İlkay Coşkun
158 şiiri ve 97 yazısı kayıtlı Takip Et

Ordan - burdan



Ordan - Burdan / İlkay Coşkun
--------------------------------------------

sözcükler;
dilini sevenin
yurduna
asker olur
---
dilinde
sevda olanın
üstüne ayrılık
gömü olur
---
aşk
ilhamın ikiz kardeşi
hem de siyam ikizi
---
acıyla yoğrulmuş
insan
sevinci de, hüznü de
ölçülü yaşar
---
çoğunluğu kendine tok
kendine özgür zadeler
selfi, neşe ve payeler
yıkılsa böyle dünya
yıkılası böyle kaideler
---
sermayesi
hakaret olanın
dostluğu
kıskançlık
bitirir
---
dünya dediğin
dövüşmek
bölüş(ememe)k
ve ölüşmektir
---
nasıl ki
gitmenin başlangıcı
hasretse
gelmenin sonu da
vuslattır
---
her ne kadar
kuşların ağaçlarda
arz-ı endam etmesi
önemli bir vakıa olsa da
hikayeleri daha çok
uçmaları üzerinedir
---
ev üstüne ev yap
dünya dar diye
çalış çabala
hayatı yor diye
sadece kefen için
sar diye
ölüme gitmek ne zor
ağır ağır
---
her şeyi bilen
Allah varken
insanların birbirini
canhıraş halde
temize çıkarma
gayretleri niye?
---
herkesin ailesi
kendine değerlidir
ama hiç kimsenin ki
birbirine kıyasla
daha değerli değildir
---
bulaşıkları,
makineden önce
ön yıkamasını
elde yapıyorsun
makine sonrası
deterjan kalıntısı
ihtimaline karşı
yine elde duruluyorsun
makine için geriye
pek bir şey
kalmıyor zaten
---
sermayesi sadece
küfür ve hakaret
olanın
haz aldığı ortamlarda
insanlık ölmüş
demektir
---
sanatı
ideolojik zaviyeden
değerlendiren
kulağında pas
gözünde katarakt
taşır gibidir
---
küçük
küçüklüğünü bilsin
amenna ama
küçük hayatların
mücadelesi büyük olur
---
her insan
kahraman(ı)dır
kendi hikayesinin
---
gönül kırılır
kalp burulur
ikisi de aynı
ikisi de ayrı gayrı
---
elem cefa hayat yordu
gelip geçen yüze vurdu
zaman çelme takıp durdu
yalan dünya yalan dünya
---
insanoğlu işte
yönetemedim veya
yönetilemedim demez de
kavga ettim
ayrıldım der
---
asalak bürokrasiyi
ve çok bağıran
demokrasiyi gördükçe
ne dış güçlere
ne dolara
bahane buldum
kızdım sadece
---
göksema kanat
kuşlar uçuyor
hüzne inankör
umuda sür/at
---
sürü psikolojisine
mesafeli duruş
herkesleşmiş şeyleri
sorgulamaktan geçer
---
ah gurbet!
içimiz dışımız
seninle bulandı
---
hep bir ağızdan bilmiyorduk hayatı
savaş meydanlarının acemisiydik
---
hayata uyduramadığın
düşlerin kadar eksiksin
---
bazen elemle dolan sineyi
sen uykuda sanırsın
---
dünyanın gereksiz
müştemilatlarını azaltıp
hayatın asli ihtiyaçlarına
dönmek gerek
---
sağcı
densizlik yapıyor
solcu tenkit ediyor
solcu
densizlik yapıyor
sağcı tenkit ediyor
solcu da
kendine sus pus
sağcıda
---
gözleri savaşta
büyüklerin
az gülücük
çok acı
çocuklarıyız
---
fırsat verilmeyen
çocukların ne yapacakları
bilinmez
çocuklarımızı iteklemeyi
bilelim
---
bir sorunu çözmenin
ana temeli
sorunun
cinnetinden ziyade
yarasına bakmakta
gizlidir
---
kullan at eşyaların
sırasındayız vesselam
---
ilk tutuşta
düşürecek gibi
çokluğu yaşıyoruz
dünyada
---
hayat para olunca
dünya çarşı pazar
banka dükkanı
---
her koşu
illaki bir yürüyüşü
ve duraksamayı
bünyesinde barındırır
---
düşünmek büyük eylem
iş yapabilmenin öncüsü
---
ölümlerin çok olduğu
Müslüman coğrafyalarda
kim nazlayacak sabileri
---
günümüzde kiminin ilmi
büyük bir yobazlık
kimisinin cehaleti
büyük çağdaşlık olarak
görülebiliyor maalesef
---
bir hal olduğunu
anlamak için
halden anlamak şart
---
okurken susar insan
---
çeki düzen içerisinde olmak
‘her şey yerli yerinde’ olmak
demek değildir her zaman
---
insanı dedikodudan
ileri geri konuşmaktan
sakındıracak işi
uğraşı ve şuuru olmalı
---
kafa patlatılan yerde
susmak daha çok kıymetlidir
---
her ne kadar
kuşların yere inmesi
bir eylem gibi gözükse de
asıl hikayeleri
hep uçmaları üzerinedir
--
yapılan her bir işte
parayı kıstas alarak
talebi azaltma ve ya
dengeleme çalışmaları
parayı çok seven kapitalizmin
en çirkin yüzlerinden biridir
---
birlikte
yola çıkmak kadar
seyir halinde
çarpışarak durabilmekte
bir kaderdir
---
acıyı verende
Allah
dermana yol verip
dindirende
---
yaran mı var? dedim
sıvazladı
acıyor mu? dedim
okşadı
ellerimi ve gözlerimi
yüreğine dokundurdum
---
acıyı verende
Allah
dermana yol verip
dindirende
---
savaşa ortak edipte
ganimete ortak etmemek züldür
---
genellikle insana
imkansızlıklar ilham olur
çoğu zaman imkan
rehavetin müsebbibidir
tekamülün ve dengenin
ibresi de kantarı da budur
---
şair; acıları, hüznü ve şikâyetleri
gün yüzüne çıkardığı kadar
azad edip göğe de salar
---
demiri işleyebilmek için
ısıtmak
kullanabilmek için
soğutmak gerek
aynı siyaset gibi
---
insanın başı ezgi
ortası koştur izi
sonu izbeliktir
---
kader, kadar
ve keder
üç (ka)
sacayağında insan
---
insan ağır aksak bir makine
cıvataları yağlanması gereken
---
zamanı iyi kullanmak
medeniyettendir
---
sonu hüsran dahi olsa
hayal güzel işte
---
çünkü sen
kışıma bahar getirendin
---
ağaca kendin tırman ki
inişin kolay olsun
---
yüreğimde ıslanırdı h/avluların
---
bir gün öyle kötü hadsizlik yaparsın ki
iyi halt ettim zannedersin
Allah nelere kadirdir
başkasının iyi haltından çıkıverir hadsizliğin
---
en latif öz şiirim
bir ömür yâre düş/e
imbikten süzülen gönül bağım
aşkla, mevsim mevsim diz dize
---
elmanın iki yarısı denkliğinde
bedene uymalı kalıp
seri sonu olması fark etmez
kalpten kalbe
türküler dokunmalı
---
gurbetten döner gibi
toprağa verilen elektrik gibi
gözü gönlü doymalı insanın
iliklerinde şenlik olana
her dem türkü yakılmalı
---
sanatçıların kaprisleri
dediğin şey
yarısı şımarma
geri kalan yarısı da
şımarmadır
---
ne zengin
dedikleri adam
breh breh
doğum ve
ölüm tarihi
ucun ucuna
---
çoğu şair ve yazarın
zamanının yüzde onu
yazmakla geçiyorsa
geri kalan yüzde doksanı
sunum, sergi, görüntü
ve rol ile geçiyor
---
batılıların, ecnebilerin
ne kadar medeni
ne kadar vicdanlı
ne kadar çevreci
olduklarını okumaktan ve
