Şaban Aktaş (Homerotik)
2485 şiiri ve 262 yazısı kayıtlı Takip Et

Kazaların şok an(ı)ları



KAZALARIN ŞOK AN(I)LARI



Yaşam boyunca her insanın başından çok sayıda kaza gelir geçer. Bunlar ister istemez olan, olmasına engel olunmayan durumlar olarak belleğimize yerleşir. Kazalar şok anılar sınıfından olduğu için asla unutulmazlar.
En erken yaşta geçirdiğim kaza sınıfından sayılabilecek bir olay, daha iki yaşlarında Dumanlar köyünde dedem ile ninemin evinde iken sol yanağımdan bir kirmanın üstüne düşmem sonucu, kirmanın sivri ucunun yanağımı delmesidir ki hâlâ yanağımda izi bellidir. Yanağım şişmiş ve gözlerim kapanmıştı bir kaç gün unutmadım.

Daha sonra ortaokul çağlarında diz üstü çakıllı bir zemine futbol oynar iken düştüm ve sol dizimde çakılların fena halde sol diz kapağımı delmesi sonucu sol dizimde bir yara izi kaldı.

Yine ortaokul çağlarında Antalya’da Karaalioğlu parkı içinde kurulan Lunaparkta gezerken, oyuncaklar arasından kuvvet denemesi yapılan bir aleti hızla iterken , söz konusu düzeneğin en başındaki musluk boru gibi metalden yapılmış, fakat ucu açık ve keskin bırakılmış düzeneğe, raylı bir sistem üstünde hareket edip, hedefe ulaşması halinde bir mantarı patlatan rokete benzer metal düzeneği çok geriden iteklediğim için, kolumun borunun başına çarpması ve sağ el bileğimin arka kısmında kolumun adalelerinin derin bir yara almasıydı.

Kazalar çok çeşitli nedenlere dayalıdır ve bazıları ölüm ile sonuçlanır ne yazık ki! Düşme, kayma, yanma, yangın gibi daha saymakla bitemeyecek kaza türleri vardır. Unutamadığım ölümcül kazalar arasında geçirdiğim trafik kazaları da beni çok etkileyen olaylar arasındadır.

Yüksekokul yıllarımda (1974 - 1975 ??) Antalya’dan Ankara’ya giderken Polatlı yakınlarında o zamanların modern otobüs sınıfına giren Mercedes 302 model otobüsleri ile başımdan geçen bir kazadır. Metin Kurt isimli arkadaşım ile yanyana ve arabanın en ön 3 ve 4 nolu koltuğunda idik, ben koridor tarafında idim, arkadaşım Metin de sabaha karşı saat 05 sularında koltuğunda uykuya dalmış seyir halinde idik. Hava sisli, görüş mesafesi çok kısa ve yollar sabah yazında buzlanmış halde idi. Otobüs Kaptan bir an önünde bir otobüsü farketti anında direksiyonu sağa çevirdi, sağa kırmasa fren yapmaya vakit kalmadığı gibi çarpışma kaçınılmazdı işte o an arkadaşımı uyandırdım ’ Metin kalk uyan, sıkı tutun!! ’ diye bağırmışım ki metin de uyandı ben de önümdeki demire sımsıkı yapıştım, fakat sağa kıran otobüs şarampole tarlaya daldı bir süre o hızla yol adı. Meğer aynı yerde daha önce bir kamyon otobüs ile çarpışmış ve bizim önümüze çıkan otobüs sisten görünmediği gibi, hareket halinde de değil, durmuş orada, önce meydana gelen kazadan dolayı yolda beklemeye başlamış. Tarlaya giren otobüs bir süre sonra durdu ve bizim otobüsten yolcular sağ salim arabadan çıktılar. Fakat bir iki dakika geçmedi, o sırada önceden olan kaza nedeniyle tarlanın içinde yerde yatan birisi vardı; arkadan gelen başka bir otobüs yine yoğun sis nedeniyle bizim uğradığımız akibete uğradı ve yoldan çıkarak arazide başıboş sersem sersem gezen insanların üstüne doğru yol almaya başladı, otobüsü farkedenler hızla kaçışırken bir birlerine de’ Kaçın kaçın!’ diye uyarılar yapmaktan kendilerini alamıyorlardı. Ne yazık ki yerde yatan yarı baygın haldeki yolcuyu da bu son gelen otobüs yerde beynini patlatarak ezip geçti..

