Ra Razgartlı
0 şiiri ve 44 yazısı kayıtlı Takip Et

Kendin gir pas verme...



KENDiN GiR PAS VERME...

Hizmetli ,akşam mesai bitiminden sonra müdür beyin erkek arkadaşların kalmasını söylememi istedi dedi. Mesai bitiminden sonra müdür bey toplanan arkadaşlara: “Kuruluşumuzun tüm il ve merkez teşkilatları için kurumlar arası arkadaşlıkların kurulması, tanışmak ve iyi ilişkiler kurmak amacıyla futbol müsabakası tertiplemiş. Bizde içimizden kuracağımız takımla bu turnuvaya katılmak zorundayız.” ”Müdür bey bu halı saha futbolumu?” ”Yok canım, bildiğimiz futbol olacak. Yani on bir kişilik takımlar la maçlar yapılacak. Antramanlara yarın mesai sonunda başlanacak.Arkadaşlar maçlar bitinceye kadar sizden ricam sucagiz (içki) yapmayalım. Millette bir sevinç bir sevinç sormayın. Kimi sanki topa kafa çıkıyormuş gibi sözde yukarı fırlamaya çalışarak hayali topa kafa atıyor, kimi sanki topa tekme atıyormuş gibi yapıyor... Mudur bey bir takim forma temin etmişti. Futbolla zamanında uğraşmış arkadaşlarımızın ayakkabıları vardı. Olmayanlara da bez ayakkabılar aldılar. Neyse ertesi günü ilçenin sahasında toplandık. Formaları giydik. Her kafadan bir ses çıkıyor: ”Biz kimiz be adama beş çekeriz !..” ”Ne beşi be sahadan sileriz biz adamı be !..” Sahanın ortasında toplandık ve müdür bey takımdaki kaptan ve antrenörü seçti. Gençliğinde amatör kümede uzun müddet futbol oynamış bir arkadaşımızı (ki bu arkadaşımız feleğin çenberinden geçmiş biri) takım kaptanı, yine uzun zaman amatör kümede oynamış bir arkadaşmızıda antrenör oyuncu olarak seçti. ”Bakin arkadaşlar sizden ricam beni mahcup etmeyin” dedi Bize antronürluk yapacak olan arkadaşımız ”Sıra halinde sahanın etrafında yavaş yavaş iki tur atalımda ısınalım” dedi Başladık koşmaya. Daha ilk tur bitmeden nefessiz kalanmı,iki büklüm dizlerinin üstüne kapaklananmı,oflayan puflayanmı ararsın. Antrenörlük yapan arkadaş: ”Ne oldu be… Sizin gibi büyük futbolcular (!) böyle dökülürmü?” ”Daha yeniyiz hocam.sen sonraya bak !..” ”Hocam bu saha kaç kilometre uzunluğunda?” ”Bende pek hesaplamadım ama 2-3 kilometre olmalı. Yuh be.. boylamasına 90 metre kadar be... Bu sizin gibi profesyonellere hiç gelir. Hadi hanımlar pergelleri açalım.” Kalabalık olarak başladığımız sahanın etrafını turlamayı sonunda 5 kişi tamamladı. Gerisi sahanın çeşitli yerlerinde ya öksürüyor yada sırt üstü yatmış soluyan beygirler gibi soluyor. Hele bir şişmanca arkadaşımız hem sırt üstü yatmış:”Ulan, madem yüzme bilmezsin ne ararsın kavak tepesinde?” ”Haydi arkadaşlar toplanalım da biraz kültürfizik yapalım” ”Hocam be,kültürü şimdi yapsak da fiziği okullulara bıraksak?” ”Hadi hanımlar toplanın toplanın... Ayakları ve kolları hafifçe açalım ve gösterdiğim hareketleri birlikte yapalım.” ”Hocam, biz şut çalışması yapsak?” ”Onuda yapacağız.” Bende gençliğimde amatör kümede lisanslı olarak kalecilik yaptığımdan beni de kaleci olarak seçtiler. Bir