Bayram KAYA 1
390 şiiri ve 1094 yazısı kayıtlı Takip Et

Hayat nasıl var ve neden ölürüz 19



Zıtlık birbirinin motorudur. Dinamosudur. Eylem selliğidir. Nicelik, nitelik durumudur vs. Biri olmadan diğeri olamaz. İkisi aynı anda ve bir arada belirmedirler. Birlikte olanla birlikte gidendirler.

Zıtlık illa iki türlü olmak zorunda değil. Birinden diğerine doğru giden faz geçişleri birçok niceli yoğun durumların skala derişmeleri içinde olmakla, zıt durumlar pek çok ve çelişiklikledirler.

Boşluk doluluk gibi. Varlık yokluk gibi, uzun kısa gibi. Etki, çelişme ve devim akışıdırlar. Çekme itme çelişkisidirler. Fren, akış ilişkisidirler vs. Büyük küçükle vardır ve birbirine aksama firen ilişkisidirler.

Yaşam nasıl var? Çok basit yaşam ölümle var. Yani yaşam zıddıyla var. Hem yaşam hem de ölüm birbirinin çevresi ve birbirinin niş etki alanıdırlar. Bozulmaya, yıkıma, düzensizliğe karşı; bozulmama, yıkılmama, düzenli kalmadır.

Düzen bir süreçse, düzensizlikte aynı anda ve birlikte bir süreçtir. Düzen kurulduğu an daha düzen kurulurken düzensizlik ve aksama başlar. Yaşamak bir süreçse ölüm de bir süreçtir.

Ölmeye başlıyorsanız yaşıyorsunuz demektir. Yaşıyorsanız ölmeye başlamışsınız demektir. Burada büyüğün-küçüğün ya da azın-çoğun veya ağırın-hafifin; eksiğin-tamamın vs. Olan sayısal dili sürece önem ve dinamiklik kazandırmaktadır.

Şöyle bir azlık-çokluk ya da büyük-küçük veya hafif-ağır sayısal ifadesi süreci anlaşılır kılacaktır. Boşluk 1 birim, doluluk ta 1 birim olursa bu süreç beliremez. Bunlar birbirine olacak akışı ve birbirine olacak eğim olan sekans hareketini yok eden denge durumudurlar.

Eğer boşluk bir birim, dolulukta bir birime kıl payı kadar yakın durumla 0,99988 değerinde olsun. Yani bu durumda doluluk boşluktan 0,00012 sayısı kadar eksik veya azdır veya küçüktür ya da hafiftir. Sıcaklıktır, soğukluktur. Daha yoğundur az yoğundur vs.

Şimdi 1 olan değerin 0,99988 değerine bir eğimi, bir iniş aşağı olma, yükseğin alçağa basıncıdır. Ya da 0,99988 değeri 1 değeri karşısında yansıma biçimleri; yokuş yukarıdır. Rüzgara karşı harekettir, isteksizliktir vs. ezilmedir vs.

Bu değeri bizim görmemiz, bilmemiz, duyumsal ölçmemiz olanaksızdır. İşte bu durumda boşluk vardır ve boşluğa doğru eğim alanı vardır. 0,00012 sayısal değeri kadar enerji nereye gitti?

Kuşkusuz ki doluluğun etrafında EMK dediğimiz elektrikti bir manyetik alan sarımlı kimyasal bir depo alan gücüne dönüştü. Başlayan süreci durduracak duracak olan süreci devam ettirecek yönde bir enerji indüklenmesine dönüşecektir.

Bu süreçte özdeğin kendisi ile hep aynı kalamaması özelliği olan değişme dönüşme dediğimiz durum ile bir durumdan diğer duruma geçmesinin eylem selliğidir.

Açıklayıcı olmak için konunun aslında birbirinin aynısı olan durumlarından birinden çıkıp diğerine bir bağıntı ve çağrışım göndermesi yapmaktayım. Ama burada konudan çıkmalıyım. Lütfen konuyu cümle, cümle kesikli ve tekrarlı olarak okuyup düşünerek değerlendirme yolu ile bir sonrasına geçiniz.

