E. E.F.M.E.
20 şiiri ve 31 yazısı kayıtlı Takip Et

Sabrımızı taşıran damlalar



SABRIMIZI TAŞIRAN DAMLALAR


Aklımızı, düşünme süzgecimizi tekrar kullanmak zahmetinde bulunabilirsek, Telefonlar da internetlerde zamanımızı, boş hatta zararlı şeyler için öldürmekten, vazgeçebilirsek, Sağlımıza ve huzurumuza kavuşuruz. Bizimki sadece temenni ve tedbir! Harama sadece haram deyip geçmekle, Haramı hafife alma, Haram cehennem ateşi demek, Aman ha! “HARAM SADECE HARAM DEĞİLDİR”. Neden? Derseniz nedeni şiirimizde?

HARAM SADECE HARAM DEĞİLDİR

haram kazanç, kişinin kendisine ve ailesine bedduasıdır.
haram kazanç kişinin kendisine ve ailesine zehir içirmesider,
haram kazanç kişinin kendisini ve ailesini çarmağa germesidir,
haram kazanç sadece haram değildir, bedduadır, beddua,

haram kazanç insanı dertlere yaklaştırır,
haram kazanç insanı kazalara yaklaştırır,
haram kazanç insanı cehenneme yaklaştırır,
haram kazanç beduadır, beddua, sadece haram değildir,

haram kazanç yuvanıza bomba koymaktır,
haram kazanç çocuklarınınızı kendinize düşman yapmaktır,
haram kazanç bütün kötülüklerin kaynağıdır,
haram kazanç sadece haram değildir, bedduadır, beddua,

haram kazanç helallerinizi öldürür,
haram kazanç sevaplarınızı sildirir,
haram kazanç aklınızı dondurur, vicadanınızı öldürür,
haram kazanç bedduadır, beddua, sadece haram değildir,

haram kazanç sabrınızı-azminizi azaltır,
haram kazanç kanaatinizi-şükrünüzü azaltır,
haram kazanç hayattaki yükünüzü artırır,
haram kazanç zehirdir, zehir, sadece haram değildir.


Haramlarla beslenen insandan, güzel düşünceler, güzel fikirler, güzel ve hayırlı işler beklemek bayağı bir saflık olur. Bunu günlük yaşantımızda çok sık görüyoruz. Tabii görmek için bakıyorsak.
Hayat ders almak isteyenlere bolca, örnekler gösteriyor. Hatta bunlardan ders alın diye yalvarıyor. Tabii bu sesi çoğumuz duymuyoruz, duysak da jetonumuz çok geç düşüyor, iş işten geçiyor. Ne Buyurmuş Yüce Yaratıcı” İçki bütün kötülüklerin anasıdır, içkinin girdiği vücuda, iman kırk gün girmez” peki imanımız vücudumuzda yokken ölüm meleğimiz geldi. Sonumuz ne olur, düşünmek, hatta ve hatta çok düşünmek lazım. Sonunda Ateşlerde yanmak var. Hem de sonsuza dek. Mesela, Haramlarla kazandığın parayla, lüks bir araba aldın. Çocuğunun da sarhoşluk veren ne varsa içtiğini veya kullandığını biliyorsun. Arabanı ona veriyorsun, Cebine de bol miktarda para, git bol, bol gez eylen hayatını yaşa diyorsun. Çocuğunu Kazalar da, Morglar da buluyorsun. Sonrada isyan ediyorsun, Hatayı hiç kendinde aramıyorsun. Kendi ocağını kendin bilerek ve isteyerek yakıyorsun. Ateşe benzin döküyorsun, Yanmaz diyorsun. Bu mümkün mü? Sarhoşla yola çıkanların yolu, ya Hasta hane yolu, ya da Morg yolu. İş burada bitiyor mu? Hayat film değil ki, Film bitince her şey bitsin, son yazsın. Asıl hayat ahiret hayatı. Çocuğun hesap günü sana hesap sormayacak mı? Sanıyorsun. Bütün suç babamın demeyecek mi? Hadi ölmedi yaşadı. Böyle bir yaşantı süren Çocuğundan, Hayır gelir mi? Sana, vatana, Millete, Devlete.
Bu Vatan Er Meydanı, Dinini bilen yaşayan, Vatanını, Milletini, Devletini Canından çok seven, Şehitliğe, Gaziliğe adayların Yurdu. Mertliğin, Cesaretin, Hoş görünün Yurdu. Gariplerin, Mazlumların, Yetimlerin Dualarının Yurdu!
“YANA DOĞRU-YANA DOĞRU” Gavurlar, Münafıklar yana doğru. Yüce Yaradan bizi hep korudu. Dualar ile Elhamdülillah.

