rafettinayvaci
85 şiiri ve 67 yazısı kayıtlı Takip Et

Türk milleti kendi inanç ve kültürüne nasıl yabancılaştırıldı



TÜRK MİLLETİ KENDİ İNANÇ VE KÜLTÜRÜNE NASIL YABANCILAŞTIRILDI



Türk toplumu 21. y.y. da emperyalist devletlerin işgaline uğradıktan ve kurtuluş savaşından sonra yeni kurulan Cumhuriyet dönemi ile beraber
yabancı misyonerlerin faaliyetlerini Türkiye üzerindeki senaryolarını uygulamaya geçirdiler.
Türklerin örf adetleri kültürleri eğitimleri hatta öz benliklerine kadar milletimize asimilasyon uygulamaya başladılar.
1940-2019 dönemlerine kadar Türk halkı gelecek nesiller kendi kültürüne öz benliğine yabancılaştırılmıştır. Türk halkı tarih boyunca inanç olarak Müslüman bir millettir.
Birlik ve beraberliğimizi bozmak için aile kurumunu yok etmek Müslümanlığı inançları cezalandırarak halkı Müslümanlıktan koparmışlardır.
Toplumda dejenerasyon olarak her türlü haram ve yanlış bilgilerle (moda dediğimiz değişimle) toplumu yönlendirmişlerdir.
Televizyon, sinema, tiyatro, müzik, giyim kuşam, yeme içme, konuşma tarzı, içki, kumar, zina, sigara, gayri ahlaki mini etek modası gibi yanlış örneklerle toplumu etkilemişlerdir.
Misal olarak erkek adam içki içer, kumar oynar, zamparalık yapar, kavga eder gibi topluma kötü alışkanlıklar aşılamışlardır.
Nesilleri kendi kültüründen inancından uzaklaştırmışlardır.
Her 20 yılda bir kaos kriz çıkarmak için senaryolar yapmışlar işbirlikçilerine uygulatmışlardır. Memleketimizde merhum başbakan Adnan MENDERES’ i ve bakan arkadaşlarını astırmışlar ve sonrada bununla övünmüşlerdir.
Sol sağ diye ülkeyi ve insanları bölmüşler ayrıştırmışlardır.
Alevi –Sünni, Kürt-Türk, laik -Müslüman diye senaryolarla ülkenin geleceğine dinamit koymuşlardır. Yapılan darbelerle ülkenin demokrasiye geçişi engellenmiştir.
Türkiye’nin kendi görüşü milli görüşü kültürü son 10 yılda özüne dönüşmeye başlamıştır.
Yani muhafazakarlık. İnsanların inanç özgürlüğüne kültürümüze yaşayış tarzına hep karşı olmuşlardır.
Kendi ülkemizde türban takanlara sen İran’a, Arabistan’a git orda yaşa demişlerdir.
Fakat her geçen gün kültürümüze ve inancımıza yabancı duranlar gerçeği ve doğruları göreceklerdir.
Hak yerini bulacaktır. sivil anayasa çalışmalarının dünya ile Türkiye’nin entegre olmasının yani çağı yakalaması bunun da sebebi Türkiye’nin görüşü milli görüştür.
Kendi kültürümüz ve inancımız gereği başka görüşlerle kesinlikle kıyaslanamayız.
Bunun örneği Somali’ye Afrika’ya ortadoğuya yaptığı yardımlardır.
Bugün geldiğimiz nokta gelecek nesillerimizi kültürümüzü inancımızı yabancılaştırma tehlikesinden korumaktır.
Din, dil, ırk olarak, kültür olarak, gelecek nesillerimize sahip çıkalım.
Nereden geldiğimizi soyumuzu atalarımızı iyi bilelim.
Uygurlar, hun devleti, Göktürkler, Selçuklular, Karahanlılar,
Osmanlı biz bu ecdatlarımızın torunlarıyız.
Atatürk’ün veciz sözüyle kapatalım.
İhtiyaç duyduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Birlik beraberlik sevgiyle kalın yabancılaşmayın
Hoşçakalın


