Gamzelimm
190 şiiri ve 24 yazısı kayıtlı Takip Et

' seksenler '



' SEKSENLER '

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 5.2.2019 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bundan yıllar önce ’Seksenler’ adında bir yerli dizi yayınlanmıştı TRT1 ekranlarında.
Ben o zamanlar hem çok yoğun çalıştığım, hem de televizyon izlemeyi sevmediğim için
izlememiştim bu diziyi. Ama diziyle ilgili espriler, yorumlar başta iş yerindeki
arkadaşlarım olmak üzere insanların sohbetlerinden eksik olmuyordu.

Aradan uzun zaman geçti. Bir süredir çalışmıyorum. Televizyon izlemeyi hâlâ sevmiyorum.
Ama televizyonda oynamış iyi yerli dizileri internetten izlemeye çalışıyorum.
Seksenler dizisi de izlediklerim arasında yer aldı ve yüreğimde sıcacık bir yer buldu
aynı zamanda bir çok şeyi de sorgulamama neden oldu.

Dizedeki oyuncuların isim ya da ne kadar başarılı bir oyun sergilemiş olduklarından
bahsetmek istemiyorum. Bana neler hissettirdi ve neler düşündürdü, konu bu.

Teknolojiyi hiç sevemedim. Hayatımız için bir çok imkanlar ve kolaylıklar sağladığı
bir gerçek, bunu inkar edemem. Ama teknoloji bana hep soğuk ve asık yüzlü bir canavar
olarak geliyor. Bize verdiklerinin yanında götürdükleri o kadar fazla ki.
Teknolojinin bize neler getirdiğinin farkındayız da, bizden neler eksilttiğinin acaba
yeterince farkında mıyız ?

Seksenli yıllarda cep telefonu, internet yok. Ama insanlar arasında nasıl kuvvetli bir
iletişim varsa asla kopukluk yok. Bir aile düşünün, her zaman birbirlerinin nerede
olduklarından haberleri var. Her akşam toplandıkları evlerinin salonunda sıcacık
sohbetleri . Her yemek saatinde aynı masada bir araya gelen bir aile.
Birbirlerini dinleyen, anlamaya çalışan ve konuşarak çözüm bulmaya çalışan bir aile.
Çocuklarda büyüklerine karşı büyük ölçüde saygı var. Ne zaman susması gerektiğini herkes biliyor.
Aile bireyleri arasında laubalilik, yüz-göz olma gibi olumsuz şeyler yok.
Herkeste utanma duygusu had safhada.

Bir mahalle düşünün...Bırakın sadece komşulukları, mahalle bile bütünleşmiş halde yürekten gelen
bir sevgi ve samimiyetle. Birisi hasta olsa tüm mahalleli üzülüyor, hastaneye koşuyor.
Ya da biri mutlu bir olay yaşasa tüm mahalleli o mutlu olay kendi başına gelmiş kadar
seviniyor.
Şimdi mahalle samimiyeti zaten hayal oldu, komşuluk ise bir elin parmakları gibi azaldı.
Hatta komşusu yüksek sesle müzik dinlediği için kapısını çalıp elindeki silahla
kurşun yağmuruna tutanlar bile var. Duyuyoruz, okuyoruz.

O yıllarda evlerde hiç bir gösteriş yok. Eşyalar o kadar sade ki. Soba başında oturarak kestane yiyen
ailenin mutluluğu şu günlerde en lüks restoranlarda yemek yiyenlerde yok.

Konu aşk ise...sevdiği kıza aylarca açılamayan adamlar görüyoruz dizide. Sevdiğini söyleyebilse
bile utancından kızın gözlerine bakamayacak kadar mahcup adamlar.

Seksenler dizisi insanlara en güzel mesajları veren ve insana insan olmanın güzelliklerini
hatırlatan bir dizi.

Bazen televizyon kanallarını şöyle bir dolaşıyorum. O kadar çok yerli dizi var ki,inanın
hiç birini bilmiyorum. Zaten hepsi birbirine benziyor. Mafya, kavga, entrika, ihanet, cinayet
yüksek sesle bağırma, argo kelimeler, lanetli beddualı kelimeler almış başını gidiyor.

Şimdi bazılarınız diyebilir ki- hayat artık çok zorlaştı,insanlar hep meşgul. Zamanları
kalmıyor zaten aile bireyleriyle sohbet etmeye. Yorgunuz.

Herkes elindeki cep telefonuna ayırdığı ya da internette geçirdiği zamanın yarısını bile aile ve
yakınları için ayırsa inanın içlerimiz gittikçe kof olmaya devam etmezdi böyle.
O yıllarda da geçim sıkıntısı, zamlar vs vardı. O zamanlar da insanlar yaşayabilmek için
çalışmak zorundaydı. O zamanlar da insanların sorunları vardı. Yoruluyorlardı.
Özetle; şimdilerde insanların arkasına sığındıkları bahanelerin hepsi o yıllarda da vardı.

Ama demek ki insanlar, insanlığın meziyetlerinden bu kadar uzak değilmiş.

Şimdiki çocuklar için çok akıllı her şeyi biliyorlar büyümüş de küçülmüş deniyor sık sık.
Bu çok zaman aile büyükleri için gurur kaynağı bile oluyor.
Çocuğu sıkılıp ağlamasın oyalansın diye çocuğunun eline cep telefonu tutuşturan öyle çok
anne-baba var ki.
Bırakın çocuğunuz minicik yaşlarda haddinden fazla şey bilmesin. Zamanı geldiğinde öğrensin
bazı şeyleri de. O telefonlardan aldığı radyasyonların zararlarını karşılıyor mu, o yaşlarda
bilmemesi gereken şeyleri bile biliyor olmaları.

Çocuğunuzu doğa ile tanıştırın. Çocuk gerçek yaşamda büyüsün, oyunlar oynasın.
Gerçek arkadaşları olsun, paylaşmayı öğrensin.
Aile yakınlarınız, akrabalarınız ile yakınlaşmasını sağlayın.
Özellikle küçük yaşlarda mümkün olduğunca sanallıktan uzak olsun çocuklar.
Kendi rahatımızı düşünmek yerine ruh sağlığı yerinde çocuklar yetiştirmek olmalı ilk görevimiz.

Velhasıl İnsana ait tüm özel ve güzel duyguları yitiriyoruz. Durup da ben ne yapıyorum diye düşünmek
çok kişinin aklına bile gelmiyor.
Hem şikayet ediyoruz hem de bazı şeyler düzelsin diye hiç bir çabamız yok.

Ben özellikle son yıllarda insanları bu hale getiren asıl nedenin gayretsizlik olduğunu
sanıyorum. Hatta sanmıyor eminim. Emek harcanmayan, gayret gösterilmeyen hiç bir şeyden
fayda gelmez ne insanın kendisine ne de çevresine.

