BayBuhar
0 şiiri ve 56 yazısı kayıtlı Takip Et

Sevgili mario



Sevgili Mario
“ Biz ancak ıslah edicileriz, derler.” Bakara/11 (nas)
Aslında sana hiç sevgili Mario demedim değil mi yine demeyecektim ama mektubu açıp okur musun acaba, diye öyle hitap ettim.
Ah nereden başlasam bilemiyorum. Sanırım başa gitmeliyim. Geceler boyu çok düşündüm, vaad ettiğin mutluğunda ne çok acılar çekmişim. Sen, hani beni olduğum bataklıktan kurtarmıştın ya, hep bunu söylerdin bana iki de bir. Sözlerin değildi konuşanların, üzerimdeki ürettiklerin beni benden götürürken içime hep bir fısıltıyla çemkirirdi. “ Hey! İnandığın her şey yalan.”
Ürkek ve şaşkındım… toplumun tüm kötülükleri üzerime çullandığı zaman buldun beni. Yapayalnız savunmasız… Ah Mario karanlık kaldırımların yağmurla ıslanmış çamura bulanmış çukurunda buldun beni. Başımı kaldırdığımda arkandan vuran sokak lambasının ışığı gözümü almıştı, uzun saçlarını benim için ıslattığını sanmıştım. Uzattığın ellerin soğuktu, ama bana o an o kadar sıcak gelmişti ki. Hızır mı hınzır mı uzanmıştı anlayamadım…
Nedensiz sevmelerin “aşk” olduğunu söylemiştin ve beni arındırdığın giysilerimi senin beğenilerine göre düzenleyişin aslında pek de hoşuma gitmemişti, ama uzatılan o ele mecburdum. “ Hadi gel!”dedin o kadar üşümüştüm ki seni izleyen çökmüş yüreğimi ışıl ışıl bir atmosfere sürükledin. Sıcacıktı bedenim, ellerim titremesini kesti. Ve üzerimdeki giysilere baktın “hadi çıkar at” diyeceksin diye korkmuştum getirdiğin giysileri ıslak elbiselerimin üzerine giymemi istedin. Sana ilk güvendiğim an o andı. Korkaktım… ürkektim… üzerimde ki ıslak giysileri de ben almamıştım, zorladılar tıpkı senin güven veren zorlaman gibi beni öyle giydirmişlerdi. Ama bunu düşünecek olgunluğum yoktu.
Ah Mario! Beni ilk yemeğe götürüşünü hatırlıyorum, tehditkar bakışların üzerime çevrileceği çekingenliği yaşıyordum ve bana gülümsedin. Tüm hizmetkarların çevremde dönüp dururken nasıl bulacaktım senden ayrı kendimi. Nereye baksam hep seni görüyordum. İnanmıştım, o gece vaadettiğin cennetin kapılarının açılmasını bekliyordum.
Sevmemi istedin…sevdim. Ama saklanıyordun, hiç maşuk aşıktan gizler mi kendini. “Belki Tanrı öyle yapar,” dediğimde ilk defa korktum gözlerinin manasından…
Tanrı çamurdan boş bir beden yapar ve yüksek zeka ıslık çalarak onun etrafında dolaşır, önce korkar yanına yanaşmaya. Çevresine bakınırken ayağının ucuyla dokunur yerde yatana. “ Tınnn!” diye bir ses çıkar, bir daha dokunur yine aynı sesi çıkar.
“ Ulan der korktuğum bu muydu bomboş bu, içini ben istediğim gibi doldururum.”
Diye anlatmıştın bana, ben de…
“ Tanrı neden boş bırakıyor o zaman.” Anlamamıştım…
Orkestra şefi ustalığıyla yönettiği sözcüklerin efendilerinin armonisinde evreni bana dinletdin. Ve senin filozofların bir senfoninin tüm notalarını defalarca savurdular gökyüzüne sonra yeniden bir araya getirdiler, “bak, dedin aynı armoni.” İşte buydu senin bana sunduğun gerçeğin. Bir maji yaşatıyordun bana. Oysa savrulan benim yaşam öykümün sözcükleriydi aslında, toparlamaya çalıştım çaresizce, sıralamak uğraştım çaresizce ama her defasında garip şeyler çıkıyordu ortaya bana verilmiş olan düzensizliğin düzenini oluşturmaya gayret ediyordum orijinal olan, gerçek olan oydu. Gördüğüm armoni buydu, ama karman çorman. Bu gerçeği benden uzaklaşmayasın diye, senden saklıyordum.
