mi mirim
284 şiiri ve 144 yazısı kayıtlı Takip Et

Ejder meyveli smoothie (chia tohumu eşliğinde) ve itibar çorbası



Ejder Meyveli Smoothie (Chia tohumu eşliğinde) Ve İtibar Çorbası

O ne be ! Diyenleriniz çıkabilir.
Bu konuda ben de yazacaktım ama üniversiteden arkadaşım Mehmet TAHTA gayet güzel özetlemiş; gerek kalmadı. Sizinle paylaşayım istedim.
Menünün tek eksiği "İtibar Çorbası"

"Aşağıdaki liste,
Kurtuluş Savaşını kazanıp,Türk Milletine Zafer Bayramı hediye eden Mehmetçiğin günlük yemek listesidir :

Sabah:üzüm hoşafı,yarım ekmek
Öğle: yok
Akşam:Yağlı buğday çorbası
…..

Aşağıdaki liste ise,
Cumhuriyeti kuranların bıraktığı tüm eserleri satıp,şarbonlu dana ithal edip,500 milyar borç yapıp,ülkeye beka sorununa batırıp,kendi kendilerine ‘milletin adamı’ yakıştırması yapanların
Zafer Bayramı kutlamalarında,Saraylarındaki ekabir menüsüdür:

Ejder Meyveli Smoothie (Chia tohumu eşliğinde), Efuli (Liçi meyvesi eşliğinde), Aloevera (Starex meyvesi eşliğinde), Orman Meyveli Special…
***
Atatürk’ün en çok sevdiği yemek, kuru fasulye ile bulgur pilavıdır.
Atatürk’ün makamında, Gazilerin ve Şehitlerin manevi huzurunda keşke utanabilseydiniz." Mehmet TAHTA

Beğen

mirim
Kayıt Tarihi:4 Eylül 2018 Salı 23:25:08

EJDER MEYVELI SMOOTHIE (CHIA TOHUMU EŞLIĞINDE) VE İTIBAR ÇORBASı YAZISI'NA YORUM YAP
"Ejder Meyveli Smoothie (Chia tohumu eşliğinde) Ve İtibar Çorbası" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Beliz.
5 Eylül 2018 Çarşamba 23:20:20
Hünkar sofrasına yakışmaz bunlar
Bu nasıl bir alafrangalık ki haşa olmaz
Mutfak maiyeti tez elden cezalandırıla !!!

Ben yine de şu zencefilli somonlu Suşi' yi denemek isterim :))

Kaleminize sağlık, saygılar.










1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 5 Eylül 2018 Çarşamba 23:50:56
Valla ben de şiddetle kınadım !

Denemek için en az bir sene para biriktirmek zorundasınız. Bana güvenmeyin :)
Suat Zobu
5 Eylül 2018 Çarşamba 22:43:38
O ne la..

Ne kadar cahil kalmışız..

:) :(

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 5 Eylül 2018 Çarşamba 23:03:30
Mimarım sen bilmiyorsan biz nereden bilek...
Filiz Şahin.
5 Eylül 2018 Çarşamba 09:47:30
Türkiye Cumhuriyetinin 30 Ağustos Zafer Bayramı resepsiyonunda sunulan mönü çok daha zengin olmalıydı.

5 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) 5 Eylül 2018 Çarşamba 09:54:37
Bu da delirdi :)))
Filiz Şahin. 5 Eylül 2018 Çarşamba 10:04:20
bireysel değil devlet olarak bakıyorum
yani benim çay partim olsaydı tamam ama Devlet geleneği gereği öyle olmak zorunda vallaha bak
mirim 5 Eylül 2018 Çarşamba 12:29:03
Valla sen de haklısın ama o ejderli şey tatlıymış ve bir bardağı 120 TL imiş. Zaten yazdıklarımın hepsi tatlı. Ana menü ara sıcak gibi şeyler bu listede yok. Sorun değil de, mesela Tokat Kebabı, Kuzu Tandır, İrmik Helvası, Fırında Sütlaç kimin kızından aşağı :) Hem de fiyatları uygun...

Ama tabii bu da senin görüşün. Ama geçende Kanada Başbakanıyla bir başka ülke liderinin birlikte yediği öğle yemeğini görünce şaşırdım. Valla ikisinin önünde de birer tabak vardı. Bence bizimkiler her konuda olduğu gibi bu konuda da abartmışlar.
mirim 5 Eylül 2018 Çarşamba 13:21:21
Sizin hatırınız için listeyi ele geçirdim :)

— Ejder Meyveli Smoothie (Chia tohumu eşliğinde), Efuli (Liçi meyvesi eşliğinde), Aloevera (Starex meyvesi eşliğinde), Orman Meyveli Special, Bahçe Naneli Limonata, Taze Sıkılmış Portakal, Taze Sıkılmış Greyfurt, Taze Sıkılmış Havuç, Taze Sıkılmış Elma.

