ccelayir
71 şiiri ve 287 yazısı kayıtlı Takip Et

Popüler olmak istemeyen popüler yazar




Klinikte görevli kadın telefonun ahizesini kaldırıp bir rakamına bastı, ‘’Hastayı içeri gönderiyorum! Murat Bey son hastamız. Ben yavaş yavaş topukluyorum klinikten,’’ dedi. Yavaş yavaş topuklayacaktı, çünkü Zeynep Hanım günün son hastası ile genellikle uzun uzun sohbet ederdi. Telefonu sert şekilde kapattıktan sonra siyah kazaklı, lacivert montlu, gri pantolonlu, atletik yapılı hastaya kapıyı gösterdi.
‘’Doktor sizi bekliyor.’’
‘’Teşekkür ederim!’’ dedi Murat Mugan, kapının yerini tam olarak gösterdiği için alaylı şekilde gülümsemeyi ihmal etmedi. Dişçinin muayenesine giriyormuş gibi ürkerek kapıyı yavaşça açtı. Filmlerdeki psikiyatrist klinikleri gözlerinin önünden hızlıca geçti.
‘’Şöyle oturabilirsiniz!’’ dedi psikiyatrist. Hastasının bir an içerde rahatça uzanabileceği bir koltuk aradığı hissine kapıldı. İlk kez psikiyatriste gidenlerin hemen hemen hepsi uzanabilecekleri rahat bir koltuk hayal ettiklerinden emindi.
‘’Merhaba doktor hanım,’’ dedi Murat Mugan, gösterilen koltuğa oturdu.
‘’Merhaba,’’ diye karşılık verdi Zeynep Hanım. Yazma konusunda oldukça yetenekli olduğunu düşündüğü hastasının Allah’ın şanslı bir kulu olduğunu hızlıca içinden geçirdi. Hem yaratıcı bir yazardı, hem de oldukça yakışıklı bir adamdı. Beş yaş daha küçük olsa idi, böyle bir insanla evleneceğini tahmin ediyordu. Beline kadar uzanan kapkara saçlarına elleri gitti, hayır saçlarında tek bir tel beyazlamamıştı henüz. Yaşı otuz dokuzdu. Kapkara saçları olan bayan psikiyatristler gamsız olurlardı. Gamsızların saçı kırk beşinden sonra beyazlamaya başlardı.
Koltukta yan durarak, ‘’Bu şekilde mi oturmalıyım?’’ diye sordu.
‘’İstediğiniz şekilde oturabilirsiniz. Siz içeri girmeden önce sizin hakkınızda biraz araştırma yaptım Google Amca’dan, İroni yaptınız herhalde oturma şeklinizle ilgili,’’ dedi Zeynep Hanım gülümseyerek. Murat Mugan’ın yüzünde asılı olan memnuniyetsizlikten çekinerek aklından hızlıca sorması gereken sorunları geçirdi. Hastasının karşılık vermesine fırsat vermeden sorularını yöneltti. Nerede doğmuş, nasıl bir çocukluk geçirmiş, hayattan ne bekliyordu, ne bulmuştu? Günleri nasıl geçiyordu? Tek başına mı yaşıyordu? Korkuları var mıydı? Kafasına en çok taktığı mesele ne idi? Nasıl bir dünya özlemi içinde idi?
Tüm psikiyatristlerin sorduğu klişe sorulara kısa cevaplar veren Murat Mugan terlediğini fark etti. ‘’Bir bardak su alabilir miyim?’’ dedi elini boğazına atarak. Kısaca açıkladığı sorunların yazma işi ile bağlantısını kurma zamanı gelmişti.
‘’Hemen veriyorum,’’ dedi Zeynep Hanım. Telaşla ayağa kalkıp mini dolaptan bir şişe su aldı, köşedeki tezgâhın üstünde duran su bardağı ile beraber hastaya uzattı.
Zeynep Hanım kendi çevresinde iyi bir psikiyatrist olarak tanınmasına rağmen bazen hastalarını konuştururken heyecanlanır, kendisinin de bir açıdan hasta olduğunu belli ederdi. Bu dünyada kim tam anlamı ile sağlıklı idi ki! Her şeye rağmen güçlü bir insan olduğu her hareketinden belli ederdi.