Memnun muyuz bu gün geldiğimiz durumdan; daha sabah saatlerinde hiç gülmeyen asık suratlarımızdan.
Sinirimizden, öfkemizden, tahammülsüzlüğümüzden, egolarımızdan, söz dinletemediğimiz nefislerimizden
Büyük beton binalarda bir dünya insan içindeki yalnızlıklarımızdan
Elimizde cep telefonlarıyla; eşimizle dostumuzla sohbet yerine tercih ettiğimiz sanal dünyadan
memnun muyuz ?

Zaman değişti, çağa ayak uyduruyoruz diyor da olabilir kimisi
Çağa ayak uydururken insanlığımızı askıya asıp orada unutmak mı gerekiyor ?

Herkes birilerini suçluyor. Çoğumuz kendimizle yüzleşmekten, kendimizi eleştirmekten yoksunuz.
Çünkü hatalarıyla yüz yüze gelmekten kimse hoşlanmaz.

Seksenler...Ne güzel bir diziydin sen. Bana unuttuğumuz bütün güzel değerleri yeniden hatırlattın.
Ne güzel insanlarmışız biz.

Peki şimdi neredeyiz ? Ne oldu yürekleri ellerinde o güzel insanlara, insanlığa ?
Ölmeden mi gömüyoruz kendimizi yoksa, kendimizin bile bulamayacağı kadar derinlere ?
Maddiyatın maneviyatın önünde olmasına daha ne kadar izin vereceğiz ?
Yeterince kaybetmedik mi bizi biz yapan en değerli duygularımızı ?

Saygımla


Beğen

Gamzelimm
Kayıt Tarihi:4 Şubat 2019 Pazartesi 10:07:43

' SEKSENLER ' YAZISI'NA YORUM YAP
"' SEKSENLER '" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
poeme_şiir
14 Şubat 2019 Perşembe 18:38:39
izlemekten yorulmadığımız bir dizi. Annemle birlikte izlerken onun mutluluğunu daha çok izliyorum. Her karesinde bak bundan bizde vardı, bu olayı biz de komşularımızla yaşardık dedikçe kaybedilen bitirilen ne çok güzellik olduğunu görüyoruz. Baksanıza dizi bile bitti. Oysa aktarılacak ne çok şey daha vardı. Az da olsa birşeyleri kendi çapımızda yaşatmalıyız. Nostaljik bir yazıydı ve bam telimize dokundu. Kalemine sağlık güzel kalem sevgiyle kal.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 15 Şubat 2019 Cuma 11:02:48
Çoktandır kaybettiğimiz özümüzü bize hatırlatan bir dizi seksenler.
O yıllardan çok sanırım herkes o yıllardaki kendini özlüyor daha çok.
Güzel yorum için çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle
BKaraer
7 Şubat 2019 Perşembe 18:30:17
Peki ya 60-70' li yıllar. Yeşilçam filmleri bile başka güzeldi..İşyerimden bir arkadaşım vardı.Bir klişeyi hep tekrardı.'' DÜNYAYA ERKEN GELDİK 22 bende müdahale ederdim.Ne çok geç nede çok erken.O yılları belleğeme kayıt ettim

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 7 Şubat 2019 Perşembe 21:12:37
Yeşilçam filmleri bugün bile keyifle izleniyor.
Zaten eski şarkıların ya da filmlerin bugün bile izleniyor ve beğeniliyor olması da insanların o günlere olan özlemini anlatmaya yetiyor.

60-70 li yılları çok iyi bilmiyorum. Aslında bu yılları da yazan arkadaşlar olsa ne güzel olur yazı bölümünde.

Seksenler dizisini izlerken düşündüklerimi yazıya döktüm aslında.
Severek izlediğim ve çok samimi bulduğum bir dizi.

Değer kattınız güzel yorumunuz ve ziyaretinizle.

Çok teşekkürler.

hürsel
7 Şubat 2019 Perşembe 10:53:27
Günaydınlar sevgili Gamzelimm ne değerli bir yazı paylaştım bizimle, teknolojiye gelince çok haklı tespitlerdi, doğru kullanmayı bilmiyoruz genel olarak, yüzyüze iletişimi çoktan unuttu insanlar, en önemlisi şeylerden birisi düşünmeyi akıl yürütmeyi bilmiyorlar, elinin altındaki telefon onun için düşünüyor ne yapmadı getektiğini o söylüyor, doğru ve yanlış , gerçek ve sanal birbirine karışmış durumda, 7-8 aylık bebeğin önüne telefondan çizgi film açılıyor , anne baba sırf kendi rahatından ödün vermemek için küçücük bebekler zehirlenmeye başlıyor , hem fiziksel hem zihinsel anlamda, yine çok uzun yazdım galiba, size çok teşekkür ederim böyle bir konuyu ele aldığı paylaştığınız için farkındalık yaratması ve birçok okuyucuya ulaşmadı temennisiyle, sevgi saygı ve selamlarımla, güzel bir gün diliyorum,

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 7 Şubat 2019 Perşembe 11:23:06
Günaydın canım.
İnsanların bir kısmı kaybettiği güzellikleri sanal dünyalarda bulmaya çalışıyor. Bu sağlıklı değil elbette. Fazlası özellikle tehlikeli boyutlara kadar gidebiliyor.

Ben mesela watsappdan biraz yazdığımda sıkılan ve oflamaya başlayan biriyim. Ya arıyorum bu yüzden ya da ses kaydıyla yolluyorum söyleyeceklerimi.
Cep telefonu sadece bir örnek, bunun gibi neler var daha insanları olumsuz yönde etkileyen.
Özet olarak bir şeyin suyunu çıkarmadan bırakmıyoruz kolay kolay. Bıktırana ve bıkana kadar aralıksız sürdürüyoruz.

Burada nasıl uzun yorum ve cevaplar yazıyorum, ben de buna şaşıyorum :))

Yokluk zamanlarında zengindi asıl insanlar.
Şimdi bir çok şey var ama çok insan mutsuz.
Sonu gelmeyen bir doyumsuzluk var.


Uzun yorumları severim, hiç sorun değil. Hem yorumun uzun olmamış.