seyretmekten gına geldi
biz Müslümanların, Türklerin
hasletlerimizi öne çıkaracak
itibarımızı koruyacak
destekleyecek
çalışmalar yapılmalı
---
Sultan bin Salman bin Abdulaziz el Suud
Cemal Kaşıkçı olayı
bir kez daha gösterdi ki
Suudi Arabistan yönetimi
Amerika’nın oyuncağı ve
Dünya’ya rezil olduktan sonra
uzun olan isimlerini
kısaltmaları gerekiyor
bu kadar uzun isimleri
hak etmiyorlar bence
---
domatesin kaburgası
ne kalınmış
ne dolar dinliyor
ne manav pazar
bir çıktı hiç inmiyor
yüzgörümlüğü süslenip
salçalığına güveniyor
---
uzun süredir gâvur
Müslümanı
Müslüman gibi vuruyor
İşid, fetö, boko haram
roller ve seneryolar
sık sık değişse de
asıl oyuncu papaz
hiç değişmiyor
---
inanç ve
iman gücü
beden gücüde
verir
---
onaltıncı asırda
yaşamış olan
Montaigne’nin kitabında
gençlerin ne kadar
özensiz, hazırcı
çabuk tüketen ve aceleci
olduğu yazıyor
bu günün gençleri de
buna benzer ithamlara
muhatap olmakta
yarının gençlerde
olacak muhakkak
---
evlilik
organ nakline benzer
hayat ve ölüm arasında
bir çizgidedir
ya uyar ya uymaz
kimine şerbet
kimine zehir
---
insanoğlu bir yönüyle
çok basit bir varlık
erkekler için
yirmili otuzlu yaşlar
kadın kız önceliği
kırklı yaşlar zenginlik ve lüks
ellili yaşlarda sağlıklı, uzun yaşam
yönünde şekilleniyor
---
son kertede devletler
halklarının isteklerini
yapmaktan önce
yapabileceklerini
ister görünürler
---
önemli görevlere
talip olmayanların çoğunluğu
talip olanların çokluğundan
daha çoktur
dümene geçmek yerine
dümende yol almak
kolay gelir insana
---
insanın
kendisi hakkındaki
söylediği doğrular
söylemediği gerçeklerin
gölgeliği olabilir
---
nasıl ki
yolda kalmış zengine
zekat düşüyorsa
çareler sadece
acıya deva için değildir
işe kolaylık
güzele zarafette gerek
---
savaş girip
kahramanlar türetmektense
savaşmamak daha iyi
---
savaşmak demek
kendi gücünden ve
canından eden arı gibidir
illaki bir şeyler götürür
kazanandan dahi
---
nasıl ki
sözün ağızdan mı?
yürekten mi olduğunu
test ederiz
devlet ve milletlerde öyle
---
okul cami gibi
büyük hayırlar yaptırabilmenin
üç şartı vardır
Allah’ın nasip etmesi
mülkünden parasından bir kısmını
bağışlayabilme feragati ve
bu hayırları yapabilecek
mülk ve para sahibi olmak gerekir
---
anne ve babalar
çocuklarının kendileri gibi olmasını isterler
çevrenizde çocuğunun büyük bilim adamı
büyük bir yazar, müzisyen
olmasını isteyen kaç aile gördünüz
---
birçok ailenin çocukları için
iyi okul kovalamalarına
çokta aldanmamak gerek
aileler genellikle
küçük olsun benim olsuncular
çocuklarının başka şehre ve ülkeye
eğitime gitmelerini engellerler
annesinin babasının dizinin dibinden
ayrılmayan birinin
büyük adam olduğuna
şahit olmadım ben
---
bir evlat yüzde elli
anne ve babasının
isteği doğrultusunda
hayatını yaşıyor ve
düzene sokuyorsa
yüzde ellide olsa
kendi iradesini
kullanabilmelidir
---
sağdan soldan çarpıtarak
her mevzu hakkında
ahkam kesen adam
konuşulan konunun
ehlinin karşısında dahi
susmaz
---
genellikle misafirlere
bolca sergilediğimiz
kibar olma, güzel konuşma
şirin ve ağır olma gibi
güzel hasletlerimizi
aile bireylerimize
gösterildiğimiz oranda
mutluyuzdur
---
bilmeyiz ki
güneşte kalmış su
susayınca ne içer
---
şiirlerle dil/e
aşk güzelleme diz/e
imbikten söz/e
yâre düş/e
---
bağ bozumu, hasat
kapımızda eylül derken
sarmaş dolaş
hovarda gönlüm
gelincik ve gül
tomurcuk dererken
---
eylül döndü gazele
kış zemheri tez hele
Allah bizi gayırsın
soğuklar hep mesele
---
eğer dindar
görünümlü insanlar
ecnebi danslarını
aşkla şevkle yapmaya
kalkarlarsa
seküler ve diğer
anlayış sahiplerine
karşı bir şey demeye
hakları yoktur
---
şiir çevirisi yapılamaz.
çevirisinin yapıldığı sanılan
şiirden esinlenme ve
başka bir şiir taklidi doğar
---
maddeyi gördük hep
boşluktaki var olanı
göz ardı ettik hep
huzur gibi
---
yolculuklarımızda
öyle çok valiz ve çantalarımız
oluyor ki
eğer valiz ve çantaları
sırtımda taşımasam
kendimi suud prensi
hissedeceğim
---
apoletlerini gürültüyle söken gecede/
neon aydınlığı, ışıldak göksema/
yeni ordularını hazırlar gündüze
---
emperyalist ve siyonist güçler
Müslüman ülkeler üzerindeki
emellerinin yüzde ellisini
gizli ve açık antlaşmalarla
sağlıyorlarsa
geri kalan yüzde ellisini de
özenti oluşturma ve kandırma
yöntemiyle elde ediyorlar
biz sıradan insanlar için
ilk yüzde elliye
yapacak bir şeyimiz olmasa da
ikinci yüzde elliye
mani olmak elimizdedir
---
insana zulmeden başları kır/at
düşmana verme ha açığın sır/at
vicdanı takmaz utanmaza sür/at
düzlüğün olsun yokuşun olmasın
---
kendinden olmayan oyuncularla
dünya kupasını kazanan ülke gibi
ulus devletlerin
sonunu getirebilecek
karma şirketleşmeye doğru
bir gidiş var dünyamızda
iyi organize olabilen
ve olamayan bir dünya
teknoloji üreten ve
sadece tüketici konumunda
olan bir dünya
---
biraz duygu biraz yaşam biraz fikir
biraz kırgınlıklar biraz amatörlük
işimiz olmaz sırça köşklerle
---
bir insanın manevi, dini yönü
uçarken ikinci kanadı gibidir
ikinci bir kanadı varsa eğer
birinci kanadın hem yükünü alır
hem de dengesini sağlar
---
konuştuğu her söz
siyasi ve taraflı
olmasına rağmen
’siyaset yapmıyorum ha’
diyerek
sözlerinin kesin doğru
ve tarafsız olduğunu
ima etmeye çalışarak
sözlerini temizlemeye
çalışan adam
beni hasta ediyor
---
bir insanı mankurtlaştırmanın
en kolay ve en etkili yolu
o kişiyi toplumdan ve ailesinden
izole etmektir
insan düşecek, kalkacak
aşık olacak, hataları olacak
tarih tekerrür edecek
---
eğer bir insan
düşüncelerine zıt söylemler
içerisine girmişse
ya menfaat hesabı vardır
ya da bu günlere
münafıklığıyla gelmiştir
az bir ihtimalde
düşünceleri değişmiştir
---
ramazan çadırlarıyla
dizi filmleriyle
son yıllarda
hep bir çadıra dönüş var
tabiatı yaşama ve kolaylığı
çadır sağlıyor
Romanlara saygım var ama
göçebeleşiyor muyuz böyle?