Yiyecek menüsü;
— Pataşur içerisinde Çerkez Tavuğu, Zencefilli Somonlu Suşi, Tartalet içerisinde Antakya usulü Humus, Susamlı Levrek Simidi, Aydın usulü kuzu çöp şiş...
Filiz Şahin. 5 Eylül 2018 Çarşamba 13:30:27
aynı yeni Türkiye işte
muslumbayram
5 Eylül 2018 Çarşamba 09:43:15
SÖZÜN BİTTİĞİ NOKTA.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 5 Eylül 2018 Çarşamba 12:40:07
Hatta başlamadan bittiği nokta.
Den(iz)
5 Eylül 2018 Çarşamba 09:20:09
Kazanılan zafere ulaşana kadar yaşanan kıyametten sadece kısa bir kesiti paylaşmak istedim. Eğer insanın içinde vatan sevgisi yoksa,şehitlerine saygı duymuyorsa,tarihi hakkında bilinçlenmemiş ise ve sahip çıkmıyorsa minnet duygusu da beslemezsin. Bu anlattıklarım bir insanda aniden gelişmez. Büyüdükçe ailenle,okulunla,çevrenle etkileşimle gelişir. Böyle davranışların tek suçlusu bireyler değildir. Bunlara susan herkes,bunları normalleştiren herkes,bunları destekleyen herkestir.

Vahşet (alıntı)

Saldırıların ilk hedefi, doğal olarak Sarıkışla ve buradaki Türk subayları oldu. İstanbul Hükümeti’nden direnmeme buyruğu alan birlikler, Kışla’da bekliyordu. Yunan birlikleri ve çevresindeki silahlı yerli Rumlar oraya yöneldiler.

O günün olaylarını, yüksek rütbeli bir Fransız subayı not defterine şöyle yazmıştı: “Yürüyüş kolunun önünde çok büyük bir Yunan bayrağı vardı. Herkes çılgınca ‘zito Venizelos’ diye bağırıyor, sancaktar durmadan bayrağı sallıyordu. Gösteri yapanlar, gürültü içinde gitgide kendilerini kaybettiler. Bu biçimde, içinde çok sayıda Türk askerinin bulunduğu büyük kışlanın önüne geldiler. Kışlada, silah altına yeni alınmış yedek subaylar, 56.Süvari Alayı’nın subayları ve düşüncesizce verilmiş emir gereği burada toplanmış başka birçok subay vardı. Bunlar, herhangi bir taşkınlığa neden olmamak ve kolayca suçlanmalarına bahane yaratmamak için kendi rızalarıyla silahlarını teslim ettiler. Sinirli, kederli ve yaptıkları bu gereksiz fedakarlıktan şimdiden pişman olmuş bu savunmasız insanlar, birbirlerine sokulmuşlardı. Bu sırada kışladan, tahrikçi bir Yunan ajanı tarafından patlatılan bir tabanca sesi ortalığı çınlattı. Bu, beklenen bir işaretti. Yunan askerleri hemen kışla karşısında mevzi aldılar ve bir ateş salvosu başladı. Ateşe makineli tüfekler de katıldı. Kışlanın içinde ölü ve yaralılar yere serildiler. Anlatılamayacak bir panik içinde silahsız insanlar koridorlara yığıldılar... Ateş kesilince elinde beyaz bir bezle bir Türk subay, görüşmeci olarak kışladan çıkmıştı, fakat derhal süngülendi ve yere yıkıldı. Daha sonra yeniden başlayan ateş yavaşlayınca, Türk komutan çıktı. Tehditler ve küfürler arasında, komutana bazı emirler verildi. Türk subay ve erler, kışlayı terk edecekler ve derhal gemilere bineceklerdi. Çıkış başladı, ayakta yürüyebilecek durumdaki yaralılar, arkadaşlarının yardımıyla kafileye katıldılar. Limana doğru yürüyorlardı. Kentin yerli Rumları, dindaşlarının kışkırtmasıyla heyecana gelerek toplanmışlardı. Hakaretler, tecavüz ve cinayetler başladı, Türk subaylar, tüfek dipçikleri ve süngülerle hırpalandılar. Üstleri arandı ve soyuldular. Fesler yırtılıp yere atılıp, ayaklar altında hırsla çiğneniyordu. Bu, her Müslüman Türk için, en büyük hakaretti. Yunan subayları olanları alkışladılar. Kalabalık bağırmak ve vurmaktan yorulunca, küfürler başladı. Türk subaylar iki sıra saldırgan arasında, yavaş yavaş yürümeye zorlandılar. Perişan kafile, sonunda liman önünde durdu. Ölü ve ağır yaralılar yola bırakılmıştı. Hayatta kalarak oraya kadar gelebilmiş olanlara; Petris kruvazöründen, destroyerlerden, İzmir’deki Yunan Bankası ve çevresinden ve civardaki Rum evlerinden ateş açıldı. Yunan denizciler birbirleriyle gülüşerek Türk subaylara nişan alıyorlardı. Otuz’dan fazla subay vurularak, binecekleri geminin önünde rıhtıma düştü. Geri kalanlar, türlü hakaretlerle bindikleri geminin ambarına, hayvanlarla beraber tıkıldılar.” 1