Çok teşekkür ediyorum canım.
İçtenliğine sevgilerimle
Aygün Deniz
6 Şubat 2019 Çarşamba 13:33:44
En son ben kaldım yorum için.Aslında yazıyı ilk ben okumuştum ama o gün bir yoğun olunca,yazamadım.Bu sabah da kahvaltı yaparken,yine seksenlerin bir bölümüne rastladım ve yine kaçıncı olduğunu bilmiyorum aynı heyecan ve beğeni ile izledim.Ogünlerin güzelliğini unutmuyorum,her ne kadar o yıllarda yurt dışında olsam da, bu yüzden oralarda hep acı çektim...o günlerin güzelliğini aradım hep,samimi dostluklarını ve komşularını.Yazın çok güzel ve özlediğimiz bir konuyu ele almışsın GAMZELİMM.ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.SEVGİLER.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 7 Şubat 2019 Perşembe 11:17:34
Asıl ben teşekkür ederim. Değer verip de yazıyı okuduğun ve içten yorumunla sıcaklık kattığın için.
Gurbet zor gerçekten, Allah tüm gurbetçilerimizin yardımcısı olsun inşaallah.

O samimi komşuluklar burada da kalmadı ne yazık ki sevgili Günay.
Komşuluğu bırak selamlaşma bile yok.
Herkes kendi kabuğuna çekilmiş vaziyette.

Tekrar teşekkürler. Yorumunu okumak mutlu etti beni.

Sevgilerimle
levent taner
6 Şubat 2019 Çarşamba 12:51:46
Ben de bir dönem 70'ler ve 80'ler üzerinden birkaç yazı yazmıştım naçizane

Ancak sizin ki gibi özlü, derli toplu anlatım ne gezerrr

Değerli yazınıza gelirsek

Seksenler aslında dünle bugün arasında bir kırılımı da ortaya koyabilir

Yetmişlerin daha kapalı bir toplum evresi seksenlerde teknolojik bir gelişime kapı aralar da konforla ahlak arasında bir ters orantı var

Çağlar boyu düşünce adamlarının arz ettiği bir husustur

Konfor arttıkça ahlaki, toplumsal, kültürel bir yozlaşmayı beslemekte

Seksenler geleneksel özelliklerin henüz devam ettiği ve fakat aşınmanında temellendiği devre

Bugünün menfi yanlarının alttan alttan, içten içe mayalandığı devre

Kuşkusuz içten, samimi, özlü, berrak bir anlatımla gönlümüzü aydınlattınız

Yüreğinize, emeğinize, kaleminize, kelamınıza bereket

Gün başarınızı tebrik ederim

Saygı ve selamlarımla...


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 7 Şubat 2019 Perşembe 11:14:34
Estağfurullah Levent bey.
Tam tersi bizler gibi öğrenme aşamasında olan çıraklar için sizin gibi ustaların yazdığı yazılar ders ve örnek almamız gereken yazılar bence.

Yetmişleri hiç bilmiyorum, bu nedenle de fikir yürütemiyorum. Ama gittikçe artan yozlaşmaya bakılırsa eminim ki yetmişler seksenlerden daha güzeldir bir çok açıdan.

Dediğiniz gibi seksenli yıllarda başladı alttan alttan sarsılmaya bazı şeyler. Sonra da bir türlü toparlanamadı tam tersi gittikçe arttı.

Yazıyı okuduğunuz ve böylesine tamamlayıcı, anlamlı bir yorumla eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim.

Selam ve saygılarımla
Ahmet Zeytinci
5 Şubat 2019 Salı 17:47:05
Ben o dizinin müdavimlerinden birisiydim ve kaldırılınca çok üzüldüm gerçekten aynı senaristin doksanlar dizisi de pek tutmamış kaldırılmıştı hatırladığım kadar. Seksenli yıllar tam da bizim gençliğimize denk gelir. Zor yıllardı ama insanlık vardı. Tek kanallı televizyon ile mutluyduk. İnsanlar arasında şimdiki gibi fazla iletişim kopukluğu da yoktu. Komşuluk vardı, komşu kızları hem yardı, hem de kimisi bacımız idi... Şimdiki çocuklara acıyorum gerçekten, bir sonraki nesli ise düşünemiyorum bile şimdikiler böyle ise, onlar kim bilir ne olacak? Evet o yıllarda anarşi vardı, terör vardı belki ama insanlık da vardı, dostluk da vardı, birbirine tutkunluk da vardı. Şimdiki dizilerin hiç birini seyretmiyorum. Çocuklarıma da seyrettirmek istemiyorum. Türk toplumu kesinlikle bu değil. Kurtlar Vadisi Dizisini daha bir kere bile seyretmiş değilim, bu diziden sonra suç oranı, mafyavari davranışlar, sokak kabadayıları çoğaldı memlekette... Özetle diyeceklerim budur. Böyle anlamlı yazıların güne gelmesi gayet yerinde. Başarılar diler tebrik ederim...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 6 Şubat 2019 Çarşamba 10:51:04
Görsel medyaya düşen büyük sorumluluklar var, ama bunları yok sayıyor neredeyse bir çoğu artık.

Vurdulu kırdılı, çarpık ilişkili yerli diziler, reyting uğruna insanlara zorla kavga ettirilen yarışma programları. Televizyon tam bir facia. Yavaş yavaş zehirliyor insanları. Sadece televizyon da değil tüm sosyal medya ağları aslında. Yerinde ve doğru kullanılmadığında yarar değil zarar veriyor.

Türk toplumu kesinlikle bu değil derken öyle güzel ifade etmişsiniz ki, bu değil evet. Rayından çıkan bir toplum olduk.

Şimdiki çocuklar için ben de üzülüyorum. Bizler yine ucundan kıyısından insanların insanlıklarını hiç unutmadığı o güzel yılları yaşadık.
Ama şimdikiler o yılları bilmiyor, bu üzücü.

Ahmet bey onur verdiniz, değerli ve anlamlı yorumunuzla teşekkür ediyorum.

Saygımla
Ahmet Zeytinci 6 Şubat 2019 Çarşamba 13:55:25
Acayip bir toplum olduk çıktık. Recep İvedik gibi saçma sapan insan hiç bir şey katmayan kıroluk kokan filmler hasılat rekorları kırıyor bu memlekette. Hakeza insan metabolizmasını zorlayan yarışma saçmalıkları, insanlarda izliyor, neden? Kitap okumayı araştırmayı sevmedikleri için, televizyondan bilgi ve kültür sahibi olacakları zannına kapılıyorlar, mesele budur.
kedili
5 Şubat 2019 Salı 15:40:36
savruluyoruz... elimizden hiçbirşey gelmiyor malesef. boğulmak gibi. boğulmanın neresine saldırır insan, nasıl müzadele eder onunla. çaresiz bir iki çırpınıyoruz, sonra soluğumuz kesiliyor, savrulmaya teslim oluyoruz. dönüp daha elle tutulur dertlerimize çare aramaya başlıyoruz. yemek, içmek, ısınmak gibi.
insanın bir mücadele haddi var. istesede bunun üzere çıkamıyor. önceden mutlu olabilmek, insan kalabilmek için kullandığımız bu mücadele haddini artık hayata tutunmak, dünyadan payımıza düşecek maddi menfaati en yüksek seviyede tutabilmek için harcıyoruz. insalığa tutunmaya gücümüz kalmıyor, savruluyoruz...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 6 Şubat 2019 Çarşamba 10:43:40
Güzel yorumlamışsınız... Menfaatler maddiyat hedefli oldukça maneviyat arka planda kalıyor gittikçe. Bu da güzel değerlerden yoksullaşmaya başlayan insan topluluğu olmamıza neden oluyor.