müddet sonra kaleye geçmem istendi. Arkadaşlar on sekiz dışından kaleye şut çalışması yapmaya başladılar. O çok atıp tutan arkadaşların attıkları şutlar kaleye bile gelmiyor. Hocamız:”Vay anam vay!.. Bu takım bırak sonuncu olmayı. Töbe,töbe...” Ertesi sabah bende dahil herkes sünnetli çocuklar gibi gelmeye basladı. Hepimizin baldırları et kesiği olmuştu. Her akşam mesai bitiminden sonra antramana gidiyorduk. Zamanla yavaş yavaş yan çizmeler başladı. ”Hocam, akşam evde hanım,madem sporcu olacaktın neden memur oldun? oflamayı puflamayı bırak diye firçaladı” ”Hocam benim hatunda, ben mi dedim sana git top oyna diye, sen ne zaman top oynadın ki şimdi oynayacaksın dedi ve fırçaladı.” ”Beyler, önümüzdeki hafta maçlar başlıyor. Hakemler bölgeden görevlendirilecek ona göre. Biraz sıkalım tıpaları. Müdür beyin dediği gibi sucagiz yapmayı bırakalım hatta çimlenmeyi de ( çimlenme, iş yasak yani..) bir müddet erteleyelim.” ”Hoca ,hadi sucağızı bırakmak neyse de şu çimlenmemek de ne oluyor?” ”Muhteremler, sahada sallanıyorsunuz birde çimlenme olunca işimiz tamam olur..” ”Merak etme hoca acı patlıcanı kırağı çalmaz.” ”Göreceğiz bakalım iki takım halinde antraman maçları yapmaya başlayınca bazı arkadaşları.” ”Hocam, bu sahayı küçültmenin bir yolu yokmu?” ”Ne oldu ki?” ”Ne olacak bir taraftan diğer tarafa gidip gelinceye kadar pil bitiyor da !” ”Hani çok atıyordunuz?” ”Hocam, daha ısınmadık sen bizi maçlar başlayınca gör!..” ”Bu arada da maçlara çıkarılacak takımı yapma çalışmaları başladı. Öyle yapıyorlar böyle yapıyorlar 25 kişiden on bir çıkmıyor. Neyse maç tarihi yaklaştıkça bizim futbolcularda bi heyecan bir heyecan sormayın. Müdür bey bizi yine topladı : ”Arkadaşlar öbür gün maçlar başlıyor. Takim yapıldı mı kaptan?” ”Biz işin içinden çıkamadık siz takım yapmaya yardımcı olurmusunuz?” ”Ne yani 30 a yakın kişiden bi on bir çıkmıyormu?” ”Çıkıyor.. çıkıyor da.?...” ”Eeeeee !.." " Peki beraber yapalım: Kale belli, müdafaadaki dörtlü de..! Uzun bir sessizlik oldu. ”Hadi müdür bey bak ne güzel başladın !” ”Bana bırakmayın.Hem antrenör hemde kaptan bu işlerin ustası siz yapın.” dedi. gitti. Aldimi beni bir gülmek. çıkın bakalım işin içinden..... İlk maçımız kendi sahamızdaydı. Bayanlarda seyre geleceklerdi. O muhteşem gün geldi çattı. Soyunma odasında takım açıklandı.Ben kalede önümdeki dörtlü ise topu karpuz sanacak kişiler. Hoca onlar şu talimatı verdi: ”Bakın, kalecinin önünde oynayacak 4 lü ne yapıp yapıp adamı bırakmayacak.Baktınız olmadı çaktırmadan sarılın beline birlikte, düşün yere. Ama adam geçirmeyin.Beyler, bu düşürme işini sakin on sekiz içinde yapmayın penaltı yaparsınız.Sonrada...” Ortada oynayacak 3 lü ise arkalarındaki üçlüye sakın adam gecirmiyecek. Takın çelmeyi,sarılın beline... Ne yapın yapın geriye adam geçmesin. Gelen topları beklemeden ilerideki üçlüye uzun şutlarla aktaracak.Bizde ileride kaptan,ben ve diğer arkadaşımla