Beğen

rafettinayvaci
Kayıt Tarihi:16 Mayıs 2019 Perşembe 19:17:01

TÜRK MİLLETİ KENDİ İNANÇ VE KÜLTÜRÜNE NASIL YABANCILAŞTIRILDI YAZISI'NA YORUM YAP
"TÜRK MİLLETİ KENDİ İNANÇ VE KÜLTÜRÜNE NASIL YABANCILAŞTIRILDI" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Taylan KOÇ
17 Mayıs 2019 Cuma 17:52:01
Yavuz sultan selimin şah İsmail'le olan çaldıran savaşının ardından yönünü doğuya çevirerek Arap yarımadasını alıp Halifeliği ele geçirmesinden sonra mısırda Memlüklü devletini yıkıp geriye dönerken Halifeliği Araplarda kabul görsün diye 2000 den fazla Arap din adamını getirip dini konuları tamamen o Arap hocalara bırakmasından sonra halk hızlı bir şekilde Araplaştırılmaya başlandı töreleri ve belleği unutturuldu ve halkın Araplar gibi yaşaması dizayn edildi...! Taki Mustafa kemal ATATÜRK belleğini Türklüğünü yeniden hatırlatana kadar... Daha sonra iktidara gelen menderesin " Siz isteseniz hilafeti bile getirirsiniz" sözüyle yeniden geriye o Arap belleğine dönüş başladı...Osmanlı Yavuzdan sonra asla Türkçü olmadı tamamen devleti din esaslı Arap törelerine ve yönetim şekline göre dizayn etti... Menderesin idam edilmesini asla onaylamam ama bu ülkedeki şu an da yaşanılan tüm sıkıntılar 1953 ten gelen menderesin attığı o pervasız adımlarıdır....




Taylan KOÇ tarafından 5/17/2019 5:59:10 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Den(iz)
17 Mayıs 2019 Cuma 14:45:39
Sanırım siz kültürümüze sahip çıkmaktan bahsederken önce kendi tarihinizi pek iyi öğrenememişsiniz. Osmanlı Türkçü bir idareye sahip değildi. Türk kavramı ATATÜRK ile beraber Cumhuriyet döneminden sonra vurgulanan bir bir değer olmuştur. Osmanlı hükümdarlığının isminin bile hiç bir yerinde TÜRK vurgusu yapılmazken Cumhuriyet sonrasında ülkemizin ismi TÜRKİYE CUMHURİYETİ olmuştur. Adnan Menderes konusu ise Türkçülük konulu bir yazıda asla ismi geçmeyecek bir isimdir. İdam sebebinin bile bununla ilişkilendirmesi çok saçmadır. Örf, adet,gelenek ve muhafazakarlık açısından ise hayatı ile zerrece örnek teşkil edecek bir kişi değildi. Metresi ile olan yaşantısından tutunda zimmetine geçirdiği devlet akitlerine kadar esasen tam aksini temsil edecek bir isim olmasa sanırım başına gelmiş olanlar gelmezdi ki yine de idam edilmesini onaylamam.

Ayrıca zaten 1. Dünya savaşı ile dünyada ölmüş olan monarşinin mi yoksa elleri ile vatanı düşmana teslim etmiş saltanatın mı sonunu getirmiş Cumhuriyet? Yoksa yeni bir ümit ışığı, özgürlüğe açılan tek ve tartışmasız kapı mı olmuştur? Verilen onca şehidin hatırına bence konuşmadan önce düşünmek gerekir!

Tekke, zaviye ismi altında türlü hainlik ve çirkinliğin döndüğü esas günah yuvalarından evirilen ve hala günümüze dek gelmiş olan cemaat evlerinin hali ortadadır. Din din din din diye çığlıklar atıp başımızda gezdirdiğimiz FETÖ sapkınları bunların en bilinen örnekleridir. Adnan oktar ve kedilerinden ve onlar gibilerin din diye sattıklarından, din soytarılarından bizi arındıran ATATÜRK ve Cumhuriyet olmasa dedelerimizin isimleri ya İngiliz, ya Fransız, ya İtalyan, ya Yunan ismi olacaktı muhtemelen.

