Bi Bir Dünyevî
410 şiiri ve 199 yazısı kayıtlı Takip Et

İnanç, nadas ve dizayn düşünceleri..



Hemen filmin başında insanı dumura uğratan (körelten) bir diyalog.

www.fullhdfilmizlesene.net/bilim-kurgu-izle/yaratik-covenant-alien-covenant-izle/

Robot:
(Tanrıların Valhala’ya girişi adlı eseri piyanoda çalarken birden durur David, başını yaratıcısına (meydana getiricisine) çevirir.) :

-Müsaadenizle, size bir şey sorabilir miyim baba?

İnsan:
Bir nefes alır, başını çevirir, birkaç adım atar ve durur.

- Lütfen…

Robot:
- Beni siz yarattıysanız, sizi kim yarattı?

İnsan:

- Ahh!.. (der, nefes verir, birkaç adım atar ve odanın içinde dolaşmaya başlayarak cevap verir.)

-Yüzyılların sorusu, ikimizin bir gün bunu yanıtlayacağımızı umuyordum, tüm bunlar, tüm bu sanat eserleri, tasarımlar insanoğlunun dehası, hepsi bu çok önemli sorunun karşısında anlamını yitiriyor. Biz nerden geliyoruz?

-Ben insanoğlunun rastgele moleküler bu durum nedeniyle ortaya çıktığına inanmayı reddediyorum.

-Ya da biyolojik bir gelişmenin sonucunda ortaya çıktığına… Hayır… Daha fazlası olmalı… Ve sen ve ben oğlum, yanıtını bulacağız.

Robot

-Müsaadenizle, bundan ne anladığımı söyleyeyim:

-Siz yaratıcınızı arıyorsunuz, Bense O’na bakıyorum. Size hizmet edeceğim ama siz insansınız, öleceksiniz, bense ölmeyeceğim.

İnsan

( biraz sinirlenir gibi olur)

-Bana çay getir David, çay getir bana!

Robot
(Ayağa kalkar, sehpaya yürür ve çayı fincana doldurarak insana ikram eder)

“Yaratık Covenant”2017, yani Prometheus’un 2012 filminin devamı olarak seyirciyle buluşur.
Lakin burada iki film arasında geçen sürede ne olduğunu gösteren ara kayıptır.

Aynı Yüzüklerin Efendisi 1-2-3 serilerinden önceki hikayenin, daha sonra Hobbit 1-2-3 olarak çekilmesi gibi, sonradan o arada ne olduğunu ekstra bir film olarak göreceğiniz diye sinema severler bekliyor olmalı değil mi?

İNANÇ NEDİR?

Bir düşünceye çok sağlam bir biçimde içten, gönülden bağlı bulunma, güvenle doğru sayma, inanma. Tanrı’ya, dine inanma, iman, itikat

NADAS NEDİR?

Tarlayı, zararlı otlardan temizlemek, verimini artırmak amacıyla, sürüp dinlenmeye bırakmak.

DİZAYN NEDİR?

1. Zihinde canlandırılan biçim, tasavvur:
"İmgeleme dayanan duyusal tasarımlar, şiirinin başlıca malzemesi." - Selâhattin Hilav

2. Bir sanat eserinin, yapının veya teknik ürünün ilk taslağı, dizayn: Kentsel tasarım. Çevre tasarımı.

3. Bir araştırma sürecinin çeşitli dönemlerinde izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve, tasar çizim, dizayn.

4. Felsefe , daha önce algılanmış olan bir nesne veya olayın bilinçte sonradan ortaya çıkan kopyası.

Bir soru sorarak devam edelim.

Mehmet Akif Ersoy, devrimizde yaşamış olsaydı, inanç konusunda aynı yerde durabilir miydi?

İnsanlığın bilinen tarihi, peygamberler tarihinden yola çıkarak hesaplandığında 16 bin yıl civarında tarihleniyor.

