Bir Dünyevî
359 şiiri ve 38 yazısı kayıtlı Takip Et

Robot şairler,bu dinler, ah bu dinler...kim beni dinler?



Merhaba insanoğlu.
Tefekkür eden, düşünen, algoritmik düşünce sahipleri, uzay-zaman-mekan aralığına sıkışmış zavallılarız..

Bekliyordum böyle bir haber, ancak erken düştü piyasaya..

Para kazanmak isteyen, daha çok para kazanıp kâr sağlamak isteyen şirketler..

Robotik gelişmeler son hızla yayılıyor dünyaya.

Ülkemizin ayakta kalması, beka mücadelesi, anadolu coğrafyasının köleleştirilmemesi için...

Ya bir şeyler yapılmalı, ya iktidar daha doğrusu milletin dindar, muhafazakar, milliyetçi düşünce şekline bir an önce pozitif bilimler eklemlenmeli..

bakınız ve görünüz dostlar.

Etö ler, fetö ler ihtimal bir çok ideolojik düşünce, tarikatleşme, cemaatleşme, kemalistleşme, ulusalcılaşma..

Bize 68 kuşağından miras kaldı. DAHA DOĞRUSU 68 KUŞAĞININ SİYASİ İDEOLOJİK KESİMİNDEN. Bilimsel yenilikleri takip etmeyen, demokrasiyi özünden benimsemeyen, yargıyı ideolojikleştiren, iktidarların yargıya hesap vermemek için kırk takla attığı çoğu böyle 68 kuşağının, sağ sol diye birbirlerine düşürülmüşler, laik-antilaik diye bölünmüşler, hukuğu kendi kafalarına göre yorumlayarak içinden çıkılmaz hale getirmişler vb vb ....ve bu miras inanın çok kötü bir miras imiş. ülkeyi çökertmeye doğru gidiyor..

Atatürk ilke ve inkiaplarından kaç tanesi bizi gelecek dünyaya taşır?

1- Cumhuriyetçilik2- Milliyetçilik 3- Halkçılık 4- Devletçilik 5- Laiklik6- İnkılapçılık veya devrimcilik… (Atatürk bu iki deyimi de kullanmıştır).

Cumhuriyet rejiminden daha iyi bir sistem bulmalıyız? Lakin bunun Başkanlık olmadığı gün gibi aşikar.

Milliyetçilik ve Halkçılık genelde hep çatışma üreten bir kavram. İkisini birbirinden ayırt etmek zor.

Devletçilik? Devlet düzeninin yasanın üstünlüğü varsa devlet, düşündüğümüz devlettir, ideal devlettir. Ancak 68 kuşağının bize bıraktığı devlet mirasında veya yüzyılların milletimize bıraktığı devlet mirasında yasal üstünlük bir türlü zengine, bakana, çakala, tımar sahiplerine, beylere işlemiyor. Milletin ekserisi, zekat ve sadaka verilip, sosyal yardım edilip günü kurtarması için fakir kalmaları, yoksuluktan kurtulmamaları gerektiği psikolojik olarak basın yayın yoluyla bilinçaltımıza işleniyor.

Bizlere ne öğrettiler? Fakire, yoksula, yetime-öksüze vb kol kanat ger, yardım et..
Bizlere insanların neden fakir oldukları, nasıl fakir veya yetimöksüz kalabildikleri anlatılmadı hiç. Sadece fakir gördün mü yardım et, yoksulun çocuğunun okutmasına yardımcı ol, yetim öksüzün hakkını kesinlikle ihlal etme, koru, gözet.. doğru elbette. Peki neden, ülkemizde fakirler-yoksullar gittikçe çoğalıyor??

İlke ve inkilaplardan geriye kalanlar:
Laiklik ve devrimcilik..

Bu iki kavramdan dindarların ödü kopuyor. Daha doğrusu ne olduğunu bilmiyorlar bile. Bu konuda herhangi bir tartışmaya girsen; ya kafir derler, ya küfrederler. Tefekkür denilen bir şey kalmamış dindar kesimde.

Laiklik: Bir imparatorluğun (Osmanlı’yı baştan son inceleyin) olmazsa olmazıdır. Osmanlı zamanında adını koymadan laikliği uygulamış.

Asıl anlatmak istediğim;
Devrimcilik. Bu kelimeyi ekseri sol kesim kullanır. Sağ eksen, ülkücü kesim, dindar kesim bu kelimeden korkar.

Peki, ne de devrim yapacağız?

Bakınız ve görünüz, anlayınız?

Kimya, fizik, teknoloji aldı başını gidiyor dünyada.

www.mynet.com/dunyanin-ilk-robot-din-adami-190101143948

Şimdilik ekranlarda görülen ve japon din adamı (neden din kadını değil diye cinsiyetçi bir tartışmaya gerek yok) denilen robot, yakın gelecekte yürüyebilecek, insanlar arasına, toplumlar arasına karışabilecek..

