De Demircioğlu
54 şiiri ve 37 yazısı kayıtlı Takip Et

Türkiye neden gelişmiyor-1



Hem bireyin iç huzurunu sağlayabilmesi, hem toplumsal özeleştiri kültürünün gelişebilmesi için kendimize gerçekçi sorular sormamız gerektiği kanısındayım. Gerçekçi sorunun olmadığı ortamda gerçekçi cevaplar verilemediği gibi, üretilen çözümler de genellikle kısa vadeli ve günü kurtarmaya yönelik oluyor. Hayatının önemli bir kısmını günü kurtarmaya çalışarak tüketmiş; derinlikten yoksun ve yüzeysel bir bakış açısı ile kendini farketmekten mahrum bir halde, yaşamış olmak için yaşamış biri olarak, şimdilerde gerçekçi soruların gerekliliğine yürekten inanıyorum. Müsaadenizle kendimden yola çıkarak, ülkenin içinde bulunduğu duruma dair, ilk muhatap ben olmak üzere bazı sorular sormak istiyorum:

1. Türkiyede halen keskinleşerek devam eden, kısır ve bir türlü sonu gelmeyen siyasi, dînî, ideolojik ve etnik çatışmaların, bölünmelerin, kamplaşmaların gerçek nedeni ne?

2. İnsanlar neden belli bir cenaha meyletme ihtiyacı duyuyorlar, neden fanatikleşiyorlar?

3. Bireysel ve toplumsal empati duygumuz neden zayıf?

4. Neden kendi doğrumuzu en doğru zannedecek kadar yüzeysel bir bakış açısına sahibiz?

5. Bizden olmayanı, anlayışımızı benimsemeyeni; bizim gibi düşünmeyeni, hissetmeyeni ve yaşamayanı ötekileştirmek istememizin temelinde yatan gerçek neden ne?

6. Başkalarının ayıbını, günahını, hatasını sayıp dökmekte pek mahir olduğumuz halde; kendimizi görmekten, sorgulamaktan, eleştirmekten neden imtina etmekteyiz?

6. İliklerimize değin işlemiş ataletin nedeni ne? Dinimiz mi, ideolojilerimiz mi, yaşam tarzlarımız mı, yoksa bunları yanlış yorumluyor oluşumuz mu?

7. Neden çözümü bütünüyle dışarda arıyoruz? İç dinamiklerimizi sağlıklı bir şekilde işletip enerjik bir birey ve toplum haline neden gelemiyoruz?

8. Ve bütün bu soruları kendimize sorduktan sonra verdiğimiz cevaplar ne kadar gerçekçilikle örtüşüyor? Ne kadar iyimserliğe meyleden gerçekçi bir bakış açısına sahibiz?

9. Neden yaşananlara çözüm bulmaya çalışmak yerine zamanımızın çoğunu suçluyu tespit etmeye ayırıyoruz? Bizim için kısa vadeli ve günü kurtarmaya yönelik çözümler neden daha cezbedici?

10. Bu çok önemli: Biz ne kadar kendimiziz? Değişim, gelişim ve yenilenmeyi kendiliğimizi koruyarak mı sağlayabiliriz yoksa herşeyimizi değiştirerek mi?

11. Kendimize, kendimize yakın hissettiklerimize ve hissetmediklerimize; ideolojimizi, yaşam tarzımızı benimseyenlere ve benimsemeyenlere onaylamalarımız ve yönelttiğimiz eleştiriler ne denli gerçekçi?

12. Düşündüklerimizi ideolojilerimizden bağımsız mı ifade ediyoruz yoksa sadece ideolojimizin yönlendirmesine maruz kaldığımızdan mı böyle düşünüyoruz?

13. Siyaset ve devlet yönetimi üzerine fikir beyan edenler bu denli çoğunlukta iken; kendini, özellikle bilinçaltını yönetmek konusunda fikri olanlar neden azınlıktadır?

14. Yüzeysel ifadelerle, körü körüne ve karamsar bir bakış açısı ile savunulan düşüncelerin toplumsal bir değişim başlatma olasılığı yüzde kaçtır? Savunduklarımız ve savunma üslubumuz kamplaşmaya mı ortam hazırlamaktadır, bütünleşmeye mi?

15. Neden düşünmekten çok duygulanıyoruz; düşüncelerimizin arasına nefretimiz, öfkemiz, kinimiz neden bu kadar karışıyor?