‘’Evet, şimdi temel şikayetinizi sorayım,’’ dedi Zeynep Hanım koltuğuna tekrar oturduktan sonra. Hastasının bardağı sehpaya bırakma şekline dikkat etti. Hasta bardağı sehpanın tam ortasına dikkatle bırakmıştı. Bu adam evinde düzenli biri idi, her şey durması gerektiği yerde duruyordu.
Murat Mugan geriye yaslandı, derin bir nefes alıp gözlerini bir anlığına kapattı. ‘’Benim sorunum yazmak ile ilgili. Sürekli yazmak istiyorum, sürekli çalışmak istiyorum. Her saniyemi değerlendirmek istiyorum. Yazıyorum, okuyorum, yazıyorum. Tuvalete gitmek bile zaman kaybı benim için. Her şey ve herkes hakkında yazmak istiyorum. Yolda yürüyen yaşlı teyze, evde karşıma çıkan ufak bir böcek. Hadi buraya kadarında sorun yok diyelim… Gece yazdıklarımı sabah okuyunca beğenmiyor, bilgisayardan silip başımı ellerimin arasına alıyorum. Dayanamıyorum, tekrar yazmaya başlıyorum. İçimde yazma aşkı artmış olmasına rağmen iyi şeyler yazamıyorum. Gene de sürekli yazıyorum. Yazdıkça sinirleniyorum kendime ve okuyucuya,’’ dedi. Zeynep Hanım’ın araya girmediğini görünce devam etti.
‘’Bazen eskiden yazdığım romanlara bakıyorum. Berbat yazdığım fikrine kapılıp kitabı fırlatıyorum. Kendim ve dünya hakkında karamsar fikirlere kapılıyorum. İnanın bazen intihar etmek istiyorum. Büyük bir sorun daha var… Gittikçe popüler bir yazar oluyorum. İnternette herkes benden bahsediyor, uzun uzun övüyor. O övgülerden de nefret ediyorum. Arada bir bana küfür sayan adamlara denk geliyor, seviniyorum. Sonra anlıyorum ki insanlar popüler yazarlara küfür eder.’’
Zeynep Hanım gülümsedi hafifçe.
‘’Popülerlik berbat bir şey ve ben popüler olmak istemiyorum. Kötü yazarlar popüler oluyor bence. Şimdi konuşulan kişi ilerde konuşulmaz. Ben yüz yıl sonra dünyaya gelen insanların benden bahsetmesini isterim.’’
‘’Anlıyorum!’’ dedi Zeynep Hanım ciddiyetle.
‘’Uykuya dalmadan önce aklımdan tümcelerin geçmesini istemiyorum. Henüz bitirmediğim romanın kahramanı küstahça beynime girerek konuşmaya devam ediyor. Bu berbat bir şeydir. Hiçbir zaman kendimle baş başa kalamıyorum,’’ dedi Murat Mugan hiddetle. Ellerini dizlerine koydu, spor ayakkabısına yoğunlaştı.
‘’Tek başınıza mı yaşıyorsunuz?’’ diye sordu, önündeki dosyaya bir an dikkatle baktı.
‘’Evet, tek başıma oturuyorum. Kimse benimle yaşayamaz. Yaklaşık bir yıl önce yanımda kalan bir hatun vardı. Bana ana avrat küfür ederek çıkıp gitti. Bilirsiniz işte… Ünlü topçu, popçu, patronlarla yatmaktan sıkılıp melankolik takılan yazar bozuntularına yanaşan tipler,’’ dedi Murat Mugan. Mürekkep lekeli elini gür saçlarının arasına daldırıp çıkardı.
‘’Yazmak tek aşkı olan insanlar için ikinci bir aşk yoktur, demek ki. Peki, geceleri sık sık uyanıyor musunuz?’’