İzmir’deki önceden tasarlanmış saldırı, kırk sekiz saat sürdü. Cadde ve sokaklardan başlayıp, çarşılara, konut ve işyerlerine uzanan bir insan avı başlatılmış; sınır konmamış şiddet, Fransız ordu kaynaklarına göre, o gün 300 Türk’ü öldürmüş, 600’ünü de yaralamıştı. 2



Sevgilerimle...

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


muslumbayram 5 Eylül 2018 Çarşamba 09:38:01
RAHMETLİ BABAM DERDİKİ ATATÜRKÜN MUHAFIZ ALAYINDA ALTI YIL ASKERLİK YAPMIŞTIR BU ARADA BELİRTEYİM.
OĞLUM BİR İNSANIN MAYASI BOZUKSA HİÇ UĞRAŞMA BOŞUNADIR ÇABA DERDİ
BU BAKIMDAN ANLADIN SEN BENİ DENİZ KARDEŞİM
Den(iz) 5 Eylül 2018 Çarşamba 09:55:09
Çok güzel özetlediniz Müslüm bey :)))
mirim 5 Eylül 2018 Çarşamba 12:38:12
Ya bu ayrıntıları bilmeden savaş deyip geçiştiriyoruz. Ben iki kez Çanakkale'ye gittim, anlatılanlar karşısında tüylerim diken diken oldu. Aç ölen insanları anmak için bu kadar abartılı bir yemeği verirken bence daha mütevazi olunmalıydı.
AyKıRıSaNaT
5 Eylül 2018 Çarşamba 03:18:00
Bir Rizeli Türkücüden gelsin !


https://www.youtube.com/watch?v=29b03H2lSko


Dünya yerinde Durmaz,
Hiç durmadan dönüyor,
Parlak ışıklar bile,
Birer birer sönüyor,
Yeri geldiği zaman,
Yerine oturacak,
Dönmesine aldanma,
O da bir gün duracak,

Kimi doğuyor,
Kimi ölüyor,
Kimi gidiyor,
Kimi geliyor,
Dünya dönüyor,
Boşver,
Hayat devam ediyor,

Öyle garip bir dünya,
Giden bir şey almadı,
En çok Karun’da vardı,
Sonra bir şey kalmadı

Mezarın çok mu geniş
Koca dünya bile dar,
Sevgi Barış var iken
Savaşa ne gerek var

Kimi doğuyor,
Kimi ölüyor,
Kimi gidiyor,
Kimi geliyor,
Dünya dönüyor,
Boşver,
Hayat devam ediyor.

Söz & Müzik : Hızır Atalay
Aranjör : Toylan Kaya
Klip Yönetmeni : Kubilay Kasap


sygılar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 5 Eylül 2018 Çarşamba 12:39:41
Bunun bir de Hızır Acil versiyonu var :)
Tavsiyene uyup takmamaya çalışalım.
Evet hayat devam ediyor...
Ayvazım Deniz
5 Eylül 2018 Çarşamba 01:02:33
Ben de istiyorum ondan.) Sonra saray istiyorum:)
En iyisi siyasete atılayım demi:)

5 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 5 Eylül 2018 Çarşamba 01:11:30
Maşallah çok da mütevazisin :)
Malum partiden başla siyasete, çok sürmez :)
Ayvazım Deniz 5 Eylül 2018 Çarşamba 01:13:20
Olsun yalakalık yapar bakan felan olurum.) sonra orman yakar villa kurarım.) Yeterki meclise gireyim zaten 2 seneye de ohh emekliyim daha ne.)
mirim 5 Eylül 2018 Çarşamba 01:16:59
Abartma abartma... Sen Rizeli misin ki ? :)
Ayvazım Deniz 5 Eylül 2018 Çarşamba 01:19:41
Nerden anladın Karadenizliyim:) Rizeli değil ama.)
mirim 5 Eylül 2018 Çarşamba 01:20:58
Karadeniz'den ya müteahhit çıkar ya siyasetçi :)
Atıl bari siyasete de bizi de kurtar :)
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.