Bu yazıda dilim döndüğünce ve derinlik hissim elverdiğince gerçekçi sorular sormaya çalıştım. Gelecek yazıda aynı şiarle cevaplar vermeye, son yazıda ise çözümler getirmeye çalışacağım. Umarım öncelikle kendime fayda sağlayabilir, kendimi bir parçası olarak gördüğüm ülkeme, karınca kararınca bir katkıda bulunabilirim.

Beğen

Demircioğlu
Kayıt Tarihi:6 Haziran 2019 Perşembe 18:25:48

TÜRKİYE NEDEN GELİŞMİYOR-1 YAZISI'NA YORUM YAP
"TÜRKİYE NEDEN GELİŞMİYOR-1" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Gülüm Çamlısoy
7 Haziran 2019 Cuma 17:40:25


Gülüm Çamlısoy tarafından 6/7/2019 10:03:56 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Demircioğlu 7 Haziran 2019 Cuma 17:46:52
Kararlı davranmanızı tavsiye ederim. Kendi iç huzurunuz için.
Yekta Attila
6 Haziran 2019 Perşembe 23:01:55
Türkiye gelişmesine gelişiyor da bunun lokomotifi olan kesimin genele göre yüzdesinin pek düşük olması, bu nevi zanlara sürükleyen...
Yani, sokaktaki insanımızın profili kaygılandırıyor bizi...
Bu profil gittikçe mülayim, mutedil, değer bilir, kalender, uzlaşmacı, nazik, esprili, iyi niyetli, özgeci, saygılı olmaktan gittikçe uzaklaşıyor...
Neden?...
Bunun en başta gelen cevabı şehirleşme sarsıntılarının devam ediyor olması... Mekanı değiştirdiğiniz anda zaman algısını değiştiremiyorsunuz ve bu da mekan bilincinizde yansıyor...
Apartman dairesinde yaşamakla köydeki damda yaşamak arasında pek bir fark göremiyor insanımız; apartman dairesi daha hassas ve profili tanımlarken sıraladığım nitelikleri taşıyan bir kişiliği şart koşar...
Acı gerçek budur...
İşte siyasette de, insan ilişkilerinde de bu acı gerçek yansıyor...
Bunun sağı da, solu da ve ne yazık ki dindarı da olmuyor...
Müslümanlık gibi bir aydınlığa rağmen...
En acısı da bu...
Hazreti Allah'ın her yerde hazır ve nazır olduğuna inandığını söyleyip de piknik yerinde çöp bırakamayacağını bilememek gibi basit bir çelişkiyi çözemediği sürece...
Ya da maddeciliğine, bilimselciliğine, çağdaşlığına toz kondurmazken...
Hatta milliyetçiliğine...
Tv görmediniz mi; kaçak kazı yaparken jandarmanın görüntü alan dronunu taşlıyor söz konusu profil...:))

Saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Demircioğlu 7 Haziran 2019 Cuma 00:03:55
Önemli noktalara temas etmişsiniz hocam. Ekonomik, teknolojik, siyasi, sosyolojik ve demografik değişimlerin birey ve toplum psikolojisi üzerindeki etkisi yadsınamaz. Ama ben psikoloji ile ilgileniyor oluşumdan ve özeleştirinin dozunu fazla kaçırdığımdan olsa gerek, toplumsal sorunların çözümünü birey psikolojisinde, dolayısı ile kendimde buluyorum. Zira ben toplumun yapıtaşıyım ve en derinde yatan gerçek nedenleri de içimde barındırmaktayım. Ne derece doğru bu, şu an için pek kestiremiyorum ama toplumu değiştirmeye muktedir olmadığıma göre en azından kendimi değiştirmeye çalışmak mantıklı geliyor bana.

Evet, değindiğiniz üzere solcuysak bilimin, sanatın, ilericiliğin vs. lafazanlığını yapıyoruz; sağcıysak İslamın, geleneklerin, milliyetçiliğin vs. edebiyatı ile ömür tüketiyoruz. Ya yere ve zamana göre pratiğe dökülmesi imkansız şeylerin teorisiyle oyalanıp duruyoruz ya da teoride savunduklarımızla eylemlerimizi örtüştüremiyoruz. Bu durumun nedeni olarak yine nefsimizin taleplerine karşı gelemiyor oluşumuzu görüyorum ben. Öyle bir karşı gelemeyiş ki tekrar edile edile kendini normâlleştiriyor ve biz nefsimizi kendimiz zannetmeye başlıyoruz. Hırsız için hırsızlığın zamanla sıradanlaşması ve kendisini haklı çıkarıcı nedenler bulması gibi. Hırsızlığa gelene kadar normalleştirdiğimiz o kadar çok kötü vasfımız var ki...
.bhdr495
6 Haziran 2019 Perşembe 21:30:49


kumtaneleri tarafından 6/6/2019 10:09:06 PM zamanında düzenlenmiştir.

