ikiodabisalon
535 şiiri ve 15 yazısı kayıtlı Takip Et

Mangal yürekli sami bey



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 27.5.2019 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.


.

Sami Bey akşam eve yine geç, yine yorgun dönmüştü. Üç çocuğu da yine babalarını göremeden uykuya dalmış. Sıdıka Hanım her zaman yaptığı gibi eşine hiç sormadan sofrayı hazırlamıştı.
Sofraya oturan Sami Bey;
-Yine mi mercimek çorbası, dedi.
- Portakalın mevsimi geçti ya Sami Bey, o yüzden bu gece portakallı ördek yapamadım, diye alaylı bir cevap verince, Sami Bey, içine attığı tekmeyle, nazikçe masadan kalktı. Televizyonun kumandasını eline alıp tam kanalı değiştirecekken, Sıdıka Hanım;
- Görmüyor musun, dizi izliyorum, ne izleyeceksen gidip diğer odada izle, dedi.
Diğer odadaki televizyon yaklaşık üç aydır bozuktu.
- Hanım sen benimle dalga mı geçiyorsun, dedi.
- Hayır, kocacığım. Üç aydır bu hafta sonu tamir ettiririm diyerek asıl sen bizimle dalga geçiyorsun.
Sami Bey tam yatak odasına doğu hareket ettiğinde Sıdıka Hanım;
-Cumartesi günü misafirimiz var yarın akşam gelirken bir kilo köftelik kıyma al, hazırlık yapacağım, dedi.
Sami Bey, her sabah altı sularında kalkar, bir hayalet gibi hazırlanır, çıktığında kimse onu duymamış olurdu. İş yerine erken gittiğinden, mesai başlayana kadar, çalışma arkadaşlarıyla güncel olayların kritiğini yapardı. Muhafazakâr biri olduğundan hükümetten çok memnundu. Sadece Cuma günleri gittiği camide, kıldığı namazdan başka hiç namaz kılmamasına rağmen, beş vakit namazını kılan ama cuma günü camiye gitmeyen insanlara dinsizmiş gibi bakardı. Şeker hastası olduğundan oruç tutamıyordu. Ama on bir yaşındaki oğlu Selim’i ramazanda oruç tutmadığı için bütün ay eleştirmişti. Hükümetin başörtüsü için verdiği savaşı çok beğenmiş ve bu partiye gönül vermişti. Ama aynı savaşı evde kızına karşı verememiş, kızına türban taktıramamıştı. Kendisi iyi tahsil alamadığı için, hep önceki hükümetleri suçlamıştı. Şimdi olsa böyle mi olurdu diye düşünüyordu içinden, çünkü ’okuyup da anarşik mi olucan başımıza’ deniyordu o günlerde, oysa bir sürü imam hatip okulu açılmıştı şimdilerde, illa birinde okutulurdu. Ama nedendir bilinmez iki çocuğuna da büyüyünce doktor olmaları konusunda telkinde bulunuyordu.
Sami Bey bir fabrikanın tahsildarlığını yapıyordu. İnsan sarrafıydı, para nasıl tahsil edilir, ondan sorulurdu. Yeni gelen elemanlara eğitim bile veriyordu. Ama asgari ücretle çalışıyordu. Elinde bir koçan makbuzla bütün gün İstanbul’un çeşitli semtlerinde, para peşinde koşuyor, tahsilat yapabilmek için bin bir türlü karaktere giriyordu.
Yine akşam olmuş, aldığı ödemeleri iş yerine teslim edip, evin yolunu tutmuştu. Öyle yorgundu ki kasabın yanından geçerken aklına, ne cumartesi günü gelecek olan misafirler, ne de köftelik kıyma gelmişti. Çünkü kasabın hemen yanında, Sami Bey’in veresiye alışveriş yaptığı Bakkal Rüştü Efendi’nin dükkânı vardı. Bakkalın bulunduğu enlem ve boylamda Sami Bey’e Allah tarafından sanki bir güç geliyor, birden hızlanabiliyordu. İçinden, nasılsa cumartesiye daha iki gün var, yarın 15 Temmuz resmi tatil, sabah çocuğu gönderip aldırırım, diye geçirdi.