İnsanın bir mücadele haddi var, doğru. Ama mücadele yok, asıl sorun buradan başlıyor. Gayretsizlik diye bu nedenle değinmek istedim konuya.
Çok kişide zamanın getirmiş olduklarına olduğu gibi bir boyun bükmüşlük var, bir kabulleniş var.


İnsanlığa tutunmayacak isek o zaman neden varız ki bu dünyada ?
Ölürken arkamızda bırakacağımız ve aslında hiç bizim olmamış olan maddi şeyler için mi ?


Sizin gibi değerli bir kalemin yazıyı okuyup yorumlamasına sevindim.
Teşekkür ediyorum.

Saygımla
ilhanaşıcı
5 Şubat 2019 Salı 14:01:04
"Varlığın anlamı yokken aklımızda
Yokluğun zenginliğini paylaşırdık

Aşklar vardı
Bir yastıkta ömre bedel
Pembe çerçeveler dolusu yaşatılan

Rengarenk boyalı onurlu bir mahallemiz vardı.
Ayaklarımız toprağa toprak ta bizi bağrına basardı
Ormanlar solurduk masum ciğerlerimizle
Sokaklar evimiz, evimiz yatak odasıydı bizim"


bilmem anlatabildim mi...
yazınla aktık o güzel günlere

eyvallah be sevgili Gamzelim...



1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 6 Şubat 2019 Çarşamba 10:36:37
O kadar güzel anlatmışsınız ki hem de...
Yokluğun zenginliğini paylaşırdık, oysa şimdilerde zenginliği paylaşamadığımız için yoksullaştık.

Gönüllerimiz gittikçe yoksullaşıyor.

Artık ne o aşklar kaldı, ne o rengarenk mahalleler ne de paylaşmanın güzelliği
Gittikçe yitiyoruz.

Ne güzel ne anlamlıydı yorumunuz İlhan bey.
Teşekkür ediyorum.

Saygımla
ÖNDER34
5 Şubat 2019 Salı 13:33:20
Gamzeli hanım güne düşen güzel eserini cani gönülden tebrik ederim ve ben de eskileri seksenleri çok severdim teknolojiye karşı olmasamda ama yinede sevmiyorum

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 6 Şubat 2019 Çarşamba 10:33:27
Doğru yönde kullanılırsa teknolojiye karşı değilim.
Ama bizler millet olarak bir şeyin suyunu çıkarana kadar üstüne gidiyoruz.
Abartıyoruz haddinden fazla. O zaman da işte amacından sapıyor bazı şeyler.

Ben sadece teknolojiyi sevemiyorum.

Teşekkür ederim Önder bey kıymetli yorumunuz için

Saygımla
fransız
5 Şubat 2019 Salı 12:59:33
dizilere karşıyım

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 6 Şubat 2019 Çarşamba 10:30:54
Ben genel olarak televizyona karşıyım:) Ama seksenler gibi insanlara güzel mesajlar veren ve unuttuğumuz güzel değerleri hatırlatan dizileri izlemeyi seviyorum.

Selamlarımla fransız
Vuslâtı kelam
5 Şubat 2019 Salı 10:07:59
Canım ablam....

Dün gelemedim yorumlamaya vallahi çok yoğun ve yorgundum...
Ve itiraf edeyim ki; yazının tamamını okumamıştım.


Güzel mesajlar veriyodu evet ablam ama senin de dedigin gibi malesef insanlık insanlığını kaybettiği icin eski saygı yok eski sevgi yok
arkabalara komsulara git gel ortadan kalkmis durumda...

Acı ama bir o kadar gercek
..

Sevgi ve dostluk dolu yüreginden opuyorum..

Sevgimle cokca guzel yureklim

Gun basarini da tebrik ederim...😘

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 5 Şubat 2019 Salı 10:14:34
Senin itirafını seveyim güzel kuşum...
Olsun ben biliyorum senin yoğunluğunu ve nasıl yorulduğunu.
Dostum olarak varlığın yetiyor bana Ayşem

Çok teşekkür ederim canım

Sevgilerimle
Vuslâtı kelam 5 Şubat 2019 Salı 10:20:17
Senin de dostluğun kizlarin da dostluklari benim.icin cok değerli

Varliginiz her zaman huzur vermistir...

Sevgimle tekrardan
Den(iz)
5 Şubat 2019 Salı 08:58:08
Zaman ile yapılan alışverişlerde eve götürdüklerimiz kadar kaldık işte... Bizimkisi hayattan şartlı tahliye

Sevgilerimle..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 5 Şubat 2019 Salı 09:14:07
Bir cümleyle tüm halimizin özeti...Ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi.

Sevgilerimle Denizciğim
İsabella
5 Şubat 2019 Salı 08:18:55
80 li yılların sonunda doğmuş olsam da herşeyi hatırlıyor gibiyim.
90 larda da çocuk olmak başka birşeydi.
Yazınız çok içine çekti. Herkesin özlemini dile getirdiniz aslında.
Hatırlıyorum annem karşı komsumuzla balkonda çamaşır makarası kurmuştu. Ne guzel bir samimiyetti. Şimdi nerdeee.
Eminim bütün yorumlar uzun olacak çünkü herkes bir anısını anlatmak isteyecek. Bu yıllar Ozlem dolu. Ee benim de anlatasim geldi.:)

Annem çamaşır asarken abimle sokağa kaçardık. Cunku üzerimiz kirlenir diye annem izin vermezdi. Acikinca da anne ekmek arası yollasana sepetle diye bagirirdik. Akşam ezanını kadar oylardik. Eve de korka korka girerdik. Pantolonumuzun paçalarindan kum çıkardı hep. Sahil kasabasında yaşıyorduk başka ne olurdu ki.
Kir toprak kirli yüzler ama masum tertemiz kalpler... ben hep şey düşünürüm bu yıllarda yaşayan gören başka aşık olur başka sever. Güzel sever..


Güzel yazıniza sevgiler..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 5 Şubat 2019 Salı 08:40:31
Yazıya yorumla katılan arkadaşların sizin gibi o yıllara ait anılarını anlatması öyle güzel ki.