Sayın bayım, dökülen kanların, verilen emeklerin hatırına günü kurtarmak için böyle söylemler yapmak yerine tarihinizi öğrenin, öğretin

Sevgilerimle...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları 17 Mayıs 2019 Cuma 20:06:00
Benim anlamadığım nedir biliyor musun sevgili Deniz?

Türkler tarih boyunca 250 den fazla Devlet kurdukları halde ( Evet yanlış okumuyorsun 16 değil 250 den fazla devlet ) ve bu devletler içinde Göktürkler dışında Türk adı taşıyan devlet olmadığı halde neden sadece Osmanlı Devleti Türkçü bir yapıya sahip olmadığı için hep topun namlusundadır. Selcuklu' nun hangi harfinde var Türk? Hun kendisinden ne zaman, nerede Türk diye bahsetmiş? Karahanlı, Gazneli vs...Var mı başka Türk adını kullanan? Yahu koyunlarımızın adını bile devletimize ad yapmışız da ( Akkoyunlu- Karakoyunlu Devleti gibi ) Irkımızın adını Göktürk dışında devlet adı yapmamışız ama bunce devlet değil tü kaka olan Osmanlı. Neden?
Den(iz) 18 Mayıs 2019 Cumartesi 20:12:40
Hocam Cumhuriyetten önceki en yakın tarihimiz Osmanlı ve en uzun devlet yine Osmanlı... Yani günümüze uyarlayacak olursa en fazla takipçisi bulunan youtuber Osmanlı olduğundan dilimize pelesenk olmuş .

:)))

Yoruma cevap için teşekkür ederim hocam.

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
levent taner
17 Mayıs 2019 Cuma 13:27:53
Merhaba değerli hocam

Temel problemlerin altını çizmişsiniz

Gerçekten yakın tarihimizde yanılgılar, sorunlarımız var

Jakoben laiklik anlayışıyla beraber, pozitivist bilim ve modernleşme siyasetinin etkileri görülür

Öte yandan hocam, Osmanlı tarihini sağlıklı değerlendiremediğimiz evreler var

Bu anlamda söyledikleriniz yanlış değil ancak arz ettiklerinizin dışında farklı hususlarda var kanımca

Bir kere Cumhuriyet, Osmanlının yükselme devrini müteakip kurulmaz

Yine İslam kültür ve medeniyeti bazında alırsak Endülüs ya da Abbasilerin seçkin zamanlarını takiben de kurulmuş değil

Demem o ki, gece müspet yatıp sabah kendimizi menfi noktada bulmuş değiliz

Cumhuriyet döneminden öncede Osmanlı ve İslam dünyası ileri, güçlü hüviyetini yitirmiş durumda

Tanzimat ve Meşrutiyet evrelerinden geçmeden Cumhuriyete gelmedik

Masonik sistem Osmanlı'nın son evrelerinde ağını örmekte

Diğer yandan, Osmanlının farklı evrelerinin nüfus üzerinden de okunması gerek

Nüfus bir ülkede hal ve gidiş noktasında istatistiksel bir göstergedir

Tarihçi Erhan Afyoncu, "nüfusumuz artmadığı için bir imparatorluğu kaybettik" başlıklı yazısında ilginç bilgiler vermekte

Söz gelimi, 17'inci asırdan itibaren nüfus dengesi Osmanlının aleyhine dönecekti demekte

Diğer yandan, "Birinci Dünya Savaşı başladığında ise Rusya'nın nüfusu 175 milyona yaklaşmıştı ve Ruslar bu savaşta 12 milyon kişilik ordu çıkarmışlardı. Osmanlı'nın nüfusu ise 22 milyondu ve tarihinin en büyük ordusunu çıkarmasına rağmen askerlerin sayısı sadece 2 milyon 750 bindi. " demektedir

Hani, on beşlilerin yahut lise sonların cepheye gitmesi gerçekliğinin nedeni karşımızda değil mi?