Biraz daha deşilerek, irdelenerek bilimsel yöntemlerle incelendiğinde ise 25 bin yıl geriye gidilebiliyor ve tek bir ademden değil bir çok ademden bahsedilebiliyor diye biliyorum.

Peki ya, kanıtları nedir? Araştırmak gerekir. Ayrı bir yazı konusu.

“Nereden geldik”, “kimim”, “bütün bu dünya ve içindekiler nedendir” diye asıl sorgulamaya girdiğim yıl 2001, 19 yaşımda deniz kenarında, dalgalarla dertleşirken, yanımda 4 bira şişesi varken geldi. İslami bir memlekette, dedesi “köy hocası”, babasına “hatıp”, annesi dinine bağlı ve hayat serüveninde çevresi yüzde 99 müslüman olan bir çevrede, dini kitaplar, öğütler, camilerde geçti. Malum içki haramdır ve bir dua ile o geceden sonra bir daha içki, bira, rakı içmedim. O yaşa kadar da ne kadar içebilirsin ki, düğünlerde kuytularda, melankolik düşünceler içinde kayıplarda ve toplumdan kayıp zamanlarda işte. Bu saatten sonra içilir mi, alışkanlık veya herhangi bir meylim yok. Gerek de yok.

Böylece ve yavaş yavaş bir başlıyorsunuz araştırmaya, ilke gidiyorsunuz, bu ilke gitmek de elbette islami kaynaklardan oluyor. Düşüncenizi islami öğretiye göre mecburen şekillendiriyorsunuz, diğer türlü ise günah korkusu ağır bastığı için..

Yani evremdir, felsefedir, biraz uzak. Devletin verdiği eğitim de tek tarafa yatkın olunca, gerçeği arıyorsanız veya gerçek sorgulamyı yapmak istiyorsanız çok büyük fikirsel çilelerden geçmek zorundasınız.

Tefekkürü, derin düşünmeyi bir alanda tutmak mecburiyetindesinizdir, o yolun dışına çıkabilmek hiç kolay değildir.
Sanki kerpetenle çürük olmayan sağlam azı dişinizi, tırnaklarınız sökmek gibi, makasla etinizi kesmek gibi bir düşünce acısı nasıl anlatılabilir ki bu çile..

İlk vardığım durak ise ;Adem, Adem’in kaburga kemiğinden Havva, Cennetteki hikayeleri, Aden, dünyadaki her batında iki doğum ve iki doğum arasında çaprazlama evliliklerden…

Yine insanların sarı, siyah, beyaz ve kırmızı tenli olmalarının nedeni de, ilk ademin bedeni yoğrulurken, Yaratıcının bir meleğe, dünyanın çeşitli kıtalarından toprak aldırması ile ten farklılıklarının çıktığı konusundaki vardığım duraktır.

Sonrasında dünya tarihi, peygamberler tarihi, Türk tarihi, kıta kaymaları, devlet ve siyaset doldur doldurabildiğin kadar kafana…
Vs..

Ortalama 20 bin yıl olarak, ademin yani biz insanoğlunun başlangıcından bu güne geçen süreyi kabul edip ve Milat’tan 2000 yıl sonraki günümüze bir yolculuk ettirirsek varacağımız sonuç şu:

İNANÇ çağı bitti, şimdi NADAS çağı diyebilir miyim diye soruyorum kendime?

Yani inançların tüm argümanları ve kanıtları günümüzde pek rağbet görmüyor veya artık benim kabulüme mazhar olmuyor, Z kuşağının da materyalist olacağı konusunda büyük ve çoğunluk düşünceler mevcut.

Peki, insanlığın geçirdiği süreçleri dikkatle gözden geçirerek yol alan bir beynin varacağı sonuç ne olacaktır?

Evet olabilir, dini inanç çağı bitti, bitiyor şimdi eski ve köhnemiş zihniyetlerin yerine geçecek daha insancıl ve gerçekçi bir çağdayız. Bu çağ için hem eskinin yıkımı hem de yeninin gelmesi için alan açmak (NADAS) olarak algılaması da normal olacaktır.