---
kitabı pahalı satmak için
herkesin bir bahanesi var
kimisi serbest piyasa kapitali
kimisi çok satıyorum ukalası
kimisi her şeyin bir değeri var havası
Kimisi dindarlığına hayır hasenat parası
---
Müslümanların
gayri Müslimlerle yaptığı
sözde dost ve müttefik
birliktelikleri
Müslümanlara yönelik
vekâlet savaşlarını
artırmaktan başka bir işe
yaramıyor
---
dikkat ettiniz mi?
’köycülük öldü’ diyerek
ah vah hayıflananlar
daha çok
köyünden şehre göçenlerdir
---
ülkemiz şu anda
zararına iş yapan esnafın
iş değişikliği durumunu
yaşıyor
yeni işimizde
helal para kazanmaya
devam ettiğimiz müddetçe
şikayetler ve bağrışmalar
azalacaktır
---
bizdeki ‘savaşa hayırcılar’
kapımıza gelen yangında
’hiçbir şey yapmayalım’ diyen
üşengeçleri veya
’ecnebilerle daha iyi geçinirim’
diyen vatansızları andırıyor
kurtuluş savaşımızda da
bu modellerden vardı
bu günde varlar
---
eskiden
Timurtaş Hoca gibi
İslam merkezli
ve kâfir düşmanı
hocalar çoğunluktaydı
şimdilerde ortalık
hoca kılıklı para merkezli
ajanlardan geçilmiyor
---
her ne kadar
dozunda eleştiri
yapıcı olsa da
devletimizi, kurumlarını
sürekli zaaf içerisinde
gösterme çabası
kötü niyetin ve ihanetin
en belirgin göstergesidir
---
kurban hac ezan cami örtünme namaz
şehitlik gibi dini konular üzerinden
dindar Müslümanlara saldıranların
kendi kafalarında görmek istedikleri
Müslüman algısından daha çok
-İslam dini hiç olmasın- ana fikrini
taşıdıkları çoğunlukla bir gerçektir
---
sanki otuz yıl önce
dünya bu günden
çok daha güzeldi
heyecan katsayın yüksekti
umutların daha diri idi
gençtin o kadar
---
şer odakları zannediyorlar ki
dolaşımda sadece
kendi ajanları var
doğruların ajanlarını
hiç görmüyorlar
---
gayri Müslimlerin
kitleler halinde
Müslüman adetlerine göre
bayram kutlamalarını istemem
hem dini bayramlarımızın
amacında sapmalar olur
hem de içleri boşaltılma
tehlikesiyle karşı karşıya kalır
---
cumhurbaşkanı, başbakan gibi
üst makamlardaki rical
salonlarda arka koltuklarda
oturmayı çoktan öğrendiler de
şehir ricali bunu bir türlü
öğrenemedi
---
yılbaşını özellikle
Hıristiyan gelenekleriyle
kutlayan Müslümanları
Camide gürültü yaptığı için
şamar yiyen çocuklara benzetirim
Camiye küsüp
Kilisenin kucağına kendini atan
insanlar gibi gelir bana
---
’şimdiki matematik modern
ben klasik matematikten anlarım’ diyen
ebeveyn bahaneleri veya bilmişliği
taşımak gerekiyor belki de hayatta
---
insanlar
gökte kuşlar var diye
yerdeki füzeleri
istememeye
başlarsa
devletler birbiriyle
barışmaya başlamış
demektir
---
ben sinemacı olsam
İran gibi Müslüman halkların
refahını düşündüğünü söyleyen
kendi ülkeleri hariç
başka ülkelerin sözde özgürlük
hareketlerini destekleyen
hatta herhangi bir ülkenin başkentini
değiştirme küstahlığını gösteren
ülkenin komedi filmini çekerdim
---
emperyalist güçler
kendileri dışındaki ülkelerden
almak istediklerini
bazen düşman görünümünde
savaşarak
bazen de dost görünümünde
sırnaşarak alıyorlar
---
süper denen gücün
gayri ahlaki yanlış hamleleri
gücünü kaybettirmeye
başlamışsa
surda gedik açılmış
demektir
---
Saddam, Kaddafi, Kim Jong
gibi yaşanılan tecrübeler
algılarımızla ne kadar çok
oynandığını gösteriyor
her türlü algı
operasyonlarına karşı
akıl kapasitemizin
yetmediği yerlerde
Amerika’nın iyi dediğini kötü
kötü dediğini iyi bellememiz
bizi daha az hataya
düşürecektir
---
kendisinin hiçbir şeyini görmeyip
karşısındakinin küçük şeylerini
sorun eden insan o kadar çok ki
---
savaş ve zulüm karşısında
özellikle manevra kabiliyeti olan
devletlerin ve insanların
harekete geçmeleri
en güzeli ama
sadece buğz
ve dua eden
İnsanlarda olacak elbet
---
kayıplar ve kazançlar
dünyasında
her şeyi boş görme!
her şeyi boş görmek
olsa olsa
boşluktaki bir hastalıktır
---
hangi kesimden olursa olsun
kanları bitlenenlerin bazılarına
dikkat ettiniz mi?