Az sonra hava aydınlandı ve gördüklerimi tüyler ürpertici idi. Bizden önce, gittiğimiz yönde seyreden otobüs, karşı yönden gelen bir kamyon ile burun buruna sis nedeniyle çarpışmış, kamyondan ile otobüs arasında sadece bir içi boş bir kafatası saçları ile birlikte sıkışarak asılıp kalmıştı! Manzara tek kelime ile korkunçtu! Olay yerine trafik ekipleri ve jandarmalar geldiler . Bizler öğrenci ve küçük yaşta olduğumuz için okulumuza da gitmek zorundaydık ve yoldan gelen başkaca araca el edip durdurduk ve Ankara’ya devam ettik. Benim uyanıklığım sayesinde camdan çıkmadık ve yoksa araba şarampole indiğimiz an koltuklara sıkı tutunmamış olsaydık, camdan dışarı fırlar giderdik belki. İşte bu kazayı gördükten sonra hayatım boyunca ehliyet almamaya karar verdim ve almadım . Keza ben aynı biçimde direksiyon başında kişisel kusurum nedeniyle bir başka insanın ölümüne neden olsa idim, geri kalan ömrüm benim için yaşanası bir ömür olmaktan çıkar, yıllarım vicdan azabı içinde geçerdi. Bu azabı yaşamak istemedim hiç..

Bir başka yaşadığım kaza ise, mobilet motosiklet kullanır iken ( 1990) oldu. Gece yarısı Antalya’da Konyaaltı Bulvarı üstünde saatte 75- 80 km bir hızla seyrederken, önde kalan sokaklardan birinden bir taksinin soluna bakmadan, baksa bile mobilet motosikleti araç yerine koymaksızın yola çıkmaya devam etmesinden kaynaklandı, ne kadar freni sıksam da yoldan sola dönecek olan taksinin ön tarafına giydirdim sol ön cam çerçevesine başım, alnımın sağ üst hizasından ve kaşımdan ve elmacık kemiğinden çarptı ve havada takla atıp uçarak taksini öbür yanına tepetaklak düştüm ve hemen yerden doğruldum. Sağa ayağım ayak bileği hizasından yarılmış, beynim yaralanmıştı. Çok şükür yine yaşıyordum. Hemen en yakın özel bir göz kliniğine götürüldüm taksi sürücüsü tarafından ve açılan gözüme dikiş atıldı.

Son yaşadığım önemli bir trafik kazası da Antalya’dan bir öğrenci grubu ile Pamukkale Truva Çanakkale , Menemen’deki Şehit Kubilay Kubilay ve İzmir Konak meydanındaki Şehit Gazeteci Hasan Tahsin anıtını ve izmir’i görmek için gideceğimiz gezi grubundan meydana geldi ve gezimizin ilk günü sabah 08.07 sularında meydana gelen olay nedeniyle gezi öğrenci çocuklarımız açısından hüsran ve hâyâl kırıklığı ile sonuçlandı ancak ölen ya da ağrı yaralanan olmaması, ufak tefek sıyrıklar ile kazanın atlatılmış olması nedeni ile halimize yine de şükrettik. Arabamızın çift sürücüsü vardı ve teknik açıdan hiçbir noksanı yoktu. Otobüste 22 öğrenci 5 öğretmen ve dört öğrenci velisi vardı. Otobüs Serikten hareket etmiş, ben ise Antalya’dan geziye rehber olarak katılmıştım. Talihsiz kaza bizleri Denizli Acıpayam yolunda yakaladı.