Siz anlatınca yorumunuzu okurken kendi çocukluğum canlandı zihnimde.
Büyük bir bölümü aklımdan silinmişti ama akşam saatlerine kadar sokakta oynayan ve sonra eve korkarak giren bir çocuk da bendim o yıllarda.

Seksenleri yaşadım ben ve iyi ki de yaşamışım.
O yılları gören, yaşayan insanlar güzel seviyor dediğiniz gibi.
Çünkü severken saygı da duymasını biliyor. Kıymet biliyor.

O balkonlardan sarkıtılan sepetleri de iyi biliyorum:)
Ne güzel şeyler hatırlattınız bana ve bu yazıyı okuyan diğer tüm dostlara.

Yorumunuzu okumak gerçekten çok güzeldi.
Tüm kalbimle teşekkür ediyorum.

Sevgilerimle
Sevay
5 Şubat 2019 Salı 02:13:04
Benimde çok severek izlediğim bir dizi,duygularınıza tümüyle harf harf katılıyorum.Aile kavramı diye bir şey yok artık.Teknoloji bizi,tüm duygularımızı esir aldı.Bende çok şikayetciyim bu durumdan ama işte koca evde yabancılaşıyoruz günden güne birbirimize, uzaklaşıyoruz.Sizi ve bu güzel yazınızı kutluyorum.Kanayan yaramıza bir nebze su serptiniz.Sevgiyle kalın hep...sevgimle

Sevay tarafından 2/5/2019 5:48:51 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 5 Şubat 2019 Salı 08:12:59
Çok teşekkür ederim sevgili Sevay. Yazıyı okuyup böyle güzel bir yorumla da katılımda bulunduğunuz için.
Aslında farkına varabilsek bazı şeylerin ve gayret gösterebilsek bıkmadan ve usanmadan değişebilirdi belki de bazı şeyler. İnsanları sadece tüketim konusunda hızlandırmak için bütün görsel medya el ele vermiş durumda.
İnsan seksenler gibi dizileri izlediği zaman tüm bunlar için üzülüyor.
Ne halden ne hale geldiğimizi o kadar açık görünce.

Tekrar çok teşekkürler.
Siz de sevgiyle kalın hep
Sevay
5 Şubat 2019 Salı 02:12:59
Yüreginize sağlık...

Sevay tarafından 2/5/2019 9:46:13 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
EbRu Asya Yıldırım
5 Şubat 2019 Salı 01:09:23
Seksenli yılları çok hatırlamasamda, diziyi biliyorum. Hatta bir kaç gün önce denk geldim bir kanalda... Sanırım geçmiş bölüm tekrarlarından biriydi..
Dizi çok çabuk içine alıyor insanı, mümkündür ki eskiye duyulan özlemdir bunun sebebi..
İnsan geçmişi izlerken o günlere dönmek ister mi acep? İstiyor işte:))
Özellikle aile bağlarının kuvvetli olduğu ve aile sıcaklığının derinlemesine hissedildiği mahalle ortamına...

Üzülerek söylüyorum ki meğerse o zamanlar ne çok birlik beraberlik varmış, keza doksanlı yıllarda da öyle.. İki bin yılı milenyum yılı oldu olalı, minik minik uzaklaştık kutsal bildiğimiz değerlerimizden...

Neyse bu konu uzar gider canım, ben gün başarını kutlayım diye girdim nerdeyse açıp ağzımı yumacağım gözümü:)))

Yazında ele almış olduğun toplum ve teknolojiyle ilgili söylediğin her şeye katılıyorum..

Seni bu güzel çalışmanla günde görmek sevindirdi...

Tebriklerimi bırakıyorum sayfana

Ve kocaman

Sevgilerimi...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 5 Şubat 2019 Salı 08:44:07
Cansın sen Asyacığım

Seksenli yılları yaşamış biriyim. O diziye bu nedenle de bağlandım sanırım. Bana özlediğim, eksikliğini duyduğum bir çok şeyi hatırlatıyor.

Evet tekrar bölümleri de oynuyor bir kanalda ve ben yakalayabilirsem onları da tekrar izliyorum. Zaten defalarca da izlense bıkılacak bir dizi değil.

O yıllar gerçekten her anlamda güzeldi.
Yazıyı fazla uzatmamak için bazı şeylerden bahsetmedim. Yoksa sayfalar dolusu olurdu:)

Seni görmek ve yorumlarını okumak hep güzel ki
Çok teşekkür ediyorum canım

Sevgilerimle kucak dolusu
DEVRİM DENİZERİ
5 Şubat 2019 Salı 00:35:02
Ah ne diyorsunuz SEKSENLER benim kalp ilacım olmayı sürdürüyor hala
İlk başladığı tarihte 8 yıl sürmüştü ve bir bölümünü dahi kaçırmamıştım uzun zamandır iki kanalda birden gece ve gündüz kuşağında tekrarı yayınlanıyor ve ben 68 kuşağının gerçek neferi olarak yaralarımı sarmaya çalışıyorum
Birde Hatırla SEvgili vardı beni derinden etkileyen
Ömrünüze Bereket

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 5 Şubat 2019 Salı 08:50:25
Çok doğru, seksenler kalp ilacı gibi:) Ruha iyi geldiği bir gerçek. Ruha iyi gelen şey beden sağlığını da iyi yönde etkiler zaten.

Hatırla sevgiliyi hiç izlemedim. Sıcak aile dizilerini daha çok seviyorum belki de bundan. Gerçi dediğiniz dizi hakkında hiç fikrim yok.

Seksenlerin tekrar bölümlerini de izlemeye çalışıyorum elimden geldiğince.

Sizin de ömrünüze bereket
Sizi burada kıymetli yorumunuzla görmek ne güzel.
Çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle
Gülüm Çamlısoy
5 Şubat 2019 Salı 00:21:06
Diziyi seyretmedim ama seyretmiş kadar da oldum.
Yitip giden insanlığın ardından derin bir iç çekip duraksamak mı yoksa kendimize ve insanlığımıza sahip çıkıp-elbette maskesiz-ödün vermeden yaşamak mı?

Bir avuç kaldık ama avuçlarımızdaki dilekler solmayacak ve umut da.

Sevgimle.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 5 Şubat 2019 Salı 08:47:47
Diziyi izlemeni tavsiye ederim sevgili Gülüm.
Eminim sen de çok seveceksin.

Kocaman bir iç çekiyoruz haklısın gün geçtikçe yitip giden insanlığımızın ardından.
Maskesiz yaşamak en güzeli, olduğumuz gibi.Maske insanın kendini kandırmasından başka bir şey değil.

Dileklerimizi ve umutlarımızı soldurmamalıyız zaten hiç bir zaman.

Çok teşekkür ederim değerli katılımın için.
Sevgilerimle
Gülüm Çamlısoy 5 Şubat 2019 Salı 23:16:48
Seyredeceğim, sana söz veriyorum.