Suudierin; Kabe imamımı olarak bir robotu tercih ettiğini düşünün? Dini felsefe, dindar tefekkür dünyası felç geçirir, iman, ibadet vb kavramlar üzerinde yeni yüzyılda elbette yine eskilerden benzer izler taşıyan tartışmalar alır başını yürür? ilk tartışma da Robot’un müslüman olup olmadığı olur herhalde.

Şu anlar için dünyanın büyük medeniyetleri veya birlikteliğini nizamını kurmuş coğrafyalarında ne gibi bir yönelim olduğunu tam olarak bilemiyoruz..

Yalnız bildiklerimiz az çok insansız makine kullanımının, uzaktan makine kullanımının son sürat toplumsal düzenin içine girdiği.

Geçenlerde de çin’den ödev yapan robot haberi okumuştum.

Yine sanırım Abd’de hayvana ihtiyaç kalmadan labaratuvar ortamında et üretilebildiğine dair bir haber? Ki balın labaratuvar ortamında üretildiği hepimiz biliyoruzdur.

Üretim planlamalarından, toprak kullanımına, teknolojik seviyemizden, askeri gücümüze, toplumsal dayanışmamızdan veya millet olma bilinçimizden, eğitim-sağlık, sosyal sınıflara, cinsiyetçilik problemlerine kadar vb vb vb konuyu dağıtmadan

Yapacağımız ilk şeylerden öncelikli olanı milletvekili yeterlilik sınavı getirmek olacaktır. Tabii ki güvenliğini sağlamak zorundayız bu soruların, son yıllarda çalınan sınav soruları haberlerinin gerçek olduğu ortaya çıktı. Ki kaldı ki, milletvekilleri az çok varlıklı zengin kesimdir, ellerini uzatmış gibi soru çalmalarını engellemeliyiz.

Sadece diploma değil, diplomaların gitgide kalitesi düşmeye başladı artık, bir de önümüze gelen şehre üniversite açtık ki, çok olanın değeri az olur hesabı...Bir esnaf da bu sınava girebilecek, bir sanayide bir çırakta, postahanedeki bir güvenlikçide, ormanda ster yapan oduncu da, yaylada koyun otlatan çobanda...İçimizdeki kaliteli, dikkatli, iradeli vb beyinleri insanımızı arayıp bulmak zorundayız.

Parayla diploma almışlardan danışman yapmak değil mesele danışmana gerek duymayacak kadar donanımlı siyasetçi bulabilmek.Çünkü ülkemizi siyasetçiler yönetecek, yalanı olmayan, dürüst siyasetçi saymaya kalksak kaç tane devlet yöneticisi bulabileceğiz? Hodri meydan...68 kuşağından kalan ve genelde sağ ve muhafazakar kültürden beslenen siyasetçilerin çoğu yalan söylemeyi dar-ül harp görerek yalanı doğru, beyazı kara gibi ekranlarda anlatıyor arkadaşlar.

Lakin bu sınavı getirmek mecburiyetindeyiz diye düşünüyorum. Yoksa yeni yüzyıla kalamayacağız, ya işgal edileceğiz, ya birbirimize düşürüleceğiz.

Hizmet sektörünün büyümesi, ülkemizi büyütmeyecek arkadaşlar.

Açık pazar durumundayız ki bu da alım güçümüz yüksek olduğu sürece geçerli bir kavram olarak kalacaktır. Alım güçümüz devamlı düşmeye devam ederse, bir müddet sonra pazar değill, köleleştirilmesi gereken bir coğrafya olarak dünyanın ağzını sulandırırız.

cep telefonu üretemiyoruz, araba üretemiyoruz,uçak, tank, patatesi bile ithal eder duruma geldiysek varın gelecek tasaffurunu sizler yapın.

ki kaldı ki; Devrim denen bir araba üretmişiz, uçak fabrikamız varmış.

cumhuriyetin kazanımlarını lütfen düşünün ey müslümanlar, ey alnı secdeli şairler...

Hakka, hukuka, doğru söyleyenlere itibar edin.

Sizleri amigo gibi coşturan siyasetçilerden uzak durun.

vb vb vb dünya yeni bir çağa girmek üzere, bu çağ; tam kapitalist bir çağ olacak gibi duruyor.

yine de denilen bir diğer konu da dünya ortaçağ karanlığına gömülecek...

lakin Tam Kapitalist Çağ (TKÇ) gelmesinin yüzdesel oranı daha büyük gibi..

Yani;
Bir Aile;
Bir İnsan;

meyve,sebze ve etini kendisi üretecek.
suyunu kendisi sağlayacak.
elektirğini kendisi üretecek.
ısınma problemini kendisi halledecek.
eğitim giderleri azalacak.
sağlık sorunları asgariye inecek
Güvenliğini kendi sağlayacak gibi...