Burdur Çavdır’dan sonra gelen beldeleri Büyükalan köyünü çıktık, Aynes süt, yoğurt ve peynir üreten fabrikayı da geçtik ve Acıpayam’a doğru yaklaşınca bana bir uyku çökmüş ve hafif sızmşım, yarı uyur yarı uyanık giderken bir sarsıntı ile gözlerimi açınca baktım ki otobüs yolun sağına doğru gidiyor kaza olacağı hissine kapılarak gayri ihtiyari ’ Kaptan sola çek, sola çek!’ diye uyarı yaptım, otobüs yolun kıyısına doğru yolalırken aşağısı şarampoldü ve şarampol sınırına doğru kaptan sola çevirmeye çalışsa da araç kendini toparlayamadı, yoldan çıktı ve o an şarampole girince kendimi koltuğun koruyucu kapağının arkasına doğru korumaya almaya çalışarak bir elim ile demire sıkıca yapışsam da şiddetli bir gürültü ile toz dumana karıştı ve otobüs burundan yere çakılarak yan yattı. O meyanda başım sağ yanından ve sağ yanağımdan bir yerlere şiddetle çarpmış, sol ayağım üst iç kısmından bir darbe almışım. Kendime geldiğimde sağlık ekipleri koluma girerek beni ambulansa yerleştirdiler, yanağıma kesik ve kanamadan dolayı Acıpayam’daki hastanede ilk müdahale yapıldı ve dikiş atıldı. Sonra beyin tomografi çekimi için Denizli Özel Sağlık Hastanesi’ne sevk edildim. Yanımda başkaca yaralı öğrenci velisi ve öğrenciler de vardı. Ambulanstaki sağlık görevlilerin Kaan adlı öğrenciyi uyanık tutmak için olağanüstü efor sarf etmeleri dikkat çekici idi. O an görüntümü cep telefonum ile kaydettim; yüzüme gözüm ağzıma burnuma ceketimin ceplerine varana dek toz toprak dolmuş, deri ceketim sağ kolundan , deri şapkam da sağ yanında çamura belenmiş ve yırtılmış, gömleğim, kazağım deri ceketim ve pantolonum yüzümden akan kana belenmişti. Kaza anında ve sonrasında olay yerine gelen ve bizleri kurtaran tüm ekiplere doktor ve hasta bakıcılara bu anlamda müteşekkirim. Yaklaşık yarım saat kadar beyin travması ve şok nedeniyle baygın olarak geçen anlarımda çevrede olan bitenlerin hiçbirinden haberim yok.. Yarım saat kadar zamanım ruhsuz geçmiş gibi karanlık bana..

Denizli Özel Hastanesinde estetik cerrah, beyin tomografisi sonrasında bana durumum hakkında bilgi verdi, sağ yağımda elmacık kemiğini ucundan yay gibi bir parça olduğunu orada kırılma meydan geldiğini, şimdi kemiklerin hafiften uç uca gelemediği için, yüzümdeki şişlikten sonra, kemikler kaynaşınca yüzümde estetik olarak hafif bir çöküntü olabileceğine dikkat çekti. Bunu da operasyonla giderilmesinin olanaklı olduğunu ve bu operasyonun bir hafta sonra yapılabileceğini söyledi. Ben ise buna gerek duyacağımı sanmıyorum , bu tür çöküntüler benim yaşamdan ders aldığım en büyük nişanelerim olacak.