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Serkan BOL
4 Şubat 2019 Pazartesi 16:24:06
Seksenler başlığını görünce hemen aklıma seksenler dizisi gelmişti. Yanıltmadınız beni. İyi ki de yanılmadım. Yazınının içine girince yüzümde bir tebessüm belirdi. Sizin de belirtiğiniz gibi onca güncel dizi varken seksenlere takılıp duruyoruz. Zaman oldukça seyredip geçmişin izlerinden bir parça mutluluk alıp kenara koyuyoruz belki gerçekleşir diye.

Bilmiyorum neden bazıları ( benim gibileri ) o sihirli geçmişten kurtulamıyor. Seksenler dizisi bize dokusu bozulmamış masumiyeti resmediyor belki ondan dolayı defalarca geçmişe yelken açıp duruyoruz.

Oysa geçmişten geleceğe baktığımızda o yıllarda umutla baktığımız bu günler çok da berrak olacaktı. Belki de o günlerde bugünlerdeki teknolojik gelişmişliği(!) hesaba katamamıştık ki bugünün yetişen nesli, o gelişmiş(!) teknolojinin içinde boğulup gidiyor hesapsızca. Bizler sokakların son oyuncularıydık. Bizden sonra sokaklara inen sesler gitti yerini başka gürültüleri bıraktı. Seksenler doksanlar sadece bu anlamda bile çok çok güzel yıllardı. Yazık ki Milenyum hedefleri bizleri bambaşka yerlere sürükledi.

Benim de geçmişte ve bugün tek takip ettiğim dizi seksenler dizisi. Her ne kadar son yılını beğenmemiş olsam da diğer sezonlar çok güzel tatlar bıraktı hafızamızda.
Gönül isterdi ki başlayan her dizi böyle olsun. Herkes ailesiyle birlikte gönül rahatlığıyla seyredebilsin.

Yazı çok değerliydi. Kutluyorum değerli yazınızı.

Saygılarımla....

Serkan BOL tarafından 2/5/2019 12:20:05 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 4 Şubat 2019 Pazartesi 21:18:50
Ne güzel bir yorum yazmışsınız.
Ve ne kadar da haklı aynı zamanda. O sihirli geçmişten kurtulamıyoruz çünkü aslında hepimiz asıl özümüzü özlüyoruz. Bunca değişimden önceki hallerimizi. O samimiyeti, içtenliği ve art niyetsiz yaklaşımları. Kendimiz kadar başkalarına da değer verdiğimiz zamanları.
Teknolojinin içinde boğulmak sözü o kadar iyi oturmuş ki yerine.

Seksenler dizisini her gün tamamını olmasa bile on dakika için bile açıyorum.
Dediğiniz gibi şimdiki gibi diziler yoktu o yıllarda televizyonlarda.
Çok güzel aile dizileri vardı.

Çok teşekkür ediyorum yazıyı okuyup böyle güzel bir yorumla katıldığınız için.

Selam ve saygımla
Serap IRKÖRÜCÜ
4 Şubat 2019 Pazartesi 14:12:31
1300'lü yıllarda kaynaklarda geçen bir yazıda adını yazmamış bir yazar, toplumun olumsuzluklarından söz eder ve 'bunlar ahiret zamanının alametleri, dünyanın sonu geldi'. der.

Yüzıllar içine insanlığın gitgide çürüdüğü, değerlendirmelerin insanlık adına değil de ahbap - çavuş adına değiştirildiği, hakkaniyetten çok hemşehriliğin, ortak yaşanmışlığın ve 'bizdendir' anlaşıyının öne geçtiği düşünüldüğünde, bu kısacık geçnişimizden bu yana ne kadar çok şey kaybettiğimiz kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Okuduklarımız ve izlediklerimizden hangilerinde neyi beğenmiyorsak, biz yaptık onları. O yılları biz yaşadık, o değerleri bir değiştirdik, eksilenlerin yerine koyamadık, gidenlerin tutup çeviremedik!...

Seksenlere kadar bu değerleri koruyarak getiren kuşak, hiç hak etmediği halde bir de bu bozulmanın bedelini ödediler. Hâlâ da ödüyorlar ( ödüyoruz. )

O çok eleştirilen yetmişli yılların özgürlükçü ve tartışmacı yaklaşımı, birbirine saygılı ve korumacı bir kuşak yetiştirmişti. Seksenleri kuranlar işte onlar! Ama ne yazık ki güçlü sosyal değişimler, bu toplumun özgürlükçü yapısında yer alamayacağını ve istediklerini yaptıramayacklarını fark edenlerin çabasıyla ve bir gecede değişti.

Önce çok olumlu zannedilen bu değişimin toplumdaki sonuçlarını ancak şimdi görebiliyoruz.

Üzerine çok şey yazılacak bir konuydu Sevgili Gamzelimm. Ben de bu yönüyle yaklaştım.

Bir an seninle sohbet ediyorum zannettim. Sevgiyle kal.



1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 5 Şubat 2019 Salı 08:36:19
Evet aslında, o bir gecede bir çok şey değişti. Hatırlıyorum o geceyi, çok korktuğumu da iyi hatırlıyorum. Hiç yaşanmamış olsaydı şimdiki durumdan daha farklı olabilirdi her şey. İnşaallah tekrarları olmaz bir daha.

Zaten hepimiz hatalıyız en güzel değerlerin kaybedilmesinde. Sanki öyle hızlı gelişti ki her şey, ya da şimdi mi böyle geliyor bilemiyorum.

Bildiğim tek şey bir uçurumdan aşağıya doğru düşüyoruz sanki insanlık olarak.
Gerçekten yazılacak çok şey var sevgili Serap. Yazıda mümkün olduğunca kısaltmaya çalıştım bu nedenle hatta.

Ahir zamandayız dediğin gibi.
Ve senin konuya bu yönüyle yaklaşman da çok iyi olmuş.