20

Ne zaman ölürüz? Çok basit doğduğumuz an ölürüz. Yaşam ölümle varsa, ölüm de yaşamla var. Yani yaşamaya başladığınız an ölmeye de başlarsınız.

Bir yolculuk esnasında ilerlediğiniz an geride dönülecek bir geri gelinecek mesafe (geçmiş) zıt alan bırakırsınız. Yani ileri yönün zıttı geri yöndür.

İleri olan git ile zıt yön olan geri arasında geriye doğru bırakılan alan, ileri süreçleri geri doğru çağıran zıt alanlı bir çekim sürecini oluşur. Böylece ileri ile geri arasında gerilmiş bir yay gibi kuvvet alanı oluşmakla ileri geri arasında GERİLİM ALANI oluşur.

İleri yön ileri bir ok ile gösterilirse ileri okun ucundan ileri ok kadar geriye ve tersine olan yön oku geri yön yani geçmiş yön okudur.

İleri yönde bir süreklilik geri yön de bir sürekliliktir. Yaşam ileri yön olmakla, ters süreçleri en çok enerji harcama pahasına bir düzen içinde tutan bir bağıntı olmakla kesikli sürekli olan bir yalıtımdır.

Ölüm de ileri yön sürecini ters yönde geri saran (bozan), yıkım olmakla kesikli sürekli olan bir geri yön ters yön hareketidir.

Yaşam birden ortaya çıkmadığı gibi ölüm de birden ortaya çıkmaz. Bu nedenle yaşamın başladığı an olan ileri süreçlerle birlikte aynı anda ve ters yönde de ters süreçlerle yani geri süreçlerle ölümde başlar.

İleri süreçler geri olan ter süreç direncini süreçleri yenecek enerji düzenini elde edene dek bu süreçler devam eder. Git sürecini ortaya koyan enerji düzeni gel çekim kuvvetinden az biraz fazla olduğu sürece hayattasınız.

Hayatta olduğunuz 0,00012 gibi fazlalık bir enerji düzeni korunduğu sürece ölümle birlikte varsınız ama ölüm devim halinde bile olsa beliremez. Bu sayısal değer afakidir. Farkın bıçak sırtı olduğunu göstermek içindir.

Yani ölüm ve yaşamın biri ileri yön biri geri yön olmak kaydıyla her biri bir birimdirler. Yani ileri yön 1 birim iken geri yön ileri yön gibi tam bir birim olmayıp bir birimin 0,99988’i kadar geridir.

İleri yön ileri olduğu an kadar hep geri yönden biraz fazla (0,00012 kadar) fazla olacaktır. Ölümle yaşamın gel git yapmaları denkleşemez.

Biri diğerinden biraz önde olacak. Git biraz önde olduğu sürece yaşarsınız. Süreç tersine dönerse, gel süreci (yıkım süreci) düzen sürecinden biraz fazla olduğu an, ölmüşsünüz demektir.

Aslında yaşadığınız süre kadar bir süre içinde ölürsünüz. Ölüm belirdiği an, zaten doğduğunuz andan itibaren başlamıştı. Ama ölüm önde olan yaşama denk te olamamıştı, yaşamdan fazla da belirememişti.

Varlık yoklukla vardır. Ya da yokluk varlıkla olasıdır. Yaşam da ölümle vardır. Eş deyişle ölüm yaşam nedeni ile vardır. Yaşam ölümle belirlenir. Ölüm de yaşam ile belirlenmiştir.

Ölünmedikçe yaşandığı bilinemez. Ölüm yaşamın tersi bir süreç olmakla birlikte ve aynı anda varlar. Biri biraz daha önde olmakla gerçeklik oluşur.

Ölüm biraz önde olunca ölüm gerçekliği ile karşılaşırız. Unutmayın ölüm 1 birimin kendisi olmakla vardır. Yaşam ise ölümünden 0,00012 değer fazla olmasıyla vardır.