milletimizi küçük görme
salgın hastalığına yakalanıyorlar
hele kendilerini beyaz Türk
zannediyorlar ya
büyük bir klinik vaka
---
Amerika ile
İlişkilerimiz düzelmeye
başladığı zaman
içim daha da çok
daralıyor
ayrıca kavgalı olmak
büyük bir dert
çalıyı dolaşma imkanı da
yok gibi
---
ebedi aleme göçmüş
dava adamları üzerine
yazılan kitapların bir kısmı
fikirleri yayma
düşüncesinden çok
rant kapısı olarak
görüldüğü kanaatindeyim
---
kendi heykelini
yaptıran insan
öldükten sonra
hatırlanma amacından
daha çok
ölmeme isteğinin
bir tezahürüdür
---
yaşanılan olaylara karşı
fransız kalmamak iyi güzelde
kimilerine bakıyorum da
milletimizi, devletimizi
eleştirirlerken
İngiliz, Alman, Nato ve
Abd tarafında
gözüküyorlar
---
15 temmuz sonrası
bir kez daha gördük ki
ümmet ve millet olarak
kendimize gelmemiz için
ille de dayak yememiz
gerekmiyor
---
halisane duygularla
Atatürk’e sevgilerini gösterenlere
bir itirazım olamaz
bu sevgiyi sadece
kendine ve kendi zihniyetine
hak görmek
büyük bir problemdir
---
ülkesi ve şehri için
sözde büyük projeleri olan
bu sevgiyi sadece kendisine hak gören
başkalarını ortak etmek istemeyen
birtakım zevata dikkat ettiniz mi
söz konusu menfaatleri olduğunda
ne çabuk unutuyorlar bu sevgilerini
---
zengin düşmanı değilim ama
dindar görünümlü insanların
pahalı işler yaparak
sadece zenginler üzerinden
para kazanma yöntemlerine
şüpheci ve temkinli
yaklaşımlarımı da
hoş karşılayın
---
teknoloji ile birlikte
gençlerin para kazanma
yöntemleri ne kadar çok
çeşitlenirse çeşitlensin
yaş ilerledikçe
organik domates
ve yumurtaya
yani toprağa
dönüyor iş
---
dost ve müttefik repliği diye bir şey
---
önyargılı değilim ama
Abd kaybetme
arifesindeyse
dünyanın kazanamaması
işten değil
---
sinerji, güç ve başarı
değişim, dönüşüm ve yeniliği
beraberinde taşımıyorsa
sistem kamburunu oluşturacaktır elbet
( son zamanlarda görevden alınması
düşünülen belediye başkanlarına bakın
ne demek istediğimi anlarsınız)
---
çevremizde ki insanların
geneline dikkat edin
bir er asker görmesinler yeter ki
herkes en az onbaşı, çavuş olup çıkıyor
Allah, generalinden korusun
---
paradan para kazanmak
çağımızın kolay para kazanma
hastalığı olsa da
aynı zamanda
parayı veren için
bekleme ve sabır sanatıdır
---
güneşin çevresinde ve
kendi çevresinde dönen dünyamızın
bir canlı misali silkelenmeye
kımıldamaya ihtiyacı var
burnu ve sırtı kaşınan bir insan misali
bizim deprem dediğimiz bu hareket
elbette ki fay hatlarıyla olacak
---
ne
insan vücudunun
üçte ikisinin su olduğuna
nede
dünyanın yuvarlak ve
fır fır döndüğüne
inanasım var bugünlerde
---
kalabalıklar içinde
hareketli bir hayat
dünya yalnızlığına
çare olsa da ölüm
uzaklaşmıyor elbet
---
bazen kafayı boşaltıp
yeni hücrelerle
yola çıkmak gerekiyor
---
yüreğimiz
Ertuğrul, Fatih
ve Kanuni gibi
ata binip, ok atıp
kılıç sallamak isterken
maalesef nefsimiz
birçok noktada
Aleksi, Teodor ve
Konstantin’den
bu tarafa geçemiyor
---
ayrımcılık yapar
gençlik ve spor müdürlerini
sigara içenlerden yapmazdım
ola ki yanıldım yaptım diyelim
ille de içmekte ısrar ediyorlarsa
inisiyatif kullanarak
görevi bırakmalarını
dikte ederdim
demokrasi anlayışım
ne yapalım
---
telefonda karşınızdaki kişi
’sizin orada havalar nasıl?’
sorusunu soruyorsa eğer
havaları merak ettiğinden ziyade
ya konuşmayı dolduracak
bir şey bulamıyordur
yada konuşmayı uzatma
isteğindendir
---
tekrar gündem
olur mu
bilmem ama
önce masallarımız
kayboldu bir bir
tören-kutlama
gezdirilen
doru atları
saymaz isek
küheylanlarımız
hikayelerimizde
kişniyor artık
---
çığırtkanlarında alkışlayanlarında
takiyeli olanlarını takip etmek gerek
eleştirende alkışlayanda aynı zihniyetin adamı ise
büyük bir oyun var demek ve
çok daha dikkatli olmak gerekir
---
tanınmış şair ve yazarların
çok okunması ve takip edilmesi
gayet normal bir durum
ama dikkat ediyorum
bir çok takipçi
’büyük adamlar büyük adamları
takip ederler’ havasındalar
---
aynı asır içinde
doğmak ve ölmekten çok
iki yüzyılı görebilmenin
anlamı daha çok olsa gerek
---
az ihtimalde olsa
üç asırda nefes almak
ne çok şaşkınlık
olsa olsa çokça yaşlılıktır
---
insan
kaybedeceğini düşündüğü
savaşa girmez
kazanacağına inandırıldığı anda
piyonlar ile kazanma devri
sonlanmaya başlamıştır oysa
---
-26 Ağustos 1071-Malazgirt-
Milletimizi oluşturan damarlar öyle çok zedelenmiş ki nabız almak için ilkyardım bile para etmiyor. Üstüne üstlük sigara içiyor olmamız hormonlu beslenmemiz işin cabası. Kültürümüz, tarihimiz ve mazimizden gerekli besinleri alamamışız demek ki. Belki de bizlerin ölmesi ve bizden bağımsız yeni nesillerin doğması gerekiyor.
---
yanlışı dillendirme amenna
hep hakkını savunma amenna
lakin Müslümana
gevurdan daha çok
muhaliflik niye
---
rahat hayata şartlanmış insan
2+1 evi pek tercih etmezken
2+1 otobüse hücum ediyor
---
bizi hep
padişahlık özlemi taşıyorlar
diye sorguladınız
ama kendi kralcıklarınızı
hiç görmediniz
---
on yıllardır devletimiz
acil sorunlarımızın
giderilmesi için
batılı egemen devletlere
büyük tavizler vermiştir
şimdilerde egemen güçlere
daha az ihtiyaç duyduğumuz için
ne biz taviz vermek istiyoruz
nede onlar alışkın oldukları tavizlerden
vazgeçmek istiyorlar
işte bütün mesele bu
---
biz ne mi yaparız?
sen solculuğunla itirazlarını yapar
bende sağduyulu olurum
---
ramazan ayı mevsimlerde dönüyor
namaz saatleri değişim halinde
yazın kutladığımız bayram
kışa dönüyor
kandil geceleri de hakeza
kutlu doğum haftası
neden hep aynı yerinde duruyor
anlamış değilim
---
insanın parasını
taşıyabilmesi güzel şey
ama paranın sadece
kendisinde olduğunu
zannetmesi fena şey
---
savaş suçu işlemek
çok kötü
vicdanın dahi
işe yaramadığı
savaşta işlenen
suçun farkında
olmamak
çok daha kötü
---
mevsimlerin
ayrı ayrı güzellikleri
vardır muhakkak ama
en güzeli hasat mevsimi
---
güçlü olanların her ne kadar
b,c,d..z planları da olsa
her ne kadar
yenmeyi amaçlasalar da
b,c,d..z harfleri
yenilmeyi de imler ayrıca
---
belirli bir yaş üzerine
’şirin olmaya çalışma’
yasaklanmalı bence
hiç yakışmıyor, sırıtıyor
-kadın ve er atmışına gelmiş-
belirli bir yaş üzerine
ağır olmak yakışır
---
sanki Tıp’ı bitirmiş gibi
cübbe ve kep giyenler bana
patates, soğan soymaktan
imanı gevremiş bir askerin
uçaksavar ününde
poz vermesi gibi
sahte geliyor bana
---
savaşmamak asıl
savaş suçu işlememek
suçunun farkında olmak
son fasıl
---
organ mafyalığı
hiç ölmek istemeyen ve
ölmeyi geciktirmek isteyen
insanoğlunun cinnetidir
---
paran çok olacak
şehirlerdeki bazı apartmanları
satın alıp
otopark değil de
insanlara, canlılara park
ve yeşil alan yapacaksın
---
kaos trollüğü ve
korku siyasetiyle
hareket edenlerin
bazılarına dikkat ettiniz mi?
nefes aldıkları araları
bayram, kandil ve Cuma
kutlama mesajlarıyla
dolduruyorlar
---
şartlar ve duruma göre
dostlarla ayrışmayı anlarımda
düşmanla bu kadar
kolay ittifak yapabilmek niye?