‘’Her şey çok yavan, sorduğunuz sorular da çok yavan… Kusura bakmayın ama gerçek bu. Nadiren uyanıyorum. Geceleri sık sık uyansam herhalde kafayı tamamen sıyırırım,’’ dedi Murat Mugan. Aklına bir şey gelmiş gibi cama doğru döndü. ‘’Dünyada her gün binlerce insan açlıktan ölürken böyle sorunların içinde boğuşuyor olmaktan utanıyorum açıkçası. Benim adımı daha önce hiç duymuş muydunuz, duydunuz ise hiç okudunuz mu yazdıklarımı?’’
‘’Hayır, adınızı hiç duymadım. Ben duymadığıma göre çok popüler bir yazar değilsiniz. Ben popüler yazarları takip ederim,’’ dedi Zeynep Hanım gülümseyerek. ‘’Adınızı birkaç sene önce bir arkadaşım bana söylemiş olabilir, tam emin değilim.’’
‘’Popüler yazarları takip eden bir insana benzemiyorsunuz doktor hanım,’’ dedi Murat Mugan. Hevesle ekledi. ‘’Yazdıklarımı okumanızı isterdim. Belki o zaman bana faydanız dokunurdu.’’
‘’O zaman birkaç eserinizi okuyayım, sizinle tekrar görüşelim. Hava karardı artık, saat geç oldu. Bugünlük bu kadar yeter mi?’’ dedi Zeynep Hanım. Önündeki dosyaları toplayarak masanın köşesine koydu, dizüstü bilgisayarı kapattı.
‘’Tamam, öyle yapalım,’’ dedi Murat Mugan.
‘’O zaman dükkânı kapatayım!’’
‘’Siz dükkanı kapatın, ben kapının önünde bekliyorum. Sizinle dükkânın dışında da biraz sohbet etmek isterim,’’ dedi Murat Mugan. Bir hata yapmış gibi Zeynep Hanım’dan gözlerini kaçırdı. ‘’Bir sakıncası var mı? Yoksa özel bir şeyler mi yapacaktınız dükkânı kapattıktan sonra?’’
‘’Yok, benim için sorun değil. Normalde sorun da, kötü yazan bir yazar olduğunuz için sizi istisna olarak kabul edebilirim,’’ dedi Zeynep Hanım. Kurduğu bu anlamsız ve absürt cümleyi içinden tekrar etti.
‘’Çok güzel! Eviniz hangi tarafta?’’
‘’Bakırköy’de. Sizin ev hangi tarafta?’’
‘’Benim ev de Bakırköy’de!’’ dedi Murat Mugan. Genç bayanı yukarıdan aşağı hızlıca süzdü. Böyle bir insanın hayatı derinlemesine anlatılabilirdi. Evet, bu konuda düşünmesi gerektiğini düşündü.
‘Araba ile gelmediniz sanırım. Ben sizi evinize kadar bırakırım.’’
‘’Çok iyi olur. Polikliniğin dışında bir sigara içip sizi bekleyeceğim,’’ dedi Murat Mugan keyifle. Kapıyı telaşla açıp klinikten çıktı.
Murat Mugan açık havaya çıkıp bir sigara yakınca içindeki yazma isteği aniden ortaya çıktı, ‘’Zeynep Hanım orta yaş bunalımına girmek üzere olan bir psikiyatrist idi. Çok güzel saçları, parlak kara gözleri, zarif bir bedeni vardı. Yazar bozuntusu Zeynep Hanım’ı ilk gördüğü an ondan etkilenmiş, gençliğinin ilk dönemindeki günlere dönmüştü,’’ diye geçirdi içinden. Hayır, saçma olmuştu öykünün girişi. Caddeden geçen araçların farları gözüne vuruyordu, binanın yan tarafına doğru dönüp sigarasından bir fırt çekti. ‘’Zeynep Hanım tahminimce otuz yedi, otuz sekiz yaşlarında olan ağır ve oturaklı bir doktor. Alıcı gözü ile Zeynep Hanım’ı süzen her erkeğin kendisine olan güvenin aniden yok olacağını söyleyebilirim… Hayır, olmadı. Böyle aptalca cümleler ile Zeynep Hanım’ı anlatmak haksızlık… Daha ayrıntılı şekilde anlatmam lazım. Okuyucum böyle süreçlerden geçtiğimi bilse tek bir kitabımı bile okumaz herhalde. Zeynep Hanım… Of olmuyor!’’