Soruyorum: “Hangi filmleri izlememi istersin?”

Saymaya başlıyor, saydıklarından izlemediğim yok. Birkaç tane çıkıyor izlemediğim film ve onların senaryosunu öğreniyorum. O la la.. beni sarmaz onlar..

Sonra düşünüyorum: Z kuşağı X kuşağıyla birlikte izledikleri filmlerden sonra neler düşündüklerini değerlendiren bir çalışma yapılabilir mi? Yani baba-anne ile çocukların değerlendirmeleri ne kadar benzer birbirlerine veya ayrı. Neden olmasın?

Z kuşağı ile Patlama kuşağı için de aynı çalışma yapılabilir. Dede-nineler ile torunların düşüncelerinin karşılaştırılması.

İnsanoğlunun aradığı ÖLÜMSÜZLÜK değil midir sonuçta? SONSUZLUK... Cennet ve cehennem düşünceleri..

Evrimcilere getirilen ve alay geçilerek verilen cevaplar, ne yani bütün bu dünya hayatı ölüp gittikten sonra tekrar ot olarak yeşermek için mi?

İslamiyet’teki cennet düşünceleri ve betimlemelerini biliyor olmalıyız ve insanın yani kulun Tanrı ile karşılaşmasının tasvirini…

Tanrı bir Güneş gibi uzaktan görülecek ve kul da onu seyrederken sonsuz bir haz alacak. Yine de ona dokunamayacak ve onunla konuşamayacak…

İslami veya diğer dindar anlatıları biraz daha irdelersek ara sıra da olsa konuşabileceği sonucunu da çıkarabiliriz belki..

Yani çok zor yaratıcı ile irtibat kurmak cennette bile..

Ki, dünya ekseninde peygamberlerin bile hep yalnız başına yaratıcıyla konuştuğu (Tur Dağı), anlatıla gelen miraç hadiselerinde bir şekilde irtibat kurduğu, Yaratıcı’nın Meryem’e seslenmesi, İsa’yı konuşturması (Kelimullah) , Nuh’un diyaloğa girdiği gibi ender olaylar anlatılır..

Yani, miraca sadece bir kişi çıkar, Tur dağına bir kişi gider, Meryem yalnızken irtibat kuran, Nuh da öyle vb gibi..

Bunların yanında Yunus’un balık karnına girmesi, İbrahim’e koç gönderilmesi hikayesi gibi hep bahse konu peygamber ve kişilerin yalnız başlarındaki olaylar..

Mucizelerin abartılması, Ay’ın ikiye ayrılması olayının aydınlatılamaması, Kızıldeniz hikayeleri, İdris’in göğe çekilmesi vb hep bir önceden kabul gerektiren meseleler..

Büyü meselesi, Harut Marut gibi cevabı bulanamayan konular.

Yani Yaratıcı’nın, Allah’ın, Tanrı’nın, Kutsal Ruh’un, Yehova’nın gibi isimlerin bile birlenemediği, iki kişinin veya peygamberlerin de içinde bulunduğu bir grup insanla irtibata geçtiği yok literatürde Yaratıcının, hep bir gizem, hep bir sır, hep bir öteleme, ahiret vb..

Bir de 1500 yıl gibi peygamberliğin birden kesilmesi, ahir zaman deyip tanımlanıp geçilmesi artık kabul görmüyor pek bizim neslin yine de azınlık olan bireylerinin arasında..

Hal böyle olunca ve bunları dile getirince de yemediğiniz hakaret, suçlama, küfür de kalmıyor..

Sus, başını belaya mı sokacaksın, korkutmalar, çekindirmeler, aforoz edilmeler, yakılmalar, öldürülmeler, düşürülmeler, tehditler karşımıza çıkan dini inanç sahibi insanlardan duyulacak sözler oluyor..

Yani, konuşamıyorsunuz, bırakın sohbeti tartışma kültürü bile bir noktada tıkanıyor..