---
‘oylar çalındı’ bahanelerini,
yüzde 51’mi büyük yüzde 49’mu
saçmalıklarını terk edip
siyaseti bir süreliğine
meslek edinmişlere bırakalım
kazanan sevinsin
kaybeden üzülsün sadece
yeni bir seçime kadar
herkes evine ve işine geri dönsün
(16 Nisan 2017 referandumu ardından)
---
devletler
menfaatleri gereği
şer odaklarının
büyüyüp yayılmasına
bazen göz yumarlar ki
büyük hatalarını yapsınlar diye
burada daha çok amaç
büyüyen boyunları koparmak
ve devletin büyüklüğünü
göstermektir
---
ölüm var
yapacak bir şey yok
yapacak çok şeyin olduğu
hayatın karşısında
---
Siz zannetmeyin ki
Sadece egemen güçlerin
Hesapları var ve tutar demeyin
---
15 Temmuz
bize bir kez daha gösterdi ki
her ne kadar
koşuşturmalar, problemler
dünya meşakkatleri yaşasak da
gördük ki
şehadete hazırlığımız
hep varmış
ve hep var olacağının
umudunu taşıyacağız
---
bizim mahallenin
EVET’ci ve HAYIR’cı tayfası
hepiniz kendi tercihinizin
kazanmasını istiyorsunuz ama
bu kadar hırs bu kadar kin niye?
bu kadar politize olmanıza
ne gerek var
su yolunu bulacak elbet
bu referandumunda
geçeceğini düşünüp
tilki misali kürkçü dükkanına
dönecek herkes
---
nasıl ki
trafikte hiç kimsenin
suç işleme özgürlüğü yoksa
milletimizin, devletimizin
ülkemizin bekasını dinamitleyen
terör örgütlerini destekleyen
ister gazeteci, ister yazar
kim olursa olsun
özgürlükleri ellerinden alınmalı ki
adalet selamet bulsun
---
edebiyat dünyasında
solcuların sağ görüşe
özendiklerini pek görmedim
ama sol görüşe hevesli
kendini sağcı addedenleri
çok gördüm
bu durum
ya aşağılık komplekslerinden
veya güçlü olandan
pay kapma alicengizliği
göstermelerinden kaynaklanıyor
---
bir insan
yabancı bir kültüre
hayranlık duyabilir
bir itirazım yok ama
kendi milletinin zararına
ve yabancıya ajanlık yapma
seviyesine gelirse bu durum
sıkıntı büyük demektir
---
sağcımızda olsun
solcumuzda
EVET imizde olsun
HAYIR ımızda
sorun değil
yeter ki
haçlı ordusuna karşı savaşacak
tek vücudumuz olsun
---
eğer çocuğumuz
televizyon, internet ve akıllı telefonların
daha çok kötü yanlarına maruz kalıyorsa
bunların iyi yanlarını öne sürmemizin
pek anlamı yoktur
sigarayı biz içelim ama çocuğumuz içmesin
mantığında sahte gayret gösteriyoruz maalesef
bu yüzden bunları evlerine almayanlara
hayranım
---
adalet dediğin
hem suç işleyen
devlet başkanının
cezasını çekmesini sağlamalı
hem de yanlış hüküm veren
yargıcın kellesini alabilmeli
---
gece gündüz
ecnebi şarkıları söyleyenler
ülkemiz, devletimiz ve dinimiz için
bedeller ödeyen milletimizin
fedakarlıklarını anlayamazlar
---
ihaneti ortaya çıkanın
bahanesi kâr etmez
darbeye yeltenenler
vicdanlarını tatmin etmek için
türlü türlü gerekçelere
sarılmaları bir vakıadır
ama her darbeci bilir ki
beceremedikleri zaman
kellelerinin gideceğini
bu bile onların
asılmaları için
yeterli bir sebeptir
---
bazen tam anlamıyla inanmasan da
inanmış gibi yaparsın veya
tereddüde mahal vermemek için
sağlam durmaya çalışırsın
kendine göre gerekçelerini
tekrar eder, didinir ve didişirsin
senliliği yaşa birazda
boğma kendini bu kadar
---
ülkemiz ne çektiyse
daha çok
menfaat demokratlığı
maskesi takanlardan
ve kendine
demokratlardan
çekti
---
münferit bir takım örnekler üzerinden
Suriyeli dindaş, akraba kardeşlerimizin
genelini rencide etme gayretinde olan zevat
Avrupa’daki milyonlarca biz Türkleri
nasıl açıklarsınız desem
’onunla bu aynı değil’ dersiniz
vereceğim her örneğe biliyorum ki
karşı bir cevabınız olacaktır
şunu çok iyi bilmeniz gerekir ki
savaşlar sadece cephe önünde olmuyor
---
(çalışkan, uyanık, doğru tercih
ve birlik içerisinde olmak)
Nato, Abd, Almanya gibi
egemen güçlerin
içimizdeki işbirlikçileriyle birlikte
ülkemiz üzerine oynadıkları
oyunları boşa çıkartıp
etkilerini minimize
etmediğimiz müddetçe
darbeler başta olmak üzere
sorunlarımızın birçoğunu
çözemeyeceğiz
---
çoğu ödüllerden
ve övgülerden
-yazma- eylemi
nasipleniyor olsa da
bütün yükü ve sancıları
-düşünmeler- çekiyor
yazanı görüyorlar ama
düşüneni görmüyorlar
maalesef
---
yazmak, dalgın yapıyor insanı
bu daha çok düşünmektir
---
cenaze, taziyelere ve anma
etkinliklerine katılımın çokluğu önemli
ama gelenlerin niyeti çok daha önemli
hiç kimsenin samimiyeti
sorgulanmaz ama görünen köy de
kılavuz istemiyor
buzun erimesi bile
belli bir zaman alırken
siyasetteki bu kadar hızlı
süblimleşmeyi sorgulamak
gerekiyor
---
her ne kadar seni
imkanlar büyütse de
alnında çizikleri
yüreğinde kırıkları
ve göbeğinde kıvrımları
hayat sana hatıra bırakıyor
---
ressam olmadığım için
dolu olmanın
fazla olmanın
gereksiz olmanın
resmini çizemem ama
bunun fotoğrafını paylaşabilirim
---
ülkemiz ve insanımız hakkında
kaos borazanlığı yapıp
bizleri gece gündüz
korkutma mesaisinde olan
zevatlara dikkat ettiniz mi?
kendi menfaatleri doğrultunda
iyi yaşamaktan
hiç geri durmuyorlar
---
yirmibir yaşında
fetih yapmak için
babanın padişah olması
gerekebilir ama
Ulubatlı Hasan olmana
engel bir durum
yoktur
---
yeri gelince demez miyiz?