birlikte gol atmıya çalışacağız. Hadi arkadaslar gazamız mubarek olsun. Takıma bir baktım,benim önümde oynaycak olan arkadaşlar.. hadi bos ver.... Sahaya cıktık trübünler neredeyse dolu. Bizimkiler sahaya çıkarken sağ yana sol yana eğilip çimenleri yokluyorlar,elleriyle ayaklarının topuklarını elliyorlar. Mubarekler sanki Arjantin milli takımı... Hakemler çıkış kapısında göründüler takımlarda oraya. Hakem tüm oyunculara,”sertlikten uzak iyi bir oyun olsun arkadaşlar hadi başarılar” dedi ve sıralanıp hakemlerin arkasında sahaya çıktık. Seremoniden sonra kale seçimi yapıldı ve takımlar kalelerinde şut çalışmaları yapmaya başladılar. Bazı arkadaşlarda ısınma hareketleri yapıyordu. Trübünlerden bize bir tezhürat ki sormayın. Hadi aslanlarımız ,sizlere güveniyoruz... Hakemin işaretiyle sahaya yayıldık. Kaleyi misafir takım seçtiğinden başlama vuruşu bizdeydi. Ve hakemin düdüğü ile maç başladı. (başlamaz olsaydı) İlk heyecanla ileri atıldık. Derken o akın sırasında nasıl olduysa top onlara geçti. Adam şöyle bir çalım attıktan sonra bizim onsekiz içine doğru öylebir şutladıki ... Bizim müdafaamızda yer alan bir arkadaşımız buna kafa vurmak gafletinde bulu nunca arkadaşmız sırt üstü yere çakıldı. Top bana geldi. Baktım topa kafa çıkan arkadaş yerde kıpırtısız yatıyor,topu taça atıp yanına koştum. Hakem maçı durdurdu. Herkes arkadaşımızın başına toplandı. Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın kendin getiremedik. Tık yok mübarekte. Vah zavallı ilk dakikada topa kafa attı mefta oldu diyen mi ararsınız, kim dedi sana topa kafa at diyen mi arsınız,zavallım topu karpuz sandı herhalde diyen mi ararsınız.. Hakem saha dışın da tedavi edilsin diye yırtınsın dinleyen yok. Meğer bizim arkadaşlar sağlıkçıların sahaya girmelerini önlüyorlarmış. Neden sonra bizim arkadaş başını tutarak oturdu. İlk sözü “kim ulan o topu atan it ?.”. “Benim abi!.”.” ulan angut topa öyle vurulurmu lan... töbee...töbe...” hakemde dahil gülmekten kimde can kalır... Hakem, “üç numara kim sana topa kafa vur dedi”. “Ben! “dedi.. “Futbol bu üç numara futbol. Adı üstünde ayakla oynanır..” “ hoca be zaten kafam dönüyor birde sen üstüne limon sıkma hakem makem demem valla dalarım...” Orta sahanın en sağında onayan arkadaşımız sadece iki metrekarelik bir alan içinde ayağına top gelirse bir zahmet birkaç metre tepikliyo. Ona yanından geçen topa çıksana diye bağıran kaptan a “kaptan pil bitti.” “ Yuuuhhhh!.. sende hiç pil yoktu ki bitsin.” Hani benim önümde müdafaada oynayanlar var ya.. Top onlara gelirken bizimkiler bağırmaya başlıyor “ geçirme!. Geçirme!.” bunu duyan arkadaş onsekiz dışında bir şey yapamazsa adamın beline öyle bir sarılyor ki... adamın kurtulması mümkün değil. Bir seferinde adamın belinden yakalayacağım diye adamın şortuna elini sokunca adam kurtulacağım diye çırpınırken bizimkide bırakmaycam deyince adamın şortu param parça... Hakem,”tutacakbir yer bulamadı