Nedir o, “senin dinin sana benim dinim bana” kestirip atılıyor, “Allah indinde son din İslam “diye nokta konulup geçiliyor. En medeni sohbet veya tartışmaların sonucunda. Yaşadığımız kültürde. Diğer kültürlerde nasıl tepkiler veriliyor? En bilinen afaroz edilmek sanırım.

Daha bir Hindu ile İneğin neden kutsal olduğu konusu bir kenarda..

Bu inek meselesi de enterasandır. Dini kitaplarda sarı buzağıdan, Musa Tur dağından döndüğünde kabilesinin yapılan bir inek heykeline tapınması o heykelin konuştuğun veya böğürdüğünden bahsedilmesi, Hindularda kutsallık...Kuran’da bakara (İnek) süresinin bulunması gibi entersan bir konu değil mi?

Velhasılı, genel anlamda çağ ve çağlara bağlı düşünceler ve inanışlarda bir sonraki durağımızın NADAS çağına yol açacağına düşünüyorum..

Öyle demiyorlar mı, “düşünüyorum öyleyse varım” nokta.

Nadas çağı diye tanımladığım sürenin ne kadar olacağı veya süreceği, tatminin ötesine geçiyor..

Dinler ve dini düşünceler devamlı çatışma halinde. Dünyanın geçirmiş olduğu serüvende daha piyasaya tam olarak çıkmayan medeniyetler olarak Çin, Hindistan ve Afrika kıtasının bu çağda neye yol açacağını öngermek zor.

Bu dönemde teknoloji ve bilimin göreceği zirve nerede durur, önüne çıkabilecek engeller aşılabilir mi? 3 B yazıcı teknolojisi ne kadar ilerleyebilir? Dinler komple meydandan çekilebilir mi?... gibi bir çok soru cevabını bekliyor olacak.

Yine mucizelerde anlatılanların bilim ve teknoloji sayesinde gerçekleştirilip o noktalardaki kanıtlar önümüze çıkacak mı ayrı bir konu olarak karşımıza çıkacak..

Nadas çağı ne kadar sürer, tahmini ?? Çok zor şimdiden.

DİZAYN ÇAĞI NE ZAMAN BAŞLAR ?
HANGİ OLAYLARIN GERÇEKLEŞMESİ SONUCU DİZAYN ÇAĞININ BAŞLADIĞINI ANLAYABİLİRİZ?

Ne kadar enteresan değil mi, ortalama 70 yıllık bir ömrü olan insanın artı eksi 20 bin yıllara dair çıkarımlarda bulunması…

Saygılarımla, Esen kalınız.


Beğen

Bir Dünyevî
Kayıt Tarihi:18 Temmuz 2019 Perşembe 03:01:10

İNANÇ, NADAS VE DIZAYN DÜŞÜNCELERI.. YAZISI'NA YORUM YAP
"İnanç, Nadas ve Dizayn Düşünceleri.." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Serap IRKÖRÜCÜ
18 Temmuz 2019 Perşembe 22:43:19

Birkaç kez okunması ve üzerinde çok düşünülmesi gereken faklı açılımları olan bir yazı.

Her ne kadar bazı bölümleri 'ütopik' gibi görünse de yazıldığı zamanda 'fantastik' olarak nitelenen birçok eser, daha sonraları bilimsel çalışmalarda kaynak yerine geçmiştir.

Jules Verne'in eserleri uzun yıllar çocuk edebiyatında masalımsı anlatıma uygun görüldü. Oysa bilim ilerledikçe eserlerinin ön görüsü yüksek bir bakış açısıyla yazıldığı kabul edildi.

Deniz altıların bugünkü düzenlemesi (periskopondan yuvarlak kamara camlarına kadar) 'Deniz Altında Yirmi Bin Fersah' eseri kaynak kabul edilerek mühendislerce tasarlanmış ve bunu çalışmalarının sonunda kendileri açıklamışlardır.

Yazın, sayın yazarım. Farklılıklar zenginliklerimizdir belki de ileride takip edilecek ayak izlerinizidir.

Saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî 18 Temmuz 2019 Perşembe 23:53:27
Bilim, eski veya bizden önce dediğimiz anlatıların gerçekleştirilmesi için yürüyor sanki durmadan.

bilirsiniz hocam, şu an aslında elektriği ücretsiz kullanabilirdik, sonra neden ücretli oluverdi gibisinden..insanlığa bedava hizmet etmeyi düşünen bilim insanları neden baskıya uğrar hep düşünürüm..

devlet endeskli düşüncelerein çağımızda bireye ve bireyin devletine dönüşmesi gerçekleşmezse çok acı çekmeyecek mi insanlık..

bugün bir haber vardı yine, avusturalya da iki hristiyan; incil de devlete vergi verin yazmıyor, o yüzden 2011 yılından itibaren vergi vermemişler ve mahkemelik olmuşlar..

hakim de google sormuş; var mı böyle bir şey:)

isa'nın, sezar'ın hakkı sezara, tanrı'nın hakkı tanrı'ya... sözüne binaen kesmiş cezayı..

acaba üst mahkemeye mi gider mi bu dava, ne olur sonunda.:)

https://www.mynet.com/her-seyin-sahibi-tanri-diyerek-vergi-odemeyen-hristiyan-kardeslere-1-4-milyon-dolar-ceza-190101169230

saygılarımla..
katkılarınız için teşekkürler
muslumbayram
18 Temmuz 2019 Perşembe 13:02:31
Derin değil bu sorgulamalar
bende... hem de hiç değil
Enel HAK!
EVRENİN KENDİSİ TANRIDIR ZATEN
çok yüzeysel kaldı bendeki etkisi
niye tehdit aldın ki
bunları düşünemeyen salaktır zaten
KORKACAK BİR ŞEY GÖREMEDİM DOSTUM;))

SAYGILARIMLA

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî 18 Temmuz 2019 Perşembe 14:56:30

yedi milyar insan bir araya gelip konuşmaya başlayan bebelerden, son nefesine sayılar kalan tüm insanlar "enel hak" dese de sanırım fısıltı olarak kalacak..

etkisi var mıdır? muhakkak, yüzdelik oranı değişse de muhakkak.

saygılarımla hocam
eksik olmayın.
BayBuhar
18 Temmuz 2019 Perşembe 13:01:27
Olurlu varlığın zorunlu varlığı anlayamamanın sıkıntısı...

Ha bir de gerçek tarımda "nadas"diye bir şey yok.
Uydurmuş insanlar tıpkı tasarım gibi.

Selametle...huzurla.



1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî 18 Temmuz 2019 Perşembe 14:58:43
kelimeler küçülüyor, dünya gibi, tarifini verip açabildiğimiz kadar güzel..

insanlık yoruldu yine de çalışıyor.. belki de dinlenme diyebiliriz, lakin gerek var mıdır?

huzurla üstadım.
saygılarımla.
Necati Kavlak
18 Temmuz 2019 Perşembe 12:26:56
Ekrem Bey Merhaba!
İnanç, Nadas ve Dizayn Düşünceleri okuyunca beynimde şimşekler çaktı!
Adı bilinen, bilinmeyen felsefeciler, bilim adamları; gözlerimin önünde merasim geçişi yaptı.
Celâleddîn-i Rûmî,
Şemsi Tebriz-i,
Hacı Bektaş Veli;
Yunus emre
Ve daha niceleri bilinçaltımdan el salladı.
Gerçekten uçsuz bucaksız bir deryaya yelken açmış ver pusulasız miçosuz yol almaya başlamışsınız.
Ne iyi etiğinizi söylemek için yazıyorum
İnsanları düşündürmek, aklını kullanmaya yöneltmek her babayiğidin harcı değil elbet.
Son zamanlarda bilim o kadar çok mesafe kat etti ki, Eskiden en küçük birim atomken şimdi atomun altındaki kuvarslar inceleniyor.
Âlemin sırrı çözüldü çözülecek.
Bize öğretilenlerin birçoğunun rivayet olduğunu, aklını kullanan düşünen herkes biliyor.
Sadece dinden beslen, halkı siyasetçinin kolay yönetmesini isteyenler hurefeyi din diye pazarlıyorlar.
Lafı çok uzattığımın farkındayım.
Kâinatı bir okyanus olarak düşünürsek, içinde var olanlarında, okyanusun bir damlası olduğunu bilmek kehanet olarak görülmeyecektir.
Kitabı olan ve olmayan dinler, Kitap inen ya da inmeyen peygamberler, Kabala öğretisi, Holistik düşünce, Hint felsefesi bunların hepsi biz nereden geldik nereye gidiyoruz sorusuna cevap arıyor.
Bulan Var mı?
Bence aklını kullanan, düşünen için elbette var.
Ne demişti Halac-ı Mansur?
Ene’l Hak!
(Bakara Suresi – 156) ayet “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” demiyor mu?
Var olan yalnız Allah, Görünen ailemdekiler de sadece onun sıfatları arasındaki tecellilerinden yansıyanlar diye değerlendirmek yanlış olmayacaktır.
Selam ve sevgiler.