‘’Ne olmuyor?’’ dedi Zeynep Hanım gayet samimi bir ses tonu ile.
‘’Zeynep Hanım!’’ diyerek hızla döndü. ‘’Sesli mi düşünüyordum?’’
‘’Evet, sesli düşünüyordunuz. Sanırım adımı andınız az önce,’’ dedi Zeynep Hanım düşünceli şekilde dudağını ısırdıktan sonra. Adımlarını dikkatli atarak merdivenlere yöneldi. Arabayı gösterdi. Bir eli omzundaki krem rengi çantasında, diğer eli siyah renkli, beyaz kareli eteğinde idi. Diz kapaklarının altına kadar uzanan eteğinin altındaki bacakları sıska omuzlarına göre fazla etli idi.
‘’Ben sizi de yazdığım metinlere katma derdindeyim!’’ dedi Murat Mugan. Samimi bir arkadaşını takip ediyormuş gibi Zeynep Hanım’ın arkasından yürüdü.
Zeynep Hanım çantasından arabanın anahtarını çıkarıp aracın arkasından döndü, ‘’Hayır, psikiyatristinizi yazdıklarınıza karıştırmanız hoş değil. Lütfen berbat eserlerinize, size yardımcı olmak isteyen bir doktorun adını karıştırmayın,’’ dedi şakacı bir tonla. İstanbul trafiğinde çok iyi araba kullanan cingöz bir bayan gibi direksiyonun başına geçti, Murat Mugan’ın binmesini sabırla bekledi.
‘’Gerçekten de adınızı karıştırmamalı mıyım?’’
‘’Adımı karıştırmayın desem de biliyorum ki karıştıracaksınız. Yazarlar dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanır, kimin ne dediğini pek umursamazlar. Sürekli üzerine atlayacakları bir hikaye arayıp dururlar. Canınız nasıl istiyorsa öyle yapın, ama şunu bilin dünya sizin etrafınızda dönmüyor.’’
‘’Haksızlık yapıyorsunuz. Yazarların etrafında dönen bir dünya vardır her zaman,’’ dedi Murat Mugan sitem edercesine.
Zeynep Hanım karşılık vermeyerek arabanın kontağını çevirdi. Araba İstanbul’un yoğun trafiğinde akarken karanlık tamamen çöktü, kış akşamlarına özgü tuhaf bir hareketlilik içinde idi şehir. İnce ince serpmeye başlayan kış yağmuru sokak lambalarının altında parlıyor, egzoz dumanları usul usul dağılıp görünmez oluyordu ince yağmur tanelerinin içinde. Kaldırımlarda yürüyen yayalar arabanın camlarında silikleşiyor, kızıl ışıkların içinde aniden kayboluyorlardı. Kontrolsüz kavşaklarda ağızlarındaki düdükle el yol hareketi yapan trafik polisleri bir görünüp bir kayboluyorlardı.
‘’İnsanları özetleyen bir şey söyleyin,’’ dedi Murat Mugan. ‘’Temel sorunumuz ne?’’ Bakışlarını Zeynep Hanım’dan uzaklaştırıp kaygan ve parlak yola odaklandı.
‘’Korku, endişe, kaygı, acı!’’ diye cevap verdi Zeynep Hanım soğukkanlılıkla. ‘’Biz bu kelimelerden ibaret olan varlıklarız. Ne yaparsak yapalım bir çözüm üretemeyiz. Siz bana geldiniz, size elbette yardım edeceğim. Fakat şunu unutmayın, içimizdeki endişe hiçbir zaman geçmez.’’ İnsanlarda doğumla beraber başlayan bir hastalık vardı. Bu hastalıktan kurtulmanın tek yolu ölmek idi. Zeynep Hanım hastasına ölmekten bahsedecek değildi. Bir tiyatro sahnesi idi dünya, rolünü oynamaktan başka çare yoktu.

Beğen

ccelayir
Kayıt Tarihi:20 Şubat 2019 Çarşamba 23:00:45

POPÜLER OLMAK İSTEMEYEN POPÜLER YAZAR YAZISI'NA YORUM YAP
" POPÜLER OLMAK İSTEMEYEN POPÜLER YAZAR" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.