mı” deyince” ben bir şey yapmadım adam fıkırdamasaydı hoca..” adam formasının üstünü asıldı aşağıyı kapadı.dışarı çıkıp yeni şort giydi geldi. Bir maçta belkide en çok frikik atılan maç bizimkidir. Adam geçiyor mu on sekiz dışında sarıl adama yık... Buraya kadar frikikleri hep kaptan karşıladı. Bizim kaptanı geçmeye çalışan adama bir çift dalması var ki... adam havada bir buçuk burguya ilaveten havada bir perende atıp.... sırt üstü iki seksen yerde... İkinci yarının sekseninci dakikasında bizimkiler adamı yıkamadılar ve ben adamın ayaklarına kapanarak topu on sekiz çizgisinin hemen içinde yakaladım. Ayaklarım onsekiz dışında... topla ayağa kalkınca ben on sekiz ışına çıkmışım mı ?.. hakem...fırrrrrt frikik !.. On sekizin sol çaprazından atılacak. Bizim kaptan üçlü baraj yaptı. Kale direklerin iki yanına da birer adam dikti. Bende barajdaki adamlara şöyle durun böyle durun diye ayarlıyorum. Topun çekildiği taraftaki kale direğinin dibine topa kafa vurunca iki seksen uzanan arkadaş var. Her şey hazır ve hakemin düdüğü ile adam top öyle bir vurdu ki,barajdaki arkadaşlar topu karşılayacaklarına adam daha topa vurmadan üçü birden çömeldiler. Top bizim kale direğindeki arkadaşa geliyordu. Ben bu işi artık halleder diye düşünürken tam top adama değecek arkadaş barajdakiler gibi çömeldi. Topta fileller de. “Neye vurmadın...”” delimiyim .. ulan tekrar iki seksen mi uzanaydım...” “ Ulan madem topu karşılamayacaktın neden orda durdun ..” “ Serde erkeklik var yapamam mı diyeydim?..Sen niye aldığın topla on sekiz dışına çıktın.? Hakem bu arada yanıma geldi ve gülerek. “çok mu aradınız bunları?” dedi. “Yok be hocam aramadık hepsi vardı... hepsi mevcuttu...” Hakemle amatör futbol oynadığımız yıllardan tanışıyorduk. İster inanın ister inanmayın bu maçı bir sıfır kaybettik. Çok şükür maç bitti. Maçlar devam etti ama galibiyeti hiç görmedik. Bir maçta durum berabere. Berabere derken 1-1. Niyetimiz maçı böyle bitirmek. Ama rakip takım bizim yarı sahamızda bastırıyor. Bir ara kaptan yanıma geldi “Bak şimdi onsekiz içinde topa atla ama top değ veya değme kendini yere at feryat et gerisini bize bırak”” Ne bileyim başıma ne gelecek. Derken altı pasa yakın yapılan ortaya topa çıktım topa elim değdi değmedi kendimi yere atıp başladım tepinmeye. Hadi bakalım bizim kaptan ve antrenör oyuncu geldiler:” Gitti bizim kaleci “ diye habire beni kalenin önündeki topraklara sürtmeye başladılar. Sağlam düştük,bizi bizimkiler sakatlayacak. Bir ara “ Kaptan ne yapıyorsun bende bir şey yok siz sakatlayacaksınız” dediysem de ben yerde sürtünmeye devam ettim. Yandan da sağlıkçı arkadaş içeri girmeye çalışıyor bizimkiler “ Çık girme! “ diye adamı engelliyorlar. Kalktım ama dediğim gibi sağlam düştüm her tarafım yüzülmüş vaziyet de kalktım. Ve hakemde ben kalkınca oyunu bitirdi. Yine bir maçta bizim kaptan rakip takımdan birini çift dalarak düşürüyor. Adam yüzükoyun