu İsa’yı kurban olarak gönderdi insanlara.

Başta da demiştik ya kurbanın kusursuz olması gerekiyordu diye. Hz. İsa aynı zamanda Tanrı( Rab ) olduğu için kusursuzdu. Başka ne demiştik? Kurbanın, kurban sahibi ile özdeşleşmiş olması gerekiyordu. Hz. İsa hem Tanrı (Rab ) hem Tanrının oğlu hem Tanrının kelamı olarak Tanrı ile özdeşleşmişti. Kurban kesmenin fedakarlık olduğunu da söylemiştik değil mi? Tanrı çok büyük bir fedakarlık yaparak oğlunu kurban ediyordu. Ve son olarak ne kaldı geriye? Bu kurbanın kanının akıtılması gerekiyordu ki günahlar tamamen temizlensin. Kanı da çarmıha gerildiğinde akıtıldı fazlasıyla.

Tanrı, çok çok sevdiği insanlar günahlarından tamamen kurtulsun diye böyle bir yola başvuruyor.

Yani bir yerde Tanrı ’’ Hep siz benim için kurban kestiniz. Şimdi de ben sizin için bir kurban göndereyim de fedakarlık, kusursuzluk, temizlik ve güzellik nasıl olurmuş, kurban nasıl olurmuş görün’’ Diyor. Günahkar olarak yarattığı, dünyaya gözünü açtığı anda günahkar olan insan oğlunu bu günahlarından kurtarmak için kefaret olarak kendi oğlunu kurban diye sunuyor insanlara...Tabii ki bu kefareti kime ödemek zorunda? Ya da niçin böyle bir yola başvurmak mecburiyetinde koskoca Tanrı onu anlayamıyoruz. Zira Hrıstiyanların söyledikleri ’’ Dünyayı ve insanı çok sevdiği için’’ den başka bir şey değil.

Sonra Hrıstiyan inancına göre Hz. isa çarmıha geriliyor. İşkencelerle, hatta mızrakla karnı deşilerek öldürülüyor.( Hele de Mel Gibson’un yönetmenliğini yaptığı The Passion of the Christ- Tutku- Hz İsa’nın Çilesi Filmini izlediyseniz çok fecidir. Ancak Hrıstiyan dünyasında bu film çok tepki çekmiştir zira Hrıstiyan inancına göre Hz. İsa’nın kanı çarmıha düştüğü anda insanlar kurtuluşa erer oysa filmde Hz. İsanın kanı çarmıha gerilmeden önce yerlere akıtılmıştır. ) Onun kanı çarmıha damladığı anda da ona inanan herkes ebediyyen günahlarından kurtulmuş oluyor. Hz. İsa’nın kanı bütün günahları temizleyen eşsiz bir temizleyici...

Hrıstiyan inancına göre Hz. İsa’nın kanı çarmıha değdiği andan itibaren artık insanların Tanrı için kurban kesme dönemi sona ermiştir. Çünkü Tanrı insanlar için bizzat kendi oğlunu kurban etmiştir. Tanrının kurbanının üstüne artık koyundan, keçiden, sığırdan vs kurban olmaz. Dolayısıyla her türlü hayvan kesilebilir,yenebilir ama Tanrı adına, onun rızası için kurban olmaz. O dönem sona ermiştir.

Sanırım şimdi daha net anlaşılıyor normal zamanlarda etleri löpür löpür mideye indirenlerin iş Kurban Bayramına gelince ’’ İbadet diyerek hayvan katliamı yapan bir dini kabul etmiyorum’’ Demelerinin altında yatan gerçek...Onlar Müslümanlığı, İslamiyeti bir din olarak kabul etmeyen Hrıstiyanlar oldukları için ( pek azı müstesna) karşıdırlar Kurban kesilmesine yoksa dinsiz veya hayvan sever olduklarından değil. Hrıstiyanlık Tanrı adına, onun rızası için kurban kesmeyi yasakladığı için karşıdırlar.

Beğen

sami biberoğulları
Kayıt Tarihi:7 Eylül 2019 Cumartesi 01:06:52

BİZDEKİ BAZI ZÜMRE KURBAN KESİMİNE NİÇİN KARŞIDIR? YAZISI'NA YORUM YAP
"BİZDEKİ BAZI ZÜMRE KURBAN KESİMİNE NİÇİN KARŞIDIR?" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Yekta Attila
7 Eylül 2019 Cumartesi 18:33:03
Değerli hocam, Müslüman Türk Anadolu'da nasıl tutunuyor, sorusuna 'Kurban kültürünü' algılayamayan kesimlerin bir cevap vermesi mümkün değil...
Onların anlayabileceği şekilde söylersek, kurban en çok sevdiğinden mesela vatan için vazgeçebilmektir...
Bir 'Kaba maddeci'nin bunu anlaması beklenmez...
Şimdi sizin bütün netliği ile tespit ettiğiniz, en anlaşılır şekilde açıkladığınız, bu milletin ontolojik köklerine/kodlarına yöneltilmiş, Hristiyanlıktan kaynaklanan bu paradigmatik dayatma, vatan söz konusu olduğunda kendi canını bile teferruattan sayan ontolojiyi paralize etmeye dönüktür...
Bence bu yazı bu konudaki tartışmaya/çekişmeye son noktayı koymuş...
Allah sizden razı olsun...
Selam ve saygılarımla.





Cevap Yaz
Gülüm Çamlısoy
7 Eylül 2019 Cumartesi 16:48:23
İnanç ve gerekleri.
İnanılmaz bilgilendirici bir paylaşımdı.
Teşekkür ve tebriklerimle, hocam.
Sonsuz selamlar, saygılar.

Cevap Yaz
Ahmet Zeytinci
7 Eylül 2019 Cumartesi 11:43:09
Önemli bir konuyu derinlemesine gayet güzel anlatmışsınız Hocam. Biz de bazı din adamları müsveddeleri bu konuda yalan yanlış ahkam kesmişlerdir ki, onlara ben din adamı bile demiyorum her ne kadar etiketlerinde profesör yazsa da... Tartışıp dursunlar iman zayıflığı olanlar, müminler nasılsa, bilincinde olayın, gerisi fasafiso... Kutlarım yürekten...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları 8 Eylül 2019 Pazar 19:23:25
Daha mnce bir başka sebeple de dediğim gibi: Bizde maalesef insanlarımız olayın gerçek sebebini araştırmak yerine hep bir günah keçisi arıyor o yüzden de soruna net bir çözüm üretemiyoruz. Selam ve sevgiler.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.