’dünyayı keşke çocuklar yönetse’ diye
bazen vizyonu geniş tutarsın
sinerjiyi artırmak için
on sekiz yaşında yüzlerce
milletvekili olamayacağı
malum iken bu ön yargı niye?
meclisin yaşlı vekillerinin
performanslarını ve seçilme
şartlarını benden daha iyi
bildiğiniz halde
olaya birde iyi tarafından bakın
bir gencin vekil olması
yaşlı birisinin mecliste olmaması
demek değil mi?
---
bir insan
aktif siyaseti bırakabilir
veya el çektirilebilir
bu kişinin düşüncelerinde
makul seviyede
değişimler olabilir ama
yüzseksen derecelik dönüşler
hem takiye ve münafıklık
hallerini gösterir
hem de kişiyi
rezil rüsva eder
---
bizden önceki nesiller
ne doğum gününü
ne de diğer özel günleri bilirlerdi
ama sevgileri
organik halleriyle yaşarlardı
şimdilerde bir kutlama modası
almış başını gidiyor
bu moda ya kaybolmaya yüz tutmuş
zehirlenmiş sevgilerin panzehiri olacak
yada egoları katmerleştirecek
veyahut o günlerdeki
alışverişi canlandıracak
---
bizden önceki nesil
ne doğum günü
nede diğer özel günleri
çok bilmedikleri halde
sevgilerini bizlerden
çok daha güzel
yaşadıkları söyleniyor
şimdilerde bu günleri
kutlama modası
ya kaybolmaya yüz tutmuş
sevgilerimizin
zehirlenmiş haline
panzehir olacak
yada egolarımızı
katmerleştirecek
---
birbirlerini çok seven eşler
sevgililer gününü
kutlasın mı kutlamasın mı?
her sene o gün geldiğinde
hep aynı soru, aynı kafa karışıklığı
birileri evliler günü diye
bir şey icat etse de
sevgililerin kutlanacak
bir günü daha olsa
---
çoğu kez Abd ve Avrupa ülkelerinden
çelme yediğimiz için tökezliyor
ve küsüp darılıyoruz
hal böyle iken
iyi günlerimizde tüm olanları unutup
ilk bu ülkelerle dost takılmamızın
gerekçelerini anlamıyorum
---
her ülke ile
menfaatlerimiz doğrultusunda
görüşmeler yapılabilir
itirazım yok ama
Rusya, Japonya, Çin gibi
ülkelerle lehimize olan görüşmelerimiz
Abd ve sözde Nato müttefiklerimizle
zoraki iletişim halinde olmamızdan
daha mantıklı geliyor bana
---
ister esnaf ol, ister iş adamı
ister parti, ister cemaat ol
eğer itibarını kaybetmişsen
yüzde doksan kazanımların
elinden çıkmış demektir
kalan yüzde on ise
seni batmaktan
kurtarmaya yetmez
---
yangın
evinin yakınındaysa
-benim yangınım değil-
deme lüksün yoktur
ve mücadele edersin
hal böyle iken
’Suriye’de ne işimiz var
bizi yakmaz elin yangını’
saçmalığına ne demeli?
dünya hanında yaşamadığın
kaç bitimlik haz kaldı
nerede ışıl ışıl meneviş
hiç gülen yüz mü kaldı
uzun yaşadım da desen
sonunda koca bir ah kaldı
---
gülümsemelerinle
dünyama geldiğin zaman
sevinçler papatya, gül çiçek
kalbimize doğdu
ömrün gidişatında
iki beden bir can olup
mürekkep içindeki bizi
romanlara boğdu
---
zannederiz ki
daha çok benzer yanlarımız
bizi bir araya getirir
oysaki bizi daha çok
aciz yanlarımız
bir araya getirir
---
taşraları birleştirilerek
şehirler kurulur
şehirleri sıksan
onlarca taşra doğurur
---
basit kelime oyunlarıyla
algı oluşturma
peşinde olan zevat
sadece kendinizi
akıllı gördüğünüz aşikarda
karşınızdaki insanların
aptal olduğunu
düşünecek kadar aptal mısınız?
---
bazen hayır’da hayır var derler
bilinmez ama bana bu aralar
evet daha bir sevimli geliyor
birçok konuda sevimsiz
itici gelen bir kelimedir “hayır”
her neyse
akıl sahibi olan
gerek evet’çilerin
gerekse de hayır’cıların
kendilerini ve çevrelerini üzmeden
fikri mücadelelerini vermeleri erdemliktir
---
kim iktidar olmak istemez ki
herkes tabii ki
bir itirazım yok ama
kendi iktidarlarında
her şeyin güllük gülistanlık
olacağına inanmak bir nevi saflık
bunun aksine inanmak gerçekçiliktir
buna rağmen çoğu hırs, ihtiras
yeter ki biz iktidar olalım
üzerinedir maalesef
---
dünyaya
hep kendi penceresinden bakan
mutluluğu bundan ibaret sanan insan
bilir misin hep aynı gören göz
kaçırır karşı pencerenin mutlu bakışını
o zanneder ki
mutluluk kendi gördüğüdür sadece
at misali
---
çevresinde kabul gören
çok rolleri vardır insanın
birde keyif aldığı özel alanı
keyfini kaçıransa bir yığın insan
kabul gören rollerle
daha çok cebelleştiğimiz aşikarken
keyif aldığımız alanda
daha çok ben’i yaşar
ben’imizi buluruz
---
elinden kitabı hiç düşürmeyene
’kafayı bozacak’
derlerdi bir zamanlar
gün geldi kitaplar hep okundu
ama kitap okumaktan
kafayı bozanı hiç görmedim
fark ettim ki farkındalığın
okumakta olduğunu
---
düşmanınla müttefik
rolü yapmak
kötü ama
düşmanı dost bilmek
çok daha kötü
---
birkaç sene sonra
ülkemizde bir daha darbe olmaz
diyenlere kesinlikle inanmayalım
çocuklarımızı ve torunlarımızı
içine alacak olan en az yüz yıl
ülkemizde her türlü darbe
ve girişimi olabilir inancını
kaybetmememiz gerekiyor
ki uyanık olalım
---
avladım diye av, caka satılır
bir pilava bir çorbaya katılır
ziyafet var diye haber atılır
günler oldu neden gelmez bu tavşan
--
bu uğraşlarının keyfini tattırmayan
bir yığın insan kümesi
---
kendisinin ve zihniyetinin
kapılmış olduğu hastalığı
başkalarına isnat ederek
aklanmaya çalışmak ve her
yeniliğe ’istezük’ diyenler
hastalığın acınacak halini
ve takiyenin geldiği
boyutu göstermektedir
---
dostlukla birlikte paranın kaybı
kaçınılmaz olur çoğu zaman
parayı tekrar kazanmak için
göz ardı edilen alternatifler
bazen hayra vesile bile olabilir
kaybın kazanca dönüşüdür bu
zedelenen dostluğun
tamiri ise zor. ta ki
menfaat kesişmelerine dek
---
dolar ve euro kullanımını azaltıp
operasyon yapamayacakları
seviyelere gelebilirsek
ülkemiz gerçek manada
gücü eline aldı demektir
bırakın parayı bizim üzerimizde
baskı aracı olarak kullanmalarını
birçok teşvik bile alabiliriz
ne dersiniz?