…

Sami Bey yılların alışkanlığıyla, tatil günlerinde bile işe gidermiş gibi erkenden kalkardı. Akşamları izleyemediği televizyondan intikam alırcasına, bir o kanal bir bu kanal dolaşır ve tüm ev halkını uyutmamak için elinden geleni yapardı. Oflar puflar içinde uykudan kalkan ev halkı sözleşmiş gibi, kahvaltı bitene kadar birbiriyle konuşmazdı.
Kahvaltı bitince Sami Bey Sıdıka Hanım’a seslendi;
-Hanım, kıymanın kilosu ne kadar, vereyim de oğlan gidip kasaptan bir koşu alsın.
Sıdıka Hanım;
-Bilmiyorum Sami Bey, geçen hafta 48 TL idi.
Sami Bey, oğluna 50 TL verdi, üstünü harcamadan gel nasihatını da eksik etmedi.
Apartman girişinde biraz arkadaşlarıyla laflayan Mehmet, yavuklusu Semra’yı da camda görmek umuduyla yolu uzatsa da, morali bozuk bir şekilde kasaba girdi ve 50 TL’yi uzatıp;
-Cemil Abi, bir kilo kıyma, yağsız tarafından olsun bak, annemle beni papaz etme, dedi.
Cemil yılların esnafı çoluk çocuğa laf bırakır mı hiç;
-Ohh hem yağsız olsun, hem kıyma olsun, hem 50 TL olsun, hem de hükümet sizden olsun ne güzel memleket. Oğlum babana söyle bu mangır yetmez, kıymanın kilosu 55 TL oldu, demesiyle geri vites yapan Mehmet eve dönüp durumu babasına anlattı. Mehmet Bey elini cebine attı, ve bingo, kasap Cemil, Sami Bey’in cebindeki parayı bilmişti. Son 5 TL’sini oğluna verip, tekrar kasaba gönderdi. Semra’yı görmek umuduyla uzun turlayarak, ikinci çıkarmasını yapan Mehmet yine hayal kırıklığına uğradı. Mehmet kasaba varıp da camekânda ki etiketi görünce, gözleri faltaşı gibi açıldı.
1 KİLO KIYMA 57 TL
-Cemal Abi az önce 55 TL idi, deyince
- Et değil, dolar mübarek!, kestikçe çoğalıyor!, kestikçe çoğalıyor! nidalarıyla aldı cevabı Cemil abisinden.
Mehmet mecbur eve geri döndü. Olağanüstü genel kurul toplantısında, durumu babasına anlattı. Sami Bey’e göre kendi fikrinden olmayan Kasap Cemil suçluydu, ama cumartesi misafir gelecekti ve ne olursa olsun, o et alınacaktı. Oğlundan tüm parayı geri alıp, kredi kartını verdi. Kredi kartını alan Mehmet artık güven içinde, bir daha aynı yolu yürümeyeceğinin garantisi bakışlarla, kasabın yolunu tuttu.
Bu sefer Semra’yı görmek için yolu uzatmamıştı, ama uzatsa Semra camdaydı.
Kasap Cemil daha siftah yapmamıştı ama Mehmet bir saat içinde üçüncü kez dükkana adım atıp kasaba gitme rekorunu kırmıştı. Kredi kartını uzatıp;
-Cemil Abi şu kıyma hazretlerini artık alabilir miyim, dedi.
-Ah bee Mehmedim, kredi kartı hazretleri yaklaşık üç gündür bizim dükkânda geçmiyor, geçen hafta hani elektrikler bir gidip bir gelmişti ya, eyvahlar olsun, işte bizim muhterem pos makinası o esnada kalp krizi geçirdi, sizlere ömür, dedi.
Geçen gün de Mehmet babasıyla buna benzer bir durum yaşamış ve bankamatikten nakit çekim yapmışlardı. Aklına gelen bu pratik bilgi sayesinde eve gitmekten kurtulmuş ve bankamatiğin yolunu tutmuştu. Bankamatiğin Kasap Cemil’den farkı konuşamamasıydı, ama en az Cemil kadar hükümet karşıtıydı. 57 TL vermek için 14 TL nakit çekim ücreti tahsil etmişti. En sonunda kıyma Mehmet’in kollarındaydı. Eve geldiğinde Sami Bey’den kısa yollu azar işitse de, olan olmuştu. Sami Bey, Bakkal Rüştü Efendi’den hızlı kaçarken hükümet karşıtı Kasap Cemil ve Senyör Bankamatik’in dolu yağışına tutulmuştu.