Çok teşekkür ederim sevgili Serap
Yorumların her zaman değerli

Sevgilerimle
Mevaa
4 Şubat 2019 Pazartesi 12:58:44
80 ler ve 90 larda büyümüş biri olarak yazı o kadar anlamlı geldi ki canım . Aldı taa eskilere götürdü seninde dediğin gibi teknolojinin olmadığı yıllarda. Mesaj yada mail yerine mektubun olduğu, sevdiklerini görüp konuşabilmek için yüzyüze gelmenin beklendiği, sobaların yandığı, bayramlarda hep birlikte sokakların temizlendiği, harçlıklarla gazoz,şeker vs. almak için koşturmacaları, en önemlisi de komşuluğun, arkadaşlığın, sırdaşlığın, dostluğun olduğu zamanlara götürdü. Ne güzel yıllardı ve ne güzel günlerdi. Sevdalar bile güzel yaşanıyordu. saygı vardı insanlar arasında. Belki kötülüklerde vardı. Ama en azından bu kadar ayyuka değildi. Ortada yaşanmıyordu bu kadar açık. Bende hiç sevmiyorum teknolojiyi. Vatsaptan sohbet etmektense arayıp sesini duyup nasılsın diyerek sohbet ediyorum ve yazanlarada diyorum zaten bana vatsaptan yazmayın diye. Neden aramak yada gidip görmek ziyarete gitmek hal hatır sormak bu kadar zor geliyor ki insanlara. Bir yazıda okumuştum. Ayrılıklar bile mesajla bitiyor çoğu sevdada. Ne üzüntü verici bir durum. Sahtelik, kendini farklı gösterme, olduğunun dışında biri olarak görünme, art niyet hepsi teknoloji hayatımıza girdikten sonra çoğaldı. Seninde dediğin gibi bir çok kolaylık getirdi. Ama getirdiği kolaylıklar götürdüğü insanlığımızdan daha değerli değildi bence. Ben elimden geldiğince teknolojiyi kullanmamaya eski usul davranmayı seviyorum. Eski usul bir kadınım diyorum soranlara da. Bu halimi kınayan bile var. Ama kimseye aldırmıyorum. Ben böyleyim ve böyle olmaya devam edicem. Teknolojiyi değil insanlarla iletişim kurmayı, arayıp sesini duymayı, üzgünse ona sesimle moral vermeyi. Hatta kalkıp yanına gidip sarılarak destek olmayı seçiyorum ve seçmeye de devam edicem. Öyle güzel bir yazıydı ki daha yazsan neler yazılır canım benim. Hayranım senin kalemine ve yazdıklarına.
Ve yazındaki şu bölüm gerçekten çok ama çok etkiliydi

"Herkes birilerini suçluyor. Çoğumuz kendimizle yüzleşmekten, kendimizi eleştirmekten yoksunuz.
Çünkü hatalarıyla yüz yüze gelmekten kimse hoşlanmaz."

Keşke birilerini suçlamak yerine dönüp bir baksak kendimize değilmi. Acaba ben hatalımıyım. Hatalıysam nerede ve nasıl hata yapıyorum diyip özür dilemesini hatamızı kabullenmesini bilebilseydik. Özür dilemek bence çok büyük bir erdemliktir. Bu erdemliği gösteren ne yazıkki çok az kişi tanıdım. Herkes benim diyor. Ben neden özür dileyeceğim. Ben hata yapmadım ki o yaptı hatayı o dilesin diye bekleniyor. Oysa hatalı olan karşı taraf bile olsa özür dile ve anlat. Kendini eleştir ki o zaman karşındaki de görür hatasını değilmi canım. Bende ne kadar konuştum böyle . kusuruma bakma bam telime değdin canım benim

Seviyorum seni ve kalemini

Yüreğimden sana kocaman sevgilerimle. Kalemin hiç susmasın bitanem...


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 5 Şubat 2019 Salı 08:23:45
Canımsın...Öyle güzel dile getirmişsin ki.
Yüzümde tebessümle okudum yorumunu. İyi ki de eski usul bir kadınsın inşaallah da hep öyle kalırsın.

Eskiden mektuplar vardı bazen uzun uzun sayfalarca yazılırdı, bazen de renkli çiçekli kağıtlara. Bayramlarda uzaktaki yakınlar için çeşit çeşit tebrik kartları vardı. Hiç üşenmeden arkalarına güzel dilekler yazılırdı.

Bayramlarda tatile kaçacak yer aramazlardı insanlar. Bayram beraberlik demekti. Bir olmak demekti.

Dediğin gibi ayrılıklar bile cep telefonundan mesajla halledilir oldu. İnsanların kendilerine bile saygıları kalmadı ki çevrelerine olsun.

İşte seksenler gibi diziler bu nedenle seviliyor. Çünkü orada insan olmanın güzellikleri izleniyor. Önemli olan insan doğduktan sonra insan kalabilmek diyor sanki dizi.

Her şeyi çabucak tüketiyoruz. Çok ama çok üzücü.

Kendimizi eleştirmeyi sevmiyoruz mavim. Egolarımız öyle tavan yapmış ki . Nefislerimize söz geçiremez olmuşuz.

Allah'tan uzak yaşamanın etkisi çok büyük aslında. Bu nedenle en güzel duygularımız köreliyor, sevmek yeteneğimizi kaybediyoruz. Bu nedenle kimsenin kimseye saygısı kalmadı. Yemek yer gibi cana kıyar oldu insanlar. Vicdanlar sandıklara kilitlendi. Pişmanlık yok.

Yazılacak çok şey var da ben de uzattım bu yüzden cevabı biraz.
Canım ben de seni de kalemini de seviyorum.

Çok teşekkür ederim.
Sevgilerimi yolluyorum içten yüreğine
Meryem Ayan
4 Şubat 2019 Pazartesi 12:21:49
O yılları görmüş yaşamış biri olarak tadını güzelliğini çok iyi biliyorum
Sadelik vardı, sevgi saygı vardı. Okul hayatı bile bir başka güzel di o zaman
Şimdi ki gibi her istediğini netten bulmak gibi bir lüks yoktu kütüphane de sıra beklerdik okuyarak yazarak anlardık her şeyi kopyala yapıştır yoktu.
Şimdi ki gençler bu tür dizileri seyretmeyi bırak biz seyretmek istediğimiz de trip denen bir hal ve tavır içine giriyor akıllarınca dalga geçiyorlar
Bizler saklambaç evcilik oynanan çamurlara toza toprağa bulanan zamanların büyüklerin ellerini öpüp sonra alnımıza koyan zamanların insanıyız
şimdi kafa tokuşturup büyüklerine moruk diyen babasına peder diye hitap eden bir gençlik var maalesef.
Gelenek ve görenekler teknolojinin içinde kayboluyor
Çok güzel noktalara değinmiş harika bir yazı canım
Gönülden tebrikler
Sevgilerimle

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 4 Şubat 2019 Pazartesi 22:15:44
Öyle güzel yorumlar var ki sizlerden gelen. Her yorum başlı başına bir nostalji rüzgârı estiriyor sayfada.
Balım ne güzel anlatmışsın. Senin yorumunu okuyunca düşündüm nasıl bu hale gelebildik diye inan ki. üzücü gerçekten.

Çok teşekkür ederim canım.