sürtünüyor. Yerde başlıyor kıvranmaya. Hakem sağlıkçıya davet ediyor. Bir baktım bizim sağlıkçılıktan anlamayan bir arkadaşımız kapmış ilk yardım çantasını geliyor. Adamın yanına çökmesiyle düşen adamın fırlayıp kaçması bir oldu. Kimse anlamadı. Meğer o arkadaş sağlıkçı diye sahaya giren arkadaşı bir maçta biçmiş onun için ona kini varmış. Hakem sağlıkçı gel deyince bizim arkadaş daha yere çömelir çömelmez avucuna bir avuç tentürdüyotu döküyor ve adamın gerisine boca ediyor. Meğer o adam onun acısına fırlamış yerden. Hakeme yapılan şikayette savunma hazır “ Doğru durmadı ki ilgili yere süreyim ..!” Eeeee… böyle maça böyle sağlıkçı.. Yine bir maçta rakip sahada oynuyoruz. Tribünler bayan dolu. Durum bir bir... on sekiz dışından rakip santrafor kaleye şut attı. Bırakın gelsin dedim. Bizimkiler bıraktılar. Top öyle yavaş geliyor ki... Bende tribündeki bayanlara hava atayım diye top tam kaleye girerken şöyle havada bir paran de vari bir uçuşla topa planjon yaptım... yaptımda... top altımdan filelere... tribünlerden bir alkış ki sormayın... en çok ağrıma gidense bizim tam takım alkışlıyor.. kaptan.”bir fiyakamız kusurdu oda oldu...hadi.... hadiii...” Her maça çıkacağımızın bir evvelki gün müdür bey tüm takımı toplayıp,”yarın maçımız var. Hadi hiç olmazsa bir galibiyet verinde şu dişimi kırayım. Bakın bu akşam kimse çimlenmeyecek ve kimsede sucağız yapmayacak anladınız mı. Maçta herkes canlı cenaze gibi..”.Herkes tamam müdürüm!” diyor ama o kadar. Herkes yine eski hamam eski tas..sucazada çimlenmeyede devam. Bir maçta hakem lehimize üç penaltı verdi atamadık.ben de atamadım. En sonunda hakem,”olur olmaz penaltı yapıyorum sonuç... maşallahları var.. adam kör olsa yedi kusur metrelik açıklığı bulur be.. yuhh ki ne yuhh!..” Hakemler durumumuzu bildiğinden bizi kollamaya çalışıyorlardı ama bizde kabiliyet yok.. Rakip sahada maçımız vardı. Ama yan hakemlerden biri noksan. Orta hakem hepimizi topladı,bir yan hakemimiz yok. İsterseniz maçı iptal edeyim isterseniz bir noksan hakemle maça başlayalım dedi.tamam noksan hakemle oynayalım dedik. Noksan olan yan hakemin yerine oradan bu işten anlayanlardan yan hakem yaptılar. Maç başladı. Birinci yarının sonuna doğru hakem aleyhimize faul verdi. Vay sen misin bize düdük çalan... Bizim arkadaşlardan biri hakemin yanına gitti ve hakeme bir yumruk vurdu ki düdük bir yana hakem bir yana... koştuk ama olan olmuştu..hakem toparlandıktan sonra maçı tatil etti. Hani sucağaz yapılmayacaktı ya... Birkaç gün sonra olaylı maç için karar geldi... Bizim takımın yarısına ömür boyu men.... Hay allah razı olsun bu kararı verenlerden... Daha önceleri neredeydiniz mübarekler. Böylece de bizim futbol maceramız son buldu...
M.Arif Razgartlı

Beğen

Razgartlı
Kayıt Tarihi:15 Temmuz 2019 Pazartesi 11:46:01

KENDIN GIR PAS VERME... YAZISI'NA YORUM YAP
"KENDiN GiR PAS VERME..." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.