Şok baygınlık evresinden çıkıp kendime gelince, ilk işim diğerlerinin akibetini merak etmek oldu; çok sağlıklı haberler olmasa da o kargaşa içinde ölü olmadığını duymak beni teskin etti, en önde olmalarından dolayı kaptanların da hayatta olmasına sevindim. Hemen geziyi düzenleyen acenta yetkilisine telefon ettim, o haberi zaten almış , otobüs kaptanı sanırım haber vermiş olmalı, ve kaza yerine doğru gelmekte olduklarını haber veriyorlar, o arada eşime haber veriyorum ve geçirdiğimiz kazayı, kısaca iyi olduğumu merak etmemesi gerektiğini, olanı biteni özetliyorum, fakat şok halinde, her şeyi bir anda diyemediğim için üç kez aramışım. Daha sonra kardeşlerim durumu öğrenip bana yardım için geliyorlar ve beni alıyorlar. Bu arada mimar olan kızkardeşim Denizli’den partili arkadaşlara haber etmiş ve arkadaşlarımız sağolsun geldiler ve bana hasta sedyesinde iken kahvaltı henüz yapmadığım için bana poğaça ve çay ve su getirdiler, siyasi yoldaşlık başka şey!
Bu arada kazayı televizyonlardan duyan rehber arkadaşlar benim araçta olduğumu Antalya Rehberler Odası Aydın Rehberler odası, İzmir Rehberler Odası ve ve öğrenip geçmiş olsun dileklerini ileterek neler yapabileceklerini sordular, kendilerine teşekkür ettim, yapılması gerekenlerin yapıldığını anlattım, yoksa onlar da acil bir durum olsa devreye girip yardıma koşacaklardı. Ancak bu arada Vakıfbank emeklilik ve hayat Sigortasını telefonla aradım, çünkü sigortalıyım, nasıl bir sigorta ise, en acil yardıma ihtiyacınız olduğu anda bile sizi beklemeye alıp oradan oraya aktarıyor, demem o ki bu sigorta bir işe yaramadı ve tabiri caiz ise ’Yaralı parmağa işemedi!’ bile! Diyorlar ki ’Belgelerinizi ibraz ederseniz bir size öngördüğümüz maddi desteği öderiz!’ diyorlar, bu mudur sigortacılık, benim anladığım sigorta o an özel ambulansını gönderir ve hastasının başında olur.

Ayrıca sigorta kapsamında mütalâa edilmesi gereken hizmetlerin yapılan sözleşmelerde çok ilkel biçimde kaleme alındığını, belirtilen maddeler kapsamı dışında, günün gereksinimlerine göre sigortacılık anlayışının değiştirilmesi gerektiğine inanıyorum, kaza sonrasında sanki yaralıyla anket yapıyorlar, bunlar anketçi, sigortacı değil!!! Örneğin gömleğime kan aktı deri ceketimin kolu yırtıldı, beyinsel zedelenme ve psikolojik travma geçirdim; bunun hiçbir bedeli yok mu?!

Dün yüzümdeki dikişleri aldırttım. Yaranın temiz ve iyi kaynaşmış olduğunu bildirdiler. On gün sonra dikişin alınması gerekirmiş. Yara açıkta kalacak ve her gün batikon ile pansuman edilecek..

Bunlar olayın benim baktığım pencereden görünen bazı yanları. Diğer yanlardan olayın aileler ve öğrenciler açısından irdelenecek, ve basında ya da adli makamlarda değerlendirİlecek oldukça karmaşık yanları var. Hiçbir kaza kolay değil, YARALANA YARALANA YAMALI BOHÇA GİBİ OLUYORUZ VE BİTİYOR HAYAT..
Buna rağmen sözün dediği gibi ’ Tedbir takdiri bozar!’ , dikkatli olmak da yarar var. Her şeyin kurallara uygun ve yasal çerçevede olması kaydıyla. , çağdaş bilimsel olması kaydıyla, yolların ve araçları düzgün, uyarıcı seyir tabelalarının dikkati çekecek özellikte gerekli yerlere yerleştirilmesi ve sürücülerimizin daha yavaş ve dikkatli araba kullanmaları halinde kazalar minimize edilebilecektir, ama sıfır kazalı yaşam yok gibi, ne yapsan oluyor bazı şeyler..

Bizzat kendi geçirdiğim yaralanma ve travma şok ile kendileri ile görüşme fırsatım olmayan elveda diyemediğim, geziye katılan tüm sevgili öğrencilere geçmiş olsun der , daha mutlu günlerde yine görüşmek dileği ile sağlık huzur ve başarı ve mutluluklar diliyorum.