5 cevap yazılmış Cevap Yaz


Demircioğlu 6 Haziran 2019 Perşembe 21:45:44
Teşekkür ederim ancak bu da pek gerçekçi bir bakış açısı değil. Birlik, beraberlik dediğimiz şeyin bir şahsiyet veya bir ideoloji etrafında gerçekleşebileceğini düşünmüyorum. Zira her dönem farklı düşünenler ve hayatı alışılmışın dışında yorumlayanlar olmuştur, olacaktır. Asıl mesele düşüncelerin duygulardan arındırılmış bir halde ifade edilebilmesidir, benim doğrum en doğru anlayışının zihinlere egemen hale getirilmemesidir.
.bhdr495 6 Haziran 2019 Perşembe 21:56:28

..Siz beni duygusal sanmayın. ben ne diyorum siz ne diyorsunuz, aferin size. O zaman klavye dışında çağırın gelsinler. Siz yine öz eleştirinizi yapın, bildiğinizi okuyun.

Teşekkürler


Demircioğlu 6 Haziran 2019 Perşembe 22:08:31
Alınganlık göstermişsiniz. Elbette sözlerim şahsınıza yönelik değil. Amacım şu gerçekçi, bu duygusal diye birilerini etiketlemek hiç değil. Sizin gercekçi ya da duygusal biri olmanızla da ilgilenemem. Burası edebiyat sitesi olduğu kadar aynı zamanda bir fikir platformu da. Birbirimizin yazdıkları hakkındaki olumlu olumsuz düşüncelerimizi elbette yazacağız.
.bhdr495 6 Haziran 2019 Perşembe 22:21:20

..açtırmayın ağzımı. Sizin gibi, psikolojiyle yazmaya çalışıp, ancak yanımızda amatör kalabilen çok milyonlar gördük.

Demircioğlu 6 Haziran 2019 Perşembe 22:25:50
Peki eyvallah 😀
Gülüm Çamlısoy
6 Haziran 2019 Perşembe 20:02:22


Gülüm Çamlısoy tarafından 6/6/2019 8:22:33 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Demircioğlu 6 Haziran 2019 Perşembe 20:14:43
O eğitimini aldığınız psikoloji biliminde sizin bu yazdıklarınıza "yakınma" deniyor. Birkaç adım gerilemiş yahut geriletilmiş olmanız ileriye bir adım atmanıza engel değil. Geçmişinizdeki olumsuzluklara takılı kalmış gibisiniz. İstediğiniz hayat engellenmiş olabilir fakat yaşadığınız hayatı ve dahi yasadığınız ânı güzelleştirmek sizin elinizde. Sorunları düşünüp büyütmektense gerçekçi bir bakış açısı ile çözümü ve mutluluk adına neler yapılabileceğini düşünmek her zaman evladır.

Bu arada bu konunun yeri bu yazının altı değildir. Saygılarımla
Gülüm Çamlısoy
6 Haziran 2019 Perşembe 19:34:52


Gülüm Çamlısoy tarafından 6/6/2019 8:24:40 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Demircioğlu Yazının sahibi
6 Haziran 2019 Perşembe 19:24:23


Demircioğlu tarafından 6/6/2019 7:29:11 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Gülüm Çamlısoy
6 Haziran 2019 Perşembe 19:20:06


Gülüm Çamlısoy tarafından 6/6/2019 8:24:28 PM zamanında düzenlenmiştir.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Demircioğlu 6 Haziran 2019 Perşembe 19:26:07
Sizinle ayrıştığımız bir nokta yok. Sadece birbirimize daha fazla katkı sağlamak adına buradayız.
Gülüm Çamlısoy 6 Haziran 2019 Perşembe 19:27:08
Bunun adı katkı olamaz.

Önce bir öz eleştiri yapın sonra da katkıda bulununuz.

Demircioğlu 6 Haziran 2019 Perşembe 19:38:04
Peki, eyvallah.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.