---
çelme takmak isteyen ve
takan çok güç var
dahilimizde ve haricimizde
olacaktır da
burada daha çok
önem arz eden
çelmeyi hazırlayanı fark etmek
ve düşmemeyi murad etmek
olmalıdır
---
her yeni gün, bata çıka
tazeler kendini güneş
kışla birlikte
hep bahar doğar
ardı sıra yeni doğumlar
sıralansa da
yine de sen haber ver ömür
kaçınılmaz sondan
---
her birimiz bir türkü ile çıktık yola
birimiz ’adil bölüşelim’
diğerimiz ’bu dünya fani’ dedik
başkası ’lay lay lom’ havalarında
hepimizin ayrı ayrı
vatan türkülerimiz olsa da
bir türlü katıksız sevemedik
---
öyle çoğalıp
görünür oldu ki
dünyamızda şeytanlar
sadece kendi canının
tatlılığını düşünür
bencillikte gelişti her şey
hiçbir yer kalmadı
bizim çocuklara
---
yontulacak hep bir köşe
bulacaksın kendinde
yeni yeni sivrilikler
çıkacak karşına
sırtında başka başka
kamburlar taşıyıp
erken denilen elvedaların
olacak çoğu zaman
---
bir etkinlikte
eğer kendisi varsa
yapılan iş değerlidir
bir sonraki zaman
aynı etkinlikte
eğer kendisi yoksa
yapılanı görmez bile
velhasıl çevremizde
vefasızlık diz boyu
---
kimi dergicilerin
kendi şehirlerinde dahi
ciddi bir kıymet bulamamalarına rağmen
bir Sezai Karakoç, bir Necip Fazıl
olmayı umut etmelerini
anlayışla karşılıyorum ama
karşı mahalledekilerin kurduğu
üç beş süslü cümleye
fit olmalarını
anlayamıyorum maalesef
---
makam sahipleriyle yan yana
sürekli poz verme çabaları
-birlik ve beraberlik içindeyiz-
demelerinden başka
ne işe yarıyor Allah aşkına
---
yaşı ilerlemiş şairlerin
topluluk karşısında
akıllı telefon üzerinden
şiir okumalarını itici buluyorum
işin kolaylığını saymaz isek
“gencim, gözlerim iyi görüyor”
ana fikrini taşıyor bence
en yakışanı ise
kitap üzerinden okumak
---
egemen devletlerin
görüntüdeki devlet adamlarıyla
iletişime geçmeyelim bence
’gülücükler, pozlar
müttefikiz, dostuz’
ayaklarından ileriye geçemiyoruz
en iyisi mi bu ülkelerin
derin yapılarıyla
iletişime geçelim
tabii ulaşabilirsek
ve işe yararsa
---
şekilcilik
her şey değildir muhakkak
ama yine de
maneviyata önem veriyor
gözüken birinden
beklediğimiz fiziki şekil
keçi veya top sakal hiç değildir
hal böyle ise
-bu işte bir bit yeniği vardır –
dedirtir insana
aksi durumda da
bu tespitim geçerli
---
silah veren beyaz adam
eğer yanında parada veriyorsa
bilinmeli ki
bugün olmasa da yarın
almak istediği
çok şey olacaktır
---
insanoğlu
herhangi bir imkana
ulaşamamanın hayıflanmasını yaşarken
---
yaraları kanatılan yurtlarda
kaç çocuk yaşarız
ölen babaların yerlerine doğup
ayakkabılar fırlatıp zalimlere
acılarımızla devleşebiliriz
---
hüzünleri, tespih taneleri çekip
ne çok göz karattınız Halep’te
şafağı ölümlerle uyandırdınız
uçucuna tutturduğunuz acılarla
gidin utançlarınızla, gömün cinnetlerinizi
---
her terör saldırısında
kem küm edip
’terörü lanetliyorum ama’
diyerek yazdıklarına şerh koyan
yazının sonunda suçluyu devletimiz
olarak göstermeye çalışan zevat
devletsiz, polissiz bir ülke
olamayacağı mantığında
susun bari biraz, susun!!
---
Halep
kuşlardan çalınan gökten yağıyor bomba
ve kan kusan pusatlarla virane sokaklar
devrik bisikletler, darmadağın oyuncaklar
geçsin bu karanlık, doğsun yepyeni güneş
---
bir avucunda anne sıcaklığı düşlerinle
diğerinde ekmek kırıntılı umutlarınla
bin yılların şahlanışıyla uyan Suriye
gülücüklerinle yeniden uyan çocuk
---
yolu, köprüyü
havalimanlarını siz yapın
ama ismini biz verelim demek
ter döken işçinin alın terini
başkasına vermek gibi
saçma
emek verenleri
hafife almak kadar
ukalaca
kaba bir tabir ama
’sizin ebeniz güzel mi?’
diyesi geliyor insanın
---
yapılan her doğru hareketi
başka olaylar üzerinden bozma
ve küçük görme halinde olanlar
ne hac için yola çıkan
nede ateşe su taşıyan karınca
hikayelerini biliyorlar
---
darbe heveslisi yönetimi tu kaka görerek
kendine manevi tatmin oluşturur
---
dünya
zevk ve sefa içinde yaşanan
yüz yıllık ömrün
bir anda tükenmesi kadar kısa
bir o kadar da kulun kula
kul olmasını sağlamak için
tapınaklar inşa etmesi kadar
ucuz, boş ve zayi bir hayattır
---
her türlü sorunu ve acıyı
kendinden olmayan
siyasiler ve sanatçılar
üzerinden tartışmak
kendi siyasi bakışıyla okumak
yaşanan her tür acıya
eleştirel boyutla bakmak
daha çok politize olmanın
yanlı, sığ bakışın
ve apaçık ham olmanın
bir sonucu olsa gerek
---
İsrail ile arayı düzeltme çalışmalarımız
siyonist, emperyalist, kapitalist
dünya ile şişen sorunlarımızın
gazını alır mı bilmem ama
kulağa hiç hoş gelmediği kesin
---
-Şanghay İşbirliği-
Avrupa birliği gibi
birliktelikler bana göre
şımarık zengin bir züppe veya
oynaşan bir kadın gibi geliyor
ne kadar flört etsen de
evlenemiyorsun bir türlü
hiçbir zaman güven vermiyor
bu yüzden Anadolu’yu daha çok
Asya’ya yakıştırıyorum
---
-işin kolayı da olsa-
insanlara iltifat
ve gösterişli değer
radyoda yayınlanan
sıradaki türküyü
sevdiklerine armağan
etmek gibi kolay
ve bedavadır
çoğu zaman
---
hafifti çocukluğumuzun ev eşyaları
ucundan tutarak taşıyabilirdik
kolaylıkla taşınabilirdik mesela
evlenmek için öyle çok istenmezdi
montaja da, ambalaja da gerek yoktu
kırsak odun, yaksak kül olurdu
sıcaklığımızla, yüreğimizle ve
sesimizle daha çok biz vardık
eşyalardan daha çoktuk odalarda
---
-Müslümanlar için-
’size düşmanım’ diyeni
bilirsiniz, tedbirli olursunuz
’dostunuzum’ diyen düşmana
daha çok dikkat etmek gerekir
---
bir devlet
taşrasına ne kadar çok gidiyorsa