Mario sana epey sonra bir rüyamı anlatmıştım, hayretten fal taşı gibi açılan gözlerinle bana baktın, ellerin “sus” dedi dudaklarıma. Son cümlemi kuramadım. Ve senin titrediğini ilk defa o an fark ettim. Bayılacak gibi oldun.
“Dur!”dedin hazır değilim. Üzerime giydirdiğin giysilerimin altında kalan ıslak elbiselerime elini daldırdın ve “cart” diye çekişin canımı yakmıştı. İşte bir paçavra gibi ellerinde duruyordu, elbiselerim mi yoksa benliğim mi bilemiyordum.
“Hadi tamam şimdi söyle,”dedin.
“Yemin ediyorum rüyamda gördüğüm “saf çocuk” gerçeğime geldi.” Kahinlerini çağırdın kulağına bir şeyler fısıldadılar, garipçe gülümsedin.
“ Hadi kalk, dedin gidiyoruz.”
“Nereye?”
“Saf çocuğumuzu büyütmeye…”
Ve büyüttük… koskocaman içime sığmıyordu artık, lakin büyütenin ben olduğumu söylerdin oysa ben, hep senin söylediğini yaptım. Zaten ben de sen ne dersen ona göre yaşadım, her türlü iğrençlikler sevimli gelirdi bize. Şaşalı fitnelerimizi yaydık çevremize. Yalnız Mario hep içimde bir şüphe vardı. Günah gecelerimizin doruğunda senin dişil mi eril mi olduğunu anlayamıyordum. Bazen sana “Maria”diyesim geliyordu.
Ve son öğlen yemeğimize büyüttüğüm çocuğu getirmemiştim. En sonunda fark ettin.
“Sahi dedin nerede büyüttüklerin?”
Susmuştum seni kaybetmekten korkuyordum daha doğrusu ömrümün çalınmasından korkuyordum.
Israr ettin…ve ben de söyledim.
“Öldürdüm onu.”
“Nasıl yani…”
“Yani kendisi öldü aslında, içimdeki bir sesin çığlığına dayamadı. Hani sen benim elbiselerimi çekip atmıştın ya…”
“Lanet olasıca biliyorum…”
“Neyi?..”
“Bana söyletmeye mi çalışıyorsun.”
“ Tek bir sözcük söyledim canını bu kadar kolay verebileceğini nerden bilebilirdim. “Allah”.”
“ Lanet olasıca kes şunu…”
“ Ve anladım Tanrı’nın insanı nenden doldurmadığını çünkü insanın kendi kendisini doldurmasını istiyordu. Bu özgürlüktü bahşettiği insana Tanrı’nın. Ve koskoca mikro evreni doldurma iradesini verdi.”
“!...”
“ Oysa sen beni kendi malzemenle doldurmaya kalkıştın.”
Ve beni aldığın yere geri bıraktın…
Karanlık ve soğuk kaldırımlara geri döndüm tüm giysilerimden arındım çırılçıplak ama şimdi olması gereken kadar güçlüyüm. “Kötülük fahişeleri”yle oynaşan insanların vıcık vıcık olmuş ruhlarını görüyorum, rengarenk “ Hey baksana!”diyorum ve yüzlerine okkalı bir tükürük konduruyorum. Deli yaftalaması yapıştırdıkları çürük beyinlerinden gelen seslenişlerine aldırmıyorum.
“Hey sevgili Mario hadi gel! Ya da sevgili Maria! Ben burada yalnızca seni bekliyorum.”

Beğen

BayBuhar
Kayıt Tarihi:18 Ocak 2019 Cuma 21:13:47

SEVGILI MARIO YAZISI'NA YORUM YAP
"Sevgili Mario" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.




"Sevgili Mario" başlıklı yazıya
yapılan yorumları sadece site üyeleri görebilir.
(Bu seçenek yazı sahibi tarafından yapılmıştır.)
Bu yazıya yapılan yorumları görmek için üye girişi yapmalısınız...

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.