Nüfus, toplumların farklı çağlarda dinamizmini ortaya koymakta etken

Peki kıymetli hocam, Cumhuriyet dönemi neden Osmanlıya karşı olumsuzdu dersek

Siyasi eski yeni zıddiyeti kadar bunu besleyen ögelerde önemli

İmparatorluğun son evresi zaaflardan, sorunlardan uzak değil ki

Askeri mağlubiyetlerden tutalımda geleneksel toplumun eski canlılığını, dinamizmini kaybetmesi, ilimde medeniyette dünyaya hakim olunan çağları artan taassubun izlemesi, vs.

Demem o ki, gerek Osmanlının son dönem ve gerekse Cumhuriyeti kuran aydın ve askeri, siyasi erkân eski haşmeti değil çöküntüyü gözler, güçlü zamanları değil zayıf dönemleri görür

Artı 20'inci asrın ilk yarısında dünya ne merkezde?

Totaliter rejimlerle, komünizmle ırkçılıkla örülü bir dünya karşımızda

Atatürk Türkiyesi ise negatif ülke ve dünya konjonktürü içerisinde bir modernizasyon siyaseti izlemekte

Balkan ve Sadabat Paktı misali eski Osmanlı coğrafyasına karşı mesuliyet duymakta

Hani derim ki, düşünsel bağlamda eleştirel bakılan Osmanlının coğrafi mirasına karşı lakayıt kalındığı söylenemez bence

Diğer yandan erken Cumhuriyet dinin bizatihi kendisiyle değil, taassupla mücadelede

Ancak dünya genelinde 19'uncu asrın üfürdüğü pozitivist cereyanın etkisiyle dinle bağnazlığın birbirine karıştığı görülebilir, ki üstte belirttiğim gibi Osmanlı ve İslam dünyasının yükseliş değil gerileyiş evreleri karşımızda

Gerçi Osmanlı'nın 19'uncu asrıda modernleşmecidir

Hatta paradoksal biçimde bu son asrın 17 ve 18'inci asra göre daha canlı, dinamik yapıya sahip olduğu da söylenebilir

Zaten böyle olmasa Cumhuriyeti kuran kadro yetişmezdi, gökten zenbille inmediklerine göre

3'üncü Selim, 2'inci Mahmut ve 2'inci Abdülhamit dönemlerinin hizmetleri elbette var

Ancak yetersiz hocam!

Askerlik, teknoloji, bürokrasi, anayasa alanlarında bir modernizasyon siyaseti izlenir

Fakat bu, üstyapısal düzenlemeleri aşamaz

Benzeri üstyapısal çizgiyi aşamamak maalesef 1950 öncesinin de problemidir

Bu anlamda, Cumhuriyet döneminde de 1950 sonrasının kimi evrelerinin sunduğu bir gelişme çizgisi var

Ancak dış siyasette de ne yazık ki, 1945 sonrası Amerikanizme boyun eğmekteyiz

Sovyet tehdidi bizi batıya sevk eder ama mahkumda eder

Mesela Atatürk döneminin demiryolu siyaseti çok partili dönemde neden kamyon politikasına dönüşür?