Necati Kavlak tarafından 7/18/2019 4:57:56 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî 18 Temmuz 2019 Perşembe 15:17:51
üstadım eyvallah, başımın üstüne de...

"kara fatma" kullanımını tasvip edemem.. değiştirebilir misin?

düşünmenin diğer boyutu da, ister mühendisler deyip bulunsun,
ister yaratıcı deyip bulunsun

veya anlaşılsın..

bizim için ifade ettiği nedir ki?

bir anlık huzur, şaşkınlık veya hayranlık mı olarak kalacak..

ne sormak isterdiniz ilk karşılaştığınız anda..
selamünaleyküm mü diyeceğiz, selam mı sadece,
yoksa yakasına mı yapışacağız dünya tarihinde zulüm hep daha fazla oldu gibisinden..

miço veya pusula...bize ne fayda sağlayabilir ki.. dönüp dolaşıp dünya içindeyiz..

aranılan huzursa, yeni neslin istediği şey de; çalışmadan karın doyurmak olup düşünmenin ve eğlenmenin tadını çıkarmak olacak..

bir şairi en keyifli partilere de götürseniz huzur bulamaz..kaçar oradan..

bir düşünürü en heyecanlı sporlara da iletseniz düşünmeye devam eder.. bu heycanın kaynağı nedir gibi..?

bir matematikçinin sevgilisi formülü bulmaya çalışmaktır..

bir vaiz huzur devamlı vaaz verip kendince doğruyu anlattığını düşünerek huzur bulmasıdır..

bugünlerde bir milyader açıklama yaptı, dünyayı fazla kirlettik ve devam ediyoruz o yüzden uzay çalışmaları mecburi gibi..

mars için toprağın verim alınabilir duruma nasıl getirilişi konusunda bakteri bazlı çalışmalar yapılıyor.

kim ne kadar karşı çıkarsa çıksın, ister ahlak boyutlu ister hukuk boyutlu...

insana gerek kalmadan sperma ve yumurta üretimine geçildiği an nadas dönemi bitip dizayn veya tasarım dönemine geçilecek..

tarihin içinde bahsedilen veya son yüzyılda melezlemeleri yapılan hayvan çiftleştirmeleri gibi..

yine lafonten tarzı masallar fabller konusundan....

bitkilerin düşündürülüp konuşturulması

hayvan ve insan karışımı canlıların yine robotik ilerlemeyle birlikte veya ardından gideceği görülüyor..

derin ve gerçekleştirilen bilginin formülleri nerede? kim elinde tutuyor neyi bekliyor?? bilemiyorum..

sanki elde bir kitap var da çözüldükçe dünya bir tık üst versiyona kendini güncelliyor gibi..

inanç ve ruh boyutu ise muammasını korumaya devam edecek yine de..
allah u alem..

saygılarımla hocam..
eksik olmayınız..


Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.