o kadar çok gelişiyor demektir
bunun tersi durumunda
masa başındaki devlet
hem göbek yapıyor
hem de milleti cilalıyor
---
yirmi beş yıllık devlet memuriyetimde
üç şeyi çok iyi öğrendim
hiç kimsenin vazgeçilmez olmadığını
herkesin bir alternatifinin olduğunu
ve hızlı yükselenlerin
sert inişlere maruz kaldıklarını
---
iş gören, ev geçindiren
ihtiyaç anında bulunabilen para
daha değerlidir
yastık altı uyuyan
parayı kim neylesin
para dediğin hem kazanırken
hem de harcarken gençlik gibi
heyecan uyandırmalı kişide
---
ülkemizde her şeyi güllük gülistanlık
görmeyelim amenna
ama sadece kendi ideolojisine
yaşam hakkı tanıyan, -yandık bittik-
edebiyatında doktora yapmış,
hükümetimize muhalif bazı çevrelerin
dünü ve bugünü yaşayan ve bilen bizlere
yurdumuz ve insanımız hakkında
çok kötü portreler çizmeleri
bırakın moral bozukluğuna yol açmasını
adamın gidip intihar edesi geliyor
---
biz küçükken
dünya kocamandı
büyüktü geleceğimiz
ne zaman ki büyüdük
küçüldü hayallerimiz
rüyalarımıza korkular serpildi
kırpıldı bütün umutlarımız
ne cüssemiz ne deneyimlerimiz
ne de bildiklerimiz bizi biz yaptı
daha çok günahlarımızla kaldık geride
---
hadi saçına sakalına
kılına kıyafetine bir şey demiyorum da
şair yazar dediğin
okulunu bitirebilmeli
kpss’sini kazanabilmeli
evine bir ekmek götürebilmeli
ve dahi kovulmamalı derneklerden
vakıflardan, meclislerden
velhasıl sorumluluk sahibi olmalı
---
bundandır dünyamızı küçültmemiz
ne cüssemizi, ne deneyimlerimiz
nede ilmimizdir
daha çok ukalalığımızdır
---
her türlü zorluğa ve
imkansızlığa karşın
Müslüman ülkeler
şeytani oyunları bertaraf etmek
ve bekalarını kurtarmak için
düşmana karşı taktiksel hileler
düşmanı tanıma ve kendini
savunma mekanizmaları gibi
fiili durumlar oluşturup
düşmanı daha çok
kendi silahıyla vurmalıdırlar
---
az veya çok bazı makam ve roller
üstleniyor hayatta insanlar
daha çok olamadığımızın kıskancı
olduğumuzun nankörü oluyoruz
en çokta ’biz’ ve ’ben’ olmayınca
hayatın duracağına olan
yalancı inanmışlığımızı
körüklüyoruz
---
öncelikli memleket meselesi
sonrası ekmeğin kavgası
ve herkes makamına oturur
kaldığı yerden devam eder hayat
---
’devlet sadece bizim’
diyerek özgüveni yüksek tutmak
yanlış ve yanıltıcı olur
ayrıca devletin sana
“benim” demesi gerekir
bu daha çok gerçekçidir
---
internette gezinen
kişisel fotoğrafların çoğunluğu
’iyi yaşıyorum, iyi yiyip içiyorum vs.’
ana fikrini taşıyor
kimse kimseyi kandırmasın
kadrajda rakı olmuş, çay olmuş
çok fark etmiyor
oyuncaklar ve aksesuarlar
her ne kadar tarafgirliği gösterse de
gidilen istikameti kesin belirlemiyor
---
görevde değilsen
doğruyu söylemen muhtemeldir
görevde isen
yalanı ve yanlışı söylettirirler
---
ABD ve egemen güçlerin
uyguladıkları taktik çok basit
çok azda olsa iyi işlerini
kendi elleriyle yapıyorlar
çoğunlukta olan kötü işlerini
taşeronlar aracılığıyla yapıyorlar
ciddi manada itibar kaybına uğrasalar
sorunlar kökten çözülecek
---
at izi it izine karışmış
yada kuzu görünümlü kurt
---
Kurban’a ‘ritüel’ diyerek
ibadeti hafife almalar
‘kansız bayramlar’ diyerek
kelime oyunları yapmalar
ve nice kuru laf salatalıkları
sizler her gün
pirzolaları midenize indirirken
bizler bir şey demiyoruz ama
fakir fukara et yerken mi
yoksa hayvanlar kesilirken mi
görülmesi sorun?
---
dağ bayır çiçekten balözü kapan
bilgiye koşup cehaletten sapan
adaleti her dem asıl söz yapan
kalem kırdıracak şiir isterim
---
aşk acısı yüreğini yaksa da
hüzün hali kancasını taksa da
hasatlar hep başkasına aksa da
kim neyi götürmüş az değin bana
---
zamane bedduası:
“arka kot cebine
ayfon 7 koyan birinin
telefonunu tuvalete
düşürmesinden
beter olasın”
---
Müslüman
yüreğimizde bu kadar çok ateş varken
kim ne yapsın elimizdeki çiçeği gülü
---
komutan kimse, askerleri o sıraya dizer
---
insanoğlu işte çiğ süt emmiş
bir projede kendisi yoksa
eleştiri mekanizmasını sonuna kadar kullanır
eğer kendi varsa eleştirileri bertaraf etmek için
elinden gelen gayreti gösterir
birde eleştirilerini eleştirene
‘eleştiri insanı geliştirir’ derler
aynen bu mantıkla kitap fuarlarını
her fırsatta eleştiren sevgili dostlar
susun da bir kitaplarımızı okuyalım
---
devlet
vatandaşına şefkat kucağını
gösterdiği kadar
otoritesini de göstermeli
hainine darağacı
memuruna işten çıkarılma
korkusu verebilmeli
---
bazı çevreler, imanı sağlam
altın bir nesil derken
bencilliği sağlam, gururu sağlam
başkalarını çürük
kendilerini olağanüstü gören
bir anlayışla donanmışlar
---
devletimizin
hükümetimizin yaptığı
köprü, okul vs. duvarlarına
kötü yazılar yazarak
hainlik yapmak gibi
nankördür bazen hayat
---
hayat
asık surat kalem kırma
işi değildir sadece
daha çok
kuşları gökyüzüne salıverme ve
gülleri dalında koklama çabasıdır
---
ABD’mi Rusya’mı?
olumluluk anlamında bir tercih istenirse
dün, bugün cevabım aynı ’RUSYA’
Rusya seçimimde ne solculuğun
nede Rus kızlarının
hiçbir etkisi yok:))

Beğen

İlkay Coşkun
Kayıt Tarihi:5 Temmuz 2019 Cuma 10:51:54

ORDAN - BURDAN YAZISI'NA YORUM YAP
"Ordan - Burdan" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Ahmet Zeytinci
5 Temmuz 2019 Cuma 13:40:31
Bir dolu tespitler hayata insana ve yaşananlara dair... Oradan buradan işte...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İlkay Coşkun 5 Temmuz 2019 Cuma 14:24:57
Teşekkür ederim Ahmet Bey. Sağlıcakla kalınız. Selamlarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.