Nasıl olacak demeyin?
3 boyutlu yazıcılar ile üretim:) Atomların; elektronik devreler ile düzenlenmesi...ışınla meydana çıkarılması..
Doğal kaynaklar herkese yeter güneşten, rüzgardan, nemden bile enerji üretebilecek aletler sayesinde..

geriye kalan;
yani;
bir devlet;
anlaşmazlıkların çözümü için adalet

ha keza hakim ve savcıların bile belleğine anayasa ve alt mevzuat yüklenmiş robotlar vasıtasıyle yerine getirilmesi konusunda haber okumadım daha ama o da uzun zaman almayacaktır.

Ya milletim benim yazdıklarımı dikkate alır ya da torunları köleleşmek mecburiyetinde kalacaktır.

Dünyadaki ekonomik çağ dönüşümlerini lütfen inceleyin, toplumları, milletleri, imparatorlukları nasıl yerle yeksan etmiş.

Akıbetimiz hayrolsun..
iyilik,güzellik ve yardımlaşma ile kalınız.

İkinci yazı( ANA SAYFADAN DÜŞMESİ GEREKİYORMUŞ:) İDARE DE HAKLI KENDİNCE..

Bu aralar yeniden yazmak istiyorum, kendimce...

SORGULAMALAR..(14.03.2019-03:47

kul kısmı, rabbini sorgulayabilir mi? hani ibrahim peygemberin sorgulamaları gibi.. belki benim yazacaklarım sorgulamadan ziyade yargılama olacak sanki.. günaha girer miyim, bilemiyorum..

şimdi okuduk kutsal kitapları birbirinden izler taşıyor ve genel de aslında dinimizce tüm insanların islam fıtratında doğduğu kabul ediliyor. ve rabbimiz, peyder pey peygamberler göndermiş ve her peygamberin ümmeti bu noktada ayrılmış birbirinden?

aklıma bu gece takılan soru?

madem tevrat ve incil değiştirildi ve kuran son kitap vahiyle gelen. neden kuranda tevrat ve incili daha çok doğrulayan ayet gönderilmedi de iseviler ve museviler ve muhammediler diye ayrıldı inananlar. ayetler bu bölünmeyi neden körükledi?

aslında şöyle bir düşününce ekseri dinler ortadoğu kaynaklı..bataklık bir bölge sanki... lakin tarih boyunca da bir çok büyük savaş bu bölgedeki kutsallar için yapılmış..sanki rab, insanlar birbirleriyle savaşsın, ödürsün diye yaratmış gibi bir izlenim çıkıyor ortaya..

kuranda bir çok ayet iyiliği güzelliği emrederken, zorlayıcı bir dışlama da var..
sonradan da; dinde zorlama yoktur mealinde ayetler...

imanımı mı kaybediyorum nedir??

robotik filmleri izliyor musunuz veya bilim kurgu diyeyim...

prometheus, chappie vb...

replikler, ikili konuşmalar da ilginç bir felsefe sergilemiş senaristler..

prometheusun başlangıç dakiklarında geçen konuşmalar:

insan, robotu meydana getirdi,
ancak insan ölümlü.
robotlar ise ölümsüz..yapay hafıza..

chappie ise

daha enteresan, ölen insanın bilinçinin teknoloji kullanılarak mekanik bir robota aktarılması ve bilinçin, insandaki gibi robotta devam etmesi..ancak insan bedeninin ölmesi lakin robotta yaşamaya devam eden bir insan, ölümden sonra yaşam gibi beden değiştirmiş bilinç veya ruh mümkün mü?

peki son 50 yılda üretilen yapay zekalı robotların, insanlık için düşündükleri traji komik denilemeyecek şekilde insanlık hakkındaki düşünceleri..

yine "suretler" diye bir film daha vardı. bir çok insanın aynısına benzeyen robotumsu insanlar..
benim yerime işe giden ben gibi..çiftçi yerine çiftçilik yapan çiftçi robot veya insanlar yerine savaşan robotlar..

kuşlar gibi uçmak bir zamanlar imkansızdı, şimdi makineler sayesinde uçuyoruz..

lakin daha kanat takıp, herhangi bir araca gerek duymadan uzak mesafeler alamıyoruz..

genetiğin değiltirilmesi...

melezleme... hayvanlar üzerinden yıllardır yapılıyormuş...

at ile eşşeğin, at ile zebranın, aslan ile kaplanın, çeşitli köpek ırklarının melezlenmesi, öküz çeşitlerinin melezlenmesi...

bir çok teknolojik gelişmeyi hayvanları inceleyerek edindik...
en başta ölen insanın toprağa gömülmesini kargalar öğrendik diye biliyorum..