Tanrım daha beter kazalardan herkesi saklasın ve sağlıcakla mutlu kalınız dostlar.

Şaban AKTAŞ
Profesyonel Turist rehberi
19.04.2019

Fotoğraf: Acıpayam’da
Kaza yerinden ambulans ile
Denizli Özel Hastanesi’ne sevkim.
16.04.2019 - 08.45





Beğen

Şaban Aktaş (Homerotik)
Kayıt Tarihi:19 Nisan 2019 Cuma 13:44:03

KAZALARIN ŞOK AN(I)LARI YAZISI'NA YORUM YAP
"KAZALARIN ŞOK AN(I)LARI " başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
IŞIĞA UYANMAK
Şiirin Hikayesini Görmek İçin Tıklayın

Şiirin Hikayesi

Sevgili dostlar,
Her birinize nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum..

Gerçekten kaza anını anımsamak istemiyorum. Ölüm ile yaşam arasında an oluyorki kıl payı bir fark kalıyor. Kaptana" sola çek kaptan sola çek! uyarısını yaptım fakat, buna rağmen bir iki saniye içinde
Otobüs şarampole girdiği anda başımı dizlerime doğru eğdim, koltuğun korumasının ardına kendimi attım ve en öndeki 3 nolu rehber koltuğunda idim ve gürültü ile kısa bir süre yolun sağ yanağı üstünde seyreden otobüsün burundan yere vurdu ve sağa yatmışız o an işte dünyanın sonu geldi diye geçti içimden...

Uyanıp kendime geldiğimde kafam bir yerlere çarptığı için yarım saat kadar baygın kalmışım..Bugün anlıyorum ki kafamın sağ yanı çok sert çarpmış, yanağım açılmış, ağzıma gözüme toprak dolmuş...demekki camdan çıkmışım diye düşünüyorum.. kaza ile ilgili videoları izledim, orada olanlardan hiçbir haberim yok. Ambulansa götürüldüğüm anı biliyorum..

Şapkamın ve deri ceketteki yırtıklar ile gömleğimdeki kanlardan sonra hâlâ yaşıyor olmam mucize sayılabilir.

Hepinize sağlıklı kazasız belasız günler diliyorum.

SAĞOLUN VAROLUN

Başım hâlâ çarpmadan dolayı ağrıyor.

17.04. 2019



En büyük mucize
Güneşin bugün de doğması;
Hep karanlık da olabilirdi,
Yaşamı ciddiye alın dostlar
Ölüme pes etmeden,
"Tedbir, takdiri bozar’
Her şeye karşın çözüm yoksa
Ne gelir elden;
Derin bir ah çekilirken içten
Anında düşer
Tiz acıların bileşkesi
Seni candan seven
Emek veren yoldaş yüreklere...

Olan oldu bir anda
Yan yattı araba
Toz duman ortalık
Vurunca başımı koltuğa
Baygın düşüp kalmışım
Yitirmişim bilincimi
Ruhsuz geçmiş yarım saat
Yüzüm, gözüm,
Ağzım, burnum, saçlarım,
Her şey darmadağın
Ceketin cebine kadar
Taş, toprak d/olmuş!

Sessiz bir çığlık ile
"Elveda!" derken dünyaya
Çıkmadık canda
Bin umut vardır hâlâ
Teslim etmeden her şeyini
"Eşeğini sağlam kazığa bağla,
Tanrıya öyle yalvar!"
İnce uzun, iniş çıkış, uçurum
Sisli puslu, itli puştlu
Zikzak çizer hayat yolu
"Kurt bulanık havayı sever"
Şeytan fırsatını kollar pundun
Nice acı, sevinç, keder
Sonsuzluğa uzayıp gider..

Şaban Aktaş
17.04.2018 - 08.45

Fotoğraf: Acıpayam’da
Kaza yerinden ambulans ile
Denizli Özel Hastanesi’ne sevkim.
16.04.2019 - 08.45

Şaban Aktaş (Şaban Aktaş (Homerotik))
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.


Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.