Yani yaşam bir birimlik devim olurken ölümün 0,99988 değerinde devim içinde olmasıyla vardır. Yaşam biraz önde olduğu sürece yaşam gerçeği ile karşılaşırız.

Varlık yoklukla olasıdır. Düzen düzensizlikle olasıdır. Tümlük eksikle olasıdır. Gel olan git olanla olasıdır. Yokluğun yerine ölümü koyun. Düzensizliğin yerine ölümü koyun.

Tamam olanda (yalıtımlı olanda) eksiğin yerine ölümü koyun. Git olanın yerine gel olan ölümü korsanız süreç anlaşılırdır. Aç olanda eksiklik tokluktur.

Açık olanda eksiklik kapalı olmamasıdır. Kapalı olanda eksiklik (zıtlık) açık olmamasıdır. Bir zıtlıktan diğerine doğru eğim, eylem ve akışla sekans hareketi vardır. Her biri aynı anda vardır. Örtüşen durumlar nötrdürler.

Ama dinamik içinde, düzensizlik bir birim olmakla düzenin yerini alır. Değişkendirler. Varlığın ve yokluğun aynı nokta ve "üst üste durum zaman olduğunu" unutmayın.

Yokluğa göre varlığı tanımlarız. Varlığa göre yokluğu tanımlarız. Git olana göre gel olanı; ölüme göre hayatı tanımlarız.

Hayata göre de ölümü tanımlarız. Hayat, ölümün; yaşamda 0,00012 değer kadar az olan boşluğu ile doludur. Veya ölüm; yaşamın 0,99988 olan değerini 1’e tamamlayacak olan sayısal boşluğu kadarla (0,00012) ölümdür.

"Aynı şey yaşayanla ölen, uyuyanla uyanan" derken Herakles bunu vurguluyordu. Yani sizin için ölüm olan başkası için hayattır. Dönüşlü lük kuralını unutmayınız.

Aynı nokta zıtlığının birbirine göre niceli durumla olmasıdır. Biri diğeri ile gerçek olur. Biri diğeriyle aynı anda biraz gel ve git farkı iledirler. Yani yaşam ölümle gerçek olur. Bunlar birbirinin yerini alır.

Beğen

Bayram KAYA 1
Kayıt Tarihi:17 Ağustos 2019 Cumartesi 15:46:55

HAYAT NASıL VAR VE NEDEN ÖLÜRÜZ 19 YAZISI'NA YORUM YAP
"Hayat Nasıl Var Ve Neden Ölürüz 19" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
BayBuhar
18 Ağustos 2019 Pazar 15:32:10
Bilgilendirici yazınız nedeniyle ben de zıtlık konusuyla ilgili düşüncelerimi aktarmak isterim…izin verirseniz.

Simgecilik hiçbir şekilde sistemleştirilemez.
Ancak iç bağıntı (korelasyon) nedeniyle kendi aralarında birbirine bağlanmış iki görünüm söz konusudur. İki görünüm birbirinin karşıtı görünüme bürüneceğinden birbirinin tersi ya da negatifi olur.

Bunu anlayabilmek için ilk önce zuhur tarafından öncelikle kabul edilen ve zuhuru bütün kipleri içinde zorunlu kılan ikilik (düalite)değerlendirmesinden hareket etmek gerekir. Bunun dışında bir değerlendirmenin yanlış olacağı kanaatindeyim.

İkilik; tam anlamıyla bütünleyiciliktir ve kesinlikle gerçekte zıtlık değildir. Fakat birbirinin tamamlayıcısı olan iki terim “dışsal ve mümkün” bakış açısıyla ancak belli düzeyde zıt olarak kabul edilebilir. Mekan düzleminde ikilik aşağı - yukarı, ufki düzlemde ise sağ - sol ikiliğidir. Bir de özel nitelik taşıyan ikilik olarak iyi - kötü, yararlı - zararlıdan bahsedebiliriz. Özel nitelik taşıyan ikiliğe ahlaki anlam yüklemekte yanlıştır. Yani zararlı ve kötü ahlaki “değil”dirin konusu olamaz. Belki bütünleyiciliğin içinde kalmak üzere bir “yıkılma”dan söz edilebilir.