kızıl ötesi görmeyi belki baykuşlar,
x ışınlarıyla röntgen çekmeyi bir başka hayvandan...
karıncadan, arıdan, kurtlardan vb bir çok hayvandan bir çok sosyal ve teknolojik faaliyet öğrendik..

lakin hayvanlar hiç gelime gösteremedi yani gelişen bilinçten yoksundular..

programları veya ruhları veya akılları belli bir seviyeyi geçemedi..

lakin insan...

binlerce yıllık gelişimin üstüne 200 yılda binlerce yıla eşdeğer bir başka gelişmişlik yaşadı..

son haberlerde gördüm, dünyada 7-8 tane genetiği değiştirilmiş bebekten bahsediyordu ve insan genetiğinin değiştirilmesinin dünyada yasaklanması istemişlerdi bilim adamları..

inanın benim aklım duruyor ve çaresizliğim beni tüketiyor..

hani necip fazıl’ın bazı dergilerde karikatürü vardır,

kafatasının içinden arşa uzanmaya çalışan bir beyin....

bilmiyorum son zamanlarda, bolca felak nas ve ihlas süresi okuyorum...

lakin içim yüreğim beynim gitgide beni bitiriyor...lakin dışarıdan baksan normal bir insanım, kendine has özellikleri ve alışkanlıkları aynı.. eskisine nazaran daha çok susmuş, devamlı tebessüm lakin içi harap..

bir insan inançını kaybederse nasıl yaşayabilir veya nasıl bir hayata nasıl devam eder??

ateistler veya allah ainanmayanlar yaşamayı nasıl başarıyor..

evrim teorisinin inanmıyorum çok okudum o konuda ancak mantığım kabul etmedi bunu da belrteyim..

ancak lakin fakat, teknolojik gelişmeler yok mu???

insanın, doğayı veya atomu veya molekülleri, elektonu nasul kontrol edebildiği bir efsane...

doğayı baştan aşağı elbette kontrol edemiyoruz, iklimsel sıcaklığın artmasını engelleyemiyoruz hatta hızlandırıyoruz ama...

son 200 yılda çok şey değişti hatta son 50 yılda daha ilerisi geldi??

daha nereye kadar gidebilir insanoğlu?

peygamberleirn mucizelerine erşiecek teknolojik sıçrama mümkün mü, bir çok yazı da, dini sorgulamalarda böyle okudum..

miraç mucizesi: yıldızlar veya zamanlar veya mekanlar arası hızlı bir hareket, yolculuk(hz muhammedden)
ölülerin belli bir süre diriltmesi.(hz isadan)
kızıldeniz in ikiye ayrılması (hz musadan)
parçalanmış kuşun, parçaların dört ayrı tepeye konulup, gel deyince tepelerin ortasında bulunan insana kuş olarak dönmesi (hz ibrahim )
babasız meydana gelme (hz meryemin hamileliği)
balığın karnında yaşam (hz yunusdan)
insan dışı varlıkların, cinlerin kullanımı ( hz süleymandan)

bilim nereye kadar gidebilir?

babasız hamilelik büyük ölçüde tüp bebek çalışmalarıyla gerçekleştirildi desem olmaz, çünkü daha sperme ve yumurta kullanılıyor.. lakin hz meryemin hamileliği bundan azada, spermsiz bir döllenme var orada..

denizaltı yapıldı ancak canlı balık karnında yaşam daha gerçekleşmedi..

ışınlanma daha başarılamadı..

sulara hükmedilmedi...

benim yaşamım bir çok gelecek teknolojiyi görmeye yetmeyecek de...

daha neler göreceğiz.. kim bilir??

yukarıdaki bölümde bahsettim...

labaratuvarda hayvan etine bağlı kalmadan et üretimi...bu başarıldı..

ki bu et ihtiyacı veya etin uzun süre bozulmadan kullanılması 2000 yıldır bir şekilde geliştiriyor..

endonazya da yanlışım olmasın bir siyasetçi uçan araba vaat etti mesela..

bitmez bu çile...düşünmek başlı başına bir işkence...






Beğen

Bir Dünyevî
Kayıt Tarihi:13 Mart 2019 Çarşamba 16:41:43

ROBOT ŞAIRLER,BU DINLER, AH BU DINLER...KIM BENI DINLER? YAZISI'NA YORUM YAP
"Robot Şairler,Bu dinler, Ah bu dinler...Kim beni dinler?" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
EYYUP AKMETİN
15 Mart 2019 Cuma 17:04:05
Cenneti bu dünyada isteyenler yok ararlar. yazınız çok uzun bizim insanımız okumayı düşünmeyi sevmez. Hele yazı çok uzun olursa pek okunmaz.. Kısa kısa yazarsanız daha faydalı olur bizce.
Yazılarınız ve okurlarınız bereketli olusun.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.