Günler günleri kovalamış. Ama bu kovalamacadan sadece Sami Bey’i yakalayan Bakkal Rüştü Efendi galip çıkmış, veresiyenin hepsini Tahsildar Sami Bey’den koparmıştı. Ay sonu kredi kartına ödeyeceği parayı mafya babası gibi tahsil eden, kendi gibi muhafazakâr olan Bakkal Rüştü Bey’de, artık onun için dış bir mihraktı.
Kıyma köfte olmuş, midede kısa bir gezintiden sonra İstanbul kanalizasyonlarındaki ebedi istirahatına çekilmişti. Ama kıymanın ölüsünün bile, Sami Bey ile olan davası bitmemişti. Kredi kartının üçüncü son ödeme günü geçmiş, gecikme faizi, müeccel faizi ve avukatlık ücretleri dahil bir kilo kıymanın maliyeti 432 TL’ye ulaşmıştı. Tam bu sırada mucize gerçekleşmiş, Sami Bey’in çok sevdiği hükümet yine kıyağını yapmış, kredi kartı borcu olanlara taksitlendirme imkanı sunan bir af paketi çıkarmıştı.
Borcu on sekiz takside böldüren Sami Bey’in yeni faiz hesaplamalarıyla borcu da 473 TL olmuştu. Artık on sekiz ay boyunca hükümete dua, Bakkal Rüştü Efendi, Kasap Cemil ve Senyör Bankamatik’e de rahat rahat küfür edebilecekti. Sene-i devriyesinde 15 temmuzu coşku içinde kutlayabilecekti.
…

Büyük bir yükten kurtulan Sami Bey’in ağzı kulaklarındaydı;
-Hanım bir çay koy da şöyle karşılıklı oturup keyifle içelim, dedi.
-Hemen koyuyorum kocacığım, sen de bu sırada çarşıya insen de bir kilo kıyma alsan, biliyorsun yarın abinler geliyor, mangal sözün vardı.
Hayatı gözlerinin önünden film şeridi gibi geçen Sami Bey’in bir an içi kıyıldı. Sonra mangalı temizlemek için alması gereken, son zamlardan sonra bir fenomene dönüşen soğanı düşündü. Eşine dönüp;
-Mercimek alayım ben hanım, en iyisi mercimek, mercimek köftesi yapalım, dedi.

Beğen

ikiodabisalon
Kayıt Tarihi:26 Mayıs 2019 Pazar 00:07:44

MANGAL YÜREKLİ SAMİ BEY YAZISI'NA YORUM YAP
"MANGAL YÜREKLİ SAMİ BEY" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
KAFKASİ
27 Mayıs 2019 Pazartesi 11:13:09
Öncelikle kaleminize sağlık.
Bir kilo kıyma almaya 5 tl eksik kasabadan eve evde kasabaya 5 tl için gidilir mi mübarek. 50 tl lik alsaydı olmaz mıydı..

Cevap Yaz
Ayşegül AKDAĞ BARUTÇU
27 Mayıs 2019 Pazartesi 09:29:03
Başka bir şekilde de anlatılabilirdi elbet ama bu anlatım çok daha etkili olmuş, kutluyorum.

Cevap Yaz
Den(iz)
27 Mayıs 2019 Pazartesi 09:02:19
“Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek âlimler çıkabilir.”

Mustafa Kemal Atatürk

Tebrik ederim...

Sevgilerimle...!

:)

Den(iz) tarafından 5/27/2019 11:14:34 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Den(iz)
27 Mayıs 2019 Pazartesi 09:01:46
çift dikiş olmuş :))

Den(iz) tarafından 5/27/2019 9:28:43 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
İsabella
27 Mayıs 2019 Pazartesi 00:07:31
Işte böyle fena bir haldeyiz.
Trajikomik
Ve de aşırı
Dramatik...

Cevap Yaz
Özer YILMAZ1
26 Mayıs 2019 Pazar 20:05:13
Hayat pahalılığını farklı bir bakış açısıyla dile getirmişsiniz, kaleminize sağlık

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.