Yani her zıtlık belirli düzeyden sonra zıtlığı ortadan kaldırılabilir duruma gelir. Yükseldikçe bütünleyiciliğe dönüşür. Bu bütünleşmeden önce zıtlık, önce birleşme ve birbirine uyuşmuş, bağdaşmış duruma geçmesi gerekir. Bunu sağlayan ise bütünleşmenin kendisidir.

Bana göre bunlar (üç aşama)zıtlığın ilkeleridir. Ve kendi arasında bir hiyerarşisi vardır.

Bir simgenin, iki karşıt görünümü içinde barındırması son derece kabul edilebilir bir şeydir. Birini değerlendirmek diğerinin değerlendirmesini engelleyemez bunu yazınızda sayısal bilgi ile çok güzel açıklamışsınız. Aralarındaki iç bağıntı nedeniyle varoluşları birbirine dayanmaktadır.

Tüm bu açıklamalar bir ekol veya öğretilere atfedilemez. Atfedilerek de maddesel zihni bir anlam çıkarılamaz.

Huzur ve sağlıcakla... selamlar olsun.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bayram KAYA 1 19 Ağustos 2019 Pazartesi 09:31:34
Güzel açıklamanıza teşekkür ederim. İlgili, meraklı ve birikimli olmanız aynı tınışım düzlemi içinde olmamızla beni ziyadesi ile mutlu kıldı.

Simge ve iyilik kötülük gibi kavramlar bana göre, haydi sübjektif olmasın realiteye göre konu içeriğine pek oturmaz.

Madde kavramı tümden çağdaş felsefeye göre felsefe dışıdır. Ya da kaba ve mekanik felsefenin işidir. Ben özdek sözcüğünü kullanırım ki madde demek değildir.

İster duailte deyin, ister ikilik deyin ister çokluk bunlar "üst üste zamanlardır" ve özdeğin gelip geçici kesikli sürekli bir görünüş ve "yansıyış biçimidirler" aynı anda ve birliktedirler.

İsteğiniz, isteksizlikle olasıdır. İsteksizliğiniz de istekle olasıdır ve ikisi (çokluğu) bir mecmuadır (bütündür) .

Bütünlük olmuş bitmiş bir tanım olmayıp, bir ve bir çok bağıntı şeklidirler. Her bağıntı parçalar ilişkin ligidir (görecesidir). Evren bu bütünlüğün noktası olmayan noktadır. Evren evren olmayan yanı ile evren olmayana göre vardır.

Elektrik manyetizma ile ya da manyetizma elektrikle vardır. Biri değişerek diğeridir. İkilem ya da zıtlık veya düalite bir yansıyış biçimidirler. Bu nedenle boşluk doluluğa doluluk boşluğa dönüşür.

Elektriği zilde kullanıyorsanız manyetizmadır. Elektrik motorunda kullanıyorsanız hareket enerjisidir. Reostada kullanıyorsanız ısıdır. Ampulde kullanıyorsanız ışıktır vs. Ha keza bunun zıddı da doğrudur. Manyetizmayı telden akıtıyorsanız hem elektriktir (yük ya da elektron hareketidir) hem manyetizmadır vs.

İniş tersten çıkıştır. Gidiş tersten geliştir hafif olan da tersten ağırdır. Üçüncü örneği inişin çıkış olması kadar net göremeye biliriz. Ama böyledir.

Bunlar bütünlüktür, bağıntıdır fakat aynı anda "bütünün" bütün olmayanlardan yani parça ya da zıtlıklardan oluştuğu gerçeğini ve ikilemini hiç bir zaman ortadan kaldırmaz.

Yani eşleyişle "üst üste zamanlar bütünün fay hatlarıdır. Bütün de bütün bile olsa çokluktan zıtlıktan ötürü fay hatlıdır. Yek pare değildir. Çevre, doğa ne kadar bütünlük olursa olsun, kesikli sürekli bin bir parça pinçiklerin eşgüdümdürler.

Sevgilerimle

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.