Sevgilerimle
Gamzelimm 5 Şubat 2019 Salı 08:29:02
Ben şimdiki gençlerin bu şekilde olmasında hatayı ebeveynlerde de buluyorum. Bir çocuğun ilk eğitimi ailede başlar çünkü. Çocuk büyüklerini örnek alarak büyür, bu böyledir.
Görsel medya da sağ olsun bir hayli katkıda bulunuyor güzelliklerin ölmesinde.
Nette oyun oynamak uğruna aynı evde ailesinin yüzlerini unutan çocuklar var. Sağlıksız bir hayat yaşıyorlar.

Velhasıl seksenler güzel yıllardı. İyi ki gördük, iyi ki yaşadık o yılları.

Balım güzel yorumuna çok teşekkür ediyorum.

Sevgilerimle
Gamzelimm 5 Şubat 2019 Salı 08:53:56
Sana cevap yazmadım diye bir daha yazmışım, şimdi bir de bunu yazıyorum.
Ne olacak benim bu dalgın hallerim bilmem:))
Ahmet KARA
4 Şubat 2019 Pazartesi 10:34:59
Sizin bu yazmış olduğunuz güzel yazınız aklıma çocukluğumun anılarını getirdi.

Küçük ilçemizin o zaman parkı yoktu ama bir çukur tarla dediğimiz düz bir alan vardı. Bütün çocuklar ve gençler herkes kendi yaşına uygun bir oyun oynardı. O zamanın şartlarında şimdi ki gibi imkanda yoktu.
Hatta çok az miktarda futbol topu vardı. Ayak yalın futbol oynadığımı hatırlarım. Bir gün baktım ayak parmağımın birinin tırnağı yok.İnanın o heyecan içerisinde acısını bile hissetmedim. Sosyalleşmek için dayanışmak için ve birbirini tanımak için bir takım ruhu oluşması için mutlaka küçükten başlayarak belirli
gruplar içerisinde arkadaşlıklar tatmamız lazım.

Şimdi her tarafta tehlike var, sosyal ilişkilerimiz, bizi biz yapan değerlerimiz, hep unutuldu. Ne sokağımız da güven kaldı. Ne arkadaşlığa, ne de dostluğa.Hatta akraba akrabaya, kardeş kardeşe
güvenemez durumdayız.

Nasıl bu şekilde toplum olacağız nasıl bu şekilde ruhumuzu yeniden kazanacağız. Egolarımız ve tatmin olmayan benliğimiz, bitmek bilmeyen ihtiraslarımız la nereye kadar.

İnşallah yeniden bizi biz yapan değerlerimizi, inancımızı, sokağımızı, gençliğimizi ve kısaca ruhumuzu yeniden kazanırız inşallah.

Teşekkür ederim güzel dost çok beğenerek okuduğum bir yazı ve çok gerçekçi tespitler.


Selamlarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 4 Şubat 2019 Pazartesi 10:47:40
Ne güzel bir anıyla eşlik etmişsiniz, çok güzeldi okumak.
Parklarda, sokaklarda gerçek arkadaşlarla oynanan oyunlar internette sanal kahramanlarla oynanıyor artık. Ne kadar üzücü aslında.

İnşaallah dost insan. Yeniden hatırlar ve gömdüğümüz yerlerden çıkarıırız o güzel özelliklerimizi yeniden. İnsan olmaın ve paylaşmanın sevincini yeniden yaşarız hepimiz umarım .

İçten yorumunuz için çok teşekkür ederim.

Selam ve saygımla
Filiz Şahin.
4 Şubat 2019 Pazartesi 10:32:18
bozulmanın başladığı yıllardır ki zaten dizi ilerledikçe bu net görünüyor.
evet, güzel insanlardık



selamlar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 4 Şubat 2019 Pazartesi 10:38:47
Diziyi izlerken yazdım bunları birden:)
Aslında hiç yazı yazmak yoktu aklımda.

Çok güzel dizi gerçekten, insanın yüreğinin sıcacık yapıyor.
Yine o zamanlardaki gibi olabilseydik ne iyi olurdu.

Teşekkür ediyorum sevgili Filiz

Sevgiler, selamlar
muslumbayram
4 Şubat 2019 Pazartesi 10:31:26
Teknolojiyi hiç sevemedim. Hayatımız için bir çok imkanlar ve kolaylıklar sağladığı
bir gerçek, bunu inkar edemem. Ama teknoloji bana hep soğuk ve asık yüzlü bir canavar
olarak geliyor. Bize verdiklerinin yanında götürdükleri o kadar fazla ki.
Teknolojinin bize neler getirdiğinin farkındayız da, bizden neler eksilttiğinin acaba
yeterince farkında mıyız ?


Değerli gamzelim o kadar anlamlı ve de bir o kadar da yararlı bir konuya dem vurmuşsun ki tam 12 iken
derin bir yara derler ya işte olay budur dedirten bir yazı
muhteşem
herkesin okuması ve de duyarlılık yaratması açısından günümün yazısıdır diyorum
ayakta alkışlıyorum sizi ve güzel kaleminizi
saygılarımla

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 4 Şubat 2019 Pazartesi 10:43:18
Hiç sevemedim gerçekten teknolojiyi. Bazen eşime diyorum ki bir köyde yaşasak ne güzel olurdu.
O da bana diyor ki - internet yoksa sıkılırız, ne kadar kalacağız :))
İşte gelinen nokta hahaha
Ki biz sohbeti bol bir çift olmamıza rağmen internetsiz olmuyor yine de gördüğünüz üzere:))

Özellikle iş ile ilgili durumlarda ya da bilgi almak amaçlı teknoloji faydalı ama asıl amaçlar için kaç kişi kullanabiliyor acaba burası tartışılır.

Yazıyı beğenmenize sevindim Müslüm bey, çok teşekkür ederim.

Saygılar benden
muslumbayram 4 Şubat 2019 Pazartesi 10:48:59
Yahu internetine telefonuna bir şey demiyoruz
ancak bir merhaba bir günaydın bir samimi gülüş olmaz mı??????????? ;))))) sıkıntı bu
işyerine geliyorum bilinçli olarak günaydınnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn diye bağırıyorum bazen;))

saygılarımla
ABDULKERİM KAYA
4 Şubat 2019 Pazartesi 10:17:03
çok güzeldi Üstadem,çok haklısınız,insanlar konuşa konuşa anlaşır,ve sevgi saygı ve hürmet kuvvetlenir,sevgilerde Allah içindir ve samimidir.Dua ve selamlarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gamzelimm 4 Şubat 2019 Pazartesi 10:20:50
Var olun hocam.
Yaratılanı sevmeli Yaratan'dan ötürü diyoruz hep ama bunu ne kadar başarabiliyoruz ?

Umarım yine hatırlarız bizi insan yapan tüm güzellikleri

Onur verdiniz, teşekkür ediyorum.

Selam ve saygımla
Dua ile
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.