Rahmetli Özal sosyalist denetleme yöntemi derdi demiryolculuğa maalesef

Ve ne yazık ki, AKP çevreleri de demiryolu alanında bu merkez sağ evreleri değil de erken Cumhuriyeti olumsuzluyor, ideolojik zıddiyetin yan etkisi kanımca

Bir de hocam, neden Cumhuriyet dönemi rijit bir Türkçülük siyaseti izler, orada da cevaplar var bence

Bir kere Osmanlı bazı nedenlerle devşirmeliğe ağırlık verirken Türkî yapılara mesafe koymakta

Bunda Anadolu Türklüğünün Kösedağ ve Ankara savaşında Moğollar karşısında yaşadığı sıkıntıların psikolojik etkisi var, Ankara Savaşı ve Fetret devri ile beraber neredeyse yok olmakta Osmanlı

Tabi daha eski çağlarda Türk devletlerini çöküşe sürükleyen bir hizipleşmek geleneği görülüyor

İmparatorluklarımız oğullar arasında bölünmekte, parçalanmakta

Osmanlı bu evrelerden şunu anlıyor, Türk'ün askeri/siyasi düzlemde hasmı yine Türk

Gerek tarihsellik gerekse hanedanı sakınma eğilimi Türkî yapılarla mesafe uyandırmakta Osmanlı'da, hatta devlete karşı isyanlarlada bezeli kıyıcı bir siyasettir Osmanlı'nın Türk politikası

Açıkçası İmparatorluğun özellikle yükselme devrinden itibaren devşirmelik yönetsel alanda etkinleşir, Türkî unsurlar ancak asker, rençber kulvarında yerlerini alabilir

Artı dilsel alanda da bölgede güçlü diller (Arapça, Farsça) ümmet çağınında etkisiyle kültürel alanda hakimiyet kurmakta

Demem şu ki, İslamla Araplaşmayı sanatsallıkla İranı birbirine katmamız bize asıl asimilasyonu Osmanlı döneminde yaşatır sanki

Nihai kertede Fransız ihtilali sonrasının milliyetçilik/ulusçuluk cereyanlarının etkisiyle imparatorluk içerisinde tebaa, kimlik ve bağımsızlık anlayışı geliştirmekte

Hatta imparatorluk içerisinde en son uyanan milliyetçilikte Türkçülük denebilir

En son uyanır ancak rijit, sert bir dalga sahilleri vuracaktır

Yüz yıl öncesinin antropolojik Türkçülük anlayışını müdafaa ettiğim sanılmasın, durum tespiti benim ki

Nihayet hocam

Yüreğinize, emeğinize, kaleminize, kelamınıza bereket

Saygı ve selamlarımla...






Cevap Yaz
muslumbayram
17 Mayıs 2019 Cuma 12:34:03
HEMDE İNANÇ PAZARLAYANLARIN ELİYLE DEMİ AMA....
SAYGILARIMLA

Cevap Yaz
Ahmet Zeytinci
17 Mayıs 2019 Cuma 11:14:00
Kültür Emperyalizmi bu, her zaman saldırır sade bize değil bir dolu topluma. Bu neden ile Türk Toplumu olarak yapacağımız yegane şey çocuklarımıza sahip çıkmak. Ama bunu bugünkü ortamda ne kadar başarabiliriz. Televizyonlarda yüzlerce kanal, kanallarda Türk Toplumu ile uzaktan yakından alakası olmayan onlarca dizi, nasıl etkilenmesin yavrucaklar. Sigara ve alkol kullanma yaşı bile çok aşağılara indi farkındaysanız... İş en önce aile de başlıyor kanımca. Eğer ki anne baba çocuğun belli yaşlarında manevi terbiyeyi verirse çocuklar geleceğe daha sağlam adımlar ile yürüyeceklerdir... Bizi biz yapan İslam Kültürünü ve Türklük Bilincini çocuklarımıza aşılamak ana görevimiz olmalıdır. Manidar bir yazıydı kutlarım...

Cevap Yaz
kumtaneleri
16 Mayıs 2019 Perşembe 20:40:44
Türk'ün Türklerden alabildiği, alabileceği, aldığı öyle çok güzel örnekler vardı ki, yeter yeter yeter ve artardı bile. Ülkenin sorunları belli aslında. Ve moda dediğimiz olay, fecii şekilde hızlıca yaygın.

Kenan Evren'de gizli düşmandı makam yarışında.

saygı ve selamlar



kumtaneleri tarafından 5/17/2019 7:14:21 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.