YANA DOĞRU

bu vatan şehitler, gaziler yurdu,
şehitliğe, gaziliğe adayların yurdu,
değildir ki korkaklar, köleler yurdu,
korkaklar, köleler, yana doğru, yana doğru,

madem ölmekten çok korkarsınız,
ne diye? bu vatana göz dikersiniz,
bilmedin mi? bu vatan kefenle gezenler yurdu,
yana doğru, yana doğru, korkaklar, köleler,

bu vatan haksızlıklar karşısında dik duranlar yurdu,
değildir ki miskinler, pısırıklar yurdu,
sadece hak yolunda secdeye varanların yurdu,
korkaklar, köleler, yana doğru yana doğru,

bu vatan, vatanı için ölümü baş tacı yapanlar yurdu,
değildir ki abdestsiz namaz kılanlar yurdu,
bu vatan nice yiğitler doğuran analar yurdu,
yana doğru, yana doğru, korkakla, köleler,

bu vatan peygamberler, veliler yurdu,
masumlara, gariplere kucak açanların yurdu,
dualar, ezanlar, selalar yurdu,
korkaklar köleler, yana doğru, yana doğru,

bu vatan, vatan namustur diyenler yurdu,
değildir ki edep, namus bilmeyenler yurdu,
asla değildir, münafıklar, gavurlar yurdu,
yana doğru, yana doğru, gavurlar, münafıklar, yana doğru.

ırmaklarımız, derelerimiz var. deli dolu akan,
yiğitlerimiz var. deli dolu bakan, vatan için yanan,
hak yol dedin mi, kendini aşan, kefensiz koşan,
gavurlar, münafıklar, yana doğru, yana doğru.

Yana doğru demek içinde; Helal kazanıp, helal yerlerde harcamak, Aileni ve çocuklarını helallerle beslenmen, Edepli, Dinine ve Vatanına bağlı evlatlar yetiştirmek için emek harcamak azimli ve kararlı olmak gerek.
Lafla değil bununu özünde-kendinde yaşayarak, yaşatarak göstermekle olur. Biliriz ki lafla peynir gemisi bile yüzmüyor. Oysa bizler yolcu gemisi yürütmeye çalışıyoruz. Yürütemiyoruz çok kişi kendi aile gemisini batırdı batırıyor, akıllanmıyor, demek idrak edemiyoruz. Hala! Üstümüzden savaş uçakları, tanklar, toplar geçti, Hem de kimimizi ezerek, kimimizi füze ile kimimizi kurşun ile, her ne ile vurdularsa vurdular. En hafifi Vatana ihanet, Millete ihanet. Öyle amma! Suç kimde? Sende, bende, bizde, Hepimizde! Şunda, bunda, onda diyerek! Suçu hep başkalarında aramakla Hiç kimse kendini Veballerden, Sorumluluklardan kurtaramaz. Vatan hainleri, hırsızlar, gaspçılar, Canavar sürücüler, dolandırıcılar, torpilciler daha kimler, kimler nereden geldiler. Uzaylı mı? Bunlar, Hayır. Bizim memleketin iyi eğitilememiş-öğretilememiş, Hele Edebi hiç tanımamış görmemiş, gösterilmemiş. Sana ne? Bana ne? Bize ne? Yok, Sizden, bizden, iyi ise bizden, kötü ise kesin sizden. Tarlaya atarsın geven tohumu, biçmeye gidersin buğday başağı. Birde şaşırır, Hayret edersin! Hayretliğine. Çoğu zaman rastlaşırız geleceğimizi yetiştiren, bir öğretmene-eğitmene. Elinde sigarası, temiz havayı çeker, kirletir dışarı salar, birde bu işi okul önünde yapar, çöpünü yere atar. Sonra gider çocukları, gençleri eğitmeye-öğretmeye. Belki altmışında kendisi öğrenememiş ki öğrete, eğitilmemiş ki eğite. Kendine faydası olmayan kime faydası dokunur. Uyarsan sana ne diyecek biliyorum. Uyarmaz sam sinirleniyorum, mecburen lafı vurup yanından geçerken gözlerinin içine bakıyorum. Ariflik beklemiyorum zaten, kendime teselli işte. Çoğumuz böyle bu küçücük bir örnek. Her kurumda, her vatandaş var böyle kötü örnekler. Bizler yetiştiremiyoruz, yetiştirmiyoruz, yetiştirmek isteyenlere de mani oluyoruz. Daha çocuk, Gençtir, Askerden sonra veya evlenince akıllanır, hele çocuk sahibi olsun anlar derken. Geldi son bahar. Ne ektin ne biçesin? Tarlayı nadasa bırakmışsın ürün beklersin Ey Vatandaş! Uyanmaz san, Uyandırırlar, Ey vah! lara, daldırırlar, Ocağın söndürürler. Acı ama seni vatansız, yuvasız bırakırlar. Ey vah! Demeyiz bir daha inşallah.

Beğen

E.F.M.E.
Kayıt Tarihi:23 Temmuz 2019 Salı 13:15:48

SABRIMIZI TAŞIRAN DAMLALAR YAZISI'NA YORUM YAP
"SABRIMIZI TAŞIRAN DAMLALAR" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.